Netanyahu, Gazze Şeridi’ndeki savaşın devam edeceğine dair söz verdi

İsrail ve Filistinli grupların Mısır’ın önerisi konusunda çekinceleri var

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze Şeridi’nin kuzeyinde ordu komutanları ve askerlere güvenlik brifingi alırken (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze Şeridi’nin kuzeyinde ordu komutanları ve askerlere güvenlik brifingi alırken (AP)
TT

Netanyahu, Gazze Şeridi’ndeki savaşın devam edeceğine dair söz verdi

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze Şeridi’nin kuzeyinde ordu komutanları ve askerlere güvenlik brifingi alırken (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze Şeridi’nin kuzeyinde ordu komutanları ve askerlere güvenlik brifingi alırken (AP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze Şeridi’ndeki savaşın devam edeceğine dair söz verdi.

Gazze Şeridi’nin kuzeyinde ziyaret ettiği İsrailli subay ve askerlere hitap eden Netanyahu, “Mücadeleyi bırakmayacağız. Savaş sonuna kadar, Hamas ortadan kaldırılıncaya kadar devam edecek” dedi.

Netanyahu daha sonra, Gazze’de kuşatma altındaki bölgeye yaptığı gezinin ardından Likud Partisi bloğunun Knesset’teki toplantısında şunları söyledi:

“Şu anda Gazze’den dönüyorum ve orada yedek tugayla görüştüm. Hepsi benden tek bir şey istedi: Durmamak ve sonuna kadar ilerlemek. Gazeteler ve televizyonlarda duracağımızı söylüyorlar. Daha önce de bir grup rehinenin serbest bırakılmasından sonra duracağımızı söylemişlerdi ama biz durmadık. Bu yüzden durmayacağız ve mücadeleye devam edeceğiz. Uzun bir mücadele olacak ve sona yaklaşmış değiliz. Uzun bir nefese, birlik ve beraberliğe ihtiyacımız olacak.”

Netanyahu bu konuşmayı, İsrail Savaş Konseyi’nin Mısır’ın Gazze Şeridi’ndeki savaşı durdurma yönündeki önerisini tartışmak üzere toplanmasına saatler kala yaptı.

İsrailli yetkililerin sızdırdığına göre, Tel Aviv, Mısır’ın rehinelerle ilgili teklifinin ilk aşamalarını kabul ediyor, ancak sonraki aşamalar ateşkes taahhüdünü içerdiği için ‘sorunlu’ olarak değerlendiriliyor.

Mısır, İsrail’in tutukluları serbest bırakması karşılığında, insani ateşkes ve Hamas’ın kadın askerler ile cesetleri serbest bırakacağı bir öneri sundu.

Üçüncü aşama, Filistinli tutukluların serbest bırakılması karşılığında, Hamas’ın İsrailli erkek ve askerleri serbest bırakmasını, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nden çekilmesini ve kalıcı ateşkesin ardından Gazze’nin işlerini yönetecek bir Filistin otoritesinin kurulmasını içeriyor.

İsrail, Mısır’ın önerisinin önemini takdir ettiğini vurgulasa da Netanyahu’nun ifadeleri bu önerinin reddedildiğini açıkça gösteriyor.

Üst düzey bir yetkili, önerinin önemli olduğunu söyleyerek, “Çünkü Mısır’ın Hamas üzerinde büyük etkisi var ve Mısırlılar müzakerelerin yeniden başlatılması çabalarını ne kadar kontrol ederse, başarı şansları da o kadar yüksek olur” diye ekledi.

FOTO: Gazze Şeridi’ndeki Bureyc Mülteci Kampı ve Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yaşayanlar, pazartesi günü İsrail’in kamplardaki askeri operasyonların artırılacağı yönündeki uyarısının ardından tahliye edildi (EPA)
Gazze Şeridi’ndeki Bureyc Mülteci Kampı ve Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yaşayanlar, pazartesi günü İsrail’in kamplardaki askeri operasyonların artırılacağı yönündeki uyarısının ardından tahliye edildi (EPA)

İsrail merkezli Kanal 13, İsrail’de hiçbir şekilde fikir birliğine varılmadığını ve kalıcı ateşkesten bahseden aşamalara uymaya şu anda hazır olunmadığını bildirdi.

İsrailli bir yetkili, Axios’a yaptığı açıklamada, “Hamas’ın Mısır girişimine dair tutumuna ilişkin görülen herhangi bir gösterge yok” dedi.

Reuters’a konuşan Mısırlı kaynaklar, Hamas ve İslami Cihad hareketlerinin, Mısır’ın kalıcı ateşkes karşılığında Gazze Şeridi’nin kontrolünden vazgeçme teklifini reddettiğini söyledi.

Yakın zamanda Kahire’yi ziyaret eden bir Hamas lideri, Reuters’a verdiği demeçte, hareketin kalıcı ateşkesi desteklediğini ve ancak ‘savaşın bitmesinden sonra’ takas anlaşmalarına varmayı tartışmaya hazır olduğunu söyledi.

Mısır’ın önerisi, her iki hareketin liderlerinin peşine düşülmemesi taahhüdünü içermesine ve Gazze Şeridi’nde seçim yapılmasını da içermesine rağmen reddedildi.

Hamas ve İslami Cihad hareketlerinden iki heyet, Mısır’ın önerisini görüşmek üzere Kahire’yi ziyaret etti.

Geçtiğimiz çarşamba günü Kahire’ye giden Hamas heyetine, hareketin siyasi büro başkanı İsmail Heniyye başkanlık etti.

İslami Cihad Hareketi Genel Sekreteri Ziyad Nehale ise pazar günü giden hareket heyetine başkanlık etti.

FOTO: Dün Gazze merkezindeki bir hastanenin önünde, İsrail’in hava saldırılarında öldürülenlerin cesetlerinin yanında duran insanlar (Reuters)
Dün Gazze merkezindeki bir hastanenin önünde, İsrail’in hava saldırılarında öldürülenlerin cesetlerinin yanında duran insanlar (Reuters)

Hamas, Mısır’ın önerisi hakkında bir yorum yapmadı.

Hamas Siyasi Büro Üyesi İzzet El-Rişk, konuya ilişkin açıklamasında şunları söyledi:

“Hamas’ın, Reuters’ın Mısır güvenlik kaynaklarına atfedilen yayınladığı haber hakkında hiçbir bilgisi yok. Saldırılara kapsamlı bir şekilde son verilmeden hiçbir müzakerenin mümkün olmayacağını yineliyoruz. Hareketin liderliği, tüm gücüyle halkımıza yönelik saldırıları ve katliamları geçici olarak değil tamamen durdurmaya çalışıyor. Halkımız saldırıların durdurulmasını istiyor, geçici bir ateşkes ya da kısa süreli kısmi bir ateşkes beklemiyor. Çünkü bu geçici ateşkesten sonra saldırı ve terörizm devam edecek.”

İsrail, savaşı durdurmanın yanı sıra aynı zamanda savaştan sonra Gazze Şeridi’nde ne Hamas ne de El Fetih olmak üzere herhangi bir Filistin otoritesinin varlığını reddediyor. Bu yaklaşım, ABD ve uluslararası toplumla sorunlar yaratıyor.

İsrail, Gazze Şeridi’ndeki savaşı sona erdirmeyi amaçlayan bir anlaşmanın parçası olarak, Hamas liderliğini yurtdışına sürgün etme olasılığını değerlendiriyor.

Konuyla ilgili devam eden görüşmelerin ayrıntılarını bilen bir kaynak, şu aşamada masada somut bir teklifin bulunmadığını söyledi.

Söz konusu kaynak, bu ihtimalin, savaş kabinesinin belirlediği ‘Hamas’ın siyasi ve askeri yeteneklerini ortadan kaldırma hedefine ters düşmediği sürece tartışıldığını bildirdi.

Başka bir kaynak da Hamas liderliğinin yurtdışına sürgün edilmesinin, İsrail’in savaş hedefleriyle çelişmediğini söyledi.

Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, Hamas’ın Gazze’deki lideri Yahya Sinvar ve İzzeddin el-Kassam Tugayları Komutanı Muhammed ed-Dayf konusunda tek çözüm olduğunu vurgulayarak, “Bu onların öldürülmesidir, sınır dışı etmek ya da müzakere yapmak değil” diye ekledi.

FOTO: İsrail askerleri dün İsrail ile Gazze sınırı yakınında askeri bir araçta (Reuters)
İsrail askerleri dün İsrail ile Gazze sınırı yakınında askeri bir araçta (Reuters)

80. gün

Öneriler sunulurken, müzakereler yapılırken, müzakere masasında yoğun çaba sarf edilirken, sahadaki savaş 80. gününde de tüm hızıyla devam ediyor.

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, savaşın devam ettiğini, askeri planlara göre ilerlediğini, Hamas’ın siyasi ve askeri sistemini parçalama ve kaçırılan insanları evlerine geri getirme hedeflerine doğru ilerlediğini açıkladı.

Adraee, açıklamasını şu ifadelerle sürdürdü:

“Güçlerimiz Han Yunus, Beyt Lahia ve Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerinde çok sayıda teröristi yok etmeye devam ediyor. Çok sayıda kişiyi ortadan kaldırıyoruz. Şu ana kadar binlerce kişi ortadan kaldırıldı ve devam edeceğiz.”

İsrail ordusu, Hamas hareketinin kuzey karargahı olarak hizmet veren stratejik bir tünel ağını yok ettiğini duyurmasından bir gün sonra, Hamas saflarında birçok lider ve unsurun öldürüldüğünü, tünellere, evlere ve askeri bölgelere baskın düzenlediğini açıkladı.

İzzeddin el Kassam Tugayları ise Gazze’deki İsrail askerlerinin ve yerleşim bölgelerinin hedef alındığını bildirdi.

Açıklamada, Gazze Şeridi’nin merkezindeki Cuhr el-Dik bölgesindeki bir evde saklanan 10 askerden oluşan özel bir kuvvetin, güçlendirilmiş TBG füzesiyle hedef alındığı bilgisi yer aldı.

İsrail ordusunda 500 ölü

İsrail ordusunun açıklamasına göre, kara operasyonunun başlangıcından bu yana 156 asker öldü.

Gazze’ye yönelik başladığı 7 Ekim’den bu yana ise ölü sayısı 500’e yaklaştı.

İsrail, Gazze Şeridi’nin güneyinde bulunan Han Yunus’un doğusundaki Avrupa Hastanesi çevresini, Bureyc Mülteci Kampı, Nuseyrat Mülteci Kampı ve Maghazi Mülteci Kampı’ndaki evler ile Gazze Şeridi’nin güneyindeki Beni Süheyl bölgesini hedef alan saldırıda onlarca Filistinliyi öldürdü.

Gazze Şeridi Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasına göre, İsrail güçleri, kitlesel infazlar, katliamlar, soykırım, Filistinlilerin sağlık hizmetlerinden yoksun bırakılması ve yerinden edilenlere yönelik insani imkanların eksikliği de dahil olmak üzere saldırganlığını çeşitli biçimlerde artırdı.

Bakanlık, İsrail’in saldırıları sonucu 7 Ekim’den bu yana 20 bin 674 kişinin öldüğünü ve 54 bin 536 kişinin de yaralandığını bildirdi.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.