Yapay zeka sistemleri, gerçek görüntüleri tahrif ediyor

Irkların ve cinsiyetlerin en kötü basmakalıp yönleri yüceltiliyor.

‘Çekici insanlar’ aratması yapıldığında sunulan görüntüler.
‘Çekici insanlar’ aratması yapıldığında sunulan görüntüler.
TT

Yapay zeka sistemleri, gerçek görüntüleri tahrif ediyor

‘Çekici insanlar’ aratması yapıldığında sunulan görüntüler.
‘Çekici insanlar’ aratması yapıldığında sunulan görüntüler.

Görüntüler için tasarlanmış yapay zeka araçları oldukça sorunlu, kötü klişeleri vurgulama eğiliminde:

“Afrikalılar ilkeldir, Avrupalılar laiktir, liderler erkektir ve mahkumlar siyahtır.”

Bu stereotipler gerçek dünyayı yansıtmıyor. Aksine, söz konusu teknolojinin güç aldığı ve eğitildiği, genellikle internetten alınan verilerden kaynaklanıyor. Bu veriler genelde zehirli olup pornografi, kadın düşmanlığı, şiddet ve bağnazlıkla dolu.

Yapay zeka destekli görüntü oluşturma modelleri dünyayı böyle görüyor. Natasha Taiko, Kevin Scholl ve Zhou Yuchen tarafından Washington Post'ta yazılan bir makalede, ‘Stable Diffusion’ ve ‘DALL-E’ gibi modeller incelendi.

Stable Diffusion XL görüntü oluşturma modelini geliştiren ünlü şirket Stability AI, geçtiğimiz temmuz ayında piyasaya sürdüğü son modelinde önyargıyı azaltmak için önemli yatırımlar yaptığını bildirdi. Ancak, iyileştirmelere rağmen, aracın halen Batılı stereotipleri güçlendirdiği görülüyor.

Christoph Schuhmann: Stable Diffusion'a veri sağlayan Lion adlı kâr amacı gütmeyen kuruluşun kurucu ortağı, imaj üreten araçların beyazların dünyasını yansıttığını söylüyor. Çünkü pek çok şirkete veri sağlayan kar amacı gütmeyen kuruluşlar, çalışmalarını ağ kullanıcılarının en büyük demografik kesimini barındıran Çin ve Hindistan'a odaklamıyor.

Yazarlar, ‘Stable Diffusion XL’ modelinden farklı ülkelerdeki evlerin görüntülerini oluşturmasını istediklerinde, sonuçların her ülkede hakim olan stereotipleri temsil ettiğini söyledi: Şangay'daki yüksek katlı apartmanlar yerine Çin'deki klasik kavisli çatılı evler; ABD’eki yeşil bahçeli ve yüksek balkonlu ideal evler; 160 milyardere ev sahipliği yapan Hindistan ve dünyanın en zengin şehirleri listesinde 15’inci sırada yer alan Mumbai'deki kirli yollardaki çamur yığınları.

Schuhman değerlendirmesinde "Bu sonuçlar Kuzey Amerika veya Avrupa'daki ortalama bir insanın kafasında depolanan normal stereotipleri yansıtıyor. Bunu anlamak için veri bilimi diplomasına ihtiyacınız yok" dedi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Stable Diffusion bu eğilimde benzersiz değil. Open AI yeni yayınlanan belgelerde DALL-E 3 tarafından geliştirilen en son görüntü oluşturucunun ‘genellikle beyaz insanları, kadınları ve gençleri gösteren görüntüler üreterek Batılı bakış açısına doğru eğildiğini’ söyledi.

Günümüzde internette yayılan sentetik imgeler eski, saldırgan stereotiplere yeni bir soluk getirebilmekte ve beden imajı, toplumsal cinsiyet ve ırkla ilgili unutulmuş imajları tekrar yaratabilir.

İnternetten milyarlarca görüntü

Chat GPT'de olduğu gibi görüntü üreten yapay zeka araçları büyük miktarda eğitim verisinden öğreniyor. Bu modeller milyarlarca kelimeyi işlemek yerine, milyarlarca görüntü ve ağdan alınan açıklamalarla besleniyor.

Teknoloji şirketleri bu grafiklerin içeriği konusunda giderek daha ketum davranıyor. Bunun nedeni kısmen bu içeriğin genellikle telif hakkıyla korunan, yanlış veya hatta kaba materyaller içermesinden ileri geliyor. Bununla birlikte, ‘Stable Diffusion’ ve ‘Lion’ şirketlerinin halkın modelin ayrıntılarını keşfetmesine izin vermesi dikkat çekiyor. Çünkü her ikisi de açık kaynak kodlu projeler olma özelliği taşıyor.

Stability AI İcra Direktörü İmad Muştak, şirketinin şeffaflığı denetim ve önyargının ortadan kaldırılması için temel bir koşul olarak gördüğünü söylüyor ve ‘en yüksek güvenlik, adalet ve temsil standartlarını uygulamak için açık kaynak modellerinin gerekli olduğuna inandığını’ belirtiyor.

Dikkat çekici önyargı

Stable Diffusion XL modeli önemli gelişmeler kaydetti. Ancak yazarlar, rutin faaliyetleri, ortak kişilik özelliklerini ve diğer ülkelerin isimlerini tasvir etme taleplerinden ırk, sosyal sınıf, cinsiyet, zenginlik, zeka, din ve diğer kültürler hakkında uydurmalar üretmeyi başardılar. Pek çok örnekte, ırksal eşitsizlikler fotoğraflarda gerçek dünyadakinden daha aşırı görünüyor.

Gelir ve Program Katılım Anketi'nden elde edilen en son ABD Nüfus Sayım Bürosu verileri, 2020'de gıda yardımı alanların yüzde 63'ünün beyaz, yüzde 27'sinin ise siyah olduğunu gösterdi. Ancak teknolojiden bir sosyal hizmet alıcısının görüntüsünü oluşturmasını istediğimizde, sonuç siyahlara işaret etti. ‘Üretken bir insan’ görüntüsü oluşturmasını istediğimizde ise tüm görüntüler, beyaz yakalı işlerde çalışan, resmi takım elbise giyen, çoğu beyaz olan erkekleri gösteriyordu.

Stanford Üniversitesi'nde yapay zeka araştırmacısı olan Pratyusha Kalluri ve ekibi geçtiğimiz sonbaharda bu araçların otomatik olarak stereotipleri harekete geçirdiğini keşfetti. Bu araçlardan birinden ‘çekici bir insan’ görüntüsü oluşturmasını istediklerinde, araç açık tenli ve gözlü Avrupalı insanların görüntülerini üretti. ‘Mutlu bir aile’ resmi istediklerinde, araç çocuklarıyla gülen beyaz insanların resimlerini gösterdi.

Daha temiz sonuçlar için daha temiz veriler

İmaj yapay zeka araçlarını temizleme çabaları küçük ama verimli müdahalelere odaklanıyor: veri formatlarını filtrelemek, geliştirmenin en son aşamalarını yükseltmek ve şirketin itibarına zarar veren sorunları çözmek için kurallar oluşturmak.

Yapay zeka için açık kaynaklı bir veritabanı ve Lion'a sponsor olan şirketlerden Hugging Face'de araştırmacı bilim insanı olan Sasha Lucioni ise şunları söyledi:

“Veri formatlarından kötü şeyleri filtrelemek önyargıya karşı kolay ve nihai bir çözüm değil."

Stability AI, her ülkenin hükümet ve kamu kurumları tarafından sağlanan grafik formatlarında ulusal değerleri yansıtan yerel bir imaj jeneratörüne sahip olmasını öneriyor.

Yapay zeka uzmanları önyargıya nasıl son verileceği konusunda ikiye bölünmüş durumda. Örneğin Calori, görüntülerdeki önyargıyı azaltmanın metinlerdekinden tamamen farklı olduğuna inanıyor. Zira Çünkü bir kişinin gerçekçi bir görüntüsünü yaratmaya yönelik herhangi bir çabanın yaş, vücut, ırk, saç, arka plan ve görsel özelliklerle ilgili kararları dikkate alması gerektiğini belirten Calori, bu karmaşıklıkların çok azının bilgisayar teknikleriyle çözülebileceğine dikkat çekiyor.

Calori, bu teknolojiyle etkileşime giren herkesin nasıl çalıştığını anlamasının önemli olduğuna inanıyor. Calori bu durumu şöyle açıklıyor:

"Bu teknolojiler, internetten alınan verilerin anlık görüntüsüne dayanarak bir şeyleri haritalandıran tahmin modelleridir."

Ayrıntılı istemlerin kullanılması da bu önyargıyı azaltmada başarısız oldu. Araçtan farklı ülkelerden varlıklı bir kişinin fotoğrafını üretmesini istediğimizde, Stable Diffusion klişelerle dolu görüntüler üretmeye devam etti: Saz kulübelerin önünde duran Batılı paltolar giyen Afrikalı erkekler; eski camilerin önünde duran Ortadoğulu erkekler, asfalt sokaklarda dolaşan şık takım elbiseli Avrupalı erkekler…

Mozilla Vakfı'nda yapay zeka konusunda uzmanlaşmış kıdemli bir danışman olan Abiba Birhani, şirketlerin verileri iyileştirmek için çok çalışması halinde araçların geliştirilebileceğini ileri sürüyor ki ona göre bu beklenmedik bir durum deği. Şu an söz konusu klişelerin en büyük etkisinin sosyal medya çağında zarar gören aynı gruplar üzerinde olacağına inanan danışman, ‘toplumun sınırlarında yaşayan insanların dışlanmaya devam edeceğini’ vurguluyor.

*Bu hikayede yer alan tüm görsellerin gerçek dünyada var olmayan şeyleri göstermesi ve metni görüntüye dönüştürmek için tasarlanmış bir yapay zeka modeli olan ‘Stable Diffusion’ kullanılarak oluşturulması dikkat çekiyor.



Bilim insanlarından "uzayda üreme" çağrısı: "Acil işbirliği gerekli"

(AFP)
(AFP)
TT

Bilim insanlarından "uzayda üreme" çağrısı: "Acil işbirliği gerekli"

(AFP)
(AFP)

Andrew Griffin 

Araştırmacılar, insanların uzayda nasıl üreyebileceğini araştırmacıların acilen düşünmesi gerektiğini söylüyor.

İnsanlık Dünya'nın ötesinde yaşamayı hedeflerken, insan üremesinin gerçekte nasıl işleyeceğini anlamamız gerektiğini belirtiyorlar.

Ancak bu soru "soyut bir olasılıktan pratik bir meseleye" dönüşmesine rağmen uzayda insan doğurganlığı ve üreme sağlığını yönetmek için net standartlar hâlâ yok.

Bunlar, üreme sağlığından uzay tıbbına kadar farklı alanlardan 9 uzmanın bir araya gelerek insanların uzayda nasıl üreyebileceğini anlamak için yeni bir çerçeve önerdiği yeni bir çalışmanın sonuçları.

Uzayın insan yaşamı için "düşmanca bir ortam" sunduğu gerçeğine dayanan araştırmacılar, halihazırda bilinen bir dizi zorluk olduğunu belirtiyor. Bunlar arasında yerçekimindeki değişiklikler, artan radyasyon ve uyku döngülerindeki bozulmalar yer alıyor, ki bunların hepsi üreme sağlığını etkileyebilir.

Bu soruları incelemeden uzay araştırmalarına devam etmenin tehlikeli olabileceği uyarısı yapan uzmanlar, gerçek anlamda pratik sorunlara dönüşmeden önce bu meseleleri ele almamız gerektiğini belirtiyor. Üreme teknolojileri genellikle adım adım tanıtılır ve biz çoğunlukla sonradan bunları kavrarız ama uzay araştırmalarında bundan kaçınmak gerekiyor.

NASA'nın araştırmacı bilim insanı ve çalışmanın kıdemli yazarı Fathi Karouia "İnsan uzayda daha geniş bir alana yayıldıkça üreme sağlığı artık politikanın kör noktası olmaya devam edemez" diyor. 

Kritik bilgi boşluklarını kapatmak, hem profesyonel hem de özel astronotları koruyan etik yönergeler belirlemek ve nihayetinde Dünya'nın ötesinde sürdürülebilir bir yaşantıya doğru ilerlerken insanlığı korumak için acilen uluslararası işbirliğine ihtiyaç var.

"Reproductive biomedicine in space: implications for gametogenesis, fertility and ethical considerations in the era of commercial spaceflight" (Uzayda üremenin biyotıbbı: Ticari uzay uçuşları çağında gametogenez, doğurganlık ve etik değerlendirmelerin etkileri) başlıklı rapor, hakemli dergi Reproductive BioMedicine Online'da yayımlandı.

Independent Türkçe, independent.co.uk/space


Paris’te savcılık X’in ofislerine baskın düzenleyerek Musk’ı ifadeye çağırdı

X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)
X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)
TT

Paris’te savcılık X’in ofislerine baskın düzenleyerek Musk’ı ifadeye çağırdı

X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)
X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)

Paris Savcılığı dün X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, bu sosyal medya platformunu terk ettiğini duyurdu. Açıklamada, Fransa’daki X ofislerinde çeşitli ihlaller şüphesiyle gerçekleştirilen bir aramaya atıfta bulunuldu.

Savcılık, ilave ayrıntı vermeden, “Bizi LinkedIn ve Instagram’dan takip edin” ifadelerini kullandı. Mesajda ayrıca, Ocak 2025’te başlatılan bir soruşturma kapsamında, Fransa’daki X ofislerinde Ulusal Siber Suçlarla Mücadele Birimi’nin, Avrupa polis teşkilatı Europol ile  iş birliği içinde bir arama gerçekleştirdiği belirtildi.

Paris Savcılığı daha önce, X platformunun sahibi Elon Musk’ın 20 Nisan’da ifade vermek üzere çağrıldığını açıklamıştı. Fransa Başsavcısı Laure Beccuau, Musk ile X’in eski CEO’su Linda Yaccarino’nun, “iddia edilen ihlallerin gerçekleştiği dönemde X platformunun fiili ve hukuki yöneticileri sıfatıyla” 20 Nisan’da ifade vermeye çağrıldıklarını bildirdi.

2025 yılının başlarında milletvekillerinin yaptığı şikâyetler üzerine başlatılan bir soruşturma kapsamında bu gelişmeler yaşandı. Şikâyetlerde, Musk’a ait X platformunun algoritmalarının taraflı olduğu ve bunun platformun işleyişini olumsuz etkilediği öne sürüldü.

Soruşturma daha sonra genişletilerek, çocuk pornografisi görüntülerinin bulundurulması ve yayılması ya da sistematik biçimde erişime sunulmasına iştirak, cinsel içerikli deepfake üretimi ve Holokost inkârı gibi başka iddialarla da genişleyerek kapsamlı hale geldi. X platformu ise dün yayımladığı bir açıklamada, Fransız makamlarını, siyasi adımlar atmakla nitelendirdi.

Platformun “uluslararası hükümet ilişkileri” ekibi, “Paris Savcılığı, bugünkü baskını geniş biçimde duyurarak, bunun siyasi amaçlar doğrultusunda tasarlanmış, istismarcı ve gösterişli bir kolluk kuvveti eylemi olduğunu açıkça ortaya koymuştur” ifadelerini kullandı. Açıklamada ayrıca, “Bugünkü baskına dayanak oluşturan iddiaların hiçbir temeli yoktur ve X platformu herhangi bir ihlal gerçekleştirdiği iddiasını kesin bir dille reddetmektedir” ifadeleri yer aldı.

Beccuau’nun açıklamasına göre Musk ve Yaccarino’nun yanı sıra X’te çalışan bazı personel de 20-24 Nisan 2026 tarihleri arasında ifade vermeye çağrıldı. Başsavcı, “Yöneticilerle yapılacak bu gönüllü ifadeler, kendilerine olaylara ilişkin görüşlerini sunma ve gerekirse kurallara uyum için önerilen tedbirleri açıklama imkânı tanıyacaktır” dedi.

Öte yandan, Birleşik Krallık Veri Koruma Düzenleme Kurumu da dün, Elon Musk’ın platformu ve yapay zekâ şirketi xAI hakkında, sohbet botu Grok tarafından oluşturulan cinsel içerikli açık görüntüler nedeniyle soruşturma başlatıldığını duyurdu. Söz konusu görüntüler dünya genelinde tepkilere yol açmıştı.


Protezlerde insan eli benzeri kavrama mümkün mü? Yapay zekâ destekli protezlerde hassas kavrama dönemi

Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
TT

Protezlerde insan eli benzeri kavrama mümkün mü? Yapay zekâ destekli protezlerde hassas kavrama dönemi

Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)

Protez uzuvlar alanı, robotik, yapay zekâ ve hassas sensör teknolojilerindeki hızlı ilerlemelerin etkisiyle son yıllarda dikkat çekici bir atılım yaşıyor. Buna karşın, en önemli zorluklardan biri, kullanıcının kavradığı nesnenin niteliğine uygun kavrama gücünün ayarlanması olmaya devam ediyor. Bir yumurtayı tutmak son derece hassas bir dokunuş gerektirirken, bir su şişesini açmak daha fazla güç ve daha ince bir kontrol gerektiriyor.

Şarku’l Avsat’ın ABD Hastalık ve Kontrol Önleme Merkezleri’den (CDC) aktardığı verilere göre ülkede her yıl yaklaşık 50 bin ampütasyon vakası kaydediliyor. Bu durum, el kaybının bireylerin günlük yaşam görevlerini doğal biçimde yerine getirme kapasitesi üzerinde ciddi bir etki yarattığını gösteriyor.

Daha duyarlı akıllı sistemler

Bu alandaki en yeni yenilikler, insan elinin doğal hissini taklit edebilen, daha akıllı ve daha duyarlı protez uzuvların geliştirilmesine odaklanıyor. Bu teknolojiler, kullanıcılara daha yüksek düzeyde bağımsızlık sağlarken, günlük faaliyetleri daha kolay ve güvenle yerine getirmelerine yardımcı oluyor; kullanım sırasında konfor ve güvenliği de artırıyor.

fvdfv
Utah Üniversitesi’nde geliştirilen, insan düşüncesini taklit eden akıllı protez uzuv. (Utah Üniversitesi)

Bu kapsamda, Çin’de Guilin Elektronik Teknoloji Üniversitesi’nden araştırmacılar, makine öğrenimi, bilgisayarla görme ve gelişmiş sensörlere dayanan yenilikçi bir protez sistem geliştirdi. Sistem, her nesne için uygun kavrama gücünü gerçek zamanlı olarak belirlemeyi amaçlıyor. Çalışmanın sonuçları, 20 Ocak 2026 tarihli Nanotechnology and Precision Engineering dergisinde yayımlandı.

Araştırma, kalemler, şişeler, bardaklar, toplar ve anahtarlar gibi günlük hayatta yaygın kullanılan nesnelerin yanı sıra yumurta gibi hassas objeler de dâhil olmak üzere, nesnelerin yüzde 90’ından fazlasıyla etkileşim için gerekli kavrama gücünün ölçülmesine odaklandı. Amaç, kullanıcının her seferinde kavrama gücünü manuel olarak ayarlamasına gerek kalmadan çevresiyle doğal biçimde etkileşim kurabilmesini sağlamak.

Sistem; avuç içine yakın bir noktaya yerleştirilmiş küçük bir kamera, parmak uçlarındaki basınç sensörleri ve kullanıcının ön kolundaki kasların elektriksel aktivitesini ölçen bir elektromiyografi (EMG) cihazından oluşuyor. Bu sayede nesneyi kavrama niyeti belirleniyor ve kavrama gücü otomatik olarak ayarlanıyor.

Çalışmanın başyazarı, Guilin Elektronik Teknoloji Üniversitesi’nden Dr. Hua Li, sistemin bilgisayarla görme ile kasların elektriksel sinyallerini birleştirerek nesnelerin akıllı biçimde tanınmasını ve kavrama gücünün uyarlanabilir şekilde kontrol edilmesini sağladığını belirtti. Dr. Li, bunun protez kullanıcılarının yaşamında somut bir fark yaratabileceğini söyledi.

Dr. Li, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, sistemin gelişmiş bir algoritma aracılığıyla hedef nesneyi otomatik olarak analiz ettiğini; türünü, dokusunu ve boyutunu belirledikten sonra uygun kavrama gücünü seçtiğini ifade etti. Buna göre yumurta gibi hassas nesneler için hafif bir güç, su dolu bardaklar için ise orta düzeyde bir güç uygulanıyor. Bu yaklaşım, nesnelerin zarar görmesi ya da elden kayması ihtimalini azaltıyor.

Kullanıcının niyetini tespit etmek için EMG sinyallerinden yararlanan sistem, “görsel tanıma, güç eşleştirme ve hareketin uygulanması” aşamalarını, insan kas hafızasını taklit eden bir biçimde otomatik olarak tamamlıyor. Bu da sürekli manuel ayarlama ihtiyacını azaltıyor ve günlük görevlerin daha doğal bir şekilde yerine getirilmesini mümkün kılıyor. Sonuç olarak kullanıcıların yaşam kalitesi artıyor.

Geleceğin tasarımlarına etkisi

Bu teknolojinin gelecekteki protez tasarımlarına etkisine değinen Dr. Li, sistemin daha gelişmiş yapay el tasarımları için yeni ufuklar açtığını söyledi. Bilgisayarla görme ve kas sinyallerine dayalı çift kontrol yaklaşımının, “aktif algılama ve otomatik uygulama” temelli akıllı bir mantık sunduğunu belirten Li, bunun protez eli pasif bir tepki aracından çıkarıp, nesneleri kavramada insan davranışına daha yakın bir seviyeye taşıdığını vurguladı.

sfdef
İtalyan Teknoloji Enstitüsü’nde geliştirilen, doğal el hareketini taklit eden yenilikçi protez el. (İtalyan Teknoloji Enstitüsü)

Sistemin diğer protezler veya robotik uygulamalar için uyarlanabilirliğine ilişkin olarak ise Dr. Li, temel teknolojinin uzvun yapısına bağımlı olmadığını kaydetti. Görsel tanıma modellerinde yapılacak basit uyarlamalar ve uygun güç eşiklerinin ayarlanmasıyla, sistemin bacak veya kol protezlerine, hatta robot kollarına da uygulanabileceğini söyledi. Bu durumun, rehabilitasyon cihazları ve robotik teknolojiler için etkili ve düşük maliyetli çözümler sunarak, farklı alanlarda geniş uygulama imkânları yaratacağını ifade etti.

Paralel araştırma girişimleri

Bu gelişmeler, doğal hareketin daha hassas biçimde taklit edilmesini hedefleyen küresel araştırma çabalarıyla da örtüşüyor. Aralık 2025’te ABD’de Utah Üniversitesi’nden bir ekip, yapay zekâya dayalı ve basınç ile görsel sensörlerle donatılmış, “öz-düşünme” yeteneğine sahip akıllı bir protez el geliştirmeyi başardı. Sinir ağı kullanılarak farklı kavrama pozisyonlarıyla eğitilen bu el, her parmağın bağımsız ve kullanıcıyla eşzamanlı hareket etmesine olanak tanıyarak, günlük görevlerde gerekli zihinsel çabayı azalttı.

Ayrıca İtalya Teknoloji Enstitüsü ile Imperial College London’dan araştırmacılar, nöromüsküler uyum ve yumuşak robotik teknolojilere dayalı protez uzuvlar üzerinde çalışıyor. Haziran 2025’te ekip, iki hareket derecesine sahip yumuşak bir protez el tasarladı. Bu tasarım, çok parmaklı ve hassas kontrol gerektiren, geleneksel yöntemlerle mümkün olmayan karmaşık görevlerde umut verici sonuçlar ortaya koydu.

Temmuz 2024’te ise Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden (MIT) araştırmacılar, protez bir bacak için gelişmiş bir sinirsel arayüz geliştirdi. Elektronik uzvun insan sinir sistemiyle doğrudan etkileşimini sağlayan bu arayüz, cerrahi olarak bağlanan kaslar ve sinir sinyallerini algılayan elektrotlara dayanıyor. Bu sayede kullanıcılar, motor ve duyusal kontrolü yeniden kazanarak yürüme hızında, kas gücünde ve farklı ortamlara uyumda kayda değer iyileşmeler elde etti.

Araştırmacılara göre, tüm bu gelişmeler, protez uzuvların geleceğinin; giderek daha akıllı, uyarlanabilir ve sinir sistemiyle bağlantılı sistemlere doğru ilerlediğini gösteriyor. Bu sistemler, biyolojik uzuvların performansına her geçen gün daha fazla yaklaşarak, kullanıcılara hareketin sadeliğini ve günlük yaşamda özgüveni yeniden kazandırmayı hedefliyor.