Gazze'nin kanı ile İsrail'in silahları Uluslararası Adalet Divanı'nın masasında

Dava, İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki savaşı sırasında soykırım işlediğini iddia ediyor

Güney Afrika, İsrail'i imzaladığı "Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi" yükümlülüklerini ihlal etmekle suçladı (AFP)
Güney Afrika, İsrail'i imzaladığı "Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi" yükümlülüklerini ihlal etmekle suçladı (AFP)
TT

Gazze'nin kanı ile İsrail'in silahları Uluslararası Adalet Divanı'nın masasında

Güney Afrika, İsrail'i imzaladığı "Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi" yükümlülüklerini ihlal etmekle suçladı (AFP)
Güney Afrika, İsrail'i imzaladığı "Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi" yükümlülüklerini ihlal etmekle suçladı (AFP)

Birkaç gün içinde İsrail, Güney Afrika Cumhuriyeti'nin açtığı bir dava nedeniyle Uluslararası Adalet Divanı'nda kendisini savunacak.

Dava, İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki savaşı sırasında soykırım işlediğini iddia ediyor.

Bu durum, İsrail'in Uluslararası Adalet Divanı'nda yargılanacağı ve Tel Aviv'in bir uluslararası yargı organı karşısında duruşmaya çıkacağı ilk olay.

Daha önce İsrail, bu tür mahkemelerin yetkisini, özellikle de Uluslararası Ceza Mahkemesi'ni tanımıyordu.

Güney Afrika'nın hazırladığı 84 sayfalık belgede İsrail, imzaladığı "Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi" yükümlülüklerini ihlal etmekle suçlanıyor.

İsrail'e yöneltilen iki ana iddiadan ilki, ordunun soykırımı oluşturan eylemler gerçekleştirdiği; ikincisi ise, Tel Aviv yönetiminin bu soykırımı teşvik eden açıklamalar yaptığı.

Belge, İsrail Ordusu'nun soykırım eylemleri gerçekleştirdiğini, anormal ölü sayıları, zorla yerinden edilme, yiyecekten mahrum bırakma, doğum kısıtlamaları ve Filistin kültür hayatına yönelik saldırılar gibi detaylarla destekliyor.

Soykırım çağrıları yapan açıklamalar bağlamında ise, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un Gazze'deki sivillerle militanlar arasında ayrım yapmadıklarını belirten konuşmaları ve Başbakan Binyamin Netanyahu'nun "Kötülüğü kökünden kazıyıp bölge ve dünya için iyilik sağlayacağız" şeklindeki sözleri dava dosyasında yer alıyor.

Ayrıca, Savunma Bakanı Yoav Gallant'ın "Gazze'ye tam bir abluka uyguluyoruz. Elektrik, yiyecek, su, yakıt yok, her şey kapalı. İnsan şeklindeki hayvanlarla savaşıyoruz ve buna göre hareket ediyoruz" şeklindeki açıklaması ve askerlere Gazze'deki her şeyi yok etme ve tüm kısıtlamalardan kurtulma talimatı verdiği belirtiliyor.

Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in "Açık olalım, Hamas'ın yok edilmesi gerektiğini' söylediğimizde, onlarla birlikte yaşayanların da hepsi teröristtir ve onların da yok edilmesi gerekir" ifadesi ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in "Son 50 yılda görülmemiş bir darbe indirip Gazze'yi devirmeliyiz" sözleri de iddialar arasında.

Uluslararası Adalet Divanı, İsrail'in soykırım işlediğini kanıtlamak için soykırım niyetini ve bu niyeti destekleyen saha eylemlerini göstermek zorunda.

Uluslararası hukuk uzmanı Salah Abdulati, Güney Afrika'nın davasında üst düzey İsrailli yetkililerin açıklamalarıyla niyetin kanıtlandığını ve sahada ordunun soykırım eylemleri gerçekleştirdiğini açıkça gösterdiğini söylüyor.

Abdulati, "Bu kanıtlar ve belgeler, soykırımın iddialarının geçerliliğini açıkça ortaya koyuyor. Ancak İsrail yetkilileri aşırı açıklamalarını kolayca reddedilebilir" dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Eli Cohen, Güney Afrika'nın girişimini "iftira" olarak nitelendirerek, "Biz bunu 'temelsiz suçlama' olarak adlandırıyoruz çünkü bu durum, devletimizi yok etmeye çağıran 'Hamas' hareketiyle işbirliği yapılmasını içeriyor. Bu iddialar hukuki açıdan temelsiz" diye konuştu.

İbranice yayımlanan Haaretz gazetesinin haberine göre, İsrail'in güvenlik kurumları ve savcılığı, Uluslararası Adalet Divanı'nın İsrail'i Gazze'de soykırım suçlamasıyla itham etme olasılığına karşı, hakimlerin kararına karşı hazırlık yapması gerektiğini düşünüyor.

Uluslararası Adalet Divanı'na karşı duruş

İsrail'in Uluslararası Adalet Divanı'nda duruşmaya çıkmama kararı alması mümkün değil.

Bu kurum, Birleşmiş Milletler'in bir soruşturma komisyonu veya Uluslararası Ceza Mahkemesi değil, İsrail'in de katıldığı bir anlaşmadan güç alan Uluslararası Adalet Divanı'dır.

Dava, İsrail'in 1950'de imzaladığı Soykırımı Önleme Sözleşmesi'ne dayanıyor ve savunma avukatlarının hakimler karşısında hazır bulunmaları, sözleşmenin ilke ve kurallarının uygulanması gerekliliğini ifade ediyor.

İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Tzachi Hanegbi, "İsrail, onlarca yıldır Soykırımı Önleme Sözleşmesi'nin bir tarafı ve kesinlikle Uluslararası Adalet Divanı'ndaki tartışmayı boykot etmeyeceğiz. Katılacağız ve saçma talebi reddedeceğiz" dedi.

Ayrıca, İsrail'in Uluslararası Adalet Divanı'na karşı duruşunun tek nedeni olmadığını belirten Hanegbi, sözlerine şunları ekledi:

Güney Afrika'nın iddialarını çürüteceğiz ve mahkemeyi davanın reddedilmesi yönünde ikna etmeye çalışacağız.

İlk duruşma 11 ve 12 Ocak tarihlerinde yapılacak

Uluslararası Adalet Divanı, İsrail'in Gazze'deki savaşta soykırım suçlamasıyla yargılanmasına ilişkin ilk duruşmayı 11 ve 12 Ocak tarihlerinde yapacak.

İlk gün, Güney Afrika'nın avukatları Lahey, Hollanda yerel saatine göre sabah 10:00'dan öğlen 12.00'ye kadar (GMT 9.00'dan 11.00'e) sözlü savunmalarını sunacaklar. İsrail ise ertesi gün aynı saatlerde kendi sözlü savunmasını yapacak.

Kararın niteliği

Gözlemcilerin tahminlerine göre, Uluslararası Adalet Divanı'nın bu davada İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarını durdurma kararı çıkarması bekleniyor.

Mahkeme, oturumların ardından acil işlemler için genellikle iki hafta içinde karar veriyor.

Uluslararası Adalet Divanı'nın kararları nihai ve hiçbir tarafın karara itiraz etme hakkı yok.

Ancak, bu kararların uygulanması konusunda yetkisi bulunmuyor.

Diğer bir yol olarak, dosyayı uygulama için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne sevk edebilir.

İsrail Hayfa Üniversitesi'nden uluslararası hukuk uzmanı Şeli Aviv Yini, "Eğer Uluslararası Adalet Divanı bu davada geçici bir karar verirse, bu, İsrail'e savaşı durdurma konusunda kesin bir emir vermiş olur" dedi.

Yivi, sözlerini şöyle sürdürdü:

Eğer İsrail, Uluslararası Adalet Divanı'nın kararına uymazsa, dosya Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne gönderilir ve o zaman İsrail'in dost ülkelerinin böyle bir karara karşı veto hakkını kullanması çok zor olur.

Doğacak sonuçlar

"İsrail'in Uluslararası Adalet Divanı'na çıkması, ordunun Gazze'de soykırım işlediği algısını güçlendirir" diyen Abdülati, "Bu, İsrail'in diplomatik izolasyonuna, boykot edilmesine veya yaptırımlar uygulanmasına yol açabilir" diye belirtti.

Hukuk uzmanı Abdülati, sözlerini şöyle tamamladı:

Güney Afrika'nın şikayetini hafife almak doğru değil. Uluslararası Adalet Divanı, uluslararası hukukun şekillenmesinde büyük bir etkiye sahiptir ve kararları uluslararası toplumun algılarını etkiler. Bu dava, Gazze'ye karşı savaşta oyunun kurallarını değiştirebilir.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.