Gazze halkı, İslami Direniş Hareketi (Hamas) ile İsrail arasında sağlanan geçici ateşkesin ardından, silah ve savaş uçaklarının sessizliğine rağmen günlük yaşamlarını idame ettirmede büyük zorluklarla karşı karşıya kalıyor.
Reuters Haber Ajansı’nın aktardığı bilgilere göre Gazze sakinleri, ağır su bidonlarını çamurlu sokaklarda taşıyor ve enkaz altında giysi arıyorlar. Onlar bir yandan sevdiklerini kaybettiklerine bir yandan da yıkılan evlerine üzülüyorlar.
Gazze Şeridi'nin güneyinde bulunan Han Yunus'taki bir su istasyonunda, salı günü insanlar plastik bidonları eşek arabalarına doldurup kendileri çekerek, bisikletle, alışveriş arabalarıyla, el arabalarıyla veya ellerinde evlerine veya barınaklarına taşıdılar. Plastik bidonları taşımak için tekerlekli sandalye bile kullanılıyor.
Gazze’deki evlerinden ailesiyle birlikte ayrılan Rami el-Rızk, su temini konusunda büyük zorluklar yaşadıklarını söyledi.
İsrail ve Hamas arasındaki ateşkes beşinci gününde, Mısır'dan Gazze'ye büyük miktarda yardım kamyonunun girişine izin verildi. Ancak insani ihtiyaçlar o kadar büyük ki, Gazzelilerin çoğu bu durumun etkisini çok az hissetti.
Su istasyonunda bekleyen Muaz Hamdan, ateşkes ya da ateşkes olmaması arasında hiçbir fark olmadığını, çünkü hâlâ elektrik, su ya da temel yaşam gereksinimlerinden yoksun olduklarını söyledi.
Gazze sokaklarında görülen başlıca faaliyet su aramaktı. Yağmur, çamur ve su birikintilerin arasında, genç yaşlı, çocuk herkesin su istasyonuna doğru gitti.
Han Yunus'un başka bir bölgesinde Meryem, çocuklarına kıyafet aramak için İsrail hava saldırısıyla moloz haline gelen evine döndü. Aile şu anda çok sayıda insanla birlikte bir okula sığınmış durumda.
Meryem, savaşın eviyle beraber hayallerini de yok ettiğini söyledi. Dört günlük ateşkesin çok kısa olduğunu ve sadece kısa süreli bir rahatlama sağladığını belirtti.
Acı dolu hatıralar
Kasabanın başka bir bölgesinde Yaser Ebu Shamala, bir zamanlar evi olan ve ebeveynleri, kız kardeşleri, erkek kardeşleri, yeğenleri, kuzenler de dahil olmak üzere 30'dan fazla akrabasının öldürüldüğünü söylediği akrabalarıyla paylaştığı evin enkazının üzerinde yürüdü.
Kuzeni hala molozun altında olduğu için buraya döndüğünü ve kimsenin onu dışarı çıkaramadığını, ayrıca acı verici anıları hatırlayamadığını söyledi.
Ebu Şemala, eşi ve beş çocuğuyla birlikte başka bir binada yaşadığı için hayatta kaldığını söyledi. Moloz yığınlarını alıp bir kenara atarken, molozların arasında yırtık bir oyuncak bebek belirdi.
Buraya enkaz altında kalan eşyalarını almak için geldiğini, ancak gerekli ekipmanları olmadığı için başaramayacağını söyledi ve sordu: “Enkazın kaldırılamadığı, kayıpların bulunamadığı ve ölenlerin defnedilemediği bir ortamda ateşkesin anlamı nedir?”
Savaş, Hamas'ın 7 Ekim'de gerçekleştirdiği bir saldırının ardından başladı ve İsrail verilerine göre 1.200 kişi öldü ve 240 kişi rehin alınarak Gazze’ye götürüldü.
İsrail bu eyleme, Gazze'ye hava ve kara saldırıları düzenleyerek cevap verdi. Gazze Sağlık Bakanlığına göre İsrail’in saldırıları, yüzde 40’ı çocuk olmak üzere 15.000'den fazla kişinin ölümüne neden oldu.
Han Yunus’ta yaşayan Ahmed el- Neccar, dört gün değil, 40 gün hatta 4 yıl bile sürse bu ateşkesin yaşanan acıyı hafifletmeye yetmeyeceğini söyledi.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)
Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)