Biden, Güney Carolina'da siyahilerin oylarına güveniyor

Demokrat eyalet ön seçimleri, popülaritesinin ilk sınavı

Biden pazartesi günü Charleston'daki bir kilisede konuşma yaptı (Reuters)
Biden pazartesi günü Charleston'daki bir kilisede konuşma yaptı (Reuters)
TT

Biden, Güney Carolina'da siyahilerin oylarına güveniyor

Biden pazartesi günü Charleston'daki bir kilisede konuşma yaptı (Reuters)
Biden pazartesi günü Charleston'daki bir kilisede konuşma yaptı (Reuters)

ABD Başkanı Joe Biden'ın Güney Carolina eyaletinde Emanuel Ame Kilisesi'nde yaptığı konuşma "Filistin'de ateşkes" çağrılarıyla bölündü. Slogan atanlar kiliseden çıkarılırken, kilisede kalan kalabalık bu yıl yapılacak başkanlık seçimlerine gönderme yaparak, "Dört yıl daha!" sloganı atarak Biden'a destek oldu. Biden, can kayıplarını ve İsrail'in Gazze'deki varlığını azaltmak için İsrail hükümeti ile birlikte çalıştığını ifade etti.

Daha önce hazırlanan konuşmayı okuyan Biden,  Eski Başkan Donald Trump'ın Amerikan demokrasisine yönelik temsil ettiği tehlikelere dikkati çekti. Biden, Cumhuriyetçi rakibini "kaybeden" olarak tanımlayarak yaklaşan seçimlerde demokratik değerlere yönelik tehlikelere karşı uyarıda bulundu.

Gelecek 4 yıl için yeniden seçilmek isteyen Biden, 3 yıl önce 6 Ocak'ta Trump'ın teşvikiyle Capitol binasına düzenlenen saldırıyı hatırlattı. Charleston kilisesinde büyük bir Demokrat kalabalığa, tarihin silinmesine ve Amerika'nın saldırı altında olduğu gerçeklerinin gizlenmesine izin vermeyeceğini, özgürlük ve demokrasinin saldırı altında olduğunu belirten Biden "Gerçek, yalanları ortaya çıkaracak" dedi.

FOTO: Biden pazartesi günü Charleston'daki bir kilisede konuşma yaptı (Reuters)
 Biden pazartesi günü Charleston'daki bir kilisede konuşma yaptı (Reuters)

Biden, İç Savaş dönemini ve mağlup Konfederasyonların yenilgiyi kabul etmeyi reddetmesi ile eski başkanın 2020 seçim sonuçlarını reddetmedeki konumunu karşılaştırmaya çalıştı ve "kaybı tersine çevirmeye çalışanları" eleştirdi.

Siyah Amerikalıların oyları

Biden, 2020 seçimlerinde Demokrat Parti ön seçimlerinde zirveye çıkmasına yardımcı olan eyaletteki siyah seçmenlerin oylarına güveniyor.

FOTO: Biden pazartesi günü Charleston'daki bazı yerel siyah liderler arasında (AFP)
Biden pazartesi günü Charleston'daki bazı yerel siyah liderler arasında (AFP)

Güney Carolina eyaleti ön seçimlerini 3 Şubat'ta yapacak ve Biden için başka bir rakip Demokrat aday yok, ancak kamuoyu yoklamalarında birçok siyah seçmen ve genç Demokratlar arasındaki popülaritesinin azalması, ilk gerçek seçim sınavının ve ikinci dönem için yeniden seçilmeye çalışmanın kendisi için ne kadar zor olduğunu gösterecek.

Biden, önemli ölçüde azalan siyahi desteği yeniden canlandırmak amacıyla konuşmasını yapmak için 2015 yılında çok sayıda siyahi Amerikalının katledildiği Charleston Kilisesi'ni seçti ve bu kilisenin seçilmesi silahlı şiddete, aşırılığa ve ırkçılığa karşı olumsuz bir uyarı haline geldi. 9 yıl önce Biden, beyaz ırk üstünlüğünü savunan bir kişinin kilisenin cemaat üyelerinden 9'unu öldürmesinin ardından kiliseyi ziyaret etmişti ve bu, Biden ailesinin oğlu "Beau"nun ölümünün yasını tutmasıyla aynı zamana denk gelmişti. Kendi acısının yasını tutarken 2020 seçim kampanyasıyla Güney Carolina eyaletinden güçlü bir destek alarak siyahların oylarını yüzde 87 oranında kazandı. Trump’ı destekleyen siyahilerin oyları yüzde 12 oldu.

Korkutma stratejisi

Biden, 2024 seçim yarışına giderken Trump'ın yeniden iktidara gelmesi korkusu politikasına güveniyor. Geçtiğimiz cuma günü Pensilvanya Valley Forge'da yaptığı hararetli bir konuşmada seçmenleri ABD'de demokrasinin geleceğinin yeniden seçilmesine bağlı olduğuna ikna etmeye çalıştı.

FOTO: Biden, pazartesi günü Charleston kilisesinde konuşmasını bitirdikten sonra (AFP)
Biden, pazartesi günü Charleston kilisesinde konuşmasını bitirdikten sonra (AFP)

Biden'ın seçim kampanyasını yürüten yetkililer, yönetimin siyahlar arasındaki işsizlik oranlarını düşürme ve ilaç maliyetlerini düşürme konusundaki başarılarına dikkat çekiyorlar. Yetkililer, özellikle insülin ve tarihsel olarak siyahi kolej ve üniversitelere verilen destek ile bu başarıların daha fazlasını vaat ederken siyahi seçmenleri Trump'ın iktidara gelmesi durumunda siyah Amerikalıların hayatlarının kötüleşeceği ile korkutuyorlar.

Uzmanlar, Biden'ın siyahi seçmenler arasındaki popülaritesinin azalmasının, onların oy kullanmaya gitmeyecekleri yönünde birçok kaygıyı gündeme getirdiğini ve Biden yönetiminin politikalarına olan öfkelerini ifade etmek amacıyla önümüzdeki kasım ayında oy kullanmaya gitmeyeceklerini söylüyorlar.

Trump'ın, özellikle Wisconsin, Michigan, Pensilvanya, Georgia ve Kuzey Carolina eyaletleri gibi güçlü rekabete sahne olan kırsal bölgelerdeki beyaz seçmenleri harekete geçirme konusundaki güçlü yeteneğinin aksine, Biden'ın beyaz oy kaybını daha demokratik oylarla telafi etmeye ihtiyaç duyuyor. Siyahilerin, İspanyolların ve azınlıkların oyları büyük oranda  Milwaukee, Wisconsin; Detroit, Michigan; Pittsburgh ve Philadelphia, Pennsylvania; Atlanta, Georgia ve Charlotte, Kuzey Carolina gibi yerlerde toplanıyor.



Ehud Barak: Epstein ile görüştüğüm için pişmanım... Durumu değerlendirirken daha dikkatli olmalıydım

Ehud Barak (AFP)
Ehud Barak (AFP)
TT

Ehud Barak: Epstein ile görüştüğüm için pişmanım... Durumu değerlendirirken daha dikkatli olmalıydım

Ehud Barak (AFP)
Ehud Barak (AFP)

İsrail’in eski Başbakanı Ehud Barak, ABD’li iş insanı Jeffrey Epstein ile ilk cinsel suç mahkûmiyetinin ardından da yakın ilişkisini sürdürmüş olmaktan pişmanlık duyduğunu açıkladı. Bu ilişkinin, Epstein hakkında 2019’da başlatılan daha kapsamlı soruşturmadan önce devam ettiği belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın The Times of Israel’den aktardığına göre Barak, dün akşam yayımlanan röportajında herhangi bir yasa dışı faaliyete katıldığı yönündeki iddiaları reddetti.

Röportajda Barak’a, ABD ziyaretleri sırasında Epstein’a ait bir dairede birkaç kez konakladığının ortaya çıkması ve geçen hafta yayımlanan ‘Epstein dosyaları’ olarak anılan belgelerde, Filistinli nüfus artışının Rus göçmenlerle dengelenmesi fikrine ilişkin yorumlarının yer aldığı bir kayda dair sorular yöneltildi.

Barak, tüm eylemlerinin sorumluluğunu üstlendiğini belirterek, “Daha temkinli ve daha dikkatli olmam gerekip gerekmediği konusunda elbette soru işaretleri var” dedi ve Epstein’ın davranışlarına ilişkin daha fazla bilgi talep ettiğini ifade etti. “2003’te onunla tanıştığım andan pişmanım” diyen Barak, “Onu tanıdığım 15 yıl boyunca hiçbir makul olmayan ya da mantık dışı davranışına tanık olmadım. Bu tür suçlarından 2019’a kadar haberdar değildim; muhtemelen siz de değildiniz” ifadelerini kullandı.

rv
Jeffrey Epstein (Reuters)

Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, 2016 yılında Jeffrey Epstein’a ait Manhattan’daki eve boynunu kısmen kapatan bir atkıyla girerken çekilen fotoğrafı hakkında yöneltilen soruya, soğuktan korunmak için kalın kıyafetler giydiğini söyledi. Aynı gün binadan yüzü açık şekilde çıkarken de görüntülendiğini belirten Barak, herhangi bir şeyi gizlemeye çalışmadığının açık olduğunu ifade etti.

Barak, 2015-2019 yılları arasında eşiyle birlikte Epstein’a ait bir dairede birçok kez konaklamasıyla ilgili soruya ise New York ziyaretlerinde eşyalarını bırakabildiği için bunun kendisi açısından pratik olduğunu dile getirdi. Bir kişinin tanıdığı birine ait dairede kalmasının ‘herkesin hakkı’ olduğunu savunan Barak, bunda yasa dışı bir durum bulunmadığını kaydetti. Söz konusu dönemde başbakanlık görevinde olmadığını da vurguladı.

Yakın zamanda gizliliği kaldırılan ve 2014 yılına ait bir ses kaydında, Epstein ile konuşmasında Rusya’dan İsrail’e ‘çok sayıda genç, güzel, uzun boylu ve zayıf kızın’ geleceğini söylediği yönündeki ifadeler de Barak’a soruldu.

Kayıtta, Rus göçünün Filistinlilerin nüfus artışını sınırlamaya katkı sağlayabileceğini Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e ilettiğini belirttiği aktarılan Barak, bu sözlerinde ‘yerinde olmayan ve mantık dışı çağrışımlar içeren ifadeler’ kullandığını kabul etti. İzleyicilere, özel konuşmalarında benzer bir dil kullanıp kullanmadıklarını kendilerine sormalarını istedi.

Röportajı yapan sunucunun kendisine ‘sıradan bir kişi olmadığını’ hatırlatması üzerine Barak, “Yüz yüze konuşmalarda sıradan olmayan insanlar da biraz farklı konuşur” diyerek sözlerini savundu.

Barak, 1999-2001 yılları arasında İsrail Başbakanı, 2007-2013 döneminde ise Savunma Bakanı olarak görev yaptı. 2014 yılına ait ses kaydının, özel sektöre geçiş hazırlığı yaptığı bir dönemde kaydedildiği anlaşılıyor. Barak, Kanal 12’ye yaptığı açıklamada, önümüzdeki haftalarda Epstein ile ilişkilerine dair yeni materyallerin yayımlanabileceğini kabul etti.

Barak, “Önümüzdeki haftalarda bu konuyla bağlantılı daha birçok unsurun ortaya çıkması mantıklı; çünkü 15 yıl boyunca kendisiyle hem iş hem de sosyal ilişkim vardı” dedi. Ancak kamuoyuna yansıyacak herhangi bir bilginin ‘uygunsuz’ olmayacağını vurguladı.

Haberde, Epstein’ın küresel ölçekte etkili isimlerden oluşan geniş bir ilişki ağına sahip olduğu, Barak ile ilişkilerinin yıllardır bilindiği ve Barak’ın herhangi bir suç işlediğine dair kanıt bulunmadığı belirtildi. Epstein dosyalarında, aralarında eski ABD Başkanı Bill Clinton ve ABD Başkanı Donald Trump’ın da bulunduğu başka dünya liderlerinin isimlerinin geçtiği ifade edildi.

Epstein, 2008 yılında bir çocuğun fuhşa zorlanması suçunu kabul etmiş ve 18 aylık cezasının 13 ayını cezaevinde geçirmişti. 2019 yılında ise reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve insan kaçakçılığı suçlamalarıyla yargılanmayı beklerken cezaevinde intihar etmişti.


İsrail, ABD’ye bağımlılığını azaltma peşinde: Yeni bir döneme geçiliyor

ABD'de eylemciler, İsrail'e askeri yardımların durdurulması için Beyaz Saray önünde geçen yıl protesto düzenlemişti (AP)
ABD'de eylemciler, İsrail'e askeri yardımların durdurulması için Beyaz Saray önünde geçen yıl protesto düzenlemişti (AP)
TT

İsrail, ABD’ye bağımlılığını azaltma peşinde: Yeni bir döneme geçiliyor

ABD'de eylemciler, İsrail'e askeri yardımların durdurulması için Beyaz Saray önünde geçen yıl protesto düzenlemişti (AP)
ABD'de eylemciler, İsrail'e askeri yardımların durdurulması için Beyaz Saray önünde geçen yıl protesto düzenlemişti (AP)

Özellikle Gazze savaşında ABD’den büyük destek alan İsrail, Washington’a bağımlılığını azaltmak istiyor.

Times of Israel’in analizine göre, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun “azami bağımsızlık” vurgusuyla gündeme gelen bu yönelim, İsrail - ABD ilişkilerinde yeni bir döneme geçilebileceğinin işareti. 

Diğer yandan uzmanlar, böyle bir hamlenin bölgesel dengeler açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor. 

Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki Aksa Tufanı operasyonuyla başlayan Gazze Savaşı’nda Washington yönetimi, Tel Aviv hükümetine 22 milyar dolar civarında askeri yardım sağladı. Bunun, yıllık 3,8 milyar dolarlık düzenli savunma yardımına ek olarak yapıldığı belirtiliyor. 

Diğer yandan bu yardımlar, ABD’ye İsrail’in askeri harcamaları ve öncelikleri üzerinde ciddi nüfuz sağlıyor. 

Netanyahu, geçen ay The Economist’e verdiği röportajda, askeri yardımları 10 yıl içinde sıfıra indirmek istediğini söylemişti. Askeri yardım almak yerine ABD’yle ortak silah ve savunma projeleri geliştirmeye odaklanmayı planladıklarını belirtmişti.

İki ülke arasındaki yardımları düzenleyen sözleşme en son 2016’da yenilenmişti. 10 yıllık anlaşma kapsamında ABD, İsrail’e yılda 3,3 milyar dolar Yabancı Askeri Finansman (FMF) ve füze savunması için 500 milyon dolar sağlıyor. Bu 500 milyon dolar özellikle Demir Kubbe sistemine ayrılıyor.

Diğer yandan eski anlaşmalarda İsrail yardımların yüzde 25’ten fazlasını kendi savunma sanayisine harcayabilirken, Barack Obama yönetimi bu esnekliği kademeli olarak azalttı. Analize göre 2028’de İsrail, ABD’den gönderilen yardımları sadece Amerikan menşeli ekipmanların bakımı ve geliştirilmesi için harcayabilecek. 

İsrail’in eski ABD Büyükelçisi Michael Oren, ABD’ye bağımlılığın İsrail’i saldırıya yönelik stratejiler yerine savunma odaklı alternatiflere yoğunlaşmak zorunda bıraktığını savunuyor.

Öte yandan ABD'nin eski İsrail Büyükelçisi Daniel Shapiro’ya göre yardımların tamamen durdurulması, İran ve müttefiklerini cesaretlendirebileceği gibi, Arap ülkeleriyle İsrail arasındaki normalleşme sürecini de sekteye uğratabilir. Eski diplomat, birçok Arap ülkesinin İsrail’le yakınlaşmasının arkasında ABD’yle ilişkileri güçlendirme motivasyonunun olduğunu söylüyor. 

Böyle bir hamle bölgede domino etkisi yaratabilir. Shapiro’ya göre Washington’ın Tel Aviv’e yardımları kesmesi, Kongre’nin Mısır ve Ürdün’e yapılan yardımları da sorgulamasına yol açabilir. Ürdün’de oluşabilecek istikrarsızlık Batı Şeria, Suriye ve Irak’a yayılabilir; Mısır ise silah alımında Rusya ve Çin’e yönelebilir.

ABD ve İsrail arasında NATO’nun 5. maddesine benzer bir karşılıklı savunma anlaşması ihtimali de zaman zaman gündeme geliyor. Ancak İsrail, askeri kararları üzerinde ABD’nin veto gücü kazanabileceği endişesiyle tarihsel olarak bu tür anlaşmalara mesafeli durdu.

Independent Türkçe, Times of Israel, JNS


İran’da savaş hazırlığı: Nükleer tesisler onarılıyor

İran, balistik füze programının müzakerelere dahil edilmesine yanaşmıyor (Reuters)
İran, balistik füze programının müzakerelere dahil edilmesine yanaşmıyor (Reuters)
TT

İran’da savaş hazırlığı: Nükleer tesisler onarılıyor

İran, balistik füze programının müzakerelere dahil edilmesine yanaşmıyor (Reuters)
İran, balistik füze programının müzakerelere dahil edilmesine yanaşmıyor (Reuters)

İran, Natanz nükleer tesisinin yakınındaki yeraltı kompleksini güçlendiriyor. 

ABD merkezli düşünce kuruluşu Bilim ve Uluslararası Güvenlik Enstitüsü'nün (ISIS) incelediği uydu görüntülerine göre, İsfahan eyaletinde yer alan Kazma Dağı'ndaki yeraltı tesisinin girişleri güçlendiriliyor. 

Uzmanlar, tesisin İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini ya da kritik ekipmanlarını korumak için tasarlanmış olabileceğini belirtiyor. Ancak tesisin tam olarak ne amaçla kullanıldığı ve faal olup olmadığı net değil.

10 Şubat tarihli uydu görüntüsünde, dağdaki tünel girişlerine yeni betonlar döküldüğü görülüyor. Bazı noktalarda zeminin düzleştirilip betonla güçlendirilmiş yeni yapıların inşa edildiği anlaşılıyor.

ISIS analistlerine göre bu değişiklikler, olası bir hava saldırısına karşı tünel girişlerini güçlendirmeyi ve ek koruma sağlamayı amaçlıyor.

İran ve İsrail arasında Gazze savaşı nedeniyle tırmanan gerginlik haziranda sıcak çatışmaya dönüşmüştü. ABD ve İran'ın yürüttüğü nükleer müzakerelerin sonuçsuz kalmasının ardından İsrail'in 13 Haziran'daki saldırısıyla başlayan çatışmalarda İran da vakit kaybetmeden misilleme yapmıştı.

Çatışmalarda ABD'ye ait bombardıman uçakları İran'daki İsfahan, Fordo ve Natanz tesislerine 22 Haziran'da hava saldırısı düzenlemiş, operasyonda 14 "sığınak delici" GBU-57 bombası kullanılmıştı.

Hazirandaki saldırılarda Kazma Dağı hedef alınmamıştı ancak yeraltı tesisi, Natanz'a yaklaşık 2 kilometre mesafede. 

BBC'nin de incelediği uydu görüntülerine göre, geçen yılki İsrail - ABD saldırılarında Natanz'da hasar gören bir dronesavar sistemi de tekrar güçlendirilmiş. 

Natanz’ın 125 kilometre kuzeyindeki İsfahan tesisinin tünel girişleri ise toprakla kapatılmış. Uzmanlar, bunun hava saldırılarının etkisini azaltmak ya da tesisteki malzemeleri imha etmeye yönelik kara saldırılarına karşı savunma sağlamak amacıyla yapıldığını belirtiyor. 

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti. 

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Diğer yandan ABD Başkanı Donald Trump, anlaşma sağlanamaması halinde ikinci bir uçak gemisini daha Ortadoğu'ya göndereceği tehdidini savurmuştu. 

New York Times'ın son haberinde, Karayipler'de konuşlu uçak gemisi USS Gerald R. Ford ve beraberindeki taarruz grubunun Ortadoğu'ya gönderilmesinin kararlaştırıldığı savunuluyor. Geçen ay Venezuela'ya düzenlenen askeri harekat öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi, halihazırda Ortadoğu'daki USS Abraham Lincoln'a katılacak.

Independent Türkçe, BBC, Jerusalem Post, New York Times