HTŞ, Iraklı bir liderin itiraflarını sızdırdı: İdam hazırlığı mı yapılıyor?

Ebu Maria el-Kahtani, casusluk yapmak ve darbe hazırlamakla suçlanıyor.

Ebu Maria el-Kahtani (solda), HTŞ’nin kaçan lideri Ebu Ahmed Zakur ile (X)
Ebu Maria el-Kahtani (solda), HTŞ’nin kaçan lideri Ebu Ahmed Zakur ile (X)
TT

HTŞ, Iraklı bir liderin itiraflarını sızdırdı: İdam hazırlığı mı yapılıyor?

Ebu Maria el-Kahtani (solda), HTŞ’nin kaçan lideri Ebu Ahmed Zakur ile (X)
Ebu Maria el-Kahtani (solda), HTŞ’nin kaçan lideri Ebu Ahmed Zakur ile (X)

Suriye’nin kuzeybatısındaki bazı bölgeleri kontrol eden Heyetu Tahrir eş-Şam (HTŞ) içindeki çatışma sorunu devam ediyor. HTŞ’nin üst düzey bir liderine casusluk ve iç darbe hazırlığı suçlamalarının ardından söz konusu lider hakkında ölüm cezası verileceği yönündeki spekülasyonlar arttı.

Geçtiğimiz günlerde örgüte yakın medya kaynakları, bunun, HTŞ’de Iraklı lider Maysara el-Cuburi’nin (Ebu Maria el-Kahtani olarak biliniyor) kendisine yöneltilen suçlamaları itiraf ettiğini iddia eden soruşturma kayıtlarının bir parçası olduğunu belirtti.

HTŞ, genel olarak görevi ‘örgütün gayri resmi olarak duyurmak istediği haberleri ve medya propagandasını yaymak’ olan ve ‘koruyucu medya’ işlevi gören sosyal medyadaki haber sayfalarına başvuruyor.

Belirtilene göre Cuburi, uluslararası koalisyon güçleri adına casusluk yaptığını, bölgedeki aşırıcı grupları hedef almak için onlarla koordinasyon sağladığını ve ayrıca HTŞ liderliğine karşı bir darbe düzenlemeye çalıştığını itiraf etti.

dv
HTŞ savaşçıları, İdlib vilayetinin doğusundaki ABD saldırısı alanının inceliyor, 28 Haziran 2022 (AFP)

Cuburi’nin, Irak’ın Erbil şehrindeki uluslararası koalisyonun operasyon odasına bağlı ve İdlib’i birden fazla kez ziyaret eden ve kendisiyle görüşen Iraklı bir subayın gözetiminde olduğunu itiraf ettiğini belirten kaynaklar, “Odada Rusya tarafından vatandaşlığa alınan Suriyeli bir subay aracılığıyla Erbil odası ile Rus istihbaratı arasında yüksek koordinasyonun varlığına ek olarak, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA), İngiliz Dış İstihbarat Teşkilatı (MI6), Fransız İstihbarat Teşkilatı (DGSE), İsrail Dış İstihbarat Teşkilatı (Mossad) ve Türk Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) temsilcileri yer aldığını” belirtti.

Sızıntılara göre Ebu Maria, DEAŞ ve El-Kaide’nin Suriye’deki kolu olan Hurras ed-Din liderleri ve üyeleri ile İslam Muhafızlarını takip etmek için 2018’den bu yana koalisyona çalıştığını itiraf etti.

Kaynaklar ayrıca Cuburi’nin, Erbil Operasyon Odası’ndan kuzeyini (Türkiye ile ittifak halindeki muhalefetin kontrolü altındaki bölgeler) kontrol etmek amacıyla bir iç darbeye hazırlık olarak örgüt saflarına eleman toplama operasyonlarına başlaması yönünde emir aldığını da sızdırdı.

Sızıntılara göre Ebu Maria, tutuklanmasından kısa bir süre sonra, Erbil Odası’na teşkilat liderlerinin çoğunun onu görevlendirmesinden sonra HTŞ’ye bağlı Genel Güvenlik Birimi’nin kontrolü altına girdiğini belirten bir rapor sundu. Ayrıca örgütün askeri kanadından eleman toplamaya başladı ve onlara darbeyi başlatmak için 2024 ortalarına kadar hazır olması gerektiğini bildirdi.

Kaynaklar, HTŞ içindeki ve dışındaki ajanlarıyla işbirliği içinde yürütülen askeri harekâtın ardından Cuburi’yi iddia edilen darbenin nihai hedefinin, 2024 yılı sonunda bölgeyi Rus kuvvetlerine teslim etmek olduğunu dile getirdi.

regr
HTŞ üyeleri, geçen 14 Haziran’da İdlib kırsalındaki askeri kurstan mezun olma kutlamaları sırasında (AFP)

Koalisyon güçlerinin liderleriyle iletişimine ve örgüt içindeki darbe hazırlıklarına ilişkin sızıntılar, bu konuya ilişkin geçtiğimiz aylarda yayılan verilerle tutarlı görünüyor. Ayrıca Irak lideri HTŞ liderliğinin bilgisi dahilinde koalisyonla iletişim kurduğundan dolayı Cuburi’yi Rus tarafıyla komplo kurmakla suçlamak pek çok kişiye inandırıcı gelmiyor.

Cuburi’nin, kanatları arasındaki çatışmalar nedeniyle örgütün mevcut liderliğini devirmeye yönelik bir plana dahil olduğu ve bu durumun, kaçmasına, tutuklanmasına ve bazı yetkililerin kaçmasına neden olduğu göz ardı edilmese de gözlemcilere göre onu casus hücre dosyasına eklemek, şu anda kontrolü elinde bulunduran kanattan kurtulmasını amaçlıyor.

HTŞ’deki aktivistler ve eski yetkililer, Cuburi’nin Ekim 2023’te tutuklanmasından bu yana onun idam edileceği ihtimaline değiniyor. Bazı taraflar ise onun HTŞ’ye bağlı güvenlik hizmetinden sağlık hizmeti alamamasından dolayı fiili ölümden söz ediyor.

werg
Ebu Maria el-Kahtani olarak bilinen Maysarah el-Cuburi’nin (sağda), HTŞ lideri Ebu Muhammed el-Culani (solda) ile yayınlanan bir fotoğrafı

Cihatçı gruplar üzerinde uzman araştırmacı Orabi Orabi, şu anda Ebu Maria’nın tasfiye edilmesinin ihtimal dışı olduğunu belirtirken, bu adımın çalkantılı bir süreçten geçen HTŞ’yi etkileyecek herhangi bir yansımanın olmaması için gerekli hazırlığı gerektirdiğini vurguladı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Orabi, “Tekrar bir araya gelmemelerini veya şu anda HTŞ’de iktidarda olan bloğa tehdit oluşturmamalarını sağlamak için HTŞ’nin Ebu Maria’yı ‘destekçilerini kontrol altına almadan ve onu destekleyen bloğun tamamını marjinal bölgelere veya yerlere nakletmeden’ idam edeceğini veya öldüreceğini düşünmüyorum” dedi.

Ancak araştırmacı Orabi’ye göre onun infaz edilmesi veya öldürülmesi ihtimali geçerli olmaya devam ediyor. Orabi, “Bu, şu anda açıklanmayacak. Ancak İdlib’deki durumun tamamen düzenlenmesi ve bunu ilan etmek için yeterli hazırlık yapılmasından sonra açıklanacak” şeklinde konuştu.



Arafat’tan Sinvar’a kadar... İran’ın Filistinlileri kuşatma çabaları hiç durmadı

Tahran’da, hayatını kaybeden Hamas lideri Yahya Sinvar’ın fotoğrafının yer aldığı bir afiş (EPA)
Tahran’da, hayatını kaybeden Hamas lideri Yahya Sinvar’ın fotoğrafının yer aldığı bir afiş (EPA)
TT

Arafat’tan Sinvar’a kadar... İran’ın Filistinlileri kuşatma çabaları hiç durmadı

Tahran’da, hayatını kaybeden Hamas lideri Yahya Sinvar’ın fotoğrafının yer aldığı bir afiş (EPA)
Tahran’da, hayatını kaybeden Hamas lideri Yahya Sinvar’ın fotoğrafının yer aldığı bir afiş (EPA)

Yaser Arafat, 1979’daki Humeyni Devrimi’nin ardından İran’a ulaşan ilk isim olmuştu. İran’ın İsrail Büyükelçiliği’ni kapatıp Filistin Kurtuluş Örgütü’ne (FKÖ) devretmesiyle, Filistin devriminin yeni İran’da genişlediğini düşündü. Ancak kısa süre içinde, İran’ın açık ve doğrudan desteğinin “Allah rızası için” olmadığını; karmaşık, zor ve şartlara bağlı olduğunu fark etti. Böylece ilişkiler, kısa süren bir “balayı” döneminin ardından hızla kopma noktasına geldi.

Arafat’a yakın isimlerin anlattığına göre, hızlı zekâsı ve nüktedanlığıyla bilinen Filistin lideri, Humeyni’nin görüşme sırasında Farsça tercüman istemesine şaşırmıştı. Oysa Humeyni Arapçayı gayet iyi biliyordu. Ardından Humeyni’nin Filistin devriminin “İslami bir devrim” olduğunu ilan etmesini istemesi, Arafat’ın şüphelerini daha da artırdı. Arafat ise devrimin yalnızca Müslümanların değil, Hristiyanların da içinde bulunduğu tüm Filistin halkının devrimi olduğunu söylemekle yetindi.

fb
Yaser Arafat, 17 Şubat 1979’da Tahran ziyareti sırasında. Arafat, “İslam Devrimi”nden sonra İran’ı ziyaret eden ilk resmî isim olmuştu (Getty)

Daha sonra kendi çevresinde alaycı bir şekilde, “Kur’an’ın dili olan Arapçayı konuşmayan bir İslam devrimi lideri” görüntüsünün ironisinden söz ettiği aktarılır. Oysa Humeyni, devrim başarıya ulaşmadan önce Arapçayı akıcı biçimde konuşabiliyordu.

Arafat-Tahran hattında açık düşmanlık

Arafat, tüm çekincelerine rağmen İranlılarla ilişkisini bir süre sürdürdü. Ancak İran-Irak Savaşı’nın başlamasıyla birlikte Tahran yönetimi tavrını netleştirdi. İran, Arafat’tan Saddam Hüseyin’e karşı açık destek vermesini istedi. Arafat bunu reddetmekle kalmadı, tam tersine Irak’a yakın bir çizgi izledi.

dfrft
1982 yılında Beyrut’tan çekilişi sırasında Yaser Arafat’ın konvoyuna eşlik eden Fransız güvenlik görevlisi (çift gözlük takan) (Getty)

Bunun ardından umut vadeden ilişkiler büyük bir çatışmaya dönüştü. İran, FKÖ’yü ve Arafat’ı zayıflatmak için muhalif Filistinli grupları desteklemeye başladı.

Filistinliler hâlâ, 1982’de İsrail Beyrut’u kuşatırken İran’ın Arafat için hiçbir adım atmamasını hatırlıyor. İran o sırada Irak’la savaş halindeydi. Dahası, İran’ın müttefiki Suriye; Ebu Musa liderliğinde Fetih içerisindeki en büyük ayrılığı destekledi, finanse etti ve barındırdı. Daha sonra “Fetih İntifadası” adını alan bu hareket Suriye’ye yerleşti.

gtrtgrt
1989’da Lübnan İç Savaşı sırasında Beyrut’taki Burc el-Baracne Mülteci Kampı’nda Filistinli kadınlar ve kız çocukları (Getty)

Tahran ayrıca FKÖ çatısı altındaki başka ayrılıkları da destekledi. Filistinliler, Humeyni’ye bağlılığını ilan eden Lübnan’daki Şii Emel Hareketi milislerinin Filistin kamplarında gerçekleştirdiği katliamları da unutmadı.

Bu dönemden sonra Arafat’ın, FKÖ’nün ve daha sonra kurulan Filistin Yönetimi’nin İran’la ilişkileri hiçbir zaman iyi olmadı. Karşılıklı suçlamalar zamanla açık düşmanlığa dönüştü.

“Hamas” ve “İslami Cihad” üzerinden nüfuz

İran, uzun süreli çabalar ve birçok başarısız girişimin ardından, Filistin Yönetimi’nin kuruluş sürecinde “Hamas” ve “İslami Cihad” hareketleri üzerinden kendisine alan açtı. Önce siyasi destek verdi, ardından mali ve askeri yardımları artırdı. Sonunda bölgesel bir eksen oluşturdu.

grfgrf
Lübnan İç Savaşı sırasında, 8 Ağustos 1986’da Emel Hareketi’nin askerî geçidinde görülen Nebih Berri. Fotoğrafta Musa Sadr’ın büyük bir portresi de yer alıyor (AFP - Getty)

Bu eksen, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e yönelik saldırısıyla büyük bir sarsıntı yaşadı ve etkileri İran’a kadar uzandı.

Hamas ile İslami Cihad’ın İran’la ilişkileri 1980’lerin sonlarında başladı ve 1990’larda güçlendi. 2000’deki İkinci İntifada ile birlikte İran’ın desteği daha da arttı. Hamas’ın Gazze’yi kontrol altına alması ise ilişkilerde yeni bir dönüm noktası oldu.

Bu süreçte Hamas ve İslami Cihad mensupları İran’da ve Lübnan’daki Hizbullah kamplarında, İran Devrim Muhafızları gözetiminde eğitim almaya başladı.

İran, her iki harekete büyük miktarda mali destek sağladı; silah, roket üretimi ve füze teknolojisi konusunda eğitim verdi. Filistin Yönetimi ve Fetih ise Tahran’ı, bu desteklerle Filistin iç bölünmesini derinleştirmekle suçladı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Hamas kaynakları, Gazze’nin kontrol altına alınmasının İran’la ilişkileri “eşi görülmemiş düzeye” taşıdığını söyledi.

Gazze dışındaki bir Hamas kaynağı, “Hareket büyük mali ve askeri destek aldı, savaşçıların deneyimi geliştirildi” dedi.

Gazze içindeki başka bir kaynak ise İran’ın Gazze’de eğitim projeleri kurmayı önerdiğini ancak Hamas’ın bunu reddettiğini belirtti. Bunun yerine belirli isimlerin yurt dışında eğitim aldığı ifade edildi.

İslami Cihad’ın İran’la ilişkisi ise daha eski ve daha güçlüydü. Hareketten bir kaynak, İran’ın kendilerine Grad ve Fecr tipi füzeler sağladığını, daha sonra bunların İran uzmanlığıyla yerel olarak geliştirildiğini anlattı.

İran’ın Gazze’deki etkisi

İran’ın etkisi zamanla Gazze’de çok belirgin hale geldi. Küçük gruplar da İran’dan destek almaya başladı. Açık şekilde Şiileşen yapılar ortaya çıktı, hatta kendisini “Filistin Hizbullahı” olarak adlandıran oluşumlar görüldü.

Hamas ve İslami Cihad kararlarının bağımsız olduğunu savunsa da İran’ın müdahalesini gizlemek mümkün olmadı.

defrgr
İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın, Hamas’ın kuruluşunun 28’inci yıl dönümü kutlamaları kapsamında 11 Aralık 2015’te Han Yunus’ta düzenlediği askerî geçit töreni (AFP - Getty)

Kaynaklar, İran’ın Filistin bölünmesini teşvik edip etmediği sorusuna doğrudan yanıt vermedi. Bunun yerine Tahran’ın temel hedefinin “direnişi geliştirmek ve Gazze cephesini güçlendirmek” olduğunu söylediler.

Suriye devrimiyle kırılma

2011’de Suriye’de başlayan halk ayaklanması, İran-Hamas ilişkilerindeki gerçeği daha görünür hale getirdi. Hamas, Beşşar Esed karşıtı bir çizgi alarak 2012’de Şam’dan ayrıldı. Bu durum İran’ı öfkelendirdi. Tahran, Hamas’a sağladığı desteği büyük ölçüde azalttı.

fev
Filistinli bir çocuk, 10 Haziran 2017’de Refah’ta Komutan Ebu Necca’nın cenaze töreni sırasında İzzeddin el-Kassam Tugayları mensuplarının arasından etrafa bakarken.

Hamas lideri Halid Meşal daha sonra, Suriye krizinin İran’la ilişkileri ciddi şekilde etkilediğini ve Tahran’ın mali desteği önemli ölçüde kestiğini kabul etti.

İran ise bu süreçte Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nı siyasi büroya karşı güçlendirmeye çalıştı. Böylece Hamas içinde eksenler konusunda tartışmalar ve görüş ayrılıkları oluştu.

Ebu Merzuk’un İran çıkışı

2012’de sızdırılan bir telefon kaydı, Hamas içindeki İran rahatsızlığını açık biçimde ortaya koydu.

Dönemin Hamas Siyasi Büro Başkan Yardımcısı Musa Ebu Merzuk, İran’ı sert sözlerle eleştiriyor ve Tahran’ın Filistin direnişine destek verdiği yönündeki açıklamalarını “yalan” olarak nitelendiriyordu.

vdfv
Filistinli bir çocuk, 18 Eylül 2003’te Gazze’nin Zuveyde beldesinde İsrail kurşunlarının deldiği evinin camından dışarı bakarken (Getty)

Kayıtta Ebu Merzuk şu ifadeleri kullanıyordu:

“2009’dan beri onlardan ciddi bir şey gelmedi. Söylediklerinin çoğu yalan.”

Ayrıca İran’ın destek karşılığında Hamas’tan Sudan gibi ülkelerle ilişkilerini düzeltmek için arabuluculuk istediğini de belirtiyordu.

dcfr
İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları, 16 Aralık 2016’da Hamas’ın 29. kuruluş yıl dönümü kutlamaları kapsamında düzenlenen askerî geçit töreni sırasında (AFP - Getty)

İran’ın her ele geçirilen silah sevkiyatını “Gazze’ye gidiyordu” diye sunduğunu söyleyen Ebu Merzuk, “Nijerya’da ele geçirilen gemi için bile bize gidiyordu dediler” ifadelerini kullandı.

Bir Hamas kaynağı, bu kaydın İran’ı çok öfkelendirdiğini ve Hamas’ın Tahran’a açıklama yapmak zorunda kaldığını söyledi.

“Direniş ekseni” ve 7 Ekim kırılması

2017’de İsmail Heniyye’nin Hamas liderliğine, Yahya Sinvar’ın ise Gazze liderliğine gelmesiyle İran’la ilişkiler yeniden güçlendi. Özellikle askeri kanadın etkisinin artması ilişkileri daha da derinleştirdi.

İran, Hamas’ı bölgesel “direniş ekseninin” temel unsurlarından biri haline getirdi ve “cephelerin birliği” söylemini öne çıkardı.

fvbngt
Sana’da, İran ve Lübnan’daki Hizbullah ile dayanışma göstermek amacıyla Husi grubunun düzenlediği bir kitlesel gösteri (AFP)

Bu durum Sinvar’da, 7 Ekim saldırısından sonra İran’ın doğrudan müdahil olacağı yönünde beklenti oluşturdu. Ancak bu gerçekleşmedi.

İran, saldırıdan önceden haberdar olduğunu reddetti. Bu durum “direniş ekseni”, “cephelerin birliği” ve koordinasyon düzeyi hakkında ciddi soru işaretleri doğurdu.

İslami Cihad’ın da saldırıdan önceden haberdar olmadığı belirtildi.

Yemen krizi ve yeni ayrılıklar

İslami Cihad da İran’ın siyasi taleplerinden kaçamadı. 2015’te İran, hareketten Yemen’de Husilere destek açıklaması yapmasını istedi. Hareket bunu reddedince Tahran desteği azalttı.

dsfbgtr
Bir İranlı kadın, 24 Ekim 2024’te Tahran şehir merkezinde düzenlenen bir toplanmada, İsrail’in Gazze’ye düzenlediği bir hava saldırısında hayatını kaybettiği bildirilen Hamas lideri Yahya Sinvar’ın fotoğrafını taşırken (AFP - Getty)

İran daha sonra, İslami Cihad’dan kopan isimlerin kurduğu “Sabirin Hareketi”ni desteklemeye başladı.

İslami Cihad’dan bir kaynak, o dönemin hareket açısından en zor dönemlerden biri olduğunu söyledi.

Savaşın sonuçları

7 Ekim sonrasında başlayan savaşlar zinciri, yalnızca Hamas ve Hizbullah’ı değil İran’ı da doğrudan hedef haline getirdi.

İran hâlâ Hamas ve İslami Cihad’a desteğin süreceğini söylüyor. Ancak savaş, güvenlik baskıları ve mali kanallara yönelik Amerikan-İsrail operasyonları nedeniyle desteğin son aylarda ciddi şekilde aksadığı belirtiliyor.

İsrail, Filistin dosyasından sorumlu birçok İranlı yetkiliyi öldürdü. ABD ise İran’dan vekil güçlere desteği kesmesini talep ediyor.

Filistin Yönetimi “Şam hattını” koparıyor

Gazze savaşı sırasında Hamas ve İslami Cihad İran’a siyasi destek verirken, Filistin Yönetimi İran karşıtı çizgisini daha da netleştirdi.

Filistin Yönetimi yalnızca İran lideri Ali Hamaney’i sert şekilde eleştirmekle kalmadı; Hamas’ı da “ulusal değil İran ajandasına hizmet etmekle” suçladı.

sdvfdv
Filistin Yönetimi Başkanı, ABD’nin vize vermeyi reddetmesi üzerine “iki devletli çözüm” konulu Birleşmiş Milletler zirvesine uzaktan katılarak konuşma yaparken (AFP)

Ayrıca ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını kınamaktan kaçındı, buna karşılık İran’ın Arap ülkelerine yönelik saldırılarını eleştirdi.

Böylece Filistin Yönetimi, kendisini daha açık şekilde “ılımlı Arap ekseni” içinde konumlandırdı.

Şarku’l Avsat’a konuşan bilgili bir kaynak, “Filistin Yönetimi aslında yeni bir pozisyon almadı, sadece tavrını daha açık hale getirdi” dedi.

Filistin Yönetimi, 7 Ekim’den sonra her şeyin değiştiğini düşünüyor ancak başlayan savaşların sonunda İran’ın bölgesel ajandasının zayıflayacağına inanıyor.


Irak hükümetinin kurulması İran'ın sürpriz vetosuyla karşılaştı

Başbakan adayı Ali el-Zeydi, "Koordinasyon" Komitesi üyesi Hadi el-Amiri ve geçici Başbakan Muhammed Şiya el-Sudani (Koordinasyon Çerçevesi)
Başbakan adayı Ali el-Zeydi, "Koordinasyon" Komitesi üyesi Hadi el-Amiri ve geçici Başbakan Muhammed Şiya el-Sudani (Koordinasyon Çerçevesi)
TT

Irak hükümetinin kurulması İran'ın sürpriz vetosuyla karşılaştı

Başbakan adayı Ali el-Zeydi, "Koordinasyon" Komitesi üyesi Hadi el-Amiri ve geçici Başbakan Muhammed Şiya el-Sudani (Koordinasyon Çerçevesi)
Başbakan adayı Ali el-Zeydi, "Koordinasyon" Komitesi üyesi Hadi el-Amiri ve geçici Başbakan Muhammed Şiya el-Sudani (Koordinasyon Çerçevesi)

İki Iraklı yetkili, Tahran yönetiminin, iktidardaki Şii koalisyon Koordinasyon Çerçevesi temsilcilerinden, “müttefiklerinin nüfuzunu ve devlet içindeki varlık yapısını hedef alan” bir hükümete destek vermemelerini istediğini açıkladı.

Gelişmeler, İsmail Kaani’nin sürpriz şekilde Bağdat’a ulaştığı yönündeki bilgilerle eş zamanlı yaşandı. Bu süreçte, hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali al-Zeydi’nin yürüttüğü müzakerelerin ileri aşamaya geldiği, ancak yeni hükümetin şekli konusunda ABD ile İran arasındaki rekabetin giderek arttığı belirtildi.

Farklı kaynaklar Şarku’l Avsat’a, “Kaani’nin son saatlerde Bağdat’a geldiğini ve hükümetin kurulması sürecinde rol alan isimlerle görüştüğünü” aktarırken, Tahran’ın Washington’a tam uyum gösterilmesine karşı çıktığını ifade etti.

Kudüs Gücü komutanı Kaani’nin temaslarıyla ilgili konuşan bir yetkili, Bağdat’taki hükümet pazarlıklarını “Hürmüz Boğazı’ndaki kuşatma ve karşı kuşatma” durumuna benzetti.


İsrail’in Güney Lübnan’a yönelik saldırıları devam ediyor

Bir sivil savunma görevlisi, cumartesi günü Sayda’nın es-Saksakiye kasabasını hedef alan İsrail bombardımanında ailesiyle birlikte hayatını kaybeden 6 aylık bebek Meryem Fahs’ı kucağında taşıyor. (Reuters)
Bir sivil savunma görevlisi, cumartesi günü Sayda’nın es-Saksakiye kasabasını hedef alan İsrail bombardımanında ailesiyle birlikte hayatını kaybeden 6 aylık bebek Meryem Fahs’ı kucağında taşıyor. (Reuters)
TT

İsrail’in Güney Lübnan’a yönelik saldırıları devam ediyor

Bir sivil savunma görevlisi, cumartesi günü Sayda’nın es-Saksakiye kasabasını hedef alan İsrail bombardımanında ailesiyle birlikte hayatını kaybeden 6 aylık bebek Meryem Fahs’ı kucağında taşıyor. (Reuters)
Bir sivil savunma görevlisi, cumartesi günü Sayda’nın es-Saksakiye kasabasını hedef alan İsrail bombardımanında ailesiyle birlikte hayatını kaybeden 6 aylık bebek Meryem Fahs’ı kucağında taşıyor. (Reuters)

İsrail’in Güney Lübnan’a yönelik saldırıları dün de sürdü. Hizbullah’a bağlı İslami Sağlık Kurumu’nun hedef alınması sonucu iki sağlık görevlisi hayatını kaybederken, beş kişi yaralandı. Lübnan Sağlık Bakanlığı, önceki gün yaşanan yoğun saldırılarda ise en az 10 kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı.

Hava saldırıları ve topçu atışlarına, sınır köylerinde evlerin yıkılması eşlik etti. İsrail, saldırılarının kapsamını güney bölgeleri ile Bekaa’daki çeşitli kasabaları içine alacak şekilde genişletirken, Hizbullah da İsrail mevzileri ve askeri araçlarına yönelik operasyonlar düzenlediğini ve İsrail’in kuzeyine roket saldırıları gerçekleştirdiğini duyurdu.

Sağlık görevlilerine yönelik saldırılar ve hava saldırılarının yoğunlaşması

Lübnan Sağlık Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, ‘İsrail’in uluslararası yasaları ve insani normları ihlal etmeyi sürdürdüğünü, sağlık görevlilerine karşı yeni suçlar işlediğini’ belirtti. Açıklamada, İsrail’in Bint Cubeyl ilçesine bağlı Kalaviye ve Tibnin beldelerinde Hizbullah’a bağlı İslami Sağlık Kurumu’na ait iki noktayı doğrudan hedef aldığı ifade edildi. Saldırılarda Kalaviye’de bir sağlık görevlisi hayatını kaybederken üç kişi yaralandı; Tibnin’de ise bir sağlık görevlisi yaşamını yitirdi, iki kişi yaralandı.

Şarku’l Avsat’ın Lübnan Ulusal Haber Ajansı’ndan (NNA) aktardığına göre, sabah saatlerinden itibaren güney bölgelerinde Balat, Debal, el-Mansuri, Şakra, Safed el-Bıttih, Mecdel Selm, Kalaviye ve es-Semaiye beldeleri ile Ramadiye-Şuaytiye yolu İsrail hava saldırılarının hedefi oldu. Ayrıca Tulin, es-Savane, Yahmur eş-Şakif, Adaşit ve Kfar Deccal kasabaları topçu ateşine maruz kaldı. Sureyfa beldesi ise keşif uçaklarının yoğun uçuşları eşliğinde 155 milimetrelik top mermileriyle vuruldu.

Nebatiye’de bir kişi, el-İnciliye Caddesi üzerindeki dükkânının önünde düzenlenen hava saldırısında yaralandı. Öte yandan, Sur’a bağlı Ramadiye yakınlarında bir kümes hayvanı yem fabrikası İsrail’e ait insansız hava aracıyla (İHA) hedef alındı. NNA, saldırıda yaralananlar olduğuna dair bilgiler bulunduğunu aktardı.

İsrail ordusu cumartesi günü yaptığı açıklamada, son 24 saat içinde Lübnan’ın çeşitli bölgelerinde Hizbullah’a ait 85’ten fazla altyapı noktasının hava ve kara operasyonlarıyla hedef alındığını duyurdu.

Çadırlarda endişeli bir gece ve geniş çaplı bombardıman

El-Hıyam beldesi, İsrail ordusunun gerçekleştirdiği bombardımanlar ve yıkım operasyonlarının gölgesinde şiddetli bir gece geçirdi. Evler, dükkânlar ve çeşitli kurumların hedef alındığı saldırılar, beldede geniş çaplı yıkıma yol açtı. İsrail güçleri gece boyunca özellikle Bint Cubeyl ve Tayyiri başta olmak üzere sınır hattındaki yerleşimlerde evleri hedef alma operasyonlarını sürdürdü.

sdfdvf
Sayda’nın es-Saksakiye kasabasına düzenlenen bombardımanında 9 kişinin hayatını kaybettiği Fahs ailesinin yakınları, cenaze törenine katıldı, 9 Mayıs 2026. (AP)

İsrail savaş uçakları şafak vakti Sureyfa beldesine hava saldırısı düzenlerken, gece yarısından sonra da Cibşit kasabası hedef alındı. Sağlık Acil Operasyon Merkezi, Sur ilçesine bağlı Bedyas beldesine yönelik saldırıda bir kişinin hayatını kaybettiğini, aralarında altı çocuk ve iki kadının da bulunduğu 13 kişinin yaralandığını açıkladı.

Bir başka olayda ise İsrail’e ait İHA, Kalile-Deyr Kanun yolu üzerinde seyreden bir motosikleti hedef aldı. Saldırıda iki Suriyeli yaşamını yitirirken, sivil savunma ekipleri Lübnan ordusuyla koordinasyon içinde cenazeleri bölgeden kaldırdı.

Öte yandan, İsrail’e ait İHA’ların Beyrut, güney banliyöleri ve Sayda çevresindeki köyler üzerinde yoğun uçuş yaptığı bildirildi.

Hizbullah’ın İsrail ordusuna karşı düzenlediği operasyonlar

Diğer taraftan, Hizbullah ile İsrail ordusu arasında Güney Lübnan’da İsrail’in halen kontrol altında tuttuğu alanlardaki çatışmalar sürüyor. Hizbullah, İsrail ordusuna yönelik bir dizi operasyon gerçekleştirdiğini açıkladı. Açıklamada, Deyr Seryan beldesindeki Hallet Rac bölgesinde bulunan bir D9 tipi buldozerin kamikaze İHA’yla hedef alındığı ve doğrudan isabet sağlandığı belirtildi.

Hizbullah ayrıca, el-Hıyam’da bir İsrail ordusu komutanının iki kamikaze İHA ile hedef alındığını duyurdu. Bunun yanı sıra, el-Hıyam Belediye Binası yakınlarında konuşlanan İsrail askeri araçlarının topçu ateşiyle vurulduğu ifade edildi. Örgüt, Güney Lübnan’dan İsrail’e doğru iki roket fırlatıldığını da açıkladı.

fbfgrt
Sivil savunma ekipleri, cumartesi günü Sayda’nın es-Saksakiye kasabasında İsrail bombardımanının hedef aldığı binanın enkazı altında kurbanları arıyor. Saldırı sonucunda aynı aileden 9 kişi hayatını kaybetti. (AFP)

Bu çerçevede Hizbullah milletvekili Hüseyin el-Hac Hasan, “Direniş, düşmanı henüz çözüm bulamadığı İHA’larıyla şaşırttı. Bugün de işgal güçlerinin sözde ateşkes anlaşmasını ihlal etmesine karşılık patlayıcılar ve füzelerle yanıt veriyor” dedi.

Söz konusu tırmanış, 17 Nisan’da ilan edilen ateşkes anlaşmasının yürürlükte olmasına rağmen yaşanıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan anlaşma metnine göre İsrail, devam eden saldırı veya tehditlere karşı ‘kendini savunmak için gerekli tüm tedbirleri alma’ hakkına sahip bulunuyor.