Silikon Vadisi’nden gözetleme ve casusluk alanında atılım

Teknoloji şirketleri ürünlerini ABD polisine satıyor

Manhattan üzerinde uçan bir dron (Getty images)
Manhattan üzerinde uçan bir dron (Getty images)
TT

Silikon Vadisi’nden gözetleme ve casusluk alanında atılım

Manhattan üzerinde uçan bir dron (Getty images)
Manhattan üzerinde uçan bir dron (Getty images)

Eylül ayı başlarında New Yorklular, kutlamalar sırasında başlarının üzerinde istenmeyen bir misafirin dolaştığını fark etmiş olabilirler. Hafta sonu yapılacak İşçi Bayramı yaklaşırken New York Polis Departmanı (NYPD), arka bahçe partileri de dahil olmak üzere kutlamalarla ilgili şikayetleri incelemek için dron (insansız hava aracı/İHA) devriyeleri düzenleyeceğini açıkladı. ABD’de polis gözetimi giderek yaygınlaşan bir durum haline geldi. Northwestern Üniversitesi Pritzker Hukuk Fakültesi araştırmacıları tarafından kısa bir süre önce yapılan bir araştırmaya göre, polis departmanlarının yaklaşık dörtte biri artık dronları kullanıyor.

Daha da şaşırtıcı olan ise bu teknolojinin geldiği yer. New York Polis Departmanı’nın teknoloji tedarikçileri arasında yer alan Skydio, dron kullanımını kolaylaştırmak için yapay zekayı kullanan Silikon Vadisi’nden bir şirket. Şirket tarafından geliştirilen yapay zeka tabanlı yazılım, polis memurlarının çok az bir eğitimle dronları kontrol etmelerine olanak sağlıyor. Skydio, tanınmış risk sermayesi devi olan Andreessen Horowitz ve ünlü girişim sermayesi (startup) şirketi Accel Partners tarafından destekleniyor.

NYPD, pencere camlarından içeriyi görüntüleyebilen gece görüş kameralarıyla donatılmış dronlar üreten Brink’s adlı başka bir startup şirketinden de teknoloji ürünleri satın alıyor. Brink's şirketinin yatırımcıları arasında ChatGPT'nin arkasındaki startup şirketi OpenAI'nin CEO’su Sam Altman ve bir başka güçlü risk sermayesi şirketi olan Index Ventures bulunuyor.

Silikon Vadisi’nin ABD kolluk kuvvetlerinin isyancılara karşı casusluk yapmasına yardımcı olması şaşırtıcı görünebilir. Çünkü devlet gözetimine verilen destek, internetin kullanılmaya başladığı ilk günlerde reşit olan birçok önde gelen ABD’li teknoloji geliştiricisinin benimsediği özgürlükçü değerlerle utanç verici derecede çelişiyor. Silikon Vadisi, 1950'li yıllarda ABD savunma sanayisine çip tedarik etmeye başlasa da ilginin güdümlü füzelerden e-ticarete ve iPhone telefonlara kaymasıyla devletle olan ilişkileri zayıfladı.

Geliştirilmekte olan ve startup şirketlerinin katılım gösterdiği hükümet faaliyetlerinden biri de gözetleme ve casusluk.

Teknoloji sektörü günümüzde büyümede yeni ufukları ararken, devlete satış trendi yeniden ivme kazandı.

Andreessen Horowitz'in genel ortağı Katherine Boyle, geçtiğimiz yıl yayınladığı bir blog yazısında, hükümetlerin ‘yazılım devriminin kalan son muhalifleri’ olduklarını yazdı. Andreessen Horowitz Şirketi, bu yılın başlarında hükümetle ilgili sektörlere yatırım yapmak için American Dynamics Fund’u kurdu. Ülke, yavaş ama emin adımlarla dijital çağa doğru yol alıyor. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), 2022 yılı sonunda Alphabet, Amazon, Oracle ve Microsoft olmak üzere dört teknoloji deviyle her biri 9 milyar dolar değerinde bulut bilişim sözleşmeleri imzaladı. The Economist dergisinin verilerine göre, geçtiğimiz yıl yapılan sözleşmelerin yüzde 11'i yazılım ve teknolojiye yönelikti. Bundan 10 yıl önce bu oran yüzde 8’di.

Geliştirilmekte olan ve startup şirketlerinin katılım gösterdiği hükümet faaliyetlerinden biri de gözetleme ve casusluk. Bu alanı dönüştürmek amacıyla yeni izleme ve analiz teknikleri kullanılıyor. Polise ve diğer güvenlik kuruluşlarına kameralar ve çeşitli gözetim araçları satan Axon Enterprises ve Motorola Solutions gibi geleneksel tedarikçilerin yanında daha gelişmiş ve yenilikçi teknolojiler geliştirmeye çalışan yeni startup şirketleri de var.

Dronların giderek artan popülaritesiyle birlikte yasadışı kullanımı nedeniyle 2013 yılında sadece üç kaza gerçekleşirken 2017’de bu rakam 550’ye yükseldi
Dronların giderek artan popülaritesiyle birlikte yasadışı kullanımı nedeniyle 2013 yılında sadece üç kaza gerçekleşirken 2017’de bu rakam 550’ye yükseldi

Gelişen teknoloji ürünlerinin başında dronlar geliyor. Bu sektörün, geçtiğimiz yıl ABD’de satılan tüm dronların neredeyse dörtte üçünü tedarik eden Çin merkezli DJI şirketinin hakimiyetinde olması, ABD yönetimi çevrelerinde büyük endişe yarattı. 1 Kasım'da, ABD Kongresi’ne resmi kurumların Çin’den İHA satın almasını yasaklayan bir yasa tasarısı sunuldu. Aynı şekilde Florida da dahil olmak üzere bazı eyaletlerde acil durum departmanlarının da Çin üretimi dronlar satın almasını yasakladı. Tüm bu uygulamalar, Skydio ve Brink’s gibi şirketler için bir nimet olarak görülüyor. Öte yandan geliştirilmeye devam eden başka havadan gözetleme cihazları da var. Bir diğer startup şirketi Skydweller, güneş enerjisiyle çalışan, otonom bir hava aracı geliştirmeyi hedefliyor. Şirketin açıklamasına göre, proje eğer başarılı olursa, hava aracının şarj olması için yere inmesi gerekmeyecek ve bu da ‘aralıksız gözetleme’ imkânı sunacak.

Uydu piyasası

Gelişen teknoloji ürünlerinin ikinci sırasında ise uydular var. Elon Musk’ın sahibi olduğu roket şirketi SpaceX ve onu taklit eden şirketler, nesneleri uzaya göndermenin maliyetini yirmi yıl önceki maliyetlerin yaklaşık onda birine düşürmeye yardımcı oldu. Ancak bu durum, Dünya’nın alçak yörüngesinin yaklaşık sekizde birinin gezegeni izlemek için kullanılan uydular tarafından işgal edilmesine yol açtı.

Başka bir risk sermayesi şirketi olan Founder Fund'dan Trae Stephens, bir veri ve araştırma şirketi olan Pitchbook’a göre, şu an uydu görüntüleri satan yaklaşık 200 şirketin bulunduğunu ve bu pazarın bir meta haline gelecek kadar büyük olduğunu söyledi. Bu şirketlerden biri olan BlackSky, her saat başı Dünya üzerindeki bir noktanın fotoğrafını çekebildiğini söylüyor. Uydu görüntüleri son on yılda çok yol kat etti. Oregon eyalet polisinin, bir evin arka bahçesinde yasa dışı esrar yetiştiriciliği vakasını ortaya çıkarmak için Google Earth görüntülerini kullanmasının üzerinden uzun zaman geçti.

Teknoloji şirketleri ayrıca, kolluk kuvvetlerinin artık bir tık uzakta olan çok sayıda görselden ve bilgiden daha iyi yararlanmasına yardımcı olacak araçlar da satıyor. Andreessen Horowitz tarafından desteklenen bir başka girişim şirketi olan Ambient AI, şüpheli faaliyetlerin kameralarla otomatik olarak takip edildiği bir teknoloji geliştirdi. ABD'de CIA, NSA ve FBI gibi devletin en kritik kurumlarına veri analitiği hizmetleri sunan Palantir, teknoloji ürünlerini Los Angeles Polis Departmanı (LAPD) gibi kurumlara satıyor.

Majalla

Yüz tanıma yazılımları ABD’de artık yaygın olarak kullanılıyor. ABD polis departmanlarının yaklaşık onda birinin bu teknolojiye erişimi var. ABD Hükümeti Sorumluluk Ofisi tarafından eylül ayında yayınlanan bir raporda, aralarında Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ve Gizli Servis'in de bulunduğu altı federal kolluk kuvvetinin birlikte her gün ortalama 69 yüz tanıma araması gerçekleştirdiği ortaya çıktı. Listelenen en iyi yüz tanıma yazılımı üreticileri arasında risk sermayesi alanında tecrübeli bir kişi olan Peter Thiel tarafından desteklenen bir şirket olan ClearView AI yer alıyor.

Fotoğraflar ve videolar gibi ‘üzerinde oynama yapılmamış’ verilerle çalışabilen ClearView AI’nin gözetim yetenekleri, yakında ChatGPT'yi güçlendiren türden üretken yapay zeka ile daha da geliştirilebilir. Uydu şirketi Planet Labs'ın başkanı Will Marshall, teknolojiyi kullanarak uydu görüntülerini analiz etmenin, tıpkı Google'ın internette bilgi aramanıza izin vermesi gibi, ‘Dünya'da bir şeyler aramanıza’ yardımcı olacağını söylüyor.

ClearView AI’nin gözetim yetenekleri yakında ChatGPT'yi güçlendiren türden üretken yapay zeka ile daha da geliştirilebilir.

Silikon Vadisi röntgencileri

Hükümeti yeni akıllı gözetim teknolojilerine teşvik etmek, bu sektörde yeni kurulan şirketler için hiç kolay değil. Kolluk kuvvetlerine satış yapmak, çok sayıda polis şefini tanımak anlamına geliyor. Axon'un kurucusu Rick Smith, ABD’de 18 bin polis departmanının bulunduğuna ve bunların beşte birinin dijital kayıtları bile kullanmadığına dikkat çekiyor. Smith, NYPD’nin 2009 yılına kadar daktilo satın almaya devam ettiğini söyledi.

Ancak bu alanda yer edinen startup şirketlerinin büyük kazanımları olacak. Andreessen Horowitz'in American Dynamics Fund girişimini yöneten David Ulevitch, şirketlerin adının kulaktan kulağa hızlı bir şekilde yayılabileceğini, bunun da enerji ve güç yaratabileceğini söylüyor. Gerçek zamanlı suç izleme yazılımı geliştiren bir startup şirketi olan Vosos, satışlarının geçtiğimiz yıl yüzde 300'den fazla arttığını iddia etti. Başka bir startup şirketi olan Fluke Safety, 2017 yılında şu an ABD'nin 47 eyaletinde kullanılan bir plaka okuyucuyu piyasaya sürdü. Başka bir risk sermayesi şirketi olan General Catalyst'ten Paul Kwan’a göre, resmi alıcılarla ilişkiler bir kez kurulduktan sonra bu ilişkiler devam etme eğilimi gösterir.

ABD’nin Kaliforniya eyaletinde bulunan Silikon Vadisi (Shutterstock)
ABD’nin Kaliforniya eyaletinde bulunan Silikon Vadisi (Shutterstock)

Öte yandan büyük şirketler yerinde durmuyor. Motorola Solutions, 2019 yılından bu yana, aralarında bir video analiz aracı olan Calipsa yazılımının ve polis araçlarının kontrol panelleri için kameralar üreten WatchGuard şirketinin de bulunduğu 15 satın alma gerçekleştirdi. Exxon şirketi ise yeni şirketlerin yanı sıra aralarında Vosos ve Skydio'nun da bulunduğu şirketlerin hisselerinden satın aldı.

Ancak gözetleme teknolojilerine yatırım yapmak, özellikle hükümetler bu teknolojilerin tek müşterisi olmadığından muhtemelen daha karlı olacaktır. Skydio tarafından geliştirilen dronlar, baz istasyonlarındaki hasarları inceliyor. Hedge fonları, piyasaya açıklamadan önce gelirlerini ölçmek için perakende satış noktalarının otoparklarındaki araba sayılarının uydu görüntülerini kullanıyor. İsveç merkezli Smart Eye şirketi, pilotların ruh hallerini takip etmek için göz hareketlerini izleyen bir teknoloji satıyor. Şirketin ürünleri, reklam şirketleri tarafından da satın alınıyor. Gerek Büyük Birader (Big Brother) tarafından gerekse de büyük şirketler tarafından yapılsın, gözetleme alanında artan eğilimin yakın zamanda tersine dönmesi pek olası görünmüyor.



Arakçi parlamentoya görüşmeler hakkında bilgi verdi... Laricani yarın Umman’ı ziyaret edecek

İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
TT

Arakçi parlamentoya görüşmeler hakkında bilgi verdi... Laricani yarın Umman’ı ziyaret edecek

İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD’li müzakerecilerle gerçekleştirdiği görüşmelerin ilk turunun sonuçları hakkında meclis üyelerini bilgilendirdi. Diğer yandan Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, Tahran ile Washington arasında nükleer müzakerelerde arabuluculuk rolü üstlenen Umman’a yarın bir heyetin başında gitmeyi planladığını açıkladı.

Laricani’nin ziyareti, geçen hafta sonu Umman’da yaklaşık dokuz aylık aranın ardından yapılan dolaylı görüşmelerin ilk turunu izleyen ve İran-ABD hattında ikinci bir müzakere turuna ilişkin beklentilerin arttığı bir döneme denk geliyor.

Söz konusu görüşmeler, ABD’nin İran yakınlarında deniz kuvvetlerini artırdığı ve Tahran’ın olası bir saldırıya sert karşılık vereceğini duyurduğu bir ortamda, diplomasiye yeni bir fırsat açmayı amaçlıyor.

Laricani, Telegram hesabından yaptığı açıklamada, Umman’da üst düzey yetkililerle bir araya gelerek son bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ele alacağını, bunun yanı sıra ikili iş birliğini farklı düzeylerde değerlendireceğini belirtti.

Müzakerelerin bir sonraki turunun tarih ve yerinin ise henüz açıklanmadığı kaydedildi. Nükleer görüşmelere, İran’da Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin nezaret ettiği ve nihai kararların, Dini Lider Ali Hamaney’in onayının ardından alındığı ifade edildi.

scdvfgth
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, 18 Ocak’ta Tahran’da Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin için düzenlenen resepsiyonun ardından ofisinden ayrılırken görülüyor. (Laricani’nin internet sitesi)

Laricani’nin Umman’a yapacağı ziyaretin duyurulması, Arakçi’nin bugün parlamentoyu, kapalı kapılar ardında yapılan bir oturumda görüşmelerin sonuçları hakkında bilgilendirmesiyle eş zamanlı gerçekleşti.

Parlamentonun Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkan Yardımcısı Abbas Muktedayi, oturumun yapıldığını doğrulayarak, İran Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin de Arakçi ile birlikte toplantıya katıldığını bildirdi.

Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ise “İran sıfır zenginleştirmeyi kabul etmeyecektir” diyerek, ‘ülkenin ulusal gücünün unsurlarından biri olan füze kapasitesinin hiçbir şekilde müzakere konusu yapılamayacağını’ vurguladı.

Parlamento Başkanlık Divanı Sözcüsü Abbas Guderzi de Dışişleri Bakanı ile Genelkurmay Başkanı’nın toplantı sırasında İran’ın uranyum zenginleştirmeden vazgeçmesine karşı olduklarını açıkça ifade ettiklerini söyledi.

Guderzi, ‘müzakerelerin yeri ve çerçevesinin tamamen İslam Cumhuriyeti tarafından belirlendiğinin’ teyit edildiğini belirterek, bunun ‘İran’ın diplomasi sahasındaki gücünü yansıttığını’ dile getirdi. Ancak bu tutumun hangi tarafça ilan edildiğine dair ayrıntı vermedi.

Öte yandan Arakçi dün düzenlediği basın toplantısında, ABD’nin ‘gerçek müzakereler yürütme’ konusundaki ciddiyetine dair şüphelerini dile getirdi. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Arakçi, İran’ın ‘tüm işaretleri değerlendirdikten sonra müzakerelere devam edip etmeme konusunda karar vereceğini’ söyledi ve bu kapsamda Çin ve Rusya ile istişareler yürütüldüğünü ifade etti.

frvfr
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın Ortadoğu’daki operasyonlardan sorumlu komutanı Amiral Brad Cooper, ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve ABD Başkanı’nın damadı ve danışmanı Jared Kushner ile birlikte uçak gemisi “Abraham Lincoln” üzerinde (ABD Donanması – AFP).

İran, kırmızı çizgileri olarak gördüğü tutumunda ısrarcı davranıyor. Tahran, görüşmelerin yalnızca nükleer programıyla sınırlı kalmasını kabul ediyor ve barışçıl bir nükleer programa sahip olma hakkını vurguluyor. Buna karşılık, Körfez’de geniş bir deniz gücü konuşlandıran ve bölgedeki üslerde askeri varlığını artıran ABD, iki ek başlığı da içeren daha kapsamlı bir anlaşma talep ediyor. Washington’un gündemindeki bu başlıklar, İran’ın füze kapasitesinin sınırlandırılması ve Tahran’ın İsrail’e düşman silahlı gruplara verdiği desteğin sona erdirilmesi olarak öne çıkıyor.

İsrail ise bu iki başlıkta herhangi bir taviz verilmemesi gerektiğini savunuyor. Bu çerçevede İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun çarşamba günü Washington’a gitmesi bekleniyor.


Epstein Mossad ajanı mıydı? Yeni belgeler soru işaretleri oluşturuyor

ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
TT

Epstein Mossad ajanı mıydı? Yeni belgeler soru işaretleri oluşturuyor

ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)

Amerikalı, Hint kökenli ruhani öğretmen ve çok satan sağlık kitaplarının yazarı Deepak Chopra, İsrail’e övgüler yağdırırken, Jeffrey Epstein’ın kendisine Tel Aviv’de katılması fikrine de büyük bir heyecan duyuyordu.

İngiliz The Times gazetesinin haberine göre, 2019’daki tutuklanmasından iki yıl önce Epstein, Chopra’nın Tel Aviv’deki Menora Salonu’nda vereceği konferans sırasında onunla görüşmeye davet edildi. Epstein dosyaları kapsamında yayımlanan milyonlarca belgeden birinde Chopra’nın şu ifadeleri yer aldı:
“Bizimle İsrail’e gel. Rahatla, ilginç insanlarla vakit geçir. İstersen takma isim kullan. Kızlarını da getir. Burada olman çok eğlenceli olur. Sevgiler.”

Ancak Epstein bu davete mesafeli yaklaştı ve şu yanıtı verdi:
“Başka bir yer. İsrail’i hiç sevmiyorum.”

Epstein’ın Mart 2017’de daveti reddetmesinin nedenleri, ABD Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı dosyalardaki gizemlerden biri olmayı sürdürüyor. Belgeler, Epstein’ın özellikle İsrail ve eski Başbakan Ehud Barak ile ilişkisine dair çelişkili ve kafa karıştırıcı bir tablo ortaya koyuyor.

“Epstein casusluk eğitimi aldı” iddiası

ABD’de, Epstein’ın yabancı bir istihbarat servisi adına çalışmış olabileceğine dair iddialar yeniden gündeme geldi. Bu iddialar özellikle sağcı yorumcu Tucker Carlson ve benzer isimler tarafından dillendirildi. Dosyalar arasında, FBI’a bilgi veren gizli bir kaynağın, Epstein’ın gerçekte İsrail istihbarat servisi Mossad için çalıştığını öne sürdüğü iddialar da yer aldı.

FBI’ın Los Angeles ofisinin Ekim 2020 tarihli bir raporunda, söz konusu kaynağın “Epstein’ın Mossad tarafından devşirilmiş bir ajan olduğuna ikna olduğu” ifade edildi. Raporda ayrıca Epstein’ın Mossad adına “casusluk eğitimi aldığı”, uzun yıllar kişisel avukatlığını yapan Harvard Hukuk Fakültesi profesörü Alan Dershowitz aracılığıyla Amerikan ve müttefik istihbarat operasyonlarıyla bağlantılar kurduğu iddia edildi. Raporda, Jared Kushner ile kardeşi Josh Kushner’ın da Dershowitz’in öğrencileri arasında olduğu ifade edildi.

Ancak Dershowitz bu iddiaları alaya alarak, “Herhangi bir istihbarat servisinin ona gerçekten güveneceğini sanmıyorum. Ayrıca böyle bir şeyi benden saklayamazdı” dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise hafta sonunda yaptığı açıklamada, Epstein’ın Ehud Barak ile olan yakın ilişkisinin onun İsrail adına casusluk yapmadığının kanıtı olduğunu savundu. Netanyahu, X platformunda, “Jeffrey Epstein ile Ehud Barak arasında alışılmadık derecedeki yakın ilişki, onun İsrail için çalıştığını değil, tam tersini gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Belgeler, Barak ve eşi Nili’nin defalarca Epstein’ın New York’taki dairesinde kaldığını ve Epstein’ın 2019’daki son tutuklanmasından kısa süre önce yeniden ziyaret planladıklarını ortaya koyuyor. Epstein’ın, 2006’da çocuk istismarı ve insan ticareti suçlamalarıyla ilk kez tutuklanmasından sonra da ilişkilerinin devam ettiği görülüyor. Barak daha sonra Epstein ile ilişkisi nedeniyle pişmanlık duyduğunu söyledi.

2018’de Epstein, Barak’tan bir e-postada “Mossad için çalışmadığımı netleştirmesini” istedi. Bir yıl önce ise Barak’a, kendisinden “eski Mossad ajanlarını kirli soruşturmalar için bulmasının istenip istenmediğini” sormuştu.

Belgelere göre Epstein, “Carbyne” adlı (eski adıyla Reporty Homeland Security) İsrailli bir girişime 1,5 milyon dolarlık yatırım yapılmasına katkıda bulundu. Barak, “Vergiden kaçınmak için Kıbrıs’ı kullanma yönündeki İsrail numarası eski ve tehlikelidir” uyarısında bulunurken, iş insanı Nicole Junkermann, Kıbrıs yerine Lüksemburg’un tercih edilmesini önerdi.

“Kesin kanıt yok”

Epstein’ın servetinin kaynağı da uzun süredir soru işaretleri yaratıyor. Eski İngiliz askeri istihbarat subayı Lynette Nusbacher, teorik olarak Epstein’ın bir istihbarat varlığı olmasının mümkün olduğunu, ancak “suçlarıyla mahkûm olmuş biri olmanın ötesine geçtiğini kanıtlayan hiçbir delil bulunmadığını” ifade etti.

2003 yılında Epstein, partneri Ghislaine Maxwell için “çelişkili vize damgalarından kaçınmak” gerekçesiyle ikinci bir pasaport başvurusunda bulundu. Başvuruda Maxwell’in İsrail, Ürdün ve Suudi Arabistan’a seyahat etmeyi planladığı belirtiliyordu. Maxwell’in babası, eski medya patronu Robert Maxwell’in Mossad ile bağlantıları olduğu uzun süredir iddia ediliyordu.

Epstein, Yahudi bir ailede dünyaya geldi ve New York’ta, çoğunluğu Yahudilerden oluşan Sea Gate adlı kapalı sitede büyüdü. 1985 yılında ailesiyle birlikte İsrail’i ziyaret etti, Tel Aviv’de Plaza Oteli’nde ve Kudüs’te King David Oteli’nde kaldı. Ailesini gezdirmek için limuzin kiraladığı da aktarılan bilgiler arasında.

Resmî kayıtlara geçmeyen başka ziyaretler de söz konusu. 20 Mayıs 2012 tarihli bir e-postada sekreterinden Paris’ten Tel Aviv’e, oradan New York’a ya da Tel Aviv’den Yalta’ya uçuşlar araştırmasını istedi. Bir gün sonra ise “24’ünde Tel Aviv, 27’sinde New York’a birinci sınıf” diye yazdı.

Epstein ayrıca, İsrail’deki en lüks mülklerin açık artırmalarını takip eden pahalı bir emlak sitesine üyeydi.

2017 itibarıyla İsrail’e seyahat etmeye hevesli görünmese de İsrailli kadınlara ilgisini gizlemedi. Chopra’dan “çekici sarışın bir İsrailli… zihin maddenin üstündedir” diye bir istekte bulundu. Chopra ise İsrailli kadınların “savaşçı, agresif ve son derece çekici” olduğu uyarısında bulundu.

Chopra geçen hafta yaptığı açıklamada, “Hiçbir zaman suç teşkil eden ya da sömürücü bir davranışın parçası olmadım. İstismar ve suistimalin her türlüsünü kesin bir dille kınıyorum” ifadesini kullandı.

Epstein ile halen çocuklara yönelik cinsel insan ticareti ağındaki rolü nedeniyle 20 yıl hapis cezası çeken Ghislaine Maxwell arasındaki derin ve uzun süreli ilişki de Epstein’ın İsrail ile bağlantılı olduğu yönündeki komplo teorilerini destekliyor.

Maxwell’in babası Robert Maxwell’in İsrail istihbaratıyla bağlantıları olduğu uzun süredir iddia ediliyor. Maxwell’in İsrail ekonomisine milyonlar aktardığı ve dönemin Başbakanı Yitzhak Shamir’e “en az 250 milyon dolar yatırım” sözü verdiği biliniyor.

Robert Maxwell, 1991 yılında “Lady Ghislaine” adlı yatından düşerek Kanarya Adaları açıklarında ölü bulundu. Cenazesi İsrail’e götürülerek, Kudüs’te devlet elitlerine ayrılan Zeytin Dağı Mezarlığı’na defnedildi.

“Mossad mı öldürdü?”

Epstein’ın bazı e-postalarında, Robert Maxwell’in Mossad tarafından öldürüldüğüne inandığına dair ifadeler yer aldı. 15 Mart 2018 tarihli bir e-postada Epstein, başlığı “İş bitirildi” olan mesajında Maxwell’in kaderine dair spekülasyonlarda bulundu.

Bu iddialar, Gordon Thomas ve Martin Dillon’un yazdığı “Robert Maxwell’in Suikastı: İsrail’in Süper Casusu” adlı kitapta ortaya atılan teoriyle örtüşüyor. Kitapta, Maxwell’in Mossad için çalıştığı, ancak 3 milyar doları aşan borçlarının faizi olarak talep ettiği 600 milyon dolar ödenmezse her şeyi ifşa etmekle tehdit ettiği ve bunun üzerine öldürüldüğü öne sürülüyor.

The Times’ın görüştüğü pek çok uzman, Maxwell’in Mossad ile bağlantılarını ya da Epstein’ın İsrail istihbaratıyla ilişkisini doğrulayan somut bir bilgiye rastlamadıklarını belirtiyor. Ancak İsrail istihbaratıyla bağlantıları olan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir İsrailli yazar, “Mossad’ın kimi işe alacağını asla bilemezsiniz. Herkes ajan olabilir” değerlendirmesinde bulundu.


İsrail Cumhurbaşkanı, Avustralya'daki Bondi saldırısının yaşandığı yeri ziyaret etti

Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)
Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)
TT

İsrail Cumhurbaşkanı, Avustralya'daki Bondi saldırısının yaşandığı yeri ziyaret etti

Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)
Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, dün yaptığı açıklamada, Yahudilerin "bu kötülüğün üstesinden geleceğini" belirterek, Sidney'deki Bondi Plajı'nda Yahudi bayramını kutlayan 15 kişinin ölümüne yol açan silahlı saldırının kurbanlarına başsağlığı diledi.

Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşan Herzog, "Terör, şiddet ve nefret karşısında, tüm inançlardan ve tüm milletlerden iyi insanlar arasındaki bağlar güçlü kalacaktır" dedi.

Bu arada, Filistin yanlısı göstericiler, İsrail Cumhurbaşkanı'nın ziyaretini protesto etmek için Sidney'de toplanmayı planlıyordu. Yetkililer ziyareti büyük bir olay olarak nitelendirmiş ve kalabalığı kontrol etmek için binlerce polis memuru görevlendirmişti. Polis, kamu güvenliği gerekçesiyle göstericileri Sidney'in merkezindeki bir parkta toplanmaya çağırmıştı, ancak protesto organizatörleri bunun yerine şehrin tarihi Belediye Binası'nda toplanmayı planladıklarını söylemişti.

Yetkililer, ziyaret sırasında polise nadiren kullanılan yetkiler verdi; bunlar arasında kalabalıkları dağıtma ve yer değiştirme, belirli alanlara erişimi kısıtlama, insanları ayrılmaya yönlendirme ve araçları arama yetkisi de bulunuyordu.

Yeni Güney Galler Emniyet Müdür Yardımcısı Peter McKenna, Channel Nine News'e yaptığı açıklamada, "Protesto organizatörleriyle yakın temas halinde olduğumuz için bu yetkilerden herhangi birini kullanmak zorunda kalmayacağımızı umuyoruz" dedi. "Genel olarak, tüm toplumu güvende tutmak istiyoruz... Toplum güvenliğini sağlamak için ancak bu amaçla, büyük sayıda polis memuru görevlendireceğiz" dedi. Avustralya'nın en büyük şehri olan Sidney'de yaklaşık 3 bin polis memuru görevlendirilecek.

Herzog, Bondi Plajı'ndaki ölümcül silahlı saldırının ardından Avustralya Başbakanı Anthony Albanese'nin daveti üzerine Avustralya'yı ziyaret ediyor.

Herzog'un ziyareti, Filistin yanlısı grupların muhalefetiyle karşılandı ve Avustralya'nın büyük şehirlerinde protestolar planlandı. Filistin Eylem Grubu da beklenen protestolara getirilen kısıtlamalara karşı Sidney'deki bir mahkemede dava açtı.

Filistin Eylem Grubu yaptığı açıklamada, "BM Soruşturma Komisyonu'nun Gazze'de soykırımı kışkırttığı sonucuna varmasının ardından, bugün Isaac Herzog'un tutuklanmasını ve soruşturulmasını talep etmek için ulusal bir protesto günü olacak" ifadeleri yer aldı.

İsrail hükümetinin sert eleştirmeni olan Avustralya Yahudi Konseyi, pazartesi günü 1000'den fazla önde gelen Avustralyalı Yahudi akademisyen ve toplum figürünün imzaladığı açık bir mektup yayınlayarak Albanese'yi Herzog'a yaptığı daveti geri çekmeye çağırdı.