BMGK’de Gazze savaşının bölgeselleşmemesi için ortak çağrı

ABD, Filistin devletine ve İsrail ile bölge ülkeleri arasında normalleşmeye doğru yol izleyecek

New York’taki BMGK oturumu (Reuters)
New York’taki BMGK oturumu (Reuters)
TT

BMGK’de Gazze savaşının bölgeselleşmemesi için ortak çağrı

New York’taki BMGK oturumu (Reuters)
New York’taki BMGK oturumu (Reuters)

Dünyanın dört bir yanından birçok dışişleri bakanı ve üst düzey yetkili, New York’ta geçen salı günü ve dün devam eden üst düzey Birleşmiş   Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) oturumunda, İsrail ile Hamas arasında Gazze’de insani ateşkes sağlanmasına derhal yanıt verilmesi çağrısında bulundu. Taraflar, büyük bir bölgesel yangını önlemek ve iki devletli çözüme dayalı bir Filistin devleti kurma hedefine ulaşmak için çalışma gerekliliğinin altını çizdi.

uy6k776
Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki (Reuters)

30’dan fazla ülkenin dışişleri bakanları ve üst düzey yetkilileri, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in İsrail’e ‘Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun iki devletli çözümü reddetmesinin çatışmayı uzatacağı, dünya barışını tehdit edeceği ve her yerde aşırılık yanlılarını süresiz olarak cesaretlendireceği’ yönündeki uyarılarını yineledi.

Bölgesel yangın

Toplantıya, bu ay konsey başkanlığını üstlenen Fransa’nın yeni Dışişleri Bakanı Stephane Sejourne başkanlık ederken, bölgesel yangının gerçek olduğu konusunda uyardı. Uluslararası topluma savaş taraflarına çeşitli mesajlar göndermek için birleşme çağrısı yapan Sejourne, “İsrail’e ‘bir Filistin devleti olması gerektiği’ söylenmeli. Batı Şeria’daki yerleşimcilerden de dahil olmak üzere Filistinlilere yönelik şiddet sona ermeli. Filistinlilere de şunu söylemek gerekiyor; İsrail’in barış ve güvenlik içinde yaşama ve teröre karşı meşru müdafaa hakkını kullanma hakkı konusunda hiçbir belirsizlik olamaz” ifadelerini kullandı. Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise “Savaşın İsrail’in güvenliğini sağlamayı amaçladığı iddiası hiçbir şekilde ikna edici değil. Üstelik bu iddiaları ortaya atanlar, Filistin’in güvenliği ve meşru müdafaa hakkından hiç bahsetmiyorlar” dedi.

sdn
İsrail’in BM Daimi Temsilcisi Gilad Erdan (AFP)

ABD’nin tavrı

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Sivil Güvenlik, Demokrasi ve İnsan Haklarından Sorumlu Müsteşarı Uzra Zeya, bakanlık düzeyindeki BMGK toplantısında “ABD diplomasisinin ana unsurlarından biri, Filistin devletine ve İsrail ile bölge ülkeleri arasında normalleşmeye ve bütünleşmeye giden yolu izlemektir” dedi. Zeya, “Hedef, Gazze’nin artık terör platformu olarak kullanılmadığı ve Filistinlilerin kendilerine ait bir devlete sahip olduğu bir gelecektir” diyerek, Başkan Joe Biden yönetiminin İsrail’e Filistinli sivilleri korumak için daha fazla çaba göstermesi çağrısını da yineledi.

ykuk7u
ABD Sivil Güvenlik, Demokrasi ve İnsan Haklarından Sorumlu Müsteşarı Uzra Zeya (AP)

Rusya Dışişleri Sergey Lavrov ise “ABD diplomasisi, ateşkesle ilgili kararlara karşı veto hakkını kullanmak ile aynı zamanda Gazze’deki düşmanlıkların yoğunluğunun azaltılması çağrısında bulunmak arasında gidip geliyor” açıklamasında bulundu. “Bu, şüphesiz, Filistinlilere yönelik toplu cezalandırmanın devam etmesi için tam yetki anlamına geliyor” diyen Lavrov, “Konseyin harekete geçememesi, bölgede çatışmanın derinleştiği anlamına geliyor. Bu, ABD ve İngiltere’nin Yemen’e yönelik saldırıları ve İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırıları da dahil olmak üzere uluslararası güvenliğe yeni riskler getiriyor” açıklamasında bulundu.

rtbnhr
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov BMGK oturumunda konuşuyor (DPA)

İsrail ve İran

Toplantıda üst düzey yetkililerin defalarca ateşkes çağrılarına rağmen İsrail’in Birleşmiş Milletler temsilcisi Gilad Erdan bu adımı kabul etmedi. “Hamas, İsrail’e yeniden saldırıp onu yok etmeye kararlı” diyen Erdan, “Çatışmaların sona ermesi, militanların yeniden toplanıp silahlanmasına olanak tanıyacaktır” ifadelerini kullandı. Erdan ayrıca BMGK’ya, Lübnan’daki Hizbullah ve Yemen’deki Husiler gibi bölgedeki vekillerini silah ve parayla destekleyen İran’ın temsil ettiği sorunun kökünü ortadan kaldırması çağrısında bulundu. Ayrıca İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın konsey toplantısına katılımını şiddetle eleştirdi.

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ise konuşmasında ülkesinin nükleer programından bahsetmezken, İsrail’i ise tekrar tekrar uyardı. İranlı Bakan, “Gazze ve Batı Şeria’da sivillerin öldürülmesi, Hamas tamamen yok edilene kadar devam edemez. Çünkü o gün asla gelmeyecektir” dedi. Abdullahiyan ayrıca “Gazze’deki soykırımın durdurulması bölgenin güvenliğinin temel anahtarıdır” ifadelerini kullandı.

Soykırımı durdurma

Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki de yaptığı açıklamada, “İsrail, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en acımasız bombalama kampanyasını yürütüyor. Kıtlığa ve sivillerin kitlesel yerlerinden edilmesine yol açıyor” diyerek, İsrail’i sayısız masum insanın hayatına mal olan zulümler gerçekleştirmekle suçladı. İsrail’in Filistinlileri bir halk ve bir arada yaşaması gereken siyasi bir gerçeklik olarak değil, ‘ölüm, yerinden edilme veya baskı yoluyla ortadan kaldırılması gereken demografik bir tehdit’ olarak gördüğünü vurguladı. Aynı şekilde İsrail’in Filistinlilere sunduğu seçenekleri ‘soykırım, etnik temizlik veya apartheid’ ile eşdeğer olarak nitelendirdi.

ghnt
Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Velid el-Hireyci (AP)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Velid el-Hireyci de BMGK’yı İsrail’i uluslararası hukuka saygı göstermeye zorlamak amacıyla sağlam bir pozisyon almaya çağırdı. İsrail’in saldırganlığı sonucu bölgede gerilimin artmasıyla birlikte Gazze’deki zor koşulların daha da kötüleştiği uyarısında bulunan Hireyci, “Suudi Arabistan, Gazze halkına yönelik zorla yerinden edilme tedbirlerini reddediyor” dedi. Bakan Yardımcısı, Filistinlilerin hayatlarına yönelik kabul edilemez bir ihmalin olduğunu söyleyerek, “Orta Doğu barış sürecinin yeniden canlandırılması ve iki devletli çözüme bağlılık yönünde defalarca çağrıda bulunduk” dedi. Velid el-Hireyci ayrıca, bölgesel güvenliği artırmaya veya tehditleri caydırmaya yönelik herhangi bir adımın, Filistin krizinin köklerine değinmenin ve adil ve sürdürülebilir bir çözüme ulaşmanın yerini alamayacağını vurguladı.

Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen Safadi ise “İsrailli bakanların açıkça benimsediği nefret ideolojisi, Filistinlilere yönelik toplu katliamın normalleştirilmesidir” ifadelerini kullandı. Konseyi, bağlayıcı bir kararla bunu durdurmaya çağıran Safadi, İsrail’in savaş suçlarından ve Filistin devletinin kurulmasını engellemekten sorumlu tutulması çağrısı yaparak, “Bölgenin geleceği, Filistinlileri ‘yaşamayı hak etmeyen insansı hayvanlar’ olarak tanımlayan ve Filistin halkına karşı yerleşimci terörünü mümkün kılan İsrailli aşırılıkçıların siyasi hırslarının ve aşırılıkçı gündemlerinin esiri olamaz” dedi.

Çatışmanın özü

Cezayir Dışişleri Bakanı Ahmed Attaf ise “Gazze’de yaşananlar, uluslararası toplumun adil, kalıcı ve nihai bir çözüm yolu olarak etrafında toplandığı iki devletli çözüme yönelik kolektif bağlılığımızı yenileyerek ve etkinleştirerek, çatışmanın özünü ele almanın hızlandırılması zorunluluğunu her zamankinden daha fazla ön plana çıkarıyor” açıklamasında bulundu.

Lübnan Dışişleri Bakanı Abdullah Bouhabib de devam eden savaş ve felaketlerin, Orta Doğu’da barışın anahtarı ve güvenliğin kapısı olan Filistin meselesine çözüm bulunmasının gerekliliğini teyit ettiği uyarısında bulundu. Dünyanın akıllı ve rasyonel insanlarına, Filistin, Lübnan ve Suriye topraklarındaki işgaline son vermesi için İsrail’e baskı yapma çağrısında bulunan Bouhabib, “İsrail’in Gazze’yi enkaza çevirmek ve Hamas’ı ortadan kaldırmak için yaptığı şey, eğer başarıya ulaşırsa, daha fazla radikal örgüt yaratacaktır” dedi.



Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.


İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
TT

İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün yaptığı açıklamada, cuma günü ABD ile gerçekleştirilen görüşmelerin ‘ileriye doğru bir adım’ olduğunu belirtti. Pezeşkiyan, Tahran’ın herhangi bir tehdide tolerans göstermeyeceğini vurguladı. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ülkesinin uranyum zenginleştirme konusundaki kararlılığını yineleyerek, Tahran’ın ABD’nin müzakereleri sürdürme konusundaki ciddiyetine ilişkin ‘şüpheleri’ olduğunu açıkladı.

Pezeşkiyan, X platformunda yaptığı paylaşımda, “Bölgedeki dost ülkelerin yürüttüğü takip çabaları sayesinde gerçekleşen İran-ABD görüşmeleri, ileriye doğru bir adım teşkil etti” ifadesini kullandı.

Pezeşkiyan, görüşmelerin her zaman barışçıl çözümler bulma stratejisinin bir parçası olduğunu belirterek, nükleer konusundaki yaklaşımlarının Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nda açıkça yer alan haklara dayandığını söyledi. Pezeşkiyan, İran halkının her zaman saygıya saygıyla karşılık verdiğini ancak güç diline hiçbir şekilde tolerans göstermediğini kaydetti.

Arakçi bugün yaptığı açıklamada, Tahran’ın uranyum zenginleştirme konusunda kararlı olduğunu ve savaşla tehdit edilse dahi bu tutumundan geri adım atmayacağını söyledi. Arakçi, hiçbir tarafın İran’a ne yapması gerektiğini dikte etme hakkına sahip olmadığını vurguladı.

Arakçi, Tahran’da düzenlenen Ulusal Dış Politika ve Dış İlişkiler Tarihi Konferansı’nda yaptığı konuşmada, “Görüşmeler, İran’ın haklarına saygı duyulup bu haklar tanındığında sonuç verir. Tahran dayatmaları kabul etmez” dedi.

Arakçi, hiçbir tarafın İran’dan uranyum zenginleştirmeyi sıfırlamasını talep etme hakkı olmadığını belirterek, buna karşın Tahran’ın nükleer programına ilişkin her türlü soruya yanıt vermeye hazır olduğunu ifade etti.

Diplomasi ve müzakerelerin temel yol olduğunu belirten Arakçi, “İran hiçbir dayatmayı kabul etmez. Çözümün tek yolu müzakerelerdir. İran’ın hakları sabittir. Bugün hedefimiz, İran halkının çıkarlarını korumaktır” diye konuştu.

Arakçi, bazı taraflarda ‘bize saldırdıklarında teslim olacağımız’ yönünde bir kanaat bulunduğunu belirterek, “Bu asla gerçekleşmez. Biz diplomasinin de savaşın da (her ne kadar savaşı istemesek de) ehliyiz” uyarısında bulundu.

Arakçi, daha sonra düzenlenen bir basın toplantısında, “Karşı tarafın uranyum zenginleştirme konusunu kabul etmesi gerektiğini, bunun müzakerelerin temeli olduğunu” söyledi. Arakçi, görüşmelerin devamının ‘karşı tarafın ciddiyetine bağlı’ olduğunu belirterek, Tahran’ın barışçıl nükleer enerji hakkından asla geri adım atmayacağını vurguladı.

Arakçi, “İran’a yeni yaptırımların uygulanması ve bazı askerî hamleler, karşı tarafın ciddiyeti ve gerçek müzakerelere hazır olup olmadığı konusunda şüpheler uyandırıyor” dedi. Ayrıca, Tahran’ın ‘tüm göstergeleri değerlendireceğini ve müzakerelerin sürdürülüp sürdürülmeyeceğine karar vereceğini’ ifade etti.

Arakçi, karşı tarafla dolaylı görüşmelerin olumlu sonuç elde etmeye engel teşkil etmediğini belirterek, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya çerçevesinde yürütüleceğini, İran’ın füze programının hiçbir zaman görüşmelerin ana konusu olmadığını söyledi.

Yeni müzakere turunun tarihi henüz belirlenmedi; bu konuda Umman Dışişleri Bakanı ile istişare edileceği kaydedildi.

İran ve ABD, cuma günü Umman’da nükleer görüşmeler gerçekleştirdi. Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceğine dair endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi.

Arakçi, Umman’ın başkenti Maskat’ta yapılan görüşmelerin ardından, “Tehditlerden ve baskılardan vazgeçilmesi, herhangi bir diyalog için şarttır. Tahran yalnızca kendi nükleer konusunu görüşür… ABD ile başka bir konuyu tartışmayacağız” dedi.

Taraflar, uzun süredir devam eden Tahran-Batı nükleer anlaşmazlığının çözümü için diplomasiyi yeni bir şansa kavuşturma konusunda istekli olduklarını ifade ederken, ABD Dışişleri Bakanı Marko Rubio, çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington’un görüşmelerin nükleer programın yanı sıra balistik füze programı, İran’ın bölgede silahlı gruplara verdiği destek ve ‘kendi halkıyla ilişkisi’ konularını da kapsamasını istediğini söyledi.

İranlı yetkililer ise defalarca, bölgedeki en büyük füze stoklarından birine sahip olan ülkenin füze konusunu müzakerelerde gündeme getirmeyeceklerini belirtti. Daha önce, Tahran’ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını talep ettiği açıklanmıştı.

Washington açısından ise İran içinde yürütülen uranyum zenginleştirme faaliyetleri, potansiyel olarak nükleer silah üretimine yol açabilecek bir süreç olarak görülüyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtın silah amaçlı kullanılmasına dair herhangi bir niyetinin bulunmadığını yineliyor.