Somali ile Etiyopya arasında deniz limanı konusundaki anlaşmazlık endişeye neden oluyor

Addis Ababa, ‘karayla çevrili bir devlet’ olan statüsünü değiştirmeyi amaçlıyor. Ancak bölge ülkeleri nezdinde bekleyen eski dosyalar buna engel olabilir.

Etiyopya'da iktidardaki Refah Partisi toplantılarını sürdürüyor. (Refah Partisi internet sitesi)
Etiyopya'da iktidardaki Refah Partisi toplantılarını sürdürüyor. (Refah Partisi internet sitesi)
TT

Somali ile Etiyopya arasında deniz limanı konusundaki anlaşmazlık endişeye neden oluyor

Etiyopya'da iktidardaki Refah Partisi toplantılarını sürdürüyor. (Refah Partisi internet sitesi)
Etiyopya'da iktidardaki Refah Partisi toplantılarını sürdürüyor. (Refah Partisi internet sitesi)

Mahmud Ebu Bekir

Etiyopya'da iktidardaki Refah Partisi’nin Yürütme Komitesi, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi'nin Kahire'nin Somali'ye ve onun güvenliğine dair herhangi bir tehdide izin vermeyeceği yönündeki çıkışının ardından son gelişmeleri ve mevcut durumu görüşmek üzere Başbakan Abiy Ahmed başkanlığında acil toplantı çağrısında bulundu. Zira Sisi, Somalili mevkidaşı Hasan Şeyh Mahmud ile Kahire'de düzenlediği ortak basın toplantısında, Mısır’ın Somali'yi ‘Mogadişu'nun talep etmesi halinde herhangi bir tehdide karşı’ savunmak için müdahale etme olasılığını ima etti.

Somali ile Etiyopya arasındaki anlaşmazlık, Addis Ababa'nın Somaliland ile Aden Körfezi'nde ticari bir liman ve askeri üs elde etmesini öngören bir mutabakat zaptı imzalaması sonrasında gelişti.

Refah Partisi'nden bir kaynak, toplantıda parti içi ve ulusal konuların yanı sıra Mısır Cumhurbaşkanı'nın açıklamalarının da ele alınacağını aktardığı açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

Ülke, özellikle Aden Körfezi'nde bir deniz limanına ulaşma planını açıkladıktan sonra iç ve dış zorluklarla karşı karşıya. Kızıldeniz Havzası ve Afrika Boynuzu'ndaki mevcut huzursuzluk, Etiyopya'nın ulusal güvenliğine yönelik yeni bir meydan okumayı temsil ediyor. Bu, hükümetin yaklaşık 100 milyon Etiyopyalının çıkarlarına hizmet edecek şekilde söz konusu gelişmelere özel önem vermesini, siyasi ve stratejik düzeyde uyanık ve hazırlıklı olmasını gerektiriyor.

Diğer yandan Etiyopya Genelkurmay Başkanı Mareşal Birhanu Jula da açıklamasında şunları söyledi:

İnşasına beş yıl önce başlanan deniz kuvvetleri, bugün her türlü su üzerinde görev yapmaya hazır ve kabiliyetlidir. Her türlü saldırganlığı püskürtebilir. Deniz kuvvetleri mensuplarına, görevlerini yerine getirirken güvenlik konularıyla ilgili uluslararası ilkelere ve uluslararası denizcilik kanunlarına uymaları çağrısında bulunuyorum. Deniz kuvvetleri, Etiyopya ordusuna ilave yetenekler sağlayan bir güç olarak görevlerini tam kararlılıkla yerine getirmelidir. Etiyopya Donanması'nın beş yıl önce başlayan inşa süreci, öncelikle Etiyopya ulusal güvenliğinin özü olarak kabul edilen önemli çalışmaların yürütülmesini hedefliyordu.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan akatardığına göre Etiyopya Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Bahri Nasır da şu açıklamada bulundu:

Etiyopya Donanması mensupları yurt içinde ve yurt dışında savunma, navigasyon, mühendislik, iletişim ve askeri alanlarda ileri düzeyde eğitim aldı. Etiyopya için bir deniz kuvveti oluşturmak, bölgenin tanık olduğu zorluklar ışığında devletimiz için stratejik bir hedefi temsil ediyor.

Addis Ababa, Abiy Ahmed’in geçtiğimiz ekim ayında açıkladığı deniz limanı projesinin ön planı olarak, ‘karayla çevrili bir ülke’ olmasına rağmen 2019 yılı sonunda deniz kuvvetleri inşa etme planını duyurmuştu.

Diğer yandan Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, salı günü, Katar Hava Harp Okulu öğrencilerinin Doha'da düzenlenen mezuniyet törenine, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani'nin eşliğinde katıldı.

Somali Ulusal Haber Ajansı (SONNA), törenin askeri eğitimlerini Doha'da sürdüren Somali Hava Kuvvetleri yetkililerinin mezuniyet törenine de sahne olduğunu bildirdi.

Şeyh Mahmud pazartesi günü bir çalışma ziyareti için Katar'ın başkenti Doha’ya geldi. Etiyopya ile Somaliland arasında imzalanan mutabakat zaptı nedeniyle ortaya çıkan gerginliklerin ardından, Somali ve bölgedeki son gelişmeler hakkında bilgi vermek amacıyla bir dizi Katarlı yetkiliyle bir araya geldi. Şeyh Mahmud, ziyaretin oturum aralarında Katar medyasına ülkesi ile Etiyopya arasındaki arabuluculuk çabalarını reddettiğini yineledi. “Ortaya çıkan krizin tek çözümünün Addis Ababa'nın Somaliland yetkilileriyle imzalanan yasa dışı mutabakat zaptından çekilmesi olduğunu” ifade etti.

Ufukta savaş mı var?

Etiyopya meseleleri üzerine çalışan araştırmacı Ezekiel Bekele, Addis Ababa hükümetinin Abiy Ahmed'in 2018'de iktidara gelmesinden bu yana en büyük dış zorlukla karşı karşıya olduğunu düşünüyor.

Bunun nedeninin ‘otuz yıldır denize çıkışı olmayan ülkeye deniz limanı sağlamak için en kısa yola başvurması, siyasi, diplomatik ve yasal kısıtlamaları atlayarak uluslararası alanda tanınmayan bir tarafla anlaşma imzalaması olduğunu’ tahmin ediyor.

Independent Arabia’ya açıklamalarda bulunan Bekele şunları söyledi:

Abiy Ahmed hükümeti, Etiyopyalıların bir liman bulma hayalini gerçekleştirmek için acele ediyor. Bunu yaparken, Aden Körfezi ve Kızıldeniz'e komşu Babu’l Mendeb Boğazı bölgesindeki mevcut bölgesel huzursuzluktan yararlanıyor. Addis Ababa hükümeti kendisini stratejik roller oynayabilecek önemli bir güç olarak sunuyor. Özellikle de ekonomileri için hassas olan bu bölgede uluslararası seyrüseferin güvenliğinden endişe duyan ABD ve diğer Batılı güçler gibi büyük devletlerle seçkin ilişkilere sahip olduğu için bölgede güvenlik ve istikrarın sağlanmasında önemli bir rol oynadığını savunuyor. Addis Ababa'nın kalkınma projesinin yararına ve Batılı güçlerin çıkarlarını güvence altına almak için oynamak istediği roller bazı şeylerle çakışıyor. Özellikle de uluslararası sınırlarla ilgili uluslararası hukuk ilkeleri ve denize kıyısı olmayan ülkelerin deniz hukukuna uygun olarak denizlerden nasıl yararlanabileceğine ilişkin hükümler bağlamında yasal ve siyasi zorluklarla çarpışıyor. Bu noktada komşu kıyı ülkeleriyle yasal anlaşmalar imzalanması gerekliliği öngörülüyor.

Addis Ababa hükümetinin ‘deniz limanına ulaşmak adına planını gerçekleştirmek için savaş ilanına’ başvurma ihtimalini göz ardı eden Bekele sözlerini şöyle sürdürdü:

Öyle ki Tigray savaşının komplikasyonlarıyla boğuşan, Amhara ve Oromia bölgelerindeki güvenlik kaosu ve silahlı hareketlerin zorluklarıyla uğraşmaya dalmış olan Etiyopya ordusu, Somali'de yeni bir cephe açmaya hazır olamaz. Bu noktada iki senaryo var. Birincisi Addis Ababa hükümeti, Somali'nin reddine, onun bölgesel ve uluslararası halefine aldırmadan mutabakat zaptının uygulanmasına devam ederek bir oldubittiyi dayatabilir. Somali, burada Etiyopya ile arasında yeni bir savaşa yol açabilecek bu adımın sonuçlarına katlanmak zorundadır. Mısır ve Eritre'nin belki de sınırlı katılımı da dahil olmak üzere bölgesel müdahalelerle de karşılaşabilir. İkinci senaryoya gelince Etiyopya, Somali’yi karşılıklı anlaşma muhtırası çerçevesinde ikna etmek için Batılı baskı merkezlerine başvurabilir. Böylece Mogadişu'nun kıyı bölgelerini belirli bir süre için Etiyopya'ya kiralamayı kabul etmesini sağlayabilir.

Mısır'ın iç hesapları

Mısır Cumhurbaşkanı'nın ve Etiyopya'daki iktidar partisinin bu açıklamalara ilişkin tutumu hakkında yorum yapan Bekele şu ifadeleri kullandı:

Kahire, üye devletlerin dışişleri bakanları toplantısında anlaşmayı kınayan bir tavır alan Arap Birliği de dahil olmak üzere, memorandumu kınamak için tüm diplomatik yeteneklerini seferber etti. Daha sonra Cumhurbaşkanı Sisi’nin açıklamaları da aynı bağlamda geldi.

yn6mu7öı
Abiy Ahmed, Etiyopya'da iktidardaki Refah Partisi'nin grup toplantısına başkanlık etti. (Refah Partisi internet sitesi)

Bekele, söz konusu açıklamaların “Mısır-Etiyopya anlaşmazlığının yansımalarının bir parçası ve özellikle de Kahire'nin Rönesans (Nahda) Barajı ile ilgili müzakere yollarından çekilmesiyle alakalı. Dolayısıyla bu sadece Somali'yi savunmakla sınırlı değil, Mısır'ın Etiyopya'ya yönelik politikasının yetkileriyle de bağlantılı. Zira iki ülkenin ilişkileri gerçek bir krize sahne oluyor. Mısır'ın Kızıldeniz bölgesi ve Aden Körfezi'nde, özellikle de Babu’l Mendeb Boğazı'nda temel çıkarları var. Süveyş Kanalı'ndan geçen mal hacminin yaklaşık yüzde 47'si buradan geçiyor. Ayrıca Süveyş Kanalı'nın güneyinden gelen mal ve gemilerin yaklaşık yüzde 98'i Babu’l Mendeb'den geçiyor. Bu nedenle, kanalın Mısır ekonomisi için cankurtaran halatını temsil ettiği (yıllık geliri yaklaşık 10 milyar doları buluyor) göz önüne alındığında, Kahire'nin bu bölgedeki politikasına düşman olduğunu düşündüğü herhangi bir ülke veya gücün varlığı, Mısır için stratejik bir tehdit olarak değerlendiriliyor. Dolayısıyla herhangi bir Mısır müdahalesi, Mısır'ın temel çıkarlarının güvence altına alınmasıyla ilgili iç hesaplamalarının sonucu olacaktır.”

Savaş öncesi uyarı

Mısır gazetesi el-Ahram'ın Genel Yayın Yönetmeni Yardımcısı Eymen Sisi de şu açıklamada bulundu:

Etiyopya ile Somaliland arasında bir mutabakat zaptı imzalayarak bu sorunlu bölgeye savaş ilan etmek, Kızıldeniz'e sınırı olan tüm ülkeler için ağır bir bedele mal olacak. Mısır'ın stratejik güvenliği Süveyş Kanalı'ndan Babu’l Mendeb Boğazı'na kadar uzanıyor. Bu nedenle yeni Etiyopya projesi, uluslararası hukukun ihlalinin yanı sıra, Mısır'ın çıkarlarına da doğrudan bir tehdit oluşturuyor. Dolayısıyla Mısır Cumhurbaşkanı'nın açıklamaları bu bağlamda, Etiyopya rejimine, Somali'nin egemenliğini ihlal etmeden önce Mısır'ın çıkarlarına müdahale etmeyi bırakması konusunda bir uyarı olarak geliyor.

Açıklamaları ‘savaşa girmeden önceki son uyarı’ olarak okuyan Eymen, sözlerini şöyle sürdürdü:

 Kahire, Etiyopya'nın Babu’l Mendeb Boğazı'na herhangi bir şekilde yaklaşmasının, özellikle de iki ülke arasında, en önemlisi Rönesans Barajı dosyası olmak üzere, çözülmemiş dosyalar olduğu göz önüne alındığında, savaş ilanıyla eşdeğer olduğuna inanıyor. Mısır hükümeti, hayati çıkarları açısından bu stratejik bölgedeki savaşın maliyetinin farkında. 1 Ocak'ta imzalanan mutabakat zaptının uygulanması, bu bölgedeki güvenlik ve barışı baltalamaya yönelik bir girişim anlamına geliyor. Addis Ababa'nın Mısır'ın uyarılarını görmezden gelmesi durumunda Mısır'ın tepkisi belirleyici olacak.

‘Etiyopya'nın denize ulaşmaya yönelik son projesi ile, korsanlık operasyonları yoluyla ve Husiler aracılığıyla uluslararası seyrüseferi hedef alarak Kızıldeniz'de araçlarını hareket ettiren İran projesi arasında bağlantı olduğunu düşünen’ Eymen, “Bu gösteri operasyonları, ABD liderliğindeki uluslararası güçlerin sözde Kızıldeniz İttifakı'nı kurmalarına gerekçe sağladı” dedi.

Eymen, ‘uluslararası güçleri bölgeye getiren Husi operasyonlarının yanı sıra Etiyopya'nın Aden Körfezi'ne erişim girişimlerinin her ikisinin de Kızıldeniz'deki Arap ulusal güvenliğine doğrudan bir tehdit oluşturduğuna ve bunun Mısır yönetiminin bölgeyi yeni bir savaş belasından kurtarmak için güçlü mesajlar göndermek de dahil olmak üzere önemli adımlar atmasını gerektirdiğine’ inanıyor. Eymen sözlerini şöyle sürdürdü:

Sözde Kızıldeniz İttifakı içerisinde Washington'ın öncülük ettiği uluslararası hareketler ile Addis Ababa'ya, uluslararası alanda tanınmayan bir cumhuriyetle, Babu’l Mendeb Boğazı'na ulaşmak için anlaşma imzalaması yönünde yakılan yeşil ışık arasında benzerlik var. Her iki yol da Gazze Şeridi sakinlerini Sina Çölü'ne göndermeyi kategorik olarak reddetmesi ve İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırganlığı konusundaki tutumu nedeniyle Kahire'yi cezalandırmayı amaçlıyor.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe