Mısır- İsrail ilişkileri nereye gidiyor?

Çarşamba günkü Polis Günü’nde Kahire’nin merkezinde Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’nin bir duvar resmi (Reuters)
Çarşamba günkü Polis Günü’nde Kahire’nin merkezinde Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’nin bir duvar resmi (Reuters)
TT

Mısır- İsrail ilişkileri nereye gidiyor?

Çarşamba günkü Polis Günü’nde Kahire’nin merkezinde Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’nin bir duvar resmi (Reuters)
Çarşamba günkü Polis Günü’nde Kahire’nin merkezinde Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’nin bir duvar resmi (Reuters)

Mısır’ın, Gazze Şeridi’ne saldırıları nedeniyle İsrail’e yönelik eleştirileri giderek artan bir eğilime sahip. Öyle ki Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, İsrail’i ‘yardımın Gazze’ye ulaşmasını engellemekle’ suçladı. Öte yandan İsrail tarafından yayınlanan haberlerde Mısır cumhurbaşkanlığının, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Sisi ile telefonda görüşmesi talebini reddettiği belirtildi. Bu durum, gözlemciler tarafından iki ülke arasındaki ilişkilerde tıkanıklık olarak nitelendirildi.

İsrail’in Mısır topraklarından Gazze Şeridi’ne yardım girişini engelleyen uygulamalarını eleştiren Sisi, geçtiğimiz Çarşamba günü Mısır’da düzenlenen Polis Günü kutlamasında Refah Sınır Kapısı’nın her gün, günün 24 saati açık olduğunu vurguladı. Ancak İsrail’in aldığı önlemlerin yardımların girişini engellediğini belirtti. Sisi, “Bu, rehinelerin serbest bırakılması konusunda Gazze Şeridi ve sakinlerine uygulanan baskı biçimlerinden biridir” dedi.

Çoğu zaman bölgesel ve uluslararası taraflara açık ve doğrudan eleştiri yöneltmemeye dikkat eden Mısır Cumhurbaşkanı’nın bu açıklaması, Mısır’ın bu konuda en çok öne çıkan açıklaması sayılıyor. Daha önceki açıklamalar, Mısır Dışişleri Bakanlığı ve Mısır Cumhurbaşkanlığına bağlı bir medya organı olan Devlet Enformasyon Servisi (SIS) başkanının açıklamalarıyla sınırlıydı.

scdvferbt
Mısır yardımı Gazze Şeridi’ne girmeye hazırlanıyor (Mısır Kızılayı)

Cumhurbaşkanının İsrail’e yönelik eleştirisi, bu ayın ortasında Güney Afrika’nın Tel Aviv’e karşı açtığı soykırım davasının Uluslararası Adalet Divanı’ndaki duruşması sırasında İsrail’in Mısır’ı Gazze Şeridi’ne yardım girişini engellemekten sorumlu tutmasının ardından geldi. İsrail’in iddiası, o dönemde Mısırlıların öfkesini ateşledi.

Bu suçlamaya yanıt olarak SIS Başkanı Diaa Rashwan, Kahire’nin Uluslararası Adalet Divanı’na Refah Sınır Kapısı’nı kapatmadığını doğrulamak için bir yanıt göndereceğini duyurdu.

Mısır’ın reddi

Mısır’ın İsrail’e yönelik eleştirilerinin artması, Çarşamba günü İsrail medyasında yayınlanan haberlerle aynı zamana denk geldi. Öyle ki İsrail medyasında Mısır Cumhurbaşkanlığının, İsrail Başbakanı’nın Sisi ile telefonda görüşme talebini reddettiği belirtilmişti. The Times of Israel gazetesinin haberine göre Netanyahu’nun ofisi, geçtiğimiz günlerde görüşmeyi Ulusal Güvenlik Kurulu aracılığıyla koordine etmeye çalıştı, ancak talep geri çevrildi.

Gazete, İsrail merkezli Kanal 13’ten alıntı yaparak, konunun ‘mevcut savaşın sona ermesinden sonra Mısır ile Gazze arasındaki sınırı kimin kontrol edeceği meselesine ilişkin gerginliklerle ilgili’ olduğunu kaydetti. Öyle ki İsrail’in sınırı kontrol etmeye çalıştığına dair söylentiler yayılmıştı. Gazete ayrıca, iki ülke arasında daha alt düzeyde temasların bulunduğunu, son haftalarda İsrail heyetlerinin Kahire’yi ziyaret ettiğini belirtti.

İsrail’in sınır şeridinin altında Sina’dan geçen tüneller yoluyla Gazze Şeridi’ne silah kaçakçılığını önlemek için Mısır sınırına bitişik Philadelphia ekseninin kontrolüne ilişkin açıklamaları, Mısır’ın tepkisine neden oldu. Bu çerçevede SIS Başkanı, İsrail’in açıklamalarını ‘iddialar ve yalanlar’ olarak nitelendirdi. Ayrıca bu açıklamaları ‘Mısır ile imzalanan güvenlik anlaşmaları ve protokollerini ihlal ederek, Philadelphia Koridorunu işgal etme girişimine meşruiyet yaratma girişimi’ olarak değerlendirdi.

y6njmu
İsrail’in çarşamba günü Refah’taki Mısır sınır çitinin yakınındaki baskınlarından kaçan Filistinliler (AP)

Philadelphia Koridoru, Gazze ile Mısır arasında 14 kilometrelik bir sınır şerididir. Mısır ve İsrail arasındaki Camp David Anlaşmaları kapsamında tampon bölge olarak kabul ediliyor. İsrail’in bu konuya odaklanması, Netanyahu’nun bir basın toplantısında ‘Philadelphia Ekseni bölgesinin, İsrail’in kontrolü altında olması gerektiğini’ belirttiği Aralık ayı sonundan bu yana arttı.

Mısır’ın yanıtı, İsrail’in Philadelphia Ekseni’ni yeniden işgal etmeye yönelik herhangi bir hareketinin ‘Mısır- İsrail ilişkilerinde ciddi bir tehdide yol açacağı’ şeklinde oldu.

Tıkanık ilişkiler

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hasan, Kahire ile Tel Aviv arasındaki ilişkinin şu anda tıkanık olduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre, Ahmed Hasan, İsrail’in yardımların Gazze Şeridi’ne girememesinden Mısır’ın sorumlu olduğu yönündeki ‘yalanlarının, özellikle Mısır’ın krizin başlangıcından bu yana Gazze Şeridi sakinlerine yardım götürmeye istekli olması nedeniyle gerilimi artırdığına dikkati çekti. Mısırlı yetkiliye göre Kahire, Refah’taki durumun gerçekliğini ortaya çıkarmak amacıyla uluslararası ve Birleşmiş Milletler (BM) yetkililerinin ziyaretlerini organize etti. Ayrıca İsrail’in Philadelphia Ekseni’ni kontrol etme yönündeki ‘çılgın’ arzusu da gerilimi artırdı.

Hasan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Mısır Cumhurbaşkanı’nın İsrail Başbakanı ile görüşmeyi reddetmesinin mantıklı olduğunu dile getirdi. Rakha Ahmed Hasan ayrıca, İsrail’in ‘sakin çabalara yanıt vermeyen, bunun yerine gerilimi tırmandıran ve Mısır’a yönelik asılsız suçlamalarda bulunan’ tutumları gölgesinde diyaloğa yer olmadığına dikkati çekti. Hasan, “Mısır’ın bu reddi, İsrail Başbakanına, İsrail'in uygulamalarına ilişkin olarak Mısır’la varılan mutabakatlar hakkında konuşma fırsatı vermiyor” derken, İsrail’in Mısır’ın Filistinlilerle ilişkisini bozmaya çalıştığını vurguladı.

Mısırlı eski diplomat, İsraillilerin Kahire’ye iletmek istediği noktaların olması halinde diplomatik ve güvenlik kanallarının mevcut olduğunu açıkladı. Rakha Ahmed Hasan, Mısır’daki eleştiri tonunun artmasının, işlerin ulaştığı bozulmayı yansıttığını ve bu durumun siyasi ve medya geriliminin zirvesine ulaştığını belirtti. İsrail’in provokasyon ve manipülasyon yaklaşımını sürdürmesi durumunda olayların tırmanabileceği konusunda uyaran Hasan, İsrail’in ABD başta olmak üzere diğer ülkelere de Tel Aviv’in bölgedeki gerilimi ve çatışmayı artırma eğilimini frenleyecek bir rol verilmesi çağrısında bulundu.

Mısır, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırganlığının devam etmesine karşı defalarca uyarıda bulunurken, kapsamlı bir ateşkes talep etti. Ayrıca İsrail ile Filistin direniş grupları arasındaki çatışmaları durdurmak ve esir takası yapmak için Katar ve ABD ile koordinasyon içinde arabuluculuk faaliyetleri yürüttü. Bu çabalar, geçtiğimiz yıl Kasım ayının sonunda bir hafta süren bir insani aranın sağlanmasını başardı.

İtidalli olma politikası

Mısır Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı Stratejik Araştırmalar Merkezi Danışmanı Dr. Halid Fehmi, Mısır’ın ‘itidalli olmaya ve İsrail provokasyonlarına karşı sorumlu bir şekilde davranmaya kararlı olduğunu’ söyledi. Dr. Fehmi, “Mısır kamuoyunu duygusal kararlar almaya iten nedenlerde dahil olmak üzere baskılara ve zorluklara rağmen Mısır’ın tepkisinin disiplinli olması, Kahire’nin Gazze Şeridi’ndeki halka yardım ulaştırılmasında hayati bir rol oynamaya devam etme ve savaşı durdurmak için arabuluculuk çabalarını sürdürme arzusundan kaynaklanıyor” dedi.

vdv
Mısır ile Gazze Şeridi’ni ayıran duvarın yakınında kuzey Gazze’den yerinden edilen Filistinliler (DPA)

Fehmi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Mısır Cumhurbaşkanı’nın Netanyahu ile telefon görüşmesi yapmayı reddetmesi ve İsrail’in Gazze’ye yardım girişini engellemesine yönelik kamuoyu önünde söylenenler, İsrail’e ve destekçilerine güçlü ve açık bir mesajdı” dedi. Fehmi’ye göre Mısır’ın artan söylemi, İsrail’e saldırıyı durdurması ve bölgede krizleri alevlendirmeye devam etmemesi için baskı yapılması gerekliliğini yansıtıyor.

Dr. Halid Fehmi, Mısır’ın ulusal güvenliğini koruma ve herhangi bir riskle yüzleşme yeteneğine dikkati çekerken, tepkilerdeki sakinliğin doğru anlaşılması gerektiğini vurguladı. Stratejik Araştırmalar Merkezi Danışmanı ayrıca, İsrail’in baskı ve provokasyonlarının, Kahire’yi ‘Filistinlilere verdiği desteği bırakmaya veya Filistinlilerin yerlerinden edilmesini kabul etmeye’ mecbur kılmayacağını vurguladı.



Sudan’a uluslararası temsilcilerin akını neyin işareti?

Port Sudan kentinde, geçen pazar günü benzin fiyatlarının büyük ölçüde artmasının ardından bir akaryakıt istasyonunda oluşan yoğunluk (AFP)
Port Sudan kentinde, geçen pazar günü benzin fiyatlarının büyük ölçüde artmasının ardından bir akaryakıt istasyonunda oluşan yoğunluk (AFP)
TT

Sudan’a uluslararası temsilcilerin akını neyin işareti?

Port Sudan kentinde, geçen pazar günü benzin fiyatlarının büyük ölçüde artmasının ardından bir akaryakıt istasyonunda oluşan yoğunluk (AFP)
Port Sudan kentinde, geçen pazar günü benzin fiyatlarının büyük ölçüde artmasının ardından bir akaryakıt istasyonunda oluşan yoğunluk (AFP)

Sudan’ın başkenti Hartum, bu ayın 6’sı ile 12’si arasında peş peşe dört üst düzey uluslararası heyeti ağırlayarak dikkat çekici bir diplomatik hareketliliğe sahne oldu. Söz konusu ziyaretler, savaşın devam ettiği ve ülke içinde siyasi diyalog başlatılması yönünde çabaların sürdüğü bir dönemde, uluslararası ilginin anlamı ve zamanlamasına ilişkin soru işaretlerini beraberinde getirdi.

Ziyaretler kapsamında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Sudan Özel Temsilcisi Pekka Haavisto başkanlığındaki heyet, Sudan Beşlisi heyeti, İngiltere’nin Sudan Özel Temsilcisi Richard Crowder ve Avrupa Birliği’nin Afrika Boynuzu Özel Temsilcisi Annette Weber Hartum’da temaslarda bulundu.

Bu diplomatik hareketlilik, Sudan dosyasının uluslararası gündemde giderek daha fazla yer bulduğu bir döneme denk geldi. Gündemin başlıca başlıkları arasında ordunun Hızlı Destek Kuvvetleri’yle (HDK) savaşında kimyasal silah kullandığına ilişkin “iddialar” ve ABD’nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne sunduğu, Darfur’a uygulanan silah ambargosunun Sudan’ın tamamını kapsayacak şekilde genişletilmesini öngören öneri yer alıyor.

hyju
Burhan, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Sudan Özel Temsilcisi Pekka Haavisto’yu kabul ederken (Sudan Egemenlik Konseyi)

Ülke içinde ise Sudanlılar arasında diyalog zemini oluşturmak amacıyla bir komite çalışmalarını sürdürüyor. Ancak bazı siyasi güçler sürece katılmayı reddediyor. Bunların başında eski Başbakan Abdullah Hamduk’un liderliğini yaptığı “Sumud” Sivil Demokratik Devrim Güçleri İttifakı geliyor.

Savaş görüşmelerin merkezinde

Uluslararası temsilcileri Hartum’a gönderen taraflar farklı olsa da savaş ve bunun yol açtığı sonuçlar, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, Başbakan Kamil İdris ve diğer Sudanlı yetkililerle yapılan görüşmelerin merkezinde yer aldı.

Resmi ve bağımsız medya kuruluşlarının aktardığına göre görüşmelerde insani ateşkes, ateşkesin sağlanması ve sivillerin korunmasının yanı sıra savaşı sona erdirecek ve Sudan krizinin daha kapsamlı bir siyasi çözüme kavuşturulmasının önünü açacak bir siyasi süreç başlatılması ele alındı.

cvfghyjuk
Sudan ordusundan askerler, geçen 17 Ağustos’ta Gadaref kentinde düzenlenen askeri geçit töreninde (AFP)

Eski Sudan Dışişleri Bakanı Ali Yusuf, ziyaretlerin yoğunlaşmasını “önemli” olarak nitelendirdi. Yusuf, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ziyaretlerin savaşı sona erdirmeye yönelik çabaların harekete geçirilmesine katkı sağlayabileceğini söyledi.

Yusuf, askeri yönetimin savaşın son aşamasına yaklaşıldığını düşündüğünü, bununla birlikte askeri sahada bazı gelişmeler beklendiğini belirtti. Uluslararası heyetlerin ise ülkedeki askeri ve siyasi gelişmelere ilişkin kendi değerlendirmelerini taşıdığını ifade etti.

Sudanlı yetkililerin heyetleri ülkedeki son gelişmeler hakkında bilgilendirdiğini belirten Yusuf, diyalog için hazırlık komitesinin çalışmalarına başlamasının, yönetimin yanı sıra bazı siyasi parti ve güçler arasında da ülkenin yönetim yapısı ile gelecek dönemin siyasi haritasını ele alacak bir diyalog yöneliminin bulunduğuna işaret ettiğini söyledi.

Yusuf, yeniden imar ve inşa dosyasının da yerel, bölgesel ve uluslararası hareketliliğin gündemine girmeye başladığına dikkat çekerek bazı ziyaret ve girişimlerin, edindiği bilgilere göre yeniden inşa ve imar dönemine hazırlık kapsamında gerçekleştiğini kaydetti.

Sudan Diyaloğu Komitesi Sözcüsü Osman Mirgani ise ziyaretlerin, Sudan krizine ilişkin faaliyetlerin bir bölümünün ülke içine taşındığına dair olumlu bir gösterge olduğunu söyledi.

Mirgani, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, uluslararası ve bölgesel arabulucuların, Sudanlıların kendi iradesiyle ülke içinde bir çözüm üretilmesine dayanmanın önemini görmeye başladığını belirtti.

Mirgani, “Temsilcilerin Hartum’a akın etmesi, komitenin ülke dışında bulunan siyasi güçleri, içeride düzenlenecek bir diyaloğa katılmaya ikna etme çabalarına yardımcı olabilir” dedi.

Sudan Beşlisi’nin ilk Hartum ziyareti

Birleşmiş Milletler, Afrika Birliği, Arap Birliği, Doğu Afrika Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (İGAD) ve Avrupa Birliği’nden oluşan Sudan Beşlisi heyetinin ziyareti özel önem taşıyor. Bu ziyaret, mekanizmanın Hartum’a gerçekleştirdiği ilk ziyaret olma özelliğini taşıyor.

Söz konusu taraflar, Sudan’daki çatışmadan çıkış yolu bulunmasına yönelik çok sayıda bölgesel ve uluslararası girişimin yürütüldüğü bir ortamda, savaşın sona erdirilmesi ve siyasi uzlaşıya ilişkin dosyalar üzerinde birlikte çalışıyor.

Sudan Beşlisi’nin bu girişimi, Suudi Arabistan, ABD, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden oluşan Dörtlü Mekanizma başta olmak üzere diğer arabuluculuk kanallarının tıkanmasının ardından geldi. Sudan hükümeti, BAE’nin çatışmanın taraflarından biri olduğu suçlamasıyla mekanizmada yer almasına itiraz etmişti.

Ancak Hartum’daki artan uluslararası hareketlilik konusunda tek bir değerlendirme bulunmuyor. Adının açıklanmasını istemeyen eski bir Sudan dışişleri bakanı, temsilcilerin ziyaretlerindeki artışın, 15 Nisan 2023’te savaşın başlamasından önceki diplomatik hareketliliği hatırlattığını söyledi.

d
Burhan, geçtiğimiz günlerde başkent Hartum’da BM heyetiyle görüşmesi sırasında (Sudan Egemenlik Konseyi)

Eski bakan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, o dönemde Sudanlıların uluslararası girişimlerin ülkenin savaşa sürüklenmesini önlemesini beklediğini belirtti. Ayrıca özellikle Avrupa Birliği’nin ordu ile HDK arasındaki gerilimin tırmanmasını önlemede daha büyük bir rol oynayabileceğini düşündüklerini ifade etti.

Eski diplomat, ziyaretler ve görüşmeler konusunda dikkat çekici şüpheler dile getirerek Sudan dosyasına dahil olan ülke ve kuruluşların kendi çıkarları ve gündemleri doğrultusunda hareket ettiğini savundu.

Bazı tarafların HDK’yı yeniden siyasi sahneye çıkarmaya ve iktidar düzenlemelerini savaşın başlamasından önceki döneme döndürmeye çalıştığını ileri süren diplomat, Sudan hükümetine uluslararası temsilcilerle ilişkilerinde dikkatli davranması, diplomatik teamüllere bağlı kalması ve Sudan’ın çıkarlarını gözetmesi çağrısında bulundu.

İGAD yeniden Hartum’da

Diplomatik hareketlilik son ziyaretlerle sınırlı kalmadı. Geçen temmuz ayının sonunda Doğu Afrika Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (İGAD) Genel Sekreteri Workneh Gebeyehu başkanlığındaki heyet Sudan’ı ziyaret etti. Heyet, savaşı sona erdirme çabalarını görüşmek üzere Sudanlı yetkililerle bir araya gelirken örgütün çalışmalarını Hartum’dan yeniden başlatacağı da açıklandı.

Sudan, İGAD’ın 42. Olağanüstü Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne HDK Komutanı Muhammed Hamdan Dagalo’yu (Hamideti) davet etmesini protesto ederek Ocak 2024’te örgütteki üyeliğini dondurmuştu. Eski Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk da Uganda’da düzenlenen ve Hamideti’nin katıldığı zirvede yer almıştı.

İGAD’ın yeniden Hartum’a dönmesi, Sudan Beşlisi’nin ilk ziyaretini gerçekleştirmesi ve BM, İngiliz ve Avrupalı temsilcilerin peş peşe Hartum’da temaslarda bulunması, başkentin yeni bir diplomatik hareketlilik döneminin eşiğinde olduğunu gösteriyor.

Ancak soru hâlâ yanıt bekliyor: Bu hareketlilik, Sudan’da savaşın sona erdirilmesi ve siyasi uzlaşı arayışlarının seyrinde gerçek bir değişime mi işaret ediyor, yoksa çatışmanın çok sayıdaki girişim ve arabuluculuk çabası arasında karmaşık yapısını koruduğu bir ortamda yeni bir girişimden mi ibaret?


BM Güvenlik Konseyi, Husilerin uluslararası deniz trafiğine yönelik artan tehdidine karşı uyarıda bulundu

Yemen açıklarında, Babu’l Mendeb Boğazı’nda demirlemiş bir gemi (AFP)
Yemen açıklarında, Babu’l Mendeb Boğazı’nda demirlemiş bir gemi (AFP)
TT

BM Güvenlik Konseyi, Husilerin uluslararası deniz trafiğine yönelik artan tehdidine karşı uyarıda bulundu

Yemen açıklarında, Babu’l Mendeb Boğazı’nda demirlemiş bir gemi (AFP)
Yemen açıklarında, Babu’l Mendeb Boğazı’nda demirlemiş bir gemi (AFP)

Yemen’de Husilerin tırmandırdığı gerilim, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin acil oturumunda daha geniş bir uluslararası boyuta taşındı. Yemen hükümeti, batı kıyısı ve Babu’l Mendeb Boğazı’ndaki son gelişmelerin artık ülkenin iç meselesi olmaktan çıktığını, bölgenin güvenliği, deniz ulaşımının serbestliği, enerji tedariki ve küresel ticaret açısından tehdit oluşturduğunu bildirdi.

ABD, İngiltere, Fransa, Danimarka ve Yunanistan’ın tutumları da bu değerlendirmeyle örtüşürken, söz konusu ülkeler Husilerin saldırılarının yanı sıra deniz taşımacılığını, altyapıyı ve sivilleri hedef almasının oluşturduğu tehlikeye dikkat çekti ve gruba verdiği destek nedeniyle İran’ı sorumlu tuttu.

Yemen’in BM Daimî Temsilcisi Abdullah es-Saadi, hükümetin batı kıyısı ve Babu’l Mendeb’teki gelişmeleri sorumluluk ve kararlılıkla takip ettiğini belirtti. Yemen Silahlı Kuvvetleri’nin saflarını yeniden düzenlediğini ve inisiyatifi yeniden ele geçirmek için çalıştığını ifade eden es-Saadi, Husilerin kıyıdaki varlıklarını boğaz ve uluslararası deniz taşımacılığını sürekli tehdit eden bir platforma dönüştürmelerinin önüne geçmeye çalıştıklarını söyledi.

Es-Saadi, gelişmelerin ne kadar ciddi olursa olsun savaşın seyrini veya hükümet ile ulusal güçlerin hedeflerini değiştirmeyeceğini vurguladı. Yemenlilerin yalnızca topraklarını ve karasularını savunmadığını belirten es-Saadi, Babu’l Mendeb’in gemi trafiği, enerji sevkiyatları ve küresel tedarik zincirleri açısından taşıdığı önem nedeniyle verilen mücadelenin ortak bir uluslararası çıkarı da ilgilendirdiğini kaydetti.

dsfrthyj
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Yemen konulu oturumundan (BM)

Bunun artık birkaç kilometrelik sahil şeridinin kontrolüyle ilgili bir mesele olmadığını belirten es-Saadi, asıl sorunun uluslararası toplumun en önemli ticaret ve enerji geçiş güzergâhlarından birinin silahlı bir grubun elinde bir şantaj aracına dönüştürülmesini kabul edip etmeyeceği olduğunu söyledi. Yemen hükümetinin değerlendirmesine göre Husilerin Yemen içinde gerçekleştirdiği saldırılar ile Suudi Arabistan’ı, sivil tesisleri, enerji kaynaklarını ve deniz geçiş güzergâhlarını hedef almasının, ülkenin sınırlarını aşan tek bir tehdidin parçaları olduğunu ifade etti.

ABD ve İngiltere’nin desteği

ABD’nin tutumu da Yemen’in uyarılarıyla örtüşürken Washington, Yemen hükümetine desteğini teyit etti ve İran’ı Husilere silah, eğitim ve finansman desteği sağlamayı sürdürmekle sorumlu tuttu. ABD’nin BM temsilcisi, Husilerin saldırılarının Yemen halkının yaşadığı sıkıntıları artırdığını ve limanların hedef alınması nedeniyle milyonlarca dolarlık ekonomik kayba yol açtığını belirterek İran’dan Husilere verdiği desteği kesmesini istedi.

ABD ayrıca BM Güvenlik Konseyi’nin 2140 ve 2216 sayılı kararlarının uygulanmasına ve Husilere yönelik her türlü destek ile eğitim faaliyetlerinin durdurulmasına desteğini yineledi. Washington, İran’ın söz konusu kararlarla bağlantılı silah ambargosunu ve yaptırım rejimini ihlal ettiğini belirtti.

vfghy
Taiz’in batısında Husilerle yaşanan önceki çatışmalar sırasında bir Yemen ordusu askeri (AFP)

Daha kapsamlı bir açıklamada İngiltere, yaşanan gelişmelerden tamamen Husileri sorumlu tuttu. Londra, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını, Yemen içindeki operasyonlarını tırmandırmasını, uluslararası deniz taşımacılığını tehdit etmesini ve bölgesel istikrarı tehlikeye atmasını kınadı. İngiltere’nin BM Daimî Temsilci Yardımcısı Büyükelçi Kate Foster, Husilerin önceki gece Suudi Arabistan’a düzenlediği saldırılarda 13 sivilin yaralandığını, evler ve yerleşim bölgelerinde hasar meydana geldiğini ve ticari hava trafiğinde aksamalara yol açıldığını söyledi.

Foster, Husilerin Yemen’in Kızıldeniz kıyısı ile Babu’l Mendeb çevresindeki kontrolünü güçlendirmeye yönelik girişimlerinin, dünyanın en önemli deniz ulaşım güzergâhlarından birine doğrudan tehdit oluşturduğu uyarısında bulundu. 126 binden fazla kişinin yerinden edildiğine dikkati çeken Foster, bu sayının artmasının beklendiğini ve özellikle kadınlar ile çocukların gıda, sağlık ve korunma ihtiyaçlarının giderek arttığını belirtti.

Londra ayrıca Husilerin alıkoyduğu yardım ve BM çalışanları ile diplomatik misyon personelinin serbest bırakılmasını talep etti. İngiltere, İran’ın Husilere verdiği desteğin sivilleri, komşu ülkeleri ve deniz ulaşımının güvenliğini tehdit eden saldırıların gerçekleştirilmesine olanak sağladığını ve barış ihtimalini zayıflattığını belirterek, BM Güvenlik Konseyi kararlarının uygulanması ve Husilere silah ile askeri destek aktarılmasının engellenmesi çağrısında bulundu.

Avrupa uyarıyor

Aynı bağlamda Fransa, tehdidin uluslararası boyutuna odaklandı. Fransa’nın BM temsilcisi, Husilerin saldırılarının yanı sıra sivilleri ve sivil altyapıyı hedef almasının uluslararası güvenlik ve barış için tehdit oluşturduğunu belirterek, Kızıldeniz ve uluslararası boğazlarda deniz ulaşımının serbestliğinin güvence altına alınması gerektiğini vurguladı. Fransa’nın Avrupa’nın deniz misyonu ASPIDES operasyonuna desteğini sürdüreceğini belirten temsilci, saldırıların durdurulması ve BM himayesindeki siyasi sürecin devam ettirilmesi çağrısında bulundu.

vf
Sana’da Husi milisleri tarafından düzenlenen bir yürüyüş (AP)

Danimarka, Husilerin sivilleri, altyapıyı ve ticari deniz taşımacılığını hedef alan saldırılarını kınayarak bu saldırıların barış ihtimalini zayıflattığını ve bölgenin istikrarını tehdit ettiğini belirtti. Kopenhag ayrıca İran’ın Husilere verdiği desteği de kınadı. Yunanistan ise Yemen hükümeti ve Suudi Arabistan’la dayanışma içinde olduğunu ifade ederek, Hürmüz Boğazı’ndaki krizle eş zamanlı olarak Yemen’deki gelişmelerin deniz ulaşımının güvenliği, ticaret ve küresel refah üzerindeki etkileri konusunda uyarıda bulundu. Atina, yeni yerinden edilme dalgalarına ilişkin endişesini de dile getirdi.

Bu çerçevede, Afrika Grubu adına konuşan Liberya temsilcisi de Kızıldeniz ve Babu’l Mendeb’in küresel ticaret ve tedarik hatları açısından hayati öneme sahip geçiş güzergâhları olduğunu belirtti. Deniz ulaşımının serbestliğinin hukuki bir ilke olduğunu vurgulayan temsilci, Yemen’in bölgesel güç mücadelesine veya vekâlet savaşına sahne haline getirilmemesi uyarısında bulundu.


Sudan'da altın madeninin çökmesi sonucu en az 60 kişi hayatını kaybetti

Olay, salı günü Batı Kurdufan eyaletinin en-Nuhud kenti yakınlarındaki ez-Zera altın madeninde meydana geldi (Arşiv-Reuters)
Olay, salı günü Batı Kurdufan eyaletinin en-Nuhud kenti yakınlarındaki ez-Zera altın madeninde meydana geldi (Arşiv-Reuters)
TT

Sudan'da altın madeninin çökmesi sonucu en az 60 kişi hayatını kaybetti

Olay, salı günü Batı Kurdufan eyaletinin en-Nuhud kenti yakınlarındaki ez-Zera altın madeninde meydana geldi (Arşiv-Reuters)
Olay, salı günü Batı Kurdufan eyaletinin en-Nuhud kenti yakınlarındaki ez-Zera altın madeninde meydana geldi (Arşiv-Reuters)

Sudan'ın Batı Kurdufan eyaletinde bir altın madeninin çökmesi sonucu en az 60 işçi hayatını kaybetti. Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre iki kurtulan, bugün çok sayıda kişinin hâlâ kayıp olduğunu ve enkaz altında hayatını kaybetmiş olabileceklerinden endişe edildiğini söyledi.

Kaza, dün eyaletteki en-Nuhud kenti yakınlarında bulunan ez-Zera altın madeninde meydana geldi. Bu sabah itibarıyla kurtarma ekiplerinin enkazdan 60 kişinin cansız bedenini çıkardığı bildirildi.