İsrail Mısır-Gazze sınırını işgal peşinde

Mısırlı resmi bir kaynak Şarku’l Avsat’a tüm taraflarla temasların devam edeceğini açıkladı

Kuzey Gazze’den yerinden edilmiş Filistinliler, Mısır ile Gazze Şeridi’ni ayıran duvarın yakınında yürüyor (DPA)
Kuzey Gazze’den yerinden edilmiş Filistinliler, Mısır ile Gazze Şeridi’ni ayıran duvarın yakınında yürüyor (DPA)
TT

İsrail Mısır-Gazze sınırını işgal peşinde

Kuzey Gazze’den yerinden edilmiş Filistinliler, Mısır ile Gazze Şeridi’ni ayıran duvarın yakınında yürüyor (DPA)
Kuzey Gazze’den yerinden edilmiş Filistinliler, Mısır ile Gazze Şeridi’ni ayıran duvarın yakınında yürüyor (DPA)

İsrail’in Philadelphia Koridoru’na ve Refah Sınır Kapısı üzerinden Gazze Şeridi’ne yardımların girişine yönelik sert tavırları, Kahire'de öfkeyi artırırken, Mısırlı resmi bir kaynak Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Gazze’deki çatışmayı ve bunun sonucunda bölgede ortaya çıkan gerilimi kontrol altına almak için tüm taraflarla temaslara devam ediyoruz” dedi. Kaynak, İsrail’in son tavırlarının ve açıklamalarının Tel Aviv’deki kriz durumundan kaynaklandığını söyledi.  

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geçen cumartesi günü yaptığı açıklamada ülkesinin, Gazze Şeridi ile Mısır’ı birbirine bağlayan Philadelphia Ekseni’nin askeri kontrolü konusunda henüz bir karar almadığını belirtti. “Hamas hareketini izole etmek için sınır bölgesinin kapatılması, Gazze’de devam eden savaşın hedeflerinden biri” diyen Netanyahu, “Güçlerin Philadelphia Koridoru’na aktarılması da dahil olmak üzere bir dizi seçenek var. Bunlar tartışıldı, ancak henüz bir karar alınmadı” şeklinde konuştu.

Netanyahu, “Philadelphia Koridoru’ndaki açığı kapatmadan Gazze’deki savaşı bitirmeyeceğiz” diyerek, “Silahlar bu güney boşluğundan Gazze Şeridi’ne girebilir” şeklinde konuştu.

Geçen cuma günü İsrail, Gazze Şeridi’ne yardım ulaştırılamamasından Mısır’ı sorumlu tuttu. Ayrıca İsrail’in avukatı, Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı önünde ‘Gazze Şeridi’ne erişimin Mısır üzerinden gerçekleştiğini’ söyledi.

Resmi bir Mısırlı kaynak, bu tür tavır ve açıklamaları, İsrail hükümetinin 7 Ekim’deki Hamas saldırısının ardından ulusal güvenlik kavramının ihlal edilmesiyle İsrail’deki kriz durumuna çözüm bulma arzusundan ve mevcut sağcı hükümetin krizi yönetememesinden kaynaklandığını belirtti.

Kaynak, “Kahire, bu tür durumlar için suçlama ya da uyarıda bulunabilir ama mesele bundan öteye gitmez” diyerek, “Mısır, Gazze’deki savaştan kaynaklanan gerilimlere karşı son derece itidalli ve bilge davranıyor. İsrail, Hamas, ABD ve İran dahil tüm taraflarla temaslar sürüyor” ifadelerini kullandı.

Mısırlı kaynak, “Mısır’ın bu konuda net sabiteleri var; Ateşkes, uluslararası meşruiyet ve iki devletli çözüm kararlarına dayalı bağımsız bir Filistin devletinin kurulması, Filistin iç cephesinin birleştirilmesi” dedi.

Mısır, savaşı sona erdirmek için sürekli arabuluculuk çabasında bulunuyor. Daha önce İsrail hapishanelerindeki bazı Filistinli mahkumların serbest bırakılması karşılığında Hamas hareketi tarafından tutulan bazı tutukluların serbest bırakıldığı 7 gün süren bir ateşkesin sağlanmasına katkıda bulunmuştu.

Resmi Mısır medyasının daha önceki bir haberine göre bir güvenlik kaynağı, "Kahire ile Tel Aviv arasında Philadelphia Ekseni ile ilgili herhangi bir koordinasyon olduğunu yalanlamıştı. Ancak ABD merkezli Wall Street Journal’ın cumartesi günü yayınladığı bir habere göre İsrail’in eksenle ilgili planları olduğu görülüyor. Gazete, haberinde İsrail’in sınır eksenini kontrol altına almak için askeri operasyon başlatmayı planladığını belirtirken, bu konuda Mısır’a bilgi verdiğini ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Ahmed Ebu Zeyd, cumartesi akşamı bir televizyon kanalında yayınlanan bir açıklamasında Mısır’ın hâlâ sınırlarının tam kontrolüne sahip olduğunu vurguladı. Sınırlarla ilgili konuların ilgili ülkeler arasındaki hukuk ve güvenlik anlaşmalarına tabi olduğuna dikkati çeken Ebu Zeyd, “Bu konuyla ilgili her türlü konuşma genellikle incelemeye tabidir ve beyan edilen pozisyonlarla yanıt verilir” dedi.

Mısırlı gazeteci ve Temsilciler Meclisi üyesi Mustafa Bekri, dün (14 Ocak Pazar) X üzerinden yayınladığı bir paylaşımda Netanyahu’nun kabadayılığını eleştirdi. “Mısır sınırlarını iyi kontrol ediyor” diyen Bekri, Netanyahu’yu Mısır’la uğraşmaya karşı uyarırken, “Sınırlarımız kırmızı çizgidir” ifadelerini kullandı.

Selahaddin Koridoru olarak da adlandırılan Philadelphia Koridoru, Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki sınırda, kuzeyde Akdeniz’den güneyde Kerem Ebu Salim sınır kapısına yaklaşık 14 km boyunca uzanan bir şerit.

Kahire Üniversitesi’nde Siyaset Bilimci Prof. Dr. Ahmed Yusuf Ahmed, İsrail medyasında, Philadelphia Koridoru’nu kontrol etme arzusuyla ilgili iyi bilinen planların yanı sıra, Mısır’ın Hamas hareketine silah sağlamaktan sorumlu olduğu ve yardımlarının ulaştırılmasından sorumlu tutulduğu yönündeki resmi olmayan suçlamaların tekrarlanmasıyla birlikte “İsrail'in Gazze savaşındaki davranışı Mısır ile ilişkilerinde gerginliğe yol açtı” dedi. Dr. Ahmed Yusuf’a göre bu durum, Mısır ile olan yükümlülüklerinin açık bir ihlalidir ve elbette bu konu ilişkilerde gerginliğe yol açmıştır.

Prof. Dr. Yusuf, Mısır’ın genel ilkelerden ödün vermeden İsrail ile ilişkilerinde son derece itidalli davrandığını belirtirken, “Tel Aviv, Mısır’dan Philadelphia Koridoru boyunca sensörler yerleştirmesini ve insansız hava araçlarını uçurmasını istedi. Kahire, ilk talebi kabul etti, sonra ise reddetti” dedi. Prof. Dr. Ahmed Yusuf, “İsrail’in yaptığı şey, kesinlikle Mısır’ı İsrail ile ilişkilerini ‘barış anlaşmasını gözden geçirme kapısından değil, potansiyel bir tehlike kaynağı olarak’ yeniden değerlendirmeye itiyor” şeklinde konuştu.

Mısır parlamentosu, kriz hattına dahil olurken, Meclis Başkanı Müsteşar Hanefi Cibali, Gazze Şeridi sakinlerine yardım ulaştırılamaması nedeniyle Kahire’yi sorumlu tutan İsrail iddialarını yalanladı. Cibali, dün genel kurul açılışında yaptığı konuşmada “Bu iddialar tamamen yalandır. Bu, saf bir yalandan başka bir şey değildir. Aksine Mısır’ın bir yandan devam eden çatışmanın çözümünde, diğer yandan da Gazze Şeridi halkının acılarının azaltılmasında oynadığı role ilişkin uluslararası toplumun şahit olduğu somut bir gerçeklikten sapıyor” şeklinde konuştu.

Mısır, dün yardımların Gazze Şeridi’ne girişinin devam etmesini sağlamak için elinden gelen çabayı sarf ettiğini yineledi ve İsrail’i yardımların gelişini engellemekle suçladı. Mısır Devlet Enformasyon Servisi (SIS) Başkanı Diaa Rashwan, yaptığı basın açıklamasında “Refah kapısından yardım girişi, başlangıçtan beri bir engelle karşı karşıyaydı. Bu engel, geçişin malların değil bireylerin geçişine yönelik olmasıydı. Mısır, kamyonların geçişine izin vermek için yoğun ve acil teknik çabalarla bu engeli aştı” dedi.

Rashwan, “İsrail ordusu, Filistin tarafından sınır kapısına uzanan yolları en az 4 kez bombaladı. Bu da ilk aşamada sınır kapısının engellenmesine neden oldu” dedi.

Yetkili, “Yardımların girişlerine ilişkin son 100 gündür devam eden en büyük engel; Gazze Şeridi’ndeki diğer geçiş noktalarını işgal eden İsrail yetkililerinin, Gazze Şeridi toprakları üzerindeki askeri kontrolü nedeniyle, yardımların Filistin tarafına geçmesine izin vermeden önce denetlemeyi geciktirme inatçılığıdır” ifadelerini kullandı.

BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi Filistin Koordinatörü Jamie McGoldrick de geçen cumartesi akşamı BM internet sitesine yayınlanan bir açıklamasında bu durumu doğruladı. McGoldrick, “İsrail’in, yardım kamyonlarının Gazze Şeridi’ne girmesine izin vermek için bireylere ayrılmış Refah sınır kapısını kullanma konusundaki ısrarı, yardım faaliyetlerini engellemektedir” diyerek, diğer sınır kapılarının açılması çağrısı yaptı. McGoldrick, “Geçtiğimiz cuma günü Refah sınır kapısından 2,2 milyon kişinin yaşadığı Gazze Şeridi’ne 200 yardım kamyonu girdi. Bu, BM’nin bu geçiş yoluyla Gazze Şeridi’ne ulaştırdığı en büyük sayıdır” şeklinde konuştu.

SIS Başkanı ise Mısır tarafındaki Refah kapısının saldırı günlerinde ve öncesinde bir an bile kapatılmadığını ifade etti. Diaa Rashwan, “Refah kapısından Gazze’ye şu ana kadar 7 bin ton tıbbi yardımın yanı sıra 50 bin ton gıda, 20 bin ton su, 1000 çadır ve ihtiyaç malzemesi, 11 bin ton diğer yardım malzemesi, 88 yeni ambulans, 4,5 bin ton akaryakıt ve ev gazı ulaştırıldı” dedi. Şu ana kadar Refah’tan Gazze Şeridi’ne geçen tırların toplam sayısının ise 9 bine ulaştığına dikkati çekti.

Rashwan, “Aynı dönemde Mısır, 23 bin Filistinli, yabancı uyruklu ve çifte uyruklu kişinin geçişine ek olarak, Gazze’den bin 210 yaralı ve hastayı, yaklaşık bin 85 refakatçiyle birlikte Mısır hastanelerinde ve diğer bazı ülkelerde tedavi edilmek üzere kabul etti. 2 bin 623 Mısırlı da Gazze Şeridi’nde mahsur kaldı” açıklamasında bulundu.

Philadelphia Koridoru nedir?

Mısır yıllardır devam eden yasadışı geçişleri durdurmak için 2014 yılından beri Gazze Şeridi ile olan tünelleri kapatmaya çalışmış ve sınır şeridini tamamen boşaltarak Refah Şehri’ni yeni bir lokasyonda yeniden inşaa etmişti.

Oslo Görüşmeleri’ne göre doğrudan İsrail ordusu kontrolünde kalan yaklaşık 100 ila 200 metre genişliğindeki alanı kapsayan koridor Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki sınır boyunca uzanmaktadır. 2005 yılına kadar İsrail kontrolü altındaki yer alan sınır koridoru, bu tarihten itibaren kontrollü olarak Mısır’a bırakılmıştır. Ancak öncesinde 2004 yılının eylül ayında gerçekleştirdiği “Gökkuşağı Operasyonu” sırasında İsrail, bu koridor içindeki en az 1600 evi yerle bir etmiştir. Ayrıca söz konusu koridorun altına kazılan tünellerden silah kaçakçılığı yapıldığı yönündeki iddialara binaen bunu önlemek için duvarları ve zırhlı karakolları olan bir tahkimat sistemi kurmuştur. 2005 yılının eylül ayında İsrail ordusu Philadelphia Koridoru’nun kontrolünü günümüzde bölgenin güvenliğinden ve herhangi bir kaçakçılığın önlenmesinden sorumlu olan Mısır ordusuna teslim etmiştir. 2009 yılının ocak ayında İsrail, Dökme Kurşun Operasyonu adını verdiği saldırıda, söz konusu koridor içindeki 300 tane tüneli bombalayarak imha etmiştir. Ancak sonrasında bu hat üzerinde açılan yeni tünellerin varlığı sebebiyle bu kez Mısır yönetimi 2014 yılından itibaren bölgedeki tünellere yönelik operasyonla tümünü yerle bir etti.

Mısır tarafındaki sınır şeridinde olayların ortaya çıkmasından bu yana yoğun güvenlik önlemleri alındı. Mısır Ordusu Keşif Kolordusu eski Başkanı Tümgeneral Nasr Salim, “İsrail’in Gazze Şerdi’nde tüm uluslararası hukuku çiğneyecek ve ihlal edecek şekilde hareket ettiği” bilincine rağmen “Mısır’ın, sınırlarındaki hiçbir ihlali kabul etmeyeceğini “ vurguladı.

Şark’ul Avsat’a konuşan Salim, “Mısır’ın Gazze Şeridi ile olan sınırı tamamen güvenlik altındadır ve bu sınıra tünel açılması mümkün değildir. Dolayısıyla İsrail’in hamlelelerinin, farklı alanlarda kontrol ve varlık gösterme hedefine ulaşmaktan başka bir anlamı yoktur”  ifadelerini kullandı.

İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nin güneyine girdiği bölge “Camp David” Anlaşması kapsamında yer alması ve İsrail’in Gazze Şeridi’nden çekilmesinin ardından Filistin kontrolüne geçmeden önce tampon bölge olması nedeniyle izleniyor. Uzunluğu yaklaşık 14 km olup Kerem Ebu Salim geçişinden Akdeniz’e kadar uzanıyor.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.