Tunus’ta devlet güvenliğine karşı komplo kurmakla suçlananların cezaları uzatıldı

12 dava çeşitli mahkeme ve cezaevlerine sevk edildi.

Tunus’ta terör davalarına bakan mahkeme yakınında alarm durumuna geçildi.
Tunus’ta terör davalarına bakan mahkeme yakınında alarm durumuna geçildi.
TT

Tunus’ta devlet güvenliğine karşı komplo kurmakla suçlananların cezaları uzatıldı

Tunus’ta terör davalarına bakan mahkeme yakınında alarm durumuna geçildi.
Tunus’ta terör davalarına bakan mahkeme yakınında alarm durumuna geçildi.

Avukat ve eski İnsan Hakları Bakanı Samir Dilo, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Terör bölümündeki soruşturma hakiminin, devlet güvenliğine karşı komplo ve terörizm davalarında sanıkların tutukluluk cezasının dört ay süreyle uzatılmasına yönelik kararı, hukuki anlamda son karardır” dedi.

Yargı kaynaklarına göre çeşitli siyasi ve parti çevrelerinden onlarca politikacının yanı sıra bir grup aktivist ve eski parlamenter, devlet güvenliğine karşı komplo suçlamasıyla 12 davada soruşturuluyor. Söz konusu kişiler ülke çapında çok sayıda mahkeme ve hapishaneye sevk edildi.

Suikastlar ve terörizm

Hapis cezalarının uzatılmasına yönelik karar, yolsuzluk ve terör davalarıyla suçlanan eski devlet liderlerini ve siyasi partileri yetkililerini de kapsıyor. Bunlar arasında Raşid el-Gannuşi, eski Başbakan Ali el-Arid, eski bakanlar Cevher bin Mubarek, Nureddin el-Buhayri, Rıza, Belhac, Gazi el-Şavaşi, Cumhuriyetçi Parti lideri İssam eş-Şabi, ekonomi uzmanı Hayyam et-Turki, Anayasa Partisi Başkanı Avukat Abir Musa ve çok sayıda sendikacı ve güvenlik personeli de yer alıyor.

Fotoğraf Altı: Tunus’ta güvenlik birimleri terör eylemlerine karşı tetikte. (Medya)
Tunus’ta güvenlik birimleri terör eylemlerine karşı tetikte. (Medya)

Soruşturma aşamasında tutukluluk sürelerinin uzatılması, kamu haklarına ilişkin suçlar çerçevesinde yer alan başlıca sanıkları ve idam ve ömür boyu hapis cezası gerektiren bazı ceza davalarını kapsıyor. Bu davalar arasında 2012- 2015 yılları arasında siyasi suikastlar, şiddet uygulama ve teşvik etme, mali ve idari yolsuzluk, muhalif yabancı partilerle iletişim kurma, kamuya ait ve siyasi şahsiyetlere suikast girişiminde bulunma, cumhurbaşkanına komplo kurma, üst düzey bir yetkiliye görevini yerine getirirken saldırma, mali yolsuzluk, kara para aklama ve teröristlerle iş birliği yapma suçları da yer alıyor.

Dosya yakın zamanda kapatılacak mı?

Eski İnsan Hakları Bakanı ve Avukat Amir Dilo, soruşturma hakiminin soruşturmayı dört ay dolmadan sonuçlandırma kararı vermesi ve dolayısıyla ‘ya sanıkların tamamı ya da bir kısmının beraatına karar verilmesi veya suçlama kurulunun, haklarındaki suçlamaları karara bağlamasının ardından yargılamaya sevk edilmesi yoluyla’ soruşturma dosyasını kapatması gerektiğini söyledi.

Siyasi, güvenlik ve terör davalarındaki sanıkların avukatı Samir bin Ömer’in Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamaya göre sanıklar hakkındaki uzaklaştırma kararı yalnızca iki kez yenileniyor.

Fotoğraf Altı: Avukatlar ve politikacılar, siyasi mahkumların serbest bırakılmasını talep eden mitinge katıldı. (Fotoğraf Tunus medyasında yayınlandı)
Avukatlar ve politikacılar, siyasi mahkumların serbest bırakılmasını talep eden mitinge katıldı. (Fotoğraf Tunus medyasında yayınlandı)

Soruşturma hakiminin on dört ay dolmadan soruşturmanın sonuçlandırılmasına karar vermemesi halinde sanık masum kabul edilerek beraat ediyor ve salıverilmesi gerekiyor.

Tunus mahkemelerinde geçerli olan usule göre soruşturma yargıcı, terörizm ve devlet güvenliğine karşı komplo davaları da dahil olmak üzere, genellikle soruşturmayı kapatma kararını, 14 ayı geçmemesi gereken azami tutukluluk süresinden en az iki ay önce veriyor. Karar daha sonra iddianame dairesine ve diğer yargı kurumlarına gönderilir. Bu kurumlar da suçlamalar hakkında karar verecek mahkeme heyetini oluşturmadan önce son sözlerini söylüyor.

Sabotaj eylemleri

Terörizm, devlet güvenliğine karşı komplo ve yolsuzluk vakalarındaki tutuklamalar, aralarında en büyük spor bahisleri kurumlarından birinin sahibi olan iş insanı ve siyasi aktivist Velid el-Balti’nin de bulunduğu tutuklamalarla başladı. Söz konusu kuruluş, birkaç yıl önce Cumhurbaşkanı Kays Said ve seçim ekibine bağlı kuruluşlar arasında yer alıyor.

Aynı dava veya bunun dışına çıkan davalar kapsamında çeşitli akımlardan politikacılar, iş adamları, güvenlik görevlileri ve yabancı diplomatik figürler ülkeye karşı casusluk yapmakla, sabotaj, şiddet ve suikast eylemlerinin hazırlıklarına katılmakla suçlandı.

Nahda, Nida Tunus ve Yaşasın Tunus partileri de dahil olmak üzere iktidardaki ve eski muhalefet partilerinin liderlerinin yanı sıra önde gelen eski güvenlik yetkilileri ve büyük mali ve ekonomik kurumların yöneticilerinin uzaklaştırılmasına yol açan davalar da başladı.

Ali el-Arid, Hammadi el-Cibali ve Yusuf eş-Şahid’in de aralarında bulunduğu bazı eski bakanlar ve hükümet yetkilileri, sayıları onu aşan devlet güvenliğine karşı komplo davalarıyla suçlandı. Bunlar arasında, güvenlik görevlilerinin, yabancıların ve aşırı gruplara bağlı kişilerin terörizmle suçlandığı veya 2011 ayaklanmasından önce ve sonra ülkeyi yöneten bazı siyasi ve mali lobilerin yolsuzlukla suçlandığı davalar da yer alıyor.

Mali kefaletle serbest bırakılma

Diğer yandan adli makamlar, eski Cumhurbaşkanı Zeynel Abidin Bin Ali’nin bazı damatları ve son on yılda iktidardaki partilerin liderlerinin de yer aldığı terörizm ve mali ve idari yolsuzluk vakalarında yeni sanıklara yönelik arama, tutuklama ve hapis kararları da yayınladı.

Bununla birlikte eski Ulaştırma, Turizm, Tarım ve Gençlik Bakanı Abdurrahim ez-Zuvari, özel Mosaique radyo istasyonunun eski Genel Müdürü Nureddin Boutar ve büyük iş adamı Hatem Şaabouni de dahil bazı önde gelen tutuklular mali kefaletle serbest bırakıldı.

Aynı şekilde yetkililere bağlı bir kaynak, bir gün önce tutuklu olan eski Cumhurbaşkanı Ben Ali’nin damadı olan milyarder Mervan Mebruk’un, bin milyon Tunus dinarı veya yaklaşık 350 milyon ABD doları tutarında mali kefaletle serbest bırakılabileceğini açıkladı.

Ayrıca Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said ve Maliye Bakanı Siham el-Bougdiri’nin açıklamalarına göre mali yolsuzluk ve ciddi mali ihlallerle suçlanan herkes, yasal statüleri düzenleyebilir, cezai uzlaştırma sürecine dahil olmaları durumunda hapisten kurtulabilir ve devlete mali tazminat ödeyebilir.



Irak, ABD yaptırımlarına uyarak İran hava yolu şirketlerine yasağı uygulayacak

Irak'ın Erbil Uluslararası Havalimanı'nda Irak Havayollarına ait bir uçak (Reuters-Arşiv)
Irak'ın Erbil Uluslararası Havalimanı'nda Irak Havayollarına ait bir uçak (Reuters-Arşiv)
TT

Irak, ABD yaptırımlarına uyarak İran hava yolu şirketlerine yasağı uygulayacak

Irak'ın Erbil Uluslararası Havalimanı'nda Irak Havayollarına ait bir uçak (Reuters-Arşiv)
Irak'ın Erbil Uluslararası Havalimanı'nda Irak Havayollarına ait bir uçak (Reuters-Arşiv)

Irak, ABD'nin yaptırım uyguladığı İran hava yolu şirketlerinin uçuşlarını durduracak.

Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı habere göre Iraklı hükümet yetkilileri, Bağdat'ın İran hava yolu şirketlerinin uçuşlarını askıya alacağını bildirdi. Karar, Washington'ın söz konusu şirketlerin ABD yaptırımları nedeniyle önümüzdeki saatlerde hizmetlerini durduracağını açıklamasının ardından geldi.

Bir Iraklı hükümet yetkilisi, ABD Hazine Bakanlığının kararına uyulacağını ve İran hava yolu şirketlerine yönelik yasağın salı sabahından itibaren yürürlüğe gireceğini açıkladı.

Yetkili, “Kararı uygulamayan ülkeler benzer yaptırımlarla karşı karşıya kalacak” ifadesini kullandı.

İkinci bir hükümet kaynağı da Irak'ın söz konusu karara uyacağını doğruladı.


Husilerin saldırıları Batı Taiz ve Babülmendep'in doğusundaki dağlarda kırılıyor

Yemen Silahlı Kuvvetleri'nden bir asker, Husilerle girdiği çatışmadan bir kare
Yemen Silahlı Kuvvetleri'nden bir asker, Husilerle girdiği çatışmadan bir kare
TT

Husilerin saldırıları Batı Taiz ve Babülmendep'in doğusundaki dağlarda kırılıyor

Yemen Silahlı Kuvvetleri'nden bir asker, Husilerle girdiği çatışmadan bir kare
Yemen Silahlı Kuvvetleri'nden bir asker, Husilerle girdiği çatışmadan bir kare

Husiler, Taiz vilayetinin batısı ile Lahic vilayetinin kuzeyi arasındaki cephelerde şiddetli bir direnişle karşı karşıya. Babülmendep'e hakim yüksek kesimlerde şiddetli çatışmalar yaşanırken Marib'in güneyinde de çatışmalar sürüyor. Saha kaynakları, İran'la ittifak halindeki Husilerin son ilerleme girişimlerinde ağır kayıplar verdiğini bildiriyor.

En şiddetli çatışmalar Vaziye ve Kahbub cepheleri ile Mudarebe ve Ras el-Ara ilçesine bağlanan bölgelerde yaşanıyor. Hükümet güçleri, Husilerin saldırılarının püskürtüldüğünü ve bazı dağlık bölgelerin geri alındığını duyururken saha kaynakları son 24 saatte çok sayıda  Husi milisinin öldürüldüğünü bildirdi.

Amalika Tugayları,  pazartesi günü, Babülmendep Boğazı'na komşu Kahbub cephesinde Husilere ait beş aracın imha edildiğini açıkladı. Güçler, araçlarda bulunan herkesin öldürüldüğünü belirtti. Hedef alınan araçlardan birinin Husilerin bir saha komutanını taşıdığı, diğerinin ise 23 milimetrelik uçaksavar silahı taşıdığı kaydedildi.

AmalikaTugayları Medya Merkezi, araçların hedef alınmasını ve alevler içinde kalmasını gösterdiğini belirttiği bir video yayımladı.

Aynı cephede Vatan Kalkanı Güçleri de Birinci Tümen'in üçüncü tugayının mevzilerine yönelik Husilerin saldırısını püskürttüğünü açıkladı. Açıklamada saldırganlar arasında ve askeri teçhizatta kayıplar verildiği, güçlerin mevzilerini hedef almaya çalışan intihar dronunun düşürüldüğü belirtildi.

vffgthy
Husilerin cephelerde ölen mensupları için her gün düzenlenen cenaze törenleri (AFP)

Vatan Kalkanı Güçleri Medya Dairesi ayrıca Kahbub semalarında uçan bir başka Husiler insansız hava aracının düşürüldüğünü duyurdu. Açıklamada bölgede güçlerin konuşlanmasının sürdüğü ve hazırlık seviyesinin yükseltildiği belirtildi.

Kahbub, Babülmendep'e komşu konumu nedeniyle askeri açıdan önem taşıyor. Saha bilgilerine göre çatışmalar, Vaziye'nin güneydoğusu ile Mudarebe ve Ras el-Ara'nın kuzeyi arasında uzanan bir dizi yüksek kesim ve mevzide yoğunlaşıyor. Çatışmalara Amalika Tugayları, Vatan Kalkanı Güçleri ve Sabiha aşiretlerinden savaşçılar katılıyor.

Batı Taiz

Taiz'in batısında çatışmalar sürerken Husiler, Vaziye'den doğuya doğru Şimayteyn ilçesine ilerlemeye çalışıyor. Pazar günü Husilerin Şimayteyn ilçesine doğru ilerlediği ve Şerira köyünü ele geçirdiği, ayrıca Geyl bölgesi yakınlarındaki Merzam Dağı'na ve Beni Ömer köyüne doğru ilerlediği yönünde haberler gelmişti.

Buna karşılık kaynaklar, Husilerin ele geçirmeye çalıştıkları Acaram Dağı'ndan geri çekildiğini bildirdi. Husilerin sızma girişimlerinin püskürtülmesinin ardından Cerdad Dağı'na ulaşmayı da başaramadığı belirtildi. Diğer bazı bilgilerde ise hükümet güçlerinin Numan Dağı'nı kontrol altına aldığı kaydedildi.

Saha kaynakları pazartesi sabahı çatışmaların sürdüğünü, Husilerin saldırılarının püskürtüldüğünü ve gruba ait zırhlı araçlarla diğer askeri araçların imha edildiğini bildirdi. Kaynaklar ayrıca çok sayıda Husi unsurunun öldürüldüğünü aktardı.

Hükümet güçlerinden çatışmaların ayrıntıları ve operasyon bölgesine ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmezken pazartesi günü Et-Turbe kentinden, Taiz'in batı kırsalındaki Vaziye'de Cerdad, Rasin ve Alkame cephelerinde görev yapan hükümet güçlerine destek amacıyla bir yardım konvoyu yola çıktı. Bu gelişme, bölgedeki yerel unsurların çatışmalara katılan güçlere destek vermek üzere seferberliğini sürdürdüğüne işaret ediyor.

Marib cephesi

Taiz ve Lahic'teki çatışmalarla eş zamanlı olarak Marib'in güneyinde de hükümet güçleri ile Husiler arasında özellikle Harib, Mel'a geçidi ve Ümmü Riş çevresinde çatışmalar ve karşılıklı topçu atışları yaşandı. Mevcut bilgilere göre kontrol hatlarında kalıcı bir değişiklik olmadı.

Hükümet güçleri, Mel'a ve Ümmü Riş bölgelerinde Husi unsurlarının toplanma noktaları, takviye birlikleri ve tahkimatlarının hedef alındığını açıkladı. Açıklamada roketatarlarla topçu mevzilerinin imha edildiği, Beyhan eksenine bağlı topçu birliklerinin de Husi mevzilerini vurduğu ve 23 milimetrelik uçaksavar silahının etkisiz hale getirildiği belirtildi.

Hükümet güçleri ayrıca Marib ve Beyda vilayetleri de dahil olmak üzere çeşitli cephelerde Husi unsurları, araçları ve tahkimatlarına yönelik hava saldırıları ile İHA saldırıları düzenlendiğini duyurdu.

sdefr
Yemen ordusunun 3. Askeri Bölge Komutanı Mansur Sevabe

Üçüncü Askeri Bölge Komutanı Tümgeneral Mansur bin Abdullah Sevabe, hükümet güçlerinin Marib'in güneyinde daha önce düzenlenen Husi saldırılarını püskürttüğünü ve örgüt mensuplarından onlarcasının öldürüldüğünü, yaralandığını veya esir alındığını söyledi. Sevabe ayrıca bazı militanların cesetlerinin çatışma bölgelerinde kaldığını belirtti.

Sevabe, hükümet güçlerinin ortak bir harekât merkezi ve birleşik komuta altında faaliyet gösterdiğini belirterek kara ve hava güçleri arasındaki koordinasyona ve Suudi Arabistan liderliğindeki Yemen'e destek koalisyonunun sağladığı desteğe övgüde bulundu.

Bu gelişmeler, Yemen'de Husilerin batı kıyısında ve Babülmendep'te geniş stratejik bölgeleri ve mevzileri kontrol altına almasının olası sonuçlarına ilişkin endişelerin arttığı bir dönemde yaşanıyor.

Yemen Başkanlık Konseyi üyesi ve Marib Valisi Sultan el-Arade, İngiltere'nin Yemen Büyükelçisi Abda Şerif ile gerçekleştirdiği video konferans görüşmesinde son askeri gelişmelerin uluslararası deniz taşımacılığının ve bölgenin güvenliği açısından tehdit oluşturduğunu söyledi.


Suriye’den Yemen’e istikrarın yolu milislerin zayıflatılmasıyla başlar… Tek devlet, tek ordu, tek silah

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Suriye’den Yemen’e istikrarın yolu milislerin zayıflatılmasıyla başlar… Tek devlet, tek ordu, tek silah

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

İbrahim Hamidi

Bir yıl önce Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, New York’ta Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu kürsüsündeydi. O günkü katılımın en önemli yanı, sırf orada bulunmuş olmasındaydı. Beşşar Esed yönetiminden ve onlarca yıllık izolasyondan sıyrılan Suriye, uluslararası sahneye geri dönmüştü.

Şera bu hafta ikinci kez New York’a geliyor; ancak bu defa ortada farklı bir Suriye ve yanıt bekleyen farklı sorular var. Geçen yıl karşı karşıya olunan meydan okuma siyasiydi: Yeni Suriye’nin tanınması, yaptırımların kaldırılması ve kapalı kapıların açılması... Bugün ise asıl sınama ekonomik alanda. Suriyeliler bu dışa açılmanın sonuçlarını kendi günlük hayatlarında nasıl hissedecek?

Bu soruyu New York’taki toplantılardan önce Suriye sokakları sordu. Ülkenin çeşitli bölgeleri akaryakıt fiyatlarındaki artışa tepki gösteren protestolara sahne oldu. Yoksulluk halkasının her geçen gün genişlediği bir ülkede mazot ve benzin zamları basit birer ekonomik karar olarak kalmaz; doğrudan ulaşıma, gıdaya, ısınmaya ve üretime yansır.

Asala Nasri’nin konseri etrafındaki tartışmalar bile sadece sanatsal bir meseleden ibaret değildi. Yıllarca süren savaşın ardından Suriyelilerin konserler ve kültür de dâhil olmak üzere normal hayatlarına geri dönmeleri en doğal hakları. Ancak yoksulluk derinleşip enerji fiyatları fırladığında, dev bir konser bir anda öncelikler tartışmasına ve Yeni Suriye imajı ile Suriyelilerin gerçek yaşam koşulları arasındaki mesafeye dönüşüveriyor.

İşte tam bu noktada, Suriye’nin Yeniden İmarı Konferansı ve başta Körfez ülkeleri olmak üzere dış yatırımlara bağlanan umutlar devreye giriyor. Esed’in devrilmesinden bu yana Suudi Arabistan, Suriye’nin istikrarını sadece bir Suriye meselesi olarak değil, bölgesel bir Arap çıkarı olarak gören başlıca ülkelerden biri oldu. Şam’ın dünyaya açılmasını destekledi; yaptırımların kaldırılması, ekonomik yüklerin hafifletilmesi için bastırdı ve izolasyondan yatırım ile imar dönemine geçişi teşvik etti.

Ancak Şam’ın umut bağladığı Riyad, terör saldırısı girişimleriyle karşı karşıya. Husiler, füzeler ve insansız hava araçlarıyla Suudi Arabistan’ı tehdit ediyor. Husi nüfuzunun Yemen kıyılarında yayılması ve Babu’l Mendeb’e yaklaşması, dünyanın en önemli ticaret ve enerji damarlarından birine ek bir tehlike arz ediyor. Diğer taraftan ise enerji güvenliği, Hürmüz Boğazı’ndaki baskıların ve İran ile yaşanan gerilimin tehdidi altında.

İşte burada Yemen ile Suriye arasındaki mesafe göründüğünden çok daha kısalıyor. Husilerin her girişimi ve İran’ın vekil güçleri aracılığıyla Babu’l Mendeb’e ya da enerji hatlarına yönelik her tehdidi, bölgesel ekonominin maliyetini yükseltiyor ve öncelikleri yeniden sıralıyor. Ve bu maliyet en nihayetinde Suriye’ye kadar ulaşıyor.

Yükselen enerji fiyatları ekonomiyi sıkıştırıyor ve yaşam maliyetini artırıyor. Şam’dan binlerce kilometre ötedeki bir füze saldırısının ekonomik şarapnel parçaları, gelip bir Suriyelinin cebini vurabiliyor.

Ancak Suriye deneyiminin üzerinde durulmaya değer başka bir boyutu daha var. Yeni Suriye’nin 2024 sonundan bu yana verdiği en önemli sınavlardan biri, gruplaşmaları sona erdirme ve silahları devlet kontrolüne alma çabasıydı. Ordu yeniden yapılandırıldı, gruplar devlet kurumlarına entegre edildi ve Şam; toprağı, silahı ve sadakati paylaşan birden fazla ordu ve milis gücü yerine, tek bir ordu ve tek bir askeri karar merciine ulaşmak amacıyla SDG’yi entegre etme sürecinde ilerledi.

Tüm sorunlar çözülmüş ya da entegrasyonun bütün aşamaları tamamlanmış değil, ancak gidişat oldukça net. Birden fazla silahlı gücün, savaş ve barış hususunda farklı karar mercilerinin bulunduğu bir ülkede istikrar sağlanamaz. Tam da bu noktada Şam ile Yemen arasındaki mesafe bir kez daha kısalıyor. Yemen’de yaşananlar, bu durumun tam tersi bir tablo sunuyor. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre silahların devletin elinde toplanması yerine Husi milisler, devlete paralel bir askeri güç inşa etmeyi ve bu gücü karada hakimiyet kurup emrivakiler yaratmak için kullanmayı başardılar. Sonrasında ise oluşturdukları tehlike, karadan ve denizden Yemen sınırlarını aşarak komşularına kadar uzandı.

Silahlı bir milis gücü komşu bir devleti ve kutsal mekânları tehdit edebildiğinde, enerji tesislerini ve hatlarını hedef alıp dünyanın en önemli deniz geçitlerinden birini etkileyebildiğinde; Yemen devletinin yeniden inşası ve egemenliğinin ihyası, bölge güvenliğinin ve küresel ekonominin bir parçası haline gelir. Dolayısıyla Yemen devletinin ve meşruiyetinin desteklenmesi artık sadece Yemen’i ilgilendiren bir iç mesele değildir.

Suriye deneyimi bu noktada önemli bir ders sunuyor: Milis güçlerini dizginlemek ya da onlarla sonsuza dek bir arada yaşamaya çalışmak yeterli değildir. Asıl gereken; devlet kurumlarının inşasını desteklemek, orduyu güçlendirmek ve savaş ile barış kararının yalnızca devletin elinde olacağı şekilde silahı tek bir merkezde toplamaktır. Suriye’nin dönüşümünü tamamlamak için ihtiyaç duyduğu şey de, Yemen’in savaştan çıkmak için gereksinim duyduğu şey de tam olarak budur. Ve Washington, SDG üzerindeki koruma kalkanını nasıl kaldırdıysa, Husilerin üzerindekini de öyle kaldırmalıdır.

Bir yıl önce Şera, New York’a çantasında siyasi tanınma sorusuyla gitmişti. Bu kez ise yanında daha zor bir soru taşıyor: Bu tanınma nasıl yatırıma, yatırım nasıl istihdama ve dünyaya açılma Suriyelilerin günlük hayatında hissettiği somut bir iyileşmeye nasıl dönüşecek?

Yanıt sadece Şam’da gizli değil. Nitekim Suriye, toparlanmak ve yeniden imar sürecini tamamlamak için Arap coğrafyasının desteğine güveniyor. Ancak bu coğrafyanın da kendi devletlerini, enerji kaynaklarını ve deniz yollarını milis tehditlerinden korumaya ihtiyacı var.

Bu yüzden sadece Suriye’nin değil, tüm bölgenin istikrar reçetesini yeniden kazanmaya ihtiyacı var: Daha güçlü bir devlet, tek bir ordu ve tek bir silah. Suriye’den Yemen’e uzanan hat üzerinde sadece devletin güçlenmesi yetmez; çözüm, milislerin zayıflatılmasıyla başlar... Aksiyle değil.