İsrail ‘ikinci Münih’ tehdidinde bulundu: Aruri’den önce suikasta uğrayan en önemli kişiler kimlerdi?

Fotoğraf: Majalla
Fotoğraf: Majalla
TT

İsrail ‘ikinci Münih’ tehdidinde bulundu: Aruri’den önce suikasta uğrayan en önemli kişiler kimlerdi?

Fotoğraf: Majalla
Fotoğraf: Majalla

Sami Mubayyed

İsrail Güvenlik Servisi (Şin Bet) Başkanı Ronen Bar, 3 Aralık’ta hükümetin, önlerine Hamas’ı ortadan kaldırma hedefini koyduğunu bildirdi.

Bar, 1972’de Almanya’nın Münih kentinde düzenlenen Olimpiyat Oyunları sırasında İsrailli sporcuların öldürülmesine ülkesinin verdiği tepkiyi hatırlattı.

O dönemde, Münih operasyonunun failleri ‘Kara Eylül’ örgütünün üyeleriydi ve onların bu meşhur operasyonu, İsrail’in dünya çapında birçok Filistinliyi hedef alan bir dizi misilleme amaçlı suikastına yol açmıştı.

Ronen Bar, “Kabine bize Hamas’ı ortadan kaldırma hedefini koydu. Bunu yapmaya kararlıyız. Hamas üyelerini Gazze’de, Batı Şeria’da, Lübnan’da, Türkiye’de, Katar’da her yerde takip edeceğiz. Bu birkaç yıl sürecek ama yapacağız” dedi.

1972 Münih Katliamı’na İsrail’in sert ve acı verici tepkisi yıllar sürdü.

Misilleme operasyonları, Filistin Kurtuluş Örgütü’nden (FKÖ), El Fetih’e, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’ne (FHKC) ve İslami Cihad’a kadar Filistinli grupların en iyi gençlerini kaybetmesine neden oldu.

İsrail’in bu tepkisinde uyguladığı yöntemler, hedefler ve coğrafyası Paris, Roma, Beyrut ve Tunus arasında farklılık gösterdi.

İsrail son olarak, 2 Ocak’ta Beyrut’un güney banliyölerinde Hamas’ın Siyasi Büro Başkan Yardımcısı Salih el-Aruri’ye hava saldırısıyla suikast düzenledi.

Peki, biz şu an fiili olarak ‘Münih 2024’le mi karşı karşıyayız?

Aruri suikastından başlayarak, İsrail’in 1970’lerden bu yana gerçekleştirdiği en ünlü suikastlar şöyle;

Salih Aruri

Hamas Siyasi Bürosu Başkan Yardımcısı Salih Aruri, Gazze Şeridi’nde savaşın başlamasından 88 gün sonra, dün İsrail’in Beyrut’un güney banliyösünde Filistin hareketinin bir ofisini hedef alan saldırısında öldürüldü.

İsrail, Hizbullah’ın kalesine düzenlenen operasyona ilişkin yorum yapmadı.

Ancak İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, düzenlediği basın toplantısında, Aruri’nin öldürülmesiyle ilgili doğrudan yorum yapmadan, “Ordu, savunma ve saldırıda alarma geçti. Tüm senaryolara hazırlıklıyız” diye konuştu.

scdewvrg
Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, Hamas Siyasi Bürosu Başkan Yardımcısı Salih Aruri (sağda) ve İslami Cihad Genel Sekreteri Ziyad en-Nahhale 3 Eylül’de Beyrut'un güney banliyölerinde

Lübnanlı bir güvenlik kaynağı, İsrail’in saldırısında Aruri’nin yanı sıra bazı arkadaşlarının da öldürüldüğünü söyledi, ancak herhangi bir sayı belirtmedi.

Başka bir güvenlik kaynağı da aynı bilgiyi doğruladı ve vurulan binada iki katın yanı sıra en az bir arabanın da hasar gördüğünü açıkladı.

İzzeddin el Kassam Tugayları’nın kurucularından olan Aruri, 15 yıl İsrail hapishanelerinde kaldıktan sonra 2010 yılında sınır dışı edildi.

Aruri, diğer bazı Hamas liderleriyle birlikte Lübnan’da yaşıyordu.

İsrail ordusu, Ekim ayında işgal altındaki Batı Şeria’daki Aruri’nin Arura kasabasındaki evini yıktı.

Lübnan Başbakanı Necib Mikati, İsrail’in Hamas ofisini vurmasını ‘İsrail’in Lübnan’ı yeni bir çatışmaya sokmayı amaçladığı bir suç’ olarak değerlendirdi.

Mikati ayrıca, Dışişleri Bakanı Abdallah Buhabib’e, Beyrut’a saldırı düzenleyen İsrail’i Birleşmiş Milletler’e (BM) şikayet etme talimatı verdi.

Lübnan ile İsrail arasındaki sınır, İsrail ordusu ile İran’a yakın ve Hamas’ı destekleyen Hizbullah arasında neredeyse her gün saldırı olaylarına tanık oluyor ve bu da savaşın genişleyeceğine dair korkuyu artırıyor.

Gassan Kanafani

Gassan Kanafani, İsrail’in Arap aydınları arasında en ünlü kurbanı ve FHKC’nin simgelerinden biriydi.

8 Temmuz 1972’de Beyrut’ta arabasının tamponunun arkasına yerleştirilen patlayıcıyla öldürüldü.

sdvr
Gassan Kanafani

Suikast, Münih operasyonundan aylar önce, iki ay önceki Lod Havalimanı operasyonuna yanıt olarak gerçekleşti.

Lod Havalimanı operasyon, FHKC tarafından finanse edilen Japon Kızıl Ordusu militanları tarafından gerçekleştirilmişti.

Vail Zuayter (Wael Zuaiter) 

Zuayter, 70’li yılların en ünlü ikinci kurbanıydı.

16 Ekim 1972’de, FKÖ temsilcisi olarak çalıştığı İtalya’nın başkenti Roma’da suikasta kurban gitti.

Münih operasyonuna tepki olarak, bir Mossad görevlisinin 11 kurşunu ile yaşamını yitirdi.

dwer
Vail Zuayter

İsrail’in Nablus’ta defnedilmesine izin vermemesi üzerine, naaşı Yermuk kampına defnedilmek üzere Şam’a nakledildi.

Mahmud Hemşeri

Hemşeri, Fetih’in en parlak gençlerinden biri ve FKÖ’nün Paris’teki temsilcisiydi.

Fransa’nın başkenti Paris’in merkezdeki evinde telefonuna yerleştirilen patlayıcıyla öldürüldü.

sd
Mahmud Hemşeri

Hemşeri ilk olarak, İtalyan gazeteci olduğunu iddia eden bir Mossad ajanı tarafından röportaj talebiyle evinden çıkarıldı.

O yokken evine bomba yerleştirildi. 8 Aralık 1972’de eve girdiği sırada bomba patlatıldı.

Ağır yaralanarak hastaneye kaldırılan Hemşeri, 9 Ocak 1973’te hayatını kaybetti.

İsrail, onu Kara Eylül örgütüne katılmak ve örgütün Fransa’daki şubesine başkanlık etmekle suçladı.

Kemal Advan, Kemal Nasır ve Muhammad Yusuf en-Neccar

Bu üç kişi, İsrail’in 10 Nisan 1973’te gerçekleştirdiği ünlü komando operasyonunda öldürüldü. Hepsi Münih’teki saldırıya katılmakla suçlanıyordu.

Kemal Advan, Fetih Merkez Komitesi’nin üyesi ve Batı Şeria’daki operasyonların lideriydi.

wdev
Kemal Advan, Kemal Nasır ve Muhammad Yusuf en-Neccar

Kemal Nasır, Filistin Kurtuluş Örgütü’nün Sözcüsü ve Filistin es- Sevra (Filistin Devrimi) dergisinin Yazı İşleri Müdürüydü.

El Fetih Hareketi Yürütme Komitesi üyesi olan Ebu Yusuf en-Neccar da, İsrail tarafından iki arkadaşıyla birlikte gözetim altına alındı.

18. yüzyılda bölgede yaşayan İngiliz aristokrat Hester Stahope’un hayatı hakkında bilgi toplamak gerekçesiyle Beyrut’a gönderilen Mossad ajanı, Filistinli liderlerin Verdun Caddesi’ndeki binasının karşısında bir daire kiraladı, pencerelerinden onları izledi, tüm hareketlerini kaydedip fotoğrafladı.

9 Nisan 1973 gecesi, sürat tekneleriyle Beyrut kıyılarına çıkan komandolar, ertesi sabah erken saatlerde suikastları gerçekleştirdi.

Bunların arasında, yıllar sonra İsrail hükümetinin başbakanı olan Ehud Barak da vardı.

Neccar, Advan ve Nasır’a çok yakın bir binada yaşıyordu.

Neccar, karısıyla birlikte yatak odasında vuruldu, Advan ise vurulmadan önce tüfeğiyle karşılık verdi.

Nasır da masasındaydı ve o da öldürülmeden önce suikastçılara ateş etmişti.

Vadi Haddad

FHKC kurucularından ve Filistin direnişinin tarihi sembollerinden biriydi.

28 Mart 1978’de bir çikolata kutusunun içine yerleştirilen zehirle, alışılmadık bir suikast sonucu öldürüldü.

sacdefv
Vadi Haddad

İsrail onu, Haziran 1976’da Paris ile Tel Aviv arasındaki uçuş sırasında Air France uçağını kaçırarak, rotasını önce Libya’ya, sonra da Uganda’ya çevirmek de dahil olmak üzere birçok eylemle suçladı.

Haddad’ın lösemiden öldüğü söylense de, 2006’da İsrailli araştırmacı Aaron J. Klein, Strikeing Back adlı kitabında Haddad’ın öldürüldüğünü ve bundan yalnızca Mossad’ın sorumlu olduğunu yazdı.

Daha sonra İsrailli araştırmacı gazeteci Ronen Bergman, Klein’i teyit ederek beş yıl önce Haddad’ın aslında bir kutu Belçika çikolatasına yerleştirilen zehirden değil, kullandığı diş macununa yerleştirilen zehirden öldüğünü söyledi.

Mossad’ın zehri, İsrail laboratuvarlarında ürettikten sonra diş macunu kutusuna koyduğunu da sözlerine ekledi.

Haddad, İsrail’e göre Paris ile Tel Aviv arasında çalışan Air France ticari uçağını kaçırma olayının beyniydi. Diş macununa zehir karıştırılarak yavaş yavaş öldürüldü.

Ali Hasan Selame

Selame, Yaser Arafat’ın güvenliğinden sorumlu Force 17 olarak bilinen komando birliğinin kurucusuydu.

22 Ocak 1979’da Beyrut’ta suikasta kurban gitti.

Mossad’ın en ünlü liderlerinden biri olan Michel Harari, bir zamanlar ‘Kızıl Prens’ olarak bilinen Selame’yi öldürme operasyonunu üstlenerek, onun hareketlerini izlemesi için Beyrut’a gizli bir ajan gönderdi.

eved
Ali Hasan Selame

Bu ajan, Lübnan’da Filistin kamplarındaki çocuklarla ilgilenen uluslararası bir sivil toplum kuruluşu için çalıştığını iddia etti.

Selame, annesinin doğum gününe giderken evinin yakınında 100 kilogram patlayıcı yüklü otomobilinin infilak ettirilmesiyle öldürüldü.

Amerikan Üniversitesi Hastanesi’ne yaralı olarak nakledildi ve ameliyata alındı. Ancak hayata tutunamadı.

Naci el-Ali

Ünlü bir Filistinli karikatürist olan 49 yaşındaki el-Ali, 22 Temmuz 1987’de bir Kuveyt gazetesinin Londra ofisinin önünde vuruldu.

Naci el-Ali, 29 Ağustos 1987’de, aldığı yaralardan dolayı hastanede hayatını kaybetti.

İlk soruşturmalar, işgal altındaki Kudüs’ten genç bir Filistinlinin tutuklanmasına yol açtı.

Filistinli genç, önce FKÖ için çalıştığını söyledi, ancak daha sonra Mossad için de çalıştığını itiraf etti. Başka bir deyişle çifte ajandı.

Her iki kuruluş da, Ali’nin suikastıyla ilgili suçlamaları reddetti.

İsrail’in Scotland Yard’la iş birliği yapmaması, Ali’yi öldürmeyi planlayan iki ajanın idarecileri olduğu belirlenen üç diplomatın Londra’dan sınır dışı edilmesine yol açtı.

Dönemin Başbakanı Margaret Thatcher, Mossad’ın Palace Green, Kensington’daki ofisini kapattı.

Bu da, herhangi bir açıklama yapılmadan, bu suçun arkasında İsrail’in olduğuna işaret etti.

Halil el-Vezir (Ebu Cihad)

Pek çok kişinin Yaser Arafat’ın ardından liderliği üstleneceğini düşündüğü, Fetih liderlerinin en ünlüsü olan Vezir, 16 Nisan 1988 sabahı Tunus’taki evinde Mossad tarafından öldürüldü.

Onun öldürülmesi, Filistin direnişindeki uzun geçmişine, özellikle de alevleri Aralık 1987’den bu yana hala yanan Birinci İntifada ateşindeki önemli rolüne misilleme olarak gerçekleşti.

sdecvwd
Halil el-Vezir

İsrail Başbakanı Yitzhak Shamir, Vezir’in öldürülmesini emretti ve görevi 1973 Beyrut suikastlarının sorumlusu Ehud Barak’a verdi.

İsrail komando timi, hava desteğiyle Tunus kıyılarına ulaştı ve Vezir’in ikamet ettiği yere doğru hareket etti.

Tim elemanlarından biri güvenlik görevlisinin yanına geldi, turist olduğunu söyleyerek cebinden bir harita çıkardı ve bir adres sordu.

Güvenlik görevlisi haritaya baktığı sırada öldürüldü.

İsrailliler silahlarla eve girerek, Ebu Cihad dahil olmak üzere onun çok sayıda çalışanı ve arkadaşını öldürdü.

Ebu Cihad, intikam duygusuyla 52 kurşun sıkılarak öldürüldü.

Atıf Bseiso

FKÖ ile Batılı istihbarat servisleri arasındaki güvenlik irtibat görevlilerinden biriydi.

8 Haziran 1992 akşamı, Fransa’nın başkenti Paris’te suikasta kurban gitti.

dsverg
Atıf Bseiso

Lübnanlı arkadaşlarıyla akşam yemeğinden sonra otele dönerken bir Mossad mensubu onu durdurdu ve kafasına üç el ateş etti.

Fethi eş-Şikaki

İslami Cihad Hareketi’nin kurucu Genel Sekreteri olan Şikaki, 26 Ekim 1995’te Malta’nın Selime kasabasındaki Diplomat Oteli önünde Mossad tarafından öldürüldü.

Fethi eş-Şikaki
Fethi eş-Şikaki

İki Mossad üyesi, Libya'dan Şam’a dönerken Şikaki’yi silahla vurup öldürdü.

Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.