Mısır’ın Gazze’deki arabuluculuğu zamana karşı yarışıyor

Hamas ve İslami Cihad, savaşın kapsamlı bir şekilde durdurulmasını istiyor

İsrailli esirlerin akrabaları, hükümetin tutukluların serbest bırakılması konusunda bir anlaşmaya varmasını talep etmek için daha önce Tel Aviv’de gösteri yapmıştı (AFP)
İsrailli esirlerin akrabaları, hükümetin tutukluların serbest bırakılması konusunda bir anlaşmaya varmasını talep etmek için daha önce Tel Aviv’de gösteri yapmıştı (AFP)
TT

Mısır’ın Gazze’deki arabuluculuğu zamana karşı yarışıyor

İsrailli esirlerin akrabaları, hükümetin tutukluların serbest bırakılması konusunda bir anlaşmaya varmasını talep etmek için daha önce Tel Aviv’de gösteri yapmıştı (AFP)
İsrailli esirlerin akrabaları, hükümetin tutukluların serbest bırakılması konusunda bir anlaşmaya varmasını talep etmek için daha önce Tel Aviv’de gösteri yapmıştı (AFP)

İsrail’deki savaş hükümeti, Mısır’ın Gazze’deki savaşı sona erdirme önerisini değerlendirirken, Gazze Şeridi’ndeki çatışmaların ikinci kez durdurulması için Mısır’ın arabuluculuğuna yanıt verme arzusuna ilişkin çelişkili mesajlar ortaya koyuldu.

Şarku’l Avsat’ın İsrail medyasından aktardığına göre Mısır’ın teklifinin en az iki hafta süreyle ateşkes uygulanmasını içerdiği belirtildi. Bu süre zarfında 40 tutuklu serbest bırakılacak. Buna karşılık İsrail de 120 Filistinli tutukluyu serbest bırakacak ve bunu ikinci aşamada Mısır sponsorluğunda bir Filistin diyaloğu izleyecek.

Aktarılana göre üçüncü aşama, tam bir ateşkes ve tutuklu ve esir takası konusunda kapsamlı bir anlaşmayı içeriyor. Son aşamada ise İsrail ordusu geri çekilecek ve yerinden edilenlerin tümü evlerine dönebilecek.

Hamas’ın ateşkesi reddi

Öte yandan Hamas Siyasi Büro üyesi İzzet er-Rişk, dün yaptığı açıklamada Gazze Şeridi’ndeki savaşın kapsamlı bir şekilde durdurulması dışında İsrail ile hiçbir müzakere yapılmayacağını dile getirdi. Rişk, yaptığı açıklamada Hamas liderliğinin İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşını geçici olarak değil tamamen durdurmaya çalıştığını söyledi. Rişk ayrıca, Filistin halkının geçici ateşkesleri, kısa bir süreliğine kısmi bir insani arayı ve sonrasında saldırganlığın devam etmesini istemediğini vurguladı.

İki Mısırlı güvenlik kaynağı, Reuters’a yaptığı açıklamada, Hamas ve onunla ittifak kuran İslami Cihad Hareketi’nin, Mısır’ın kalıcı ateşkes karşılığında Gazze Şeridi’nin kontrolünden vazgeçme yönündeki önerisini reddettiğini söyledi.

İsrail askerleri bugün Gazze Şeridi sınırına yaklaştı (Reuters)
İsrail askerleri bugün Gazze Şeridi sınırına yaklaştı (Reuters)

İki kaynak, Mısır’ın Hamas’a üyelerinin takip edilmeyeceği veya yargılanmayacağına dair garanti verirken seçim yapılmasını önerdiğini, ancak İslami Cihad’ın rehinelerin serbest bırakılması dışında herhangi bir taviz vermeyi reddettiğini söyledi.

Philadelphia Koridoru’nun işgali

İsrail merkezli Maariv gazetesi, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nin Mısır sınırındaki Philadelphia Koridoru (rotası) bölgesini işgal etme niyetini Mısır’a bildirdiğini ve Mısırlı askerlerden sınırdan uzak durmalarını istediğini açıkladı. Gazeteye göre İsrail ordusu güney Refah bölgesine top atışları yaparken, tanklar ve zırhlı personel taşıyıcıların Kerem Ebu Salim geçiş noktasının batısına doğru hareket ettiği bildirildi.

Mısır medyasına göre bilgi sahibi kaynaklar, İsrail tanklarının Gazze Şeridi’nin Mısır sınırındaki Philadelphia Koridoru’nu işgal etmek için kara operasyonu başlattığı yönündeki haberleri yalanladı. Al-Qahera News, geçen cumartesi günü yaptığı açıklamada “İsrail medyasında yer alan Kerem Ebu Salim’den Gazze- Mısır sınırındaki Philadelphia Koridoru’na kara operasyonu gerçekleştirileceğine ilişkin haberlerin hiçbiri, gerçeği yansıtmamaktadır” dedi.

Philadelphia veya Selahaddin Koridoru, Akdeniz’den (kuzey) Mısır’ın Gazze Şeridi ile olan sınırı boyunca yaklaşık 14 kilometrelik Kerem Ebu Salim sınır kapısına (güney) kadar uzanıyor.

Philadelphia Koridoru nedir?

Mısır yıllardır devam eden yasadışı geçişleri durdurmak için 2014 yılından beri Gazze Şeridi ile olan tünelleri kapatmaya çalışmış ve sınır şeridini tamamen boşaltarak Refah Şehri’ni yeni bir lokasyonda yeniden inşa etmişti.

İsrail’in dünkü Han Yunus saldırısı (EPA)
İsrail’in dünkü Han Yunus saldırısı (EPA)

Oslo Görüşmeleri’ne göre doğrudan İsrail ordusu kontrolünde kalan yaklaşık 100 ila 200 metre genişliğindeki alanı kapsayan koridor Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki sınır boyunca uzanmaktadır. 2005 yılına kadar İsrail kontrolü altındaki yer alan sınır koridoru, bu tarihten itibaren kontrollü olarak Mısır’a bırakılmıştır. Ancak öncesinde 2004 yılının eylül ayında gerçekleştirdiği “Gökkuşağı Operasyonu” sırasında İsrail, bu koridor içindeki en az 1600 evi yerle bir etmiştir. Ayrıca söz konusu koridorun altına kazılan tünellerden silah kaçakçılığı yapıldığı yönündeki iddialara binaen bunu önlemek için duvarları ve zırhlı karakolları olan bir tahkimat sistemi kurmuştur. 2005 yılının eylül ayında İsrail ordusu Philadelphia Koridoru’nun kontrolünü günümüzde bölgenin güvenliğinden ve herhangi bir kaçakçılığın önlenmesinden sorumlu olan Mısır ordusuna teslim etmiştir. 2009 yılının ocak ayında İsrail, Dökme Kurşun Operasyonu adını verdiği saldırıda, söz konusu koridor içindeki 300 tane tüneli bombalayarak imha etmiştir. Ancak sonrasında bu hat üzerinde açılan yeni tünellerin varlığı sebebiyle bu kez Mısır yönetimi 2014 yılından itibaren bölgedeki tünellere yönelik operasyonla tümünü yerle bir etti.

Arabuluculuk üzerinde etkisi yok

Kahire Üniversitesi Öğretim Görevlisi Siyaset Bilimci ve Ulusal Ortadoğu Araştırmaları Merkezi İsrail Çalışmaları Birimi Başkanı Prof. Dr. Tarık Fehmi, İsrail’in işgal ordusunun Gazze’deki hareketlerinin arttığına ilişkin raporlarının, Mısır’ın savaşı sona erdirmek için halihazırda yürüttüğü arabuluculuğu etkilemeyeceğini söyledi. Dr. Fehmi, “Mısır, İsrail Başbakanı liderliğindeki İsrailli yetkililerin ne söylediğine bakmaksızın, savaşı sona erdirmeye yönelik kapsamlı bir yaklaşıma göre birden fazla yolda ilerliyor. Bu yaklaşım, çoğunlukla İsrail'in içlerine mesaj veya bir tür psikolojik savaş olarak hizmet ediyor” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Dr. Fehmi, “Mısır, İsrail’in her türlü askeri hamlesine karşı koyabilecek kapasitede” derken, Selahaddin / Philadelphia Koridoru’nun, Mısır ve İsrail’in uyduğu, üzerinde anlaşmaya varılan kontrollerle yönetildiğini açıkladı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu bugün kuzey Gazze Şeridi’ndeki güçleri arasında (Hükümet Enformasyon Ofisi- AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu bugün kuzey Gazze Şeridi’ndeki güçleri arasında (Hükümet Enformasyon Ofisi- AP)

Koridor, Filistin topraklarından Mısır’a geçiş koşulları ve ilkeleri kapsamında Mısır ile İsrail arasında 1979’da imzalanan barış anlaşmasında belirtildiği gibi tampon bölge olarak sınıflandırılıyor. İsrail, Gazze’den çekilmeden önce bu ekseni denetliyordu. 2005 yılında imzalanan bir anlaşmaya göre buranın ve Refah kapısının kontrolü Filistin Yönetimi’ne devredildi. Filistin direniş hareketi Hamas’ın 2007’de Gazze’nin kontrolünü ele geçirmesinin ardından eksen, Filistin tarafından kendisine tabi hale geldi.

Nabız yoklama

Dr. Tarık Fehmi, Mısırlı güvenlik yetkilileriyle görüşmelerde bulunan İslami Cihad Hareketi heyetiyle devam eden istişarelere ek olarak Mısır’ın arabuluculuk çabalarının devam ettiğini ve İsrail tarafına iletilecek entegre bir öneri formüle etme düzeyine ulaştığını ifade etti. İsrail’in Mısır’ın çabalarına bir yanıtı olduğunu belirten Dr. Fehmi, bazı İsrail medya kuruluşlarının yayınladığı şeylerin, test balonu ve nabız yoklamadan başka bir şey olmadığını vurguladı.

Ulusal Ortadoğu Araştırmaları Merkezi İsrail Çalışmaları Birimi Başkanı, onaylandığı takdirde esir takası anlaşmasına dahil edilmesi beklenen 40 İsrailli tutuklunun isimlerinin, Hamas heyetinin geçtiğimiz günlerde Mısır’a yaptığı ziyaret sırasında belirlendiğini söylerken, “Mısır’ın arabuluculuğunu tamamlamak Filistinli grupların çıkarınadır. Bu arabuluculuğa yönelik herhangi bir engel, Gazze Şeridi’nde ateşkes sağlayabilecek başka bir tarafın yokluğunda bir boşluk durumuna yol açacaktır” dedi.

Öte yandan hareketin siyasi büro başkanı İsmail Heniyye başkanlığındaki bir Hamas heyeti geçen hafta Mısırlı güvenlik yetkilileriyle görüşmelerde bulundu. İslami Cihad Hareketi’nden ise hareketin Genel Sekreteri Ziyad en-Nahale liderliğindeki bir heyet şu anda Kahire’yi ziyaret ediyor. Ancak Reuters’ın pazartesi günü bildirdiğine göre bir yetkili, hareketin daha fazla müzakere yapılmadan önce İsrail askeri saldırısının sona ermesini şart koştuğunu söyledi.

Yetkili, İslami Cihad’ın herhangi bir takas sürecinin ‘herkese karşılık herkes’ ilkesine, ‘yani İsrail’de hapsedilen tüm Filistinlilerin serbest bırakılması karşılığında Hamas ve İslami Cihad tarafından Gazze’de tutulan tüm rehinelerin serbest bırakılmasına’ dayanması gerektiğinde ısrar ettiğini söyledi.

24 Kasım’da Mısır – Katar - ABD arabuluculuğu, yoğun İsrail saldırısından 48 gün sonra Gazze Şeridi’nde ilk ateşkesi onaylamayı başardı. Ateşkes, bir hafta saldırıların duraklamasına olanak tanıdı ve İsrail hapishanelerindeki 240 Filistinli mahkûm karşılığında Gazze Şeridi’ndeki 105 tutuklunun serbest bırakılmasına izin verdi.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.