Rusya, Ukrayna'dan ilhak ettiği dört bölgede başkanlık seçimi yapacak

Putin, Pasifik Okyanusu’nu gözlemleyecek iki denizaltının açılış törenine katıldı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Rusya Deniz Kuvvetleri Komutanı Nikolai Yevmenov, dün Rusya’nın kuzeyindeki Severodvinsk şehrinde iki yeni denizaltının açılışında (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Rusya Deniz Kuvvetleri Komutanı Nikolai Yevmenov, dün Rusya’nın kuzeyindeki Severodvinsk şehrinde iki yeni denizaltının açılışında (AP)
TT

Rusya, Ukrayna'dan ilhak ettiği dört bölgede başkanlık seçimi yapacak

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Rusya Deniz Kuvvetleri Komutanı Nikolai Yevmenov, dün Rusya’nın kuzeyindeki Severodvinsk şehrinde iki yeni denizaltının açılışında (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Rusya Deniz Kuvvetleri Komutanı Nikolai Yevmenov, dün Rusya’nın kuzeyindeki Severodvinsk şehrinde iki yeni denizaltının açılışında (AP)

Rusya Merkez Seçim Komisyonu, geçen yıl tek taraflı olarak Rusya’ya ilhak edilen Ukrayna bölgelerinde gelecek Mart ayında yapılması planlanan başkanlık seçimlerinin uygulanmasına karar verdi. Karar, Rus çevrelerin ‘bu adımın sahada büyük zorluklarla karşı karşıya kalabileceği’ yönündeki daha önceki uyarılarına rağmen alındı.

Böylece Komisyon, bu konudaki tartışmayı da çözüme kavuşturmuş oldu. Seçim Komisyonu Başkanı Ella Pamfilova, daha önce bu konudaki nihai kararın, Rus ordusu, güvenlik teşkilatları ve bu bölgelerdeki liderlik organlarının yanı sıra, tartışmanın çözümünde esas söz sahibi olan Rusya başkanlığıyla istişarelerde bulunulduktan sonra alınması gerektiğini açıklamıştı.

Şarku’l Avsat’ın Novosti’ten aktardığı habere göre komisyon üyeleri, bu kararı Federal Güvenlik Servisi, Savunma Bakanlığı ve Donetsk ve Luhansk Halk Cumhuriyetleri ile Zaporijya ve Herson bölgelerinin başkanlarıyla istişarede bulunduktan sonra aldı.

Seçim Komisyonu Başkan Yardımcısı Nikolay Bulayev, komisyonun, kararıyla ilgili olarak en yüksek yetkiye sahip kişi sıfatıyla ülkenin Devlet Başkanına ve Federasyon Konseyi (Senato) Başkanına resmi yazı göndereceğini açıkladı. Bulayev, “Alınan karar hakkında derhal Rusya Devlet Başkanını ve Federasyon Konseyini bilgilendirmeliyiz. Taslak mektuplar hazırlayıp Devlet Başkanına ve Konseye göndermenizi rica ediyorum” dedi.

Rus yetkili, komisyonun oy verme mekanizmalarıyla ilgili ayrıntıları incelediğini ve Rusya’nın yeni bölgelerinde oylamayı aksatacak girişimlere hazırlıklı olduklarını dile getirdi. Bulayev ayrıca, “Bu kararı verirken kendimize belirlediğimiz misyonun olumlu etki yaratacağına inanıyorum. Bunu onurlu bir şekilde gerçekleştireceğimizden hiç şüphem yok” dedi.

FOTO: Yeni Rus denizaltısı İmparator 3. Aleksandr’ın dün Severodvinsk’te suya indirilmesi sırasında (EPA)
Yeni Rus denizaltısı İmparator 3. Aleksandr’ın dün Severodvinsk’te suya indirilmesi sırasında (EPA)

Moskova, bu kararın açıklanmasıyla olağanüstü hal hükümlerine tabi ‘askeri harekât bölgesinde’ seçim yapılmasının önündeki ilk engeli aşma yönünde bir adım atmış oldu. Rusya Anayasası, bu tür alanlarda seçimlerin uygulanmasını yasaklıyor. Ancak Başkan Vladimir Putin, geçen Mayıs ayında sıkıyönetim veya acil durum hükümlerinin uygulandığı bölgelerde seçim ve referandum yapılması yasağını kaldıran bir federal yasayı imzalayarak hukuki engelin aşılmasının önünü açmıştı.

‘Kontrol dışı’

Ancak Rus yetkililerin önünde daha tehlikeli ikinci bir engel daha var. Moskova’daki uzmanlar, bu meselenin, ‘dört bölgedeki toprakların neredeyse tamamını kontrol edemediği ve burada şiddetli direniş ve sürekli saldırılarla karşı karşıya olduğu gerçeğiyle nasıl başa çıkılacağı’ ile ilgili olduğunu belirtti. Usul açısından bakıldığında bu, çoğunluğu farklı bölgelere sığınan bu bölgelerin asıl sakinlerinin oy verme süreçlerine katılamayacakları ya da büyük bir kısmının, yani Ukrayna topraklarının derinliklerine sığınmayı tercih eden grupların bunu yapmaya istekli olmayacağı anlamına geliyor. Ukraynalı bir analist de “Dünya, Moskova’nın ‘sanki bu bölgeler Putin için yeni bir yetkilendirme süreci yürütüyormuş’ izlenimi uyandırmaya hazırlandığı hiçbir sonucu tanımayacak” dedi.

Pasifik Okyanusu’nu gözlemleyecek iki denizaltı

Öte yandan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dün televizyonda yayınlanan iki nükleer denizaltıya Rus bayrağının çekilmesi törenine katıldı. Putin, denizaltıların Pasifik Okyanusu’nda devriye gezmeye başlayacaklarını söyledi. Krasnoyarsk ve İmparator 3. Aleksandr denizaltılarının açılışını yapmak üzere kuzeydeki Severodvinsk şehrine giden Putin, yaptığı konuşmada “Yakında Aleksandr 3 ve Krasnoyarsk denizaltıları Pasifik Okyanusu’nu izlemeye başlayacak” ifadelerini kullandı.

Ukrayna’da sahadaki gelişmelere ilişkin olarak tüm temas hatlarında şiddetli çatışmalar devam etti. Ukrayna ordusu dün şafak vakti Rusya’nın Kiev’e fırlattığı 8 füzeyi düşürdüğünü açıklarken, yerel yetkililer 4 kişinin yaralandığını ve tedavi edildiğini bildirdi. Öte yandan Kiev Hava Kuvvetleri, Moskova’nın dün gece çoğu Mıkolayiv bölgesinde olmak üzere Kırım Yarımadası’ndan 18 Şahed insansız hava aracı fırlattığını, ancak güney Ukrayna savunması tarafından imha edildiklerini açıkladı. Ukrayna Hava Kuvvetleri, Telegram üzerinden yaptıkları açıklamada, “İlk bilgilere göre Rusya, sabah saat 4 civarında Kiev bölgesine füze saldırısına başladı” dedi. Ukrayna Hava Kuvvetleri, “Toplamda, hava savunması balistik bir yörüngede başkente doğru uçan sekiz hava hedefini imha etti” açıklamasında bulundu.

Moskova, Donetsk’in Marinka kasabası ekseninde biraz ilerleme kaydettiğini duyurdu. Aynı şekilde Ukrayna’nın saldırıları, artan kar yoğunluğu ve ilerleme girişimlerinde zorlukların ortaya çıkmasıyla çatışmaların hızının yakında azalacağı yönündeki beklentilere rağmen, özellikle Herson, Zaporijya ve Donetsk’te çoğu eksende devam etti. Rus medyasına göre Moskova, zemin kar nedeniyle sertleştiğinde herhangi bir ilerleme girişimini engelleyecek geniş mayın tarlası alanları ile Ukrayna saldırısına karşı koymaya hazırlandı.

FOTO: Bir adam, dün Rusya’nın Kiev’e düzenlediği saldırının ardından evindeki hasarı inceliyor (AFP)
Bir adam, dün Rusya’nın Kiev’e düzenlediği saldırının ardından evindeki hasarı inceliyor (AFP)

Rus askeri sözcüsü, “Saldırgan Rus kuvvetleri, Marinka şehrinin Georgievka kasabası yakınlarındaki mevzilerini güçlendirdi. Ukrayna’nın ateş noktalarını tespit edip yok etmek için kasabanın bitişiğindeki orman kuşağında keşif turları düzenliyor dedi. Sözcü, şehirden kısmen çekilen Ukrayna güç birimlerinin havan mermileri ve el bombası fırlatıcılarıyla şehri bombalamaya devam ettiğine dikkat çekti.

Rusya Savunma Bakanlığı ise çatışmaların gidişatına ilişkin günlük brifinginde, Ukrayna ordusunun 570’den fazla ölü ve yaralıya maruz kaldığını, son 24 saat içinde Donetsk eksenine yönelik 18 saldırıyı engellediğini ve Kiev’in bu süre zarfında çeşitli eksenlere karşı başlattığı 24 dronu düşürdüğünü açıkladı.

Rus askeri açıklamasında ayrıca, Moskova’nın önlendiğini söylediği saldırıların kapsamının tüm temas hatlarındaki operasyonları kapsayacak şekilde genişletildiğine dikkat çekildi. Sözcü, Ukrayna’nın doğusundaki Harkiv eyaletindeki Kupyansk ekseninde ve Donetsk’teki Krasny Limansk’ta büyük çaplı bir saldırının geri püskürtüldüğünü belirtirken, burada 18 saldırıyla karşı karşıya kalındığını, ancak Rus kuvvetlerinin bu saldırıları engellediğini söyledi.

Öte yandan Moskova, Donetsk’in güneyindeki geniş çaplı bir saldırıyı geri püskürttüğünü ve 80 Ukraynalı askeri ortadan kaldırmayı ve Batı topçu ve silahlarını imha etmeyi başardığını duyurdu. Belirtilene göre Rus kuvvetleri, Herson ekseninde olduğu gibi 4 saldırıyı da püskürttü. Askeri açıklamada Lugansk, Donetsk, Zaporijya ve Herson’da 24 dronun da hedef alındığı belirtildi.

‘Sessiz hırslar’

Diğer taraftan Rusya Dışişleri Bakanlığı Özel Görevler Büyükelçisi Rodion Miroshnik, Batılı tarafların siyasi hırsları sakinleştiğinde ciddi müzakerelere başlama koşullarının olgunlaşabileceğini söyledi. Miroshnik, Ukrayna ihtilafının Ukrayna ile değil, Batı ile müzakere yoluyla sona ereceğini belirtti.



Afrika'nın Sahel bölgesinde teröristlerin nüfuz mücadelesi

Afrika'nın Sahel bölgesinde El Kaide ile DEAŞ arasındaki rekabet, cihadı temsil etme tekelini kimin elinde tutacağına dair açık bir mücadeledir (Reuters)
Afrika'nın Sahel bölgesinde El Kaide ile DEAŞ arasındaki rekabet, cihadı temsil etme tekelini kimin elinde tutacağına dair açık bir mücadeledir (Reuters)
TT

Afrika'nın Sahel bölgesinde teröristlerin nüfuz mücadelesi

Afrika'nın Sahel bölgesinde El Kaide ile DEAŞ arasındaki rekabet, cihadı temsil etme tekelini kimin elinde tutacağına dair açık bir mücadeledir (Reuters)
Afrika'nın Sahel bölgesinde El Kaide ile DEAŞ arasındaki rekabet, cihadı temsil etme tekelini kimin elinde tutacağına dair açık bir mücadeledir (Reuters)

Sağır el-Haydari

El Kaide’nin Sahel bölgesindeki kolu olan Cemaat Nusret el İslam vel Müslimin’in (CNIM) finans başkent Bamako'ya doğru ilerlediği ve Burkina Faso ve Nijer gibi ülkelere yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığı bir dönemde, DEAŞ ile ilişkiler belirleyici bir dönüm noktasına ulaştı. Her iki taraf da Afrika Sahel bölgesinde önemli aktörler olarak kendilerini kanıtlamak için zamana karşı yarışıyor.

DEAŞ, üyelerinin Mali'de düzenledikleri bir pusuda, CNIM’e bağlı Sahra Bölgesi Emiri Ebu Yahya gibi El Kaide'nin önde gelen isimlerini ortadan kaldırmayı başardıklarını duyurdu.

DEAŞ ile El Kaide arasındaki rekabet, Mali, Burkina Faso ve Nijer gibi Afrika Sahel ülkelerinde yaşanan ciddi güvenlik krizlerinin ortasında yaşanıyor ve her iki taraf da bu durumdan yararlanmaya çalışıyor.

Üç daire

DEAŞ ve El Kaide'nin faaliyetleri, Afrika'nın Sahel bölgesini her yıl binlerce kişinin hayatını kaybettiği gerçek bir ‘terör yuvası’ haline getirdi.

Afrika meseleleri uzmanı ve siyasi araştırmacı Sultan Elban, Sahel bölgesinde El Kaide ile DAEŞ arasındaki rekabetin, cihadı temsil etme tekelini kimin elinde tutacağına dair açık bir çatışmaya dönüştüğünü, ancak sahada bunun ideolojik bir anlaşmazlıktan çok insan gücü ve kaynaklar üzerinde bir yarış halini aldığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Elban genel olarak bakıldığında CNIM'in El Kaide'nin Afrika Sahel'deki kolunu temsil ettiğini ve özellikle Burkina Faso, Mali ve Nijer'de en yaygın ve sosyal olarak en köklü örgüt olduğunu, askeri üslere karmaşık saldırılar düzenleme, insansız hava araçları ve patlayıcı cihazlar kullanma ve çok sayıda savaşçıyı seferber etme konusunda gelişmiş operasyonel kapasiteye sahip olduğunu belirtti.

Buna karşın DEAŞ’ın Afrika Saheli’nin bazı bölgelerinde, özellikle Mali'nin kuzeyindeki Minaka bölgesinde daha agresif göründüğünü söyleyen Elban, Nijer, Burkina Faso ve diğer bölgelerin büyük bir kısmını kontrol ettiğini, ancak yerel olarak daha az köklü ve ulusal ordular ile CNIM'in çifte direnişiyle karşı karşıya kaldığını kaydetti. CNIM, 2020'den bu yana Mali ve Burkina Faso'nun merkezi bölgelerinden bu örgütü kovmayı başardı ve sonraki yıllarda da genişlemesini engellemişti.

evfrv
El Kaide'nin CNIM lideri Iyad Ag Ghali'ye bağlı birkaç şubesi bulunuyor (AP)

El Kaide'nin şu anda Afrika Sahel bölgesindeki en önemli yapısal güç olduğunun altını çizen Elban, DEAŞ’ın ise belirli bölgelerde en ölümcül güç olduğunu ve kitlesel katliamlara ve halkı terörize etmeye daha yatkın olduğunu vurguladı. İki örgüt arasındaki rekabetin üç alanda yoğunlaştığını belirten Elban’a göre bunlardan birincisi, sınır geçişleri ve kaçakçılık rotalarının kontrol edilmesi, ikincisi, köylerde ve kırsal alanlarda tahkim ve yargı yetkisinin dayatılması ve üçüncüsü, merkezin önünde, yani Suriye ve Afganistan'ın önünde ve hatta Sahel'deki yerel sıcak noktaların önünde, küresel cihadın tekelleştirilmesi.

Kayıpların telafisi

Afrika'nın Sahel bölgesindeki ülkeler, son yıllarda bazı askeri darbelere tanık oldu. Bu darbeler sonucunda, güvenlik ve istikrarı yeniden tesis etme sözü veren askeri konseyler iktidara geldi. Ancak, özellikle Ensaruddin gibi radikal grupların yeni bölgelere doğru ilerleme kaydetmeleri bakımından bu konseylerin çabaları eleştirilmeye devam ediyor.

Nijeryalı güvenlik araştırmacısı Issa Mounkaila, gerçekte, El Kaide’nin yıllardır Afrika'nın Sahel bölgesini tekelinde tuttuğunu ve bu bölgenin El Kaide için Afganistan gibi ülkelerde yaşadığı başarısızlıkların ardından güvenli bir sığınak haline geldiğini söyledi.

Aynı durumun DAEŞ için de geçerli olduğunu belirten Mounkaila, DAEŞ'in şu anda Afrika kıyılarına, nüfuz kazanmanın kolay olduğu bir güvenlik kırılganlığı bölgesi olarak geri döndüğünü ve DAEŞ'in şu anda Suriye, Irak ve Libya'daki kayıplarını telafi etmeye çalıştığını söyledi. Mounkaila’ya göre bu telafi, ancak El Kaide'nin kontrolündeki bölgelerin aleyhine olabilir. Nijeryalı uzman ayrıca, DEAŞ’ın merkezi düzeyde net bir liderlik kaybına uğraması ve örgütün bölgedeki nüfuzunu ve hedeflerini yönetme planına ilişkin belirsizlikler göz önüne alındığında, El Kaide'nin hala üstünlüğünü koruduğuna inanıyor.

Denge El Kaide lehine değişiyor

El Kaide, CNIM gibi kendisine bağlı örgütler aracılığıyla, Rusya ve daha önce Fransa ile ittifak kuran Afrika Sahel'deki askeri konseylere karşı çıkıp kendi saflarına katılmaya çağıran videolar yayınlamaya devam ediyor.

Öte yandan ise DEAŞ, haftalık dergisi en-Nebe'de savaşın sürdürülmesi çağrısında bulunurken, El Kaide'ye karşı saldırılar başlattığını da açıklayarak iki grup arasındaki çatışmanın şiddetlendiğini gösteriyor.

Elban, iki taraf arasındaki çatışmanın geçmişi çerçevesinde, özellikle 2020'den bu yana Çad ve Burkina Faso arasındaki sınır üçgeninde, ara sıra ateşkeslerle birlikte, sınırlı çatışmalardan açık savaşa kadar çeşitli aşamalardan geçtiğini söyledi.

sddvd
Burkina Faso terör örgütlerinin yayılmasını önlemeye çalışıyor (Reuters)

Elban, her iki örgütün de kontrol ve finansman mekanizmalarına sahip olduğunu, özellikle de vergilerle, bu örgütleri kontrol ettikleri bölgelerde devlete paralel vergi otoriteleri haline getirdiğini, yönetim boşluğundan ve ekonomik çöküşten faydalanarak vergi uygulayıp zekat topladıklarını söyledi. Çobanların hayvanlarına el konulduğunu ve yerel pazarlarda veya Moritanya, Senegal ve başka yerlerdeki pazarlarda satıldığını da sözlerine ekledi.

İki örgüt arasında ince farkın El Kaide'nin gelirlerinin bir kısmını yoksulları destekleyerek ve anlaşmazlıkları çözerek yargı alternatifi olarak kendini dayatacak şekilde belirli bölgeleri kayırma eğiliminde olması olduğuna dikkati çeken Elban, El Kaide’nin bazen de imajını iyileştirmek ve meşruiyetini pekiştirmek için insani yardım kuruluşlarının çalışmalarına göz yumduğunu, DEAŞ’ın ise daha nefret dolu bir yaklaşım sergileme eğiliminde olduğunu ve sosyal kabul görme konusunda endişelenmediğini vurguladı.

Bölge ülkelerinin bazılarının ordu tarafından yönetilmesi ve mevcut kırılganlık bakımından ağlar ve yerel entegrasyon açısından dengelerin El Kaide lehine kaydığına işaret eden Elban, ancak DEAŞ’ın savunmasız bölgelerde hedefli saldırılar düzenleme ve katliamlar gerçekleştirme yeteneğini üst düzeyde tuttuğunu belirtti.


İran, Netanyahu’nun Washington ziyaretinden önce diplomatik çabalar üzerinde ‘yıkıcı etkiler’ olacağı konusunda uyarıda bulundu

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)
TT

İran, Netanyahu’nun Washington ziyaretinden önce diplomatik çabalar üzerinde ‘yıkıcı etkiler’ olacağı konusunda uyarıda bulundu

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’nin Umman’a ulaşmasının ardından Tahran, diplomatik çabalara yönelik ‘yıkıcı baskı ve etkiler’ konusunda uyarıda bulundu. Bu uyarı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, ABD-İran müzakerelerine odaklanması beklenen görüşmeler için Washington’a yapacağı ziyaretten hemen önce geldi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi bugün düzenlenen haftalık basın toplantısında, “Görüşme yaptığımız taraf ABD’dir ve bölgeyi olumsuz etkileyen yıkıcı baskılardan bağımsız hareket etme kararı onlara aittir… Siyonist rejim, bölgede barışa yol açacak herhangi bir diplomatik girişimi sürekli olarak engellemeye çalıştı” ifadelerini kullandı.

İran devlet televizyonuna konuşan Bekayi, ülkesinin ABD ile yürüttüğü müzakerelerde hızlı bir sonuca ulaşmayı hedeflediğini ve gecikmeye gitmek istemediğini belirtti.

Bekayi, geçtiğimiz hafta ABD ile yapılan nükleer görüşmelerin karşı tarafın ‘ciddiyetini’ ölçmek için gerçekleştirildiğini aktarırken, mevcut müzakerelerin ne kadar süreceği veya ne zaman sonuçlanacağının öngörülemediğini kaydetti.

Şarku’l Avsat’ın İran resmi haber ajansı IRNA’dan aktardığına göre Laricani’nin Maskat’ta Umman Sultanı Heysem bin Tarık ve Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi ile bir araya gelmesi bekleniyor.

Laricani dün yaptığı açıklamada, ziyaretin bölgesel ve uluslararası son gelişmeler ile İran-Umman ekonomik iş birliğini ele alacağını söyledi.

Ziyaret, Washington ile Tahran arasında birkaç gün önce yapılan ve ABD’nin güç kullanma ihtimalini gündeme getirdiği müzakerelerin ardından gerçekleşiyor.

Tahran, görüşmelerin yalnızca nükleer programıyla sınırlı olmasını, füze programı gibi diğer konuların tartışılmamasını istiyor.

Öte yandan Mısır Dışişleri Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, Bakan Bedr Abdulati’nin İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile bir telefon görüşmesi yaparak bölgesel gelişmeleri ele aldığını bildirdi.

Açıklamada, Arakçi’nin Abdulati’yi yakın zamanda Umman’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen ABD-İran müzakerelerinin gelişmeleri hakkında bilgilendirdiği belirtildi. Görüşmede Abdulati, ülkesinin bu müzakerelere ve gerilimi azaltmaya yönelik tüm çabalara tam destek verdiğini ifade etti.

Açıklamaya göre Abdulati, ABD ve İran arasındaki müzakere sürecinin barışçıl ve uzlaşmacı bir çözüme ulaşana kadar sürdürülmesinin önemini vurguladı. Ayrıca, bu hassas dönemde ortaya çıkabilecek herhangi bir anlaşmazlığın aşılması gerektiğini belirterek, bölgedeki gerilimi önlemenin en temel yolunun diyalog olduğunu kaydetti.


Birleşmiş Milletler, ABD'nin aidatlarını ne zaman ödeyeceğine dair açıklama talep ediyor

ABD Başkanı Donald Trump, 23 Eylül'de New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önünde yaptığı konuşmada (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 23 Eylül'de New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önünde yaptığı konuşmada (AFP)
TT

Birleşmiş Milletler, ABD'nin aidatlarını ne zaman ödeyeceğine dair açıklama talep ediyor

ABD Başkanı Donald Trump, 23 Eylül'de New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önünde yaptığı konuşmada (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 23 Eylül'de New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önünde yaptığı konuşmada (AFP)

Birleşmiş Milletler dün yaptığı açıklamada, Washington'ın geçen hafta birkaç hafta içinde ilk ödemeyi yapacağına dair verdiği sözün ardından, Amerika Birleşik Devletleri'nin ödenmemiş bütçe borçlarını ne zaman ödeyeceğine dair ayrıntıları beklediğini belirtti.

BM sözcüsü Stéphane Dujarric basın toplantısında, “Verileri gördük ve açıkçası, Genel Sekreter bu konu hakkında bir süredir Büyükelçi (Mike) Walts ile temas halinde” dedi. “Bütçe Kontrol Birimimiz Amerika Birleşik Devletleri ile temas halinde ve bazı göstergeler sağlandı. Ödemenin kesin tarihini ve taksitlerin büyüklüğünü öğrenmeyi bekliyoruz” ifadesini kullandı.

Genel Sekreteri António Guterres, 28 Ocak'ta üye devletlere yazdığı bir mektupta, 193 üyeli örgütün aidatların ödenmemesi nedeniyle “yaklaşan mali çöküş” riskiyle karşı karşıya olduğunu belirterek, örgütün mali durumu hakkında uyarıda bulundu.

cvfthyj
ABD Başkanı Donald Trump, New York'taki Birleşmiş Milletler'de yaptığı konuşmanın ardından eliyle jest yapıyor (AFP)

Başkan Donald Trump döneminde Washington, Birleşmiş Milletler'in sistemlerini reforme etmesini ve bütçesini azaltmasını talep ederek birçok cephede çok taraflılıktan çekildi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre ABD'nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Waltz cuma günü verdiği demeçte, "Çok yakında kesinlikle bir ilk ödeme göreceksiniz" dedi. "Yıllık aidatlarımızın önemli bir ilk ödemesi olacak... Nihai miktarın henüz belirlendiğini sanmıyorum, ancak birkaç hafta içinde belli olacak" ifadesini kullandı.

Birleşmiş Milletler yetkilileri, ABD'nin uluslararası örgütün bütçesine ödenmesi gereken aidatların %95'inden fazlasından sorumlu olduğunu söylüyor. Şubat ayı itibarıyla Washington'ın 2,19 milyar dolar borcu bulunuyordu; buna ilave olarak mevcut ve geçmiş barış koruma misyonları için 2,4 milyar dolar ve BM mahkemeleri için 43,6 milyon dolar daha ödenmesi gerekiyordu.

BM yetkilileri, ABD'nin geçen yılki düzenli bütçe için aidatlarını ödemediğini, bu nedenle 827 milyon dolar, cari yıl için ise 767 milyon dolar borcu olduğunu, geri kalanının ise önceki yıllardan kalan borçlardan oluştuğunu ifade etti.