Yerleşimcilerin Batı Şeria'daki saldırıları etnik temizliğin habercisi

Gazze savaşından sonra saldırıların şiddeti arttı ve tehdit sayısı günde 5'e ulaştı

Yerleşimciler, İsrail ordusunun koruması altında Filistinlilere baskı uyguluyor (AFP)
Yerleşimciler, İsrail ordusunun koruması altında Filistinlilere baskı uyguluyor (AFP)
TT

Yerleşimcilerin Batı Şeria'daki saldırıları etnik temizliğin habercisi

Yerleşimciler, İsrail ordusunun koruması altında Filistinlilere baskı uyguluyor (AFP)
Yerleşimciler, İsrail ordusunun koruması altında Filistinlilere baskı uyguluyor (AFP)

İsrail askerleri, silahların tehdidi altında, 40 yaşındaki Yaser Marzuk ve ailesini, Ramallah şehrinin kuzeydoğusundaki Ramoun köyünün doğusunda yer alan el-Malihat bölgesindeki çadırlarını terk etmeye zorladı.

Eşi ve 5 çocuğuyla birlikte Marzuk, saatlerce soğukta bekletildi, benzeri görülmemiş işkencelere maruz kaldı ve şiddetli askeri tedbirlere tanık oldu.

Hatta aşırı soğuğun ortasında elbiselerini çıkartmak zorunda kaldılar, ardından elleri başlarının üstünde birleştirip yüzüstü şekilde yere yatıp askerlerin tüfeklerinin dipçiklerinin altına beklediler. 

Yaser Marzuk, bölgede çobanlık yaparken zaman zaman sivil kıyafetli olarak gördüğü yerleşimcilerin üniformalı İsrail askerlerini taklit ettiklerine tanık oldu.

Marzuk'a göre bu yerleşimciler, Bedevi topluluklarına, özellikle de kırsal kesimdeki kentsel alanlardan nispeten izole olanlara karşı büyük şiddet ve baskı uyguluyorlar.

Hatta Filistinlilerin topraklarını kontrol altına almak, Filistinlileri yerinden etmek, çiftliklerine saldırmak, mahsullerini ve evlerini yakmak, hayvanlarını öldürmek amacıyla onlara sokağa çıkma yasağı koyarak ve onları terörize ederek, coplarını, bu alanlara saldırmak için serbestçe kullandıkları askeri teçhizatlarla değiştirdiler.

Bu sahne, Batı Şeria'daki Filistinliler için gerçek bir felaketin habercisi.

Yerleşimcilerin ihlalleri ve şiddeti, daha önceki tüm saldırganlık ve kışkırtma yöntemlerini aşarak, kasıtlı öldürme ve sakatlama noktasına ulaştı.

Batı Şeria'nın güneyindeki Beytüllahim'in doğusunda bulunan Arab er-Reşadiye bölgesinde yerleşimciler, drone kullanarak Filistinlilere ait çadırların üzerine kezzap döktüler.

Bu durum, çadırların tamamen yanmasına neden olurken, kadın ve çocuklar çadırdan canlı olarak çıkmayı başardı.  

Batı Şeria'nın merkezinde, Ramallah'ın doğusunda bulunan ve yaklaşık 40 Filistinli aileye ev sahipliği yapan Vadi es-Sig Bedevi topluluğu, geçen yıl 7 Ekim'de Gazze'deki savaş sırasında yerlerinden edilen en önde gelen Bedevi topluluklarından biri olarak kabul ediliyor.

Filistin Bilgi Merkezi Maata'ya göre, geçen yıl yerleşimciler Batı Şeria'daki Filistinlilere karşı 2 binden fazla saldırı düzenledi. Bunların en büyük oranı son 3 ayda gerçekleşti.

Filistin Kurtuluş Örgütü'ne (FKÖ) bağlı Ayrım Duvarı (Utanç Duvarı) ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Konseyi'nden alınan veriler, yerleşimcilerin aynı yıl içinde 22 Filistinliyi öldürdüğünü gösteriyor.

Verilere göre bunların 10'u savaş sonrasında öldürüldü. İsrail hükümeti, yerleşim yerlerinin ve yerleşimcilerin yürüdüğü yolların güvenliğini korumak için aralarında Hilltop Youth'un (Tepenin Gençleri) da bulunduğu yerleşimci çetelerini görevlendirdi.

Bu çeteler ise kontrol noktaları kurarak, Filistinli vatandaşların üzerlerini arayacak kadar ileri gitti. 

Konseyin İzleme ve Dokümantasyon Birimi'ne göre 26 binden fazla yerleşimci ellerine silah alarak özel eğitimden geçti.

Filistin Sağlık Bakanlığı, savaşın başlangıcından bu yana Batı Şeria'daki 15 çoban ve 586'sı çocuk olmak üzere bin 208 kişiyi içeren Bedevi topluluğuna mensup en az 198 Filistinli ailenin evlerinden uzaklaştırıldığını bildirdi.

Etnik temizlik

Gözlemciler, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir tarafından yürütülen silah dağıtım planının ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich tarafından yürütülen yerleşimlerin etrafına tampon bölge kurma planının, yerleşimcilere, "Filistinli toplulukları idari ve güvenlik açısından İsrail tarafından kontrol edilen bölgelerden uzaklaştırmaya yönelik saldırılarını artırmaları" için kapıyı sonuna kadar açtığına dikkati çekti. 

Filistinliler bu toplulukları, Filistin topraklarındaki geniş alanların, özellikle de Oslo Anlaşmaları'na göre C Bölgesi olarak sınıflandırılan ve yerleşim projelerinin hedefi olan bölgelerdeki geniş alanların koruyucuları olarak görüyor.

Ulusal Kara Savunma ve Yerleşim Direnişi Ofisi tarafından yayınlanan bir rapor, geçen yıl yerinden edilen kişilerin yüzdesinin 2022 yılına kıyasla üç kat arttığını açıkladı.

Rapora göre yerleşim yerlerinde faaliyet gösteren yerleşimci örgütleri, Anata, el-İseviyye ve ez-Zaim kasabalarının topraklarındaki "Doğu Kudüs Kapısı" olarak bilinen noktadan başlayarak Batı Şeria'daki bazı Filistin konut topluluklarında, özellikle de Bedevi ve çoban topluluklarında, savaştan önce yerinden edilme ve etnik temizlik görevlerinden bazılarını şiddet ve terör yoluyla yerine getirdi.

Örgütler, bu yolla Maale Adumim yerleşkesini Kudüs şehri ile birleştirme girişiminde bulundu.

Masafer Yatta'da el-Halil'in güneyindeki kırsal ve tarımsal topluluklara kadar Ramallah ve Eriha şehirleri arasındaki topluluk, Kafr Malik yamaçlarındaki Ayn Samiyye topluluğu, Nablus vilayetindeki Beyt Faurik ve Beyt Dajan kasabalarının uzantısında yer alan Hirbet Tana topluluğu gibi Kuzey Ürdün Vadisi ve Şafa el-Ghor bölgelerindeki çoban toplulukları da dahil, Ölü Deniz'e kadar E bölgesi olarak bilinen bölgede, Jahalin Araplarının yaşadığı topluluklara doğru genişlemeye çalıştı. 

İsrail İnsan Hakları Enformasyon Merkezi B'Tselem, Peace Now (Şimdi Barış) hareketi ve Yeş Din (Kanun Var) örgütü gibi İsrailli insan hakları örgütlerine göre yerleşimciler yıllardır Filistinlilere saldırıyor.

Ancak yerinden edilmeye yönelik şiddet düzeyi, özellikle el-Halil şehrinin güneyinde, sıklık ve yoğunluk açısından benzeri görülmemiş düzeye ulaştı. 

İsrailli insan hakları savunucusu Yehuda Shaul, "Yerleşimcilerin Filistin topraklarına tecavüzleri tehlikeli hale geldi; Filistinlilere evlerindeyken saldırıyorlar, onları arıyorlar, onları yakıyorlar, su depolarını parçalıyorlar, insanları darp ediyorlar, kadın ve çocukları tehdit ediyorlar. İsrail ordusunun ve polisinin yokluğu ve sessizliği karşısında, şiddet eylemlerini hızlandırmak için savaşı istismar eden yerleşimcilerden kaynaklı korku ve panik nedeniyle eşyalarını toplayan koskoca topluluklar var" dedi. 

Yoğun saldırılar

Gazze Şeridi'ndeki savaş sırasında artan tehlikeler, Beytüllahim'dahi Kaisan yakınında yer alan Tafgu ve Hallet el-Hamra çölü, Vadi es-Sig, Dahr el-Cebel bölgesindeki Mleihat topluluğu, Hirbet et-Taybeh, er-Rudaim, Hirbet Zanuta, Anizan, el-Halil'in güneyindeki el-Kanub, Kudüs'teki Hizma çölü ve Nablus'un doğusundaki Hirbet Tana sakinlerini tamamen tahliyeye zorladı.

Ayrıca Ayn Şibli'nin güneyindeki ve Hirbet Samra bölgesindeki topluluklar, kuzey Ürdün Vadisi'ndeki Nabea el-Gazal ve Hirbet Tal el-Himma topluluğu ve Ramallah'taki Bedevi Cibas toplulukları kısmi yer değiştirmeye maruz kaldı.

Ayrım Duvarı (Utanç Duvarı) ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Konseyi raporu, Güney el-Halil Tepeleri'ndeki ve Ürdün Vadisi bölgesindeki diğer 25 topluluğun yerleşimciler ve saldırıları karşısında hâlâ dayanıklı olduklarını ortaya koydu.

Birleşmiş Milletler (BM) raporlarına göre yerleşimcilerin Batı Şeria'daki Filistinlilere yönelik saldırıları, 7 Ekim'deki savaştan sonra önemli ölçüde arttı ve günde ortalama 5 saldırıya ulaştı.

İsrailli insan hakları örgütü B'Tselem ise yerleşimciler tarafından son iki yılda gerçekleştirilen toplu saldırıların, Ramallah'ın doğusunda ve el-Halil'in güneyindeki 6 Bedevi topluluğunun Batı Şeria haritasından kalıcı olarak silinmesine yol açtığını belirtti.

Örgüt, İsrail'in bu Bedevi topluluklarını "tanınmayan köyler" olarak sınıflandırmasının, Filistinli sakinleri elektrik, su ve yol ağlarından mahrum bıraktığını, evlerini ve ahırlarını defalarca yıkılmaya açık hale getirdiğini açıkladı.

Örgüt ayrıca, Batı Şeria'daki yerleşimciler tarafından gerçekleştirilen kitlesel saldırıların, İsrail devletinin (ordu ve hükümet) elinde bulunan ve halkını zorla yerinden etmek ve topraklara el koymak için kullandığı bir araç olduğuna dikkat çekti.

Filistin Ulusal Girişim Partisi Başkanı Mustafa Bergusi, "Ordunun koruması ve himayesinde Filistin şehir ve köylerine yönelik saldırılar başlatmak, etnik temizlik fikrinin teorik bir kavram ve plandan somut bir pratik uygulamaya dönüştürülmesinde keskin ve tehlikeli bir geçişi temsil ediyor" dedi.

Bergusi, "Devam eden uluslararası sessizlik ve suç ortaklığı, uluslararası standartlardaki çirkin çifte standart ve Arapların İsrail'in suçlarıyla etkili bir şekilde mücadele edememesi ortasında bu artış, Filistinlilerin karşı karşıya olduğu en büyük zorluklardan biri. Bu zorlukla yüzleşmek, özellikle İsrail'in tüm anlaşmaları reddetmesi ışığında, Filistinlilerin bir çatışma ve artan mücadele aşamasında olduğu gerçeğine dayanan birleşik bir Filistin metodolojik stratejisinin geliştirilmesinde yatmaktadır" ifadelerini kullandı.

Yeni karakol

Yerleşimciler saldırıların sıklığını artırmakla, askeri personel kimliğine bürünmekle, kontrol noktaları kurmakla, Bedevi topluluklarda ve uzak bölgelerde Filistinlileri taciz etmekle, hayvanlarını çalmakla ve ölüm korkusuyla göçe zorlamakla yetinmediler.

Aksine savaş gerekçesiyle rastgele yerleşim karakollarının inşasını yoğunlaştırdılar.

İsrailli sivil toplum hareketi Peace Now, birkaç gün önce yayınladığı yeni bir raporda, Batı Şeria'daki gayri resmi yerleşimlerin ve yerleşimciler için açılan yeni yolların sayısının benzeri görülmemiş bir şekilde arttığını açıkladı.

3 ayı aşkın süredir devam eden Gazze savaşı boyunca yerleşimcilerin dokuz yeni yerleşim karakolu kurduğunu belirten hareket, yerleşimciler tarafından 18 yeni yolun inşasını da rekor düzeyde olarak nitelendirdi.

Örgüt, yerleşimcilerin Gazze'de devam eden savaşı, sahada bir oldu bitti oluşturmak ve ardından Batı Şeria'nın C Bölgesi'nde daha geniş alanları kontrol altına almak için istismar ettiğini söyledi.

Filistin Uygulamalı Araştırmalar Enstitüsü (ARIJ) direktörü Süheyl Haliliyye'ye göre geçen yıl İsrail'in "Batı Şeria ve Kudüs'te 13 milyon metrekareden fazla alana 25 binden fazla yerleşim birimi inşa etme" amaçlı 200'den fazla planı izlendi.

Ulusal Ofis raporu, geçen ekim ayının 7'sinden bu yana İsrailli yetkililerin askeri ve güvenlik amacıyla uzun vadeli ve acil askeri emirler yayınlamayı genişlettiğini doğruladı.

Hatta itiraz süresini 60 günden sadece iki haftaya indirdikten sonra vatandaşları İsrail mahkemelerinde itiraz etme hakkından bile mahrum ettiği kaydedildi.

Geçen yıl İsrail yetkilileri 23'ten fazla askeri el koyma emri çıkardı ve bunun sonucunda Batı Şeria'da binlerce metrelik Filistin toprakları ele geçirildi.

Öte yandan el-Halil'in güneyinde yer alan Masafer Yatta'daki Koruma ve Direnç Komiteleri koordinatörü Fuad el-Amour, yerleşimcilerin müsadere tehdidi altındaki toprakları kontrol etme konusunda Sivil İdare'den önce geldiğini dile getirdi. 

Amour, "Dağların tepelerindeki çok sayıda çadır, yerleşimcilerin savaşı Filistinlilere karşı yerinden edilme ve etnik temizlik için altın bir fırsat olarak kullandıklarını şüpheye yer bırakmayacak şekilde doğruluyor. Böylece çevredeki onlarca dönümlük araziyi silah zoruyla ve kavgayla kontrol altına almayı başardılar" dedi. 

Batı Şeria'da patlama

Yerleşimci şiddeti ve terörizmi kötüleşirken ve aralarında Filistinlilere yönelik zorla yerinden edilme ve etnik temizlik yanılsaması büyürken, bu saldırıların artması ve türü nedeniyle Batı Şeria'daki durumda bir patlama yaşanacağına dair uluslararası uyarılar devam ediyor.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, ABD'li yetkililerin Filistinlilere yönelik şiddeti azaltmak amacıyla Batı Şeria'daki İsrailli yerleşimcilere karşı yeni önlemler almaya hazır olduğunu açıkladı.

Blinken, daha önce ülkesinin Batı Şeria'da sivillere yönelik şiddet eylemlerine karışan kişilere vize kısıtlaması getirdiğini açıklamıştı.

Ayrıca ABD'nin Batı Şeria'da sivillere yönelik şiddet eylemlerine ilişkin, kimin işlediğine bakılmaksızın hesap sormaya devam edeceğini vurgulamıştı.

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, AB'nin Batı Şeria'da Filistinlilere karşı şiddet eylemleri gerçekleştiren Yahudi yerleşimcilere yaptırım uygulama zamanının geldiğini söyledi.

İsrail ordusunun militanlara ve aranan Filistinlilere ev sahipliği yapan Filistin kamplarına ve şehirlerine bir dizi özel operasyon ve günlük baskınlar gerçekleştirmesiyle paralel şekilde gerçekleştirilen yerleşimci saldırıları sonucunda Batı Şeria'daki durumun patlayacağına dair korkular devam ediyor.

Bu bağlamda İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevy ve bazı üst düzey subaylar, Başbakan Binyamin Netanyahu ve savaş bakanlarına Batı Şeria'nın patlamak üzere olduğu yönündeki uyarılarını tekrarladı. 

İsrail merkezli Kanal 12'nin haberine göre askeri düzeyde Batı Şeria'da bir patlama olabileceği konusunda özellikle uyarı yapıldı.

Bu durum, İsrail'in yüksek yoğunlukla uğraşması gereken yeni bir cephe anlamına geliyor.

Askeri kurumdaki üst düzey yetkililer, "İsrail'de ekonomik koşulların bozulması ve işçilerin işe girmesinin engellenmesi, Batı Şeria'da üçüncü ve kapsamlı bir intifadanın patlak vermesi tehdidi taşıyor" dedi.

Bu uyarılar, Filistinlilerin Batı Şeria'da gerçekleştirdiği eylemlerin sayısındaki önemli artışın ve İsrail'in Batı Şeria'nın kuzeyindeki kamplara ve şehirlere yönelik saldırılarını püskürtmek için kullanılan silahların ve yerleştirilen patlayıcıların geliştirilmesinin ardından yapıldı.

Yaklaşık iki hafta önce Batı Şeria'nın kuzeyindeki Nur Şems Mülteci Kampı'nda ev yapımı bir patlayıcının patlatılması, 1 İsrailli kadın askerin ölümü ve çok sayıda askerin de yaralanmasıyla sonuçlandı.

Ayrıca savaşın başladığı 7 Ekim'den bu yana Batı Şeria'da 370 Filistinli öldürüldü, yaklaşık 4 bin 200 Filistinli de yaralandı.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.