Cezayir, kanserin erken teşhisi için biyometrik çip üretecek

Cezayir, devlet bütçesinin sağlık faturasını azaltmak için biyometrik çip üretme çalışmalarına başladı

Cezayir 2020’de 42 bin 747 kanser vakası kaydedildi (Independent Arabia)
Cezayir 2020’de 42 bin 747 kanser vakası kaydedildi (Independent Arabia)
TT

Cezayir, kanserin erken teşhisi için biyometrik çip üretecek

Cezayir 2020’de 42 bin 747 kanser vakası kaydedildi (Independent Arabia)
Cezayir 2020’de 42 bin 747 kanser vakası kaydedildi (Independent Arabia)

Cezayir, kamu hazinesine büyük miktarda paraya mal olan kanser tedavisi faturasını azaltmak amacıyla kanser hastalıklarının erken teşhisine yönelik yeni bir mekanizma olarak biyometrik çip üretmeye başladı. Karar, ülkede son yıllarda kanser hastası sayısında önemli bir artışın yaşanmasının ardından alındı.

Cezayir Yüksek Öğrenim Bakanı Danışmanı Abdulcabbar Davdi Konstantin şehrinde bir biyoteknoloji araştırma merkezinin, yurtdışından alınan bir çipin kamu hazinesine 547 dolara mal olmasının ardından, kanser hastalıklarını tespit eden bir biyometrik çip üretme çalışmalarına başladığını açıkladı.

Davdi Cezayir Radyosu’na verdiği röportajda “Cezayir laboratuvarları, tıbbi araştırmalarla ilgili bu tür teknolojiyi kontrol eden dünyadaki 90 laboratuvar arasında bu çipin üretiminde Afrika’yı temsil ediyor” dedi.

Bakanlıkta dijital medya ve istatistiksel bilgilerden sorumlu olan sözcü “Cezayir Üniversitesi, bazı bilimsel merkezleri desteklemek üzere çalışma da dahil olmak üzere, dünyanın tanık olduğu dönüşümlere ayak uydurmak amacıyla yerel ve bölgesel olarak pazarlanabilen bilimsel ürünlerde yenilikler yapıyor” ifadelerini kullandı.

Endişe verici bir yayılma

Kanserin endişe verici bir şekilde yaygınlaşması, Cezayir hükümetini durumu kontrol altına almak veya en azından hasta sayısının artmasını engellemek için acil önlemler almak durumda bıraktı. 2020 yılı ulusal kanser kayıtlarıyla ilgili istatistikler, kadınlarda meme kanserinin kayıtlı ilk kanser türü olması nedeniyle 24 bin 118’i kadın ve 18 bin 629’u erkek olmak üzere 42 bin 747 vakanın kaydedildiğini gösterdi.

Cezayir Sağlık Bakanı Abdulhak Seyhi yaptığı basın açıklamasında, kanseri teşhis etmek için gelişmiş yöntemlerin edinilmesinin tarama ve erken teşhiste ilerleme sağladığını ve bunların Cezayir dahil dünyada kanser hastalarının artış eğilimine rağmen ölümlerin azalmasına katkı sağlayacağını belirtti.

Seyhi, Ulusal Ağ tarafından yayınlanan 2020 ve 2021 yıllarına ait kanser kayıt verilerinden yararlanıldığını açıkladı. Bu bağlamda “Cezayir’de ve dünyada kanserin yükseliş eğilimi, yaşlanma, sağlığa zararlı yaşam tarzı ve bireysel ve kolektif sorumluluğun olmayışı ile sağlığa zararlı davranışlar ve çevresel faktörler gibi birçok faktörden kaynaklanıyor” ifadelerine de yer verdi.

Bakan “Özellikle beklentilere dayalı öncelikler belirleniyor ve ağ verileri için istatistiksel modeller geliştirerek 2024-2030 kanserle mücadeleye yönelik ulusal kontrol planı hakkında düşünülüyor” dedi.

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun Kasım 2023’te, 2024’ün başına kadar Ulusal Kanser Fonu’na yarım milyar dolarlık mali fon sağlama sözü verdi. Kapsamlı bir girişim kapsamında, hasta bakımının geliştirilmesi, hastalığın önlenmesi, erken teşhisi ve risk faktörleriyle mücadeleye yönelik planların hayata geçirilmesi, kanserin önlenmesi ve kontrolü alanında tüm tarafların katılımının yaygınlaştırılması, bilimsel araştırmaların teşvik edilmesi ve geliştirilmesi, tıbbi kullanıma yönelik elektronik nükleer yatırımların yönlendirilmesi ve kanser ilaçlarının ulusal üretiminin artırılması hedefleniyor. 

Girişim, başta radyoterapi, hematoloji ve çocuk hastalıkları olmak üzere kanser kontrol merkezlerinin ülke geneline dağılımındaki eksikliklerin giderilmesini, ilaç ihtiyaçlarının belirlenmesi ve dağıtılması için dijital bir sistemin geliştirilmesini, kanser hastası kayıtlarının dijitalleştirilmesini ve bu dijital yapının, doğruluğu en yüksek düzeyde tutmak ve bu kategoriye yönelik ilaçların yokluğunu tamamen gidermek amacıyla Ulusal Medeni Hal Siciline bağlanmasını da içeriyor.

Fotoğraf altı: Cezayir, ülkedeki kanser hastalarının tedavi maliyetlerini azaltmak için teknolojiyi kullanmaya çalışıyor (Independent Arabia)
Cezayir, ülkedeki kanser hastalarının tedavi maliyetlerini azaltmak için teknolojiyi kullanmaya çalışıyor (Independent Arabia)

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Cezayir’de ülkenin çeşitli yerlerinden kanser hastalarının tedavisi ve bakımına ayrılmış büyük bir hastane bulunmazken, 6’sı özel kurum olmak üzere 20 uzmanlaşmış kanser tedavi merkezi, 41 kanser bölümü ve kemoterapi uygulanan toplam 77 ünite bulunuyor.

Hükümetin 2022 yılında yayınladığı bir rapora göre, çeşitli kanser türlerine yakalanan kişi sayısının 2025 yılına kadar yıllık 61 bin yeni vakaya ulaşması bekleniyor. Sağlık Bakanlığı’nın son istatistikleri ise hastalıkla enfeksiyon vakalarının yıllık 100 bin kişi başına 103 vaka oranında artacağını ve enfeksiyon sayısının 2030’da yıllık 70 bin vakaya çıkacağını gösteriyor.

Bilgiler ve uyarılar

Bu bağlamda Cezayirli halk sağlığı araştırmacısı Muhammed Kevaş, biyometrik çipin kanser hücrelerini daha ortaya çıkar çıkmaz tespit ederek bilgi ve uyarı verebileceğini öne süren bir hipotezin var olduğunu zira bu bağlamda önceki deneylerin, kanser hücrelerinin semptomları ortaya çıkmadan önce kanserli kişileri tespit etmek için köpeklerin eğitilmesiyle gerçekleştirildiğini belirtti.

Kevaş Independent Arabia’ya bu yeni biyometrik çipin geliştirilmesinin, Cezayirli araştırmacıların yüksek öğrenim, bilimsel araştırma, sanayi ve sağlık olmak üzere farklı sektörler arasında koordinasyon içinde teknik çözümün somutlaştırılması ve bu çipin erken teşhis için meme, kolon, prostat, akciğer kanseri gibi genetik faktörü yüksek olan hastaların ve isteyen diğer kişilerin vücuduna yerleştirilmesi açısından bir başarı olacağını belirtti. Çeşitli deneysel aşamalarda iyi huylu tümörlerin kötü huylu tümörlere dönüşmesi ve metastaz veya vücutta kapsamlı yayılma aşamasına ulaşmasını önlenerek, kemoterapi ve radyasyon yoluyla hızlı bir şekilde tedavi edilmesini sağlayacağını vurguladı.

Çipin, kanser tedavisinin başlangıç ​​aşamasında sağlanmasını güvence altına alarak hastaların acılarını azaltacağını, ayrıca hastaları birçok test ile seyahat, çeşitli masraflar ve zorlu tedavilerden kurtardığını belirtti.

Kevaş “Bu yeni teknoloji, devletin kanser hastalarının bakımına ayırdığı yüksek meblağı azaltmasını sağlayacak. Etkinliği deneylerle kanıtlanırsa Cezayir’de kanser sebebiyle hayatını kaybedenlerin sayısı azalacak. Projenin hızla ilerlemesini ve çipin hastane düzeyinde kullanıma sunulmasını ve vatandaşlara yönelik bilinçlendirme ve duyarlılık kampanyaları yapılmasını umuyoruz” ifadelerini kullandı.

Cezayir’deki dijital tıbbi platformlardan birinin yetkilisi olan Cemil Devavede, biyometrik çip üretilmesinin ülkedeki mevcut kanser türlerinin bilinmesini ve sayılmasını kolaylaştıracağını, ayrıca hasta kişilerin sayısının hızlı ve doğru bir şekilde belirlenmesini sağlayacağını söyledi.

Bunların yanı sıra çipin kullanılmasının, sağlık kurumlarının tedavi ve takip cihazı ihtiyaçlarının belirlenmesine yardımcı olacağını, hastaların takip ve tedavisinde ilaç veya farmasötik malzeme sıkıntısından kaynaklanan birçok sorunu ortadan kaldıracağını sözlerine ekledi.

Devavede, çipin lojistik malzemelerin belirlenmesi, hastanın gidişatının takip edilmesi ve kanserin ülkedeki yayılımına ilişkin bir harita geliştirilmesi de dahil olmak üzere birçok sorunu çözeceğini vurguladı.

Hastaların hastanelerde sağlık durumlarını takip edilmesini kolaylaştırmak için sağlık sektörünün modern teknolojiden ve yeni bilimsel ve teknik araştırmalardan yararlanmaya açık olması gerektiğini belirten Devavede, tıbbi teknoloji çözümlerinin geliştirilmesinin, doğru bilginin etkili teknik araçlar kullanılarak sağlanması ile hastaneler, doktorlar ve hastalar üzerindeki baskının azaltılmasına katkı sağlayacağını belirtti.



Beynin hafıza merkezinin yeni bir özelliği keşfedildi

Bilim insanları hipokampusta, Pavlov'un deneylerinde kanıtladığı sürecin daha ileri bir versiyonunun gerçekleştiğini söylüyor (Unsplash)
Bilim insanları hipokampusta, Pavlov'un deneylerinde kanıtladığı sürecin daha ileri bir versiyonunun gerçekleştiğini söylüyor (Unsplash)
TT

Beynin hafıza merkezinin yeni bir özelliği keşfedildi

Bilim insanları hipokampusta, Pavlov'un deneylerinde kanıtladığı sürecin daha ileri bir versiyonunun gerçekleştiğini söylüyor (Unsplash)
Bilim insanları hipokampusta, Pavlov'un deneylerinde kanıtladığı sürecin daha ileri bir versiyonunun gerçekleştiğini söylüyor (Unsplash)

Beynin hafızadan sorumlu bölümü hipokampusun, anıları yeniden düzenleyerek gelecekteki sonuçları öngördüğü bulundu.

Hipokampus, fiziksel alan ve geçmiş deneyimlerin haritalarını oluşturarak kişinin, etrafındaki dünyayı anlamasını sağlıyor. 

Beyin aktivitesi kalıplarının değişmesiyle bu haritaların da zaman içinde değiştiği biliniyor. Ancak sözkonusu değişimin rasgele gerçekleştiği düşünülüyordu.

McGill ve Harvard üniversitelerinden bilim insanları, fareler üzerinde yaptıkları deneylerde bu sürecin rasgele değil, sistematik bir şekilde geliştiğini saptadı.

Araştırmacılar, nöronları yalnızca kısa süre izleyebilen yöntemler yerine, aktif nöronların parlamasını sağlayan yeni görüntüleme tekniklerine başvurdu. 

Bulguları hakemli dergi Nature'da yayımlanan çalışmada, bir görevi öğrenen ve ödül alan farelerin nöron aktivitesi izlendi.

Bilim insanları farelerin nöron aktivitesinin önceleri ödül verildiği sırada zirveye ulaştığını gözlemledi. Ancak daha sonra bu zirve gittikçe erken bir zamana kaydı ve nihayetinde, fare henüz ödülü almadan görülmeye başladı.

Bulgular, hipokampusun anıları depolamakla kalmadığını, aynı zamanda sonuçları aktif olarak tahmin ettiğini gösteriyor.

Makalenin kıdemli yazarı Mark Brandon bu durumun "şaşırtıcı" olduğunu ifade ediyor.

Daha önce Ivan Pavlov'un deneylerinde, beynin ödülleri öğrenme becerisi olduğu ve hayvanların, zil gibi bir ipucunu yiyecekle ilişkilendirebildiği saptanmıştı. 

Ancak yeni çalışma, Pavlov'un deneylerindeki basit ipucu-ödül ilişkisinin ötesine geçiyor ve hipokampusun, hafıza ve bağlamı kullanarak sonuçları tahmin ettiğini ortaya koyuyor.

Brandon, "Hipokampus genellikle beynin dünyaya ilişkin içsel modeli olarak tanımlanır" diyerek ekliyor: 

Burada bu modelin statik olmadığını görüyoruz; beyin tahminlerdeki hatalarından ders çıkararak bu modeli her gün güncelliyor. Sonuçlar beklendiği gibi gelmeye başladığında, hipokampustaki nöronlar bundan sonra ne olacağını öğreniyor ve daha erken tepki vermeye başlıyor.

Bulgular, Alzheimer gibi hastalıklardan muzdarip kişilere de yardım etme potansiyeli taşıyor.

Alzheimer hastaları genellikle sadece geçmişi hatırlamakta değil, deneyimlerden ders çıkarma ve karar vermekte de zorluk çekiyor.

Hipokampusun anıları tahminlere dönüştürdüğünü gösteren bu çalışma, Alzheimer'ın erken evrelerinde öğrenme ve karar verme süreçlerinin neden etkilendiğini anlama yolunda yeni bir çerçeve sunuyor. 

Bilim insanları bu becerinin nasıl bozulduğunu anlamanın yeni tedavilere kapı aralayabileceğini düşünüyor.

Independent Türkçe, McGill Üniversitesi, Quantum Zeitgeist, Nature


Protezlerde insan eli benzeri kavrama mümkün mü? Yapay zekâ destekli protezlerde hassas kavrama dönemi

Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
TT

Protezlerde insan eli benzeri kavrama mümkün mü? Yapay zekâ destekli protezlerde hassas kavrama dönemi

Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)

Protez uzuvlar alanı, robotik, yapay zekâ ve hassas sensör teknolojilerindeki hızlı ilerlemelerin etkisiyle son yıllarda dikkat çekici bir atılım yaşıyor. Buna karşın, en önemli zorluklardan biri, kullanıcının kavradığı nesnenin niteliğine uygun kavrama gücünün ayarlanması olmaya devam ediyor. Bir yumurtayı tutmak son derece hassas bir dokunuş gerektirirken, bir su şişesini açmak daha fazla güç ve daha ince bir kontrol gerektiriyor.

Şarku’l Avsat’ın ABD Hastalık ve Kontrol Önleme Merkezleri’den (CDC) aktardığı verilere göre ülkede her yıl yaklaşık 50 bin ampütasyon vakası kaydediliyor. Bu durum, el kaybının bireylerin günlük yaşam görevlerini doğal biçimde yerine getirme kapasitesi üzerinde ciddi bir etki yarattığını gösteriyor.

Daha duyarlı akıllı sistemler

Bu alandaki en yeni yenilikler, insan elinin doğal hissini taklit edebilen, daha akıllı ve daha duyarlı protez uzuvların geliştirilmesine odaklanıyor. Bu teknolojiler, kullanıcılara daha yüksek düzeyde bağımsızlık sağlarken, günlük faaliyetleri daha kolay ve güvenle yerine getirmelerine yardımcı oluyor; kullanım sırasında konfor ve güvenliği de artırıyor.

fvdfv
Utah Üniversitesi’nde geliştirilen, insan düşüncesini taklit eden akıllı protez uzuv. (Utah Üniversitesi)

Bu kapsamda, Çin’de Guilin Elektronik Teknoloji Üniversitesi’nden araştırmacılar, makine öğrenimi, bilgisayarla görme ve gelişmiş sensörlere dayanan yenilikçi bir protez sistem geliştirdi. Sistem, her nesne için uygun kavrama gücünü gerçek zamanlı olarak belirlemeyi amaçlıyor. Çalışmanın sonuçları, 20 Ocak 2026 tarihli Nanotechnology and Precision Engineering dergisinde yayımlandı.

Araştırma, kalemler, şişeler, bardaklar, toplar ve anahtarlar gibi günlük hayatta yaygın kullanılan nesnelerin yanı sıra yumurta gibi hassas objeler de dâhil olmak üzere, nesnelerin yüzde 90’ından fazlasıyla etkileşim için gerekli kavrama gücünün ölçülmesine odaklandı. Amaç, kullanıcının her seferinde kavrama gücünü manuel olarak ayarlamasına gerek kalmadan çevresiyle doğal biçimde etkileşim kurabilmesini sağlamak.

Sistem; avuç içine yakın bir noktaya yerleştirilmiş küçük bir kamera, parmak uçlarındaki basınç sensörleri ve kullanıcının ön kolundaki kasların elektriksel aktivitesini ölçen bir elektromiyografi (EMG) cihazından oluşuyor. Bu sayede nesneyi kavrama niyeti belirleniyor ve kavrama gücü otomatik olarak ayarlanıyor.

Çalışmanın başyazarı, Guilin Elektronik Teknoloji Üniversitesi’nden Dr. Hua Li, sistemin bilgisayarla görme ile kasların elektriksel sinyallerini birleştirerek nesnelerin akıllı biçimde tanınmasını ve kavrama gücünün uyarlanabilir şekilde kontrol edilmesini sağladığını belirtti. Dr. Li, bunun protez kullanıcılarının yaşamında somut bir fark yaratabileceğini söyledi.

Dr. Li, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, sistemin gelişmiş bir algoritma aracılığıyla hedef nesneyi otomatik olarak analiz ettiğini; türünü, dokusunu ve boyutunu belirledikten sonra uygun kavrama gücünü seçtiğini ifade etti. Buna göre yumurta gibi hassas nesneler için hafif bir güç, su dolu bardaklar için ise orta düzeyde bir güç uygulanıyor. Bu yaklaşım, nesnelerin zarar görmesi ya da elden kayması ihtimalini azaltıyor.

Kullanıcının niyetini tespit etmek için EMG sinyallerinden yararlanan sistem, “görsel tanıma, güç eşleştirme ve hareketin uygulanması” aşamalarını, insan kas hafızasını taklit eden bir biçimde otomatik olarak tamamlıyor. Bu da sürekli manuel ayarlama ihtiyacını azaltıyor ve günlük görevlerin daha doğal bir şekilde yerine getirilmesini mümkün kılıyor. Sonuç olarak kullanıcıların yaşam kalitesi artıyor.

Geleceğin tasarımlarına etkisi

Bu teknolojinin gelecekteki protez tasarımlarına etkisine değinen Dr. Li, sistemin daha gelişmiş yapay el tasarımları için yeni ufuklar açtığını söyledi. Bilgisayarla görme ve kas sinyallerine dayalı çift kontrol yaklaşımının, “aktif algılama ve otomatik uygulama” temelli akıllı bir mantık sunduğunu belirten Li, bunun protez eli pasif bir tepki aracından çıkarıp, nesneleri kavramada insan davranışına daha yakın bir seviyeye taşıdığını vurguladı.

sfdef
İtalyan Teknoloji Enstitüsü’nde geliştirilen, doğal el hareketini taklit eden yenilikçi protez el. (İtalyan Teknoloji Enstitüsü)

Sistemin diğer protezler veya robotik uygulamalar için uyarlanabilirliğine ilişkin olarak ise Dr. Li, temel teknolojinin uzvun yapısına bağımlı olmadığını kaydetti. Görsel tanıma modellerinde yapılacak basit uyarlamalar ve uygun güç eşiklerinin ayarlanmasıyla, sistemin bacak veya kol protezlerine, hatta robot kollarına da uygulanabileceğini söyledi. Bu durumun, rehabilitasyon cihazları ve robotik teknolojiler için etkili ve düşük maliyetli çözümler sunarak, farklı alanlarda geniş uygulama imkânları yaratacağını ifade etti.

Paralel araştırma girişimleri

Bu gelişmeler, doğal hareketin daha hassas biçimde taklit edilmesini hedefleyen küresel araştırma çabalarıyla da örtüşüyor. Aralık 2025’te ABD’de Utah Üniversitesi’nden bir ekip, yapay zekâya dayalı ve basınç ile görsel sensörlerle donatılmış, “öz-düşünme” yeteneğine sahip akıllı bir protez el geliştirmeyi başardı. Sinir ağı kullanılarak farklı kavrama pozisyonlarıyla eğitilen bu el, her parmağın bağımsız ve kullanıcıyla eşzamanlı hareket etmesine olanak tanıyarak, günlük görevlerde gerekli zihinsel çabayı azalttı.

Ayrıca İtalya Teknoloji Enstitüsü ile Imperial College London’dan araştırmacılar, nöromüsküler uyum ve yumuşak robotik teknolojilere dayalı protez uzuvlar üzerinde çalışıyor. Haziran 2025’te ekip, iki hareket derecesine sahip yumuşak bir protez el tasarladı. Bu tasarım, çok parmaklı ve hassas kontrol gerektiren, geleneksel yöntemlerle mümkün olmayan karmaşık görevlerde umut verici sonuçlar ortaya koydu.

Temmuz 2024’te ise Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden (MIT) araştırmacılar, protez bir bacak için gelişmiş bir sinirsel arayüz geliştirdi. Elektronik uzvun insan sinir sistemiyle doğrudan etkileşimini sağlayan bu arayüz, cerrahi olarak bağlanan kaslar ve sinir sinyallerini algılayan elektrotlara dayanıyor. Bu sayede kullanıcılar, motor ve duyusal kontrolü yeniden kazanarak yürüme hızında, kas gücünde ve farklı ortamlara uyumda kayda değer iyileşmeler elde etti.

Araştırmacılara göre, tüm bu gelişmeler, protez uzuvların geleceğinin; giderek daha akıllı, uyarlanabilir ve sinir sistemiyle bağlantılı sistemlere doğru ilerlediğini gösteriyor. Bu sistemler, biyolojik uzuvların performansına her geçen gün daha fazla yaklaşarak, kullanıcılara hareketin sadeliğini ve günlük yaşamda özgüveni yeniden kazandırmayı hedefliyor.


"Sessiz katil"e karşı yeni umut: Mekanizma bozulunca tümörler küçüldü

(Unsplash)
(Unsplash)
TT

"Sessiz katil"e karşı yeni umut: Mekanizma bozulunca tümörler küçüldü

(Unsplash)
(Unsplash)

Harriette Boucher 

Bilim insanları, "sessiz katil" diye adlandırılan pankreas kanserinin bağışıklık sisteminden nasıl gizlendiğini ve bu süreci bozmanın tümörlerin küçülmesine nasıl yardımcı olabileceğini keşfetmiş olabilir.

Yakın zamanda yapılan çalışmada, Almanya'daki Würzburg Üniversitesi'nden araştırmacılar, kanser hücrelerinin büyümesine katkıda bulunan kanser geni MYC'nin, normalde bağışıklık sistemini harekete geçiren ve tümöre saldıran alarm sinyallerini bastırarak tümörleri kamufle ettiğini buldu.

Ancak araştırmacılar, hayvanlarda bu mekanizmayı bloke ederek tümörlerde çarpıcı bir küçülme tespit etti ve kanserin vücudun kendi savunmasına maruz kalabileceği yeni bir yol önerdi.

Çalışma, Cancer Grand Challenges KOODAC araştırma ekibinden Martin Eilers tarafından yönetildi. Eilers şunları söyledi:

Normal MYC'ye sahip pankreas tümörlerinin boyutu 28 günde 24 kat artarken, kusurlu MYC proteinine sahip tümörler aynı dönemde çöktü ve yüzde 94 oranında küçüldü. Ama bu durum yalnızca hayvanların bağışıklık sistemleri sağlam olduğunda görüldü.

Eilers, bulguların kanser tedavisi için umut verici yeni yollar açtığını çünkü gelecekteki ilaçların sağlıklı hücrelere zarar vermeden tümörleri vücudun bağışıklık sistemine karşı görünür ve savunmasız hale getirmek için kullanılabileceğini sözlerine ekledi.

Pankreas kanseri, Birleşik Krallık'ta her yıl yaklaşık 10 bin ölüme yol açarak en çok can alan 5. kanser türü. Tüm yaygın kanserler arasında en düşük sağkalım oranına sahip ve 5 yıllık sağkalım oranı yüzde 7'nin altında.

Hastaların semptomları genellikle ancak hastalık tedavi seçeneklerinin sınırlı olduğu bir aşamaya ilerledikten sonra ortaya çıktığı için "sessiz katil" diye adlandırılıyor.

MYC kanserde önemli bir rol oynuyor ve önceki araştırmalara göre insanlarda  kanserlerin yüzde 70'ine kadarında aktive oluyor.

Cancer Grand Challenges KOODAC ekibi, çocukluk çağı solid tümörleriyle mücadele etmek üzere 2024'te finansman desteği aldı.

Ekip, tümör büyümesini sağlayan proteinleri hedef almak için yenilikçi yöntemler geliştiriyor ve çalışmanın bulguları, ekip tarafından çocuklarda MYC kaynaklı kanserler için potansiyel yeni tedaviler tasarlamak üzere kullanılacak.

Ekibin Direktörü Dr. David Scott şunları söyledi:

Cancer Grand Challenges, KOODAC gibi kanser hakkında bildiklerimizin sınırlarını zorlayan uluslararası ekipleri desteklemek için var.

Bunun gibi araştırmalar, tümörlerin bağışıklık sisteminden saklanmak için kullandıkları mekanizmaların ortaya çıkarılmasının, sadece yetişkin kanserleri için değil, KOODAC ekibinin odak noktası olan çocukluk çağı kanserleri için de nasıl yeni olanaklar yaratabileceğini gösteriyor.

Bu, uluslararası işbirliğinin ve farklı uzmanlıkların kanser araştırmalarındaki en zorlu zorluklardan bazılarının üstesinden gelmeye nasıl yardımcı olabileceğinin cesaret verici bir örneği.

 Independent Türkçe, independent.co.uk/news/health