Burkina Faso’da dört darbe girişimi: Hesaplaşma mı yoksa iç çatışma mı?

İbrahim Traore darbe hayaletiyle yaşayan bir darbeci.

Yüzbaşı İbrahim Traore korumaları arasında (Burkina Faso Cumhurbaşkanlığı)
Yüzbaşı İbrahim Traore korumaları arasında (Burkina Faso Cumhurbaşkanlığı)
TT

Burkina Faso’da dört darbe girişimi: Hesaplaşma mı yoksa iç çatışma mı?

Yüzbaşı İbrahim Traore korumaları arasında (Burkina Faso Cumhurbaşkanlığı)
Yüzbaşı İbrahim Traore korumaları arasında (Burkina Faso Cumhurbaşkanlığı)

Burkina Faso’nun kuzeyinde terörizme karşı savaş tüm şiddetiyle devam ediyor. Başkent Vagadugu’ya gelince, iktidar için yarışan kanatlar arasında sessiz bir savaş sürüyor. Bu durum, 36 yaşındaki genç Cumhurbaşkanı Yüzbaşı İbrahim Traore’yi devirmeye yönelik darbe girişimlerinin engellendiğini ilan eden hükümet açıklamalarında da defalarca görülüyor.

​Ancak bu darbe girişimleri, etrafını saran büyük belirsizlik nedeniyle pek çok şüpheyi de beraberinde getiriyor. Yüzbaşı Traore, Eylül 2022’nin sonunda başarılı bir askeri darbenin ardından iktidara geldiğinden beri, onu devirmek için dört başarısız darbe girişimi ortaya koyuldu. Bu oran, on beş aydan kısa bir süre içinde rekor bir sayıya ulaştı.

Söz konusu başarısız darbe girişimlerinden sonuncusu, Burkina Faso hükümetinin geçen perşembe günü açıkladığı darbe oldu. Hükümet, bir ağın 14 Ocak’ta cumhurbaşkanını devirmeyi planladığını açıkladı. Bu ağın ise askeri personel, siviller, aktivistler ve ordudan ihraç edilen subaylardan oluştuğu belirtildi.

Ulusal Medya yaratma politikası

Burkina Faso’nun özellikle özgürlük düzeyi açısından yaşadığı istisnai koşullar, denize kıyısı olmayan bu Batı Afrika ülkesindeki durumu takip eden birçok kişi için endişe yaratıyor. Bu kişiler arasında yıllardır Batı Afrika’daki siyasi ve güvenlik olaylarını takip eden gazeteci İbrahim el-Harim de var. Ancak Harim, Burkina Faso’da olup bitenleri takip etmekte zorlanıyor.

İbrahim el-Harim, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Burkina Faso’da yaşananlar hakkındaki gerçeği bilmek, yetkililerin medyaya yönelik tehditleri nedeniyle, ulusal medya yaratma politikası adını verdikleri politika kapsamında zor bir iştir. Bu, özel medyanın yetkilileri utandıracağı korkusuyla objektif olamaması ve bunun doğurabileceği yansımalar anlamına geliyor” dedi.

drg
Burkina Faso ordusunun üyeleri (Arşiv- Reuters)

Harim, “Son dönemdeki darbe girişimlerine ilişkin konuşmalar, daha önce medyada en ufak bir bilgi sızıntısı olmaksızın bunları duyuran hükümetten geliyordu. Bu durum benim için bu girişimlerin gerçekten gerçek olup olmadığı, yoksa sadece Burkinabe halkının gözünde ‘onları ülkenin karşı karşıya olduğu gerçek sorunlardan uzaklaştırmak için’ bir toz zerresi mi olduğuna dair soruları gündeme getiriyor” ifadelerini kullandı.

Ancak İbrahim el-Harim, “Traore, gelişinden bu yana orduyu silahlandırma ve görevlerini yerine getirmesini sağlama sözü vermiş olmasına rağmen hükümet tarafından yayınlanan tek bir anlatının varlığı, bazı ordu mensupları ve bazı komutanlar arasında durumları ve savaş alanındaki yüzleşme yetenekleri ile ilgili memnuniyetsizliğin varlığını inkâr etmiyor” dedi. Harim, “Her ne kadar kıtanın bu bölgesindeki darbeler net bir mantığa tabi olmasa da bu şikâyet, aslında darbe planlama noktasına ulaşmayabilir” şeklinde konuştu.

Fransa’nın şeytanlaştırılması

Burkina Faso’daki tüm darbe girişimlerinin ortak paydası, dünyanın bu bölgesindeki nüfuzunun çoğunu kaybetmiş eski sömürgeci güç olan Fransa’ya, Rusya, ABD ve Çin gibi yükselen güçlere dolaylı olarak yöneltilen bir suçlama parmağıdır.

Gazeteci İbrahim el-Harim’in belirttiğine göre hükümet, sivil toplum kuruluşlarının darbeyi desteklemek için dış fon aldığını ve bunu Fransızların gizli rolünün bir göstergesi olarak değerlendirdiğini söyledi.

Harim, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Yetkililere (belirli bir partinin ismini vermiyor) göre, Traore’nin iktidara gelmesinden bu yana Burkina Faso ile ilişkilerinin bozulması ve Rusya ile başlattığı büyük yakınlaşmanın ardından sanık büyük olasılıkla Fransa gibi görünüyor. Ya da en azından Afrika’daki darbelerin arkasında uzun bir geçmişe sahip olan Paris’i her zaman şeytanlaştırmaya çalışan Traore destekçilerinin pazarladığı şey bu” dedi.

Fransa’nın desteklemekle suçlandığı belki de en ünlü darbelerden biri, 1987’de ülkenin cumhurbaşkanı Thomas Sankara’nın öldürüldüğü Burkina Faso’da gerçekleşti. Sankara, ülkeyi yöneten, Batı karşıtı sosyalist politikaları benimseyen ve Sovyetler Birliği ile ittifak yoluna giden en ünlü devrimci başkan olarak sayılıyor. Bugün Yüzbaşı İbrahim Traore, Sankara’nın yasal varisi olarak sunuluyor.

Her ne kadar Fransız yetkililer Burkina Faso’daki güncel olaylarla herhangi bir bağlantısı olduğunu sık sık yalanlasa da Fransa, Burkina Faso’daki politikacılar arasındaki tartışmalarda hâlâ büyük bir yer tutuyor. Ayrıca bu politikacılar, ülkelerinin yaşadığı koşullardan Fransa’yı sorumlu tutuyorlar.

Ele başı

Burkina Faso darbe girişiminin engellendiğini duyurduğundan beri herkes darbenin planlayıcısını soruyor. Gazeteci İbrahim el-Harim, “Yetkililer, iddia edilen son girişimin planlayıcısını özel olarak açıklamadı. Ancak eski Genelkurmay Başkanı Evrad Somdah en çok konuşulan isim. Kendisi, geçen hafta tutuklanmıştı. Öncesinde ise adı ordudan silinmişti” dedi.

sefrg
Burkina Faso askerleri başkent Vagadugu’daki ulusal televizyon kanalının girişini koruyor, 24 Ocak 2022 Pazartesi (AP)

Harim, “Ordunun alt kademelerinde başka liderler de var. Aralık ayı ortasında görevden alınan eski Dışişleri Bakanı’nın önderlik ettiği siviller de var. Medya, onun görevden alınmasının doğrudan iddia edilen darbe girişimiyle ilgili olduğunu söylüyor. Traore, onu gizli anlaşma yapmakla ve eski ordu komutanı ve diğer askeri personelle temas kurmakla suçluyor” dedi.

Harim, sosyal medyada Burkina Faso’daki herhangi bir darbe girişimiyle bağlantılı olarak söylentilerin sıklıkla yayıldığına dikkat çekerken, “Ancak gözlemcilerin çoğu bunu umursamadı. Bu nedenle sadece söylenti olarak kaldı. Ancak yetkililerin son dönemdeki hareketleri, ihraçları ve tutuklamaları Burkinabe halkına bir şeyler olduğunu düşündürdü” ifadelerini kullandı.

Ancak yıllardır Batı Afrika’daki siyasi ve güvenlik olaylarını haber yapan gazeteci, son darbe girişiminin Traore’nin destekçileri dışında pek yankı bulmadığına dikkat çekti. Harim, “Sadece Traore’nin iktidara gelmesiyle doğan sivil toplum hareketleri, konuyla ilgilendi. Kendilerini, ‘Traore’nin koruyucuları’ olarak adlandırdılar” dedi.

Yeni Sankara mı?

İbrahim Harim’e göre Yüzbaşı İbrahim Traore’nin destekçilerinin çoğu, ‘Burkina Faso’nun ihtiyaç duyduğu ve onu şiddet ve kaos bataklığından çekip, inşa yoluna koyacak iddialı genç lider’ olarak gördükleri bir adamı desteklemek için etkinlikler ve mitingler düzenleyen organizasyonlara dahil olan coşkulu ve popülist genç adamlardan oluşan bir grup.

Harim ayrıca, “Burkina Faso’da halkın büyük çoğunluğunun sessizliği göz önüne alındığında, elitlerin bir kısmı bunu abartı olarak görüyor. Çünkü Traore, korkunun hakim olduğu bir ortam yaratmak için popülizmden yararlanıyor. Bu korku ise; Traore’nin düşmesi ya da ayrılması durumunda kaosa geri dönme korkusu ve ülkeyi karanlık ve sömürgeciye teslimiyet çağı olarak tanımladıkları döneme döndürmek isteyen Fransa ve Batı’nın silahlarından duyulan korkudur” dedi.

Bu duygusal bağlamda Traore’nin 36 yıl önce Sankara’da olduğu gibi, silah arkadaşı Blaise Compaore’nin Fransa’nın desteğiyle gerçekleştirdiği askeri darbeyle tasfiye edilmesinin pek olası olmadığı fikri öne sürülüyor. Konuyla ilgili olarak gazeteci İbrahim el-Harim, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Genel olarak Burkina Faso ordusu, aksi görünse bile bölünmüş bir ordudur. Bana göre Traore, ordudaki liderler ve onun iktidarda kalmasının kendi çıkarlarına hizmet ettiğine inanan bazı subaylar tarafından yönlendiriliyor” ifadelerini kullandı.



Stephen Miller, Beyaz Saray Genel Sekreteri oluyor: Trump'ın konuşma metinlerini yazdı ve gölgesi, kritik dönemde Beyaz Saray'ın yönetimini devralıyor. Stephen Miller kim kimdir?

Beyaz Saray Genel Sekreteri Stephen Miller (AFP)
Beyaz Saray Genel Sekreteri Stephen Miller (AFP)
TT

Stephen Miller, Beyaz Saray Genel Sekreteri oluyor: Trump'ın konuşma metinlerini yazdı ve gölgesi, kritik dönemde Beyaz Saray'ın yönetimini devralıyor. Stephen Miller kim kimdir?

Beyaz Saray Genel Sekreteri Stephen Miller (AFP)
Beyaz Saray Genel Sekreteri Stephen Miller (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, siyasi kadrosunu yeniden şekillendirmek ve yönetiminde yeni bir dönemin kapısını aralamak amacıyla “Stephen Miller Beyaz Saray Genel Sekreteri oluyor” başlığını öne çıkardı.

2026 ara seçimlerinde Cumhuriyetçi Partinin ağır yenilgiye uğrayarak Kongre'nin her iki kanadındaki kontrolünü kaybetmesinin hemen ardından gelen sürpriz adımla Trump, Batı Kanadı'nın yönetiminde köklü bir değişikliğe gitti. Başkanın en sert ve sadık ideolojik yol arkadaşlarından Miller'ı başkanlık ekibinin başına getirdi.

Truth Social üzerinden yapılan resmî açıklama.

Truth Social üzerinden yapılan resmî açıklamayla, bu göreve tarihindeki ilk kadın olarak getirilen Susie Wiles'ın ayrılacağı ve Trump'ın yurt dışındaki siyasi operasyonlarını yöneteceği doğrulandı. Wiles'ın yerini, sert politikaların mimarı ve Trump'ın iktidara yürüyüşünün başlangıcından bu yana yanında bulunan konuşma metni yazarı Miller alacak.

Bu tercih, yalnızca yönetimdeki isimleri değiştirme arzusunu yansıtmıyor. Aynı zamanda Washington'da Demokratların başlatması beklenen baskılara karşı yönetimin, sadık ve sertlik yanlısı isimlere dayanacağı yeni bir döneme geçiş anlamına geliyor.

Stephen Miller ve Susie Wiles, 16 Haziran 2025 (AFP).
Stephen Miller ve Susie Wiles, 16 Haziran 2025 (AFP).

Santa Monica'dan Duke Üniversitesine

Stephen Miller, 23 Ağustos 1985'te Kaliforniya eyaletinin Santa Monica kentinde dünyaya geldi. Son derece liberal bir çevrede yetişmesine rağmen, ilerleyen yıllarda benimsediği siyasi görüşler bu ortamdan oldukça farklılaştı.

Reformist Yahudi geleneğine bağlı bir ailede büyüyen Miller, lise yıllarından itibaren sert ve tartışmalı muhafazakâr eğilimler sergilemeye başladı. Çevresindeki hâkim liberal düşünceleri eleştiren radikal bir ses olarak öne çıktı.

Daha sonra prestijli Duke Üniversitesine giren Miller, 2007 yılında felsefe alanında lisans derecesi aldı. Üniversite yıllarında, tartışmalı kültürel ve siyasi meselelerde öne çıkan bir konuşmacı ve savunucu olarak yerel ve ulusal medyanın dikkatini çekti.

Bu dönemde, üniversitenin lakros takımı oyuncularının haksız yere suçlandığı ünlü cinsel saldırı davasında oyuncuları medya önünde savundu. Olayı, “politik doğruculuk” olarak nitelendirdiği anlayışa ve liberal akademik elitlere yönelik eleştirilerini dile getirmek için kullandı.

Kongre çatısı altında fikirlerin mimarlığı

Miller, Washington'daki meslek hayatına Cumhuriyetçi muhafazakâr siyasetçilerin ve Kongre'deki Çay Partisi hareketinin bazı önde gelen isimlerinin danışmanı ve medya temsilcisi olarak başladı.

Sert sağ görüşleriyle tanınan Temsilciler Meclisi üyesi Michele Bachmann'ın basın sekreterliğini yaptıktan sonra kariyerinin en önemli yasama dönüm noktalarından birine geçti: Cumhuriyetçi Senatör Jeff Sessions'ın iletişim direktörlüğünü üstlendi.

Beyaz Saray Genel Sekreteri Stephen Miller (AFP).
Beyaz Saray Genel Sekreteri Stephen Miller (AFP).

Senato çatısı altında Miller, Sessions'ı milliyetçi fikirlerinin siyasi öncüsü olarak gördü. 2013 yılında iki partinin ortaklaşa hazırladığı göç reformu tasarısının engellenmesine yönelik siyasi ve iletişim stratejilerinin oluşturulmasında rol aldı.

Aynı zamanda sağ eğilimli medya kuruluşlarıyla yakın ilişkiler geliştirdi. Böylece göç karşıtı milliyetçi söylemi uygulanabilir siyasi ve yasama stratejilerine dönüştürebilen radikal muhafazakâr çevrelerin önde gelen isimlerinden biri hâline geldi.

Stephen Miller ve ABD Başkanı Donald Trump, 29 Nisan 2025 (AFP)
Stephen Miller ve ABD Başkanı Donald Trump, 29 Nisan 2025 (AFP)

Başkanın gölgesi ve Trumpçılığın metin yazarı

Miller, 2016 yılının başlarında Donald Trump'ın ilk başkanlık kampanyasına katıldı. Kısa sürede Trump'ın konuşmalarının arkasındaki başlıca isimlerden biri hâline geldi. Trump'ın sınırlar ve ulusal kimlik konusundaki içgüdüsel yaklaşımını güçlü siyasi metinlere dönüştürdü.

Bu metinlerin en dikkat çekenleri arasında 2016 yazında düzenlenen tarihî Cumhuriyetçi Parti adaylık kabul konuşması ve Ocak 2017'deki ünlü başkanlık yemin töreni konuşması yer aldı.

Trump'ın Beyaz Saray'a girmesinin ardından Miller, kıdemli siyasi danışman ve başkanın konuşma metinlerinden sorumlu yönetici olarak atandı.

İlk dört yıllık dönemde, en tartışmalı başkanlık kararlarının arkasındaki tavizsiz isimlerden biri olarak öne çıktı.Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bunlar arasında Müslüman nüfusun çoğunlukta olduğu bazı ülkelere yönelik seyahat yasağı, göçmen ailelerin ayrılmasına yol açan sınırdaki “sıfır tolerans” politikası ve Meksika sınırına duvar inşa edilmesi girişimi bulunuyordu.

Trump'ın 2020 seçimlerini kaybetmesinin ardından Miller geri plana çekilmedi. Biden yönetimine karşı hukuki mücadele yürütmek amacıyla “America First Legal” adlı kuruluşu kurdu.

Trump'ın Ocak 2025'te yeniden iktidara gelmesiyle Miller da daha güçlü bir konumda Beyaz Saray'a döndü. Beyaz Saray Genel Sekreter Yardımcısı (Politika) ve İç Güvenlik Danışmanı görevlerini üstlendi.

Bu görevler, kitlesel sınır dışı operasyonlarını doğrudan denetlemesinin yanı sıra dış politika ve ulusal güvenlik dosyalarındaki etkisini de genişletmesine imkân sağladı.

Stephen Miller ve ABD Başkanı Donald Trump, 6 Ağustos 2026 (AFP).
Stephen Miller ve ABD Başkanı Donald Trump, 6 Ağustos 2026 (AFP).

Cumhuriyetçilerin yenilgisinin ardından gelen kritik atama

Trump'ın Stephen Miller'ı Beyaz Saray yönetiminin ve Batı Kanadı'nın başına getirme kararı, zamanlaması bakımından önemli siyasi mesajlar taşıyor.

Değişiklik, 2026 ara seçimlerinde Cumhuriyetçilerin Kongre'deki çoğunluğu tamamen Demokratlara kaptırmasından yalnızca üç gün sonra geldi.

Beyaz Saray Genel Sekreteri Stephen Miller (AFP).
Beyaz Saray Genel Sekreteri Stephen Miller (AFP).

ABD medyasına göre, yönetimde dengeli ve sakin yaklaşımıyla tanınan Susie Wiles'ın görevden ayrılması, Trump'ın pragmatik diplomasi anlayışından uzaklaşarak, yeni Kongre ile açık bir mücadeleye hazırlanmak istediğini gösteriyor.

Washington'da “Trump'ın düşüncelerini hayata geçiren beyin” olarak tanımlanan Miller'ın seçilmesi, ABD yönetiminin önümüzdeki iki yıl boyunca uzlaşmaya kapalı, mücadeleci bir anlayışla yönetileceğine işaret ediyor.

Trump, sadık yol arkadaşını yanına alarak Beyaz Saray'ı güçlü bir ideolojik çizgiyle tahkim etmek ve sert milliyetçi politikalarını başkanlık kararnameleri aracılığıyla sürdürmek istiyor.

Bu adım, Demokratların yönetimin politikaları ve hassas dosyaları hakkında kapsamlı soruşturmalar başlatmaya hazırlandığı bir dönemde geldi.


Herzog, hükümeti kurma görevini yarın açıklayacak; Eisenkot ise karara tepki gösterdi

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, ülkenin iç ve dış tehditlerle başa çıkabilecek bir hükümete ihtiyaç duyduğunu söyledi (DPA)
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, ülkenin iç ve dış tehditlerle başa çıkabilecek bir hükümete ihtiyaç duyduğunu söyledi (DPA)
TT

Herzog, hükümeti kurma görevini yarın açıklayacak; Eisenkot ise karara tepki gösterdi

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, ülkenin iç ve dış tehditlerle başa çıkabilecek bir hükümete ihtiyaç duyduğunu söyledi (DPA)
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, ülkenin iç ve dış tehditlerle başa çıkabilecek bir hükümete ihtiyaç duyduğunu söyledi (DPA)

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, hükümeti kurma görevini yarına erteleme kararının ardından Gadi Eisenkot liderliğindeki “Değişim Kampı”nın sert eleştirilerine hedef oldu. Herzog, erteleme kararını, ülkenin iç ve dış sorunlarıyla mücadele edebilecek istikrarlı bir hükümetin kurulmasını görmek istediği gerekçesiyle savundu. Öte yandan kendisine yakın kaynaklar, Herzog'un seçim sonuçlarını tanımayı reddeden ve bu sonuçların hayata geçirilmesini engellemek amacıyla kaos ve şiddete başvurabileceği belirtilen iktidardaki sağ kanadın tepkilerinden çekindiğini öne sürdü.

Eisenkot liderliğindeki Değişim Kampı, Herzog'un partilerle gerçekleştirdiği istişarelerin sonuçlarına dikkat çekerek karara itiraz ediyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre söz konusu görüşmelerde Eisenkot, 67 milletvekilinin, Binyamin Netanyahu ise 46 milletvekilinin desteğini almıştı. Bu nedenle Eisenkot, hükümeti kurma görevini üstlenmek için önde gelen aday konumunda bulunuyor.

Ancak Herzog, yaptığı açıklamada, “İstişarelerin sonuçları açık görünüyor. Ancak yasaların bana verdiği yetki, hükümet kurma kapasitesini değerlendirmeyi gerektiriyor. İki kamp arasında ve kampların kendi içinde karşılıklı ret tutumu bulunduğu bir ortamda bu kapasite henüz tam olarak net değil” ifadelerini kullandı.


Trump, Hegseth'e desteğini yineledi... İran'daki hedeflere yönelik yeni bir saldırı düzenlendiğini doğruladı

Trump, Hegseth'e desteğini yineledi... İran'daki hedeflere yönelik yeni bir saldırı düzenlendiğini doğruladı
TT

Trump, Hegseth'e desteğini yineledi... İran'daki hedeflere yönelik yeni bir saldırı düzenlendiğini doğruladı

Trump, Hegseth'e desteğini yineledi... İran'daki hedeflere yönelik yeni bir saldırı düzenlendiğini doğruladı

ABD Başkanı Donald Trump, Savunma Bakanı Pete Hegseth'e duyduğu güveni yineledi. Trump ayrıca ABD ordusunun İran'a yönelik yeni ve sınırlı saldırılar düzenlediğini, saldırılarda ülkenin hava savunma sistemlerinin hedef alındığını açıkladı.

Florida eyaletinin West Palm Beach kentine gelişinden kısa süre sonra konuşan Trump, “Küçük bir hava savunma tesisi inşa etmişlerdi ancak burayı tamamen imha ettik. Bu işlem 15 dakika, belki de 5 dakika sürdü” dedi.

İran resmî medyası ise Hürmüz Boğazı'nda bulunan Keşm Adası'ndaki Suza bölgesinde iki patlama sesinin duyulduğunu bildirdi. Hürmüz Boğazı, petrol sevkiyatı açısından hayati önem taşıyan bir su yolu olarak öne çıkıyor.

Trump'ın CBS televizyonuna verdiği röportajdan yayımlanan bir bölümde, kendisine Savunma Bakanı Pete Hegseth'e hâlâ güvenip güvenmediği soruldu. Trump, “Evet, ona güveniyorum” cevabını verdi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre ABD'nin düzenlediği saldırılar, Cumhuriyetçi Partinin geçen salı günü yapılan ara seçimlerde beklenmedik bir yenilgiye uğramasından sonra gerçekleştirilen ilk saldırılar oldu.

Cumhuriyetçilerin seçimlerde ağır yenilgiye uğramasının ardından geçen günlerde Trump'ın tutumu, İran'ı “yok etme” tehdidinde bulunmak ile savaşı sona erdirecek bir uzlaşmanın yakın olduğuna işaret etmek arasında değişiklik gösterdi.

Diplomatik cephede ise Katarlı arabulucular, güven artırıcı adımlar içeren bir anlaşma taslağını ilerletmek için çalışıyor. Taslakta, ABD'nin deniz ablukasını kaldırması ve dondurulmuş İran varlıklarının bir bölümünü serbest bırakması karşılığında Tahran'ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı müfettişlerini saldırıya uğrayan nükleer tesislere davet etmesi ve Hürmüz Boğazı'nı yeniden açması öngörülüyor. Bu adımların, İran'ın nükleer programı ve yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoku konusundaki müzakerelerin yeniden başlatılmasına zemin hazırlaması hedefleniyor.

Buna karşılık İran, Washington'a ilettiğini belirttiği yedi şartın yerine getirilmesinde ısrar ediyor. Tahran, talepleri karşılanmadan Hürmüz Boğazı'nı açmayı veya müzakerelere başlamayı reddediyor.

Bütün bu gelişmeler, İsrail'in saldırıların yeniden başlatılması yönündeki baskılarının ve ABD içinde askerî gerilimin gerekliliği ile olası sonuçlarına, özellikle enerji piyasalarına etkilerine ilişkin görüş ayrılıklarının yaşandığı bir dönemde gerçekleşiyor.