Rusya, 2024’te kazanımlarını güçlendirerek Batı cephesindeki çatlağı derinleştirmeye hazırlanıyor

Ukrayna savaşı ertelendi. Bölgesel dosyalara katılım etkinleştirildi.

Putin ve Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Ekim ayında bir askeri eğitim merkezine yaptıkları ziyaret sırasında (AFP)
Putin ve Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Ekim ayında bir askeri eğitim merkezine yaptıkları ziyaret sırasında (AFP)
TT

Rusya, 2024’te kazanımlarını güçlendirerek Batı cephesindeki çatlağı derinleştirmeye hazırlanıyor

Putin ve Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Ekim ayında bir askeri eğitim merkezine yaptıkları ziyaret sırasında (AFP)
Putin ve Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Ekim ayında bir askeri eğitim merkezine yaptıkları ziyaret sırasında (AFP)

Yıl sonunda bölgesel ve uluslararası manzara, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in lehine görünüyor. 2023 yılı, hem iç hem de dış düzeyde son on yılın en çalkantılı ve endişe verici dönemiydi. Öyle ki Rusya, tehlikeli dönüşlere ve büyük olaylara tanık oldu.

Wagner grubunun önde gelen generallerin desteği ve geniş bir halk kitlesi tarafından desteklenen askeri isyanı, yılın ortasında adeta Rusya’yı bir iç kaos tüneline soktu. Ancak Kremlin, kararlı bir iç çatışmadan galip çıktı ve rakiplerini ölümcül bir darbeyle ortadan kaldırmayı başardı. Silahların yayılması tehdidini ve baskı ve etki merkezleri oluşturan çeşitli partilerin siyasi hırslarını ortadan kaldıran geniş bir iç temizlik sürecini başlattı.

Yaşam koşulları büyük sarsıntılara sahne oldu. Yılın başında Rus ekonomisinin 11 kapsamlı yaptırım paketinin ağırlığı altında sarsılmaya başladığı görülüyordu. Ancak sonbaharın gelmesiyle birlikte birçok sektörde göstergeler durgunluktan iyileşmeye doğru ilerledi. Öyle görünüyor ki Rusya, Batı’dan ekonomik izolasyonla yüzleşmeye başlamış, sert yansımalarıyla mücadele için koşullarını iyileştirmiş ve çeşitli alanlarda rekor büyüme rakamlarına doğru harekete geçmişti.

Geçen yıl, komşu ülkedeki savaş cephelerinde Rusya’ya karşı askeri zafer elde etme üzerine bahis oynamaya dair başarısızlık formülü oluşturuldu. Kremlin de önceliklerini değiştirdi ve yıl ortasındaki Bahmut atılımından sonra artık cephelerdeki geniş ilerlemeye dikkat etmedi. Ancak karşılığında Ukrayna vilayetlerini ilhak ettikten sonra oluşturduğu fiili haritaları güçlendirerek, Ukrayna- Batı karşı saldırısı çerçevesinde ilerlemeye yönelik tüm girişimleri boşa çıkardı.

Uluslararası politika açısından ise rüzgâr, Putin’in istekleri doğrultusunda esmeye başladı. Kiev’e askeri yardım ve Moskova üzerinde ekonomik baskının yapılabilirliği konusunda Batı cephesindeki görüş ayrılıkları da arttı. Sonbahardaki Gazze savaşı ise yeni kazanımların yolunu açtı. BRICS, Şanghay ve Bağımsız Devletler Topluluğu gibi Kremlin’in desteklediği bölgesel ittifakların küresel olaylar üzerindeki etkisinin zayıf olması, Moskova ve müttefikleri için çıkar biriktirmeye dayalı politikalar geliştirmelerine engel olmadı.

Kremlin’e ve Rusya içinde geniş bir harekete göre en zor zamanlar geçti. Öyle görünüyor ki Moskova, yeni yılın gelişiyle birlikte sonuçlara ulaşmaya hazırlanıyor.

Ukrayna... Çatışmanın dondurulması

Putin’in 2024’teki politikalarının en belirgin yönleri arasında Ukrayna’daki askeri çatışma haritalarının durgunluğunun sürdürülmesi yer alıyor. Önde gelen uzmanlar, Kremlin’in en azından yılın ilk yarısında geniş çaplı bir saldırı başlatmasını beklemiyor. Onlara göre bunun, güçlü gerekçeleri var. Ülke önümüzdeki Mart ayında önemli bir seçime hazırlanıyor. Cumhurbaşkanlığı seçiminin sonucu önceden bilinmesine rağmen bu, Putin’i neredeyse ulusun lideri ve Kremlin’in ömür boyu efendisi olarak kutsayan olayın önemini azaltmıyor. Tartışmalı savaş kararını veren bir ismin koltuğunda kalma yeteneği hakkında daha önce ortaya çıkan endişe verici soruların aksine bu kazanım, Batı’nın çöküşünü beklediği Rusya’daki Putinizm yaklaşımının uzun yıllar yüceltilmesi anlamına gelecektir.

FOTO: Moskova’da yılbaşı süsleri: Ukrayna’daki Rus ordusunun amblemi olan Z işaretli Kremlin yıldızı (AFP)
Moskova’da yılbaşı süsleri: Ukrayna’daki Rus ordusunun amblemi olan Z işaretli Kremlin yıldızı (AFP)

Bu çerçevede Putin’in Ukrayna’daki mücadelesine ilişkin çeşitli eğilimleri gözlemlemek mümkün.

Rus kuvvetleri tüm cephe hattındaki çatışmaları dondurmayı ve büyük ihlalleri önlemeyi başardı. Yarın başarı, birkaç yüz metrelik ilerleme veya aynı miktardaki geri çekilmeyle ölçülecek. Askeri uzmanlar, Moskova’nın, bir sonraki aşamada Putin’in popülerliğini vurgulamak için Kremlin’in ihtiyaç duymadığı büyük bir saldırı başlatmadan, Avdiyivka (Donetsk) kuşatmasını geliştirebileceğini söylüyor. Ayrıca onlara göre bu kuşatmanın riskleri çok büyük. Öyle ki Rus askerleri arasında ağır kayıplar yaşanırsa bunun olumsuz etkisi olabilir. Bu düzeydeki ikinci unsur, Moskova’nın artık yıpratma savaşında kısmi kazanan konumda olmasıdır. Bu nedenle yönelimleri Batı saflarındaki çatlağı genişletme arayışına odaklanıyor. Daha fazla Avrupa bıkkınlığına hazırlanıyor. Birçok ülkenin Slovakya, Macaristan ve Hollanda örneğini takip ederek Moskova’ya yönelik tonlarını yumuşatmasını ve Moskova ile daha acil bir diyalog başlatma çağrısı yapmasını bekliyor.

Aynı çerçevede Moskova verileri, Batı’nın depolarındaki silah ve mühimmatın tükendiğine işaret ediyor. Bu da Ukrayna’nın tedarik maliyetinin bir sonraki aşamada daha yüksek olacağı anlamına geliyor. Bu durum ise bazı Batı ülkelerinin, NATO ülkelerinde üretilen askeri silah ve teknolojilere alternatif olarak Kiev ile ortak savunma sanayii kurulmasını destekleme eğilimine de yansımaya başlıyor.

Kremlin, çatışmadaki durgunluğun Batı’daki çatlağı genişletmek için önemli bir temel oluşturduğuna ve Kiev’in manevra kabiliyetini daha da zayıflattığına inanıyor. Özellikle şimdiye kadar ertelenen iç başkanlık seçimlerinin tarihi yaklaştıkça, Ukrayna’da iç çatışmaların gelişmesini bekliyor ve teşvik ediyor.

Uzmanlar, geniş çaplı bir askeri gelişmenin gelecek yılın ortasından önce gerçekleşmesini beklemiyor. Bu gelişmenin başlangıçları büyük olasılıkla Ukrayna’nın iç ortamıyla ve Kremlin'in Batı ittifakını etkilemeyi beklediği gevşeklik düzeyiyle bağlantılı olacak.

Genel olarak tahminler, son çeyreğe yaklaşırken 2024 yılının savaşın kaderini belirlemede belirleyici olacağını gösteriyor.

Müttefik cephesinin güçlendirilmesi

Her ne kadar Rusya’nın bölgesel ittifakları, Kremlin’in Batı’ya yönelik tutumunu destekleyen sağlam bir uyum sergileyerek geçen yıl boyunca tersine dönmemiş olsa da Moskova birçok atılım gerçekleştirmeyi başardı. Bu atılımlar arasında, Batı ablukası karşısında alternatif ticaret hatlarının genişletilmesi, Şanghay ve BRICS çerçevesinde ve Çin gibi stratejik müttefiklerle ikili olarak ulusal para birimlerindeki döviz kurunun, Rusya’nın dış ticaret hacminin yaklaşık yarısına ulaşması için artırılması da yer alıyor. Bu yol yeni yılda da güçlü bir şekilde devam edecek. Aynı şekilde Moskova, Çin, İran ve Güney Kafkasya ülkeleriyle işbirliği içinde, başta Kuzey-Güney Koridoru olmak üzere alternatif tedarik yollarının yolunu güçlendirmeyi ve müttefikleriyle ticaret koşullarını iyileştirmeyi amaçlıyor.

Uluslararası politika düzeyinde ise Kremlin, bölgesel meseleler üzerindeki ABD hegemonyasına karşı koyma bağlamında Güney ülkelerine yönelik tarafgirliğini pekiştirmeye çalışıyor. Bu eğilim, Gazze Savaşı’nın patlak vermesiyle daha net bir hal almaya başladı. Bu nedenle Moskova, Afrika’daki işbirliğini genişletmeyi hedefliyor. Nitekim kıtanın birçok ülkesinde Wagner’e alternatif grupların varlığını yeniden düzenleyerek buna hazırlandı. Bu, Batı baskısına rağmen iç politikaya doğrudan müdahalenin ve bazı ülkelere verilen desteğin devamının temelini oluşturuyor.

Öte yandan geçtiğimiz yıl iki bloğun üyeleri arasındaki iç anlaşmazlıklar, engelleyici unsurlar oluşturdu. Çin- Hindistan anlaşmazlıkları bunun bir örneği. Ancak buna rağmen Moskova, Şanghay Grubu’nun çalışmalarını canlandırma koşulları ve BRICS bloğunun bölgesel politikalardaki varlığını genişletmenin yolu üzerinde çalışıyor.

FOTO: BRICS liderleri, Ağustos ayında Johannesburg’da yaptıkları toplantıda (AFP)
BRICS liderleri, Ağustos ayında Johannesburg’da yaptıkları toplantıda (AFP)

2024 yılında daha da ‘en büyük’ ortak haline gelecek olan, en önde gelen müttefik olan Çin ile ilişkiler çerçevesinde ise, Moskova’nın geçmişte onunla ilişkilerde uyum sağlamaya çalışmasının ardından Rusya ve Çin, 2024 yılında birçok alanda ortak projeler başlatmayı planlıyor. Bunlar arasında dış politika koordinasyonunun geliştirilmesi ve ortak stratejik projelerin yolunun geliştirilmesi de var. Dolayısıyla gemi inşası, kapsamlı teknolojiler ve yeşil enerji alanlarında mega projelere yönelik planlar da bu kapsamda. Çin’in artık Avrupa Birliği’nin (AB) ilk ticaret ortağı olarak eski yerini aldığı biliniyor. 2023 yılında ikili ticaret hacmi, yüzde 23 artarak 201 milyar dolara ulaştı.

Stratejik bir müttefik İran

Yeni yılda Rus politikasının ana yönleri arasında, ‘Rusya’nın en önemli bölgesel ortağı olan İran’la ilişkileri güçlendirmeyi sürdürme’ de yer alıyor. Ukrayna savaşındaki ortaklığın pekişmesi ve Tahran’ın geçen yıl Moskova’ya sağladığı büyük miktarda malzeme, bu ortak hareketin genişletilmesinin temellerini attı. Bu durum ise sivil (araba üretimi, uçak ve makine montajı...) ve askeri (drone üretimi alanında işbirliğinin geliştirilmesi ve savunma füzesi sektörünün geliştirilmesine yönelik çalışmaların sürdürülmesi) olmak üzere her iki alanda da gelişmeye yönelik çalışmalar yürütülen ortak sanayi anlaşmalarıyla ortaya çıkmaya başladı. Bu bağlamda İran’a uzun zamandır beklenen yeni nesil Suhoy savaş uçakları ile ilgili bir anlaşma sağlanması ihtimalinden de bahsediliyor.

Rusya ve İran’ın tahminleri, 2024’ün ilk yarısında iki tarafın ‘yeni ve kapsamlı bir stratejik ortaklık anlaşması imzalamaya’ doğru ilerlediğini gösteriyor. İki yıl boyunca ilişkileri yeni bir niteliksel seviyeye taşıması beklenen anlaşma üzerinde çalışılıyor. Ayrıca gelecekteki işbirliklerinin tüm alanlarını içeren nihai versiyonuna ulaşıldıktan sonra resmi imza töreni bekleniyor.

Bölgesel düzeyde; İki ülke, özellikle İran’ın nükleer dosyası ve önümüzdeki yıl yeni bir aşamaya girmesi beklenen Suriye’de devam eden çatışmalar başta olmak üzere, eldeki dosyalara ilişkin görüş uyumunun artırılması yönündeki niyetlerini gizlemiyor.

Suriye… Yenilenen çatışmaların arenası

Ukrayna savaşı ve Tel Aviv’in Kiev’e açık destek verme yönünde benimsediği pozisyonlar ve sonrasında Gazze’de devam eden savaşın yansımaları, Rusya’nın Suriye’deki önceliklerinde önemli bir değişikliğe yol açtı.

Bu durum, öncelikle Moskova’nın bir yandan İran’la diğer yandan da İsrail ile ilişkilerinde kurduğu hassas dengeyi korumaya yönelik daha önceki çabalarına karşı daha az temkinli ve hassas bir politikaya yönelmesine yol açtı. Bu durum, Rusya’nın İsrail’in Suriye’deki İran bölgelerine yönelik saldırılarını giderek daha sık kınamasında açıkça görülüyor. Ayrıca Rusya, Batı ile ‘Suriye’deki İran varlığının kontrol altına alınması’ temelinde bir anlaşmaya varmak için yapılan önceki hazırlıklardan da geri adım attı. İran’ı Golan’daki temas hatları gibi hassas alanlardan uzak tutmaya yönelik önceki anlaşmaların yanı sıra bu gelişme, Rusya’da, ABD’de ve İsrail’de Ulusal Güvenlik Konseyi başkanlarıyla yapılan görüşmelerde ortaya koyuldu.

FOTO: Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova’nın merkezindeki Gostiny Dvor Sergi Salonu’nda düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova’nın merkezindeki Gostiny Dvor Sergi Salonu’nda düzenlediği basın toplantısında (Reuters)

Şu anda Moskova, bu konudaki taahhütlerini azaltma eğiliminde. Yıl sonuna gelindiğinde Moskova, Batı’nın İran’ın Golan’dan 80 kilometre uzaklaştırılması yönündeki anlaşmanın yenilenmesi için arabuluculuk yapılması isteğine ilişkin haberleri yalanladı. Daha da önemlisi İsrail’in periyodik olarak bombaladığı havalimanlarına alternatif olarak, İran’ın malzemelerini Moskova kontrolündeki Suriye havalimanları üzerinden taşımak için kolaylıkların sağlanacağı yönünde haberler var.

Bunun yanı sıra Moskova, zaman zaman doğrudan veya dolaylı olarak Suriye ve Irak’taki ABD üslerinin daha geniş şekilde hedef alınmasını teşvik ediyor.

Uzmanlar, Moskova’nın ‘meselelerin, Gazze savaşının coğrafi kapsamının bölgesel olarak genişlemesine yol açabilecek kapsamlı bir çatışmaya sürüklenmesini önleyerek’ bir sonraki aşamada bu yolu güçlendirmeye devam etmesini bekliyor.

Moskova’nın Suriye’deki İran varlığını kontrol etmeye yönelik hamlelerden vazgeçeceği beklentileri ortasında bu durum, Suriye’nin bir kez daha dış aktörler arasında kontrol edilerek, aktif bir çatışma alanına dönüştüğü anlamına geliyor. Aynı şekilde bu gelişmenin bir yansıması olarak uzmanlar, doğrudan çatışmanın meydana gelmesini önleyen minimum seviyenin korunacağını söylerken, diğer taraftan da Rusya- İsrail ve Rusya- ABD anlayışlarının ‘çatışmasızlık protokolleri’ alanındaki etkilerinin görülmemesi açısından önümüzdeki yılın daha geniş bir bozulmaya sahne olmasını bekliyor.



Washington’da güç dengelerini kim değiştirecek?

ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, 10 Eylül 2026'da Teksas'ta düzenlenen Cumhuriyetçi Parti konferansında konuşurken (AFP)
ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, 10 Eylül 2026'da Teksas'ta düzenlenen Cumhuriyetçi Parti konferansında konuşurken (AFP)
TT

Washington’da güç dengelerini kim değiştirecek?

ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, 10 Eylül 2026'da Teksas'ta düzenlenen Cumhuriyetçi Parti konferansında konuşurken (AFP)
ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, 10 Eylül 2026'da Teksas'ta düzenlenen Cumhuriyetçi Parti konferansında konuşurken (AFP)

ABD’de ön seçim sezonu bu hafta sona ererken, 3 Kasım’da yapılacak ve kritik önem taşıyan ara seçimler için geri sayım başlıyor. Seçimlere 50 günden az bir süre kaldı.

Yoğun geçen ön seçim sezonu Delaware tamamlanıyor. Sezon boyunca yaşanan sert siyasi çekişmeler yalnızca iki parti arasındaki rekabetle sınırlı kalmadı. Parti kurumlarının dışından gelen öne çıkan isimlerin yükselişiyle birlikte parti içi dengeler de sarsıldı.

Demokratlarda sol kanat yükseliyor

En belirgin dönüşüm Demokrat Parti’de yaşandı. Sol eğilimli çok sayıda isim, parti yönetimlerinin desteklediği adayları geride bırakarak ön seçimleri kazandı. Bu durum, söz konusu adayların Kongre’ye girmesi halinde parti yönetimlerinin önemli meydan okumalarla karşı karşıya kalacağının işareti olarak değerlendiriliyor.

cvdfhj
Florida’da Demokratların Senato adayı Angie Nixon, 5 Eylül 2026 (Reuters)

Ön seçimleri kazananlar arasında Amerika Demokratik Sosyalistleri Örgütü ile bağlantılı çok sayıda aday bulunuyor. Bunun yanı sıra ilerici kanattan gelen ve sürpriz sonuçlara imza atan isimler de var. Bunların başında Michigan’dan Senato üyeliğine aday olan Abdülrahman Seyyid ile Minnesota’daki Peggi Flanagan geliyor. Ayrıca Demokratik Sosyalistler Örgütü’nden Angie Nixon, Florida’da Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun daha önce temsil ettiği koltuğu kazanmak için yarışıyor.

Cumhuriyetçilerin karşı karşıya olduğu zorluklar

Cumhuriyetçiler ise farklı türden zorluklarla karşı karşıya. ABD Başkanı Donald Trump’ın halk desteği, seçmenlerin artan fiyatlar ve kötüleşen ekonomik koşullardan duyduğu rahatsızlığın etkisiyle geriliyor.

Anketlerin büyük bölümüne göre Amerikalıların yalnızca yüzde 30’u Trump’ın ekonomi politikalarındaki performansını destekliyor. Enflasyon ve yaşam maliyeti söz konusu olduğunda bu oran yüzde 24’e düşüyor. Buna karşılık göç ve sınır güvenliği Trump’ın güçlü olduğu başlıklar arasında yer alıyor. Seçmenlerin yüzde 44’ü Trump’ın göç politikasındaki performansını, yüzde 52’si ise sınır güvenliği konusundaki performansını destekliyor. Dış politikada ise destek oranı aynı düzeyde değil ve bir kamuoyu araştırmasına göre yüzde 37’de kalıyor.

ghj
Trump, 13 Eylül 2026'da uçağında gazetecilerin sorularını yanıtlarken (AP)

Ancak Cumhuriyetçi Parti, tarihe karşı bir yarış yürüttüğünün farkında. ABD’de geleneksel olarak başkanın partisi ara seçimlerde diğer partiye, bu durumda Demokratlara, sandalye kaybediyor. Bu nedenle Cumhuriyetçi parti yönetimleri kayıpları sınırlamaya çalışırken Trump’ın tabanına sandık başına gitme çağrılarının Cumhuriyetçi seçmenlerin seçim motivasyonunu artırmasını umuyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı verilere göre Cumhuriyetçi seçmenlerin yalnızca yüzde 31’i seçimlere katılma konusunda yüksek motivasyona sahip. Demokrat seçmenlerde ise bu oran yüzde 46’ya ulaşıyor.

Bu durum, Cumhuriyetçilerin karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan biri olabilir. Parti yönetimleri Demokrat Parti’de sol hareketin güçlenmesi konusunda seçmenleri uyarmak için yoğun çaba harcıyor. Bu yaklaşım, Teksas’ta düzenlenen olağanüstü Cumhuriyetçi Parti konferansında da açık biçimde ortaya çıktı.

Ancak burada sorun, seçmenin bu meseleyle fazla ilgilenmemesi. Seçmen esas olarak ekonomiye odaklanıyor. Bu da Cumhuriyetçileri, eski Başkan Joe Biden’ın seçim kampanyasında Demokratların karşılaştığı duruma benzer bir noktaya getiriyor. Demokratlar ve Biden, seçmeni ilgilendiren meseleler yerine Trump’ı uyarmaya ve onu demokrasi açısından bir tehdit olarak nitelemeye ağırlık vermişti. Bunun bedelini de sandıkta ödemişlerdi.

Nihai hedef

Adayların kesinleşmesi ve parti yönetimlerinin nihai zafer hedefine odaklanmasıyla birlikte beklentiler, bazı eyaletlerde seçim bölgelerinin yeniden çizilmesi yönündeki girişimlere rağmen Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu Demokratların ele geçireceği yönünde.

10 eyalette seçim bölgelerinin yeniden çizilmesi için girişimde bulunuldu. Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi’ndeki çoğunluklarını koruma şansını artırmak amacıyla başlattığı bu benzeri görülmemiş yeniden bölgelendirme mücadelesine Demokratlar da benzer adımlarla karşılık verdi.

bgnm
Demokratların Senato ve Temsilciler Meclisi'ndeki liderleri Chuck Schumer ve Hakeem Jeffries, New York'ta 11 Eylül saldırılarının yıl dönümü anma töreninde (AFP)

Cook Political’ın tahminlerine göre yeni seçim haritaları Cumhuriyetçilere yaklaşık dört sandalye kazandırabilir. Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğun yalnızca birkaç sandalyelik farkla belirleneceği düşünüldüğünde bu önemli bir avantaj sağlayabilir.

Senato’da ise denklem farklı. Cumhuriyetçiler 53 sandalyeye sahipken Demokratların 47 sandalyesi bulunuyor. Bu nedenle Demokratların çoğunluğu elde edebilmesi için dört sandalye kazanması gerekiyor. Michigan gibi bir eyalet de bu hedefe ulaşılması açısından kritik önem taşıyor.

Kasım ayına kadar parti yönetimleri iç anlaşmazlıklarını bir kenara bırakarak, Donald Trump’ın başkanlığının geriye kalan iki yılında siyasi tabloyu belirleyecek hayati hedefe odaklanacak.

Ya Cumhuriyetçiler çoğunluğu koruyacak ve mevcut dengeler devam edecek ya da Demokratlar iki meclisten yalnızca birinde bile çoğunluğu elde etse siyasi denetim ve hesap sorma mekanizmalarını yeniden etkinleştirerek Washington’daki güç dengelerini değiştirecek.


Fransa’nın Riyad Büyükelçisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Havacılık, Suudi Arabistan’a yönelik ihracatımızı yönlendiriyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa-Suudi Arabistan Yuvarlak Masa Toplantısı’na başkanlık ederken (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa-Suudi Arabistan Yuvarlak Masa Toplantısı’na başkanlık ederken (SPA)
TT

Fransa’nın Riyad Büyükelçisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Havacılık, Suudi Arabistan’a yönelik ihracatımızı yönlendiriyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa-Suudi Arabistan Yuvarlak Masa Toplantısı’na başkanlık ederken (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa-Suudi Arabistan Yuvarlak Masa Toplantısı’na başkanlık ederken (SPA)

Fransa’nın Suudi Arabistan Büyükelçisi Patrick Maisonnave’in Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamaya göre, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Paris ziyareti, Suudi Arabistan ile Fransa arasındaki ekonomi ve yatırım ilişkilerini yeni bir aşamaya taşıdı. İki ülke arasındaki ortak projelerin uygulanması hız kazanırken; ulaştırma, lojistik, enerji ve ileri teknolojiler gibi sektörlerdeki iş birliği de genişleme kaydetti.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, 24 Ağustos’ta Paris’e gerçekleştirdiği ziyarette Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile birlikte Suudi Arabistan-Fransa Stratejik Ortaklık Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık etmişti. İki ülke ilişkilerinde yeni bir dönüm noktası olarak değerlendirilen bu toplantı kapsamında, çeşitli alanlarda yaklaşık 20 anlaşma ve mutabakat zaptı imzalandığı duyurulmuştu.

İki ülke liderlerinin başkanlığında 24 Ağustos’ta Paris’te düzenlenen Stratejik Ortaklık Konseyi ilk toplantısının uzun vadeli iş birliği sürecini pekiştirdiğini belirten Maisonnave, ikili ticaret hacminin 2025 yılında yüzde 11 oranında arttığını ve Suudi Arabistan’ın Fransa’nın Ortadoğu’daki en büyük ticari ortağı haline geldiğini vurguladı.

Fransa’nın Suudi Arabistan’a yönelik ihracatında havacılık sektörünün ilk sırada yer aldığını aktaran Maisonnave, ilaç, gıda, kozmetik ve elektrikli ekipmanların da dış satışta öne çıkan diğer ana ürün gruplarını oluşturduğunu ifade etti.

Maisonnave ayrıca, Veliaht Prens’in ziyaretinden elde edilen sonuçların iki ülke arasındaki ekonomik ve yatırım iş birliğini ivmelendirdiğini, Stratejik Ortaklık Konseyi’nin ise ekonomik bağları güçlendiren ve geleceğin dönüşüm alanlarında yeni iş birliği imkanları sunan bir çerçeveye dönüştüğünü sözlerine ekledi.

cdfgthy
Fransa’nın Suudi Arabistan Büyükelçisi Patrick Maisonnave (Fransa’nın Suudi Arabistan Büyükelçiliği)

Fransa’nın şu anda Suudi Arabistan’daki yabancı yatırımcılar arasında üçüncü sırada yer aldığını belirten Maisonnave, ülkesinin bu varlığı güçlendirmeyi ve daha fazla Fransız şirketini Krallık’ta yaşanan ekonomik dönüşümün sunduğu fırsatlardan yararlanmaya teşvik etmeyi hedeflediğini vurguladı.

Bu kapsamda kredi sigortası mekanizmalarının genişletilmesinin Fransız şirketlerinin Suudi Arabistan’daki büyük stratejik projelere katılımını destekleyeceğini ifade eden Maisonnave, Fransa’nın yatırım, ortaklık kurma, yetkinlik geliştirme, katma değer ve istihdam yaratma yoluyla bu projelere katkısını artırmayı amaçladığını kaydetti.

Duruma örnek olarak CMA CGM Grubu ile Red Sea Gateway Terminal arasında Cidde Limanı’ndaki dördüncü terminalin geliştirilmesi ve işletilmesine yönelik yapılan anlaşmayı gösteren Maisonnave, bu adımın küresel düzeyde varlık gösteren büyük bir Fransız grubunun uzmanlığı ile Suudi Arabistan’ın ana bir lojistik merkezi olma hedefini bir araya getirerek söz konusu yaklaşımı somutlaştırdığını belirtti.

Maisonnave, Krallık’ın Avrupa, Asya ve Afrika’yı birbirine bağlama konusunda üstlendiği stratejik rol göz önüne alındığında bu anlaşmanın Suudi Arabistan’ın hedeflerini desteklediğini; söz konusu rolün öneminin Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kriz sırasında net bir şekilde ortaya çıktığını dile getirdi.

Kent içi ulaşım sektörüne de değinen Maisonnave, Alstom şirketinin Riyad metrosu için ilave tren setleri tedarik etmek üzere imzaladığı sözleşmenin, Krallık’taki büyük altyapı projelerinin hayata geçirilmesinde Fransız uzmanlığından faydalanıldığının bir başka göstergesi olduğunu ifade etti.

Maisonnave ayrıca, iki ülke arasındaki iş birliğinin karşılıklı olarak geliştiğine dikkat çekerek, Qiddiya şirketinin Paris bölgesinde eğlence alanında planladığı projenin Suudi Arabistan’ın Fransa’daki yatırımlarının arttığına dair ‘güçlü bir sinyal’ ve Fransa’nın bu tür projeleri çekme kapasitesine duyulan güvenin bir kanıtı olduğunu sözlerine ekledi.

Geleceğin teknolojileri ve enerji

Maisonnave, Suudi Arabistan ile Fransa arasında geleceğin teknolojilerindeki ortaklığın güçlendirilmesinin bir öncelik olduğunu belirterek, HUMAIN ile Mistral AI arasında duyurulan stratejik iş birliğini bu yaklaşımın bir modeli olarak gösterdi. Söz konusu iş birliğinin; yapay zekâ altyapısının geliştirilmesini, gelişmiş modellerin inşa edilmesini ve Krallık’ın ihtiyaçlarına uygun çözümlerin sunulmasını kapsadığını ifade eden Maisonnave, bu adımın yüksek performanslı yapay zekâ kapasitesinin geliştirilmesine katkı sağlarken bu teknolojilerde Arapça dilinin varlığını da güçlendireceğini kaydetti.

Enerji sektörüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Maisonnave, ülkesinin küresel enerji piyasalarının istikrarına ve tedarik güvenliğinin artırılmasına katkıda bulunma konusunda kararlı olduğunu vurguladı. Maisonnave, Suudi-Fransız iş birliğinin petrol, petrokimya, sürdürülebilir elektrik üretimi, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, enerji depolama, temiz hidrojen ve barışçıl nükleer enerji alanlarını kapsayacağını belirtti.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Paris ziyaretiyle eş zamanlı olarak düzenlenen Fransa-Suudi Arabistan Yuvarlak Masa Toplantısı’nın sonuçlarına da değinen Maisonnave, her iki taraftan özel sektör temsilcilerini bir araya getiren bu etkinliğin ana sektörlerdeki yatırım fırsatlarını ele alarak iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde artan ivmeyi yansıttığını ifade etti.

Suudi-Fransız ekonomik ilişkilerinin artık karşılıklı yatırımlara, uzun vadeli projelere ve ortak ilgi alanlarında deneyim aktarımına dayandığını söyleyen Maisonnave, Veliaht Prens’in ziyareti sırasında duyurulan yaklaşık 20 anlaşma ve mutabakat zaptının, iki ülke şirketleri arasındaki iş birliğinin genişliğini ve mevcut ortaklıkların büyümesini gösterdiğine dikkat çekti.


İran: Ceviz Dağı'ndaki faaliyetlere ilişkin haberlerin aslı yok

Tahran’ın merkezinde siyasi içerikli bir reklam panosunun önünden geçen İranlılar (AP)
Tahran’ın merkezinde siyasi içerikli bir reklam panosunun önünden geçen İranlılar (AP)
TT

İran: Ceviz Dağı'ndaki faaliyetlere ilişkin haberlerin aslı yok

Tahran’ın merkezinde siyasi içerikli bir reklam panosunun önünden geçen İranlılar (AP)
Tahran’ın merkezinde siyasi içerikli bir reklam panosunun önünden geçen İranlılar (AP)

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü bugün (Pazartesi), Peacaks Mountain (Ceviz Dağı) olarak adlandırılan bölgede faaliyet yürütüldüğüne ilişkin haberlerin hiçbir dayanağı olmadığını söyledi.

Trump, geçen hafta ABD'nin Peacaks Mountain'daki faaliyetleri izlediğini belirtmiş ve Washington'ın bölgeyi vurabileceği uyarısında bulunarak İran'ı dikkatli olmaya çağırmıştı.

Devrim Muhafızları'ndan İHA açıklaması

Öte yandan İran Devrim Muhafızları'nın halkla ilişkiler birimi, bugün sabah saatlerinde gelişmiş bir MQ-1 tipi insansız hava aracının (İHA) tespit edilerek Hürmüz Boğazı hava sahasında Devrim Muhafızları Hava-Uzay Kuvvetleri'ne bağlı hava savunma sistemi tarafından imha edildiğini açıkladı.

İranlı nükleer yetkili Viyana'ya gidemedi

Diğer taraftan İran devlet televizyonu, İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed İslami'nin, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) toplantısına katılmak üzere Viyana'ya girişinin ABD'nin çıkardığı "engeller" nedeniyle önlendiğini bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı habere göre  İslami ve beraberindeki heyet, cumartesi günü tarifeli bir uçakla Viyana'ya gitmek üzere yola çıktı ancak "ABD'nin koyduğu engeller nedeniyle" yolculuk sırasında durduruldu. İslami ve heyetinin daha sonra Tahran'a döndüğü belirtildi.

İslami'nin nükleer enerji konulu yıllık genel konferansa katılmak üzere UAEA'nın Viyana'daki merkezine gitmesi bekleniyordu.

Hürmüz'deki saldırılar enerji arzı endişelerini artırıyor

Bu gelişmeler, Orta Doğu'daki diplomatik çabaların görünürde bir çıkmaza girdiği ve bölgenin petrol taşımacılığındaki en önemli iki güzergâhını hedef alan yeni saldırıların küresel enerji arzına ilişkin endişeleri artırdığı bir dönemde yaşanıyor.

Hürmüz Boğazı'nda petrol taşımacılığı açısından riskler sürüyor. İngiltere Deniz Ticaret Operasyonları Kurumu (UKMTO), dün (Pazar) bir merminin Hürmüz Boğazı'ndan geçiş yapan bir gemiye isabet ettiğini açıkladı. Saldırı sonucunda gemide yangın çıktı ve mürettebat gemiyi tahliye etmek zorunda kaldı.

İran ise kendi kıyıları açıklarında saldırıya uğrayan İran'a ait ticari bir gemide bir kişinin hayatını kaybettiğini, dört mürettebatın da yaralandığını bildirdi.

Hürmüz'den geçen yük gemilerinin sayısı 10'un altına geriledi

Gemilerin hareketlerini takip eden ilk verilere göre, hafta başında Hürmüz Boğazı'ndan geçen yük gemilerinin sayısı 10'un altına geriledi. Reuters'ın aktardığı verilere göre bu sayı, son 10 gündeki ortalama 14 geminin oldukça altında kaldı.

Söz konusu veriler, tespit edilmemek amacıyla Otomatik Tanımlama Sistemi'ne (AIS) ait vericilerini kapatarak boğazdan geçmiş olabilecek gemileri kapsamıyor.