İran'ın füze saldırıları... ABD, İsrail ve Taliban'a mesajlar

İranlılar, 18 Ocak'ta İran'ın Sistan ve Belucistan eyaletindeki Saravan kasabası yakınlarında Pakistan'ın bombalaması sonucu yıkılan bir binanın kalıntılarının yakınında (Reuters)
İranlılar, 18 Ocak'ta İran'ın Sistan ve Belucistan eyaletindeki Saravan kasabası yakınlarında Pakistan'ın bombalaması sonucu yıkılan bir binanın kalıntılarının yakınında (Reuters)
TT

İran'ın füze saldırıları... ABD, İsrail ve Taliban'a mesajlar

İranlılar, 18 Ocak'ta İran'ın Sistan ve Belucistan eyaletindeki Saravan kasabası yakınlarında Pakistan'ın bombalaması sonucu yıkılan bir binanın kalıntılarının yakınında (Reuters)
İranlılar, 18 Ocak'ta İran'ın Sistan ve Belucistan eyaletindeki Saravan kasabası yakınlarında Pakistan'ın bombalaması sonucu yıkılan bir binanın kalıntılarının yakınında (Reuters)

Hannan Azizi

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) tarafından 16 Ocak Salı günü Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY), Pakistan ve Suriye'deki hedeflere düzenlenen füze saldırıları, İran medyasında geniş bir yer aldı. İran medyası, saldırıları 3 Ocak'taki Kirman bombalı saldırısının kurbanlarına intikam olarak ve Suriye'deki Devrim Muhafızları liderlerinin öldürülmesi ile 2023 yılı Aralık ayında Sistan-Belucistan eyaletinin güneydoğusundaki Rasek şehrine yönelik polis karakoluna yapılan silahlı saldırıya karşı bir tepki olarak değerlendirdi.

İran gazetelerinin çoğu, üç saldırı ve ayrıntıları hakkında haberler yayınladı Bunlardan biri olan Mardom Salari gazetesi, 17 Ocak'ta yayımlanan sayısında manşet olarak şu ifadelere yer verdi: "İran, Mossad'ın gözüne ve DEAŞ-Horasan’ın kalbine hedef aldı"

Haberin devamında şu ifadelere yer verildi: "Tahran, Mossad'ın terör operasyonlarından bıkmış durumda, bu nedenle Devrim Muhafızları Hava-Uzay Kuvvetleri'nin füze birimi, Mossad'ın casusluk merkezine, IKBY’de yer alan Erbil’deki ve Suriye'nin İdlib ilindeki Heyet et-Tahrir eş-Şam (HTŞ) ve Türkistan İslam Partisi'ndeki teröristleri hedef alan 24 balistik füze saldırısı gerçekleştirdi. Bu eşzamanlı saldırılar, Kirman ve Rasek'teki terör saldırılarına ve Suriye'deki Devrim Muhafızları liderlerinin suikastına karşı bir tepki olarak gerçekleşti."

Ayrıca "Füze saldırıları, ilk kez Kuzistan, Kirmanşah ve Doğu Azerbaycan eyaletlerinden eş zamanlı olarak başlatıldı, bu da son füze saldırılarının bir özelliğidir. Dikkat çeken bir nokta ise, tüm füzelerin hedeflerine isabet etmesi oldu. Devrim Muhafızları Hava-Uzay Kuvvetleri'nin füze birimi, geçtiğimiz Salı sabahı, Kuzistan'ın güneyinden Hayber Şekan (Kasır Haybar) modelinde dört füze ile İdlib'deki terör örgütü, Türkistan İslam Partisi’ni hedef aldı. HTŞ tarafından üstlenilen İran'daki terör saldırılarına liderlik eden DEAŞ-Horasan teröristleri, İdlib'deki Harim Dağları bölgesinde eğitim alıyorlar, bu bölgede konuşlanmış durumdalar ve Amerikan teröristleri tarafından eğitildikten sonra Afganistan'a taşınıyorlar, ardından (DEAŞ-Horasan) üyeleri Afganistan'dan İran'a geçiyor. DMO, İsrail'in istihbarat merkezini hedef alan dört füze ile Kirmanşah'tan ve Doğu Azerbaycan'dan yedi füze ile İsrail'in casusluk merkezine saldırdı ve bir saat sonra İdlib'deki terörist merkezleri dokuz füze ile vurdu... Tüm bu füzeler hedeflerine isabet etti. Kürt tüccar Beşiro Dziyaei, İsrail istihbarat ajansının lojistik destek sorumlusu ve onunla birlikte olan aralarında Iraklı Hristiyan tüccar Karam Mikhail’in de bulunduğu diğer birkaç kişi öldürüldü" ifadeleri kullanıldı.

Mardom Salari Gazetesi

Tahran'ın Mossad'ın terör operasyonlarına karşı sabrı tükendi. Bu nedenle Devrim Muhafızları'na bağlı hava sahası füze birimi, Erbil'deki Mossad casus merkezine 24 balistik füze fırlattı.

Haberde ‘bu iki kişinin ticaret kisvesi altında Mossad adına casusluk faaliyetinde bulunduğu’ belirtildi. Gazete, Fars haber ajansından alıntı yaparak, "Erbil'deki hedef alınan Mossad merkezinin kamuflaj amaçlı bir villadan oluştuğunu ve şehirden 15 kilometre uzakta bulunduğunu, etrafında yerleşim alanlarının olmadığını, radar ve dinleme cihazları içeren iki katlı beton bir güçlendirilmiş yapı olduğunu belirtti. Saldırının ayrıca Mossad'ın üst düzey yetkililerinden dört kişinin ölümüne neden olduğunu aktardı. Roket saldırılarının nitelikli olduğu vurgulandı" ifadelerine yer verdi.

‘Diplomasi İrani’ sitesinin 17 Ocak'ta yayımlanan ‘Sıfır Saati Operasyonları’ başlıklı haber, ‘İran'ın, özellikle Kirman saldırılarından sonra, terörist saldırılara ve İsrail'in ateşlediği savaşlara karşı kendisini savunma hakkına sahip olduğunu, bu hakkın İran'ın doğal bir hakkı olduğunu’ belirterek sona erdi. Ayrıca “Devrim Muhafızları'nın füze saldırıları ve İran'ın askeri yetenekleri ulusal açıdan etkileyicidir ve İran'ın suikastlara tepkisinin sert olduğuna ve bunun tarihi bir uyarı olacağına dair bir mesaj göndermektedir" cümleleri kullanıldı.

Söz konusu sitesinin ‘Taliban'ın İran'da Güveni Sarsma Amacıyla Terörü Yönetmesi’, başlıklı 16 Ocak tarihli diğer bir makalesinde, Erbil, Pakistan ve Suriye'ye yapılan füze saldırılarına değinildi. Makale yazarı Abdurrahman Fethullahi, "Eğer Tahran, Suriye'ye yapılan füze saldırılarıyla terör operasyonlarına karşı bir tepki vermek ve Devrim Muhafızları liderlerinden birkaçının suikastına neden olan saldırılara cevap vermek istediğini söylüyorsa ve bu saldırılar açık bir şekilde Tel Aviv ve Washington'a net bir mesaj göndermek değilse, o zaman saldırılar hedeflerine ulaşmamıştır. Ancak, İdlib'e yapılan füzeli saldırı, yaklaşık bin 200 kilometrelik bir mesafeden ilk kez gerçekleştirilen bir eylem gibi görünüyor ve aslında İsrail ve ABD'ye bir mesajdır. Başka bir deyişle, Tahran, Uzak Menzilli Füze Operasyonu ile eşzamanlı olarak DEAŞ, İsrail ve ABD'ye dolaylı bir tehdit içeren bir mesaj gönderdi" ifadelerini kullandı.

Taliban'ı terörist gruplarla sıkı bir şekilde mücadele etmeye zorlamak İran'ın bir güvenlik zorunluluğudur

Diplomasi İrani Fethullahi ayrıca şu ifadelere yer verdi: "DMO’nun, Suriye ve Irak'a yönelik füze operasyonları, İran'ın Kerman'daki terör saldırılarına karşı cevap vermek ve saldırılardan kısa bir süre sonra caydırıcılığını sergilemek zorunda olduğu için kesinlikle gerçekleşti... İstihbarat Bakanlığı, Rasek ve Kirman'daki saldırıları gerçekleştiren teröristlerin doğu sınırlarından ülkeye girdiğini ve bu saldırılara lojistik destek sağlandığını açıkladı... Bu, Tahran'ın Afganistan'da Taliban'ın herhangi bir saldırısına karşı endişe duymasını ve Taliban ile (DEAŞ-Horasan) ve Türkistan Partisi gibi terör örgütleri arasında iş birliğini geliştirmesini açıklıyor. Bu nedenle İran, önceki dönemde doğu sınırlarına karşı tepki göstermekten kaçındı. Ancak, İran, Ortadoğu ve Orta Asya'da terörün yayılmasından dolayı özellikle Afganistan'da, doğu sınırlarındaki gelişmelere kayıtsız kalamadı. Eğer İran, Suriye ve Irak'taki saldırılarına devam etseydi ve doğu sınırlarında özellikle Taliban'ın hareketleri konusunda bir şey yapmasaydı, Ortadoğu'dan Orta Asya'ya doğru hareket eden terör dalgasıyla yüzleşecekti. Doğu sınırlarındaki olaylar görmezden gelinseydi, bu sadece uzun vadeli değil, orta ve kısa vadeli güvenlik zorluklarına neden olabilirdi. Taliban'ın tekrar iktidara gelmesiyle birlikte son iki yıl içinde, terör faaliyetleri doğu bölgelerinde zirveye ulaştı. Bu, terörün İran'ın doğusuna Taliban'ın yönetimi altında planlı bir şekilde yayıldığını gösteriyor. Bu nedenle, Rasek ve Kirman'daki saldırılar, bu tehdide karşı mücadelede atılan adımların bir parçasıdır ve eğer buna karşı tedbir alınmazsa, İran'ın tüm bölgelerine yayılma potansiyeline sahip bir yola işaret ediyor. Belki de Suriye'deki son saldırılar, bu terör akımlarının operasyonel yeteneklerini geçici olarak sınırlamış olabilir. Ancak Taliban'ı terör gruplarıyla sert bir şekilde başa çıkmaya zorlamak, İran'ın güvenliği için bir zorunluluktur veya İran'ın Afganistan'da terör gruplarının merkezlerine yönelik benzer füze saldırıları düzenlemesi gerekebilir. Ayrıca, İran'ın Pakistan'da benzer önlemler alması da gerekebilir.

İran karşıtı bir site olan Iranwire tarafından, 17 Ocak'ta, "DMO’nun üç bölge ülkesine düzenlediği düşüncesiz füze saldırılarının sonuçları nelerdir?" başlıklı bir makale yayınlandı. Faramarz Davar imzalı bu makalede şu ifadelere yer verildi: "DMO, 24 saatten az bir süre içinde Pakistan, Irak ve Suriye'ye füze saldırıları düzenledi. DMO, saldırıları İsrail, DEAŞ ve Cundullah grubu saldırılarına karşı bir tepki olarak gördü... Iraklı yetkililer, hedef alınan merkezin Siyonist bir merkez olmadığını iddia ederek, saldırıların bir sonucu olarak sivil ölümlerin yaşandığını, aralarında iki çocuğun da bulunduğunu belirttiler. Ayrıca, Pakistan, Devrim Muhafızları'nın Pakistan bölgelerine düzenlediği füze saldırısının kurbanları arasında çocukların da olduğunu açıkladı. Pakistan ve Irak Dışişleri Bakanlıkları, İran'ın saldırılarına resmi olarak protesto gönderdi, ancak Suriye henüz bir yanıt vermedi.”

İsrail, Kızıldeniz'de İsrail'e bağlı gemilere saldırı düzenlemek için İran'ın Husilere silah göndermesi bahanesiyle İran'a askerî harekât yaparsa veya füze saldırıları düzenlerse İran, İsrail'in kendini savunma hakkını kabul edecek mi?

Davar, ayrıca "Devrim Muhafızları'nın füze saldırıları, İsrail, DEAŞ ve Cundullah'a karşı bir intikam olarak bir günde 3 ülkeye yöneltilmesi açısından eşi benzeri görülmemiş bir aşamaya girmiştir. Uluslararası hukuk, ülkelerin ulusal egemenliğine saygı gösterilmesini isterken, intikam motivasyonuyla gerçekleştirilen askeri eylemlerin yasaları ihlal ettiğini belirtir, hele ki Devrim Muhafızları'nın füzelerinin Iraklı bir tüccarın evini ve yerleşim alanını hedef aldığı bir durumda... Devrim Muhafızları, bu füze saldırılarını, Suriye, Irak ve Pakistan hükümetlerinin topraklarında bulunan grupları kontrol altına almak konusundaki sorumluluklarını yerine getiremedikleri için gerçekleştirdiklerini iddia ediyor. Bu nedenle İslam Cumhuriyeti, kendi güvenliğini tehdit eden tehlikeyi ortadan kaldırmak için harekete geçiyor” ifadelerini kullandı.

Yazar şöyle devam etti: "Devrim Muhafızları'nın Suriye konusundaki argümanı doğru olabilir, çünkü Beşşar Esed henüz bu saldırılara itiraz etmedi. İslam Cumhuriyeti, Pakistan hükümetinin (Cundullah) gruplarını kontrol altına almak konusundaki beceriksizliğini savunuyor. Ancak Erbil'e yapılan saldırıyla ilgili Muhafızların argümanı kabul edilemez, çünkü Erbil'e yönelik füzeler, İsrail'in askeri tesislerini ve Suriye'deki Devrim Muhafızları liderlerinden bazılarının suikastına katılan İsrail askeri güçlerini hedef almadı. Eğer hedef alınan yer veya sahibinin İsrail ile ilgili bir bağlantısı varsa bile, bu başka ülkelerde askeri eylem yapmanın bir nedeni değildir... İslam Cumhuriyeti, Suriye'deki bir Devrim Muhafızları liderine düzenlenen suikastla bağlantılı olarak Erbil'deki İsrail karargâhını hedef aldığını belgelerle kanıtlayamazsa, kabul edilemez nedenlerle Irak'ın egemenliğini ihlal etmek ve aralarında iki çocuğun da bulunduğu sivilleri öldürmekle suçlanabilir... İslam Cumhuriyeti, füzeli saldırılarının BM Şartı'nın 51. maddesi uyarınca meşru savunma kapsamında olduğunu iddia ediyor. Ancak, bu maddeyi geniş bir şekilde yorumladığı görünüyor, çünkü İran, İran'a karşı olan Kürt gruplarına karşı gerçekleştirilen roket saldırılarıyla ilgili olarak savunma çerçevesinde geldiğini iddia ederek Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) bir mesaj gönderiyor.”

FOTOĞRAF ALTI:  Pakistan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mumtaz Zahra Baloch, 18 Ocak'ta İslamabad'da düzenlediği basın toplantısında (AFP)
Pakistan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mumtaz Zahra Baloch, 18 Ocak'ta İslamabad'da düzenlediği basın toplantısında (AFP)

Faramarz Davar, şu noktaları vurgulayarak devam etti: "İran, bu roket, füze veya insansız hava aracı saldırıları savunma hakkı bahanesiyle komşu ülkeleri hedef almaya devam ederse ve Irak hükümeti itiraz etmeye ve BMGK’ya şikayette bulunmaya devam ederse, sonunda BMGK, Irak hükümetinin endişelerini dikkate alabilir. Bu da İslam Cumhuriyeti'ni son derece zor bir uluslararası duruma sokabilir. Bu saldırılar, diğer ülkeleri İran'a benzer saldırılar gerçekleştirmeye yönlendirebilir... Örneğin, İsrail, İran'a karşı savunma hakkı gerekçesiyle askeri bir harekât gerçekleştirirse veya İran'ın Husilere silah gönderdiği veya Husileri İran'da askeri olarak eğittiği iddiasıyla Kızıldeniz'e bağlı İsrail gemilerine saldırılar düzenlerse, İran İsrail'in kendini savunma hakkını kabul eder mi?... İslam Cumhuriyeti, çeşitli ülkelere karşı düşüncesiz roket saldırılarına devam ediyor, ancak bu eylemler bölgesel askeri dengeyi özellikle İslam Cumhuriyeti'nin iç ve uluslararası düzeyde meşruiyetin zayıfladığı bir dönemde yavaşça tersine çevirebilir."

Arman Melli Gazetesi

IKBY ile yapılan anlaşma, İran rejimine karşı çıkan grupların üslerini İran sınırlarından çıkarmayı hedefliyor ancak Irak Kürdistan bölgesi yetkililerinin Tahran ile Bağdat arasındaki anlaşmaları görmezden geldiği görülüyor.

Arman Melli gazetesinde Hasan Hani Zadeh17 Ocak'ta, ‘Bölgeye Yönelik Füze Uyarısı’ başlıklı yazısında, ‘Teröristlerin ve ayrılıkçı grupların IKBY’deki karargahlarına yönelik füze saldırısının caydırıcı bir tedbir olduğu’ değerlendirmesinde bulundu.

Hanizadeh, İran İslam Cumhuriyeti ile IKBY arasındaki tarihi ilişkilere değinerek şu ifadelere yer verdi: "İran İslam Cumhuriyeti ile IKBY halkı arasındaki ilişkiler, dört on yıl boyunca insanlık duygusuyla karakterize edilmiştir. İran, İran-Irak savaşı sırasında yüz binlerce Irak'ın Kürt bölgesi halkını ağırladı ve Baas rejiminin kimyasal saldırısına uğrayan on binlerce Kürt vatandaşını tedavi etmek için Irak'ın Kürt bölgesinden on binlerce kişiyi kabul etti. İran, Irak'ın Kürt bölgesi halkına destek vermiştir.”

Ayrıca “Bölge, 2003'ten sonra özerklikle yönetilmeye başlandı ve İran ile Irak'ın Kürt bölgesi halkı arasındaki insan bağları nedeniyle İran İslam Cumhuriyeti için stratejik bir derinlik olarak kalması bekleniyordu. Ancak, Irak'ın Kürt bölgesi, hesaplamalarında yanlışlık yaparak ABD, Siyonist varlık ve ayrılıkçılar yanında durdu ve ABD ve Siyonist istihbarat ajanslarına askeri ve askeri olmayan üsler verdi. Bu üsler, İran'ın Kürt bölgesiyle olan sınırlarına yakın bir konumda bulunmaktadır" şeklinde konuştu.

FOTOĞRAF ALTI: İslamabad'daki Pakistanlı göstericiler İran'ın 18 Ocak'taki saldırısını kınadı (AFP)
İslamabad'daki Pakistanlı göstericiler İran'ın 18 Ocak'taki saldırısını kınadı (AFP)

Yazar, şöyle devam etti: "İran, IKBY yetkililerine ve merkezi hükümete birçok kez yazılı ve sözlü mesajlar gönderdi. İran ile Irak arasındaki güvenlik anlaşması, İran'ın sınırlarından uzaklaştırılması gereken İran karşıtı grupları içerir, ancak IKBY yetkililerinin Tahran ile Bağdat arasındaki anlaşmaları göz ardı ettiği görünüyor. İran, Mossad'a ait üsleri hedef alma kararını, Kirman'da General Kasım Süleymani'nin yıldönümünde DEAŞ hücresinin terör eylemini gerçekleştirmesinden sonra aldı. Bu füze saldırıları, caydırıcılık politikasının bir parçası olarak gelmektedir ve İran, Kürt bölgesindeki üslerden kaynaklanan İran'a karşı rejim karşıtı faaliyetler devam ettiğinde daha fazla adım atmaya hazır olduğunu belirtiyor. Ayrıca, İran, Kürt bölgesinin İran'a terör gruplarını sokmasına izin vermesi durumunda ciddi kararlar alacaktır. Bu, ABD, Siyonistler ve rejime karşı olan gruplara İran'ın sınırlarını güvence altına almak için daha ileri adımlar atmaya hazır olduğuna dair önemli bir mesajdır."

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.