İsrail'de çatışmaya son verilmesi çağrısında bulunan ‘seslerde’ gözle görülür artış

‘Aklın sesi’ olan bir grup siyasi ve askeri personel, ‘Hamas'ı yok etmenin’ mümkün olmadığını, gerekli olanın ‘siyasi girişim’ olduğunu söylüyor.

İsrail’in hava saldırıları sonucu yerle bir olan Gazze Şeridi'nden. (AFP)
İsrail’in hava saldırıları sonucu yerle bir olan Gazze Şeridi'nden. (AFP)
TT

İsrail'de çatışmaya son verilmesi çağrısında bulunan ‘seslerde’ gözle görülür artış

İsrail’in hava saldırıları sonucu yerle bir olan Gazze Şeridi'nden. (AFP)
İsrail’in hava saldırıları sonucu yerle bir olan Gazze Şeridi'nden. (AFP)

Gazze Şeridi'ndeki ateşkesin genişletilmesi ve İsrail ile Hamas arasında esir değişimi anlaşmalarının artırılması yönündeki konuşmaların ortasında, Tel Aviv'de savaş retoriğine son verilmesini ve iki halk arasındaki çatışmayı sona erdirmek için fırsatlar aranmasını talep eden ‘aklın sesleri’ olarak tanımlanabilecek sesler, fark edilir derecede yükselmeye başladı. Bu, Washington ve Arap başkentlerindeki arabuluculara, tıpkı kendi halklarının çıkarlarını ve yeni nesillerin geleceklerini düşünen liderlerin parladığı durumlarda olduğu gibi, bölgenin yaşadığı felaketi umuda dönüştürme olanağı sağlıyor.

Bu ses, intikama dayalı radikal söylemlerden rahatsız olan bir grup eski siyasi ve askeri lider ile bazı yazarlar tarafından yükseltiliyor. Söz konusu radikal söylemler, “Hamas'ı yok etmek, Gazze Şeridi'ni tamamen işgal etmek ve halkını sınır dışı etmek” gibi zoraki hedefler koymakta ısrar ediyor.

rthrty
İsrail'in Han Yunus'a yaptığı saldırılar sonucu ortaya çıkan yıkımdan. (Reuters)

Bu liderler içinden öne çıkanlar arasında, Binyamin Netanyahu hükümetinde Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı olarak görev yapan ve İsrail tarihinde en fazla askeri madalyanın sahibi olarak kabul edilen eski Başbakan Ehud Barak da bulunuyor. “Pek çok savaşa katılmış ve kan dökmenin anlamını bilen kendi kuşağının, gücün de sınırları olduğuna inandığını” ifaden eden Barak, dün Haaretz gazetesinde yayınlanan makalesinde şu ifadeleri kullandı:

İyi insanların, güvenliğimizin İsrail'in Gazze Şeridi üzerindeki tam ve kalıcı kontrolüne bağlı olduğunu düşünmesine neden olan bu bariz çelik mantıkla birlikte, bu düşünce onları Lübnan'ı, ardından Suriye'yi ve belki de tüm bölgeyi kontrol etme ihtiyacına sürükleyecektir. Sonuç olarak Binyamin Netanyahu liderliğindeki bir hükümetin, İsrail'in stratejik konumuna ciddi zararlar vereceği ve sonu olmayan bir savaşa yol açacağı sonucuna varılmıştır. Bu büyük bir zarardır. Netanyahu, zayıflığının sonuçları onarılamaz hale gelmeden görevinden istifa etmeli. Mevcut şartlarda Netanyahu, Itamar Ben Gvir ve Bezalel Smotrich'in olmadığı geniş bir ulusal birlik hükümetine ihtiyacımız var. Ancak dışsal ve saptırıcı düşüncelerden uzak, sorumlu ve kararlı davranacak bu hükümet, İsrail'in savaşı zaferle bitirmesine rehberlik edebilir.

xsdcfr
İsrail askerleri Salı günü Lübnan'ın kuzey sınırına yakın Kiryat Shmona'da askeri tatbikat sırasında. (AFP)

Makalenin devamında Barak şunları yazdı:

İki aylık savaşın ardından belirleyici noktaya yaklaşıyoruz. İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nin kuzeyinde net başarıları var. Ancak Hamas güneyde dağılmaktan çok uzak ve kuzeyde de yeteneklerini sürdürüyor. Hamas'ın askeri ve otoriter yeteneklerini yok etme hedefinin tamamlanması gerekli, ancak bunun için aylar ve belki de daha fazlası gerekecek. Mevcut durumda pratik saat ile politik saat senkronize değil. Eyleme geçmenin uluslararası meşruiyeti hızla tükeniyor. ABD ile bile gerilim kapalı odalarda yükseliyor ve patlayabilir. Kaçırılan insanların serbest bırakılması, Hamas'ı yok etmekten daha önemli değil ama daha acil ve en yüksek önceliğe sahip olmalı. Netanyahu'nun savaşı yönetmedeki başarısızlığı, önümüzdeki gün net bir pozisyon olmadan zafere ulaşılamayacağının farkına varılmamasından kaynaklanıyor. Netanyahu, Batı Şeria'yı alevlendirmeye çalışan kundakçılar Itamar Ben Gvir ve Bezalel Smotrich'le hâlâ kutsal olmayan bir ittifaka bağlı. Bu iki isim, Netanyahu’nun derhal görevden alınması yönündeki taleplere karşı ona koruma sağlıyor. Ama temelde İsrail'in tam kontrolünü yeniden ele geçirme ve Gazze Şeridi'nin sorumluluğunu üstlenme vizyonunu empoze etmek için İsrail'in kendilerine olan bağımlılığını istismar ediyorlar. Bu süreç, büyük olasılıkla Gazze bataklığında boğulmak, yıllarca süren çatışma ve kayıplar, ABD yönetimiyle kriz, Mısır ve Ürdün'le ilişkilerin, İbrahim Anlaşmaları'nın ve Suudi Arabistan'la normalleşme fırsatının tehlikeye atılması anlamına geliyor.

hy6uk

Yedioth Ahronoth'un başyazarı Nahum Barnea ise şunları yazdı:

Hamas'ın tasfiyesi konusunda her gün yüksek sesle açıklamalar yapmak yerine ses tonunu alçaltmak daha iyidir. Bu sadece İsrail kamuoyunun değil, kaçırılan insanlarla ilgili anlaşmalarda arabuluculuk yapmamız gereken Amerikalıların, Mısırlıların ve Katarlıların da kafasını karıştırıyor. Güvenilirlik müzakerelerde hayati bir unsurdur. Hamas ateşkes istedi. Bu onlar için işe yaradığı gibi İsrail ordusu için de işe yarıyor. Ateşkes, İsrail ordusunun kara harekatının ilk üç haftasında ortaya çıkan kusurları ve eksiklikleri gidermesine olanak tanıyor. 7 Ekim'den bu yana bizimle birlikte olan sorunları keşfetmemize olanak sağlıyor. Her şeyden önce de savaştan sonra ne olacağı meselesinde. Durum istikrara kavuştuktan sonra İsrail Gazze'de nasıl bir gerçeklik arıyor? Hükümet mevcut yapısıyla bu konuda gerekli kararları alabilecek mi? Yapabileceği çok şüpheli.

ghhjty
Gazze şehrinde meydana gelen yıkımdan bir görüntü (AP)

Dror Yemini, Yedioth Ahronoth'ta ‘Saldırgan açıklamalara son’ başlığıyla şunları yazdı:

Hamas ortadan kaldırılmalı, kökünden sökülmeli, yok edilmeli. Hamas'tan hayatta kalanlar, Nürnberg Duruşmaları’nda konuşulan bir formüle karşı çıkmak zorunda kalacak. Çünkü Hamas'ın ideolojisi, kelimenin tam anlamıyla bir Nazi ideolojisidir. Ancak İsrail'in mücadeleyi sürdürebilmesi için uluslararası desteğe ihtiyacı var. Durumu bilmeyen on milyonlarca insanın desteğine ihtiyacı var. Ayrıca Arap ve İslam dünyasında Müslüman Kardeşler'e sıcak bakmayan milyonların desteğine de ihtiyacımız var. ABD Kongresi’nin desteğine ihtiyacımız var. İşte tam da bu yüzden İsrail çıkmazı kırmalı ve oyunun kurallarını değiştirmeli. ‘Savaşın var gücüyle sürdürülmesi’ ve ‘ateşkesin sona erdirilmesi’ gibi gösterişli açıklamalar yerine, İsrail'in savaşın devam etmesini istemediğini tam olarak söylemek gerekiyor. İsrail ateşkes teklif ediyor. Elbette, Gazze Şeridi'nin askerden arındırılması, kaçırılanların tümünün iade edilmesi ve Hamas aktivistlerinin Gazze Şeridi'ni terk etmesi koşuluyla. Tepkinin ne olacağını zaten biliyoruz. Uluslararası kamuoyunda İsrail'e stratejik üstünlük kazandıracak olan da tam olarak budur. Elbette mücadeleye devam etmek için daha fazla zaman gerekiyor.

dfegrt
Yahudi bir din adamı, Gazze Şeridi'ndeki savaşa katılan İsrail askerlerini kutsuyor. (EPA)

Prof. Dr. Tom Mehager, Haaretz gazetesinde ‘Zafer olmayacak, Hamas'ı yok etmeyeceğiz, siyasi girişim gerekiyor’ başlıklı yazısında şu ifadeleri kulandı:

Belki de görünüşte iyimser bir senaryoda İsrail, birkaç ay içinde Hamas'ı yenecek ve Hamas otoritesi çökecek. Ancak bu yeni gerçeklikte Gazze Şeridi ve sakinleri üzerindeki kontrolün sürdürülmesinin sorumluluğu İsrail'e ait olacak. Bu güçlü şokun güvenlik getirip getirmeyeceği ve hatta ayrılık sürecinden önce Gazze Şeridi'nden ve Güney Lübnan'dan bildiğimiz gibi kalıcı bir çatışma ve kayıp durumunu devam ettirip ettirmeyeceği konusunda şüpheler var. Bu nedenle, Gazze Şeridi'ne ve onun yoksul sakinlerine ne kadar acımasız darbe indirirsek indirelim, zafer kazanamayacağımızı kabul etmenin zamanı geldi. Acı gerçek şu ki Hamas ve onun ardından Hizbullah, İsrail'i kendi saldırı girişimleri ve bizim korkunç başarısızlığımızla başlayan bir savaşa sürükledi. Askeri operasyonlar, içinde bulunduğumuz siyasi durumu değiştirmede başarılı olamayacak. Peki ne yapmalı? Öncelikle bir ateşkes tesis etmek, kaçırılan tüm insanları serbest bırakmak için kapsamlı bir anlaşma yapmak ve başarısızlığın sorumlularını mümkün olan en kısa sürede sorumlu tutmak için çalışmalıyız. Bundan sonra Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nde yaklaşık 15 yıl gibi uzun vadeli bir ateşkes karşılığında bir Filistin devleti kurmayı taahhüt etmeli ve bu taahhüdü uygulamaya çalışmalıyız. Bu teklif Araplar, ılımlı Arap dünyası ve Filistin Yönetimi tarafından desteklenecek. Hamas liderleri de daha önce benzer bir plan önerdiği için Hamas'ın bu girişime katılmaktan başka seçeneği kalmayacak. Filistin halkının yok olmayacağının, burada güven içinde yaşamanın yolunun, onların haklarının ve meşru bağımsızlık taleplerinin tanınmasından geçtiğinin anlaşılmasından kaynaklanan bir İsrail siyasi girişiminin zamanı geldi.



Şarku’l Avsat, Gazze’deki Hamas liderinin İsrail’in suikast girişiminden kurtulmasının ayrıntılarını ortaya koydu

Hamas lideri Ali el-Amudi (Hamas’a bağlı Filistin Basın Merkezi)
Hamas lideri Ali el-Amudi (Hamas’a bağlı Filistin Basın Merkezi)
TT

Şarku’l Avsat, Gazze’deki Hamas liderinin İsrail’in suikast girişiminden kurtulmasının ayrıntılarını ortaya koydu

Hamas lideri Ali el-Amudi (Hamas’a bağlı Filistin Basın Merkezi)
Hamas lideri Ali el-Amudi (Hamas’a bağlı Filistin Basın Merkezi)

Hamas kaynakları, İsrail’in hareketin Gazze Şeridi’ndeki Siyasi Büro yöneticisi Ali el-Amudi’ye yönelik suikast girişiminin perde arkasına ilişkin yeni ayrıntıları ortaya çıkardı. El-Amudi, 3 Ekim’de çok sayıda füze ve kamikaze insansız hava aracıyla (İHA) hedef alınarak bombalanan bir konuttan sağ kurtulmuş, saldırıda 5 Filistinli hayatını kaybetmişti.

İstihbarat raporu...

Üç kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, saldırıdan yaklaşık üç saat önce Ali el-Amudi’ye acil bir istihbarat raporunun ulaştığını ve bunun üzerine bulunduğu yerden ayrıldığını belirtti. Ancak raporda, şahsen kendisini doğrudan hedef alacak bir operasyon düzenleneceğine ilişkin kesin bir bilgi bulunmuyordu.

cdfvgbhy
Eylül 2026 başlarında İsrail tarafından saldırıya uğrayıp kaçırılan bir Hamas güvenlik görevlisinin evinin yakınındaki Filistinliler (EPA)

Birbirinden bağımsız ancak birbiriyle örtüşen açıklamalarda bulunan kaynaklar, el-Amudi’nin hedef alınan konuttaki dairede bulunduğunu ve istihbarat raporunda yer alan bilgileri ciddiye aldığını, bu nedenle başka bir güvenli yere geçtiğini aktardı.

Kaynaklar, Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na bağlı ‘hava kuvvetleri’ mensubu iki kişinin, 2 Ekim gündüz saatlerinde, Filistin güvenlik birimleri tarafından tehlikeli teknolojileriyle tanınan İsrail’e ait iki İHA’nın yoğun uçuşlarını tespit ettiğini belirtti. İHA’ların, Gazze kentinin batısındaki liman bölgesi ve binanın çevresinde dairesel hareketlerle uçtuğu kaydedildi.

Kaynaklara göre bölgede uçan İHA’lar, yapay zekâ ve hedeflerin hassas biçimde belirlenmesine yardımcı olan diğer teknolojilerden yararlanan gelişmiş istihbarat sistemleri taşıyordu. İHA’ları saatler boyunca net biçimde gözlemleyen iki Kassam Tugayları mensubu, bölgede bulunan üst düzey bir isme yönelik suikast düzenlenebileceğini değerlendirdi. Bunun üzerine acil durum raporunu daha üst düzey güvenlik birimlerine ilettiler. Rapor, el-Amudi de dahil olmak üzere Hamas’ın üst düzey isimlerini korumakla görevli yetkililere ulaştırıldı.

Kaynaklar, el-Amudi’nin güvenliğinden sorumlu olan ve nerede bulunduğunu bilen tek kişinin raporu alır almaz kendisine gittiğini, yaşananları aktardığını belirtti. Hamaslı yetkilinin de hedefin kendisi olabileceği ihtimalini göz önünde bulundurarak vakit kaybetmeden daireden ayrılma kararı aldığı ifade edildi. Yaklaşık bir saat veya daha uzun bir süre sonra daire, tehlikeli güdümlü füzelerle ve bir ya da iki kamikaze İHA ile hedef alındı.

Merkezi karakter...

El-Amudi, Hamas’ın eski lideri Yahya Sinvar’a hem İsrail hapishanelerinde hem de hapishane dışında oldukça yakındı. İkili, serbest bırakılmadan önce aynı dönemde tutuklu bulunmuştu. El-Amudi, İsrailli asker Gilad Şalit’in serbest bırakılması karşılığında Filistinli tutukluların salıverildiği esir takası anlaşması kapsamında özgürlüğüne kavuşmuştu.

cvfg
Eylül 2026 başlarında Hamas güvenlik görevlisinin kaçırılmasıyla aynı zamana denk gelen İsrail hava saldırısının gerçekleştiği alanda yürüyen Filistinli bir adam (EPA)

Suikast girişiminden günler ve haftalar önce el-Amudi, Hamas’ın Gazze’deki liderliğini belirlemek üzere düzenlenen iç seçimlerde yarışmıştı. Ancak rakibi Nizar Avadullah karşısında sonuç alamamış, itiraz üzerine iptal edilen ikinci tur seçimlerin yapılması kararlaştırılmıştı.

El-Amudi, Hamas’ın hem Gazze Şeridi’nde hem de bölge dışında önemli isimlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Farklı İHA’lar

İHA’lara ilişkin değerlendirmelerini sürdüren kaynaklar, sahadaki unsurların Gazze Şeridi üzerinde sürekli uçan bu araçların türleri konusunda giderek daha fazla deneyim kazandığını belirtti. Kaynaklar, bu araçların oluşturduğu tehlikenin nasıl tespit edileceğinin öğrenildiğini, İHA’ların bir bölümünün kamikaze, diğerlerinin ise istihbarat amaçlı kullanıldığını ve farklı modellerin birbirinden farklı kapasitelere sahip olduğunu aktardı.

Kaynaklar, İsrail’in kullandığı çeşitli İHA modellerinin bulunduğunu, bunların bazılarının askerî alanda bilinen, bazılarının ise bilinmeyen isimler taşıdığını ifade etti. Bazı modellere Gazze’de veya Filistinli gruplar arasında özel adlar verildiği, bu adların söz konusu araçlar ve kapasiteleri hakkında İsrail askerî kaynaklarına dayanan internet sitelerinden toplanan bilgiler doğrultusunda belirlendiği kaydedildi.

dfrgthyu
Gazze semalarında iki İsrail İHA’sı (Arşiv – AFP)

Kaynaklar, Gazze Şeridi hava sahasının farklı türlerdeki İHA’ların sürekli uçuşlarına sahne olduğunu belirtti. Bu durumun, Filistinli grupların askerî kanatlarını hava sahasını sürekli gözlemlemeye ve takip etmeye yönelttiği, böylece belirli hedeflere yönelik operasyonel tehditleri mümkün olduğunca etkisiz hâle getirmeye veya herhangi bir saldırının sonuçlarını en aza indirmeye çalıştıkları ifade edildi.

Farklı türlerdeki İHA’ların gerçek adlarını ve farklı görevlerini pek çok Gazze Şeridi sakini bilmiyor. Bu arada Filistinli gruplar, söz konusu İHA’lar hakkında daha fazla bilgi edinmek ve keşif kapasitelerini geliştirmek amacıyla çalışmalarını sürdürüyor.

Benzer olaylar

Kaynaklardan biri, Hamas’ın üst düzey güvenlik yetkililerinden Muin el-Arabid’in de benzer bir durumla karşı karşıya kaldığını açıkladı. 2 Eylül’de kaçırılan el-Arabid’in, bölgedeki benzer İHA’ların uçuşlarının oluşturduğu tehlikeye ilişkin diğer güvenlik yetkilileriyle birlikte uyarıldığını, ancak bu uyarıların dikkate alınmadığını belirtti. Kaynağa göre, el-Arabid’in veya başka bir ismin kaçırılması amacıyla karadan bir operasyon düzenleneceği kimsenin aklına gelmemişti. Hava saldırısıyla suikast düzenlenmesi bekleniyordu. Bu nedenle bazı üst düzey isimler o dönemde gizlenmeye yönelik belirli güvenlik önlemleri aldı.

Kaynaklar, İsrail’in üst düzey bir ismi hedef alıp almayacağına ilişkin niyetlerini anlamak amacıyla Gazze Şeridi’ndeki bölgelerin hava sahasında uçan tüm İHA’ların sürekli takip edildiğini belirtti.

Kaynaklardan birinin aktardığına göre, Kassam Tugayları’nın Kuzey Tugayı Komutanı İzzeddin el-Beyk de öldürülmesinden günler önce benzer bir rapor almış ve bulunduğu yerden başka bir noktaya geçmeye karar vermişti. Ancak el-Beyk, Gazze kentinin kuzeybatısındaki Nasr mahallesinde bulunan bir konutta düzenlenen saldırıda hayatını kaybetti.

Kaynak, İsrail’in yapay zekânın yanı sıra başka teknolojilerden de yoğun biçimde yararlanması nedeniyle, el-Beyk’in yer değiştirdiği konumun belirli teknolojiler aracılığıyla tespit edilmiş olabileceğini değerlendirdi. Kaynak ayrıca İsrail’in, İsrail İç Güvenlik Servisi Şin-Bet ile iş birliği yapan kişilerden de yararlandığını; bu kişilerin ekonomik, yaşam koşulları ve sosyal durumlarının istismar edilerek iş birliğine yönlendirildiğini ifade etti.


Cezayir’de kabine değişikliği: İçişleri Bakanlığı’na İbrahim Murad atandı

Cezayir Devlet Başkanı Abdelmecid Tebbun (DPA)
Cezayir Devlet Başkanı Abdelmecid Tebbun (DPA)
TT

Cezayir’de kabine değişikliği: İçişleri Bakanlığı’na İbrahim Murad atandı

Cezayir Devlet Başkanı Abdelmecid Tebbun (DPA)
Cezayir Devlet Başkanı Abdelmecid Tebbun (DPA)

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun, dün gerçekleştirdiği kabine revizyonu kapsamında İbrahim Murad’ı Devlet Bakanı ve İçişleri ile Yerel Yönetimler Bakanı olarak atadı. Murad, bu görevi Said Sayud’dan devraldı.

Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada, daha önce hem İçişleri hem de Ulaştırma bakanlıklarını bünyesinde yürüten Said Sayud’un ise yeni kabinede Ulaştırma Bakanı olarak görev yapacağı belirtildi.

İlgili kararlar kapsamında Cumhurbaşkanı Tebbun, Dışişleri Bakanlığı eski Genel Sekreteri Lunas Magraman’ı Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği görevine getirdi. Magraman, geçen hafta hayatını kaybeden Bualem Bualem’in yerine atandı.


Sudanlı siyasi güçler, savaşı sona erdirmenin yollarını Beşli Mekanizma ile görüşüyor

Hartum’da bir yardım mutfağından yemek alabilmek için kap tutan Sudanlı bir çocuk, 23 Eylül (AP)
Hartum’da bir yardım mutfağından yemek alabilmek için kap tutan Sudanlı bir çocuk, 23 Eylül (AP)
TT

Sudanlı siyasi güçler, savaşı sona erdirmenin yollarını Beşli Mekanizma ile görüşüyor

Hartum’da bir yardım mutfağından yemek alabilmek için kap tutan Sudanlı bir çocuk, 23 Eylül (AP)
Hartum’da bir yardım mutfağından yemek alabilmek için kap tutan Sudanlı bir çocuk, 23 Eylül (AP)

Addis Ababa’da, “İlkeler Bildirisi” çatısı altında bir araya gelen Sudanlı siyasi ve sivil güçlerden oluşan heyet, Beşli Mekanizma ile Sudan’daki savaşı sona erdirmenin ve insani krizi çözmenin yollarını görüştü.

Söz konusu güçler, yaptıkları yazılı açıklamada, Afrika Birliği, Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB), Arap Birliği ve Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesinden (IGAD) oluşan Beşli Mekanizma ile pazartesi günü gerçekleştirilen toplantıda, Sudanlıların öncülüğünde yürütülecek bir barış sürecine yönelik somut adımların ele alındığını bildirdi. Sürecin, kalıcı ateşkese ve sivil demokratik geçişe zemin hazırlayacak bir insani ateşkesle başlaması öngörülüyor.

Savaşa karşı çıkan sivil ve siyasi bir ittifak olan güçler, açıklamalarında “koşulsuz ve derhâl insani ateşkes” sağlanmasının öncelikli olduğunu vurguladı. Açıklamada ayrıca sivillerin korunması ve insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasının güvence altına alınması çağrısında bulunuldu. Bu adımların barış sürecinin başlatılmasına zemin hazırlayacağı ifade edildi.

Sudanlı güçler, uluslararası Beşli Mekanizma’ya üç eş zamanlı eksen üzerinde ilerleyecek kapsamlı bir barış süreci önerisi sundu. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu eksenlerin başında savaşın yol açtığı insani krize müdahale ve ateşkesin sağlanması geliyor. Üçüncü ekseni ise krizin kök nedenlerini ele alacak, adil ve kapsayıcı bir barışın önünü açacak ve sürdürülebilir sivil demokratik geçişi mümkün kılacak siyasi diyalog oluşturuyor.

Öneride, bölgesel ve uluslararası arabuluculuk girişimlerinin birleştirilmesi ve koordineli baskı mekanizmalarıyla desteklenmesi çağrısı da yer aldı. Bu kapsamda silah ambargosunun Sudan’ın tamamını kapsayacak şekilde genişletilmesi, savaşın finansman kaynaklarının kurutulması, ağır ihlallerden sorumlu olanların ve barışı engelleyenlerin hesap vermesinin sağlanması öngörülüyor.

Addis Ababa’daki toplantıya katılanlar, “Dörtlü Mekanizma”, Beşli Mekanizma ve troyka ülkelerini kapsayan ortak bir çatı oluşturulmasının önemini vurguladı.

Açıklamada ayrıca bütün Sudanlı sivil güçlerin, herhangi bir tarafın sürece hâkim olmasını önleyecek adil ölçütler doğrultusunda barış sürecinin tasarımına ve yönetimine katılması gerektiği belirtildi. Eski iktidar partisi Ulusal Kongre Partisi’nin ve örgütsel uzantılarının ise gelecekteki siyasi sürece katılımının dışlanması gerektiği ifade edildi.

Açıklamaya göre, İlkeler Bildirisi’ni destekleyen güçler, barış sürecinin, barışı engelleyen savaş taraflarına yönelik daha sıkı baskı önlemlerinin uygulanmasıyla ilişkilendirilmesi gerektiğini de vurguladı. Çatışmayı körükleyen her türlü dış desteğin durdurulması, savaşın finansman kaynaklarının kurutulması ve ağır ihlallerden sorumlu olanların hesap vermesi çağrısı yinelendi.

Sudan’ın toprak bütünlüğünün ve halkının birliğinin korunması gerektiğine dikkat çeken güçler, bölgesel ve uluslararası girişimlerin Sudanlılarla birlikte hareket ederek krize barışçıl bir çözüm bulması çağrısını yineledi. Açıklamada, diplomatik çabaların kan dökülmesini durduracak ve Sudan halkının çektiği acıları hafifletecek somut adımlara dönüştürülmesi gerektiği kaydedildi.

Sudanlı İlkeler Bildirisi güçleri daha önce de krizin askerî bir çözümü olmadığı yönünde ortak bir belge üzerinde uzlaşmıştı. Belge, savaşa karşı çıkan güçlerin geniş katılımıyla, tamamen Sudanlıların sahipliğinde yürütülecek bir siyasi süreç çağrısında bulunarak kalıcı çözümlere ulaşma olasılığının güçlendirilmesini hedefliyor.

İlkeler Bildirisi’ni destekleyen güçler arasında, eski Başbakan Abdullah Hamduk liderliğindeki Sumud İttifakı, Ulusal Ümmet Partisi, Federal Birlikçi Topluluk, Sudan Kongre Partisi, Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Devrimci Akım, Sudan Kurtuluş Ordusu Hareketi, Arap Sosyalist Baas Partisi ve çok sayıda bağımsız ulusal isim bulunuyor.