Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey örgütü HDK’den önce davrandı

Güçler Dilling şehrine girdi ve Burhan güçleri buna göz yumdu

Geçen ayın sonlarında El-Kadarif vilayetine göçen Sudanlı çocuklar (AFP)
Geçen ayın sonlarında El-Kadarif vilayetine göçen Sudanlı çocuklar (AFP)
TT

Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey örgütü HDK’den önce davrandı

Geçen ayın sonlarında El-Kadarif vilayetine göçen Sudanlı çocuklar (AFP)
Geçen ayın sonlarında El-Kadarif vilayetine göçen Sudanlı çocuklar (AFP)

Dikkat çekici bir gelişme ile, Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey’e (Abdulaziz el-Hılu liderliğindeki) bağlı Halk Ordusu güçleri, Güney Kordofan vilayetinin Dilling kentine girerek burada konuşlandı. Yerel medyaya göre kent sakinleri askerleri sıcak bir şekilde karşılarken, kentte bulunan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’a bağlı Sudan ordu gücü, Halk Ordusu güçlerinin girişine göz yumdu. Bu, Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) vilayetin Hebila tarım alanına (Dilling’in doğusu) girip burayı tahrip etmesinden sonra gerçekleşti.

Halk Ordusu güçlerinin, ordunun hiçbir itirazı olmadan Dilling şehrine girmesi, Güney Kordofan’daki ittifaklarda bir değişiklik olduğunu gösteriyor. Nitekim ‘Abdulaziz el-Hılu güçleri’ olarak da anılan bu güçler, Sudan ordusuyla uzun bir savaşa girmiş ve hükümetle barış anlaşması yapmayı reddetmişti. Müstahkem dağlık Kauda bölgesinde (Güney Kordofan) ayrılıkçı bir merkez kuran bu güçler burada bir hükümeti yönetiyor ve nüfuz alanını ‘kurtarılmış bölge’ olarak adlandırıyor.

Halk Ordusu üyeleri Dilling şehrine varmadan önce HDK, Hebila’nın stratejik tarım alanının kontrolünü ele geçirmişti ve ülkenin resmi ordusunun güçlerini içeren Dilling’e ilerlemesi bekleniyordu. Ancak Halk Ordusu, HDK’den önce davranıp şehre geldi.

Sudan Halk Kurtuluş Hareketi, Sudan-Güney Sudan iç savaşında, John Garang liderliğindeki güneyi destekleyen Sudanlılar tarafından kuruldu. Güney Sudan’ın ayrılmasının ardından 9. ve 10. tümenler Sudan’da kaldı ve 2011 yılında Sudan ordusuyla yeni bir savaşa girdiler. Savaş sonucunda müstahkem dağlık Kauda bölgesinin kontrolünü ele geçirdiler, ayrılıkçı bir hükümet kurdular ve nüfuz alanlarına ‘kurtarılmış bölge’ adını verdi.

Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey ile Sudan ordusu arasındaki savaş, 2019 yılında eski Devlet Başkanı Ömer el-Beşir’in liderliğindeki İslamcı rejimin yıkılmasına kadar devam etti. Savaştan sonra hareket, kendisinden ayrılan mevcut Geçiş Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Malik Akar liderliğindeki grup gibi hükümetle bir barış anlaşması imzalamadı. Akar liderliğindeki grup geçiş hükümetiyle 2020 yılında Sudan barışı için Cuba Anlaşması’nı imzalamıştı.

Yerel raporların aktardığına göre ismi açıklanmayan askeri kaynaklar “Halk Ordusu güçleri kentte konuşlanırken ordunun, Dilling’de bir tugay komutanını HDK ile iş birliği yaptığı ve vilayetin Hebila tarım bölgesinin düşmesine neden olduğu şüphesiyle gözaltına aldığını” söylediler.

Sosyal medya platformlarındaki hesaplar, Dilling’deki yerel sakinlerin öfkelerini gösteren ve bölgedeki askeri liderliği ünlü Hebila tarım alanını HDK’ye bırakmakla suçlayan videoları ve konuşmaları aktardı.

Ayrıca Sudanlı bir subayın askerleri “fitneden kaçınmaya ve ordunun milliyetçiliğine bağlı kalmaya” çağırdığı ve “başlarına gelebilecek ihanetlerden kaçınmak için çok sayıda askerin kışladan ayrılmasını” kınadığı bir video da dolaşıma girdi.

Bu arada Sudan’ın El-Kadarif vilayetinin valisi Muhammed Abdurrahman Mahcub dün yaptığı açıklamada, HDK’nin ilerleyişini engellemek için vilayetteki tüm vatandaşların silahlanacağını duyurdu. Sudan Haber Ajansı’na göre, vali aynı zamanda silahlı kuvvetleri desteklemek için toplanan vatandaşlara “topraklarını ve şereflerini korumak ve son askere kadar savaşmak için silahlarını ve özel, kayıtlı ve kayıtsız dört tekerlekten çekişli araçlarını çıkarmaları” çağrısında bulundu.

Mahcub, HDK ve onu destekleyen taraflarla herhangi bir müzakere yapılmayacağını vurguladı ve “tüm mahallelere güvenlik hücreleri konuşlandırarak, gizlenen ve iftiracı paralı askerlere karşı teyakkuzda olunması” çağrısında bulundu.

Öte yandan, Sudan Dışişleri Bakanlığı, ülkede ateşkese ulaşılmasının ve HDK ile kapsamlı bir barış sürecine girilmesinin, HDK’nin “şehirlerden çekilmesi ve El-Cezire vilayetini boşaltması” da dahil olmak üzere Cidde Bildirgesi’ndeki insani yükümlülükleri ve sorumlulukları yerine getirmesine bağlı olduğunu vurguladı.

Sudan Dışişleri Bakanlığı, HDK Komutanı Muhammed Hamdan Daklu’nun (Hamideti) gerçekleştirdiği Afrika turuna sert eleştiriler yönelterek bunu, “milisleri yeniden pazarlamaya çalışmayı” amaçlayan “aldatıcı bir propaganda kampanyası” olarak değerlendirdi.

Dışişleri Bakanlığı’nın Şarku’l Avsat’ın edindiği dünkü açıklamasında “Hamideti’nin Afrika ve dışına yaptığı tur, terörist milislerin liderliğini yeniden pazarlamaya yönelik aldatıcı bir propaganda kampanyasıdır” ifadeleri kullanılarak HDK “Ruanda soykırımından bu yana kıtadaki en kötü uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları hukuku ihlallerinin sorumlusu” olarak nitelendirildi.

HDK ile Sivil Demokratik Güçler Koordinasyonu (Tekaddum) arasında imzalanan Addis Ababa Bildirgesi’ne de değinilen açıklamada “Hamideti’nin bu anlaşmayla ateşkes yapmaya hazır olduğu duyurusu, aslında kendisini destekleyen Sudanlı siyasi bir grupla geldi” ifadelerine yer verildi.

Dışişleri Bakanlığı, hükümetin barışın sağlanmasına yönelik kararlılığını yineledi. Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, geçen cumartesi Sudan’ın doğusundaki Cebeyit bölgesinde yaptığı konuşmada HDK ile “uzlaşma veya anlaşmayı her şekilde” reddetmişti. Burhan, kesin bir dille, “Ordunun işi sahadakilerle olacak ve düşmanı yok edip işini bitirene ya da kendisi bitene kadar savaşmaya devam edecek” demişti.



Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.


Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
TT

Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)

Hamas'ın yurt dışı siyasi bürosunun başkanı Halid Meşal, hareketin silahlarından vazgeçmeyi ve Gazze Şeridi'nde "yabancı yönetimi" kabul etmeyi reddettiğini teyit etti.

Meşal, dün 17. Doha Forumu'nda yaptığı konuşmada, "direnişi, direniş silahlarını ve direnişi gerçekleştirenleri suçlu ilan etmenin" kabul edilemez bir şey olduğunu ifade etti. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Meşal konuşmasına şöyle devam etti: "İşgal olduğu sürece direniş de vardır. Direniş, işgal altındaki halkların hakkıdır ve uluslararası hukukun, ilahi yasaların, ulusların hafızasının bir parçasıdır ve uluslar bununla gurur duyarlar."

Meşal, ABD Başkanı Donald Trump başkanlığındaki “Barış Konseyi”ne, Gazze Şeridi'nin yeniden inşasına ve yaklaşık 2,2 milyon sakinine yardım ulaştırılmasına olanak sağlayacak “dengeli bir yaklaşım” benimsemesi çağrısında bulundu.

Fetih ise İsrail'i, Gazze'yi yönetmekle görevli ulusal komitenin Şeride girişini engellemeye devam etmekle suçladı ve bunu, İsrail'in ateşkes anlaşmasının bir sonraki aşamasını uygulamaya geçmeyi reddetmesi olarak değerlendirdi.