Gazzeliler, İsrail'in Refah saldırısından korkuyor

Birleşmiş Milletler’e göre Refah umutsuzlukla dolu.

Filistinli çocuklar aileleriyle birlikte Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kampına yerleştirildi. (EPA)
Filistinli çocuklar aileleriyle birlikte Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kampına yerleştirildi. (EPA)
TT

Gazzeliler, İsrail'in Refah saldırısından korkuyor

Filistinli çocuklar aileleriyle birlikte Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kampına yerleştirildi. (EPA)
Filistinli çocuklar aileleriyle birlikte Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kampına yerleştirildi. (EPA)

İsrail güçleri cuma günü, Mısır sınırındaki sınır tellerinin önünde sayıları yüz binlere ulaşan yerinden edilmiş ve kaçacak yerleri kalmayan Gazzelilerin yeni bir saldırıdan korkuları sürerken, Gazze Şeridi'nin güney ucundaki son sığınağın dış mahallelerine yeni bir saldırı başlattı.

Reuters haberine göre 2,3 milyonluk Gazze’nin yarısından fazlası evsiz ve Refah'ta toplanmış durumdalar. İsrail güçlerinin geçen hafta Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah Mülteci Kampı’nın kuzeyinde yer alan ana şehir olan Han Yunus'u ele geçirmeye yönelik en büyük saldırılarından birini başlatmasının ardından on binlerce kişi geçtiğimiz birkaç gün içinde eşyalarıyla Mısır sınırına geldi.

Altı çocuk babası olan iş insanı, 55 yaşındaki İmad mobil sohbet uygulaması aracılığıyla şu açıklamada bulundu:

"Bu gerçekleşirse iki seçeneğimiz olacak: Ya kalıp öleceğiz ya da Mısır sınırındaki duvarına tırmanacağız. Gazze halkının çoğunluğu Refah'ta, bu da demek oluyor ki tanklar burayı işgal ederse savaş boyunca benzeri görülmemiş katliamlar yaşanacak."

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant perşembe günü geç saatlerde güçlerinin Han Yunus'un hemen kuzeyindeki Deyr el-Belah ile birlikte yaklaşık dört aydır devam eden saldırılarda henüz müdahale edilmeyen son bölgeler arasında yer alan Refah'a kaydırılacağını söyledi.

Fotoğraf Altı: Gazze'deki çatışmalardan kaçanlar Refah'ta toplanıyor. (AFP)
Gazze'deki çatışmalardan kaçanlar Refah'ta toplanıyor. (AFP)

Gallant, yaptığı açıklamada: "Han Yunus'ta görevimizi yerine getiriyoruz. Aynı zamanda Refah'a da ulaşarak bizi tehdit eden terör unsurlarını da yok edeceğiz " dedi.

Sınırdan geçen sınırlı gıda ve tıbbi yardımın Gazze'ye ulaştığı tek bölge olan Refah ve Han Yunus'a komşu bölgeler, geçici çadırlarla doldu. Rüzgârın çadırları devirmesi ya da çadırları yağmurda su içinde bırakarak bölgeyi çamur havuzlarına çevirmesi sefaleti artırdı.

Gazze'den yerinden edilen ve şu an Han Yunus'ta bir çadırda yaşayan beş çocuk annesi Ümmü Bedri telefonda şunları söyledi:

"Ne yapmalıyız? Öyle bir trajedi yaşıyoruz ki bir yandan savaş, diğer yandan açlık ve yağmurla mücadele ediyoruz. Her zaman kış mevsimini balkondan yağmurun yağmasını izlemek için beklerdik. Evimiz gitmişti, yağmur çadırı ıslatmıştı.”

Gazze'nin birçok yerinde telefon iletişimi olmadığından halk, Mısır mobil şebekelerinden sinyal alma ümidiyle sınır hattındaki kum tepelerine tırmanarak dikenli tellerin yanına çıkıyor. Maryam Avde, kendisinin halen hayatta olduğunu bildiren bir mesajı Han Yunus'taki ailesine göndermeye çalışıyor.

Fotoğraf Altı: Refah sahilinde kurulan geçici kampa sığınan Filistinli bir kız. (AFP)
Refah sahilinde kurulan geçici kampa sığınan Filistinli bir kız. (AFP)

Umutsuzluk artıyor

Birleşmiş Milletler, ‘kurtarma ekiplerinin artık Han Yunus savaş alanındaki hasta ve yaralılara ulaşamadığını ve savaşın Refah'a ulaşma ihtimalini düşünmenin imkânsız olduğunu’ belirtti.

Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi sözcüsü Jens Laerke cuma günü Cenevre'de düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:

"Han Yunus’taki çatışmaların artması sonucu geçtiğimiz birkaç gün içinde yerinden edilerek Refah’a sığınanların sayısındaki artıştan dolayı endişemi belirtmek isterim. Refah umutsuzlukla dolu bir düdüklü tencere ve biz sonrasında ne olacağından korkuyoruz.”

Hamas militanlarının 7 Ekim'de Gazze’de başlattığı savaş sonrası İsrail istatistiklerine göre 1.200 İsrailli öldü, 253 kişi de rehin alındı.

Fotoğraf Altı: Yerinden edilen Filistinliler, Refah'ta Mısır sınırı yakınındaki Mısır şebekeleri üzerinden internet hizmeti almaya çalışıyor. (Reuters)
 Yerinden edilen Filistinliler, Refah'ta Mısır sınırı yakınındaki Mısır şebekeleri üzerinden internet hizmeti almaya çalışıyor. (Reuters)

Gazze'deki sağlık yetkilileri, Gazze Şeridi'nin büyük bölümünü yok eden İsrail saldırıları sonucunda teyit edilen toplam ölü sayısının 112’sinin son 24 saatte olmak üzere 27 bin Filistinliyi aştığını ve binlerce cesedin enkaz altında kaldığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre arabulucular, Gazze Şeridi'ni yöneten Hamas'ın geçen hafta İsrail ve ABD istihbarat başkanlarıyla birlikte formüle edilen ve Mısır ile Katar tarafından iletilen, bölge sakinlerinin tankların Refah’a girmesinden önce çatışmaları durduracağına inandığı, savaşta ilk uzun süreli ateşkes önerisine yanıt vermesini bekliyor.

Arap medyasının Katarlı bir yetkiliden aktardığı haberine göre ateşkesin yakın olduğu sevinciyle Gazze'de perşembe günü kısa süreli silah sesleri duyuldu. Ancak Katar henüz bir anlaşmaya varılmadığını belirtti. Kasım ayı sonunda bir hafta süreli Hamas'ın 110 kadın, çocuk ve yabancı rehineyi serbest bıraktığı anlaşma şu ana kadar üzerinde anlaşılan tek ateşkes oldu. Şu an masada olan öneri, çatışmaların çok daha uzun bir süre durdurulması, yardımların Gazze Şeridi’ne ulaşması ve Gazze sakinlerinin evlerine dönmesine izin verilmesi ile ilgili. Filistinli bir yetkili, bunun yakalanan askerlerin serbest bırakıldığı ve ölü rehinelerin cesetlerinin teslim edildiği ve Hamas'ın geri kalan sivil rehineleri serbest bıraktığı 40 gün süren ilk aşamayı içerdiğini söyledi.

Ancak iki tarafın bundan sonra ne olacağına dair halen farklı bakış açıları var. İsrail, Gazze’den askerlerini çekmeden veya Filistinli tutukluları serbest bırakmadan önce Hamas'ın ortadan kaldırılması gerektiğini belirtirken Hamas ise İsrail geri çekilmeyi ve savaşı bitirmeyi kabul etmedikçe ateşkes imzalamayacağını vurguluyor.

Bölgesel gerilim

ABD'nin Suriye ve Irak'ta İran'la müttefik gruplara saldırı düzenleme ihtimali nedeniyle Ortadoğu bölgesi de gerginlik içinde. Geçen cumartesi günü Ürdün’de üç Amerikan askerinin bir insansız hava aracı saldırısında öldürülmesi gerginliğin daha da artmasına yol açtı. Washington, Gazze savaşının başlamasından bu yana İran müttefiki grupların bölgede artan şiddet dalgası sırasında ilk kez askerlerini öldürdüğü saldırıya yanıt verme hazırlığı yaptığını bildirdi.

İran'la daha kapsamlı bir savaşı başlatmadan sert bir tepki verilmesi yönünde baskı altında olan ABD Başkanı Joe Biden, söz konusu eyleme karşılık verileceğini açıkladı. ABD'li yetkililer birkaç gün içinde saldırıların gerçekleşeceğini söylerken Tahran yanıt da vereceğini duyurdu. Cumhurbaşkanı İbrahim Raisi televizyonda yaptığı konuşmada: "Herhangi bir savaş başlatmayacağız ama biri bize karşı aslanlık yapmak isterse güçlü bir karşılık alacaktır" dedi.

Suriye hükümetine danışmanlık yapan bazı üst düzey İran Devrim Muhafızları komutanları aralık ayından bu yana, İsrail'in Suriye'ye düzenlediği düşünülen hava saldırılarında öldürüldü. Yarı resmi İran medyası cuma günü, İsrail'in Şam'a düzenlediği başka bir saldırıda Devrim Muhafızları danışmanının öldürüldüğünü bildirdi. İsrail her zamanki gibi açıklama yapmazken resmi Suriye medyası, Suriye'nin İsrail'in fırlattığı füzeleri vurduğunu aktardı. Reuters perşembe günü, İsrail saldırıları nedeniyle İran’ın Suriye'deki Devrim Muhafızları’nın sayısını azalttığını bildirdi.

İran'la müttefik olan ve Washington'ın Ürdün'deki güçlerine yönelik saldırının sorumluluğuyla suçladığı Irak’taki Hizbullah Tugayları, Bağdat hükümetini zorda bırakmamak için ABD'ye karşı askerî harekâtı askıya alacağını ifade ederken Gazze savaşının başlangıcından bu yana ABD'nin hava saldırılarının da hedefi olan Irak el-Nüceba Hareketi cuma günü yaptığı açıklamada ABD’lilere saldırmaya devam edeceğini duyurdu.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.