Ateşkes müzakerelerinin uzaması Refah sınır kapısındaki baskıyı artırıyor

İsrail, Kerem Ebu Salim’in alternatif olarak kullanılmasını önerdi.

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah kapısı (AFP)
Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah kapısı (AFP)
TT

Ateşkes müzakerelerinin uzaması Refah sınır kapısındaki baskıyı artırıyor

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah kapısı (AFP)
Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah kapısı (AFP)

Gazze Şeridi’nde 7  Ekim’den bu yana süren savaşa dair sürdürülen ateşkes müzakerelerinin uzaması, Refah sınır kapısına gidiş (ve geliş) üzerindeki baskıyı arttırıyor. Buna ek olarak savaşın bitiminden sonraki döneme hazırlık çerçevesinde yapılan düzenlemelere ilişkin olarak Refah kapısı kritik önemini koruyor.

İsrail, zaman zaman sınır kapısının Filistin tarafının nasıl yönetileceği hakkında basına bilgi sızdırıyor. Son olarak İsrail medyası, Tel Aviv hükümetinin geçiş yerinin Mısır, Gazze Şeridi ve İsrail arasındaki sınır üçgenini temsil eden Kerem Ebu Salim bölgesine taşıma önerisini incelediğine ilişkin bir haber yayınladı.

Geçen cumartesi günü İsrail Yayın Kurumu Kanal 13, Aşırı sağcı Netahyahu hükümetinin Refah geçiş noktasının yerini Kerem Ebu Salim noktasına yakın olacak şekilde değiştirme arzusuna dikkati çekti. Aynı şekilde İsrail, 2005 yılında Philadelphia Koridoru’ndan tamamen çekilmeyi de kapsayacak şekilde, İsrail’in Gazze’den çekilmesi sonucunda terk ettiği sınır kapısı üzerindeki güvenlik kontrolünü yeniden ele alıyor.

Kanal, İsrail’in şu anda Mısır ile Refah sınır kapısını ticari taşımacılık için belirlenen Kerem Ebu Salim geçiş alanına aktarma olasılığını görüştüğünü, bu konunun İsrail ile Mısır arasında geçiş ve Philadelphia Koridoru konusunda bir çatışmayı önleyeceğine inandığını iddia etti. Öte yandan İsrail, şu anda Hamas hareketi tarafından kontrol edilen geçiş noktasında güvenlik denetimleri yapabilecek ve trafik üzerinde kontrol uygulayabilecek. Kanal 13, Mısırlıların bu öneriye henüz yanıt vermediğini, ancak ABD’nin bu fikirden heyecan duyduğunu belirtti.

Mısır’daki üst düzey bir güvenlik kaynağı, 1 Şubat’ta Al-Qahera News’e Philadelphia (Selahaddin) Koridoru’na ilişkin herhangi bir yeni güvenlik düzenlemesinin varlığını yalanlamıştı. Kaynak, İsrail ile Refah ve Philadelphia Koridoru konusunda anlaşmaya varılacağı ya da eksene herhangi bir yeni teknolojik araç yerleştirileceği yönünde dolaşan söylentileri de yalanladı. Kaynak ayrıca, Philadelphia ile ilgili herhangi bir yeni güvenlik düzenlemesinin var olmadığını ifade etti.

shnyj56
Mısır ile Gazze Şeridi’ni ayıran duvarın yakınında kuzey Gazze’den yerinden edilen Filistinliler (DPA)

Buna rağmen İsrailli yetkililer, Gazze Şeridi’nin sınırlarını kontrol altına almak ve Hamas’ın Refah kapısı üzerindeki kontrolünü sona erdirmek için neler yapılabileceğini konuşmayı bırakmıyor. Netanyahu, daha önce Gazze Şeridi’nde savaşın başlamasından bu yana birçok kez İsrail’in Refah kara kapısının bulunduğu Philadelphia Koridoru olarak da bilinen Selahaddin Koridoru’nu kontrol etmek istediğini açıklamıştı.

Philadelphia Koridoru Gazze ile Mısır arasındaki 14 kilometrelik sınır boyunca yer alıyor. Mısır ile İsrail arasında 1979’da imzalanan Camp David Anlaşması’na göre burası, tampon bölge olarak sınıflandırılıyor.

Can damarı

Gazze Şeridi’nde savaşın patlak vermesinden bu yana Refah kapısı, İsrail’in Gazze ile 6 numaralı geçiş noktasını kapatma kararı ve İsrailli yetkililerin ‘her türlü yardımın kararlı bir şekilde reddedileceğini’ duyurması ortasında, Gazze Şeridi’ne insani yardım girişi için bir ‘can damarı’ haline geldi.

Mısır, öncelikli olarak Mısır ve Filistin tarafları arasında bireylerin geçişi için donatılmış olan Refah sınır kapısını, yardımların iletilmesi, yaralıların çıkışı, insani yardım vakaları ve yabancıların Gazze Şeridi’nden çıkışı için tahsis etti.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, geçen ay Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah kapısının haftanın yedi günü 24 saat açık olduğunu, ancak İsrail’in yardımların girmesine izin vermek için aldığı önlemlerin süreci sekteye uğrattığını belirtti. Sisi, bunun, rehinelerin serbest bırakılması konusunda nasıl baskı uygulanacağının bir parçası olduğunu da dile getirdi.

Mısır Cumhurbaşkanı’nın açıklaması, İsrail savunma ekibinin Uluslararası Adalet Divanı karşısında ‘iddialar ve yalanlar’ savunmasına Mısır’ın verdiği yanıt bağlamında geldi. Ayrıca mahkemenin ikinci oturumunda, İsrail tarafından Refah kapısının Mısır tarafından Gazze Şeridi’ne insani ve yardım malzemesi girişini engellemekten Kahire’nin sorumlu olduğu iddia edildi.

Mısır Devlet Enformasyon Servisi (SIS) Başkanı Diaa Raşvan, İsrail’in iddialarının tutarsızlığının ve yalanlarının, tüm İsrailli yetkililerin Gazze’ye yönelik saldırının başlamasından bu yana kamuoyuna yapılan açıklamalarda onlarca kez ‘başta yakıt olmak üzere yardımların Gazze Şeridi’ne girişine’ izin vermeyeceği ifadelerinden açıkça anlaşıldığını söyledi. Raşvan’a göre çünkü bu, İsrail’in Gazze Şeridi’ne karşı yürüttüğü savaşın bir parçası.

Gazze Şeridi’ndeki askeri operasyonların artması ve Refah sınır bölgesine yaklaşmasıyla birlikte İsrail’in Refah kapısı da dahil olmak üzere sınır bölgesinin geleceğine ilişkin açıklamaları daha da sertleşti. Refah Sınır Kapısı, geçen Kasım ayında Gazze Şeridi’nde Mısır, Katar ve ABD’nin arabuluculuğuyla varılan tek ateşkes sırasında Gazze Şeridi’ndeki tutuklular için çıkış limanı olarak kullanıldı.

Yerel tüketim

Eski Mısır Dışişleri Bakanı ve Mısır Dışişleri Konseyi Başkanı Büyükelçi Muhammed el-Urabi, İsrail’in sızıntılarının ve Tel Aviv’deki hükümet yetkilileri tarafından zaman zaman yapılan açıklamaların ‘yerel tüketime yönelik açıklamalardan başka bir şey olmadığını’ söyledi. Urabi, konunun ‘İsrail’in tek başına alacağı bir kararla kontrol edilemeyecek kadar büyük’ olduğuna dikkat çekti.

Urabi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, sınır sorunlarına ilişkin düzenlemelerin ‘birkaç ülke arasındaki uluslararası anlaşmalara ve mutabakatlara tabi olduğunu’ ifade etti. Urabi, “Dolayısıyla İsrail’in bu gerçeği tek taraflı olarak değiştirme yönündeki söylemleri, tehlikeli ve kabul edilemezdir” dedi. Muhammed el-Urabi ayrıca, “İsrail, çok başlı bir devlete dönüştü. Hükümette, her biri fikir sunan bir grup lider var. Çıkarlarına ulaşmak için bunu talep ediyor” diyerek, bu durumu son derece tehlikeli olarak nitelendirdi.

Mısır’ın bu İsrail davalarına ilişkin tutumu hakkında ise eski Mısır Dışişleri Bakanı, Mısır’ın sorumlu bir ülke olduğuna ve dış politikasını yönetme ve ulusal güvenlik gerekliliklerini koruma konusunda net bir vizyona sahip olduğuna dikkat çekerken, “Bu, güvenliği baltalamaya yönelik her türlü girişime karşı koyabilecek kapasitededir” dedi.

Perşembe günü İsrail Savunma Bakanı Yoav Galant, Han Yunus’taki askeri operasyonlara katılan askerlerle yaptığı toplantıda, İsrail kuvvetlerinin Refah şehrine ‘oradaki Hamas eylemcilerini ortadan kaldırmak için’ geleceğini söyledi.

Refah, 4 aydır devam eden savaşta İsrail ordusunun saldırmadığı az sayıdaki bölgeden biri. İsrailli yetkililer, ‘Gazze Şeridi’nin her yerine silah kaçakçılığı yapmak için kullanılan tünellerin yok edilmesi gerektiğinden’ defalarca söz etti.

drfbr
Mısırlı bir yardım konvoyu, Gazze’ye yardım ulaştırdıktan sonra Refah Sınır Kapısı’ndan ayrılıyor (Mısır Kızılayı)

İsrail ‘i24news’ televizyonu, cuma günü yaptığı açıklamada, Gallant’ın tünelleri ortadan kaldırmak amacıyla Philadelphia Koridoru boyunca bir yer altı duvarının inşasını desteklediğini söyledi.

Fetih Hareketi Sözcüsü Abdulfettah Devle, geçen cumartesi günü yaptığı açıklamada, Refah’a karşı planlanan planın ‘son derece tehlikeli’ olduğunu söyledi. Devle, “İsrail, Refah kapısının yerini değiştirmeyi planlıyor ve bu, yakında Refah’ın hedef alınacağına ve yerinden etme planının devam edeceğine işaret ediyor” dedi.

Abdulfettah Devle, “İşgalin açıklanmayan hedefleri kamuoyunda görünenden daha tehlikelidir. Gazze Şeridi’ne yönelik devam eden saldırı, Gazze Şeridi’ni bölerek, Şerit boyunca bir tampon bölge oluşturarak ve Selahaddin (Philadelphia) Koridoru’nu kontrol ederek Gazze Şeridi’ni tamamen kontrol altına almayı amaçlıyor” ifadelerini kullandı.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk ise İsrail’in Refah’a yönelik olası askeri operasyona ilişkin açıklamalarının tehlikesi konusunda uyarıda bulundu. Türk, X üzerinde yaptığı açıklamada “Bu açıklamalar, daha önce İsrail ordusunun Refah’a gitmesi emri verilen 1,5 milyondan fazla Filistinlinin çok sayıda can kaybına ve daha fazla yerinden edilmesine ilişkin alarm veriyor” dedi.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.