Blinken'ın ziyaretleri Gazze'de Mısır-Katar arabuluculuğuna çözüm mü, yoksa İsrail'e destek mi?

Gündemde Tel Aviv'in ‘ertesi gün’ planı önerisi ve ‘Filistinlilerin yerinden edilmesi’ konusundaki görüşmeler var.

Yerinden edilmiş aileler, Han Yunus'taki Nasır Hastanesi yakınlarındaki kampa sığındı. (EPA)
Yerinden edilmiş aileler, Han Yunus'taki Nasır Hastanesi yakınlarındaki kampa sığındı. (EPA)
TT

Blinken'ın ziyaretleri Gazze'de Mısır-Katar arabuluculuğuna çözüm mü, yoksa İsrail'e destek mi?

Yerinden edilmiş aileler, Han Yunus'taki Nasır Hastanesi yakınlarındaki kampa sığındı. (EPA)
Yerinden edilmiş aileler, Han Yunus'taki Nasır Hastanesi yakınlarındaki kampa sığındı. (EPA)

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Ortadoğu bölgesinde gerilimin arttığı bir dönemde, yeni bir ziyaret turuna başladı. Söz konusu gerilimler, İsrail ile Gazze Şeridi'ndeki Filistin direniş grupları arasındaki çatışmalar, birden fazla cephede yükselen tansiyon, Kızıldeniz girişinde artan tehditler ve geçen hafta Lübnan'da Hamas lideri Salih el-Aruri'nin öldürülmesinden sonra Mısır-Katar arabuluculuğu ile Gazze'de ateşkes sağlama çabalarının tıkanması gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanıyor. İsrail ayrıca, çatışmaların dördüncü ayına giren Gazze Şeridi'nin ‘geleceği’ hakkında bir vizyon sundu.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Blinken'ın geçtiğimiz perşembe günü, ‘Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Batı Şeria, Türkiye ve Yunanistan'ı kapsayan ve daha önce açıklanan İsrail'in de yer aldığı’ bir gezi için yola çıktığını duyurdu.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller, Blinken'in "Gazze Şeridi'ne yönelik insani yardımı önemli ölçüde artırmaya yönelik acil önlemler" de dahil olmak üzere konuları görüşeceğini söyledi. Miller, geçtiğimiz perşembe günü düzenlediği basın toplantısında "Bu gezideki tüm görüşmelerin kolay olmasını beklemiyoruz. Bölgenin önünde zor sorunlar ve önümüzde zor seçimler olduğu açık” şeklinde konuştu.

Miller, Blinken'ın Aruri'nin öldürülmesi ve Kızıldeniz'de İsrail gemilerine veya İsrail'e giden gemilere yönelik Husi saldırılarının artması nedeniyle ‘çatışma alanının genişlemesini önleme’ konusunu da gündeme alacağını belirtti. "Çatışma, Gazze sınırlarını aşarsa ne İsrail'in ne bölgenin ne de dünyanın çıkarına olur" ifadelerini kullandı.

Bu, Blinken'ın 7 Ekim 2023'den bu yana bölgedeki dördüncü ziyareti. 30 Kasım 2023'de, ateşkesin sona ermesine bir gün kala İsrail'i ziyaret ettiğinde Blinken, İsrailli liderlerle ‘abluka altındaki bölgede insani ateşkesin uzatılması fırsatlarını’ görüştü. Ancak bombalama yeniden başlamadan dakikalar önce ayrıldı. Bazı ABD’li yetkililer bölgeyi ziyaret ederek İsrailli mevkidaşlarıyla görüştü ancak ateşkese dair somut sonuçlar elde edemediler.

Gazze Şeridi’nin geleceği

Gözlemcilere göre ABD Dışişleri Bakanı, ‘zor’ olarak tanımlanan ve Gazze Şeridi'nin geleceğiyle ilgili birçok dosyayı tartışması bekleniyor. Bu, İsrail'de Gazze sakinlerinin Gazze dışındaki bir yere yerleştirilmesi projesinin gerekliliği hakkındaki konuşmaların arttığı bir dönemde gerçekleşiyor.

Fotoğraf Altı: İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki askeri operasyonları sırasında Nuseyrat ve Bureyc mülteci kamplarında yaşayanlar tahliye edildi. (EPA)
Fotoğraf Altı: İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki askeri operasyonları sırasında Nuseyrat ve Bureyc mülteci kamplarında yaşayanlar tahliye edildi. (EPA)

Filistin'in eski Kahire Büyükelçisi Barakat el-Farra, Şarku'l Avsat’a şu değerlendirmede bulundu:

“Blinken'ın bölgeye yaptığı ziyaretin, Gazze Şeridi'ndeki duruma önemli bir ilerleme getirmesi beklenemez. ABD’li yetkililerin bölgeye yaptığı ve İsrailli yetkililerle yaptığı görüşmelerden önemli bir sonuç çıkmaması, İsrail'e destek ve Filistinlilere karşı daha fazla katliam yapma fırsatı vermek anlamına geliyor. Mısır'ın savaşın sona ermesi için yaptığı öneri, Blinken'in bölgeye yaptığı ziyaret sırasındaki görüşmelerin gündeminde yer alacak. Ancak, Aruri'nin öldürülmesinin siyasi hareketleri olumsuz etkilemesi nedeniyle, bu önerinin uygulanması zor olacak. Zira İsrail'in tırmanma yönündeki eğilimi ve Gazze'nin geleceği hakkındaki (muğlak) fikirleri, tüm taraflar için aşılamaz bir gerçeklik yarattı.”

Filistinlilerin göçe zorlanması

İsrail'de, ‘Filistinlilerin göçe zorlanması’ hakkındaki tartışmalar gizliden açığa çıktı. Sağcı İsrail hükümetinde görev yapan bakanlar, neredeyse her gün ‘Filistinlilerin, Gazze Şeridi'nden göçe zorlanması’ ve bölgenin bir kısmının İsrail yerleşimlerine dönüştürülmesinin gerekliliği hakkında açıklamalar yapıyorlar. Bu açıklamalar, Bakanlar Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich tarafından yapıldı. ABD yönetimi, ‘Filistinlilerin göçe zorlanması’ veya bölgenin niteliğinin değiştirilmesi ve alanının küçültülmesi gibi herhangi bir adımı reddettiğini defalarca dile getirdi.

Filistinli araştırmacı ve İsrail uzmanı Ömer Caarra, ‘Filistinlilerin göçe zorlanması’ hakkındaki tartışmaların benzeri görülmemiş bir şekilde açıkça arttığını söyledi. Caarra, dün Arap Dünyası Haber Ajansı’na (AWP) yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Açıktan 'Filistinlilerin göç ettirilmesinden’ bahsediyorlar. Bu, Smotrich'in liderlik ettiği bir halk söylemi olmaktan çıktı, İsraillilerin uygulamak istediği planlara dönüştü. Gece gündüz, Gazze Şeridi'nin büyük bir kısmının nüfusunun boşaltılması gerektiğinden bahsediyorlar. Bu, sadece iki sağcı bakanın söylemiyle ilgili değil, Başbakan Binyamin Netanyahu da 'Filistinlilerin göç ettirilmesi' planlarını benimsiyor. Savaşın başlangıcından bu yana, bu planlara Mısır ve uluslararası toplumun reddi olmasaydı, Filistinlileri Mısır'a 'göç ettirmeye' çalışıyordu."

İsrail Yayın Kurumu, Smotrich'in geçtiğimiz çarşamba günü İsraillilerin yüzde 70'inden fazlasının Gazze Şeridi sakinlerinin göçünü desteklediğini söylediğini aktardı. İsrailli bakanın açıklamaları, kendisinin ve Ulusal Güvenlik Bakanı Ben Gvir'in Gazze Şeridi'ndeki nüfusun yerinden edilmesiyle ilgili tekrarlanan konuşmaları nedeniyle ABD'nin önceki açıklamalarına yönelik eleştirilerine yanıt olarak geldi.

Galant’ın planı

ABD Dışişleri Bakanı'nın bölgeye ziyareti, İsrail Savunma Bakanı Yoav Galant’ın geçtiğimiz perşembe akşamı Gazze'de ‘savaş sonrası’ planını ortaya atmasının ardından geliyor. Bu plana göre, çatışma sona erdikten sonra Filistinli bölgede ne Hamas ne de İsrail sivil yönetimi olacak.

Gantz'ın planına göre, Gazze'nin sivil yönetimi dört taraftan oluşacak: İsrail, Filistinli sivil güçler, çok uluslu bir güç ve Mısır. Filistinli yerel kurumlar, bölgenin sivil yönetim mekanizmalarının temelini oluşturacak, ancak İsrail'e karşı düşmanca olmamaları şartıyla.

Fotoğraf Altı: Filistinli sağlık görevlileri, Gazze'nin merkezindeki bir eve düzenlenen hava saldırısının ardından beyaz çarşaflara sarılı cesetleri ambulansın içine yerleştiriyor. (Reuters)
Filistinli sağlık görevlileri, Gazze'nin merkezindeki bir eve düzenlenen hava saldırısının ardından beyaz çarşaflara sarılı cesetleri ambulansın içine yerleştiriyor. (Reuters)

Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ)'nün siyasi kanadı olan Fetih Hareketi’nin Sözcüsü Abdulfettah Devlet, Galant’ın Gazze'nin geleceği için sunduğu önerileri ve planlarını ‘reddedildiğini ve değersiz olduğunu’ söyledi. Devlet, dün AWP’ye verdiği demeçte, "Filistin'i ancak Filistinliler yönetecek. Biz, Filistin'i kim yönetecekse onu belirleyecek ve seçeceğiz. Bu bizim ülkemiz" dedi.

Diğer yandan, eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Hüseyin Heridi, Şarku'l Avsat’a verdiği demeçte, Blinken'in bölgeye ziyaretinin önceliklerinin, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının yönünü ABD görüşüne uygun nitelikli operasyonlara çevirmeyi araştırmak, yani yüksek değere sahip hedefleri gerçekleştiren ve sivillerin büyük sayılarda kaybına neden olmayan operasyonlar yürütmek olduğunu söyledi. Ayrıca savaşın sona ermesinden sonra yapılacak düzenlemeleri, özellikle Gazze'deki yönetimin geleceğini ve yeniden inşayı finanse edecekleri görüşmek olduğunu kaydetti. Heridi, ABD yönetiminin Mısır-Katar arabuluculuğunu, Gazze Şeridi'ndeki tutukluların serbest bırakılmasına yönelik herhangi bir çabayı desteklemek ve bunu Amerikan seçimlerinde siyasi bir kazanç olarak kullanmak amacıyla destekleyeceğini söyledi. Ancak, görüşmelerin, son olarak Aruri'nin öldürülmesi şeklinde tezahür eden son çatışmalar nedeniyle karşılaştığı zorlukları da dile getirdi. Bu durum, arabuluculuk çabalarını kuşkusuz gölgeledi.

İsrailli yayın kurumu Kan geçen hafta, Mısır'ın Aruri'nin öldürülmesine misilleme olarak İsrail hükümetine arabuluculuktaki katılımını askıya aldığını duyurdu. Ancak Mısırlı üst düzey bir kaynak geçtiğimiz çarşamba günü Mısırlı medya organlarında yer alan açıklamasında, ‘Gazze Şeridi'ndeki krizi çözmek için müzakere yolunun alternatifi olmadığını’ belirterek, "Mısır arabuluculuğu olmadan krizin şiddeti, tüm tarafların beklentilerini aşacak şekilde artabilir " dedi.

Geçtiğimiz 24 Kasım'da, Mısır ve Katar'ın ABD desteğiyle yürüttüğü arabuluculuk, Gazze Şeridi'nde ilk ateşkesin ilan edilmesinde başarılı oldu. Ateşkes bir hafta sürdü ve bu süre zarfında Gazze Şeridi'nde tutuklu bulunan 105 kişi karşılığında İsrail hapishanelerinde bulunan 240 Filistinli serbest bırakıldı.



İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.