Hitler'in ‘Kavgam’ kitabı tekrar gündemde

İsrail’in iddialarına göre kitabın kopyaları Hamas üyeleri arasında yayılıyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu cumartesi günü düzenlenen basın toplantısında ‘Kavgam’ kitabının Arapça çevirisini gösterdi. (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu cumartesi günü düzenlenen basın toplantısında ‘Kavgam’ kitabının Arapça çevirisini gösterdi. (Reuters)
TT

Hitler'in ‘Kavgam’ kitabı tekrar gündemde

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu cumartesi günü düzenlenen basın toplantısında ‘Kavgam’ kitabının Arapça çevirisini gösterdi. (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu cumartesi günü düzenlenen basın toplantısında ‘Kavgam’ kitabının Arapça çevirisini gösterdi. (Reuters)

Nazi lideri Adolf Hitler'in ölümünden yaklaşık 80 yıl sonra İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ‘Holokost Günü’ anma etkinliklerinde Hitler'in ‘Kavgam’ kitabının Arapça bir nüshasını elinde tutarak göstermesi, Hitler’in yeniden gündeme gelmesine neden oldu.

Netanyahu cumartesi günü düzenlenen basın toplantısında Adolf Hitler'in ‘Kavgam’ kitabının Arapça çevirisini gösterdi. İsrail medyasına göre Netanyahu, İsrail askerlerinin bu kopyayı Nazi propagandası yapan diğer materyallerle birlikte Gazze'de Hamas tarafından yönetilen bir evde bulduğunu iddia etti. Netanyahu, bir video mesajında şunları söyledi:

 İsrail, Gazze'deki görevini tamamladığında, bu tür antisemitik içerikli eğitimler son bulacak. Eğer 'Hamas' teröristlerini, bu yeni Nazileri yok etmezsek, bir sonraki katliamın gerçekleşmesi sadece an meselesi olacak.

Hamas liderlerinden Hüsam Bedran, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun açıklamalarını ‘gülünç’ olarak nitelendirerek, İsrail Başbakanı'nı yalan söylemek ve kamuoyunu yanıltmakla suçladı. Bedran medyaya verdiği demeçte "Bu tür kitaplara ihtiyacımız olduğu yönünde bir izlenim yaratmaya çalışmak yanıltıcı. İşgal ve işgalin yol açtığı suçlar, Filistin direnişinin tek teşvik edici unsurudur” dedi.

Netanyahu tek değil

İsrail siyaset dünyasında ‘Kavgam’ kitabının ortaya çıkması yeni bir durum değil. İsrail Cumhurbaşkanı İzhak Herzog, geçtiğimiz yıl 12 Kasım'da bir video yayınlayarak, “Gazze'nin kuzeyinde bulunan bir üste, ‘Hamas üyesi olduğu belirtilen bir militanın cesedi üzerinden kitabın bir kopyasının çıktığını’ söylemişti.

İsrail Cumhurbaşkanı, Hamas Hareketi içinde bazı kişilerin Hitler'in antisemitizm ideolojisini benimsediklerini iddia ediyor.

Bu açıklama, Hamas hareketinin 7 Ekim'de Gazze Şeridi'ndeki İsrail yerleşim yerlerine düzenlediği saldırının ardından İsrail’in Gazze'de başlattığı savaşın tam ortasında gerçekleşti.

‘Kavgam’ kitabı

‘Kavgam’, Adolf Hitler tarafından yazılmış, otobiyografik unsurlarla Hitler'in Nazi teorilerinin detaylı bir açıklamasını birleştiren bir kitap. Kitap, Yahudileri ‘dünya üzerindeki mutlak kötülük ve ortadan kaldırılması gereken bir tehlike’ olarak nitelendiriyor. Kitabın ilk cildi 1925'te, ikinci cildi ise 1926'da yayımlandı. Hitler, ‘Kavgam’ın baskılarından büyük bir servet kazandı. Nazi Almanyası kitabın milyonlarca kopyasını satın alarak yeni evli çiftlere dağıttı. BBC'nin daha önce yayınladığı bir habere göre Almanya'da kitaptan 12 milyon adet satıldı.

‘Kavgam’ın editörü Bernhard Stempfle, Nazi rejiminin Almanya'da 30 Haziran 1934'ten 2 Temmuz 1934'e kadar gerçekleştirdiği ‘Uzun Bıçaklar Gecesi’ sırasında öldürülenler arasındaydı.

Trump ve Biden arasında ‘Kavgam’ kitabı

Geçtiğimiz yılsonunda, eski ABD Başkanı Donald Trump, göçmenlere yönelik sözleri nedeniyle ciddi eleştiriler aldı. Bazıları bu sözleri Nazi felsefesiyle karşılaştırdı. Bu eleştirilere karşılık Trump, "Hiçbir zaman Adolf Hitler'in 'Kavgam' kitabını okumadım" dedi.

2023 Kasım ayında, 2020 seçimlerinde Trump'ı mağlup eden ve 2024 seçimlerinde muhtemelen yeniden karşı karşıya gelecekleri düşünülen Joe Biden, Trump'ı Nazi lideri Adolf Hitler'in görüşlerini yinelemekle itham etti. Biden, Trump'ın siyasi rakiplerini ‘böcek’ olarak nitelendirmesini eleştirdi. Trump bu iddiayı reddetti ve “Asla 'Kavgam' kitabını okumadım" diye konuştu. Hitler'in bu dili ‘tamamen farklı bir bağlamda kullandığını’ söyledi.

Yeni baskı

Adolf Hitler'in ‘Kavgam’ kitabının fikri mülkiyet süresi 2016 yılında, sona erdi. Bu süre, Hitler'in İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda ölümünden 70 yıl sonra dolmuştu ve kitap Alman yetkililer tarafından yasaklanmıştı.

Hitler'in kitabının orijinal baskısı, bilimsel yorumlar ve detaylı açıklamalarla 8 Ocak 2017'de Berlin'de yayımlandı. Bu yeni baskı, uluslararası düzeyde medyada geniş çaplı tartışmalarına neden oldu.

vdsvs
Kavgam kitabı uluslararası arenada tartışmalara neden oldu. (AFP arşivinden)

‘Kavgam’ kitabının gözden geçirilmiş hali, beklenmedik bir satış başarısına ulaştı. Şarku’l Avsat’ın Münih’teki Çağdaş Tarih Enstitüsü Direktörü Andreas Wirsching'den edindiği bilgilere göre kitap 85 bin adet satıldı.

Şarku'l Avsat'ın DPA’dan aktardığı habere göre bu baskının temel amacı, kitabın fikri mülkiyet hakkının sona ermesinin ardından herhangi bir bilimsel açıklama ya da yorum eklemeden kitabı yeniden yayınlamak isteyenlerin önünü kesmekti.

2021 yılında Polonya'da, Adolf Hitler'in ‘Kavgam’ kitabının ilk resmi Polonyaca baskısı yayımlandı. AFP’Nin haberine göre bu baskının kullanımı sadece akademik amaçlar ile sınırlı kaldı.

AFP’ye göre Adolf Hitler'in Kavgam adlı kitabının ilk onaylı Lehçe kopyası, kullanımı yalnızca akademik amaçlarla sınırlı olacak şekilde 2021 yılında Polonya'da yayınlandı.



İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.