Irak vilayetleri için Koordinasyon Çerçevesi tarafından hazırlanan belge ne anlama geliyor?

Koordinasyon Çerçevesi güçleri yerel meclislerde tek blok halinde müzakere kararı aldı (AFP)
Koordinasyon Çerçevesi güçleri yerel meclislerde tek blok halinde müzakere kararı aldı (AFP)
TT

Irak vilayetleri için Koordinasyon Çerçevesi tarafından hazırlanan belge ne anlama geliyor?

Koordinasyon Çerçevesi güçleri yerel meclislerde tek blok halinde müzakere kararı aldı (AFP)
Koordinasyon Çerçevesi güçleri yerel meclislerde tek blok halinde müzakere kararı aldı (AFP)

Irak’taki Koordinasyon Çerçevesi tarafından hazırlanan 10 sayfalık belge, ülkede iktidardaki Şii koalisyonun geçtiğimiz ay 15 ilde yapılan seçim sonuçlarına göre yerel yönetimlerdeki mevkileri dağıtma planının özelliklerini ortaya çıkardı.

Gözlemcilerin tanımladığı gibi bu seçimler ‘beklenmedik’ sonuçlar doğurdu ancak nihai rakamlar açıklandıktan sonra tüm illerde en büyük kazananın Koordinasyon Çerçevesi olduğu ortaya çıktı.

Bazı bölümleri Şarku'l Avsat tarafından elde edilen belge, ülkenin orta ve güneyindeki 10 vilayetin sonuçlarına yönelik Koordinasyon Çerçevesi’nde yürütülen önemli bir analitik çalışma.

Koordinasyon Çerçevesi’nin bir liderine göre, bu çalışma, yaklaşan parlamento seçimlerindeki rekabetin biçimini tahmin etmek için bir ‘ön belge’ olma özelliği taşıyor.

Konu hakkında bilgi sahibi olan kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, çalışmanın son oylamada ‘dikkate değer’ sonuçların yanı sıra özellikle umut vaat eden Şii güçler ve sivil partilerden muhalifler olmak üzere seçimlerdeki rakiplerin konumunu analiz ettiğini söyledi.

Şii değişkenler

Kaynaklar, çalışmanın Koordinasyon Çerçevesi’nin Şii bölgelerindeki seçim havasındaki değişiklikleri anlamasına yardımcı olacağını ve güçlü rakiplerle başa çıkmak veya bu rakipler hakkında düşünme yolunda bir dizi seçenek sunacağını açıkladı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Koordinasyon Çerçevesi’nden bir lider, “Bu çalışma yaklaşan parlamento seçimlerinde ulusal düzeyde zor isimlere dönüşmemeleri için kendi şehirlerinde seçim kazanan mevcut valilerin önünün kapatılabileceği yönünde fikirler üretti” dedi.

Basra Valisi Esad el-İdani (X)
Basra Valisi Esad el-İdani (X)

Koordinasyon Çerçevesi, Basra Valisi Esad el-İdani’nin Irak'ın en zengin şehrinin valisi olarak yeniden görev almasını engellemek için siyasi gücünü keskinleştirerek, en yüksek oyu almasına rağmen görevi ondan almakta ısrar ediyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, Koordinasyon Çerçevesi’nin nihai olarak İdani’nin kazandığı oyların iptal edilmesiyle sonuçlanabilecek bir dizi yasal mekanizmayı beklediğini söyledi.

İstatistiklere göre, Koordinasyon Çerçevesi 10 ilde yaklaşık 188 sandalye kazandı.

Koordinasyon Çerçevesi güçleri, nüfusun çoğunluğu Şii olan orta ve güney vilayetlerinin çoğunda hakim oldu ancak Sünni vilayetlerde ikincil pozisyonlar için rekabet edecek.

Geçtiğimiz Şubat ayında Sudani'nin huzurunda gerçekleştirilen toplantılardan birinde Koordinasyon Çerçevesi ( INA)
Geçtiğimiz Şubat ayında Sudani'nin huzurunda gerçekleştirilen toplantılardan birinde Koordinasyon Çerçevesi ( INA)

Geçtiğimiz ay yerel yönetimlerin kurulması ve valilerin atanması için mutlak çoğunluğun sağlanması amacıyla tüm valiliklerde tek blok halinde müzakere yapılmasına karar verildi.

Belgede, son seçimlerin "Basra'daki muhafazakar listelerin 12 sandalye, Vasit 7 sandalye ve Kerbela 7 sandalyeyle zaferinin açıklanmasının ardından üç valilikte yerel liderlik olgusunu" ortaya çıkardığı belirtildi.

Sonuçların etkileri

Belgeye göre, bu sonuçların "güçlerini kendi listelerinin yararına kullanmaları ve gelecekte Temsilciler Meclisi seçimlerindeki büyüklüklerini belirlemeleri açısından doğrudan etkileri var.

Bu bağlamda belgede, esas listesinin başında ve analize konu olan 10 vilayette 5, Bağdat'ta 3, Mutenna’da ve Zikar’da bir sandalye kazanan Muhsin el Mendelavi (Temsilciler Meclisi Başkanı ) bulunuyor.

Medelavi, yeni nesil Koordinasyon Çerçeve güçlerini oluşturan oyunculardan biri olarak görülüyor.

Koordinasyon Çerçevesi çalışması, Kayyım Sivil İttifakı'nın elde ettiği sonuçlara odaklanarak, bu listenin Zikar, Necef, Babil ve Divaniye arasında dağıtılan 6 sandalyeyi elde ederek bir nevi gerçekçi hale geldiği kaydedildi.

Çalışmaya göre, Kayyım koalisyonunun 10 ilde elde ettiği oy sayısı 125 binin üzerinde olup, oy oranı toplam Şii oylarının yüzde 3,6'sına ulaştı.

Divaniye sonuçları

Diğer yandan Koordinasyon Çerçevesi çalışması, kendisini bağımsız olarak tanımlayan  Işraga Kanun listesinin elde ettiği sonuçları analiz etti. Liste, Ekim Protestosu Hareketi’nin  siyasi çevrelerde  "Necef'teki dini çevrelerle bağlantısı olduğu konuşuluyor.

Koordinasyon Çerçevesi’ne göre, Işraga Kanun Koalisyonu Bağdat, Zikar, Divaniye ve Babil’de toplam 5 sandalyeye sahip.

Kaynaklara göre, bağımsızlara ve sivillere yönelik popüler bir eğilim gösteren Divaniye'de elde edilen istisnai sonuçlar,  liderlerinin orada olup bitenlere dair soru işaretleri yaratmasına neden oldu.

Çalışmada, Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin toplam olarak 10 şehirde 1,8 milyondan fazla oy aldığı ve bunun Şii seçmenlerin oylarının yaklaşık yüzde 55'ini oluşturduğu belirtildi.

Koordinasyon Çerçevesi’nde sandalyeler, Bağdat'ta 28, Babil'de 11, Necef'te 9, Divaniye'de 10, MutEnna'da 12, Maysan'da 12 ve ZiKar'da 13 sandalye olarak dağıtıldı.

Çalışma, Koordinasyon Çerçevesi’nin 7 valilikte hükümet kurma esnekliğine sahip olduğu, Basra, Kerbela ve Vasit'in ise diğer rakiplerle anlaşmazlık konusu olmaya devam ettiği" sonucuna vardı.



Suriye ordusu, el-Tanf askeri üssünü ABD güçlerinden devraldı

Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)
TT

Suriye ordusu, el-Tanf askeri üssünü ABD güçlerinden devraldı

Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)

Suriye Savunma Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin ayrılmasının ardından ordu birliklerinin El-Tanf askeri üssünün kontrolünü ele geçirdiğini belirtti.

Bakanlık, “Suriye ve Amerika tarafları arasındaki koordinasyon sayesinde, Suriye Arap Ordusu birlikleri el-Tanf üssünü ele geçirdi, üssü ve çevresini güvenli hale getirdi ve el-Tanf çölündeki Suriye-Irak-Ürdün sınırına konuşlanmaya başladı” ifadelerini kullandı. Bakanlık ayrıca şunları ekledi: “Bakanlığın sınır muhafız güçleri önümüzdeki günlerde görevlerini devralmaya ve bölgeye konuşlanmaya başlayacak.”

ABD'nin el-Tanf üssü, Suriye-Irak sınırı ile başkent Şam arasındaki yolu kesmek için Humus'un doğu kırsalında bulunan en önemli ABD üslerinden biridir.

Area 55 olarak bilinen Amerikan üssünün yakınında, Amerikan güçleri tarafından denetlenen ve finanse edilen Komandolar olarak bilinen Özgür Suriye Ordusu'na ait bir tesisin yanı sıra, Humus, Hama ve Şam kırsalından gelen mülteciler için Rukban kampı da bulunmaktadır.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre 8 Aralık 2024'te Beşşar Esed rejiminin düşmesinden önce, üs birkaç kez insansız hava araçlarıyla saldırıya uğradı ve Irak'taki gruplar bu saldırıların sorumluluğunu üstlendi.


Filistin anayasa taslağı siyasi ve hukuki tartışmalara yol açtı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)
TT

Filistin anayasa taslağı siyasi ve hukuki tartışmalara yol açtı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)

Filistin geçici anayasa taslağının ilk metni, Anayasa Hazırlık Komitesi tarafından yayımlanmasının ardından geniş çaplı siyasi ve hukuki tartışmalara yol açtı. Bazı yorumcular taslağı olumlu karşılarken, bazıları çeşitli eleştiriler ve değişiklik önerileri dile getirdi.

Anayasa Hazırlık Komitesi, salı akşamı geçici taslağı çevrim içi bir platform üzerinden kamuoyunun erişimine açtı. Böylece vatandaşların metni incelemesi ve nihai şekli verilmeden önce görüş ve önerilerini sunması amaçlanıyor.

Komite, platformun devreye alınmasının, Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın geçici anayasanın ilk taslağının yayımlanması ve 60 gün süreyle görüşlerin toplanması yönündeki kararı doğrultusunda gerçekleştiğini bildirdi.

Platformda, 13 bölüm ve 162 maddeden oluşan geçici anayasa taslağının tam metni yayımlandı. Taslak, maddelere giriş niteliğindeki bir önsözle başlıyor.

Mahmud Abbas, geçtiğimiz ağustos ayında ‘otoriteden devlete geçiş’ süreci için geçici bir anayasa hazırlanması amacıyla uzmanlar ve siyasetçilerden oluşan bir komite görevlendirmişti. Taslağın önsözünde, “Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı ve davasının adaletine dayanan, devredilemez ve sabit haklarından hareketle, halen işgal altında bulunan bir devlet için bu geçici anayasayı kaleme alıyoruz” ifadesine yer verildi.

Devlet başkanı ve yardımcısıyla ilgili maddeye olan ilgi

Devlet başkanı ve yardımcısına ilişkin maddeler, Filistin kamuoyunda özel bir ilgi uyandırdı ve geniş çaplı tartışmalara yol açtı. Özellikle mevcut Filistin Devlet Başkanı Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh’in görevde bulunması ve herhangi bir anda devlet başkanlığı görevini üstlenmesinin muhtemel görülmesi, söz konusu maddelerin siyasi önemini artırdı.

xsdvfe
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh (Arşiv – Fetih Hareketi internet sitesi)

Taslağın 74’üncü maddesi, “Devlet Başkanı’nın beş takvim yılı için, genel, gizli ve doğrudan oyla ve geçerli oyların salt çoğunluğuyla seçileceğini” hükme bağlıyor. Bu düzenleme, devlet başkanlığı süresinin 4 yıldan 5 yıla çıkarılması anlamına geliyor.

Madde ayrıca, bir kişinin devlet başkanlığı görevini birbirini izleyen ya da ayrı dönemler halinde en fazla iki tam dönem üstlenebileceğini öngörüyor.

Taslağın 79’uncu maddesi ise Devlet Başkanı’na bir yardımcı atama, uygun gördüğü görevleri tevdi etme, görevden alma ve istifasını kabul etme yetkisi tanıyor. Bu hüküm, geçen yıl Mahmud Abbas’ın Hüseyin eş-Şeyh’i başkan yardımcısı olarak atamasıyla fiilen uygulanmıştı.

Ancak maddenin ikinci fıkrası tartışmalara yol açtı: “Devlet Başkanlığı makamının ölüm veya istifa nedeniyle boşalması halinde, görevi Meclis Başkanı devralır. Devlet Başkanı’nın ehliyetini kaybetmesi veya anayasal görevlerini yerine getirememesi durumunda ise makamın boşaldığı, Meclis üyelerinin salt çoğunluğunun talebi üzerine Anayasa Mahkemesi kararıyla ilan edilir ve Meclis Başkanı geçici olarak Devlet Başkanı’nın yetkilerini kullanır.”

sadcfgth
Filistin Devlet Başkanı Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh, yabancı ve Arap büyükelçilerle bir araya geldi. (Hüseyin eş-Şeyh’in ofisi)

Maddenin üçüncü fıkrası, Yasama Meclisi’nin mevcut olmaması halinde, Meclis Başkanı’nın yerine Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın vekâlet edeceğini hükme bağlıyor.

Dördüncü fıkraya göre ise her durumda yeni devlet başkanının, makamın boşalmasından itibaren en geç 90 gün içinde seçilmesi gerekiyor. Bu durumda başkanlık süresi, seçim sonuçlarının ilan edildiği tarihten itibaren başlıyor.

Taslağın kabul edilmesi halinde, Mahmud Abbas’ın daha önce yayımladığı ve seçimler yapılıncaya kadar başkan yardımcısının geçici olarak devlet başkanlığı görevini üstlenmesini öngören kararnameyi yürürlükten kaldırıp kaldırmayacağı ise netlik kazanmış değil.

Eski büyükelçi Adli Sadık, yeni anayasa taslağının mevcut düzenlemeler çerçevesinde, makamın boşalması durumunda görevin Meclis Başkanı’na veya Anayasa Mahkemesi Başkanı’na geçeceği varsayımıyla, Hüseyin eş-Şeyh’in başkan yardımcılığı sıfatından yararlanmasına imkân tanımadığını savundu.

Ancak konuya yakın kaynaklar, 161’inci maddenin, Filistin Devlet Başkanlığı makamının boşalmasına ilişkin anayasal hükümlerin, ancak Yasama Meclisi seçimlerinin yapılmasının ardından yürürlüğe gireceğini şart koştuğunu belirtti.

Aynı kaynaklar, bunun genel yasama ve başkanlık seçimlerinin yapılmasını gerektirdiğini vurgulayarak, “Her hâlükârda bir sonraki başkan seçimle gelmek zorunda. Eğer şu an bir boşalma olursa, başkan yardımcısı seçimler yapılıncaya kadar devleti yönetir” değerlendirmesinde bulundu.

Kaynaklar ayrıca, Hüseyin eş-Şeyh’in de devlet başkanının yalnızca sandık yoluyla belirlenmesi gerektiğini savunduğunu ifade etti.

Öte yandan el-Ezher Üniversitesi öğretim üyesi Mervan el-Ağa, taslağın 11’inci maddesini eleştirdi. Söz konusu madde, “Filistin Devleti’nin kurulması, Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) Filistin halkının meşru ve tek temsilcisi sıfatını ortadan kaldırmaz” hükmünü içeriyor. El-Ağa, anayasa, kurumlar ve hukuki egemenliğe sahip bir devletin kurulmasının, temsil konusundaki ikili yapıyı fiilen sona erdirmesi gerektiğini savundu.

El-Ağa, Devlet Başkanı’na bir yardımcı atama yetkisi tanıyan 79’uncu maddeye ilişkin önerilen düzenlemeyi de reddetti. El-Ağa, “Seçilmemiş bir kişiye olası başkanlık yetkilerinin devredilmesi, yerleşik demokratik ilkelerle çelişir” değerlendirmesinde bulundu. El-Ağa, esas olanın devlet başkanı ile yardımcısının birlikte ve genel seçim yoluyla belirlenmesi olduğunu vurguladı.

Ek eleştiriler

Geçici anayasa taslağı, Filistin’i ‘Arap ve Müslüman bir devlet; çoğulculuk, ifade özgürlüğü ve hesap verebilirlik esaslarına dayanan cumhuriyetçi bir sistem’ olarak tanımlıyor.

Filistinli hukuk uzmanı Ahmed el-Eşkar ise taslağın ‘gerçekten mükemmel’ olduğunu belirtti. Ancak Facebook üzerinden yaptığı paylaşımda, metinde ‘bazı basit biçimsel ve yapısal notlar ile anayasal düzenleme açısından eksiklikler’ bulunduğunu ifade etti.

vdfvfd
Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Merkez Konseyi’nin 32. oturumundan, 23 Nisan 2025, Ramallah (EPA)

Filistin Ulusal Girişim Hareketi yöneticilerinden Gassan Cabir, taslağın 155’inci maddesini sert şekilde eleştirdi. Cabir, söz konusu maddenin ‘halkın iradesi açısından tehlike oluşturduğunu’ savunarak, Devlet Başkanı’na veya Meclis üyelerinin üçte birine anayasanın bir ya da daha fazla maddesinde değişiklik talep etme yetkisi tanıdığını belirtti.

Öte yandan avukatlar, hukukçular ve avukatlık ile yargı bağımsızlığı alanında faaliyet gösteren merkezler, geçici anayasa taslağının yargı erkini düzenleyen altıncı bölümüne (120-139. maddeler) ilişkin farklı düzeylerde olumlu ve eleştirel değerlendirmeler sundu.

Mahmud Abbas’ın iki ay içinde, iletilen görüş ve önerilerin değerlendirilmesine ilişkin ayrıntılı bir rapor alması bekleniyor. Bu rapor doğrultusunda anayasa taslağının nihai metni hazırlanacak ve ardından halkoyuna sunulacak.


BM: Suriye Cumhurbaşkanı Şara ve iki bakana yönelik 5 suikast girişimi engellendi

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Dışişleri Bakanı Esad eş- Şeybani ve Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile bir araya geldi (SANA)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Dışişleri Bakanı Esad eş- Şeybani ve Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile bir araya geldi (SANA)
TT

BM: Suriye Cumhurbaşkanı Şara ve iki bakana yönelik 5 suikast girişimi engellendi

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Dışişleri Bakanı Esad eş- Şeybani ve Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile bir araya geldi (SANA)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Dışişleri Bakanı Esad eş- Şeybani ve Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile bir araya geldi (SANA)

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres, çarşamba günü yayımlanan ve DEAŞ militanlarının oluşturduğu tehditleri ele alan raporda, Suriye Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı ve Dışişleri Bakanı’nın geçen yıl beş ayrı suikast girişiminde bulundu.

Şarku’l Avsat’ın BM Terörle Mücadele Ofisi’nin hazırladığı ve Genel Sekreter António Guterres’in imzasıyla yayımlanan raporundan aktardığı bilgilere göre Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, Halep’in kuzeyi ile Dera’nın güneyinde, DEAŞ adına faaliyet yürüttüğü değerlendirilen bir paravan yapı tarafından hedef alındı.

Raporda, el-Şara’ya yönelik girişimlerin yanı sıra Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani’ye yönelik suikast planlarının tarih ve ayrıntılarına yer verilmedi.

Suikast girişimlerinin, örgütün yeni Suriye yönetimini zayıflatma niyetinin ve ülkedeki güvenlik boşlukları ile belirsizlik ortamını aktif biçimde istismar ettiğinin göstergesi olduğu kaydedildi.

Raporda, el-Şara’nın DEAŞ tarafından birincil hedef olarak değerlendirildiği belirtilirken, söz konusu paravan yapının örgüte inkâr edilebilirlik imkânı sağladığı ve operasyonel kapasitesini artırdığı ifade edildi.

El-Şara, Aralık 2024’te muhalif güçlerin uzun süreli Devlet Başkanı Beşşar Esed’i devirmesinin ardından, 14 yıl süren iç savaşın sona ermesiyle birlikte Suriye’nin liderliğini üstlenmişti.

Kasım ayında hükümeti, bir dönem Suriye topraklarının geniş bir bölümünü kontrol eden DEAŞ’a karşı oluşturulan uluslararası koalisyona katıldı.

BM terörle mücadele uzmanları, örgütün ülke genelinde faaliyet göstermeyi sürdürdüğünü, özellikle kuzey ve kuzeydoğuda güvenlik güçlerini hedef alan saldırılar düzenlediğini belirtti.

13 Aralık’ta Palmira yakınlarında ABD ve Suriye güçlerine yönelik bir pusu saldırısında iki ABD askeri ile bir Amerikan sivil hayatını kaybetti; üç Amerikalı ve üç Suriyeli güvenlik görevlisi yaralandı. ABD Başkanı Donald Trump, DEAŞ unsurlarını etkisiz hale getirmeyi amaçlayan askeri operasyonlar başlatarak saldırıya karşılık verdi.

BM terörle mücadele uzmanlarına göre DEAŞ’ın Irak ve Suriye genelinde çoğunluğu Suriye’de konuşlu olmak üzere yaklaşık 3 bin unusuru bulunuyor.

ABD ordusu, ocak ayı sonunda, kuzeydoğu Suriye’de tutulan DEAŞ mensuplarını güvenli tesislerde kalmalarını sağlamak amacıyla Irak’a nakletmeye başladı. Irak yönetimi, söz konusu militanları yargılayacağını açıkladı.

Suriye hükümet güçleri ise Kürt güçlerle varılan ateşkes kapsamında ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) çekilmesinin ardından, binlerce DEAŞ tutuklusunun barındığı geniş bir kampın kontrolünü devraldı.

Çarşamba günü BM Güvenlik Konseyi’ne sunulan raporda, ateşkes anlaşmasından önce, aralık ayı itibarıyla ülkenin kuzeydoğusundaki Hol ve Roj kamplarında 25 bin 740’tan fazla kişinin bulunduğu, bunların yüzde 60’ından fazlasını çocukların oluşturduğu; diğer gözaltı merkezlerinde ise binlerce kişinin daha tutulduğu belirtildi.