Şifa Tıp Kompleksi, büyük bir kaosun ortasında yerinden edilenler için sığınak haline geldi

İlaç, yiyecek ve suyun yokluğunda sadece iki doktor var ve çöplerin birikmesi salgın hastalık endişesine yol açıyor

26 Kasım’da Gazze’deki Şifa Hastanesi’nin önü çöp yığınlarıyla kaplı (AP)
26 Kasım’da Gazze’deki Şifa Hastanesi’nin önü çöp yığınlarıyla kaplı (AP)
TT

Şifa Tıp Kompleksi, büyük bir kaosun ortasında yerinden edilenler için sığınak haline geldi

26 Kasım’da Gazze’deki Şifa Hastanesi’nin önü çöp yığınlarıyla kaplı (AP)
26 Kasım’da Gazze’deki Şifa Hastanesi’nin önü çöp yığınlarıyla kaplı (AP)

Gazze Şehri sakini Ala Ebu Riyale’nin ailesi, İsrail’in şehirdeki askeri operasyonunun devam etmesi ve hastanenin hizmet dışı kalmasının ardından Şifa Tıp Kompleksi’nden başka sığınacak bir yer bulamadı.

Yaklaşık iki hafta süren işgalin ardından geçen ay İsrail ordusunun yerle bir ettiği Gazze Şehri’nin en büyük sağlık kompleksi olan Şifa Tıp Kompleksi işgalin ardından yerinden edilen insanların yöneldiği ‘harap bir sığınağa’ dönüştü.

İsrail sağlık kompleksini işgal etmiş ve ardından bazı bölümlerini bombalamıştı. İsrail güçleri, kompleksin müdürü Dr. Muhammad Ebu Selemiye de dahil olmak üzere pek çok kişiyi tutukladıktan sonra sağlık personelini ve hastaları hastaneden çıkararak, onları Gazze Şeridi’nin güneyine doğru gitmeye zorladı.

sd
Sağlık görevlileri, 10 Aralık’ta en az 30 bin kişinin sığındığı el-Şifa Hastanesi’nde yaralı genç adamla ilgileniyor (AFP)

Ebu Riyale Şarku’l Avsat’a İsrail ordusunun Gazze’nin batısı ile hastaneye yakın Rimal mahallesini güvenli bölge olarak belirlemesinin ardından, geçtiğimiz günlerde Şeyh Rıdvan Mahallesi’ndeki iki katlı evinden ayrılarak Şifa Tıp Kompleksi’ne ulaşana kadar yaklaşık 15 kilometrelik bir mesafe yürümek zorunda kaldığını anlattı.

12’si kadın ve çocuk olmak üzere ailesinden 17 kişiyle birlikte yerinden edildiğini söyleyen Ebu Riyale, Şifa’da yatak ve örtü bulmayı umduğunu ancak hastanede giysisi, yatağı ve battaniyesi olmayan binlerce yerinden edilmiş insan ile karşılaştığını ve yerden edilen insan selinden dolayı hiç boş bir yer olmadığını belirtti.

awdfw
İsrail’in Gazze’ye düzenlediği bombardımanlarda öldürülen Filistinlilerin naaşlarının Şifa Hastanesi’nden Han Yunus’a nakledildikten sonra defnediliyor (Reuters)

Ebu Riyale’nin oğlu, tıp kompleksinin atık depolama bölümüne atılan bazı kumaşları aramak ve temizlemek zorunda kaldı. Daha sonra biraz demir kullanarak aileyi barındırmak için hastanenin arka bahçesine küçük bir çadır kurdu. Arka bahçede hala saldırılarda hayatını kaybeden ve aileleri tarafından mezarlıklara nakledilemeyen Filistinlilerin defnedildiği çok sayıda mezar bulunuyor.

Hastanenin kuşatılması ve işgal güçlerinin naaşları Gazze’deki herhangi bir mezarlığa defnedilmesini engellemesinin ardından, Şifa Tıp Kompleksi yönetimi kimliği bilinmeyenler de dahil olmak üzere yaklaşık 170 cenazeyi buraya gömmek zorunda kaldı.

Şifa’ya gelen yerlerinden edilenler içme suyu dahil herhangi bir hizmete ulaşamıyor.

Yaklaşık iki hafta önce annesi ve 9 erkek ve kız kardeşiyle birlikte yerinden edilen, Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahia kasabasının sakini Adil Musa “Abdest, yıkanma vb. için bile içme suyu yok. En iyi şartlarda 2 kilometreye varan bir mesafeyi, bir galonu (12 litre galon) tuzlu su doldurmak için yürüyoruz... Başka alternatif yok” dedi.

Musa, Ebu Riyale’nin aksine, işgal güçlerinin sağlık kompleksini basması sırasında tahrip edilen kadın doğum bölümünde erkenden bir oda kapmayı başardı.

Musa, Şarku’l Avsat’a diğerlerinden önce bir oda bulduğu için ne kadar şanslı olduğunu anlatırken “Sanki bir gezide otelinize gelmişsiniz gibi” dedi. Ayrıca “Şifa Tıp Kompleksi’nin odalarında bombalamadan kurtulan ve iyi durumda kalan yatak ve battaniyeleri uyumak için kullanıyoruz” ifadelerine de yer verdi.  

aswqf
10 Aralık 2023’te İsrail ile Hamas arasındaki çatışmalar devam ederken, Gazze’deki Şifa Hastanesi’nin avlusunda toplanan yerinden edilmiş Filistinliler (AFP)

Ancak bu örtüler onları hiçbir şekilde aşırı soğuktan korumuyor. Cibaliye bölgesinin eteklerindeki evinden ayrılmak zorunda kalan İlham Zağra, pirinç ve mercimek dışında hiçbir gıda maddesinin bulunmadığını, kocası ve çocukları ile birlikte yaşadığını, günde bir öğün yemekle yetindiklerini belirtti. Ancak Zağra onu endişelendirenin açlık olmadığını, çöp ve atıklarla dolu bir ortamda aşırı kalabalık nedeniyle yayılmaya başlayan hastalıklar olduğunu söyledi. Kadın Şarku’l Avsat’a salgın hastalıklardan korktuğunu belirtti.

Kompleks yerinden edilmiş insanlarla dolu olsa da Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı, böbrek bölümü, resepsiyon ve acil servis bölümlerini kısmen de olsa tekrar çalıştırmaya başladığını, bazı bölümleri de faaliyete geçirmek için yoğun çaba harcadıklarını açıkladı.

İsrail bombardımanlarında yaralananlar, hayatlarını kurtarmaya yardımcı olacak herhangi bir tıbbi malzemenin bulunmamasından ve bunun onları savunmasız bırakmasından şikayet ediyor. Yaralılardan biri Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda “Hiçbir şey yok. Uzman doktor yok, tedavi yok, ilaç yok, malzeme yok” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat muhabiri, hastanede ağır yaralanmalarla baş etme konusunda deneyimi olmayan yalnızca iki doktor ve birkaç stajyer hemşirenin olduğunu gözlemledi.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.