İsrail'in Gazze'de alıkoyduğu Filistinliler, İsrail askerlerinin uyguladığı işkenceyi anlattı

Serbest bırakılan Filistinli bir tutuklu (ortada) Refah'taki bir hastanede akrabalarıyla konuşuyor (DPA)
Serbest bırakılan Filistinli bir tutuklu (ortada) Refah'taki bir hastanede akrabalarıyla konuşuyor (DPA)
TT

İsrail'in Gazze'de alıkoyduğu Filistinliler, İsrail askerlerinin uyguladığı işkenceyi anlattı

Serbest bırakılan Filistinli bir tutuklu (ortada) Refah'taki bir hastanede akrabalarıyla konuşuyor (DPA)
Serbest bırakılan Filistinli bir tutuklu (ortada) Refah'taki bir hastanede akrabalarıyla konuşuyor (DPA)

İsrail güçlerinin, sakinlerini zorla aç ve susuz bıraktığı Gazze Şeridi'nde alıkoyduğu Filistinliler, şiddetli darp, işkence ve kötü muameleye maruz kaldıklarını söyledi.

İsrail ordusu, saldırılarıyla insani felakete yol açtığı Gazze'ye kara saldırılarını başlattığı 27 Ekim 2023'te alıkoyduğu 4'ü kadın 114 Filistinliyi serbest bıraktı.

Filistin Sınırlar Genel İdaresinden ismini açıklamak istemeyen bir kaynak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "İsrail ordusunun kara saldırıları sırasında alıkoyduğu 114 Filistinli, Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı'ndan Gazze Şeridi'ne ulaştı." dedi.

Sağlık durumlarının ağır olması nedeniyle serbest bırakılan 1'i kadın 10 Filistinli de Gazze'nin güneyindeki Refah kentinde yer alan Ebu Yusuf en-Neccar Hastanesine nakledildi.

Kaynak, bazılarının baş ve boyun bölgelerinde kan pıhtılarının oluştuğunu ve nefes almada zorluk çektiklerini aktardı.

Serbest bırakılan Filistinlilerin hastaneye getirilme esnasında ellerinde şişlik ve vücudunun çeşitli bölgelerinde yaraların bulunduğu görüldü.

"Hayatımızda bundan daha kötü günler ve şartlar görmedik"

İsrail'in alıkoyduğu Filistinlilerden 64 yaşındaki Muhammed Nablusi, "Beni evimde alıkoydular, tanka bindirip İsrail ordusunun konuşlandığı bir eve götürüldüm." dedi.

Han Yunus kentindeki el-Emel Mahallesi sakini Nablusi, "Ben ve 3 Filistinli daha vardı o evde, hiçbir sebep yokken ağır bir şekilde dövüldük." diye konuştu.

İsrail askerleri tarafından saatler sonra İsrail'in güneyindeki Askalan'da bir sorgu merkezine götürüldüğünü söyleyen Nablusi, burada istihbarat görevlileri tarafından sorgulandığını aktardı.

Nablusi, istihbaratçıların, kendisi ve oğlunun "7 Ekim 2023'te yerleşim yerlerinde ne yaptıklarını" sorduğunu belirterek, "Oğlum Gazze'de değil, 10 yıldır yurt dışında yaşıyor." cevabını verdiğini söyledi.

Verdiği yanıtı İsraillilerin beğenmediğini vurgulayan Nablusi, istihbaratçılar tarafından darbedildiğini kaydetti.

Nablusi, "Şiddetli bir şekilde darbedildim, göğüs kafesimde ve vücudumun çeşitli yerlerinde kırıklar meydana geldi. Hayatımızda bundan daha kötü günler ve şartlar görmedik." diye konuştu.

"Bize hayvan gibi davrandılar, bazen aynı yerde oturarak yer, içer, ihtiyaçlarımızı giderirdik"

İsrail ordusunun alıkoyduğu başka bir Filistinli 50 yaşındaki Ebu Humeys de İsrail askerlerinin kendisini, Gazze Şeridi'nin orta kesimlerindeki El-Bureyc Mülteci Kampı'nda sığındığı bir okulda alıkoyduğunu söyledi.

Tam ismini söylemek istemeyen Ebu Humeys, alıkonulduğu ilk günün gecesinde İsrail askerlerinin kendisini dondurucu soğukta geceyi iç çamaşırlarıyla geçirmeye zorladığını iletti.

Humeys, alıkonulduğu süreçte İsrail askerlerine "alıkonulmak ve bu kadar şiddetli darbedilerek işkence görmek için ne suç işlediklerini" sorduğunu kaydetti.

"Biz siviller olarak tutuklandık, ellerimiz başımızda ve silahsızdık. Niçin bize bu kadar işkence ettiler?" diye serzenişte bulunan Humeys, maruz kaldıkları sıkıntılara dikkati çekti.

Humeys, ne soru sorsalar İsrail askerlerinin "küfür, daha fazla dayak ve işkence" ile cevap verdiklerini ifade etti.

Ne kadar süre alıkonulduğunu söylemeyen Humeys, alıkonulduğu müddet boyunca yemek yerken ve tuvalet ihtiyacını giderirken bile gözlerinin bağlı olduğunu aktardı.

Humeys, İsrail güçlerinin alıkoyduğu Filistinlilere köpekleri saldırttığını belirterek, "Bize hayvan gibi davrandılar, bazen aynı yerde oturarak yer, içer, ihtiyaçlarımızı giderirdik." dedi.

İsrail güçleri, 27 Ekim 2023'te Gazze Şeridi'nin kuzeyinden başlayıp bölgeyi karadan işgale girişti.

Resmi kurumlar ve insan hakları kuruluşları, İsrail ordusunun Gazze'deki kara saldırılarında yüzlerce Filistinliyi alıkoyduğu ve bu kişilerin akıbeti, nerede tutulduğu hatta sayılarının tam olarak kaç olduğunun bilinmediğini belirtiyor.

İsrail'in Gazze'yi işgalinde 7 Ekim sonrası

Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, "Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme" gerekçesiyle İsrail'e 7 Ekim 2023'te kapsamlı saldırı düzenledi.

İsrail, 7 Ekim'deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.

İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda en az 11 bini çocuk, 8 bini kadın olmak üzere 27 bin 19 Filistinli öldürüldü, 66 bin 139 kişi yaralandı. Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'ne saldırılarının başladığı 7 Ekim'den bu yana 224’ü karadan işgal sürecinde olmak üzere 561 askerinin öldürüldüğünü duyurdu.

Çatışmalara 24 Kasım 2023'te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan "insani ara"da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.

İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te de 7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail güçleri ile yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 381 Filistinli hayatını kaybetti.

İsrail ordusu ile Hizbullah arasında 8 Ekim 2023'ten bu yana sınırda devam eden çatışmalarda 30 Lübnanlı sivil ve 176 Hizbullah mensubu ile 6 İsrailli sivil ve 10 İsrail askeri öldü.



Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
TT

Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin derinliklerindeki metal atölyelerine (tornalama tezgahlarına) yönelik baskınlarını yoğunlaştırdı; bu gelişmeyi, Hamas ve diğer Filistinli grupların Gazze Şeridi'nde silahlanmasını durdurma çabalarıyla ilişkilendiriyor. Bir haftadan kısa bir süre içinde, İsrail uçakları üç metal atölyesini hedef aldı. Atölyelerden ikisi Gazze Şehrinde, biri ise Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunuyordu.

İsrail ordusu, saldırılarının silah üretim tesislerini ve Hamas altyapısını hedef aldığını belirtti.

İsrail ordusunun sadece demirci atölyesini bombalamakla kalmayıp, bulunduğu binanın tamamını yıktığı ve sakinlerine tahliye emri verdiği, bu durumun Lübnan'da verilen tahliye emirlerini hatırlattığı kaydedildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail'in bu yeni hamleleri, Gazze Şeridi'nde yeni bir operasyonel planı işaret ediyor ve gelecekteki saldırıların sadece suikastları değil, Filistinli grupları silahsızlandırma bahanesiyle yapılacak operasyonları da içerebileceğini gösteriyor.

Altı gün önce onlarca Filistinlinin ölümüne yol açan İsrail'in tırmanışında, roket üretimi gibi askeri sanayilerde çalışan aktivistler hedef alınmıştı.


Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)
TT

Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)

Hizbullah'ın "Koordinasyon ve İrtibat Birimi" başkanı Vefik Safa istifasını sundu. Bu, partinin iki genel sekreterinin ve üst düzey askeri liderlerinin öldürüldüğü İsrail'in sert saldırılarının ardından yapısını yeniden kurmaya çalışan parti liderliği için bir ilk oldu.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre konuyla ilgili bilgili kaynaklar, Hizbullah liderliğinin bugün üst düzey güvenlik yetkilisi Vefik Safa'nın istifasını kabul ettiğini bildirdi.

Lübnan güvenlik kurumlarıyla irtibattan sorumlu olan Safa, Ekim 2014'te İsrail'in düzenlediği bir suikast girişiminden sağ kurtulmuştu.

Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)

İstifa, partinin Safa'nın yetkilerini azaltmasının ardından geldi. Bu durum, geçen yılın sonlarında başlayan ve bazı isimlerin görevden alınması ve yerlerine yeni isimlerin atanmasıyla sonuçlanan yapısal değişiklikle eş zamanlı olarak gerçekleşti.

Safa'nın halefinin kimliği konusunda çelişkili haberler ortaya çıktı, ancak kaynaklar partinin bazı gruplar için daha az kışkırtıcı ve devlet ve yabancı güçlerle ilişkilerinde farklı bir üslup benimseyecek bir isim aradığı konusunda hemfikirdi. Potansiyel halefler olarak adı geçen en öne çıkan isimler arasında Hüseyin Barada, Hüseyin Abdullah ve Muhammed Muhanna yer alıyordu.

Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)

Safa'nın son görünümü, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın suikastının yıldönümü olan 25 Eylül'de Raouche Kayası'nda, Başbakan Nevvaf Selam'a hakaretler yağdıran parti destekçilerinden bazılarıyla birlikte gerçekleşti.


Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
TT

Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)

Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının 10 gün önce başlamasının ardından İsrail’in taleplerinin başında ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ yer alıyor. Ancak bu talebin nasıl hayata geçirileceğine dair belirsizlik sürerken, Hamas’ın Filistin devleti kurulmadan silahlarını teslim etmeye sıcak bakmaması süreci çıkmaza sokuyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, bu düğümün arabulucuları son derece sınırlı seçeneklerle karşı karşıya bıraktığını belirtiyor. Buna göre, ya silahların tamamen tasfiyesi ya da dondurulması yönünde bir formül bulunması ve Hamas’ın buna ikna edilmesi ya da harekete baskı uygulanması gerekiyor. Uzmanlar, bu başlığın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başta olmak üzere İsrail iç siyasetinde seçim amaçlı bir baskı aracı olarak giderek daha fazla kullanılacağına dikkat çekiyor.

İsrailli muhalif lider Benny Gantz dün X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ çağrısında bulundu.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz ise çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Hamas silah bırakmayı kabul etmezse İsrail bu yapıyı tasfiye edecek” dedi. Netanyahu da salı günü ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile yaptığı görüşmenin ardından, ‘Gazze Şeridi’nin yeniden imarına yönelik herhangi bir adımdan önce Hamas’ın silahsızlandırılmasının vazgeçilmez bir şart olduğu’ konusunda ısrarcı olduğunu vurguladı.

Strateji uzmanı Tuğgeneral Semir Ragıb, arabulucuların seçeneklerinin sınırlı olduğunu ve önlerinde ya uzlaşı sağlamak ya da baskı uygulamak dışında bir yol kalmadığını ifade etti. Ragıb, silahsızlandırma talebinin İsrail, Washington, Avrupa Birliği (AB) ve bağışçı ülkeler tarafından defalarca dile getirildiğini ve artık savaşın durdurulması ile yeniden imarın önüne konulan temel engellerden biri haline geldiğini söyledi.

Ragıb’a göre Netanyahu ve benzer siyasi aktörler silahsızlandırma dosyasını seçimlerde kullanacak ve anlaşmayı her an sabote edebilecekler. Özellikle ikinci aşama çok sayıda mayın barındırıyor ve Netanyahu, özellikle çekilmeyle ilgili başlıklara yaklaşmak istemiyor.

 Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)

Askeri strateji uzmanı Tümgeneral Semir Ferec, mevcut seçeneklerin giderek daraldığını belirterek, silahların tamamen tasfiye edilmesinden ziyade dondurulması yönündeki bir seçeneğin daha olası olduğunu ifade etti. Ferec, Hamas’ın elindeki silahların füze ya da insansız hava aracı (İHA) niteliğinde olmadığını ve bu nedenle teslim edilebileceğini söyledi. ABD ve İsrail’in silah maddesinin uygulanmasında ısrarcı olduğunu kaydeden Ferec, bunun İsrail’in geri çekilmesiyle eş zamanlı gerçekleşmesi ve yeni bir savaşın önüne geçecek garantilerin sunulması gerektiğini vurguladı.

Öte yandan Reuters’a konuşan Hamas kaynakları, çarşamba günü yaptıkları açıklamada, hareketin silahsızlanma konusunu diğer Filistinli gruplarla görüşmeyi kabul ettiğini, ancak Washington ya da bölgesel arabulucuların kendilerine silahsızlandırmaya dair ayrıntılı ve somut bir teklif sunmadığını belirtti.

İsrail’in Kanal 13 televizyonu, geçtiğimiz ocak ayının sonunda, ABD’nin Hamas’a silahlarını çok uluslu bir güce teslim etmesi için birkaç haftalık süre tanıyan bir belge hazırladığını bildirmişti. Habere göre, bu sürede uyum sağlanmaması halinde İsrail’e ‘dilediği gibi hareket etme’ konusunda yeşil ışık yakılacak.

Ferec, Hamas’ın manevra alanının son derece sınırlı olduğuna dikkat çekerek, özellikle Mısır, Katar ve Türkiye başta olmak üzere arabulucularla hızlı bir uzlaşıya varması gerektiğini, zira İsrail’in şu aşamada en büyük engeli bu dosya üzerinden yarattığını ifade etti.

Ragıb ise Hamas’ın önünde, Trump planı ve silahsızlanma maddesini uygulamaktan başka bir seçenek bulunmadığını savundu. Ragıb, bu sürecin uzatılmaması ya da dolaylı yollardan aşılmaya çalışılmaması gerektiğini, ‘çünkü kaybedilen her günün ateşkes anlaşması için bir tehdit anlamına geldiğini’ dile getirdi.

Ragıb, Gazze’de polis güçlerinin önümüzdeki günler ya da haftalar içinde konuşlandırılacağını, istikrar gücünün de devreye girebileceğini belirterek, bu aşamadan sonra manevra alanının daha da daralacağına dikkat çekti.