Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Ferhan: Önceliğimiz Gazze’deki yangını ve gerilimi durdurmak

Eski Filistin Başbakan Yardımcısı Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Çözüm siyasidir. Netanyahu hükümeti barış istemiyor” dedi.

Bin Farhan Davos’ta konuşuyor (AFP)
Bin Farhan Davos’ta konuşuyor (AFP)
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Ferhan: Önceliğimiz Gazze’deki yangını ve gerilimi durdurmak

Bin Farhan Davos’ta konuşuyor (AFP)
Bin Farhan Davos’ta konuşuyor (AFP)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Farhan, ülkesinin Gazze’de derhal ateşkes sağlanması, Filistinlilerin acılarının sona ermesi ve Kızıldeniz ile bölgedeki gerilimin azaltılması yönündeki çağrısını yineledi.

Dünya Ekonomik Forumu’ndaki diyalog oturumunda konuşan Bin Farhan, “Bugünkü önceliğimiz Gazze'de ateşkes yoluyla gerilimi azaltmanın bir yolunu bulmaktır. Mevcut yaklaşımın sürdürülmesi ve Gazze’deki acıların devam etmesi, tırmanma döngüsünün daha da kötüleşmesine yol açacaktır” ifadelerini kullandı.

Açık öncelikler

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, Davos’ta Alman mevkidaşı Annalena Baerbock, Nijeryalı mevkidaşı Yusuf Tuggar, ABD Senatörü Chris Coons ve NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in katıldığı diyalog oturumunda Gazze’de savaşın devam etme tehlikesi konusunda uyardı.

Kızıldeniz’deki gerginlikle ilgili bir soruya ise genel olarak bölgesel güvenlik konusunda çok endişeli olduğunu ifade eden Bakan farhan, “Elbette Kızıldeniz’de seyrüsefer özgürlüğü hepimizi etkileyen bir konu. Önceliğin Kızıldeniz’de ve bir bütün olarak bölgede gerilimin azaltılması olduğuna inanıyorum. Kızıldeniz’deki gerilim nedeniyle değil, öncelikle Filistinliler üzerindeki, genel olarak bölgesel güvenlik üzerindeki yansımaları ve daha geniş bir alana yayılması tehdidi nedeniyle Gazze’deki savaşa odaklanmalıyız. Bugün Gazze’de 30 bine yakın sivilin öldürülmesine tanık olduk. Her gün sivillerin öldürülmesine, insani yardımların girişine engel olunmasına tanık olmaya devam ediyoruz. Açıkçası İsrail’in, açıkladığı stratejik hedeflere ulaşmaya yakın olduğuna dair herhangi bir belirti göremiyoruz” dedi.

Felaket

Öte yandan Annalena Baerbock, Gazze’deki mevcut durumu hem İsrail hem de Filistinli siviller için bir felaket olarak nitelendirdi. Baerbock, “Aslında çözümü biliyoruz, ancak ateşkes planı ve iki devletli çözüm için birlikte çalışabiliriz. Ancak şu anda bir kısır döngünün içinde sıkışıp kalmış durumdayız” dedi.

Hamas’ın tüm rehineleri koşulsuz serbest bırakması ve Gazze’deki Filistinlilerin acılarını hafifletecek önlemler alması gerektiğini vurgulayan Baerbock, “İsrail’in artık Gazze tarafından tehdit edilmemesi için tüm uluslararası toplumun, Hamas’a silahlarını bırakması yönünde bir çağrı yapması gerekiyor” şeklinde konuştu.

Katılımcılar Gazze’de gerilimi ve ateşkesi azaltmanın yolları konusunda fikir ayrılığına düşerken, Filistinliler için barış sağlanmadığı sürece İsraillilerin barışa kavuşamayacağı konusunda da uzlaşı sağladılar.

FOTO: Suudi Dışişleri Bakanı, Davos’ta Alman mevkidaşını dinliyor (AFP)
Suudi Dışişleri Bakanı, Davos’ta Alman mevkidaşını dinliyor (AFP)

Prens Faysal bin Farhan, bölgesel barışın İsrail için barışı da içerdiğini, ancak bunun bir Filistin devletinin kurulması yoluyla Filistinliler için barışa bağlı olduğunu dile getirdi. “İsrail’in bugün Gazze’de yaptıkları, bölgesel barış ve güvenlik umutlarını tehlikeye atıyor” diyen Suudi Bakan, “Hala bölge, Filistinliler ve İsrailliler için çok daha iyi bir geleceğe giden bir yol var; barış. Bu konuda tamamen kararlıyız” açıklamasında bulundu. Bin Farhan, “Ancak bunu başarmanın ilk adımı elbette tüm tarafların ateşkes yapmasıdır. Bu, ancak Filistinliler için adaletin sağlanmasıyla sağlanabilecek sürdürülebilir bir barışa doğru bir başlangıç ​​noktasıdır” ifadelerini kullandı.

Krallığın İsrail’i daha geniş bir siyasi anlaşma çerçevesinde tanıyıp tanıyamayacağına ilişkin bir soruya ise “Elbette” yanıtını verdi.

Kızıldeniz’de gerilim

Ayrı bir oturumda ise Reuters’in aktardığına göre Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, askeri saldırıların Husilerin Kızıldeniz’deki ticari nakliye yollarına yönelik saldırılarını engellemeyeceğini, ancak bunun yolunun Gazze’deki savaşı sonlandırmak olduğunu söyledi.

Mevcut bölgesel durumu ‘her yerde gerginliğin tırmanması için bir durum’ olarak nitelendirerek, Katar’ın ‘Gazze’deki çatışmayı ortadan kaldırmanın, diğer cephelerde gerginliğin tırmanmasının önüne geçeceğine’ inandığını söyledi. Katar Başbakanı, “Asıl krizi, yani Gazze meselesini çözmeliyiz ki, bundan kaynaklanan diğer krizler dursun. Sadece semptomlara odaklanıp gerçek sorunları tedavi etmeyi ihmal edersek çözümler geçici olacaktır” ifadelerini kullandı.

Gazze'nin yeniden inşasına ilişkin olarak ise Şeyh Muhammed bin Abdurrahman, “İsrail ve Filistin’de sürdürülebilir bir iki devletli çözümün yokluğunda uluslararası toplum, bunu finanse etmeye hazır olmayacak” diyerek, büyük resmin göz ardı edilemez olduğunu vurguladı. Ayrıca uluslararası topluma, İsrail’den ‘iki devletli çözüme yönelik zamana bağlı ve geri dönülemez bir yolu kabul etmesini’ talep etme çağrısında bulundu. Katar Başbakanı ayrıca, “Bu konuyu yalnızca İsraillilerin eline bırakamayız” dedi.

Netanyahu hükümeti barış istemiyor

Filistin Yatırım Fonu Yönetim Kurulu Başkanı ve eski Başbakan Yardımcısı Muhammed Mustafa, “Davos Forumu, dünyanın doğrudan bizden duyabilmesini sağlamak için siyasi veya ekonomik sorunlarımızı sunduğumuz önemli bir küresel platformdur” dedi.

Mustafa, Davos’un oturum aralarında Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Filistinliler olarak 75 yıldır İsrail tarafının çarpık, eksik ve açıkça ön yargılı imajından büyük zarar gördük” dedi. Son zamanlarda Gazze’de yaşananların Filistin halkının mağdur olduğunu ve barışsever bir halk olduğunu dünyaya açıkça gösterdiğini sözlerine ekleyen Mustafa, “Filistinliler, Oslo'da gerçekleşen barış anlaşmasını ve tüm Arapların üzerinde mutabakata vardığı Arap girişiminin yanı sıra en azından Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) 1988’de, yani otuz beş yıl önce Cezayir’de iki devletli çözümü kabul etmesinden bu yana her zaman barışa el uzatmışlardır. Şu ana kadar bu konuyla uğraşmayan tek taraf İsrail tarafıdır” dedi.

Eski Filistinli yetkili, “Biz Araplar ve Filistinliler olarak barış istiyoruz ve uzlaşmacı bir çözümü kabul ettik. Bu, ideal ya da adil bir çözüm değil ama kabul edilebilir bir çözümdür” diyerek, bir kez daha 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir devlete ve mültecilerin geri dönüşüne bağlı olduklarını vurguladı.

Mustafa, uluslararası toplumun büyük çoğunluğunun Filistinlilerin siyasi haklarına destek verdiğine dikkat çekerek, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki oylama kayıtlarına atıfta bulundu ve bir avuç ülkenin genel fikir birliğinden saptığını belirtti. Yetkili, bu sorunun çözülmesi ve savaşların tekrarlanmaması için geri kalan ülkelerin Filistinlilerin haklarını tanımasının zamanının geldiğini vurguladı.

2014’teki Gazze savaşı sırasında Başbakan Yardımcısı olan Muhammed Mustafa, “O dönemde yeniden inşa çabalarına rağmen savaş yeniden patlak verdi. Çünkü daha önceki savaşlara neden olan temel sorunlar çözülmedi. Dolayısıyla çözüm öncelikle siyasidir. Umarım dünya bu dersten ders almıştır. Davos’taki varlığımız sırasında mümkün olan en fazla sayıda insana iletmeye çalıştığımız mesaj budur” ifadelerini kullandı.

Mustafa, siyasi bir çözüm bulunmadığı takdirde bugün Gazze’de yeniden imar ve yatırım hakkında konuşmak için henüz çok erken olduğunu ifade etti. Muhammed Mustafa, “Siyasi bir çözüme ulaşmak; kendimizi restorasyona, bölgesel işbirliğine ve ortak çıkar ve çıkarları paylaşan komşular olarak tek bir bölgede bir arada yaşamaya adamamıza olanak tanıyacaktır” ifadelerini kullandı.

Filistinli yetkili ayrıca, Filistinlilerin ve uluslararası toplumun ‘Gazze’de ateşkes sonrasında Binyamin Netanyahu hükümetine el uzatma’ becerisine ilişkin forum koridorlarında sıkça sorulan bir soruya da yanıt verdi. Mustafa, “Bu hükümet sorumsuz olduğunu, faşist olduğunu, barış istemediğini kanıtladı. Dolayısıyla bu hükümetle konuşmanın bir faydası olduğunu düşünmüyorum” şeklinde konuştu.



Suudi Arabistan Savunma Bakanı, Dünya Savunma Fuarı'nda bazı mutabakat zaptları ve anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman, Slovakya Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Robert Kalinak ile savunma alanında iş birliği için mutabakat zaptı imzalarken (SPA)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman, Slovakya Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Robert Kalinak ile savunma alanında iş birliği için mutabakat zaptı imzalarken (SPA)
TT

Suudi Arabistan Savunma Bakanı, Dünya Savunma Fuarı'nda bazı mutabakat zaptları ve anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman, Slovakya Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Robert Kalinak ile savunma alanında iş birliği için mutabakat zaptı imzalarken (SPA)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman, Slovakya Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Robert Kalinak ile savunma alanında iş birliği için mutabakat zaptı imzalarken (SPA)

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'daki Dünya Savunma Fuarı'nda bazı mutabakat zaptları ve anlaşmalar imzalarken dost ve kardeş ülkelerin savunma bakanları ve üst düzey yetkilileriyle savunma ve güvenlik endüstrisinin geleceğini görüştü.

Prens Halid bin Selman, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı paylaşımda şunları yazdı:

“Kral Selman bin Abdulaziz’in himayesinde ve onun adına, kardeş ve dost ülkelerden gelen sayın konukların huzurunda Dünya Savunma Fuarı'nın açılışını yapmaktan büyük mutluluk duydum. Bu etkinlik, Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed Bin Selaman’ın savunma ve güvenlik sektöründeki küresel gelişmelere ayak uydurma vizyonunu somutlaştırıyor.”

Prens Halid bin Selman, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dünya Savunma Fuarı'nda kardeş ve dost ülkelerin savunma bakanları ve üst düzey yetkilileriyle bir araya gelmekten büyük mutluluk duydum. Savunma ve güvenlik endüstrisinin geleceği ile ilgili bir dizi konu hakkında görüş alışverişinde bulunduk. Fuarda sunulan fırsatları vurguladık. Ayrıca bir dizi mutabakat zaptı ve anlaşmanın imzalanmasına şahitlik ettim ve bunları imzaladım.”

Prens Halid bin Selman ve Güney Kore Savunma Bakanı Ahn Gyu-Back, Suudi Arabisatan Savunma Geliştirme Genel Müdürlüğü ile Güney Kore Savunma Geliştirme Ajansı (ADD) arasında savunma araştırma ve geliştirme ile savunma ve askeri teknolojiler ve sistemler için inovasyon alanında bir mutabakat zaptının imzalanmasına şahitlik ettiler.

Prens Halid bin Selman, Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı ile Slovakya Savunma Bakanlığı arasında savunma alanında iş birliği için bir mutabakat zaptı imzaladı. Ayrıca, Malezya Savunma Bakanı Muhammed Halid Nurdin ile Suudi Arabistan hükümeti ile Malezya hükümeti arasında savunma alanında iş birliği için bir anlaşma imzaladı. Prens Halid bin Selman ayrıca Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı ile Somalı Federal Cumhuriyeti Savunma Bakanlığı arasında askeri alanda iş birliği için Somali Federal Cumhuriyeti Savunma Bakanı Ahmed Maalim Faki ile bir mutabakat zaptı imzaladı.


İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
TT

İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ile Riyad arasındaki ilişkilerin bugün benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında olduğunu belirterek, iki ülkenin tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasite geliştirmeye dayalı gerçek ortaklıklar inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Crosetto, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel bir unsur haline geldiğini ifade etti. İki ülkenin, bölgesel gerilimin tırmanmasını önlemek amacıyla ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşması için birlikte çalıştığını kaydetti.

Crosetto, Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı’na (WDS 2026) katılımı kapsamında yaptığı değerlendirmede, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamını ‘son derece cazip’ olarak nitelendirdi. Crosetto, söz konusu etkinliğin, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki giderek artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar ile yeni teknolojilerin ele alınmasına olanak sağlayan bir platform sunduğunu ifade etti.

Stratejik güç

Crosetto, Suudi Arabistan ile İtalya arasındaki ilişkilerin son derece iyi olduğunu ve ‘benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında’ bulunduğunu söyledi. Crosetto, “Liderlerimiz arasındaki siyasi anlayış, savunma alanında askerî ve sanayi boyutlarını kapsayan, somut ve kurumsal iş birliğine dönüşen bir güven çerçevesi oluşturdu. Ülkelerimiz; güvenilir ortaklıklar, verilen sözlere bağlılık, diplomasinin önemi ve uluslararası hukuka saygı gibi temel ilkeleri paylaşıyor. Bu da iş birliğimizi istikrarlı, öngörülebilir ve uzun vadeye yönelik kılıyor” ifadelerini kullandı.

Silahlı kuvvetler arasında diyalog

Crosetto, iki ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki diyaloğun sürdüğünü belirterek, bu kapsamda operasyonel tecrübe, askerî doktrinler, stratejik analizler ve bölgesel senaryo değerlendirmelerinin karşılıklı olarak paylaşıldığını söyledi. Crosetto, söz konusu temasların ‘birlikte çalışabilirliği ve karşılıklı anlayışı artırdığını’ ifade etti.

Crosetto, Kızıldeniz ile Arap Körfezi’nin birbirleriyle yakından bağlantılı iki stratejik bölge olduğunu belirterek, bu bölgelerin güvenliğinin İtalya ve Suudi Arabistan için ortak bir çıkar teşkil ettiğini kaydetti. Bu çerçevede Roma ile Riyad arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel öneme sahip olduğunu vurgulayan Crosetto, Lübnan, Gazze Şeridi ve Suriye’de siyasi çözümlerin desteklenmesine özel önem verildiğini, ayrıca ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşmasının bölgesel gerilimin önlenmesi açısından kritik olduğunu dile getirdi.

vfgb
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ocak 2025'te El-Ula’daki kış çadırında İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi ağırladı. (SPA)

Bu siyasi taahhüdün pratik bir boyutunun da bulunduğunu belirten Crosetto, İtalya’nın tıbbi tahliyeler ve insani yardım sevkiyatları yoluyla Filistinli sivillere sağlık hizmeti sunan en aktif Batılı ülkeler arasında yer aldığını söyledi. Crosetto, bunun askerî imkânların istikrarı destekleyici hedefler doğrultusunda kullanılmasına somut bir örnek teşkil ettiğini ifade etti.

Veliaht Prens – Meloni görüşmesi

Crosetto, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile gerçekleştirdiği görüşmenin, ikili ilişkilere güçlü bir ivme kazandırdığını söyledi. Crosetto, askerî alanda iş birliğinin eğitim, lojistik, askerî doktrin, teknolojik inovasyon, deniz güvenliği ve kritik altyapıların korunması gibi alanlarda güçlendiğini belirterek, siber alan, uzay ve gelişmiş sistemler başta olmak üzere yeni ortaya çıkan alanlara yönelik ilginin de giderek arttığını ifade etti.

Crosetto, sanayi alanında ise iki ülkenin geleneksel müşteri-tedarikçi ilişkisi anlayışını aştığını belirterek, tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasitenin güçlendirilmesine dayalı gerçek ortaklıklar kurmayı hedeflediklerini söyledi.

Suudi Arabistan, İtalya’nın enerji güvenliği için önemli bir ortak

Crosetto, İtalyan şirketleri ile Suudi muadilleri arasındaki savunma kapasitesi, teknoloji transferi, havacılık ve gemi inşa projelerindeki iş birliğinin, Suudi Arabistan’ın sanayi, teknoloji ve insan sermayesini güçlendirmeyi hedefleyen Vizyon 2030 planıyla tamamen uyumlu olduğunu vurguladı.

Crosetto, “İtalyan şirketlerinin katkıları yalnızca platform sağlamakla sınırlı değil; aynı zamanda uzmanlık, eğitim ve mühendislik desteğini de kapsıyor. Bu yaklaşım, savunma sektörünün ötesine geçerek altyapı, teknoloji ve turizm alanlarını da kapsıyor. NEOM gibi büyük projeler, ekonomilerimiz arasındaki entegrasyonu gözler önüne seriyor” ifadelerini kullandı.

İş birliğinin enerji ve enerji dönüşümü sektörlerini de içerdiğini belirten Crosetto, Suudi Arabistan’ın İtalya’nın enerji güvenliği açısından kilit bir ortak olduğunu söyledi. Crosetto, hidrojen ve yenilenebilir enerji alanındaki iş birliğinin büyüdüğünü, ayrıca stratejik ve kritik hammaddelere yönelik Suudi yatırımlarının sanayi ve teknoloji alanındaki iş birliğinde önemli gelişmelere yol açabileceğini kaydetti.

Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamı cazip

Crosetto, İtalya ve Suudi Arabistan savunma bakanlıklarının iş birliğiyle Riyad’da düzenlenen Suudi Arabistan-İtalya Yatırım Forumu’nun iki taraf arasındaki iş birliğini güçlendirme açısından çok güçlü bir mesaj verdiğini belirtti. Crosetto, forumun küçük ve orta ölçekli şirketler ile büyük grupları bir araya getirerek somut ve pratik bağlantılar kurulmasını sağladığını söyledi.

Crosetto, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamının yüksek cazibeye sahip olduğunu vurgulayarak, ülkenin büyük kamu yatırımları, avantajlı vergi sistemi, malzeme ve ekipman teşvikleri ile çifte vergilendirmeyi önleyen anlaşmalarla stratejik bir sanayi ortağı olduğunu ifade etti.

sdbfrb
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Ekim 2024'te Roma'da İtalyan sanayi şirketleriyle yaptığı toplantıda (SPA)

Ticaretin yalnızca savunma sektörüyle sınırlı olmadığını belirten Crosetto, makineler, moda, tasarım ve ilaç sanayi gibi alanlarda da İtalyan ürünlerine yüksek talep olduğunu aktardı. Crosetto, ikili anlaşmaların değeri 10 milyar euroyu aştığını ve bunların Leonardo ile Fincantieri gibi büyük şirketleri kapsadığını kaydetti.

Prens Halid bin Selman’ın ziyareti

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Suudi mevkidaşı Prens Halid bin Selman’ın Roma ziyareti ile iki ülke arasındaki diyaloğun güçlendiğini belirtti. Crosetto, görüşmelerin uzaydan denizciliğe, havacılıktan helikopter projelerine kadar çeşitli sektörleri kapsadığını ve esas olarak askerî iş birliği, eğitim ve ortak stratejik analizlerin paylaşılmasına odaklandığını söyledi.

Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı

Crosetto, Suudi Arabistan’ın üçüncü kez düzenlediği Dünya Savunma Fuarı’nın, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar, yeni teknolojiler ile iş birliği modellerinin tartışılabileceği bir platform sunduğunu belirtti.

Crosetto, “Yatırım açısından büyük potansiyele sahip bir ülkenin, sürekli büyüyen bir sektörde dünyanın en iyi şirketleriyle doğrudan diyaloğa imkân veren uluslararası bir etkinliğe ev sahipliği yapmasının önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

tryjyuj
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto (İtalya Savunma Bakanlığı)

Crosetto sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Bu bağlamda, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliği modelinin, diyalog, karşılıklı güven ve uzun vadeli vizyona dayalı olarak stratejik çıkarların, inovasyonun ve sorumluluğun birlikte nasıl sağlanabileceğine örnek teşkil ettiğine inanıyorum. Bu ilke doğrultusunda, mevcutun ötesine geçen, bölgesel istikrara katkı sağlayan ve hem iki ülkeye hem de uluslararası topluma somut fırsatlar sunan bir ortaklığı güçlendirmek için birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.”


Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
TT

Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)

Kuveyt’te terörle mücadele ve kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesi ile ilgili Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Yedinci Bölümü Kapsamındaki Kararların Uygulanması Komitesi, sekiz Lübnan hastanesini terör listesine ekledi.

Şarku’l Avsat’ın Kuveyt basınından aktardığına göre, Dışişleri Bakanlığı’na bağlı komite, söz konusu hastaneleri terörle bağlantılı kuruluşlar listesine dahil etti.

Komite, kendi inisiyatifiyle veya yabancı yetkili bir makam ya da yerel bir talep doğrultusunda, makul gerekçelerle terör eylemi gerçekleştirdiği, gerçekleştirmeye çalıştığı veya bu eylemleri kolaylaştırdığı şüphesi olan kişileri veya kurumları listeye alabiliyor.

Listeye eklenen hastaneler şunlar: Nebatiye’deki eş-Şeyh Ragıb Harb el-Camii Hastanesi, Bint Cubeyl’deki Salah Gandur Hastanesi, Baalbek’teki el-Emel Hastanesi, Hadath’taki Saint George Hastanesi, Baalbek’teki Daru’l Hikme Hastanesi, Hermel’deki el-Betul Hastanesi, Khalde’deki eş-Şifa Hastanesi ve Beyrut Havalimanı yolu üzerindeki er-Resulü’l Azam Hastanesi.

Komite, listeye ekleme kararının uygulanmasını, kendi yürütme yönetmeliğinin 21, 22 ve 23. maddelerine uygun olarak istedi.

Madde 21’e göre, herkesin söz konusu kişilere ait tüm mal ve ekonomik kaynakları, doğrudan veya dolaylı olarak, tamamen veya kısmen, gecikmeksizin ve önceden bildirim yapmaksızın dondurması gerekiyor.

Madde 23 ise Kuveyt sınırları içinde veya yurt dışında herhangi bir Kuveyt vatandaşının, listeye alınan kişi veya kuruluşlara para, ekonomik kaynak veya finansal hizmet sağlamasını yasaklıyor. Bu yasak, doğrudan veya dolaylı, kısmen veya tamamen sağlanan hizmetleri ve listeye alınan kişi tarafından kontrol edilen ya da yönlendirilen varlıkları kapsıyor. Ancak dondurulan hesaplara faiz eklenmesi bu yasak kapsamına girmiyor.