Philadelphia (Selahaddin) Ekseni neden önemli?

İsrail ordusunun hava saldırıları sonrası Gazze Şeridi'ndeki Bureyc Mülteci Kampı üzerinde yükselen dumanlar (EPA)
İsrail ordusunun hava saldırıları sonrası Gazze Şeridi'ndeki Bureyc Mülteci Kampı üzerinde yükselen dumanlar (EPA)
TT

Philadelphia (Selahaddin) Ekseni neden önemli?

İsrail ordusunun hava saldırıları sonrası Gazze Şeridi'ndeki Bureyc Mülteci Kampı üzerinde yükselen dumanlar (EPA)
İsrail ordusunun hava saldırıları sonrası Gazze Şeridi'ndeki Bureyc Mülteci Kampı üzerinde yükselen dumanlar (EPA)

Mısır'ın Gazze Şeridi sınırına komşu olan Philadelphia (Selahaddin) Ekseni son iki haftadır Mısır ile İsrail arasında gerilimin tırmandığı nokta haline geldi. Mısır'ın ‘İsrail'in sınır ekseninde güvenlik kontrolünü ele geçirme çabalarını’ reddetmesi üzerine Kahire ve Tel Aviv, son günlerde bu konuda ‘sert’ olarak nitelendirilen açıklamalarda bulundu. Mısırlı bir yetkiliye göre, Mısır, İsrail’in bu yönde atacağı herhangi bir adımı ‘Mısır-İsrail ilişkilerine yönelik ciddi risk oluşturacak kırmızı bir çizgi’ olarak değerlendiriyor.

İsrail'in 2005 yılında Gazze Şeridi'nden tek taraflı olarak çekilmesinden bu yana, Philadelphia Ekseni Mısır ile İsrail’in bu kadar gündeminde olmamış, bugünlerde olduğu gibi eksenin kaderi ve yol açabileceği olası yansımaları mercek altına alınmamıştı.

Mısır ile İsrail arasında 1979 yılında imzalanan Camp David Anlaşması kapsamındaki tampon bölgenin bir parçası olan Philadelphia Ekseni, sadece yüzlerce metrelik bir genişliğe ve Akdeniz'den Sina Yarımadası ile Gazze Şeridi arasındaki Filistin topraklarındaki Kerem Şalom Sınır Kapısı’na kadar 14,5 kilometrelik bir uzunluğa sahip.

Mısır ile İsrail arasında 1979 yılında barış anlaşması imzalanması, askeri güçlerin Philadelphia Ekseni çevresinden çekilmesini öngörüyordu. İsrail, 2005 yılının ağustos ayı ortalarında Gazze Şeridi'nden çekilip, Avrupa Birliği'nden (AB) gözlemcilerin nezaretinde sınır bölgeleri ve sınır kapılarını denetleyen Filistin Yönetimi'ne teslim edene kadar bölgeyi kontrol etti.

İsrail ile Mısır arasında 2005 yılının eylül ayında İsrail'in 1979 tarihli barış anlaşmasının güvenlik eki olarak kabul ettiği Philadelphia Anlaşması imzalandı. Genel ilke ve hükümlerine tabi olduğunu belirten ve Mısır ordusunun Gazze Şeridi'ni ayıran sınıra konuşlandırılmasını öngören anlaşmaya göre bölgede; ‘terörle mücadele, sınır ötesi sızma girişimlerini, kaçakçılık faaliyetlerini ve tünelleri tespit etme’ gibi görevleri olan yaklaşık 750 Mısırlı sınır muhafızı konuşlandırıldı.

tyuköı
Gazze'nin kuzeyinden yerinden edilen Filistinliler, Mısır ile Gazze Şeridi'ni ayıran duvarın yakınlarında yürürken (DPA)

Hamas Hareketi, 2007 yılında Gazze Şeridi'nin kontrolünü ele aldı. Dolayısıyla Philadelphia Ekseni de Hamas’ın kontrolüne geçti. Bunun üzerine İsrail, Gazze Şeridi'ne boğucu bir abluka uyguladı. Hamas’ın 7 Ekim'de İsrail’e karşı başlattığı Aksa Tufanı Operasyonu’nun ardından İsrail, Gazze Şeridi'ni dört bir yandan kuşatmaya başladı. Dolayısıyla Philadelphia ekseni, İsrail'in Gazze Şeridi’ni tamamen kuşatma planında hedeflenen en önemli stratejik bölgelerden biri haline geldi.

İsrail gerilimi tırmandırıyor

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, aralık ayı sonlarında düzenlenen bir basın toplantısında, Philadelphia Ekseni’nin İsrail'in kontrolü altında olması gerektiğini söyledi. Netanyahu’nun açıklamasından bu yana Philadelphia Ekseni büyük bir ilgi görüyor. İsrail güçleri, 13 Aralık'ta direnişçilerin silah kaçakçılığı yapmak amacıyla kullandığı tünelleri yok etme bahanesiyle Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki sınır boyunca ‘olağanüstü saldırılar’ başlattı. İsrail parlamentosu Knesset'in Dış İlişkiler ve Güvenlik Komitesi tarafından kapalı kapılar ardında düzenlenen toplantısı öncesinde Netanyahu’nun açıklamalarını sızdıran İsrail Yayın Kurumu (IBA), İsrail hükümetinin Philadelphia Ekseni’ni kontrol etmeyi planladığını ortaya çıkardı. İsrail ordusu, 23 Aralık’ta Kerem Şalom Sınır Kapısı ile Refah Sınır Kapısı arasındaki sınır bölgesinde kısa bir manevra yaparak bölgede yeniden askeri hareketliliğine başladı, ancak direnişçilerle yaşanan şiddetli çatışmanın ardından geri çekildi. İsrail, o zamandan beri Philadelphia Ekseni’yle ilgili açıklamalarına hız kazandırdı. Hatta Netanyahu, birkaç gün önce Philadelphia Ekseni’nin Hamas Hareketi’ne silah akışının sağlandığı bir ‘açıklık’ olduğunu ve kapatılması gerektiğini söyledi.

 Mısır'ın tepkisi

Mısır, İsrail’in Philadelphia Ekseni’yle ilgili açıklama ve adımlarına Basın Enformasyon Kurumu Başkanı Ziya Raşvan’ın ağzından karşılık verdi. Raşvan, pazartesi akşamı yaptığı açıklamada, Netanyahu’nun sözlerinin ‘yanlış iddialar ve suçlamalar içerdiğini’ söyledi. Raşvan, İsrail'in Philadelphia Ekseni'ni yeniden işgal etmeye yönelik herhangi bir adımının, Mısır-İsrail ilişkileri için ciddi bir risk oluşturacağını vurguladı.

Mısırlı yetkililer, Philadelphia Ekseni’nde İsrail askeri konuşlandırılmasını istemiyorlar. Bununla birlikte Mısır, Gazze Şeridi ile sınırında kaçakçılık faaliyetleri için kullanılan tüm tünelleri yok ettiğini açıkladı. Bu tüneller, 25 Ocak 2011 olaylarının ardından yaşanan güvenlik gelişmeleri sonrasında, Sina Yarımadası’nda faaliyet gösteren ‘terör’ örgütlerinin  silah ve patlayıcılarının kaçak yollardan girişi için kullanılmıştı.

Stratejik önem

Uluslararası İlişkiler Profesörü, Ulusal Orta Doğu Araştırmaları Merkezi Başkan Yardımcısı, Filistin ve İsrail meseleleri konusunda uzman bir isim olan Tarık Fehmi, Mısır'ın, İsrail'in Mısır ile Gazze sınırındaki tampon bölgeyi kontrol etmesiyle ilgili önerisini reddettiğini doğruladı. Mısır ile İsrail arasında bu bağlamda iş birliği olmadığını belirten Fehmi, “Çünkü bu konu bir kısmı askeri ve stratejik olan yasal kontrollere tabidir” dedi.

cd
İsrail bombardımanının ardından Gazze'nin kuzeyindeki binalar yıkıldı (AFP)

Şarku'l Avsat'a değerlendirmelerde bulunan Fehmi, İsrail'in herhangi bir şekilde bu çerçevenin dışına çıkmasının, Mısır'ın kabul etmeyeceği doğrudan ihlallere yol açacağını belirtti. Philadelphia Ekseni’nin Mısır için kırmızı bir çizgi olduğunun altını çizen Fehmi, bu kırmızı çizginin geçilmesine izin verilmeyeceğini vurguladı.

Philadelphia Ekseni’nin Mısır için önemine değinen Fehmi, şunları söyledi:

Özellikle İsrailli aşırı sağcı yetkililerin Filistinlileri yerinden etme projelerini gerçeğe dönüştürme çabaları çerçevesinde Mısır, İsrail’in stratejik açıdan önemli bu sınır bölgesindeki varlığını garanti etmiyor. Ayrıca Mısır, İsrail’in Philadelphia Ekseni’nin güvenlik kontrolünü ele almasını reddediyor. Zira böyle bir adım, Filistinlilerin topraklarındaki kararlılığını desteklemek için kırmaya çalıştığı Gazze Şeridi’ndeki kuşatmanın daha da sıkılaşmasına neden olur.

İsrail televizyonu Kanal 12, 10 Ocak'ta Kahire’nin, Tel Aviv'in Philadelphia Mihver bölgesinin güvenliğinin İsrail tarafından sağlaması yönündeki talebini reddettiğini bildirdi. Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, bu ayın başlarında Mısır’ın Philadelphia Ekseni’nde gözetim ve sensör cihazlarının yerleştirilmesi konusunda İsrail ile iş birliğine vardığını yazmış, ancak Kahire bu haberleri yalanlamıştı.

‘Mısır'a karşı bir tür taciz’

Şarku’l Avsat’a konuşan eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Hüseyin Haridi, İsrail'in Philadelphia Ekseni’yle ilgili artan açıklamalarını, ‘Mısır'a karşı bir tür taciz’ olarak nitelendirdi. Barış anlaşmasına rağmen İsrail'in Mısır’ı halen ‘güvenliğine yönelik ilk tehdit’ olarak gördüğünü söyleyen Haridi, “İsrail’in sınır bölgesinin güvenlik kontrolüne ilişkin dozunu giderek artırdığı gerilim, İsrail'in Mısır sınırında doğrudan var olmayı ne kadar istediğinin bir göstergesi” diye konuştu. Haridi, bu gerilimi gerek Filistinlileri desteklemek gerek İsrail'in savaştan sonra Gazze Şeridi'nin geleceğine ilişkin planlarına karşı çıkmak açısından olsun, Mısır'ın rolünü etkisiz hale getirmeye yönelik ‘bir tür baskı’ olarak yorumladı.

Meselenin İsrail içine ve Tel Aviv'in müttefiklerine verilen mesajlarla da ilgili olduğuna dikkat çeken Haridi, savaşın süresinin uzatıldığını ve İsrail’e göre halen ‘tehdit kaynakları’ olduğunu belirtti. İsrail’in bakış açısına göre, tehdide karşı koymak için her türlü önlemin alınmasının mübah olduğunu ifade eden Haridi, bunu ‘İsrail’in Mısır’ı terörize etmeye ve tehdit etmeye yönelik açık bir girişimi’ olarak değerlendirdi. Mısır'ın buna verdiği tepkinin medya üzerinden yapılan basit açıklamalardan ‘daha büyük ve daha güçlü’ olması gerektiği çağrısında bulunan Haridi, aynı zamanda Arap ülkelerinin Mısır'ın tutumunu açıkça desteklemelerine ihtiyaç duyulduğunu, çünkü İsrail'de bu tür tutumların dikkatle izlendiğini ve değerlendirildiğini söyledi.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.