Mısır'ın ‘Ortak Arap Savunması’ kapsamında Somali'ye müdahalesinin sınırları neler?

Sisi, Addis Ababa'yı Mogadişu'nun egemenliğinden taviz vermemesi konusunda uyardı.

Somali ve Mısır cumhurbaşkanları Kahire'de gerçekleşen görüşmede. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Somali ve Mısır cumhurbaşkanları Kahire'de gerçekleşen görüşmede. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır'ın ‘Ortak Arap Savunması’ kapsamında Somali'ye müdahalesinin sınırları neler?

Somali ve Mısır cumhurbaşkanları Kahire'de gerçekleşen görüşmede. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Somali ve Mısır cumhurbaşkanları Kahire'de gerçekleşen görüşmede. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin Somali'ye destekten bahsederken Ortak Arap Savunma Anlaşması’na değinmesi, 70 yıl önce imzalanan ve 1973 Ekim Savaşı'ndan bu yana kullanılmayan anlaşmayı hatırlattı. Gözlemcilere göre, bu anlaşmadan bahsedilmesi, çeşitli çağrışımlar ve mesajlar taşıyor.

Sisi, Somalili mevkidaşı Hasan Şeyh Mahmud ile Kahire'de pazar günü yaptığı görüşmenin ardından düzenlediği basın toplantısında, “Mısır'ın, Somali devletine yönelik herhangi bir tehdide izin vermeyeceğini” söyledi. Sisi, “Somali, Arap Birliği'ne üye bir devlet. Birlik tüzüğü uyarınca, kendisine yönelik herhangi bir tehdide karşı ortak savunma haklarına sahip” ifadelerini kullandı.

Mısır'ın tutumu, Kahire'nin, Etiyopya hükümetinin bu ayın başında Somaliland ile imzaladığı mutabakat zaptını reddetmesini vurgulayan önceki pozisyonların devamı niteliğindeydi. Söz konusu mutabakat zaptına göre, Addis Ababa, Somaliland'ın bağımsızlığının resmi olarak tanınması karşılığında, Kızıldeniz kıyısındaki Berbera Limanı’ndaki 20 kilometrelik kıyı şeridini Etiyopya deniz kuvvetlerinin burada konuşlandırılması için 50 yıl süreyle kullanma hakkı elde ediyor. Uluslararası alanda türünün ilk örneği olacak bu anlaşmayla Etiyopya Havayolları'nın hisselerinin de yüzde 20'si Somaliland’e verilecek.

Ortak Arap Savunma Anlaşması hakkındaki söylemlerin yeniden canlandırılması, özellikle anlaşmanın 74 yıl önce imzalanmasından bu yana birçok soruyu gündeme getirdi. Söz konusu anlaşma, 1950 yılında Mısır'ın başkentinde 7 Arap ülkesi (Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün, Suriye, Irak, Lübnan ve Yemen) tarafından imzalandı. Anlaşmaya 1974'te Somali Cumhuriyeti de dahil oldu. Arap ülkelerinin geri kalanı sonraki yıllarda art arda katılmaya devam etti.

Meşru müdafaa hakkı

Anlaşma 13 madde içeriyor ve protokolü imzalayan herhangi bir devlete yönelik herhangi bir saldırının, diğer eyaletlere yönelik bir saldırı olarak değerlendirileceğini belirtiyor. Yani anlaşmayı imzalayan ülkelerden birine yapılan herhangi bir saldırı, anlaşmayı imzalayan diğer ülkelere yapılmış açık bir saldırı olarak değerlendiriliyor.

Anlaşmada ayrıca, kuruluşunun meşru müdafaa hakkı uyarınca (bireysel ve toplu olarak), saldırıya uğrayan devlet veya devletlerin yardımına koşulması, bireysel ve toplu olarak derhal her türlü tedbirin alınması, saldırıyı püskürtmek, güvenlik ve barışı yeniden tesis etmek için silahlı kuvvet kullanmak da dahil olmak üzere eldeki tüm araçların seferber edilmesi taahhüt ediliyor.

Anlaşma, taraf devletlerden herhangi birinin toprak bütünlüğü, bağımsızlığı veya güvenliği tehdit edildiğinde, taraf devletlerden herhangi birinin talebi üzerine kendi aralarında istişarede bulunmalarına izin veren bir hüküm içeriyor. Buna göre, yakın bir savaş tehlikesi veya ani ve korkulan bir uluslararası durumun ortaya çıkması halinde imzacı devletler, durumun gerektirdiği önleyici ve savunma tedbirlerini almak için planlarını ve çabalarını derhal birleştiriyorlar.

Anlaşmanın sonuçlanmasının ardından, anlaşmanın hükümlerinin Arap Birliği çatısı altında etkinleştirilmesi için çalışacak iki kuruluş kuruldu. Bunlardan biri, üçte iki çoğunlukla alınan kararların tüm üyeler açısından bağlayıcı olduğu Ortak Savunma Konseyi. Diğeri ise 1980 yılında Ekonomik ve Sosyal Konsey olarak yeniden adlandırılan Ekonomik Konsey.

Askeri danışma organı

Anlaşmanın askeri ekinde, anlaşmanın beşinci maddesinde öngörülen daimî askeri komiteyi denetlemek üzere, taraf devletlerin ordularının genelkurmay başkanlarından bir askeri danışma organının oluşturulması da öngörülüyor.

Anlaşmanın beşinci maddesinde öngörülen Daimî Askeri Komite, bir veya daha fazla taraf devlete veya kuvvetlerine karşı meydana gelebilecek her türlü tehlike veya silahlı saldırıya karşı askeri planların hazırlanmasından sorumlu. Bu planlar, Ortak Savunma Konseyi'nin belirlediği esaslara göre hazırlanıyor.

Arap Birliği'nin resmi internet sitesinde, birlikte çalışan kuruluşlar arasında Ortak Savunma Konseyi’ne herhangi bir atıf yapılmaması dikkat çekiyor. Tarihi bir belge olarak Arap Birliği’nin çalışma tüzüğü çerçevesi dışında Ortak Arap Savunma Anlaşması’ndan söz edilmiyor. Siteye göre, bu tüzüğün son güncellemesi 2013 yılında yapılmış.

Arap Birliği'nin internet sitesinde yer alan belgede, anlaşmaya 19 ülkenin (Yemen Krallığı ve 1990 yılında Yemen Arap Cumhuriyeti ile birleşerek Yemen Cumhuriyeti'ni oluşturan Güney Yemen'in adı olan Yemen Demokratik Halk Cumhuriyeti dahil) katıldığı belirtiliyor. Bunlardan sonuncusu ise 1978'de katılan Birleşik Arap Emirlikleri’ydi (BAE).

Anlaşmanın aktif hale gelmesinin, İsrail ile iş birliği yapan ülkelere petrol tedariğinin durdurulması kararına ek olarak, 1973 Ekim Savaşı sırasında Mısır ve Suriye'den gelen Arap kuvvetlerinin teknik teçhizat, kuvvet ve fon gibi çeşitli yollarla katılımıyla gerçekleşmesi dikkat çekicidir.

Ancak İsrail'in 1982'de Lübnan topraklarını işgal etmesi sırasında, anlaşmayı imzalayan ülkeler arasında Lübnan olmasına rağmen anlaşma devreye girmedi. 1990 yılında Irak'ın Kuveyt'e yönelik saldırganlığını durdurmak için anlaşmayı kullanma çabaları da başarısızlıkla sonuçlandı ve Kuveyt'in özgürleştirilmesi süreci, ABD liderliğindeki uluslararası koalisyon çatısı altında yürütüldü.

Ortak Arap Gücü

2015 yılı, anlaşmayla ilgili yeni bir gelişmeyi de beraberinde getirdi. Zira o yıl Ortak Arap Gücü oluşturulmasına yönelik bir protokol oluşturuldu. Arap Birliği, o yılın 29 Mart'ında zirve düzeyinde, Arap Birliği Tüzüğü ve Ortak Arap Savunma Anlaşması ve birlik içindeki ekonomik iş birliği de dahil olmak üzere ilgili Arap belgeleriyle uyumlu olarak Arap ulusal güvenliğini korumak için Ortak Arap Gücü kurulması konusunda anlaşmaya vardı. Değişikliğin üçüncü maddesi, ortak Arap kuvvetlerinin görevlerini belirliyordu. Bu görevler içinde “Savunma Konseyi tarafından kararlaştırılan diğer görevlere ek olarak, yardım operasyonlarının ve insani yardımın güvence altına alınmasına katılım, silahlı çatışmaların çıkmasından kaynaklanan acil durumlarda veya doğal afetlerde sivilleri korumak ve zorluklarla yüzleşmek, terör tehditleri, kara, deniz ve hava taşımacılığı ile arama kurtarma operasyonlarının korunması ve güvenliğinin sağlanması” yer alıyordu. Ancak söz konusu kuvvet, kuruluşundan bu yana faaliyete geçirilmedi.

Ulusal güvenliğe tehdit

Mısır Temsilciler Meclisi'nin Savunma ve Ulusal Güvenlik Komitesi Başkanı Tümgeneral Ahmed el-Avadi, Mısır Cumhurbaşkanı'nın Ortak Arap Savunma Anlaşması'na atıfta bulunmasını ‘önemli bir gösterge’ olarak görüyor. “Somali'nin egemenliğine yönelik saldırının, sadece Somali’ye değil Arap ulusal güvenliğine yönelik bir tehdit olduğuna” dikkat çeken el-Avadi, “Sisi’nin açıklamaları, bir Arap ülkesi olarak Somali'nin topraklarının birliğini ve bütünlüğünü tehdit eden bir tehlikeye maruz kaldığında anlaşmayı devreye sokma hakkının hatırlatılması anlamına geliyor” dedi.

vrvb
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Somalili mevkidaşı Hasan Şeyh Mahmud'u İttihadiyye Sarayı'nda karşıladı. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

El-Avadi, Şarku'l Avsat'a verdiği demeçte, Etiyopya hükümetinin ayrılıkçı Somaliland bölgesiyle yaptığı anlaşmayı “Mısır ve Arap ulusal güvenliğine ciddi bir tehdit” olarak nitelendirdi. “Mısır'ın güvenliğine zarar verilmesine izin vermeyeceğini” vurgulayan el-Avadi, “Arap Birliği, kolektif eylem çerçevelerinin gerektirdiği şekilde ve Mısır liderliğinin durum değerlendirmesine göre belirlediği araçları kullanarak kendi güvenliğini korumak ve kardeşlerine destek olmak için var gücüyle hareket edecek” dedi.

Mısır, Etiyopya ile Somaliland arasındaki anlaşmayı kınadı ve bu anlaşmayı ‘Somali ulusal egemenliğinin ve uluslararası hukukun ihlali’ olarak nitelendirdi. Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, geçen hafta Arap Birliği Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısında, Etiyopya'nın “bölgesel çevrede kaos tohumlarının kaynağı haline gelen tek taraflı politikalarının” sonuçları konusunda uyarıda bulunmuştu.

Diyalog ve müzakere yok

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ise dün yaptığı açıklamada, “Etiyopya ile Somaliland arasında yapılan anlaşma konusunda diyalog veya müzakereye yer olmadığını” söyledi. Şeyh Mahmud, Kahire Haber’e verdiği röportajda, “Mısır'la ortaklığımız hiçbir tarafın çıkarlarıyla çelişmiyor” ifadesini kullandı.

Somali hükümeti anlaşmayı şiddetle reddetti. Şeyh Mahmud daha önce anlaşmayı Somali egemenliğinin Addis Ababa tarafından “meşru olmayan bir ihlali” olarak tanımlamış ve “hiç kimsenin Somali topraklarından bir santim bile koparamayacağını” vurgulamıştı. Ayrıca Mogadişu, istişarelerde bulunmak üzere Etiyopya Büyükelçisi’ni geri çağırdı ve Somali Cumhurbaşkanı daha sonra anlaşmayı iptal eden yasayı onayladı.

Etiyopya'ya güçlü mesaj

Mısır Dışişleri Konseyi Genel Sekreteri ve eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Ali el-Hafni, Sisi'nin Etiyopya'nın Somaliland ile imzaladığı anlaşmaya ilişkin ifade ettiği tutumunu “kararlı ve caydırıcı” olarak nitelendirdi. Bu açıklamaları “Etiyopya'ya güçlü bir mesaj” ve Somali topraklarını ele geçirme girişiminin kabul edilemezliğine ilişkin açık bir uyarı olarak değerlendirdi. El-Hafni, Somali'nin bir Arap ülkesi olarak Ortak Arap Savunma Anlaşması’na üye ülkelerden destek isteme hakkına sahip olduğunu sözlerine ekledi.

El-Hafni, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, Mısır'ın rolünün ister ikili düzeyde, ister kolektif Arap, Afrika ve İslami işbirliği çerçevesinde Somali'ye birçok açıdan destek sağlayabileceğini ifade etti. Söz konusu anlaşmanın bir Arap ülkesinin ulusal güvenliğine sızma tehlikesini ve bunun Kızıldeniz ülkelerinin, özellikle de Mısır'ın güvenliğine yönelik oluşturduğu tehdide değindi.

El-Hafni, Somali'nin, Etiyopya tarafından egemenliğinin ihlal edilmesinin ardından mevcut krizde kendisini desteklemek için Mısır'a güvendiğine inanıyor. Zira Somali, Kahire'nin, uluslararası hukuk ilkelerini, uluslararası sözleşme ve normlara saygıyı destekleme konusundaki tutumunun, çevresinin ve özellikle de Afrika kıtasının istikrarı konusundaki kararlılığına güveniyor. El-Hafni ayrıca, Addis Ababa'nın dünyadaki hiçbir ülke veya kuruluş tarafından tanınmayan Somaliland’ı tanımasının, Etiyopya'nın Somali topraklarının ayrılması ve bölünmesine verdiği desteği gösterdiği uyarısında bulundu. Bu, “Afrika Boynuzu bölgesinde, bölgenin güvenliği ve istikrarı üzerinde olumsuz etkilere yol açmadan önce durdurulması gereken ciddi bir ihlal ve gerilimin artması” anlamına geliyor.



Erbil’de Mesud Barzani’nin konutu yakınında İHA düşürüldü

Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir karargâhı hedef alan hava saldırısının ardından dumanlar yükseliyor (Reuters)
Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir karargâhı hedef alan hava saldırısının ardından dumanlar yükseliyor (Reuters)
TT

Erbil’de Mesud Barzani’nin konutu yakınında İHA düşürüldü

Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir karargâhı hedef alan hava saldırısının ardından dumanlar yükseliyor (Reuters)
Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir karargâhı hedef alan hava saldırısının ardından dumanlar yükseliyor (Reuters)

Güvenlik kaynakları, Irak Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani’nin Erbil’deki konutunun yakınlarında bir insansız hava aracının (İHA) hava savunma sistemleri tarafından düşürüldüğünü bildirdi.

Güvenlik kaynakları dün (cumartesi) Reuters’e yaptıkları açıklamada, saldırının Irak Kürdistan Bölgesi Başkanı’nın konutunu hedef alan bir İHA saldırısı olduğunu ve bunun Irak’ın kuzeyinde gerilimin tırmanmaya devam ettiği bir dönemde gerçekleştiğini belirtti.

Cumartesi gecesi Erbil semalarında yoğun İHA hareketliliği ve saatler süren önleme faaliyetleri yaşandı. Yetkililer, ABD Konsolosluğu ile yakınındaki askeri üsleri hedef almaya çalışan çok sayıda İHA’nın düşürüldüğünü açıkladı.

Associated Press muhabirleri bölgeden art arda güçlü patlama sesleri duyulduğunu aktardı. En az bir İHA’nın ABD tesislerine doğru ilerlediğinin gözlemlendiği belirtilirken, bunun savaşın başlamasından bu yana gerçekleşen en şiddetli saldırı günlerinden biri olduğu ifade edildi. Irak’taki İran yanlısı milisler, aralarında Erbil’deki üslerin de bulunduğu Amerikan askeri noktalarına yönelik İHA ve roket saldırılarını artırmayı sürdürüyor.

Washington yönetimi ise yaptığı açıklamada, İran yanlısı silahlı grupların gerçekleştirdiğini belirttiği saldırıları “alçak terör eylemleri” olarak nitelendirerek kınadı. Açıklamada, cumartesi günü daha önce Irak Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’nin konutunu hedef alan saldırının “Irak’ın egemenliği, istikrarı ve birliğine yönelik açık bir saldırı” olduğu belirtildi.

Saldırı sonucu yalnızca maddi hasar meydana geldiği, konutun hedef alındığı sırada içeride kimsenin bulunmadığı ve bu nedenle herhangi bir yaralanmanın yaşanmadığı bildirildi.

Öte yandan güvenlik kaynakları ve Iraklı medya kuruluşları, ülkenin çeşitli şehir ve bölgelerinin son saatlerde ve bugün (pazar) sabah saatlerinde İHA ve roket saldırılarına maruz kaldığını aktardı.

Kaynaklar, Selahaddin vilayetinde Haşdi Şabi’ye ait bir karargâhın İHA saldırısına uğradığını ve bölge semalarında sabah saatlerinde yoğun duman bulutlarının görüldüğünü bildirdi. Ayrıca Kerkük ile Selahaddin vilayetleri arasında yer alan Tuzhurmatu ilçesi yakınlarındaki ve Haşdi Şabi’ye ait noktaları barındıran Haliwe Havalimanı’nın da bir İHA saldırısıyla hedef alındığı belirtildi.

Aynı kaynaklar, Ninova vilayetine bağlı Musul kentinde Haşdi Şabi’ye bağlı 41’inci Tugay karargâhının da kuzey Bağdat’ta ABD’ye ait bir İHA tarafından hedef alındığını kaydetti.

Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı’na bağlı Güvenlik Medya Hücresi ise bugün (pazar) sabaha karşı yaptığı açıklamada, Bağdat’ın Kerada semtindeki el-Vasık Meydanı’nda bulunan 42. Cadde’ye bir İHA’nın düştüğünü duyurdu. Olayda herhangi bir can kaybı ya da yaralanma yaşanmadığı bildirildi.


İsrail’in Gazze'deki iki polis kontrol noktasına düzenlediği hava saldırılarında 6 kişi öldü

İsrail tarafından Gazze Şeridi'nin orta kesimlerinde yer alan Deyr el-Beleh'te, yerinden edilmiş kişilerin sığındığı bir kampın yakınlarına düzenlenen saldırısının ardından Han Yunus’tan yükselen dumanlar (DPA)
İsrail tarafından Gazze Şeridi'nin orta kesimlerinde yer alan Deyr el-Beleh'te, yerinden edilmiş kişilerin sığındığı bir kampın yakınlarına düzenlenen saldırısının ardından Han Yunus’tan yükselen dumanlar (DPA)
TT

İsrail’in Gazze'deki iki polis kontrol noktasına düzenlediği hava saldırılarında 6 kişi öldü

İsrail tarafından Gazze Şeridi'nin orta kesimlerinde yer alan Deyr el-Beleh'te, yerinden edilmiş kişilerin sığındığı bir kampın yakınlarına düzenlenen saldırısının ardından Han Yunus’tan yükselen dumanlar (DPA)
İsrail tarafından Gazze Şeridi'nin orta kesimlerinde yer alan Deyr el-Beleh'te, yerinden edilmiş kişilerin sığındığı bir kampın yakınlarına düzenlenen saldırısının ardından Han Yunus’tan yükselen dumanlar (DPA)

Gazze Şeridi’ndeki yerel sağlık yetkilileri, İsrail'in Hamas’a bağlı polis gücüne ait iki kontrol noktasına düzenlediği hava saldırılarında biri çocuk en az altı Filistinlinin hayatını kaybetmesine yol açtığını bildirdi. İsrail’in saldırısı, ABD'nin arabuluculuğunda sağlanan ve beş ayı aşkın bir süredir devam eden ateşkesin ardından yaşanan son şiddet dalgasında yer aldı.

Sağlık görevlileri, İsrail savaş uçaklarının Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta polise ait iki kontrol noktasını vurduğunu, saldırı sonucunda üç polis memuru ve aralarında bir kız çocuğunun da bulunduğu üç sivilin öldüğünü, dört kişinin de yaralandığını bildirdi.

İsrail ordusu, son saldırılar hakkında henüz bir açıklama yapmadı. Yerel sağlık yetkililerine göre ateşkesin geçtiğimiz kasım ayında yürürlüğe girmesinden bu yana İsrail ordusu Gazze'de 680'den fazla Filistinliyi öldürürken 2023 ekiminde savaşın başlamasından bu yana 72 binden fazla kişi hayatını kaybetti.

İsrail şu anda ABD ile birlikte İran'a karşı da bir savaş yürütürken Lübnan'da da Hizbullah’a karşı ülkenin güneyini işgal ettiği yeni bir operasyon gerçekleştiriyor.

Ateşkes ve İsrail ile İran arasındaki savaş devam ederken Gazze'de de şiddet sürüyor. Gazze'deki sağlık yetkilileri, İsrail ordusunun bir ay önce İran ile çatışmanın başlamasından bu yana en az 50 Filistinliyi öldürdüğünü açıkladı.


Irak'ın kuzeyinde düzenlenen saldırılarda Haşdi Şabi’nin üç üyesi ve iki polis memuru öldü

Irak-Suriye sınırı yakınlarında konuşlu Haşdi Şabi üyeleri, 23 Ocak 2026 (DPA)
Irak-Suriye sınırı yakınlarında konuşlu Haşdi Şabi üyeleri, 23 Ocak 2026 (DPA)
TT

Irak'ın kuzeyinde düzenlenen saldırılarda Haşdi Şabi’nin üç üyesi ve iki polis memuru öldü

Irak-Suriye sınırı yakınlarında konuşlu Haşdi Şabi üyeleri, 23 Ocak 2026 (DPA)
Irak-Suriye sınırı yakınlarında konuşlu Haşdi Şabi üyeleri, 23 Ocak 2026 (DPA)

Haşdi Şabi (Halk Seferberliği) Teşkilatı, cumartesi akşamı Irak'ın kuzeyindeki Kerkük ilinde bulunan bir karargahına düzenlenen hava saldırısı saldırı sonucu üç üyesinin öldüğünü duyurdu.

Yetkililere göre Musul şehir polisinin iki üyesi de, ABD ve İsrail tarafından düzenlendiği öne sürülen iki hava saldırısı sonucu bulundukları mevzilerde hayatını kaybetti.

ABD ve İsrail'in bir ay önce İran'a karşı başlattıkları savaşın patlak vermesinden bu yana Haşdi Şabi ve Irak’taki İran yanlısı silahlı grupların karargahları, ABD ve İsrail tarafından düzenlendiği öne sürülen saldırılarla hedef alınıyor.

Öte yandan, Iraklı gruplar tarafından üstlenilen saldırılar ise ABD'nin bölgedeki çıkarlarını hedef alıyor. İran ise, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde (IKBY) bulunan İranlı Kürt muhalif gruplara yönelik saldırılar düzenliyor.

Haşdi Şabi, 2014 yılında DEAŞ terör örgütüyle savaşmak üzere kurulan grupların oluşturduğu bir ittifakken daha sonra Irak ordusuna katılarak Silahlı Kuvvetler'e bağlı bir birim haline geldi.

Haşdi Şabi tarafından yapılan bir açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Cumartesi akşamı, Kerkük’te Haşdi Şabi’ye bağlı Kuzey ve Doğu Dicle Operasyon Komutanlığı karargahı, üç ayrı hava saldırısı ile Siyonist-Amerikan güçlerinin alçakça saldırısına uğradı. Saldırı sonucunda ilk bilançoya göre üç mücahit şehit oldu, dört mücahit ise yaralandı.”

vbfv
Irak'taki askeri tatbikat sırasında Haşdi Şabi bayrağı taşıyan Haşdi Şabi üyeleri (Haşdi Şabi)

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan bir güvenlik yetkilisi, Kerkük Uluslararası Havaalanı yakınlarındaki bir mevziiye, Kerkük Hava Üssü Komutanlığı'na ve özel kuvvetlerin bulunduğu bir üsse düzenlenen saldırılarda, hepsi Irak ordusu personeli altı kişinin daha yaralandığını belirtti.

Bundan birkaç saat sonra, Irak İçişleri Bakanlığı'nın yaptığı açıklamaya göre Irak'ın kuzeyindeki Musul'da, ‘Amerikan ve Siyonist’ güçlerin düzenlediği saldırıda, biri rütbeli iki polis memuru öldü.

Bu saldırılar, Irak ve ABD'nin Irak güvenlik güçlerine ve ABD çıkarlarına yönelik saldırıları önlemek amacıyla aralarındaki ‘güvenlik iş birliğini yoğunlaştırdıklarını’ açıklamasının ertesi günü gerçekleşti.

Irak Hükümeti Güvenlik Medya Birimi ve ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği tarafından cuma akşamı yapılan açıklamalarda, Irak ile ABD arasındaki stratejik ortaklık çerçevesinde, bir üst düzey ortak koordinasyon komitesi kurulmasına karar verildiği belirtildi.

Bağdat ile Washington arasındaki Koordinasyon Komitesi, terör saldırılarını önlemek ve Irak topraklarının Irak halkına, Irak güvenlik güçlerine, Irak'ın stratejik tesislerine ve varlıklarına, ayrıca ABD vatandaşlarına, diplomatik misyonlara ve cihatçılarla mücadele eden Uluslararası Koalisyona yönelik herhangi bir saldırının çıkış noktası olarak kullanılmamasını sağlamak için iş birliğini yoğunlaştırma kararı aldı.

İçişleri Bakanlığı, yaralı meslektaşlarına yardım etmek için insani görevlerini yerine getirirken ikinci bir saldırıya maruz kalan beş polis memurunun da yaralandığını aktardı.

Haşdi Şabi’den bir kaynak, AFP’ye yaptığı açıklamada, saldırıya uğrayan üssün ‘polis ve Haşdi Şabi tarafından ortak kullanıldığını’ söyledi.

Suudi Arabistan, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn, Katar ve Ürdün geçtiğimiz çarşamba günü Irak'ı, kendi topraklarına yönelik ‘milisler ve silahlı gruplar tarafından düzenlenen saldırıları durdurmak için gerekli önlemleri almaya’ çağırdı.

Buna karşın Irak perşembe günü, kendi topraklarından bu ülkelere yönelik ‘her türlü saldırıyı’ reddettiğini açıkladı.

Koordinasyon Komitesi, söz konusu kararı, iki taraf arasında yaşanan gerginliğin ardından cuma günü aldı. Irak, salı günü, ülkenin batısında 15 kişinin ölümüne yol açan ve ABD'nin gerçekleştirdiğini iddia ettiği bir saldırıyı protesto etmek amacıyla ABD’nin Bağdat Büyükelçiliğindeki maslahatgüzarı çağırdığını açıklamıştı.