Rusya müttefiki İran’ı Kızıldeniz konusunda uyardı

Lavrov, İranlı mevkidaşına Moskova’nın Kızıldeniz’deki duruma ilişkin kaygılarını bildirdi.

Hamaney Tahran'da bir grup destekçisine konuşma yapıyor (Dini Lider’in internet sitesi)
Hamaney Tahran'da bir grup destekçisine konuşma yapıyor (Dini Lider’in internet sitesi)
TT

Rusya müttefiki İran’ı Kızıldeniz konusunda uyardı

Hamaney Tahran'da bir grup destekçisine konuşma yapıyor (Dini Lider’in internet sitesi)
Hamaney Tahran'da bir grup destekçisine konuşma yapıyor (Dini Lider’in internet sitesi)

New York’ta, Orta Doğu’daki durumu görüşmek üzere Güvenlik Konseyi (BMGK) toplantısı öncesinde İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile görüştü.

Rusya Dışişleri Bakanlığı, yaptığı açıklamada “Lavrov’un İranlı mevkidaşı ile yaptığı ikili görüşmelerde Gazze Şeridi, Suriye ve Kızıldeniz’deki gergin durum üzerinde duruldu” dedi. Bakanlık, Lavrov ve Abdullahiyan’ın Gazze’de hızlı bir ateşkes sağlanmasının gerekliliği ve sivillere insani yardım sağlanması koşulları konusunda mutabakata vardığını açıklarken, “Kızıldeniz’de önemli ölçüde kötüleşen gergin duruma ilişkin oluşan genel endişeler ifade edildi” dedi.

İran resmi haber ajansı IRNA’nın haberine göre Abdullahiyan, “İran, Amerikalılara İngiltere ile birlikte Kızıldeniz’de ve Yemen’e karşı ortaya koyduklarının barış ve güvenliğe yönelik bir tehdit ve stratejik bir hata olduğu yönünde bir mesaj ve uyarı gönderdi” şeklinde konuştu.

dfveevd
Lavrov, New York’taki Güvenlik Konseyi toplantısının oturum aralarında Abdullahiyan ile bir araya geldi (İran Dışişleri Bakanlığı)

Ajansa göre İran Dışişleri Bakanı, ABD ve İngiltere’nin Yemen’e saldırı başlattığı dönemde, uydu görüntüleri Kızıldeniz’de yaklaşık 230 ticari ve petrol gemisinin bulunduğunu gösteriyordu. Bu, Yemenliler tarafından yalnızca İsrail limanlarına giden gemilerin durdurulduğuna dair Yemenlilerin mesajını iyi anladıkları anlamına geliyor” dedi.

ABD ve Birleşik Krallık kuvvetler, geçen pazartesi günü Yemen’de yeni bir saldırı turu gerçekleştirdi. Ayrıca İran’la müttefik olan Husilerin Kızıldeniz’deki gemilere karşı kullandığı füze ve gözetleme yeteneklerinin yanı sıra Husilere ait bir yer altı depolama sahasını da hedef aldı.

Hamaney Husileri yönlendiriyor

Öte yandan Kızıldeniz’deki gemilere yönelik saldırıların ardından ABD ve İngiltere’nin Husilerin mevzilerine saldırılarını yinelemesinin ertesi günü İran rejimi lideri Ali Hamaney, İsrail’in can damarlarını kesme çağrısını yineledi.

Hamaney, bazı İslam ülkelerinin yetkililerinin pozisyonlarını eleştirerek, onların Gazze Şeridi’ndeki savaşı durdurma çağrılarına ilişkin performanslarını ‘uygunsuz’ olarak nitelendirdi.

Hamaney’in resmi internet sitesi, dün (23 Ocak Salı) Tahran’daki bir grup destekçisine hitaben, “İslam ülkeleri yetkililerinin bazı pozisyonları ve açıklamaları yanlış; Çünkü ateşkes gibi konulardan bahsediyorlar” dedi.

Hamaney, İslam ülkelerinin yetkililerine seslenerek, “Ateşkes, sizin kontrolünüz dışında ve kötü niyetli Siyonist düşmanın elindedir” dedi.

“İslam ülkelerinin yetkilileri, Siyonist varlığın hayati damarlarını keserek, mevcut soruna çözüm bulmalıdır” diyen Ali Hamaney, “Bu ülkeler, Siyonist oluşumla siyasi ve ekonomik ilişkilerini kesmeli ve bu oluşuma yardım etmemelidir” ifadelerini kullandı.

Bu, İsrail’le ticaretin kesilmesi çağrısında bulunduğu ilk sefer değil. Öyle ki Kasım ayı başlarında Hamaney, İsrail’e petrol ve gıda ihracatının engellenmesi çağrısında bulundu.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), yaptığı açıklamada “USS Thomas Hudner füze destroyeri, Yemen’den kendisine doğru gelen insansız hava araçlarına karşılık verdi.

19 Kasım’da Hamaney, bölge ülkelerinin siyasi ilişkilerini ‘en azından sınırlı bir süre için kesmeleri’ gerektiğini söyledi.

Aynı gün Husiler, Bahamalar bayrağı taşıyan Galaxy Leader gemisine el koydu. İsrail ise gemiyle bağlantısını derhal yalanladı.

İran, ABD ile doğrudan savaşa girmekten korkuyor ve İsrail’i kendisini savaşa sürüklemekle suçluyor. Bununla birlikte İranlı yetkililer, bölgede Tahran adına vekalet savaşı yürütmekle suçlanan silahlı grupları savundu.

Tahran Mezze saldırısından şikayetçi

İran, Irak’ın Kürdistan bölgesinin merkezi Erbil’e, Suriye’nin kuzeydoğusundaki İdlib’e ve Pakistan’ın Belucistan bölgesindeki bölgelere drone ve füzelerle saldırılar düzenledi. İran Devrim Muhafızları, Siyonist varlığın Pakistan, Irak ve Suriye’deki terörist ve casus karargahlarını hedef aldığını söyledi.

Bu darbelerin ardından İran Devrim Muhafızları, Şam’ın Mezze bölgesindeki bir binayı hedef alan hava saldırısında, Suriye’deki dış operasyonlarda görevli istihbarat yetkilisi Sadık Amidzadeh ile diğer dört subayının öldürüldüğünü duyurdu. İran, düşmanı İsrail’i suçladı ve yanıt vermekle tehdit etti. Tel Aviv’den herhangi bir açıklama yapılmadı.

Bu, İran’ın İsrail’i Suriye’deki Devrim Muhafızları yetkilisi Radhi Musavi’yi öldürmekle suçlamasının ardından bir ay içerisinde gerçekleştirilen ikinci saldırıydı.

Bu çerçevede Abdullahiyan, “İsrailliler bazı tehditlerde bulundular ve savaşın kapsamının genişletilmesi ihtimalinden bahsettiler, bunların hepsi saçmalık. Savaşın başından bu yana Hizbullah’ın savaşın kapsamını genişletmesinden, kuzey cephesinde ve Lübnan’da direnişten derin kaygı duyan taraf İsrail oldu” dedi.

hyjku7kı
Devrim Muhafızları’nın Suriye'deki istihbarat yetkilisi Hacı Sadik olarak bilinen Haccat ​​Amedvar’ın cenazesi (IRNA)

Abdullahiyan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’e, İsrail’i ‘İranlı askeri danışmanlara yönelik terör eylemlerinin sonuçlarından’ sorumlu tuttuğu bir mektup göndermişti. Bakan, İranlı yetkililerin, Devrim Muhafızları operasyonlarının dış kolu olan Kudüs Gücü üyelerini tanımlamak için kullandığı terime atıfta bulunuluyor.

Hüseyin Emir Abdullahiyan, BMGK’nın BM Tüzüğü uyarınca görevini yerine getirmesi, Siyonist varlığın terör eylemlerini kınaması ve yasa dışı güç kullanımının diğer örneklerine de değinirken, Alman Haber Ajansı’nın (DPA) Devrim Muhafızları’ndan aktardığına göre BMGK’ya ‘İranlı askeri danışmanların Siyonist oluşum tarafından öldürülmesi olayına müdahale etmesi’ çağrısında bulundu.

Abdullahiyan, İsrail’i ‘bölgesel ve uluslararası barış ve güvenliği ciddi şekilde tehlikeye atan hukuka aykırı güç kullanımı ve provokatif askeri eylemlerle’ suçladı. Devrim Muhafızları güçlerinin Suriye’deki varlığının ‘yasal ve Suriye hükümetinin resmi talebine dayandığını’ belirten İranlı Bakan, “İran, bu tür eylemlere kendi seçtiği yer ve zamanda kararlı ve orantılı yanıt verme hakkını saklı tutuyor” dedi.

Devrim Muhafızları medyası, Sadık Amidzadeh ve Hacı Sadık olarak bilinen Haccat ​​Amidvar’ın naaşının İran’ın batısındaki Kirmanşah şehrinde defnedildiğine ilişkin fotoğraflar yayınladı. Defin işlemleri, başkentin kuzeydoğusundaki üst düzey Devrim Muhafızları subaylarının aileleri için tahsis edilmiş Mahallati bölgesinde Devrim Muhafızları’nın 5 ölü için cenaze töreni düzenlemesinin ertesi günü gerçekleşti.



Trump: Anlaşma için acele etmiyorum… İran: Anlaşmazlıklar sürüyor

Trump: Anlaşma için acele etmiyorum… İran: Anlaşmazlıklar sürüyor
TT

Trump: Anlaşma için acele etmiyorum… İran: Anlaşmazlıklar sürüyor

Trump: Anlaşma için acele etmiyorum… İran: Anlaşmazlıklar sürüyor

ABD Başkanı Donald Trump, bugün yaptığı açıklamada temsilcilerine İran ile herhangi bir anlaşmayı sonuçlandırmak için acele etmemeleri talimatını verdiğini söyledi. Bu açıklama, yaklaşık üç aydır süren krizde yakın zamanda bir ilerleme sağlanacağı yönündeki umutları zayıflattı. Oysa her iki taraf da yalnızca bir gün önce bu umutları yeniden canlandırmıştı.

Trump, “Truth Social” platformunda yaptığı paylaşımda, İran limanları ve Hürmüz Boğazı’ndaki İran gemilerine yönelik Amerikan ablukasının, “resmen onaylanıp imzalanmış bir anlaşmaya varılana kadar tam gücüyle yürürlükte kalacağını” belirtti.

Trump ayrıca müzakerelerde ilerleme kaydedildiğini ve ABD ile İran arasındaki ilişkinin daha profesyonel ve verimli hale geldiğini ifade etti. Ancak “Her iki taraf da sakin davranmalı ve işi doğru şekilde tamamlamalı. Hata payı yok!” dedi.

İranlı üst düzey bir kaynak ise daha önce yaptığı açıklamada, anlaşmanın İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin onayını alması halinde nihai onay için dini lider Mücteba Hamaney’e sunulacağını söyledi.

Bununla birlikte İran’ın Tesnim Haber Ajansı, bir ya da iki madde üzerinde anlaşmazlıkların sürdüğünü bildirdi.

Cumhuriyetçi şahinlerden Trump’a “felaket hata” uyarısı

Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, Trump’ın anlaşmaya yaklaşıldığı yönündeki açıklamasını memnuniyetle karşıladı. Johnson, “İran gibi dünyanın en büyük terör destekçisini müzakere masasına getirebilecek tek kişi Trump’tır” dedi.

Johnson, olası bir barış anlaşmasından duyduğu memnuniyeti dile getirirken ayrıntıları öğrenmeyi beklediğini söyledi ve Trump’ın liderliğinin ABD’yi daha güçlü hale getirdiğini ifade etti.

Trump ise şu ifadeleri kullandı:

“Eğer İran ile bir anlaşma yaparsam, bu iyi ve uygun bir anlaşma olur. Obama’nın İran’a büyük miktarda para ve nükleer silaha giden açık bir yol verdiği anlaşma gibi olmaz. Bizim anlaşmamız bunun tam tersidir. Ancak kimse anlaşmayı görmedi veya içeriğini bilmiyor. Müzakereler henüz tamamlanmadı. Bu yüzden ne hakkında konuştuklarını bilmeyen kaybedenleri dinlemeyin. Benden öncekilerin yıllar önce çözmesi gereken bu sorunda ben kötü anlaşmalar yapmam.”

Trump temsilcilerine “bekleyin” talimatı verdi

Trump, müzakerelerin “düzenli ve yapıcı şekilde” ilerlediğini ve İran ile ilişkilerin “daha profesyonel ve üretken” hale geldiğini belirtti. Bu açıklama, yalnızca bir gün önce Tahran ile büyük ölçüde müzakere edilmiş bir anlaşmanın bulunduğunu söylemesinin ardından geldi.

Trump, Truth Social hesabındaki paylaşımında, ablukanın “onaylanmış ve imzalanmış” bir anlaşma sağlanana kadar yürürlükte kalacağını vurguladı ve Ortadoğu ülkelerine destekleri ile iş birlikleri için teşekkür etti.

İsrail İran anlaşmasından endişeli… Trump’ı eleştirmekten kaçınıyor

Her ne kadar anlaşma konusunda nihai kararın tek sahibi Trump olsa da İsrailli yetkililer, onu doğrudan eleştirmekten kaçınırken öfkelerini ABD Başkanı’nın özel temsilcisi Steve Witkoff’a yöneltti.

İsrail medyasında yer alan yorumlarda, İbranice telaffuzunda “saldır” anlamını çağrıştırdığı belirtilen Witkoff’un hızlı bir anlaşma için bastırdığı öne sürüldü.

İsrail, Witkoff’un savaşa yeniden dönülmemesi için Trump üzerinde baskı kurduğunu düşünüyor. Kanal 12’ye konuşan bir İsrailli yetkili, “Witkoff ne pahasına olursa olsun bir anlaşmaya varmaya çalışıyor ve Trump’ın yeniden savaşa dönmemesi için büyük baskı uyguluyor” dedi.

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’dan açıklamalar

Naim Kasım yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

• Hizbullah’ın silahsızlandırılması “bir yok etme girişimidir” ve bunu kabul etmeleri mümkün değildir.
• Lübnan devletine, İsrail ile doğrudan müzakereleri durdurması ve “bizi sırtımızdan hançerlememesi” çağrısında bulundu.
• Tahran ile Washington arasında yapılacak bir anlaşmanın kendilerini de kapsamasını umut ettiklerini söyledi.


Netanyahu'nun Mossad'daki adamı Roman Gofman

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Mossad Direktörü General Roman Gofman (gov.il)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Mossad Direktörü General Roman Gofman (gov.il)
TT

Netanyahu'nun Mossad'daki adamı Roman Gofman

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Mossad Direktörü General Roman Gofman (gov.il)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Mossad Direktörü General Roman Gofman (gov.il)

Kemal Allam

İran liderliğinin başını hedef almaktan Lübnan'da Hizbullah'ın ezilmesine kadar İsrail'in askeri ve istihbarat üstünlüğünden bahseden küresel manşetlerin yoğun olduğu bir dönemde, Binyamin Netanyahu'nun İsrail'in Ortadoğu güvenliğinin geleceğini yazdığı bir dönem olarak tanımladığı bu anda, İsrail'in iç yapısına daha yakından bakıldığında resmin başka bir yönü ortaya çıkıyor. Dışarıdan her şeye kadir görünen güvenlik devleti, kurumlarının derinliklerinde bir güven krizi ve gelecekteki yönü konusunda bir çekişme yaşıyor.

İsrail'in ve özellikle de Mossad'ın uzun zamandır küresel olarak neredeyse efsanevi bir haleye sahip olduğu doğru olsa da, Netanyahu'nun bir sonraki aşamada bu kurumun başına getirmeyi düşündüğü kişi, Mossad'ın kendi içinde yaygın bir endişe uyandırıyor. Netanyahu ile İsrail Genelkurmay Başkanı General Eyal Zamir arasındaki derin gerilim ve David Zinni'nin yeni ve tartışma yaratacak şekilde Şin Bet (İsrail Güvenlik Ajansı) başkanı olarak atanmasının ardından, bu hamle İsrail güvenliğinin siyasallaşmasında bir dönüm noktası olabilir. İsraillilerin yarısından fazlasının Başbakanı 7 Ekim'deki istihbarat başarısızlığından sorumlu tutması, askeri ve istihbarat kurumlarının büyük kesimlerinin onunla açık bir çatışma içinde olmasıyla birlikte, İsrail iç çevreleri İsrail güvenlik devletinin tehlikeli bir dönüm noktasında olduğu konusunda uyarıda bulunuyorlar.

Netanyahu güvenlik kurumuna karşı

1990'lardan beri Netanyahu, İsrail'in kuruluşundan bu yana birbirini takip eden İşçi Partisi iktidarlarının mirasından uzaklaşmasının ve özellikle eski Başbakan İzak Rabin suikastından sonra daha sert bir sağcı pozisyona doğru yönelmesinin kilit mimarlarından biri oldu. Birçok açıdan, Rabin'in Yigal Amir tarafından öldürülmesi, Netanyahu'nun daha sonra güvenlik teşkilatının kalbine yerleştirdiği ideolojinin habercisi niteliğindeydi. O zamanlar Amir gibi figürler tarafından temsil edilen aşırı uç bir kesim olarak kabul edilen şey, şimdi Ben-Gvir ve Smotrich aracılığıyla hükümetin kalbinde yer alıyor.

Michael Karpin ve Ina Friedman, “Murder in the Name of God” (Tanrı Adına Cinayet) adlı kitaplarında, Netanyahu'nun İsrail içindeki gerilimleri tırmandırmadaki rolüne ve bunun Rabin'in öldürülmesine yol açan bağlamına işaret ediyorlar. Ayrıca, sağ kanadı memnun etme çabalarına ve bu uç unsuru ana akıma entegre etme yönündeki ilk girişimlerine de dikkat çekiyorlar. Yaklaşık otuz yıl sonra, bu gidişat doruk noktasına ulaşmış gibi görünüyor. Ben-Gvir pratikte ordu veya istihbarat teşkilatları üzerinde doğrudan operasyonel yetkiye sahip olmasa da, Netanyahu'nun Roman Gofman'ı Mossad'ın başına ve David Zinni'yi Şin Bet'in başına ataması, yerleşimci akımın ve aşırı uç Yahudi ideolojisinin hassas güvenlik pozisyonlarındaki varlığını pekiştiriyor. Bu ise Mossad ve Şin Bet'teki profesyonel subayların çoğu, hatta tamamı tarafından karşı çıkılan bir yönelimdir.

Netanyahu'nun Roman Gofman'ı Mossad'ın başına ve David Zinni'yi Şin Bet'in başına ataması, yerleşimci akımın ve aşırı uç Yahudi ideolojisinin hassas güvenlik pozisyonlarındaki varlığını pekiştiriyor. Bu ise Mossad ve Şin Bet'teki profesyonel subayların çoğu, hatta tamamı tarafından karşı çıkılan bir yönelimdir

Bu nedenle, Gadi Eisenkot, Ehud Barak ve Yoav Galant gibi eski İsrailli askeri liderlerin, Netanyahu'nun 7 Ekim öncesi ve sonrasındaki uyarıları görmezden gelmekle kalmayıp, istihbarat dosyalarını da ikinci plana ittiği, bazıları ordudan veya istihbarat servislerinden uzaklaştırılmış, bazıları ise mesleki ve güvenlikle ilgili soru işaretleriyle çevrili sağcı subaylara güvenmeye ve göreve getirmeye başladığını tekrarlamaları şaşırtıcı değil. Mevcut Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ise Netanyahu, oğlu ve diğer sağcı figürlerle kamuoyu önünde karşı karşıya gelirken, Gazze, Lübnan ve Suriye hakkındaki değerlendirmeleri dikkate alınmadı.

Suriye cephesinde de Mossad, güvenlik düzenlemelerini içeren bir anlaşmaya varmaya istekli olduğunu ifade eden Şam'daki yeni liderlik ile ilişkilerde daha pragmatik bir yaklaşım benimsedi. Ne var ki Netanyahu, Batı Şeria'da daha fazla yerleşim yeri inşa etmenin yanı sıra, Suriye topraklarının daha büyük bir bölümü üzerinde kontrolü genişletmeye dayalı daha sert bir yaklaşım benimsedi.

fvbfe
Mossad'ın atanmış direktörü General Roman Gofman Kudüs'teki Knesset'te, 5 Şubat 2026 (Times of Israel)

Bu bağlamda, geleneksel güvenlik kurumları, gerek işgal altındaki Filistin topraklarında gerekse İran ve Lübnan'daki savaş cephelerinde durumun artık sürdürülebilir olmadığını vurgulamaya devam etti. Netanyahu'nun Amerikalıları yanılttığını ve İsrail istihbaratının değerlendirmelerinin, ertesi gün, İran'ın kabiliyetleri ve rejimin çökme olasılığı konusunda Washington'unkilerle örtüşmediğini ortaya koyan New York Times’taki makale, bu endişeleri daha da derinleştirdi. Güvenlik kurumları içinde, Başbakanın mevcut Askeri Sekreteri Gofman gibi isimlere daha çok kulak verdiği yönünde artan bir kanaat var. Gofman’ın önümüzdeki haftalarda Mossad'ın başına atanması beklentisinin nedeni de bu. Mossad'ın halihazırdaki Direktörü ve Başsavcı ise bu hamleye açıkça karşı çıkmaya çalıştılar. Bu senaryo, daha önce Zinni'nin Şin Bet'in başına atanmasını hatırlatıyor. Peki güvenlik kurumları tam olarak neden korkuyor?

Askeri ve güvenlik pozisyonlarındaki sağcı yerleşimciler

İsrail Savunma Kuvvetleri'nde general olan Roman Gofman, kariyeri boyunca askeri etik kurallarını birkaç kez ihlal etti ve yetkisiz olarak istihbarat operasyonlarında çocukları kullandı. Ayrıca Netanyahu yönetimi altında genişleyen yerleşimci harekete de yakın. Keza Lübnan ve Suriye’de daha fazla toprak ele geçirerek Büyük İsrail'i genişletmeye inanıyor.

Bu durum, İsrail ordusunun asker konusunda sıkıntı yaşadığını, savaşmaya istekli İsraillilerin sayısında sürekli bir düşüşün yaşandığını itiraf ettiği bir dönemde yaşanıyor. Bazı askerlerin görev süresi üçüncü veya dördüncü kez uzatılıyor ve bitkin durumdalar. Bu, İsrail'de askeri insan gücünde daha önce hiç yaşanmamış bir gelişme.

Bugün, bu sağcıların bir kısmı askeri üniforma giyerken, diğerleri yerleşim yerlerine yerleşmiş ve etkileri bizzat Mossad'a kadar uzanmış gibi görünüyor

 Ancak Netanyahu'nun açık savaşları, aşırı sağın Mossad ve Şin Bet üzerindeki kontrolü ve orduyla devam eden çekişmeler, İsrail güvenliği üzerinde yıkıcı bir etkiye sahip. Birçok İsrailli, istihbaratı siyasallaştırması nedeniyle 7 Ekim olaylarından doğrudan Netanyahu'yu sorumlu tutuyor. Bu arada, yerleşim yanlısı ideolojisiyle Gofman, ordunun, Mossad'ın ve Şin Bet'in içindeki eski muhafızların geri kalanına karşı Bibi'nin yanında yer alıyor.

xsmyhm
Gofman, Mayıs 2024'te Başbakanlık Askeri Sekreterliği görevini üstlenerek Tuğgeneralliğe terfi etti (Wikipedia)

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre İstihbarat teşkilatı, çalışmalarının özünde tarafsız güvenlik değerlendirmelerine ve sıkı protokollere dayanır. Bu nedenle, Gofman'ın kariyeri boyunca birden fazla askeri ve istihbarat soruşturmasında yalan söylemekle suçlanması çok ciddi bir gösterge. Görev süresi sona eren Mossad direktörünün, Gofman'ın kendisinin yerine geçmesini açıkça engellemeye çalışması da İsrail’de daha önce örneği görülmemiş bir durum.

Güvenlik teşkilatı içindeki muhaliflerinin gözünde Gofman, savaş kurallarını göz ardı edebilen, hatta Yahudileri ve İsraillileri bile Büyük İsrail veya yerleşim projesinin önünde durmaları halinde tehlike olarak görülebilen Yigal Amir ve Ben-Gvir'e benzer bir zihniyete sahip. Rabin, Arafat ile el sıkıştıktan sonra böyle bir atmosferde suikasta uğradı. İsrail ordusu ve Mossad, her zaman sağcı ve Haredi Yahudilerin orduda görev yapmayı reddetmelerine karşı çıktı, çünkü şu soru hep gündemde oldu: İsrailli askerler neden orduda görev yapmayan sağcıları savunmak için ölsünler ki?

Bugün, bu sağcıların bir kısmı askeri üniforma giyerken, diğerleri yerleşim yerlerine yerleşmiş ve etkileri bizzat Mossad'a kadar uzanmış gibi görünüyor. Bu durum, Mossad ve Şin Bet içinde protestolara ve yüzlerce istifaya yol açtı. Bu, İsrail ordusu ve Mossad içindeki birçok kişinin muhalefetine rağmen, Amerika Birleşik Devletleri'ni İran ile savaşa iten aynı kusurlu istihbarat yapısıdır. Zamir ve görev süresi sona eren Mossad direktörü, savaşı geçen yaz ve vardığı noktada sona erdirmeye meyilliydiler. Ancak şimdi, Gofman'ın atanması Netanyahu'yu İsrail güvenliği için daha da tehlikeli hale getirebilir ve Ortadoğu için yeni bir istikrarsızlık dönemini başlatabilir.


Beyaz Saray yakınlarında güvenlik güçlerine ateş açan silahlı kişi etkisiz hale getirildi

Ateş açılan yeri inceleyen Gizli Servis personeli (AP)
Ateş açılan yeri inceleyen Gizli Servis personeli (AP)
TT

Beyaz Saray yakınlarında güvenlik güçlerine ateş açan silahlı kişi etkisiz hale getirildi

Ateş açılan yeri inceleyen Gizli Servis personeli (AP)
Ateş açılan yeri inceleyen Gizli Servis personeli (AP)

Dün akşam Washington'daki Beyaz Saray yakınlarındaki güvenlik kontrol noktasında ateş açıldı. Yetkililerin açıklamasına göre ateş açan kişi, Gizli Servis personelinin karşılık vermesi sonucu etkisiz hale getirildi. Yetkililer ayrıca açılan ateşte bir yayanın da yaralandığını bildirdi.

Fransız Haber Ajansı AFP'nin aktardığına göre son iki yılda birkaç kez suikast girişimiyle karşılaşan ABD Başkanı Donald Trump, olay sırasında İran'la müzakere çalışmaları yürütmekte olduğu Beyaz Saray'daydı.

Gizli Servis Sözcüsü Anthony Guglielmi yaptığı açıklamada, Başkan Trump’ın olaydan etkilenmediğini belirtti.

Guglielmi, saat 18.00'i (22.00 GMT) biraz geçe Beyaz Saray'ın güvenlik alanı yakınlarında bir kişinin çantasından silah çıkararak ateş açtığını ifade etti.

xsd
Beyaz Saray kompleksinin yakınlarında meydana gelen silahlı çatışmanın olduğu yerde bulunan Gizli Servis üyeleri (EPA)

Guglielmi, sözlerini şöyle sürdüdü:

“Gizli Servis personeli ateşle karşılık vererek şüpheliyi yaraladı; şüpheli yerel bir hastaneye kaldırıldı ve orada hayatını kaybettiği açıklandı. Ateş sırasında bir yaya da yaralandı."

Guglielmi, yaralanan yayanın durumuna ilişkin ayrıntı verilmedi.

Gizli Servis tarafından yapılan ve çeşitli medya kuruluşlarının aktarılan bir başka açıklamada, söz konusu kişinin silahlının ateş açmaya başlamasıyla mı yoksa ardından çıkan çatışmada mı yaralandığının henüz netlik kazanmadığı belirtildi.

Öte yandan Gizli Servis personelinden hiçbiri yaralanmadı.

ABD merkezli bazı medya kuruluşları, şüphelinin Maryland eyaletinden 21 yaşındaki Nasser Best olduğunu ve psikolojik sorunları bulunduğunu ve daha önce Gizli Servis ile karşı karşıya geldiğini bildirdi.

ededv
Polis, Beyaz Saray'ın çevresindeki caddeleri trafiğe kapattı (AP)

AFP'ye konuşan Kanadalı turist Reid Adrian, olay sırasında bölgede bulunduğunu ve 20 ila 25 arasında önce havai fişek sandıkları, ama aslında silah sesi olan sesler duyduğunu, ardından herkesin koşmaya başladığını anlattı.

Polis, Beyaz Saray girişlerinin etrafını sardı. Olay sırasında Kuzey Bahçesi'nde bulunan gazeteciler sosyal medya platformu X üzerinden Beyaz Saray'daki basın brifing odasına koşarak sığınmaları yönünde emir aldıklarını bildirdi.

Trump'ın tepkisi

Diğer taraftan ABD Başkanı Donald Trump, ateş açan kişinin ‘şiddet geçmişi bulunduğunu ve Başkanlık konutuna takıntılı göründüğünü’ söyledi.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social hesabından şunları yazdı:

“Gizli Servis'imize ve kolluk kuvvetlerine, bu akşam Beyaz Saray yakınlarında silahlı bir kişiye karşı aldıkları hızlı ve profesyonel önlem için teşekkürler. Şiddet geçmişi olan ve ülkemizin en değerli yapısına takıntılı olduğu değerlendirilen bu silahlı kişi, Beyaz Saray kapıları yakınlarında Gizli Servis ajanlarıyla girdiği çatışmada hayatını kaybetti.”

Önceki suikast girişimleri

79 yaşındaki Trump, siyasi kariyeri boyunca özellikle 2024 yılındaki seçimlerden bu yana birçok silahlı saldırı ve suikast girişimiyle karşılaştı. Bunların en sonuncusu 25 Nisan'da Washington'daki Beyaz Saray Muhabirleri Yemeği sırasında yaşandı.

Temmuz 2024'te Pennsylvania'nın Butler şehrindeki bir seçim mitinginde silahlı bir kişi birkaç el ateş etti. Saldırıda bir katılımcı hayatını kaybederken Trump kulağından yaralandı.

Birkaç ay sonra ise Trump'ın golf oynadığı West Palm Beach'teki bir golf sahası yakınlarında başka bir silahlı kişi yakalandı.

Geçtiğimiz şubat ayında ise bir kişi Trump'ın Florida'daki ikametgahı sayılan Mar-a-Lago tatil köyüne girmeye çalıştı.

Dün akşam yaşanan silahlı saldırı olayının ardından Temsilciler Meclisi'ndeki Cumhuriyetçiler X platformundan, “Şükür olsun ki Başkan Trump iyi. Gizli Servis personelinin anlık ve kahramanca müdahalesi için minnettarlığımızı ifade ediyoruz. Siyasi şiddete son verilmeli” diye yazdılar.