Gazze’deki sivil kayıplar 20. yüzyılda yaşanan tüm savaşlardaki oranı aşıyor

Gazze’de hava saldırılarında ölenlerin yüzde 61’i sivillerden oluşuyor

İsrail’in geçen ay Cibaliye kampına düzenlediği saldırıda ölenlerin cesetleri başındaki Filistinliler (AP)
İsrail’in geçen ay Cibaliye kampına düzenlediği saldırıda ölenlerin cesetleri başındaki Filistinliler (AP)
TT

Gazze’deki sivil kayıplar 20. yüzyılda yaşanan tüm savaşlardaki oranı aşıyor

İsrail’in geçen ay Cibaliye kampına düzenlediği saldırıda ölenlerin cesetleri başındaki Filistinliler (AP)
İsrail’in geçen ay Cibaliye kampına düzenlediği saldırıda ölenlerin cesetleri başındaki Filistinliler (AP)

İsrail merkezli bir gazetenin yayımladığı araştırmada, İsrail’in Gazze Şeridi’nde başlattığı hava bombardımanının son yıllarda sivil kayıpları açısından ‘eşi benzeri görülmemiş’ olduğuna dikkat çekildi.

Araştırmada, son savaşın, 20. yüzyılda yaşanan tüm savaşlardaki ortalama sivil kayıplarından daha yüksek oranda sivil ölümlerine neden olduğu sonucuna varıldı.

İsrail Açık Üniversitesi’nde sosyoloji profesörü olan Yagil Levy tarafından yürütülen araştırmaya göre, İsrail’in 2012’den 2022’ye kadar Gazze’ye düzenlediği önceki üç operasyonda yaşanan sivil ölümler, toplam mağdur sayısının yüzde 40’ını geçmedi.

Şarku’l Avsat’ın Haaretz gazetesinden aktardığı habere göre, bu oran, bu yılın başlarında ‘Kalkan ve Ok Operasyonu’ adı verilen saldırılar sırasında yüzde 33’e düştü.

Ancak, Hamas’ın Aksa Tufanı Operasyonu’na karşı başlattığı son ‘Demir Kılıçlar Operasyonu’nun ilk üç haftasındaki toplam ölümlerin sivil oranı yüzde 61’e yükseldi.

Levy bu durumu, Gazze’deki İsrail güçleri için ‘eşi görülmemiş bir cinayet’ olarak tanımladı.

Levy’e göre bu oran, 20. yüzyılda dünya çapında yaşanan tüm çatışmalarda ölenlerin yaklaşık yarısını sivillerin oluşturduğu, ortalama sivil ölü sayısından çok daha yüksek.

xcsv df
İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir ailenin naaşları (AP)

Levy araştırmasına ilişkin açıklamada şunları söyledi;

Genel sonuç, sivillerin yoğun şekilde öldürülmesinin İsrail’in güvenliğine hiçbir katkıda bulunmadığı, aynı zamanda onu daha da zayıflatacak temelleri de içerdiğidir. Evlerinin yıkıntılarından ailelerinin kaybıyla çıkacak Gazzeliler, hiçbir güvenlik düzenlemesinin karşı koyamayacağı bir intikam arayışına girecekler.

Gazze Sağlık Bakanlığı’na göre, İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki savaşında ölenlerin sayısı 7 Ekim’den bu yana 17 bin 700’e, yaralılar ise 48 bin 780’e yükseldi.

Öte yandan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, bugün Doha Forumu’nda yaptığı konuşmada, Gazze Şeridi’nde bu kısa dönemde sivil kayıp sayısının ‘eşi benzeri görülmemiş’ bir durumda olduğunu söyledi.

Guterres ayrıca, Gazze’deki sağlık sisteminin tam bir çöküşe sahne olduğunu vurguladı.

İsrail’i destekleyen ABD, Cuma günü BM Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) insani ateşkese ilişkin karar taslağına karşı veto yetkisini kullandı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Washington’un veto yetkisini kullanmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

ABD ise, İsrail’den savaşın bir sonraki aşamasında sivilleri korumak için daha fazla çaba göstermesini istediğini bildirdi.

Hamas siyasi bürosu üyesi İzzet El-Rişk, ABD’nin vetoyu kullanmasını kınadı ve bunu ‘insanlık dışı’ olarak nitelendirdi.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ise, veto kullanmanın ABD’yi İsrail’in savaş suçlarında suç ortağı haline getirdiğini söyledi.



Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında iki kişi öldü

Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
TT

Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında iki kişi öldü

Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)

ABD ordusu dün yaptığı açıklamada, Doğu Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı yaptığından şüphelenilen bir tekneye düzenlenen saldırıda iki kişinin öldüğünü duyurdu.

Trump yönetimi, eylül ayından bu yana Venezuela'dan Karayipler ve Pasifik bölgelerinde faaliyet gösteren ve "uyuşturucu teröristleri" olarak adlandırdığı gruplara karşı askeri operasyon yürütüyor.

ABD Ordusu Güney Komutanlığı, X platformunda yaptığı açıklamada, "İki uyuşturucu teröristi öldürüldü, biri saldırıdan sağ kurtuldu" ifadesini kullandı.

ABD Sahil Güvenlik Teşkilatı'na, "hayatta kalan için arama ve kurtarma sistemini harekete geçirme" talimatı verildiğini belirtti.

Trump yönetimi yetkilileri, teknelerin uyuşturucu kaçakçılığıyla ilgili olduğuna dair kesin bir kanıt sunmadı; bu da operasyonların yasallığı konusunda tartışmalara yol açarak, yargısız infaz teşkil edebilecekleri endişelerini artırıyor.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre ABD'nin bugüne kadar düzenlediği 38 hava saldırısında toplam ölü sayısı en az 130'a ulaştı.

Bu, ABD özel kuvvetlerinin ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu yakalamasından beri ABD ordusu tarafından açıklanan, uyuşturucu taşıyan bir tekneye yönelik üçüncü hava saldırısı.

Maduro, hapse girmeden önce Karayipler ve Pasifik'teki ABD askeri harekatının rejim değişikliğini hedeflediğini defalarca iddia etmişti.

Geçtiğimiz ay, saldırılardan birinde öldürülen iki Trinidadlının akrabaları, 14 Ekim'de gerçekleştirilen saldırıda haksız ölüm iddiasıyla ABD hükümetine karşı dava açtı.


Tahran, Maskat müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında bölge ülkelerini bilgilendiriyor

Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
TT

Tahran, Maskat müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında bölge ülkelerini bilgilendiriyor

Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanlarıyla ayrı ayrı telefon görüşmeleri yaparak, Maskat'ta yürütülen İran ve ABD arasındaki dolaylı müzakerelerdeki son gelişmeler hakkında bilgi verdi.

İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Arakçi'nin Maskat görüşmelerini "iyi bir başlangıç" olarak nitelendirdiği, ancak Amerikan tarafının niyet ve hedeflerine ilişkin güven eksikliğinin giderilmesi gerektiğinin altını çizdiği belirtildi.

Açıklamaya göre, üç ülkenin dışişleri bakanları müzakerelerin başlamasını memnuniyetle karşıladı, siyasi ve diplomatik bir çözüme ulaşmak ve herhangi bir gerilimi önlemek için görüşmelerin devamının önemini vurguladı. Bu görüşmelerin başarısının bölgenin istikrarı ve güvenliği için hayati bir faktör olduğunu kaydettiler.

İlgili bir bağlamda, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan dün bir televizyona verdiği röportajda, ABD ile İran arasında yakın bir savaş tehdidi görünmediğini belirterek, anlaşmaya varılması olasılığına "biraz ara verildiğini" ifade etti.

Anadolu Ajansı, bakanın, iki taraftan birinin zaman kazanmaya çalıştığına inanıp inanmadığı sorusuna verdiği cevabı aktardı: "İkisi de; bu stratejinin bir parçası." Fidan, "Bu tür görüşmelere girerken, diğer senaryoya da hazırlık yapılır" diyerek, İran'ın tecrübe sahibi olduğunu, daha önce müzakereler yürütürken saldırıya uğradığını belirterek, geçen haziran ayında İran'ın nükleer tesislerini hedef alan ABD saldırısına atıfta bulundu. Ancak Fidan, birkaç gün önce ABD ve İran arasında yapılan görüşmelerin olumlu yönünün, tarafların müzakerelere devam etme isteğini göstermeleri olduğunu ifade etti.

Fidan,"Nükleer meseleyle ilgili müzakerelere başlama kararı çok önemliydi; nükleer mesele en önemli meseledir," diye devam etti. Bölgenin başka bir savaşı kaldıramayacağı konusunda uyararak, "Olası herhangi bir savaşı önlemek için mevcut tüm araçları kullanmak istiyoruz," ifadesini kullandı.

Umman'ın başkenti Maskat, cuma günü İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında bir dizi müzakereye ev sahipliği yaptı. İki taraf, görüşmelere devam etme konusunda anlaştı; tarih ve yer ise daha sonra belirlenecek.


Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
TT

Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)

Bir anarşist grup dün yaptığı açıklamada, cumartesi günü Kuzey İtalya'daki demiryolu altyapısına zarar vererek Kış Olimpiyatları'nın ilk gününde tren seferlerini aksattığını iddia etti.

Polis, cumartesi sabahı erken saatlerde farklı noktalarda üç ayrı olay yaşandığını ve özellikle Bologna çevresinde yüksek hızlı ve diğer tren seferlerinde iki buçuk saate varan gecikmelere neden olduğunu bildirdi. Olaylarda kimse yaralanmadı ve trenlerde hasar meydana gelmedi.

Anarşist grup, internette dolaşan açıklamada, Başbakan Georgia Meloni hükümetinin gösterilere yönelik baskısının sokak çatışmalarını "boşa" çıkardığını, bu nedenle başka protesto biçimleri bulmak zorunda kaldıklarını belirtti.

İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)

Açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Bu nedenle, sonraki aşamalarda hayatta kalabilmek için gizli ve merkezi olmayan çatışma yöntemleri benimsemek, cepheleri genişletmek ve öz savunma ile sabotaja başvurmak gerekli görünmektedir."

Polis henüz açıklamayla ilgili bir yorum yapmadı. Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini, anarşist grubun peşine düşeceğine söz verdi. Aynı zamanda ulaştırma bakanı olan Salvini, X platformunda şunları yazdı: "Bu suçluları yakalamak ve nerede olurlarsa olsunlar ortadan kaldırmak, hapse atmak ve onları savunanlarla yüzleşmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız."

Anarşist grup, Olimpiyatları "milliyetçiliğin yüceltilmesi" olarak kınadı ve etkinliğin kalabalık kontrolü ve gözetim yöntemleri için bir "test alanı" sağladığını belirtti. Meloni, pazar günü protestocuları ve vandalları kınayarak, onları "İtalya'nın düşmanları" olarak nitelendirdi.