İsrail ordusu Gazze Şeridi'ni iki kısma ayırdı

İsrailli bakanların Genelkurmay Başkanı’na yönelik saldırısının arkasında Netanyahu var

İsrail askerleri çatışmalar devam ederken Gazze'ye konuşlandırıldı (Reuters)
İsrail askerleri çatışmalar devam ederken Gazze'ye konuşlandırıldı (Reuters)
TT

İsrail ordusu Gazze Şeridi'ni iki kısma ayırdı

İsrail askerleri çatışmalar devam ederken Gazze'ye konuşlandırıldı (Reuters)
İsrail askerleri çatışmalar devam ederken Gazze'ye konuşlandırıldı (Reuters)

İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki savaşla ilgili açıkladığı hedeflerine ulaşılamayacağı giderek yüksek sesle konuşulmaya başladı. Diğer yandan ordunun geri çekilmesi, savaşın kapsamının daraltılması ve süresinin kısaltılması yönünde hem içeriden hem de dışarıdan yapılan baskılar da artıyor. Gazze Şeridi'ni kuzey ve güney olmak üzere ikiye bölmeyi amaçlayan yeni askeri planını açıklayan İsrail, Gazze’yi geçici, ancak belirsiz bir süreliğine işgal etmeye çalışıyor.

Yedioth Ahronoth gazetesi, dün yayınladığı bir haberde, Gazze Şeridi’nin kuzeyini güneyinden ayıran bir koridordan bahsedildiğini aktardı. Gazetenin haberine göre, İsrail ordusu, bu koridoru birkaç hafta önce yalnızca askeri yol olarak inşa etmeye başladı. Gazze Şeridi’nin kuzeyini terk ederek güneye doğru giden ve evlerine, topraklarına, ticarethanelerine, mal varlıklarına, çiftliklerine dönmek isteyen Gazzelilerin geri dönüşünün yanı sıra İsrail'in kuzeye teslim etmeyi kabul ettiği insani yardımın geçişini engellemek için koridor boyunca askeri kontrol noktaları kurdu. İsrail ordusu, bu denemenin başarılı olmasından sonra koridoru kalıcı hale getirmeye karar verdi. Gazze'de olduğu sürece koridorun kalmaya devam edeceğini açıklayan İsrail ordusunun, ABD'nin savaş süresinin kısaltılması talebine rağmen yıl sonuna kadar Gazze Şeridi’nde kalması bekleniyor.

Üçüncü aşama

Savaş sırasında Gazze Şeridi'nde sahada görev yapan gazeteci Yoav Zeitoun şunları yazdı:

“Ordu, istihbaratın Hamas’ın aranan dört üst düzey liderinin tünellerde bulunduğu iki bölgeden biri olduğuna inandığı Han Yunus bölgesi dışında fiilen savaşın üçüncü aşamasına geçti. Aranan Hamas liderleri arasında, Hamas’ın Gazze Şeridi lideri Yahya es-Sinvar, kardeşi Muhammed es-Sinvar, İzzeddin el-Kassam Tugayları Komutanı Muhammed ed-Dayf ve yardımcısı Mervan İsa yer alıyor. Yanlarında İsrailli rehinelerden oluşan büyük bir grup var. Bu yüzden ordu, yoğun askeri operasyonları sürdürmek için orada asker bulunduruyor. Ordudakiler, bu konuda zaman faktörünün önemli olduğuna, ancak bu şekilde rehinelerin zorla serbest bırakılmasının sağlanacağına ve yukarıda adı geçen Hamas liderlerinin bir kısmının tutuklanabileceğine inanıyor.

İsrail'in Gazze Şeridi'ne düzenlediği hava saldırıları sonucu yükselen dumanlar (AFP)
İsrail'in Gazze Şeridi'ne düzenlediği hava saldırıları sonucu yükselen dumanlar (AFP)

İsrail tarafından savaşın açıklanan hedefinin gerçekçilikten uzak ve uygulanamaz hale geldiğinin netleştiğini söyleyen Zeitoun, ordunun Hamas ve İslami Cihad hareketlerinin yaklaşık 25 üst düzey saha komutanı ve yaklaşık 8 bin muharebe personelinin tasfiyesi gibi önemli kazanımlar elde ettiğini, ancak Kassam Tugayları liderlerinin çoğunluğunun hâlen serbest olduklarını ve İsrail ordusuna karşı askerlerine liderlik ettiklerini vurguladı. İsrail ordusunun, Hamas'ın elinde bulunan tek bir rehinenin dahi serbest bırakılmasında başarılı olamadığının altını çizen İsrailli gazeteci, “Üç ayın ardından ordu, ekonominin çarkını döndürmeye devam edebilmeleri için çok sayıda yedek askeri terhis etmek zorunda kaldı” dedi.

İsrail ordusunun komutanları ‘savaşın daha da sertleşmesinden’ şikayetçi

Öte yandan dün İsrail basını, bakanların Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi ve diğer üst düzey komutanlara yönelik sert eleştirilerine atıfla ordu komutanlarının yakınlarına ‘savaşın daha da sertleşmesinden’ sızlandıklarını aktardı. Bakanların kendilerine yönelttikleri eleştirilerin acı verici, sancılı ve bazen de anlaşılmaz olduğunu düşünen komutanlardan biri, “Siz karşınızda azılı bir düşmanla savaşıyorsunuz ve birisi sizi sırtınızdan bıçaklıyor. Kendinizi Titanik'te gibi hissediyorsunuz. Siyasilerin devletin çıkarlarıyla nasıl bu kadar kumar oynayabildiğini anlamıyorsunuz” ifadelerini kullandı. İsrailli komutanlar, bakanların kendilerine yönelik eleştirilerinin Başbakan Binyamin Netanyahu'nun onayı olmadan gerçekleştirilemeyeceğini, daha ziyade onun talimatıyla kendilerine saldırdıklarını belirtti. Buradaki amacın, Gazze'deki savaşın ‘ertesi gün’ ile ilgili müzakerelerin önüne geçmek, savaşı açık bir savaş olarak sürdürmek ve Netanyahu'nun iktidarda kalmasını sağlamak olduğunu vurguladılar.

El-Bureys ailesinden Filistinliler, İsrail'in 7 Ocak'ta Han Yunus'a düzenlediği hava saldırısının ardından enkaz altında kalan kişileri ararken (EPA)
El-Bureys ailesinden Filistinliler, İsrail'in 7 Ocak'ta Han Yunus'a düzenlediği hava saldırısının ardından enkaz altında kalan kişileri ararken (EPA)

İsrail’in ana muhalefet lideri Yair Lapid, dün İsrail Ordu Radyosu’na açıklamalarda bulundu. Bu suçlamaları doğrulayan Lapid, Netanyahu'nun perşembeyi cumaya bağlayan gece yapılan Güvenlik Kabinesi toplantısını kasıtlı olarak sabote ettiğini, Bölgesel İşbirliği Bakanı David Amsalem'in Güvenlik Kabinesi üyesi olmadığı halde toplantıda bulunmasının bunun delili olduğunu söyledi. Bu meselenin savaşın devam etmesinden ‘daha tehlikeli’ olduğunu vurgulayan Lapid, “O (Netanyahu), halkın resmi bir soruşturma komitesi kurulması talebinin görmezden gelinmesi ve 7 Ekim olaylarındaki başarısızlıklardan kendisinin değil, ordu liderliğinin sorumlu tutulması için hazırlık yapıyor” şeklinde konuştu.

Siyasi amaçlı eleştiri

Bakanların Genelkurmay Başkanı’na yönelik eleştirisi konusunda Lapid ile hemfikir olan İsrail Savaş Kabinesi üyesi Benny Gantz, “Savaş zirvedeyken Halevi’nin eleştirilmesi, siyasi amaçlıdır. Benim katıldığım kabine toplantılarında böyle bir şey olmadı, olamaz da” ifadelerini kullandı.

İsrailli askeri uzman ve analist Amos Harel, Haaretz gazetesi için kaleme aldığı makalede, şunları yazdı:

“Netanyahu, bakanların eleştirilerini önlemeye çalışmadı ve bunu ilk kez yapmıyor. Toplantıya katılanlar, Netanyahu'nun Halevi'ye yönelik eleştirilerden memnun göründüğünü aktardı. Netanyahu, ordunun 7 Ekim olaylarıyla ilgili başlattığı soruşturmalarda ilerleme kaydedilmesinden endişeli. Çünkü bu, bilgi toplama, soruşturma ve kişisel sonuçlara varma sürecinin başlangıcı. Netanyahu, İsrailli liderler içinde başarısızlıkların sorumluluğunu üstlenmekten kaçınan tek kişi. Zamanı geldiğinde her şeyin soruşturulacağına dair üstü kapalı vaatlerde bulunmakla yetiniyor.”

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu haftalık hükümet toplantısına başkanlık ederken, 31 Aralık 2023 (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu haftalık hükümet toplantısına başkanlık ederken, 31 Aralık 2023 (AP)

Netanyahu'nun savaşın ertesi günü ile ilgili müzakereleri de engellediğini vurgulayan Harel, şöyle devam etti:

“Netanyahu, popülaritesinin büyük bir düşüşe geçmesi, güvenlik alanındaki başarısızlıkları ve yargıyı zayıflatmaya yönelik yargı reformu planını hayata geçirmesinin ardından koltuğunu kaybetme korkusuyla defalarca kez savaşın uzun süre devam edeceğini söyledi ve söylemeye devam ediyor. Hakkındaki ciddi yolsuzluk suçlamalarıyla ilgili davasını etkilemek amacıyla yargıyı kullandı.”

Ordunun performansıyla ilgili soruşturma

İsrail Devlet Denetçisi ve Ombudsmanı Matanyahu Engelman’ın 7 Ekim saldırısı öncesinde ordunun ve emniyet teşkilatının performansına ilişkin bir soruşturma yürüteceğini açıklamasının ‘Netanyahu'yu fazla rahatsız etmediğine’ dikkat çeken Harel, “Burada Engelman'ın kim olduğundan bahsetmemiz gerekiyor. Netanyahu bir yandan ‘eşik bekçilerini’ dizginlemek ve onları zayıflatmak için çeşitli adımlar atarken, diğer yandan kendisine verdiği kesintisiz desteğin ardından bu göreve atandı” diye yazdı.

Harel, şöyle devam etti:

“Bir yandan Genelkurmay Başkanı'na gözdağı verip, Başbakan'ı rahatsız edecek şekilde soruşturmanın başlatılmasını geciktiriyorlar, diğer yandan savaş sırasında üst düzey subayları markaja almak için Devlet Denetçisi’ni gönderiyorlar. Bu da yetmez ve Devlet Denetçisi resme girerse bu durum, soruşturma komitesinin yetki alanını ihlal edebilir ve çalışmalarını kısıtlayabilir.”

İsrail ordusunun ve İsrail iç istihbarat teşkilatı Şin-Bet'in 7 Ekim olaylarındaki korkunç başarısızlıktaki sorumluluklarının küçümsenmesine kesinlikle izin verilmediğini düşünen Harel, “Ancak eğer birileri, katliamla ilgili bir şeyin Netanyahu'yu etkilediği ya da değiştirdiği yanılgısına sahipse, bu yanılgıdan vazgeçmesi menfaatine olacaktır. Çünkü Netanyahu, sonsuza kadar koltuğunda kalmayı planlıyor. Bu amacına ulaşmak için de her yolu mübah görüyor” yorumunda bulundu.

Öte yandan İsrail gazetesi Maariv'in askeri ilişkiler analisti Tal Lev Ram, Netanyahu'nun yaklaşımı konusunda uyardı. Ram, dün yaptığı değerlendirmede, kabinenin İsrail ordusundan savaşın geleceğini planlamak için ortaya koyması gereken hedefler ve karmaşık karar alma süreçleriyle ilgili sorularla ilgili müzakere etmesini istediğini söyledi. Ram, “Durum böyle devam ederse ABD’nin baskısı, İsrail'i karar almaya itecek gibi görünüyor” ifadelerini kullandı.



Libya’daki güvenlik sorunları ABD girişimini hızlandırır mı, yoksa engeller mi?

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Libya krizindeki gelişmeleri görüşmek üzere yaptığı son oturumdan (BM Güvenlik Konseyi)
Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Libya krizindeki gelişmeleri görüşmek üzere yaptığı son oturumdan (BM Güvenlik Konseyi)
TT

Libya’daki güvenlik sorunları ABD girişimini hızlandırır mı, yoksa engeller mi?

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Libya krizindeki gelişmeleri görüşmek üzere yaptığı son oturumdan (BM Güvenlik Konseyi)
Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Libya krizindeki gelişmeleri görüşmek üzere yaptığı son oturumdan (BM Güvenlik Konseyi)

Libya’da bölünmüş ülkeyi birleştirmeye yönelik ‘ABD girişiminin’ akıbeti, batıdaki Zaviye kentinde yaşanan güvenlik sorunları ve doğudaki Bingazi’de üst düzey bir güvenlik yetkilisinin öldürülmesinin ardından yeniden gündeme geldi.

Zaviye’de silahlı gruplar arasında çıkan çatışmalar nedeniyle kanlı olaylar yaşanmıştı. Çatışmalarda, kentteki petrol rafinerisini hedef almak üzere insansız hava araçları (İHA) da kullanılmıştı. Öte yandan Libya Ulusal Ordusu’nun (LUO) Askeri İstihbarat Müdürü Tümgeneral Fevzi el-Mansuri, Bingazi’de aracına düzenlenen bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetmişti.

 ABD Başkanı’nın Afrika ve Ortadoğu işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos (AFP)
ABD Başkanı’nın Afrika ve Ortadoğu işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos (AFP)

Soru şu: Sahadaki bu gelişmeler, ABD Başkanı’nın Afrika ve Ortadoğu işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos’un öncülük ettiği ‘ABD girişimini’ sekteye uğratıp başarısızlığa mı sürükleyecek? Yoksa giderek tırmanan güvenlik kaosunu kontrol altına almak için ‘tek çözüm’ olarak görülen girişimin hızlandırılmasına ve hayata geçirilmesine mi yol açacak?

Libyalı siyasi analist Hüsameddin el-Abdali’ye göre, ülkenin doğusu ve batısında eş zamanlı olarak tırmanan şiddet, girişimi engellemeye çalışan iç ve dış aktörlerin çabalarını yansıtıyor. Bunun nedeni, ya ABD’nin girişimin hamisi olarak oynadığı role duyulan güvensizlik ya da girişimin kabul edilmesi halinde bu aktörlerin ülkedeki çıkarlarını koruyacak güvencelerin bulunmaması.

Abdali, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, girişimin dayandığı iki gücün nüfuz bölgelerinde yaşanan güvenlik ihlallerinin, bu aktörleri söz konusu sorunlarla ilgilenmeye zorlayacağını ve dolayısıyla girişimin onaylanmasının geçici olarak ertelenmesine yol açacağını söyledi. Söz konusu iki güç, Mareşal Halife Hafter liderliğindeki LUO ile Abdulhamid Dibeybe başkanlığındaki Ulusal Birlik Hükümeti (UBH).

Abdali, değerlendirmesini UBH Savunma Bakanlığının açıklamasına dayandırıyor. Bakanlık, Zaviye’deki tesislerin hedef alınmasını ‘dış güçler tarafından desteklenen sistematik bir düşmanca eylem’ olarak nitelendirmişti.

Boulos ise Libya’daki bölünmüşlüğü sona erdirmeyi hedeflediğini belirtiyor. Girişim, ‘seçimlere götürecek birleşik bir yürütme otoritesi oluşturulmasını’ öngörüyor. Siyasi çevrelerde dolaşan bilgilere göre öneri, Dibeybe’nin başbakanlık görevini sürdürmesini, LUO Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter’in ise Başkanlık Konseyi Başkanlığı görevini üstlenmesini öngörüyor.

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe (UBH)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe (UBH)

Abdali, Zaviye’deki silahlı grupların amacının ‘Dibeybe ve hükümetini kademeli olarak zayıflatmaya devam etmek ve hükümetin meşruiyetini ortadan kaldırmak’ olduğunu düşünüyor. Bunun da girişimdeki temel aktörlerden birinin devre dışı bırakılması anlamına geleceğine dikkat çeken Abdali, yakıt ve elektrik krizinin devam etmesi, dolar kurunun yükselmesi ve özellikle bu olaylarla eş zamanlı olarak Merkez Bankası Başkanı’nın istifa etmesinin ardından halkın UBH’ye yönelik öfkesinin arttığını belirtti.

Libya, yıllardır iki hükümet arasındaki bölünmüşlüğü yaşıyor. Bunlardan ilki UBH olurken, diğeri ise parlamentonun görevlendirdiği ve Usame Hammad’ın başkanlığını yaptığı, ülkenin doğusu ile güneyin bazı bölgelerini yöneten ve LUO’nun desteğini alan hükümet.

Buna karşılık Libya Güvenlik Araştırmaları Merkezi Direktörü Eşref Abdullah, eş zamanlı yaşanmış olsalar da ‘farklı olaylar arasında fiili bir bağlantı bulunmadığını’ savunuyor. Abdullah, gelişmelerin ‘ülkede güvenliği sağlayacak birleşik bir hükümet ile birleşik askeri kurumların oluşturulması açısından ideal çözüm’ olarak görülen ABD girişiminin hızlandırılmasına yol açmasını bekliyor.

Abdullah, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Zaviye’deki gerilimlerin ‘silahlı grupların kaçakçılıktan elde edilen gelirler üzerindeki rekabeti nedeniyle’ artık olağan hale geldiğini belirtti. Son iki yılda 23 silahlı çatışmanın kayda geçtiğini ifade eden Abdullah, bu kez tehlikeli gelişmenin İHA’ların çatışma sahasına dahil olması ve enerji ile elektrik tesislerini hedef almak üzere kullanılması olduğunu söyledi.

Abdullah, Boulos’un, ‘mevcut karışıklıkların, girişiminden dışlanmayı reddeden tarafların verdiği mesajlar olduğu, seçtiği aktörlerin yeterli olmadığı ve bu nedenle girişimi değiştirmesi ya da müzakerelerin tamamını ertelemesi gerektiği’ yönündeki mesajlara itibar etmesini beklemediğini belirtti.

Boulos ise daha önce Zaviye ve Bingazi’deki şiddet olaylarından duyduğu endişeyi dile getirerek, tekrarlanan bu saldırıların, halka güvenlik ve koruma sağlayabilecek birleşik ve profesyonel askeri kurumlara duyulan ihtiyacı bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etmişti.

LUO Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter (AFP)
LUO Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter (AFP)

Libyalı siyasi aktivist Hüsam el-Kamati ise girişime ilişkin görüşmelerin kısa süre içinde yeniden başlamasını bekliyor. Kamati, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın son dönemde Trablus ve Bingazi’ye gerçekleştirdiği ziyaretin, Libya’daki tarafların girişime ilişkin tutumlarını harekete geçirme çabası çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini” söyledi. Kamati’ye göre son dönemde yaşanan güvenlik sorunları, ‘girişimin başıboş silahlı grupların faaliyetlerine son vermeyi hedeflediği’ fikrinin öne çıkarılması yoluyla anlaşmanın önünü açacak bir katalizöre dönüşebilir.

Zaviye ve Trablus’ta yaşanan gelişmeler nedeniyle Dibeybe’nin müzakerelerdeki konumunun zayıflayabileceği yönündeki değerlendirmelere katılan Kamati, buna karşın Mansuri gibi üst düzey bir ismin öldürülmesinin daha ağır bir darbe olduğunu belirtti. Kamati, bunun, 10 yılı aşkın süredir öne çıkarılan doğu bölgesindeki istikrar varsayımını sarstığını ifade etti. Ayrıca ‘girişimin hem Trablus hem de Bingazi’de durumun istikrara kavuşmasına dayandığını’ vurguladı.

Libyalı siyasi analist Muhammed Mahfuz ise farklı bir değerlendirme yaptı. Mahfuz, “Girişim, etkin güçler arasında iktidarın paylaşımı ve seçim yasaları konusunda anlaşmazlıkların sürmesi nedeniyle zaten ciddi bir tıkanma sürecinden geçiyor” dedi.

Mahfuz, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Son dönemdeki gerilimler, devleti ekonomi, siyaset ve güvenlik açısından yönetmekte başarısız olan yönetimlere yeniden meşruiyet ve iktidar için bir fırsat verilmesinin mümkün olmadığını savunanların sesini güçlendirdi” ifadesini kullandı. Mahfuz, girişimin ‘mevcut ittifakları, özellikle de ülkenin batısındaki ittifakları zayıflattığını’ belirterek, “Her taraf, hükümetin tutumundan bağımsız olarak kendi çıkarlarının peşine düşmeye başladı. Zira hükümet, kendisine bağlı herhangi bir silahlı oluşum için açık güvenceler olmaksızın müzakereleri tek başına yürütüyor. Bu nedenle herkes kendi başına hareket etmeye başladı. Bunun en açık örneği de Zaviye’de son dönemde yaşanan olaylarda görüldü” değerlendirmesinde bulundu.


Lübnan: Ensar'a düzenlenen şiddetli İsrail saldırılarında 7 ölü ve 3 yaralı olurken, Ali Tahir bölgesi fosfor bombalarıyla vuruldu

Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye bölgesinden çekilen fotoğrafta, Ali Tahir bölgesindeki tepeleri hedef alan İsrail hava saldırılarının ardından yükselen duman, (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye bölgesinden çekilen fotoğrafta, Ali Tahir bölgesindeki tepeleri hedef alan İsrail hava saldırılarının ardından yükselen duman, (AFP)
TT

Lübnan: Ensar'a düzenlenen şiddetli İsrail saldırılarında 7 ölü ve 3 yaralı olurken, Ali Tahir bölgesi fosfor bombalarıyla vuruldu

Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye bölgesinden çekilen fotoğrafta, Ali Tahir bölgesindeki tepeleri hedef alan İsrail hava saldırılarının ardından yükselen duman, (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye bölgesinden çekilen fotoğrafta, Ali Tahir bölgesindeki tepeleri hedef alan İsrail hava saldırılarının ardından yükselen duman, (AFP)

İsrail savaş uçakları bugün sabaha karşı Lübnan'ın güneyindeki Ali Tahir tepelerini fosfor bombaları kullanarak hava saldırıları ve topçu atışlarıyla hedef aldı.

Şarku’l Avsat’ın Ulusal Haber Ajansı NNA’dan aktardığına göre, İsrail savaş uçakları sabaha karşı gerilim bölgesinden kilometrelerce uzakta bulunan Nebatiye ilçesindeki Ensar beldesinde bir sivil evi vurdu. Saldırı sonucunda ev tamamen yıkılırken, 7 kişi hayatını kaybetti, 3 kişi de yaralandı.

Olayın ardından ambulanslar ve sivil savunma ekipleri hızla hedef bölgeye sevk edilerek enkaz altında kalanları çıkarma çalışmaları başlatıldı; kurtarma faaliyetleri halen devam ediyor.

İsrail savaş uçakları ayrıca Lübnan’ın güneyindeki Nebatiye el-Fevka beldesinin çevresine saldırı düzenleyerek, eski Sabah Lisesi’nin arkasında bulunan bir evi hedef aldı.

Topçu atışları İklim el-Tuffah bölgesindeki Cebel el-Rafi tepelerini ve Nebatiye bölgesindeki Debşe dağlarını da vurdu.

Öte yandan İsrail ordusu Bint Cubeyl'deki bazı evleri havaya uçururken, güney Lübnan'daki Kinin- Saf el-Hava yolunu da makineli silahlarla hedef alındığı bildirildi.


BAE’den açıklama: ADNOC, gemilerinden biri Hürmüz Boğazı'nda saldırıya uğradı

Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi (ADNOC) binası (ADNOC web sitesi)
Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi (ADNOC) binası (ADNOC web sitesi)
TT

BAE’den açıklama: ADNOC, gemilerinden biri Hürmüz Boğazı'nda saldırıya uğradı

Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi (ADNOC) binası (ADNOC web sitesi)
Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi (ADNOC) binası (ADNOC web sitesi)

Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi (ADNOC), gemilerinden birinin dün Hürmüz Boğazı'ndan geçişi sırasında saldırıya uğradığını açıkladı.

ADNOC, olayda herhangi bir yaralanma bildirilmediğini ve durumun şu anda kontrol altında olduğunu açıkladı. Daha önce de şirkete ait iki geminin perşembe akşamı Hürmüz Boğazı'ndan geçerken saldırıya uğradığı, ancak olaylarda yaralanan olmadığı bildirilmişti.

Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanlığı ise söz konusu saldırıyı şiddetle kınayarak reddettiğini belirtti. Bakanlık, bu eylemin deniz serbestliğini vurgulayan ve ticari gemilerin hedef alınmasını ya da uluslararası deniz geçiş yollarının engellenmesini reddeden Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2817 sayılı kararının açık bir ihlali olduğunu vurguladı.