Ukrayna’da 2024: Putin'in arzuları ile Batı'nın imkanları arasında asılı kalan bir kader

Kiev'de daha fazla anlaşmazlık bekleniyor.

Ukrayna ordusu Donetsk bölgesinde, ön cepheye yakın bölgede eğitim tatbikatı düzenledi. (Reuters)
Ukrayna ordusu Donetsk bölgesinde, ön cepheye yakın bölgede eğitim tatbikatı düzenledi. (Reuters)
TT

Ukrayna’da 2024: Putin'in arzuları ile Batı'nın imkanları arasında asılı kalan bir kader

Ukrayna ordusu Donetsk bölgesinde, ön cepheye yakın bölgede eğitim tatbikatı düzenledi. (Reuters)
Ukrayna ordusu Donetsk bölgesinde, ön cepheye yakın bölgede eğitim tatbikatı düzenledi. (Reuters)

Samir İlyas

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin yeni yılını, zafer ve iktidarı koruma güveniyle karşılıyor. Sadece iktidarda kaldığı sürenin uzunluğuyla değil, aynı zamanda mirasını koruma ve Osmanlı İmparatorluğu'ndan geri almak için çok sayıda savaş verilen Yeni Rusya’ bölgelerini geri alma yoluyla 2. Katerina ve 1. Petro ile birlikte tarihe geçmeyi umut ediyor. Rusya İmparatorluğu ve Sovyetler Birliği dönemlerinde altyapısını, şehirlerini inşa etmek ve geliştirmek için büyük bütçeler harcandı.

Diğer yandan Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, zor bir yıl geçirdi ve kaderinin Batı'nın kendisini askeri ve ekonomik olarak kurtarma kararına bağlı hale gelmesinden sonra daha da zor olabilecek bir yıl bekliyor.

erwfewr
Zelenskiy, cumhurbaşkanlığı ofisindeki yardımcılarıyla birlikte 29 Aralık 2023'te Donetsk bölgesine ziyaret gerçekleştirdi. (AP)

Zelenskiy, olağanüstü hal devam ettiği için 2024 yılının baharında yapılması planlanan devlet başkanlığı seçimlerini düzenlemeyi reddetti. Bu seçim, Zelenskiy'nin meşruiyetini yeniden tesis edip, 2023'te karşı saldırının başarısız olmasıyla önemli ölçüde azalan popülaritesini yeniden inşa etmesine yardımcı olabilirdi. Ayrıca, Zelenskiy ile Genelkurmay Başkanı General Valeriy Zaluzhnyi arasındaki anlaşmazlıkların arttığı ve Ukrayna ordusunun güney ve doğudaki Rus askeri planlarına karşı koymak için yaklaşık yarım milyon yeni savaşçıya ihtiyaç duyduğuna dair artan söylentiler de var. Batı'nın cephelerde bir atılım veya Rus saldırılarına karşı direnci sağlamaya yetecek kadar askeri ve siyasi destek sağlayamadığına dair işaretler arttıkça, Ukrayna'da daha fazla bölünme ve anlaşmazlık yaşanması muhtemel. Bu durum, 2022'de meydan okumayı kabul eden ve Ukrayna'dan kaçma veya Lviv (batı) şehrine taşınma tekliflerini reddeden ve Rusya'ya karşı savaşı yöneten tartışmasız ‘Yılın Adamı’ Zelenskiy'nin popülaritesinde ek bir düşüşle de sonuçlanacak. Ancak, ‘iyi aktörün’ 2023'te bu rolü oynamaya devam etmesine izin verecek koşulların sağlanmadığı görülüyor. Şarku’l Avsat’ın Majalla’dan aktardığına göre bu nedenle, Zelenskiy'nin muhtemelen rakibi Vladimir Putin'in lehine zorla görevden alınması gündeme gelebilir.

Demokratlar kazanırsa, Rusya'nın NATO ile çatışması riski ve yeni bölgesel savaş olasılığı artacak.

Washington'da kaderi belirleyecek seçimler...

Savaşın başından bu yana Rus yetkililer, Batı'nın Rusya'yla son Ukraynalıya kadar savaşacağını, Zelenskiy'nin Batılı başkentlerin elinde bir kukla olduğunu tekrarladı.

Rusya'nın varoluşsal savaşta sonuna kadar gitmeye kararlı göründüğü bir dönemde, Slovakya ve Hollanda gibi Avrupa ülkelerindeki seçimler Rusya için olumlu haberler getirdi. Bu ülkelerde, Ukrayna'ya sınırsız destek sağlamaya karşı olan aşırı sağcı partiler kazandı. Rusya, 2024 Avrupa Parlamentosu seçimlerinde de benzer bir sağcı ve milliyetçi dalga bekliyor. Ancak Batı ile ilişkilerdeki köklü bir değişimin, ABD'deki seçimlerden önce gerçekleşmesi pek olası değil. O zamana kadar, seçimlerde kim kazanacağı belirleyici olacak: Cumhuriyetçiler mi yoksa Demokratlar mı?

Cumhuriyetçiler kazanırsa, çatışma uzun bir süre dondurulabilir. Çünkü Kiev'e askeri yardımlar durdurulacak. Cumhuriyetçiler zaten buna karşı oy verdiler. Alternatif olarak, bir tür barış anlaşması imzalanabilir.

Demokratların kazanması durumunda NATO ile çatışma riski artacak, yeni bölgesel savaş olasılığı da artacaktır.

Ukrayna'daki askeri çatışma donmuş olsa bile (ki Demokrat Parti'nin kazanması garanti değil), Rusya ile Batı arasındaki çatışma bundan sonra da sürecek. Gerginlik, Moskova'nın ABD liderliğindeki tek kutuplu dünyanın çöküşünün yıkıntıları üzerine inşa etmeyi umduğu bir dünyanın temel özelliği olmaya devam edecek.

Bu, ABD'nin dünya çapındaki egemenliğinin azaldığına dair işaretlerin arttığı bir zamanda gerçekleşiyor. Ancak yeni dengelerin ve ittifakların net bir şekilde tanımlanmadığı bir zamanda, yeni bir dünyanın ortaya çıkmasına kapı aralıyor. Bununla birlikte, Avrupa Birliği, Atlantik ötesi ABD ile daha fazla entegrasyona doğru çekilirken, Rusya da Asya'ya benzer bir yol izliyor ve ‘emperyalist egemen Batı’ya karşı ‘küresel güney’ cephesi oluşturmaya çalışıyor.

Kesin olan şu ki, ABD ve Avrupa'nın daha fazla askeri ve ekonomik desteği olmazsa Ukrayna'nın bir ülke ve halk olarak kaderi tehlikede olacaktır”

Avrupa Birliği ülkeleri, özellikle de Rusya'ya sınırı olanlar, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşında denklemin tersine dönmesinden ve Ukrayna'nın yenilmesinden korkuyor. 2022 yılı sonunda hâkim olan iyimser analizlerin aksine, bugün analizlerin çoğuna karamsar bir görünüm hâkim. Pek çok analiz, ABD ve Avrupa'nın yardımlarının azalmasıyla birlikte Ukrayna'nın içinde bulunduğu kritik durumdan ve Rusya'nın savaşın kapsamını genişletme ve topraklarında daha geniş alanları işgal etme planlarının varlığına işaret ediyor.

Genel olarak daha fazla ABD, Avrupa ve Batı askeri ve ekonomik desteği ve bu desteğin sürdürülebilirliği olmadan Ukrayna'nın bir devlet ve halk olarak kaderinin tehlikede olacağı kesin. Son birkaç haftadır Kiev için işler tersine dönüyor gibi görünüyor. Ukrayna'nın son Avrupa Zirvesi'nde Avrupa Birliği'ne katılım müzakerelerine başlama kararıyla elde ettiği tek umut ışığı, kırılmaz bir söze dönüşebilir. Rusya'ya direnemediği ve devlet kurumlarının çalışmalarını sürdürebilecek mali kaynakları sağlayamadığı sürece, en iyimser beklentiler Ukrayna'nın 2030'da katılım müzakerelerini sonlandırmasından kaynaklanıyor.

ascvdew
Zelenskiy ve Hollanda Başbakanı Mark Rutte, 20 Ağustos 2023'te Hollanda'nın Eindhoven kentinde bir araya geldi. (Reuters)

Ukrayna'nın durumu, Macaristan'ın 15 Aralık 2023'te yapılan son Avrupa Zirvesi'nde, Ukrayna'ya 50 milyar euro değerinde bir yardım paketi sunmasını engellemek için veto hakkını kullanmasının ardından daha da kötüleşti. Bu, ABD Kongresi'nin Ukrayna için 61 milyar dolarlık yeni bir yardım paketini devre dışı bırakmasının birkaç gün ardından gerçekleşti.

Rusya, Batı'daki büyük kesimlerin savaştan sıkılmaya başladığını ve Ukrayna'ya açık destek sağlamaya devam etme konusunda isteksiz olduğunu öne sürüyor. Bu değerlendirme, Putin'i, ülkesinin savaşın başlamasının ardından ‘Nazizmi ortadan kaldırmak, Ukrayna'yı silahsızlandırmak ve tarafsız kalmak’ hedeflerini yeniden sunmaya teşvik etti. Görünüşe göre ‘Çar’, Rusya'nın 2014 yılında ilhak ettiği Kırım Yarımadası'nın yanı sıra geçen yıl ilhak ettiği dört vilayetin sorununu da çözmüş görünüyordu. Hiçbir şekilde müzakereye açık olmayan konular oldukları gerçeğine dayanıyor. Odessa'nın Sovyetler Birliği döneminde Ukrayna'ya devredilen Rusya toprağı olduğunu vurgulaması dikkat çekti.

Rusya şu anda savunmaya ABD'nin Irak Savaşı sırasında harcadığından daha fazla harcıyor.

Savaş sayesinde büyüme

Rusya'ya karşı 12 yaptırım paketi uygulanmış ve bireylere ve kuruluşlara 18 binden fazla yaptırım getirilmiş olmasına rağmen, Rusya ekonomisinin 2023 yılı göstergeleri, enerji fiyatlarının yükselmesi, birçok ülkenin yaptırımlara uymaması, yaptırımların atlatmak için üçüncü taraflar aracılığıyla ihracat ve ithalat yapılması ve yeni pazarların açılması sayesinde beklenenden daha iyi sonuçlar verdi. Ek olarak, Rusya hükümetinin dev yatırımları ve alım siparişleri de eklendi. Rusya ekonomisi, rekor kıran rakamlarıyla herkesi şaşırttı. Gayri safi yurtiçi hasıla, küresel ortalamadan daha hızlı büyüyor. Sanayi ve ücretler genel olarak iki kat daha hızlı büyüyor. İşsizlik ise tarihi en düşük seviyesinde.

dfvee
Putin, 7 Aralık 2023'te Moskova'da İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile görüştü. (Reuters)

Bu olumlu sonuçlar, yalnızca Vladimir Putin rejimindeki siyasi unsur için değil, ekonomik yapının da onun etrafında şekillendiği varoluşsal bir faktör haline gelen savaş sayesinde geldi. Devletin 2024 yılı öncelikleri Ukrayna'ya yönelik askeri operasyonların sürdürülmesi, dolayısıyla ordu ve güvenlik güçlerine harcama yapılması ve ilhak edilen bölgelerin entegrasyonudur.

Hükümet verilerine göre savaşa yapılan harcamalar GSYİH'nın yüzde 6'sını aşacak, güvenlik güçlerine yapılan harcamalarla birlikte GSYİH'nın yüzde 8'inin üzerine çıkacak. Rusya artık savunmaya ABD'nin Irak Savaşı sırasında harcadığından daha fazlasını (GSYİH'nın yüzde 3,8'i) harcıyor. Sovyet döneminden bu yana ilk kez, askeri harcamalar sosyal harcamaları geride bıraktı ve bu da gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 5'inin altına düştü. Zaporijya, Donetsk, Luhansk ve Herson olmak üzere dört bölgede halihazırda 1,7 trilyon ruble (18 milyar dolar) yatırım yapıldı. 2024 yılında bu bölgelerin yalnızca kendileri, yeni transferler yoluyla yaklaşık yarım trilyon ruble daha alacak.

Gelecekte, işçi ve personel arzındaki eksiklik nedeniyle Rusya ekonomisinin yavaşlaması bekleniyor.

Resmi verilere göre bu harcamalar sayesinde Rusya ekonomisi küresel ekonomiden daha hızlı büyüyecek. Rusya ekonomisinin 2023 yılı sonu itibarıyla gayri safi yurtiçi hasıla büyümesinin yüzde 3'ün üzerine çıkması bekleniyor. Rus propagandası tarafından övülecek ve Başkan Putin'in seçim konuşmalarında vurgulanacaktır. Ancak, bu büyümenin üçte birinden fazlasının savaştan kaynaklandığı gerçeği göz ardı edilecek.

Savaşla ilgili üretim yüzde 10'u aşan oranlarda artıyor. Biraz gerisinde ayakkabıdan ilaca kadar cepheye malzeme üreten sivil sanayiler var. Savaş, Rus endüstrisinin yapısını öyle değiştirdi ki askeri alanlar sivil sektörler üzerinde hakimiyet kurmaya başladı.

cdsv
Moskova'nın batısındaki Ukrayna'da, Rus ordusunun amblemi olan Z harfini taşıyan yılbaşı süsleri. (AFP)

Devlet, savunma ve güvenlik harcamalarını artırmanın yanı sıra altyapı ve ulusal ekonomiye yönelik harcamaları da azaltmak için çalışıyor. Askeri sektör sadece mali kaynakları değil aynı zamanda sivil sektördeki işgücü kaynaklarını da tüketiyor. Başkan Putin'in işsizlik oranının Sovyetler Birliği'nin çöküşünden bu yana en düşük seviyeye düştüğünü söylemesine rağmen işsizlikteki düşüşün gerçek nedenleri, seferberlik sonrası ciddi insan gücü sıkıntısının yaşanması ve mücadele edecek gönüllülerin sayısının artmasıdır. Ancak, işsizliğin düşmesinin gerçek nedenleri, seferberlik sonrası işçi eksikliği, savaşa gönüllü olarak katılanların sayısındaki artış ve savaşın başında ve 2022 sonbaharında kısmi seferberlikten kaçmak için Rusya'dan iki grup halinde göç eden yüz binlerce kişidir. Gelecekte, işçi ve kalifiye personel arzındaki yetersizlik nedeniyle Rus ekonomisinin yavaşlaması bekleniyor.

Yukarıdakilere ek olarak en büyük tehlike, Rusya'nın sivil sektörde askeri sanayilerden yararlanamaması, uzay ve kıtalararası füzeler ile birçok silah geliştirmeyi başaran Sovyetler Birliği'nin deneyiminin tekrarlanmasıdır. Ancak Sovyet pazarında kıyafet ve ayakkabıdan gelişmiş arabalara, ev aletlerine, mobilyalara ve daha fazlasına kadar iyi yerel ürünler yoktu.

Bir günlük silahlı çatışmanın Kiev'e maliyeti 100 milyon dolar oldu 

                                                                                                           Eski Savunma Bakanı Oleksii Reznikov

Rusya ekonomisinin aksine Ukrayna ekonomisi sıkıntı çekiyor ve tamamen Batının yardımına bağımlı hale geldi. Ukrayna Savunma Bakanlığı'na göre savunma harcamaları 2021'e kıyasla altı kattan fazla arttı. Eski Savunma Bakanı Oleksii Reznikov, bir günlük silahlı çatışmanın Kiev'e 100 milyon dolara mal olacağını, bu tahminler doğruysa savaşın Ukrayna'ya 2023 yılı sonuna kadar yaklaşık 68 milyar dolara mal olacağını açıkladı. 2023 bütçesi 1 trilyon 296 milyon Grivna (35,1 milyar dolar) açıkla onaylandı. Geçtiğimiz ekim ayında devlet hazinesi açığı 54,6 milyar dolar ile rekor seviyeye ulaştı. Ukrayna Merkez Bankası'nın tahminlerine göre ülke, 2023 yılını GSYİH'nın yüzde 29'u oranında devlet bütçe açığıyla kapatacak.

Bütçedeki boşlukların acilen doldurulması ihtiyacı, kamu borcunun da artmasına yol açtı: 2023 yılının ocak ayında 111 milyar dolara, yani GSYİH'nın yüzde 84,4'üne ulaşan borç, geçen ekim ayında 136,35 milyar dolara yükseldi.

Ukrayna, Türkiye ve Birleşmiş Milletler'in sponsorluğunda Rusya ile yapılan tahıl anlaşması sonrasında tahıl ihracatından yaklaşık 20 milyar dolar elde etmeyi başardı. Moskova'nın bu anlaşmadan çekilmesi, özellikle Polonya ve Romanya üzerinden tahıl ihracatında karşılaşılan ve Kiev'in en yakın müttefiki Varşova ile büyük bir krize yol açan sorunlar göz önüne alındığında, Ukrayna'yı önemli kaynaklardan mahrum bıraktı.

Ukrayna daha fazla asker toplamakta zorluk yaşıyor ve ihtiyacının 450 ila 500 bin arasında olduğu tahmin ediliyor.

Savaş beklentileri

Ukrayna'daki savaş, Rusya'nın kesin bir sonuç elde edememesi ve 4 Haziran 2023'te başlayan Ukrayna karşı saldırısının Rusya savunmasının sağlamlığı nedeniyle sınırlı sonuçları nedeniyle geçen Ekim ayının başından bu yana bir yıpratma savaşına dönüştü. Bu, iki tarafın taktiklerini değiştirecek. Pratikte Ukrayna, bin kilometreden uzun cephenin çeşitli bölgelerinde saldırıdan ‘stratejik savunmaya’ geçti. Her iki taraf da düşmanın derinliklerine vurmaya odaklanmaya devam edecek. Rusya, son iki ayda, 2023 sonbaharındaki saldırılara benzer bir senaryoyla, Ukrayna'nın enerji altyapısına füze ve insansız hava araçlarıyla yaptığı yoğun saldırılarla önemli hasar verdi. Ukrayna ise İHA’larla Rus derinliğini vurmaya ve Kırım Yarımadası'nın batısındaki deniz hedeflerine saldırmaya devam ediyor ve Rusya'nın 2014 baharında ilhak ettiği yarımadadaki askeri yapıları vurmaya odaklanıyor.

dsvsvsd
Ukrayna Müşterek Taarruz Tugayı askerleri, 21 Aralık 2023'te Bakhmut kasabası yakınlarındaki Rus kuvvetleri ile çatıştı. (Reuters)

Savaşın orta vadedeki gibi önümüzdeki aylardaki sonucu da üç temel faktöre bağlı:

Birincisi: Her iki tarafın da insan kaynağı yani asker sağlama kabiliyeti ve 2023'te gönüllü sayısının yarım milyona ulaşacağını açıklamasıyla Rusya'nın bu konuda üstünlük sağladığı görülüyor. Her iki tarafın da insan gücü, yani asker sağlama kapasitesi, savaşın gidişatını belirleyen önemli faktörlerden biridir. Şu ana kadar, Rusya'nın bu alanda üstünlüğü olduğu görülüyor. Rusya, 2023 yılında yarım milyon gönüllü asker topladı ve Ukrayna'dan üç kat daha fazla nüfusa sahip olduğu için daha büyük bir asker rezervine sahip. Öte yandan, Ukrayna daha fazla asker göndermekte zorluk çekiyor. Savunma Bakanlığı, ek olarak 450 ila 500 bin asker ihtiyacı olduğunu tahmin ediyor. Kiev bu sayıyı toplayabilse bile, saldırılar başlatamayacak. Çünkü askeri uzmanlara göre, her savunmacı için üç saldırgana ihtiyaç var.

Ukrayna, Rus ordusunu vurmak için Batı silahlarına ve bilgilerine güveniyor, ancak bunların hepsi yeterli olmayabilir.

İkincisi: Savaş makinesini devam ettirecek finansal kaynakların sağlanması ve buradaki denge, petrol ve gaz ithalatındaki düşüşe rağmen ekonomisi güçlü kalan Rusya'ya ve Batı'nın daha önceki yaptırımlardaki boşlukları kapatma çabalarına da dengeyi bozuyor. Diğer yandan Ukrayna, altyapının tahrip olması ve ekonominin çökmesi nedeniyle ülkenin ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Stockholm Enstitüsü'nün tahminlerine göre Rusya'nın askeri harcamaları 2022'de yüzde 9,2 artışla 86,9 milyar dolara, 2023'ün ilk yarısında ise tüm yıl için planlananın üzerine çıkarak 72,2 milyar dolara çıktı.

Öte yandan, Ukrayna'nın savunma bütçesi aynı dönemde 27,9 milyar avro idi. Ancak, Alman İstatistik Bürosu'na göre, 24 Ocak 2022 ile 13 Temmuz 2023 tarihleri arasında yalnızca ABD, Ukrayna'ya 69,5 milyar euro yardım etti. Bu miktarın 42,1 milyar eurosu doğrudan askeri yardımdı. Avrupa Birliği kurumları (bireysel ülkeler hariç) de aynı dönemde Kiev'e 76,96 milyar euro yardımda bulundu. Bu miktarlara, yalnızca Almanya'nın verdiği 22 milyar euroluk ikili yardım da eklenmeli.

sce
ABD Başkanı Joe Biden ile Zelenskiy arasında 20 Şubat 2023'te Kiev'deki Mariinsky Sarayı'nda görüşme gerçekleşti. (Reuters)

Üçüncüsü: Savaşın devamı için gerekli silah ve mühimmatın sağlanması; Rusya, İHA’lar da dahil olmak üzere askeri üretimini artırırken, İran ve Kuzey Kore ile ilişkilerini güçlendirdi ve gerekli miktarda füzeyi güvence altına aldı. Ukrayna, 2024 yılı başında F-16 uçakları alma sözü aldı. Uzak menzilli füzelere sahip olmasının da mümkün olduğu belirtiliyor. ABD ve diğer Batılı ülkelerdeki fabrikalar, savaşta ihtiyaç duyulan mühimmat ve top mühimmatı üretimini artırmaya devam ediyor. Ancak bu üretim, savunmayı sürdürmek için kesinlikle yeterli değil ve yeni saldırılar düzenlemeyi garanti etmiyor.

Ukrayna, Rus ordusuna karşı saldırılar düzenlemek için Batı'dan gelen modern silahlara ve istihbarat bilgilerine güveniyor. Ancak, bu yeterli olmayabilir. Batı, Ukrayna'nın çökmesini önlemek için NATO askerleriyle destekleyebilir, ancak bu seçenek Rusya ile NATO arasında doğrudan bir çatışma riski taşıdığı için tehlikelidir. Ancak, Ukrayna ordusu çökerse, çatışma o zaman Ukrayna topraklarında değil, Çekya, Romanya, Polonya ve Baltık devletleri sınırlarında olacak. Batılılar, Rusya'nın Ukrayna'yı kontrol altına almasının gerçek bir felaket olacağını düşünüyor.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al-Majalla dergisinden çevrildi.



Çekya Başbakanı Babis: Ukrayna'da barışı Boris Johnson engelledi

Ateşkes görüşmelerine rağmen Ukrayna'nın güneyindeki cephe hattında çatışmalar sürüyor (AFP)
Ateşkes görüşmelerine rağmen Ukrayna'nın güneyindeki cephe hattında çatışmalar sürüyor (AFP)
TT

Çekya Başbakanı Babis: Ukrayna'da barışı Boris Johnson engelledi

Ateşkes görüşmelerine rağmen Ukrayna'nın güneyindeki cephe hattında çatışmalar sürüyor (AFP)
Ateşkes görüşmelerine rağmen Ukrayna'nın güneyindeki cephe hattında çatışmalar sürüyor (AFP)

Çekya Başbakanı Andrej Babis, Ukrayna savaşının daha ilk aylarda bitirilmemesinden eski Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson'ı sorumlu tuttu. 

Ülkesinin TN.cz adlı internet sitesine cumartesi günü konuşan 71 yaşındaki politikacı, Mart 2022'de İstanbul'da başlatılan müzakereleri işaret etti. 

2019-2022'de Birleşik Krallık Başbakanı olan Boris Johnson'ın meseleye karışmasından önce Rusya ve Ukrayna'nın nihai anlaşmaya varmaya çok yaklaştığını savunarak şöyle dedi:

Aslında Nisan 2022'de anlaşma tamamlanmak üzereydi ama sonra Boris Johnson belirdi. Bu çatışmanın sürmesinden çıkarları vardı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da önceki aylarda verdiği bir röportajda "Dönemin Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson'ın talebi ve Avrupa'nın buna itirazsız bir şekilde rıza göstermesiyle, ki suç ortaklığı da yapmış olabilirler, İstanbul anlaşmaları bozuldu" ifadesini kullanmıştı. 

Babis, Donald Trump yönetiminin arabuluculuk çalışmalarından umutlu olduğunu belirtti:

Müzakereler yoğun. Savaşı bitirip Ukrayna için istikrarlı güvenlik güvenceleri yaratacakları uzun vadeli bir çözüme yaklaşıyorlar gibi görünüyor. Avrupa bunu Donald Trump olmadan beceremez.

2026, Washington, Kremlin ve Kiev arasındaki üçlü görüşmelerin hız kazandığı bir yıl oldu. 

Taraflar, Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) başkenti Abu Dabi'de iki tur müzakere gerçekleştirdi. 

Kapalı kapılar ardından gerçekleşen görüşmelere dair ayrıntı vermekten kaçınılıyor. 

İkinci turu perşembe günü düzenlenen görüşmelerde Kiev ve Kremlin, toplamda 314 savaş esirinin takası için anlaşmıştı. Ayrıca Washington ve Moskova arasında "acil askeri iletişim hattının" tekrar açılacağı bildirilmişti. 

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan güvenlik yetkilileri, ABD'nin martta ateşkes imzalanmasını hedeflediğini aktarıyor. 

ABD ve Ukrayna arasında yürütülen temaslarla belirlenen bu takvimin "fazla iddialı" olduğunu vurgulayan kaynaklar özellikle toprak tavizi ve güvenlik garantisi konularında henüz uzlaşı sağlanamadığına dikkat çekiyor. 

Rusya halihazırda Ukrayna topraklarının yaklaşık yüzde 20'sini kontrol ediyor. Bu topraklar arasında Donbas'ın sanayi merkezi Luhansk ve Donetsk'in büyük bir kısmıyla Zaporijya ve Herson'un bazı bölgeleri ve Kırım yer alıyor.

Independent Türkçe, RT, Reuters


ABD’ye güven azalırken Rus tehdidine karşı Avrupa sahada: Orion 26 neyi hedefliyor?

Fransız Donanması’na ait «Tonnerre» helikopter gemisinin içinde görülen çok amaçlı zırhlı araçlar (Reuters)
Fransız Donanması’na ait «Tonnerre» helikopter gemisinin içinde görülen çok amaçlı zırhlı araçlar (Reuters)
TT

ABD’ye güven azalırken Rus tehdidine karşı Avrupa sahada: Orion 26 neyi hedefliyor?

Fransız Donanması’na ait «Tonnerre» helikopter gemisinin içinde görülen çok amaçlı zırhlı araçlar (Reuters)
Fransız Donanması’na ait «Tonnerre» helikopter gemisinin içinde görülen çok amaçlı zırhlı araçlar (Reuters)

Pazar gününden bu yana, 30 Nisan’a kadar sürecek olan “Orion 26” tatbikatları başladı. Tatbikatlara çoğunluğu Avrupa ülkeleri olmak üzere 24 ülkeden birlikler katılıyor. ABD ve Kanada’nın yanı sıra Japonya, Avustralya, Güney Kore, Singapur ve Brezilya gibi ülkeler de yer alıyor. İki Arap ülkesi Fas ve Katar da tatbikata iştirak ediyor.

“Orion 26”, üç yıl önce “Orion 23” adıyla gerçekleştirilen tatbikatın ikinci versiyonu. Her iki tatbikatın ortak özelliği Fransa’nın girişimi ve liderliğinde yapılmaları olsa da, “Orion 26” hem kapsam hem de içinde gerçekleştiği son derece karmaşık jeostratejik ortam bakımından öne çıkıyor. Zira ABD’de Başkan Donald Trump’ın ikinci dönemiyle birlikte, Washington artık NATO’nun Avrupa kanadı için eskisi kadar güvenilir bir müttefik olarak görülmüyor. Bu durum Avrupalıları, savunmalarını güçlendirmeye ve kendi orduları ile kapasitelerine daha fazla dayanma arayışına itiyor.

Avrupa’nın endişelerini artıran bir diğer unsur ise Trump’ın, egemenliği NATO ve AB üyesi Danimarka’ya ait olan Grönland üzerinde kontrol kurma yönündeki söylemleri oldu. Ayrıca Washington’un, Kuzey Kutbu’ndaki yeni deniz geçitlerinde Rusya ve Çin’in emellerine dikkat çekmesi de bu tatbikatların hedeflerinden ayrı düşünülemiyor.

cdf vcfv
Fransız Donanması’na ait Tonnerre helikopter gemisi, Fransa kıyılarında Toulon üssü açıklarında Akdeniz’de gerçekleştirilen bir tatbikat sırasında askerî manevralara katılırken (Reuters)

Ukrayna’daki çatışmalar uzadıkça, Avrupa’da Rusya’nın yeni hedefler belirleyebileceği yönündeki endişeler de güç kazanıyor. Özellikle Almanya ve Fransa’daki askerî planlama birimleri, Moskova’nın Kuzey Avrupa’yı veya 1991’e kadar Sovyetler Birliği’nin parçası olan Baltık ülkelerini hedef almasının ihtimal dâhilinde olduğunu belirtiyor.

Rus saldırısına karşı senaryo

Bu çerçevede, Fransa Genelkurmay Başkanlığı tarafından planlanan “Orion 26”, bir Avrupa ülkesine yönelik hayali bir saldırıya karşı koordineli savunma planını simüle ediyor. Tatbikatta hayali adlandırmalar kullanılsa da, hedefin olası bir Rus saldırısını püskürtmek olduğu açık. Amaç, farklı milletlerden kuvvetler arasında müşterek çalışmaya uyum sağlamak; bu tür tatbikatlara NATO çerçevesinde zaten alışkın olan birliklerin eşgüdümünü pekiştirmek.

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un göreve gelişinden bu yana Avrupa Birliği ülkelerini kendi savunma kapasitelerini inşa etmeye teşvik eden Fransa, tatbikatın lideri olarak en büyük kuvvet ve teçhizat katkısını sağlıyor. Kara ve hava tatbikatları Fransa toprakları ve hava sahasında, deniz tatbikatları ise Kuzey Atlantik’te icra ediliyor.

dfrvgf
Akdeniz’de düzenlenen bir tatbikat sırasında, Tonnerre helikopter gemisinin güvenliğini sağlamak üzere bot üzerinde görev yapan Fransız Deniz Kuvvetleri askerleri (Reuters)

Fransa, toplam 12 bin 500 askerin 8 binini, 140 uçak ve helikopter, 1200 insansız hava aracı, 6 hava savunma sistemi, ülke geneline yayılmış 10 hava üssü ve 2500 zırhlı araç ile tatbikata katılıyor. Deniz kuvvetleri kapsamında ise “Charles de Gaulle” uçak gemisi, refakat grubu ve 25 deniz muharebe unsuru görev alıyor. Tatbikat için biri Akdeniz’de, diğeri Atlas Okyanusu kıyısında olmak üzere iki deniz üssü hazırlandı. Operasyonların yönetimi için, katılımcı ülkelerden subayların yer aldığı müşterek bir karargâh kuruldu.

Mevcut bilgiler, tatbikatların amfibi harekâtlar, kara operasyonları, hava indirme, hava üstünlüğü, siber savaş, sızma riski taşıyan bölgelerin korunması ve güvence altına alınması gibi geniş bir yelpazeyi kapsadığını gösteriyor. Tatbikatın hedefleri üç başlıkta toplanıyor:

  • Yüksek yoğunluklu çatışmalara hazırlık (hibrit savaş senaryoları dâhil)
  • Katılımcı kuvvetler arasında müşterek çalışabilirliğin test edilmesi
  •  Farklı kuvvetler ve müttefikler arasında müşterek komuta usullerinin ve operasyonel alanlar arası entegrasyonun sınanması.

Kuzey Atlantik’in korunması

Orion 26’nın en dikkat çekici boyutu, özellikle Kuzey Atlantik’teki deniz operasyonları. Askerî raporlar, bu bölgede Rusya’nın farklı biçimlerde artan “düşmanca” faaliyetlerine işaret ediyor. Bu durum, Avrupalıların bölgenin korunması konusunda yeterince çaba göstermediğini savunan ABD baskılarından bağımsız değil. Nitekim Trump, Grönland üzerindeki iddialarını bu argümanla gerekçelendirmişti.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin girişimleriyle Trump’ın, askerî güç kullanımını da içerecek şekilde Grönland’ı kontrol altına alma niyetinden şimdilik geri adım atmış olması, sorunun ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Aksine, Avrupalılar ve NATO’nun ciddiyetle ele alması gereken gerçek bir güvenlik krizi bulunduğu vurgulanıyor.

Bu nedenle başlayan tatbikatlar, Batılıların bu stratejik deniz bölgesinde atacağı adımların bir “ön hazırlığı” olarak görülüyor.

Le Parisien gazetesinin pazar günkü sayısına konuşan ve tatbikatlardan sorumlu isimler arasında yer alan General Goudellier, “bir güç gösterisi” olarak tanımladığı tatbikatın temel hedefinin, “kapasiteleri bizden geri olmayan, hatta eşdeğer bir rakiple yüksek yoğunluklu çatışmalara hazırlık seviyesini yükseltmek” olduğunu söyledi. Goudellier, bu hazırlıkların uzay, siber, elektronik ve bilgi harbi tehditlerinin yanı sıra uydu istihbaratı ve elektromanyetik karıştırma gibi yeni nesil savaş unsurlarını da kapsadığını vurguladı.

General Goudellier, hava üstünlüğünün önemine dikkat çekerek, “Hava-uzay muharebesi kilit bir unsurdur; hatta düşmanın iradesini ve hareket özgürlüğünü kırmanın ön koşuludur” dedi. Bu nedenle, savaş alanının kontrolünün sağlanmasında hava hâkimiyetinin belirleyici olduğunun altını çizdi.


Vance: İran’la müzakerelerde “kırmızı çizgileri” yalnızca Trump belirler

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, bugün Erivan’da düzenlenen basın toplantısında konuşurken (AP)
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, bugün Erivan’da düzenlenen basın toplantısında konuşurken (AP)
TT

Vance: İran’la müzakerelerde “kırmızı çizgileri” yalnızca Trump belirler

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, bugün Erivan’da düzenlenen basın toplantısında konuşurken (AP)
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, bugün Erivan’da düzenlenen basın toplantısında konuşurken (AP)

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran’la yapılacak herhangi bir müzakerede “kırmızı çizgilerin” belirlenmesine ilişkin kararın münhasıran Başkan Donald Trump’a ait olduğunu söyledi. Vance’in açıklaması, Tahran’ın nükleer kapasitelere yaklaşmasına dair ABD’li yetkililerin söylemlerinin sertleştiği bir dönemde, Washington’da İran dosyasına nasıl yaklaşılması gerektiğine dair tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Trump, pazar akşamı yaptığı açıklamada, geçen haziran ayında İran’ın nükleer tesislerini hedef alan ABD saldırısı gerçekleşmeden önce Tahran’ın “bir ay içinde” nükleer silaha sahip olmanın eşiğine geldiğini söylemişti. Bu ifade, Ortadoğu’daki en önemli jeopolitik dosyalardan biri olan İran meselesinin nasıl yönetileceğine dair tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Vance’e, müzakereler çerçevesinde İran’ın sınırlı düzeyde uranyum zenginleştirmesine izin verilip verilmeyeceği ya da bunun “kırmızı çizgi” olup olmadığı sorulduğunda, “Kırmızı çizgilerin nerede çizileceğine ilişkin nihai kararı başkan verecek” dedi. Pazartesi günü Ermenistan ziyareti sırasında gazetecilere konuşan Vance, “Müzakerelerde sınırın tam olarak nerede çekileceğini başkanın netleştirmesine bırakıyorum” ifadelerini kullandı.

Beyaz Saray içinde iki ana kamp bulunuyor: İran’ın nükleer ve füze kapasitelerini zayıflatmak için kesin askeri müdahale çağrısı yapan şahinler ve bölgesel tırmanmayı önleyecek bir anlaşmaya varmak amacıyla diplomatik müzakere yolunu savunan güvercinler.

Bu bölünmeye, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun sert koşullar dayatılması yönündeki baskısı da ekleniyor. Netanyahu, taleplerinin karşılanmaması hâlinde tek taraflı saldırılarla tehdit ediyor.

Çarşamba günü Washington’da yapılması planlanan Trump–Netanyahu görüşmesi öncesinde, gözlemciler anlaşmaların adamı olarak anılan Trump’ın hangi yönde karar alacağını yakından izliyor. Önde gelen ABD’li analistler, bir yanda tırmanma risklerine karşı uyarılarda bulunurken, diğer yanda diplomasiye öncelik verilmesi çağrıları yapıyor.

Şahinler cephesi

ABD yönetimi içindeki şahinler ve en sert kanat, İran’ı dizginlemenin tek yolunun askerî baskı olduğu görüşünde. Bu çizginin başında Savunma Bakanı Pete Hegseth yer alıyor. Hegseth, son açıklamalarında Pentagon’un Tahran’ın müzakereleri reddetmesi hâlinde “tamamen hazır” olduğunu belirterek, güvenlik ve komuta unsurları, balistik füze tesisleri ya da nükleer zenginleştirme programını hedef alabilecek askerî seçeneklere işaret etti.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’ndaki (CENTCOM) bazı sertlik yanlısı danışmanlar da Trump’a, İran’ın füze kabiliyetlerini felce uğratmayı hedefleyen “kararlı” önleyici saldırı seçenekleri sundu. Dışişleri Bakanı Marco Rubio da, füze programı ve bölgesel vekil güçler dosyasını içermeyen müzakerelerin anlamlı olmadığı görüşünü savunarak askerî baskının temel bir araç olduğunu vurguluyor. Bu ekip, yalnızca diplomasinin, özellikle Aralık 2025’ten bu yana 6 bin 400’den fazla göstericinin hayatını kaybettiği protestoların bastırılmasının ardından, İran rejimini “meşrulaştırma” riski taşıdığı görüşünde.

Saldırı senaryoları

Şahinler, esas olarak USS Abraham Lincoln uçak gemisi grubundan ve ABD ya da Avrupa’daki üslerden kalkacak stratejik bombardıman uçaklarından düzenlenecek saldırılara dayanan birden fazla senaryo hazırladı. Bu paketler, hayalet uçaklar, hassas güdümlü mühimmat ve İran hava savunmasını şaşırtmayı amaçlayan eşgüdümlü bombardımanları içeriyor; ABD uçaklarının kayıplarını asgariye indirmeyi hedefliyor.

Pentagon yetkilileri, hipersonik silah teknolojilerindeki ilerlemelerin yanı sıra elektronik ve siber harp alanlarındaki kabiliyet artışının ABD’ye sahada ciddi avantajlar sağlayacağını ifade ediyor. Buna karşılık, İran’ın olası bir askerî senaryoya hazırlık kapsamında kritik altyapısını tahkim ettiği, varlıklarını coğrafi olarak dağıttığı, yedek komuta-kontrol ağları oluşturduğu ve ilk saldırı dalgalarına dirençli geniş yeraltı tesisleri inşa ettiği de kabul ediliyor.

Güvercinler cephesi

Buna karşılık “güvercinler”, askerî tehdidi bir baskı aracı olarak kullanan, ancak ilk seçenek olarak görmeyen “güç yoluyla barış” ilkesine dayalı diplomatik bir hattı savunuyor. Bu yaklaşımın öncülüğünü Özel Temsilci Steve Witkoff yapıyor. Witkoff, geçen cuma Umman’ın Maskat kentinde yürütülen dolaylı müzakere turunu “iyi bir başlangıç” olarak nitelendirdi.

dvfe
Ortadoğu’daki operasyonlardan sorumlu ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper, ABD’nin özel temsilcisi Steve Witkoff ve ABD Başkanı’nın damadı ve danışmanı Jared Kushner ile birlikte “Abraham Lincoln” uçak gemisi üzerinde (ABD Donanması–AFP)

Trump’ın damadı Jared Kushner de Witkoff’a, Arap Denizi’nde USS Abraham Lincoln uçak gemisini ziyaretinde eşlik etti. Bu ziyaret, müzakerelerin askerî güç gölgesi altında yürütüldüğü mesajını verirken, görüşmelerin nükleer dosyayla sınırlı bir anlaşmaya odaklandığını gösterdi. Başkan Yardımcısı Vance de bu çizgiyi destekleyerek aceleci saldırıların ters sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

Güvercinler, ABD taleplerinin zenginleştirmenin durdurulması, füze programının sınırlandırılması ve bölgesel müttefiklere desteğin sona erdirilmesini içerdiğini; İran’ın ise füzeler ve bölgesel dosyaların “müzakere edilemez” olduğu görüşünde ısrar ettiğini belirtiyor.

Bu ekip, askerî bir saldırının İran’ı en güçlü kozlarından biri olan Hürmüz Boğazı’nı kapatmaya sevk edebileceği uyarısını yapıyor. Günde yaklaşık 21 milyon varil petrolün geçtiği boğaz, küresel arzın yaklaşık yüzde 21’ini oluşturuyor. Böyle bir adımın petrol fiyatlarını varil başına 200 dolar ve üzerine taşıyabileceği, ciddi ekonomik hasara yol açabileceği belirtiliyor. Güvercinler, ABD’nin askerî üstünlüğüne rağmen Tahran’ın herhangi bir Amerikan zaferini son derece maliyetli hâle getirebileceğini savunuyor.

sdfrg
ABD uçak gemisi “Abraham Lincoln” ve taarruz grubu, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) harekât sahasında (AFP)

Beyaz Saray kaynakları, Witkoff ekibinin müzakereler yoluyla rasyonel kararların alınabileceğine inandığını ve İran’ın, kendi ekonomisine vereceği ağır zarar nedeniyle Hürmüz’de seyrüseferi aksatma riskini göze almayacağını düşündüğünü aktarıyor. Witkoff’un ayrıca Mısır, Türkiye ve Katar’dan kıdemli diplomatların önerilerini masaya koyduğu; bu çerçevede İran’ın üç yıl boyunca zenginleştirmeyi durdurması, zenginleştirilmiş stoklarını ülke dışına çıkarması ve balistik füzeleri “kullanmamayı taahhüt etmesi” gibi maddelerin yer aldığı belirtiliyor.

Müzakerelerin anlamı

Şarku’l Avsat’ın New York Times’tan aktardığı analize göre  Trump’ın uzun soluklu müzakerelere sabrının sınırlı olduğunu İran’ın muhtemel tepkilerine karşı bölgedeki ABD kuvvetlerini takviye etmek için zamana ihtiyaç duyuyor. Gazete, Trump’ın diplomasiye bir şans verebileceğini, ancak bunun süresine dair soru işaretleri bulunduğunu kaydetti.

zxvdfgbh
ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın dini lideri Ali Hamaney ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yer aldığı kolaj fotoğraf (AFP)

Fox News’te ulusal güvenlik analisti olan emekli General Jack Keane ise pazartesi sabahı, İran’la müzakerelerin geçmişte de askerî operasyonlardan önce tekrar eden bir aşama olduğunu belirterek sürecin faydasına şüpheyle yaklaştı. Keane, “İran’ın bu süreçte iki amacı var: Birincisi, olası bir ABD askerî harekâtını geciktirmek için müzakereleri mümkün olduğunca uzatmak; ikincisi ise ekonomisi kötü durumda olduğu için yaptırımların hafifletilmesini sağlayacak bir anlaşma elde etmek” dedi.

1999–2003 yılları arasında ABD Genelkurmay Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Keane, tercih edilmesi gereken seçeneğin askerî yol olduğunu savundu. Keane’e göre, bir anlaşma sağlansa bile İran “hile yapmaya ve Orta Doğu’yu istikrarsızlaştırmaya devam edecek”; rejimin ömrünü birkaç yıl daha uzatmak “mantıklı değil”.

Keane, en iyi seçeneğin İran rejiminin çöküşüne zemin hazırlamak olduğunu, İsrail ve ABD’nin ortak bir operasyon yürütmesinin muhtemel bulunduğunu ifade etti. Ayrıca, İran’ın misillemelerine karşı bölgeye askerî kaynak transferinin sürdürülmesi, operasyonun sınırlı ve kısa süreli değil; rejimin tüm unsurları ve destekçileriyle birlikte askerî, özellikle de füze kapasitelerinin yok edilmesini hedefleyen kapsamlı bir kampanya olması gerektiğini savundu.