Rusya müttefiki İran’ı Kızıldeniz konusunda uyardı

Lavrov, İranlı mevkidaşına Moskova’nın Kızıldeniz’deki duruma ilişkin kaygılarını bildirdi.

Hamaney Tahran'da bir grup destekçisine konuşma yapıyor (Dini Lider’in internet sitesi)
Hamaney Tahran'da bir grup destekçisine konuşma yapıyor (Dini Lider’in internet sitesi)
TT

Rusya müttefiki İran’ı Kızıldeniz konusunda uyardı

Hamaney Tahran'da bir grup destekçisine konuşma yapıyor (Dini Lider’in internet sitesi)
Hamaney Tahran'da bir grup destekçisine konuşma yapıyor (Dini Lider’in internet sitesi)

New York’ta, Orta Doğu’daki durumu görüşmek üzere Güvenlik Konseyi (BMGK) toplantısı öncesinde İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile görüştü.

Rusya Dışişleri Bakanlığı, yaptığı açıklamada “Lavrov’un İranlı mevkidaşı ile yaptığı ikili görüşmelerde Gazze Şeridi, Suriye ve Kızıldeniz’deki gergin durum üzerinde duruldu” dedi. Bakanlık, Lavrov ve Abdullahiyan’ın Gazze’de hızlı bir ateşkes sağlanmasının gerekliliği ve sivillere insani yardım sağlanması koşulları konusunda mutabakata vardığını açıklarken, “Kızıldeniz’de önemli ölçüde kötüleşen gergin duruma ilişkin oluşan genel endişeler ifade edildi” dedi.

İran resmi haber ajansı IRNA’nın haberine göre Abdullahiyan, “İran, Amerikalılara İngiltere ile birlikte Kızıldeniz’de ve Yemen’e karşı ortaya koyduklarının barış ve güvenliğe yönelik bir tehdit ve stratejik bir hata olduğu yönünde bir mesaj ve uyarı gönderdi” şeklinde konuştu.

dfveevd
Lavrov, New York’taki Güvenlik Konseyi toplantısının oturum aralarında Abdullahiyan ile bir araya geldi (İran Dışişleri Bakanlığı)

Ajansa göre İran Dışişleri Bakanı, ABD ve İngiltere’nin Yemen’e saldırı başlattığı dönemde, uydu görüntüleri Kızıldeniz’de yaklaşık 230 ticari ve petrol gemisinin bulunduğunu gösteriyordu. Bu, Yemenliler tarafından yalnızca İsrail limanlarına giden gemilerin durdurulduğuna dair Yemenlilerin mesajını iyi anladıkları anlamına geliyor” dedi.

ABD ve Birleşik Krallık kuvvetler, geçen pazartesi günü Yemen’de yeni bir saldırı turu gerçekleştirdi. Ayrıca İran’la müttefik olan Husilerin Kızıldeniz’deki gemilere karşı kullandığı füze ve gözetleme yeteneklerinin yanı sıra Husilere ait bir yer altı depolama sahasını da hedef aldı.

Hamaney Husileri yönlendiriyor

Öte yandan Kızıldeniz’deki gemilere yönelik saldırıların ardından ABD ve İngiltere’nin Husilerin mevzilerine saldırılarını yinelemesinin ertesi günü İran rejimi lideri Ali Hamaney, İsrail’in can damarlarını kesme çağrısını yineledi.

Hamaney, bazı İslam ülkelerinin yetkililerinin pozisyonlarını eleştirerek, onların Gazze Şeridi’ndeki savaşı durdurma çağrılarına ilişkin performanslarını ‘uygunsuz’ olarak nitelendirdi.

Hamaney’in resmi internet sitesi, dün (23 Ocak Salı) Tahran’daki bir grup destekçisine hitaben, “İslam ülkeleri yetkililerinin bazı pozisyonları ve açıklamaları yanlış; Çünkü ateşkes gibi konulardan bahsediyorlar” dedi.

Hamaney, İslam ülkelerinin yetkililerine seslenerek, “Ateşkes, sizin kontrolünüz dışında ve kötü niyetli Siyonist düşmanın elindedir” dedi.

“İslam ülkelerinin yetkilileri, Siyonist varlığın hayati damarlarını keserek, mevcut soruna çözüm bulmalıdır” diyen Ali Hamaney, “Bu ülkeler, Siyonist oluşumla siyasi ve ekonomik ilişkilerini kesmeli ve bu oluşuma yardım etmemelidir” ifadelerini kullandı.

Bu, İsrail’le ticaretin kesilmesi çağrısında bulunduğu ilk sefer değil. Öyle ki Kasım ayı başlarında Hamaney, İsrail’e petrol ve gıda ihracatının engellenmesi çağrısında bulundu.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), yaptığı açıklamada “USS Thomas Hudner füze destroyeri, Yemen’den kendisine doğru gelen insansız hava araçlarına karşılık verdi.

19 Kasım’da Hamaney, bölge ülkelerinin siyasi ilişkilerini ‘en azından sınırlı bir süre için kesmeleri’ gerektiğini söyledi.

Aynı gün Husiler, Bahamalar bayrağı taşıyan Galaxy Leader gemisine el koydu. İsrail ise gemiyle bağlantısını derhal yalanladı.

İran, ABD ile doğrudan savaşa girmekten korkuyor ve İsrail’i kendisini savaşa sürüklemekle suçluyor. Bununla birlikte İranlı yetkililer, bölgede Tahran adına vekalet savaşı yürütmekle suçlanan silahlı grupları savundu.

Tahran Mezze saldırısından şikayetçi

İran, Irak’ın Kürdistan bölgesinin merkezi Erbil’e, Suriye’nin kuzeydoğusundaki İdlib’e ve Pakistan’ın Belucistan bölgesindeki bölgelere drone ve füzelerle saldırılar düzenledi. İran Devrim Muhafızları, Siyonist varlığın Pakistan, Irak ve Suriye’deki terörist ve casus karargahlarını hedef aldığını söyledi.

Bu darbelerin ardından İran Devrim Muhafızları, Şam’ın Mezze bölgesindeki bir binayı hedef alan hava saldırısında, Suriye’deki dış operasyonlarda görevli istihbarat yetkilisi Sadık Amidzadeh ile diğer dört subayının öldürüldüğünü duyurdu. İran, düşmanı İsrail’i suçladı ve yanıt vermekle tehdit etti. Tel Aviv’den herhangi bir açıklama yapılmadı.

Bu, İran’ın İsrail’i Suriye’deki Devrim Muhafızları yetkilisi Radhi Musavi’yi öldürmekle suçlamasının ardından bir ay içerisinde gerçekleştirilen ikinci saldırıydı.

Bu çerçevede Abdullahiyan, “İsrailliler bazı tehditlerde bulundular ve savaşın kapsamının genişletilmesi ihtimalinden bahsettiler, bunların hepsi saçmalık. Savaşın başından bu yana Hizbullah’ın savaşın kapsamını genişletmesinden, kuzey cephesinde ve Lübnan’da direnişten derin kaygı duyan taraf İsrail oldu” dedi.

hyjku7kı
Devrim Muhafızları’nın Suriye'deki istihbarat yetkilisi Hacı Sadik olarak bilinen Haccat ​​Amedvar’ın cenazesi (IRNA)

Abdullahiyan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’e, İsrail’i ‘İranlı askeri danışmanlara yönelik terör eylemlerinin sonuçlarından’ sorumlu tuttuğu bir mektup göndermişti. Bakan, İranlı yetkililerin, Devrim Muhafızları operasyonlarının dış kolu olan Kudüs Gücü üyelerini tanımlamak için kullandığı terime atıfta bulunuluyor.

Hüseyin Emir Abdullahiyan, BMGK’nın BM Tüzüğü uyarınca görevini yerine getirmesi, Siyonist varlığın terör eylemlerini kınaması ve yasa dışı güç kullanımının diğer örneklerine de değinirken, Alman Haber Ajansı’nın (DPA) Devrim Muhafızları’ndan aktardığına göre BMGK’ya ‘İranlı askeri danışmanların Siyonist oluşum tarafından öldürülmesi olayına müdahale etmesi’ çağrısında bulundu.

Abdullahiyan, İsrail’i ‘bölgesel ve uluslararası barış ve güvenliği ciddi şekilde tehlikeye atan hukuka aykırı güç kullanımı ve provokatif askeri eylemlerle’ suçladı. Devrim Muhafızları güçlerinin Suriye’deki varlığının ‘yasal ve Suriye hükümetinin resmi talebine dayandığını’ belirten İranlı Bakan, “İran, bu tür eylemlere kendi seçtiği yer ve zamanda kararlı ve orantılı yanıt verme hakkını saklı tutuyor” dedi.

Devrim Muhafızları medyası, Sadık Amidzadeh ve Hacı Sadık olarak bilinen Haccat ​​Amidvar’ın naaşının İran’ın batısındaki Kirmanşah şehrinde defnedildiğine ilişkin fotoğraflar yayınladı. Defin işlemleri, başkentin kuzeydoğusundaki üst düzey Devrim Muhafızları subaylarının aileleri için tahsis edilmiş Mahallati bölgesinde Devrim Muhafızları’nın 5 ölü için cenaze töreni düzenlemesinin ertesi günü gerçekleşti.



İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
TT

İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün yaptığı açıklamada, cuma günü ABD ile gerçekleştirilen görüşmelerin ‘ileriye doğru bir adım’ olduğunu belirtti. Pezeşkiyan, Tahran’ın herhangi bir tehdide tolerans göstermeyeceğini vurguladı. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ülkesinin uranyum zenginleştirme konusundaki kararlılığını yineleyerek, Tahran’ın ABD’nin müzakereleri sürdürme konusundaki ciddiyetine ilişkin ‘şüpheleri’ olduğunu açıkladı.

Pezeşkiyan, X platformunda yaptığı paylaşımda, “Bölgedeki dost ülkelerin yürüttüğü takip çabaları sayesinde gerçekleşen İran-ABD görüşmeleri, ileriye doğru bir adım teşkil etti” ifadesini kullandı.

Pezeşkiyan, görüşmelerin her zaman barışçıl çözümler bulma stratejisinin bir parçası olduğunu belirterek, nükleer konusundaki yaklaşımlarının Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nda açıkça yer alan haklara dayandığını söyledi. Pezeşkiyan, İran halkının her zaman saygıya saygıyla karşılık verdiğini ancak güç diline hiçbir şekilde tolerans göstermediğini kaydetti.

Arakçi bugün yaptığı açıklamada, Tahran’ın uranyum zenginleştirme konusunda kararlı olduğunu ve savaşla tehdit edilse dahi bu tutumundan geri adım atmayacağını söyledi. Arakçi, hiçbir tarafın İran’a ne yapması gerektiğini dikte etme hakkına sahip olmadığını vurguladı.

Arakçi, Tahran’da düzenlenen Ulusal Dış Politika ve Dış İlişkiler Tarihi Konferansı’nda yaptığı konuşmada, “Görüşmeler, İran’ın haklarına saygı duyulup bu haklar tanındığında sonuç verir. Tahran dayatmaları kabul etmez” dedi.

Arakçi, hiçbir tarafın İran’dan uranyum zenginleştirmeyi sıfırlamasını talep etme hakkı olmadığını belirterek, buna karşın Tahran’ın nükleer programına ilişkin her türlü soruya yanıt vermeye hazır olduğunu ifade etti.

Diplomasi ve müzakerelerin temel yol olduğunu belirten Arakçi, “İran hiçbir dayatmayı kabul etmez. Çözümün tek yolu müzakerelerdir. İran’ın hakları sabittir. Bugün hedefimiz, İran halkının çıkarlarını korumaktır” diye konuştu.

Arakçi, bazı taraflarda ‘bize saldırdıklarında teslim olacağımız’ yönünde bir kanaat bulunduğunu belirterek, “Bu asla gerçekleşmez. Biz diplomasinin de savaşın da (her ne kadar savaşı istemesek de) ehliyiz” uyarısında bulundu.

Arakçi, daha sonra düzenlenen bir basın toplantısında, “Karşı tarafın uranyum zenginleştirme konusunu kabul etmesi gerektiğini, bunun müzakerelerin temeli olduğunu” söyledi. Arakçi, görüşmelerin devamının ‘karşı tarafın ciddiyetine bağlı’ olduğunu belirterek, Tahran’ın barışçıl nükleer enerji hakkından asla geri adım atmayacağını vurguladı.

Arakçi, “İran’a yeni yaptırımların uygulanması ve bazı askerî hamleler, karşı tarafın ciddiyeti ve gerçek müzakerelere hazır olup olmadığı konusunda şüpheler uyandırıyor” dedi. Ayrıca, Tahran’ın ‘tüm göstergeleri değerlendireceğini ve müzakerelerin sürdürülüp sürdürülmeyeceğine karar vereceğini’ ifade etti.

Arakçi, karşı tarafla dolaylı görüşmelerin olumlu sonuç elde etmeye engel teşkil etmediğini belirterek, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya çerçevesinde yürütüleceğini, İran’ın füze programının hiçbir zaman görüşmelerin ana konusu olmadığını söyledi.

Yeni müzakere turunun tarihi henüz belirlenmedi; bu konuda Umman Dışişleri Bakanı ile istişare edileceği kaydedildi.

İran ve ABD, cuma günü Umman’da nükleer görüşmeler gerçekleştirdi. Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceğine dair endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi.

Arakçi, Umman’ın başkenti Maskat’ta yapılan görüşmelerin ardından, “Tehditlerden ve baskılardan vazgeçilmesi, herhangi bir diyalog için şarttır. Tahran yalnızca kendi nükleer konusunu görüşür… ABD ile başka bir konuyu tartışmayacağız” dedi.

Taraflar, uzun süredir devam eden Tahran-Batı nükleer anlaşmazlığının çözümü için diplomasiyi yeni bir şansa kavuşturma konusunda istekli olduklarını ifade ederken, ABD Dışişleri Bakanı Marko Rubio, çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington’un görüşmelerin nükleer programın yanı sıra balistik füze programı, İran’ın bölgede silahlı gruplara verdiği destek ve ‘kendi halkıyla ilişkisi’ konularını da kapsamasını istediğini söyledi.

İranlı yetkililer ise defalarca, bölgedeki en büyük füze stoklarından birine sahip olan ülkenin füze konusunu müzakerelerde gündeme getirmeyeceklerini belirtti. Daha önce, Tahran’ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını talep ettiği açıklanmıştı.

Washington açısından ise İran içinde yürütülen uranyum zenginleştirme faaliyetleri, potansiyel olarak nükleer silah üretimine yol açabilecek bir süreç olarak görülüyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtın silah amaçlı kullanılmasına dair herhangi bir niyetinin bulunmadığını yineliyor.


Moskova’nın Güney Kafkasya'daki duruma ilişkin tavrında değişiklik

Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)
Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)
TT

Moskova’nın Güney Kafkasya'daki duruma ilişkin tavrında değişiklik

Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)
Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)

Rusya’nın Ermenistan Büyükelçisi Sergey Kuperskin, Rusya’nın Ermenistan ile ABD arasındaki ‘Trump'ın Uluslararası Barış ve Refah Yolu’ projesini yakından takip ettiğini ve bu girişime katılma olasılığını görüşmeye hazır olduğunu açıkladı.

Bu açıklama, yüzyıllardır Moskova'nın hayati etki alanı ve Rusya'nın zayıf noktası olarak kabul edilen Güney Kafkasya bölgesinde artan Amerikan faaliyetlerine ilişkin Rusya'nın tutumunda bir değişiklik olduğunu gösterdi. Bu bölge, defalarca dalgalanmalara ve Rusya'nın etkisine yönelik tehditlere tanık oldu.

edrft
Ermenistan ve Azerbaycan arasında anlaşmanın imzalanmasının ardından Beyaz Saray'da Donald Trump, İlham Aliyev ve Nikol Paşinyan tokalaşırken, 8 Ağustos 2025 (Reuters)

Azerbaycan'ı güney Ermenistan üzerinden Nahçıvan bölgesine (Ermenistan'ın adlandırmasına göre Nahichevan) bağlayan tartışmalı ‘Zengazur Koridoru’ kara projesine atıfta bulunan Kuperskin, ülkesinin ‘projeyle ilgili gelişmeleri takip ettiğini ve diğer hususların yanı sıra, Ermenistan Cumhuriyeti'ndeki demiryolu sektörünün bakımı ve geliştirilmesinde Rusya ile Ermenistan arasındaki yakın işbirliğini de dikkate alarak, müzakerelere katılmaya ve bu girişime katılma olasılığını görüşmeye hazır olduğunu’ söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov daha önce bu konuyu belirsiz ifadelerle ele almıştı. Lavrov, “Bu projenin somut pratik detayları henüz şekillenmeye başladı ve projenin başlatılması biraz zaman alacak” dedi.

tvrfv
Soldan sağa: Azerbaycan, Kazakistan, Rusya, Beyaz Rusya, Özbekistan, Tacikistan ve Ermenistan liderleri 10 Ekim'de Duşanbe'deki BDT zirvesinin yapıldığı binaya doğru ilerlerken (EPA)

Rusya Dışişleri Bakanlığı Enformasyon ve Basın Dairesi Başkanı Mariya Zaharova da Rusya'nın, Rusya Demiryollarının benzersiz uzmanlığından yararlanmak da dahil olmak üzere, projeye katılım seçeneklerini araştırmaya hazır olduğunu duyurdu.

Moskova, geçtiğimiz yıl ağustos ayında Washington'da Ermenistan ve Azerbaycan arasında varılan anlaşmanın bazı ayrıntılarına ilişkin çekincelerini daha önce dile getirmişti. Bakü ve Erivan arasındaki barış çabalarından duydukları memnuniyeti dile getiren Rus yetkililer, ABD'ye bölgede doğrudan varlık gösterme hakkı verilmesine ilişkin ayrıntılara açıkça memnuniyetsizliklerini ifade ettiler.

Azerbaycan ve Ermenistan tarafları, ABD'nin himayesinde düzenlenen ve onlarca yıldır taraflar arasında doğrudan arabuluculuk yapan Moskova'nın davet edilmediği bir toplantıda, barış ve on yıllardır süren çatışmanın sona ermesi için bir ön anlaşma imzaladı. İki ülke arasında barışın tesis edilmesi ve ilişkilerin güçlendirilmesine ilişkin anlaşma, Azerbaycan ile Ermenistan üzerinden Nahçıvan Özerk Bölgesi'ni birbirine bağlayan bir koridorun oluşturulmasına ilişkin bir madde içeriyordu. Bu konu, iki ülke arasında önemli bir anlaşmazlık noktasıydı.

dcfgtyhu
Dağlık Karabağ'daki Azerbaycan kontrol noktası, Ağustos 2023 (AFP)

Erivan, ‘Trump'ın Uluslararası Barış ve Refah Yolu’ olarak adlandırılan koridorun kurulması için ABD ve üçüncü taraflarla iş birliği yapmayı kabul etti. Bu gelişme, özellikle projeyi uygulamak için Amerikan şirketlerinin davet edilmesi konusundaki tartışmaların artmasıyla, Rusya ve İran’ın bölgedeki çıkarlarına doğrudan bir tehdit oluşturdu ve ABD’nin uzun vadeli ekonomik, ticari ve güvenlik varlığının kurulması anlamına geliyordu. Moskova, Washington'u doğrudan eleştirmekten kaçınırken, bazı yetkililer sadece dolaylı olarak memnuniyetsizliklerini dile getirdiler. İran ise, bu koridorun kendisini Kafkasya'dan izole edeceği ve sınırlarına yabancı bir varlık getireceği endişesiyle, koridorun kurulmasına şiddetle karşı çıktı.

Birkaç gün önce, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan ile yaptığı görüşmede, Erivan'ın Washington'a kendi topraklarındaki koridorda bir pay vereceğini doğruladı. ABD Dışişleri Bakanlığı, yüzde 74'ü ABD'ye ait olacak şekilde, bu arazide demiryolu ve karayolu altyapısının inşasından sorumlu olacak bir şirket kurulacağını açıkladı. Dışişleri Bakanlığı'nın çerçeve metninde belirtildiği üzere, projenin ABD'nin yatırımlarına ve ‘kritik ve nadir minerallere’ ABD pazarına erişimine olanak sağlaması bekleniyor. Rubio, toplantı sırasında “Anlaşma, egemenlik ve toprak bütünlüğünden ödün vermeden ekonomik faaliyete ve refaha nasıl açılabileceğimizi gösteren, dünya için bir model olacak” dedi. “Bu, Ermenistan için, ABD için ve ilgili herkes için iyi olacak” diye ekleyen Rubio, Trump yönetiminin artık ‘anlaşmayı uygulamak için’ çalışacağını vurguladı.

sdfrgth
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan (sağda), Erivan'da İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı görüşmede imzalanan anlaşma belgelerini değiş-tokuş ederken (EPA)

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ise Azerbaycan'ı Nahçıvan'a bağlayan koridorun güvenliğinin ‘üçüncü bir ülke değil, Ermenistan tarafından’ garanti edileceğini vurguladı.

Rusya'nın projeye ilişkin tutumundaki gelişme ve projeye katılma isteği konusunda görüşmelerin başlamasına, Moskova'nın Avrupa ile daha geniş bir iş birliğine yönelmeden önce Rusya'nın yakın müttefiki olan Ermenistan'a gönderilen mesajlar eşlik etti.

Bakan Lavrov, birkaç gün önce Ermenistan Ulusal Meclisi Başkanı Alen Simonyan ile yaptığı görüşmede şunları söyledi:

"Ermenistan'ın, Avrupa Birliği (AB) ve Avrupa Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyelerinin Rusya'ya stratejik bir yenilgi yaşatmak amacıyla açıkça savaş ilan ettiği bu durumun arkasındaki nedenleri tam olarak anladığını, şüphe ve hatta yalanlar saçan bir anlatının iki ülkemizin kamuoyunu domine etmemesini içtenlikle umuyorum.”

Ülkesinin ‘hiçbir ortağının herhangi bir yönde dış ilişkiler geliştirmesine asla itiraz etmediğini’ vurgulayan Lavrov, ancak Rusya’nın AB’deki muhataplarının, söz konusu ülkeyi sürekli olarak ‘ya bizimle ya da onlarla’ şeklindeki iki seçenek arasında seçim yapmaya zorladığını belirtti.


Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
TT

Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden dün yapılan açıklamada, Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya gelerek İran ile müzakereleri görüşeceği bildirildi.

Reuters'ın aktardığı açıklamada, Netanyahu'nun ‘(İran ile) yapılacak herhangi bir müzakerede balistik füzelerin sınırlandırılması ve İran'ın bölgedeki vekillerine verilen desteğin durdurulmasının yer alması gerektiğine inandığı’ belirtildi.

Reuters'a göre çarşamba gün  yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump’ın geçtiğimiz yıl ocak ayında göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ile Trump arasında yapılacak yedinci görüşme olacak. Öt yandan İsrail basınına göre Netanyahu, Trump'a İsrail'in İran'ın nükleer programını tamamen yok etme kararlılığını vurgulayacak.

İran ile ABD arasında geçtiğimiz cuma günü Umman'da nükleer dosyasına ilişkin görüşmeler gerçekleştirdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceği yönündeki endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi. Ancak Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan görüşmelerin ardından, ‘tehditlerin ve baskının kaldırılması herhangi bir diyalogun başlaması için şart’ olduğunu vurgulayan Arakçi, “(Tahran) sadece nükleer meselesini görüşecek... ABD ile başka hiçbir konuyu görüşmeyeceğiz” dedi.

Öte yandan her iki taraf da Tahran ile Batı arasında uzun süredir devam eden nükleer anlaşmazlığı çözmek için diplomasiye yeni bir şans vermeyi kabul ettiklerini belirtti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, geçtiğimiz çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington'ın müzakerelerin İran'ın nükleer programı, balistik füze programı ve bölgedeki silahlı gruplara verdiği desteğin yanı sıra ‘kendi halkına davranış biçimini’ de kapsaması istediğini söyledi.

İranlı yetkililer, bölgedeki en büyük füze programlarından biri olan İran'ın füze programını tartışmayacaklarını defalarca kez belirtmiş ve Tahran'ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını istediğini söylemişlerdi.

Diğer taraftan Washington’a göre nükleer bombaya giden potansiyel bir yol olan İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri kırmızı çizgiyi oluşturuyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtı silah amaçlı kullanma niyetinde olmadığını vurguluyor.