İsrail’in askeri operasyonlarını Refah’a kadar genişletme planı Mısır’la yapılan barış anlaşmasını tehdit eder mi?

İsrail’in ez-Zavayda’ya düzenlediği saldırının ardından bir Filistinli, yaralı bir çocuğu tahliye ediyor (AP)
İsrail’in ez-Zavayda’ya düzenlediği saldırının ardından bir Filistinli, yaralı bir çocuğu tahliye ediyor (AP)
TT

İsrail’in askeri operasyonlarını Refah’a kadar genişletme planı Mısır’la yapılan barış anlaşmasını tehdit eder mi?

İsrail’in ez-Zavayda’ya düzenlediği saldırının ardından bir Filistinli, yaralı bir çocuğu tahliye ediyor (AP)
İsrail’in ez-Zavayda’ya düzenlediği saldırının ardından bir Filistinli, yaralı bir çocuğu tahliye ediyor (AP)

İsrail’in Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki sınır bölgesiyle ilgili tansiyonu yükseltecek açıklamaları devam ediyor. Bu durum, son dönemde Kahire ile Tel Aviv arasındaki ilişkilerde burayı bir ‘gerginlik odağı’ haline getirirken, bunun iki ülke arasındaki barış anlaşmasına dair etkisine ilişkin endişeleri artırıyor.

Mısır son zamanlarda sınır bölgesi, özellikle de Philadelphia Koridoru konusunda İsrail ile herhangi bir güvenlik koordinasyonu sağlamayı reddediyor. Ancak bu tavır, askeri operasyonları Refah’a kadar genişletmeyi amaçlayan İsrail planlarının akışını durdurmadı. Mısırlı resmi bir kaynak, bu durumu ‘Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetinin İsrail’de tansiyonu yatıştırmaya yönelik bir girişim’ olarak nitelendirdi.

Bu çerçevede İsrail merkezli Hayom gazetesi bir haberinde, “Tel Aviv, şehre olası bir saldırı öncesinde Refah sakinlerini Gazze’nin kuzeyine tahliye etmeyi düşünüyor” değerlendirmesinde bulundu. Gazeteye göre ismi açıklanmayan bir kaynak, “Bu adım önümüzdeki Mart ayından önce gerçekleşmeyecek. Mısır, geçtiğimiz günlerde İsrail’e, Filistinli mültecilerin Gazze’den Sina’ya geçmesinin Mısır ile İsrail arasındaki barış anlaşmasını tehlikeye atacağını ve Kahire’nin bunu kabul etmediğini belirten güçlü mesajlar gönderdi” dedi. Kaynak ayrıca, “Kahire, Tel Aviv’e, çatışmayı Refah’a kadar genişletmeyi ve Philadelphia Koridoru’nu ele geçirmeyi reddettiğini açıkça ifade etti” açıklamasında bulundu.

Axios haber sitesinin haberine göre, İsrailli bir yetkili ve konu hakkında bilgi sahibi bir kaynak, dün (7 Şubat Çarşamba) ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in, Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant’a, ABD yönetiminin askeri operasyonun Refah’a kadar genişletilmesi olasılığı konusunda çok kaygılı olduğunu bildirdi. Habere göre ABD, İsrail ordusunun sivil nüfusu güvenli bölgelere tahliye etmeden şehre yapacağı kara saldırısının çok sayıda can kaybına yol açabileceğinden endişe ediyor.

Ayrıca Başkan Joe Biden yönetiminin de böyle bir operasyonun on binlerce Filistinliyi Mısır’a kaçmaya iteceğinden korktuğuna dikkati çeken haberde, “Mısır hükümeti, Filistinlilerin yerlerinden edilmesinin İsrail ile ilişkilerinde bozulmaya yol açacağı konusunda defalarca uyardı” ifadelerine yer verildi.

Gallant ve diğer İsrailli yetkililer ise yakın zamanda “İsrail ordusu, şehirdeki Hamas tugaylarını ortadan kaldırmak için kara operasyonunu Refah’a kadar genişletecek” dedi.

FRBTN5Y6
Tubas şehri yakınlarındaki el-Fara mülteci kampına düzenlenen baskında İsrail ordusu araçları (AP)

Mısır Devlet Enformasyon Servisi (SIS) Başkanı Diaa Rashwan, Philadelphia Koridoru’nun yeniden işgal edilmesinin, Mısır- İsrail ilişkilerine yönelik ciddi bir tehdide yol açacağı konusunda uyardı. Rashwan, Filistinlilerin Gazze’den sürülmesiyle ilgili daha önce açıklananlara ek olarak bu durumu bir kırmızı çizgi olarak nitelendirdi. Diaa Rashwan ayrıca, “Mısır, toprakları ve sınırları üzerindeki çıkarlarını ve egemenliğini koruyabilmektedir. Bunları, bölgeyi bir çatışma ve istikrarsızlığa sürüklemeye çalışan bir grup aşırıcı İsrailli liderin eline rehin bırakmayacaktır” dedi.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, daha önce birçok kez ‘ülkesinin, Filistinlileri kendi toprakları içinde veya dışında yerinden etme planlarını kabul etmediğini’ açıklamış, bunu ‘Filistin meselesinin tasfiyesi’ olarak nitelendirmişti.

Mısırlı resmi bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Kahire, yetkililerin Philadelphia Koridoru’nun genişletilmesine ilişkin defalarca yaptığı açıklamalar nedeniyle Tel Aviv’e daha önce birden fazla suçlama ve sitem mektubu gönderdi. Sınır bölgesinde herhangi bir hareketi ve Filistinlileri kendi toprakları içinde veya dışında yerinden etmeye yönelik her türlü girişimi reddettiğini defalarca vurguladı” dedi. Kaynak ayrıca, “İç kriz içinde olan Tel Aviv, Mısır’la ilişkilerini riske atmayacaktır ve bu yönde atılacak her türlü adımın tehlikesinin farkındadır” şeklinde konuştu.

Geçen ay boyunca Philadelphia Koridoru, İsrail’in onu kontrol etmeye yönelik açıklamalarının odak noktasıydı ve Mısır’ın, 14 kilometre uzunluğundaki sınır ekseni boyunca herhangi bir İsrail varlığını reddeden sert tepkileriyle karşılaştı. Burası, Mısır ile İsrail arasında 1979’da imzalanan Camp David Anlaşması’na göre tampon bölge olarak sınıflandırılıyor.

SDFVEBRT
Bir İsrail askeri, İsrail ile Gazze sınırına yakın bir zırhlı personel taşıyıcıda oturuyor (Reuters)

İsrail, 2005 yılında dönemin İsrail Başbakanı Ariel Şaron’un İsrail güçlerinin Gazze Şeridi’ni tamamen terk etmesi ve yerleşim yerlerinin dağıtılması planı kapsamında bu bölgeden çekildi. Aynı yıl İsrail, Mısır’la Camp David Anlaşması’na ek olarak Philadelphia Anlaşması’nı imzaladı.

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail İşleri Uzmanı Said Akaşa, “İsrail, büyük bir çıkmazda” dedi. Akaşa, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Tel Aviv, Mısır’la yapılan barış anlaşmasını tarihinin en önemli anlaşması olarak görüyor ve bu anlaşmayı korumak istiyor” diyerek, “Anlaşma, iki ülkenin çıkarlarını karşılamayı ve onlara zarar vermemeyi amaçlıyor. Bu da taraflarından herhangi birine zarar verilmesinin varlığını tehdit etmesi anlamına geliyor” şeklinde konuştu.

“İsrail’in, Refah’a veya Philadelphia Koridoru’na kuvvet gönderme planları, barış anlaşmasını olumsuz etkileyecek ve onu dondurma tehdidi oluşturacaktır” diyen Akaşa, “Bu adım, Tel Aviv ile Washington arasında çatışmaya yol açacaktır. Çünkü ABD anlaşmanın garantörüdür ve anlaşmanın hükümlerinin ihlal edilmesi, ABD’nin yükümlülüklerini koruyamayan bir ülke olduğunu gösterir” ifadelerini kullandı.

İsrail İşleri Uzmanı, “Netanyahu, askeri ve güvenlik liderlerinin Refah’a girmeden ve tünelleri yıkmadan Hamas hareketinin ortadan kaldırılamayacağı vizyonu ile bu yönde herhangi bir adımın korkunç maliyetinin farkında olması arasında zor bir durumda. Refah’a yönelik saldırı planlarının hayata geçirilmesi konusunda ihtimalin sıfır olduğunu söylemek mümkün değil. Ancak yüksek maliyeti ve barış anlaşmasına, Mısır ve ABD ile ilişkilere yönelik tehlikesi nedeniyle bunun uygulanma şansı zayıf. Barış anlaşmasını dondurmak, onu iptal etmek anlamına gelmiyor, ama Mısır’a Sina’da daha fazla özgür alan verecek” dedi.

FBRGTNY

İsrail merkezli Kanal 13, Netanyahu hükümetinin Refah Sınır Kapısı’nın yerini Kerem Ebu Salim kapısına yakın olacak şekilde değiştirme arzusundan bahsetti. Ayrıca bu durumu, Tel Aviv’e, Gazze Şeridi’nden çekilmesiyle paralel olarak, 2005 yılında geri çekildiği sınır kapısı üzerinde güvenlik kontrolü sağladığını belirtti. Al-Qahere News kanalının bildirdiğine göre bu haber, geçtiğimiz Pazartesi günü Mısırlı resmi bir kaynak tarafından yalanlandı. Kaynak, Mısır, ABD ve İsrail arasında, Kerem Ebu Salim kapısının alternatif geçiş noktası haline getirilmesi için Refah Sınır Kapısı’nın sınır üçgenine devredilmesi yönünde herhangi bir görüşme yapıldığı iddialarını yalanladı.

Kanal 13, “Refah sınır kapısını taşıma planı, İsrail ile Mısır arasında sınır kapısı ve Philadelphia Koridoru konusunda bir anlaşmazlığı önlemeyi, aynı zamanda İsrail’in güvenlik denetimleri yapmasına ve sınır kapısından gelen trafiği kontrol etmesine olanak sağlamayı amaçlıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) ise geçtiğimiz Salı günü yaptığı açıklamada, “İsrail’in Gazze’deki kara operasyonunu Gazze Şeridi’nin güneyindeki kalabalık Refah şehrini de kapsayacak şekilde genişletme yönündeki herhangi bir hamlesi, ne pahasına olursa olsun önlenmesi gereken savaş suçlarına yol açabilir” ifadelerini kullandı.

OCHA Sözcüsü Jens Laerke, Cenevre’de gazetecilere yaptığı açıklamada “Uluslararası insancıl hukuka göre yoğun nüfuslu bölgelerin ayrım gözetmeksizin bombalanması savaş suçu anlamına gelebilir” dedi. Laerke, “Açık konuşmak gerekirse, bu durumda Refah’ta yoğunlaşan çatışmalar büyük çapta sivil can kaybına neden olabilir. Bunu önlemek için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız” şeklinde konuştu. Gazze Şeridi’nin yaklaşık 2,2 milyonluk nüfusunun yaklaşık 1,4 milyonu, şu anda Refah’ta bulunuyor.



Mısır'ın Somali'deki askeri varlığı İsrail'in endişelerini artırıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır'ın Somali'deki askeri varlığı İsrail'in endişelerini artırıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

İsrail basını, İsrail’in Mısır ordusunun Somali ve Afrika Boynuzu'ndaki hareketlerinden duyduğu endişeyi dile getirirken, Mısırlı eski askeri yetkililer, Mısır'ın Somali'deki askeri varlığını ‘meşru ve uluslararası hukuk ve uluslararası sözleşmelere uygun’ olarak değerlendirdi ve bunun bölgede güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yardımcı olmayı amaçladığını belirttiler.

İsrail gazetesi Yisrael Hayom, Mısır'ın ordusuna Somali üzerinden İsrail'e yanıt vermesini emrettiğini ve bu konuda onu destekleyen Arap ülkeleri olduğunu yazdı. Gazete, “Afrika Boynuzu'nda güç mücadelesi alevleniyor: Mısır, İsrail'in 'Somaliland'ı tanımasına yanıt veriyor” başlıklı haberinde, bu tanımaya karşı çıkan Kahire'nin, İsrail'in hamlesine yanıt olarak Somali'deki güçlerini yeniden konuşlandırdığını kaydetti. Gazeteye göre buraya yaklaşık 10 bin Mısırlı askerin konuşlandırıldığı tahmin ediliyor.

Ancak, Mısır ordusunun eski kimyasal savaş şefi Tümgeneral Muhammed eş-Şehavi, Mısır askerlerinin ‘dünyanın en büyük sekizinci barış gücü olduğunu ve Somali'deki Mısır güçlerinin Afrika Birliği (AfB) barış güçlerinin komutası altında olduğunu, Somali'de barışı korumak için çalıştıklarını’ söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Şehavi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mısır, Somali'nin stratejik konumu nedeniyle birçok ülke tarafından, özellikle de İsrail tarafından arzulandığının farkında. İsrail, Somali'nin güvenliğini istikrarsızlaştırmak ve Etiyopya'nın Kızıldeniz'e ulaşma ve bir deniz gücü kurma planı gibi belirli planları kabul etmeye zorlamak amacıyla Somaliland bölgesini Somali'den ayrılmak isteyen bir devlet olarak tanıdı. Ayrıca Etiyopya, İsrail'in desteğiyle Sudan'da istikrarın yeniden sağlanmasını engellemek ve çatışmanın devamını sağlamak gibi başka faaliyetlerde de bulunuyor.”

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, İsrail'in ayrılıkçı bölgeyi tanıması ve Kızıldeniz'de bir yer edinme çabaları sonrasında Somali ve Kızıldeniz'in güvenliği konusunda defalarca uyardı.

AfB'nin Somali'deki barış gücü misyonunda Mısır askerleri de yer alıyor (AFP)AfB'nin Somali'deki barış gücü misyonunda Mısır askerleri de yer alıyor (AFP)

İsrail, geçtiğimiz aralık ayında Aden Körfezi ve Kızıldeniz'in güneyine bakan Somaliland bölgesinin bağımsızlığını tanıdı. Etiyopya, bu bölgenin bağımsızlığını tanımak karşılığında bir deniz ve askeri liman elde etmek istiyordu.

Mısırlı ulusal güvenlik uzmanı Tümgeneral Muhammed Abdulvahid, Mısır askerlerinin Somali'deki rolünün Afrika Birliği ve barış gücü çatısı altında güvenlik ve istikrarı sağlamak olduğunu vurgulayarak “Bu nedenle Mısır güçlerinin varlığı, Afrika Birliği ve Somali Devleti'nin talebi üzerine meşrudur. Somali Devleti'nin cumhurbaşkanı kısa süre önce Mısır'ı ziyaret ederek bunu tüm dünyaya teyit etmiştir” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Tümgeneral Abdulvahid, şunları söyledi:

“Bu bakımdan, İsrail'in Somaliland'ı bir devlet olarak tanıyarak ve Somali devletini bölmeye çalışarak yasadışı bir hamleye başvurup uluslararası hukuku hiçe saydığı halde, diğer tarafların Mısır'ın meşru varlığından endişe duyduklarını iddia etmeleri anlaşılabilir değil. Etiyopya'nın Somali'ye yönelik tacizleri ve kendi topraklarında bir Etiyopya deniz üssü kurulmasını kabul etmesi için yaptığı baskı, Addis Ababa tarafından gerçekleştirilen ve İsrail tarafından desteklenen, Sudan'daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) milis, teçhizat ve silah sağlamak gibi Afrika Boynuzu bölgesinde genel olarak gerçekleştirilen diğer şüpheli hamleler, İsrail'in bölgeyi istikrarsızlaştırmaya yönelik hamleleri bağlamında değerlendirilmeli.”

Tümgeneral Abdulvahid, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mısır ve AfB, bu gelişmelerin farkındadır ve bu nedenle Mısır'ın buradaki askeri varlığı, tüm bu tehditlere karşı koymak ve uluslararası yasal yükümlülükler ve uluslararası meşruiyet çerçevesinde hareket etmek için.”

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi pazar günü, Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ile Mısır ziyareti sırasında düzenledikleri ortak basın toplantısında, Somali'deki barış gücü misyonuna, ülkenin güvenliğini, istikrarını ve toprak bütünlüğünü destekleme taahhüdünün bir parçası olarak asker göndermeye devam edeceğini açıkladı. Sisi ve Mahmud, ikili bir toplantı düzenledikten sonra, her iki ülkenin heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda, Mısır'ın Somali'nin birliği ve toprak bütünlüğünü destekleyen tutumunu vurgulayan Sisi, ülkenin egemenliğini zedeleyecek veya istikrarını tehdit edecek her türlü önlemi reddetti.

Sisi, düzenlenen ortak asın toplantısında, ‘devletlerin güvenliğini ve egemenliğini tehlikeye atabilecek adımlara’ karşı uyarıda bulunarak, bunları ‘Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nın ihlali’ olarak nitelendirdi. Mısır, 2024 yılının aralık ayı sonlarında, Somali'deki AfB barış gücü misyonuna asker göndereceğini duyurmuştu. Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, bu kararın ‘Somali hükümetinin talebi ve AfB Barış ve Güvenlik Konseyi'nin (AUSSOM) onayıyla’ alındığını söyledi. AUSSOM, 2024 yılı sonlarında sona eren terörle mücadele misyonunun yerini aldı.


Lavrov: Grönland askeri bölgeye dönüştürülürse Rusya "karşı önlemler" alacaktır

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov (Reuters)
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov (Reuters)
TT

Lavrov: Grönland askeri bölgeye dönüştürülürse Rusya "karşı önlemler" alacaktır

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov (Reuters)
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov (Reuters)

Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov bugün yaptığı açıklamada, Batı'nın Grönland'daki askeri varlığını güçlendirmesi halinde, Moskova'nın askeri önlemler de dahil olmak üzere “karşı önlemler” alacağını söyledi.

Lavrov, Rus parlamentosunda yaptığı konuşmada, “Grönland'ın militarize edilmesi ve Rusya'ya karşı askeri kapasite oluşturulması durumunda, askeri ve teknik önlemler de dahil olmak üzere uygun karşı önlemleri alacağız” dedi.

Nuuk'taki bir binaya Grönland bayrakları asıldı (AFP)Nuuk'taki bir binaya Grönland bayrakları asıldı (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl ikinci dönemine başladığından beri, güvenlik nedenleriyle Washington'un Kuzey Kutup Dairesi'nde bulunan mineral zengini stratejik adayı kontrol etmesi gerektiğini vurguladı.

Trump, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile ABD'nin etkisini artırmak için bir “çerçeve” anlaşması yaptığını açıkladıktan sonra, geçen ay Grönland'ı ele geçirme tehdidinden vazgeçti.


Microsoft, Suudi Arabistan’da Azure bulut bölgesini 2026 sonunda faaliyete alacağını duyurdu

2026 yılının dördüncü çeyreğinde Suudi Arabistan’da Azure bölgesinin kullanıma sunulması, geliştirme aşamasından fiili uygulamaya geçişi temsil ediyor. (Microsoft)
2026 yılının dördüncü çeyreğinde Suudi Arabistan’da Azure bölgesinin kullanıma sunulması, geliştirme aşamasından fiili uygulamaya geçişi temsil ediyor. (Microsoft)
TT

Microsoft, Suudi Arabistan’da Azure bulut bölgesini 2026 sonunda faaliyete alacağını duyurdu

2026 yılının dördüncü çeyreğinde Suudi Arabistan’da Azure bölgesinin kullanıma sunulması, geliştirme aşamasından fiili uygulamaya geçişi temsil ediyor. (Microsoft)
2026 yılının dördüncü çeyreğinde Suudi Arabistan’da Azure bölgesinin kullanıma sunulması, geliştirme aşamasından fiili uygulamaya geçişi temsil ediyor. (Microsoft)

Microsoft, Suudi Arabistan’daki Azure veri merkezi bölgesinin, 2026’nın dördüncü çeyreğinden itibaren müşterilere bulut bilişim yüklerini çalıştırma imkânı sunacağını açıkladı. Bu adım, ülkenin hızla ilerleyen dijital dönüşüm sürecinde önemli bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor.

Yeni bölge, kamu ve özel sektördeki kuruluşların uygulamalarını, bulut hizmetlerini ve yapay zekâ çözümlerini yerel olarak çalıştırmalarına olanak tanıyacak. Bölge, verilerin yerel olarak tutulması, düzenleyici uyumluluk gereksinimlerinin güçlendirilmesi, güvenlik seviyelerinin artırılması ve dijital uygulamalar ile hizmetlerin yanıt sürelerinin kısaltılması gibi avantajlar sunacak. Azure bölgesi, her biri enerji, soğutma ve ağ altyapısı bakımından bağımsız üç erişilebilirlik alanına sahip olacak. Bu yapı, yüksek güvenilirlik ve iş sürekliliğini desteklemeyi hedefliyor.

İnşaat aşamasından işletmeye kadar

Microsoft’un duyurusu, yıllarca süren hazırlık ve koordinasyon sürecinin ardından Suudi Arabistan’daki Azure veri merkezi bölgesinin inşaat ve hazırlık aşamasından geniş çaplı operasyonel kullanıma geçişini simgeliyor. Şirket daha önce, Ortadoğu’daki dijital ekonomiyi desteklemeye yönelik bölgesel yatırımları kapsamında Suudi Arabistan’da yerel bir bulut bölgesi oluşturma planlarını açıklamıştı.

Bu adım, Suudi Arabistan’ın dijital altyapıyı güçlendirme stratejisinin bir parçası olarak, Vizyon 2030 hedefleri doğrultusunda, dijital dönüşüm ve bilgi temelli ekonomi önceliklerini destekliyor. Yeni bulut bölgesinin, enerji, sağlık, kamu hizmetleri ve finans gibi kritik sektörlerde bulut bilişim ve yapay zekâ uygulamalarının güvenli bir yerel ortamda benimsenmesini hızlandırması bekleniyor.

scdfrgt
Yeni bulut bölgesi, yerel veri depolama imkânı sağlayacak; güvenliği, mevzuata uygunluğu ve tepki süresini iyileştirecek. (Reuters)

Konuyla ilgili açıklama yapan Suudi Arabistan İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanı Mühendis Abdullah es-Savaha, yerel bulut bölgesinin, ülkede ileri düzey bir dijital altyapı oluşturulduğunu, yenilikçiliği desteklediğini ve rekabetçiliği artırdığını gösterdiğini belirtti. Bakan, bu adımın ileri teknolojiye dayalı bir ekonomiye geçişi destekleyen temel bir unsur olduğunu vurguladı.

Microsoft Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Şirket Başkanı Brad Smith ise Suudi Arabistan’daki bulut altyapısına yapılan yatırımın, şirketin ülkedeki dijital dönüşümü uzun vadeli olarak destekleme taahhüdünü yansıttığını ifade etti. Smith, yerel veri egemenliği ve yönetim gereksinimlerine uygun bulut hizmetleri sunmanın önemine dikkat çekti.

Suudi Arabistan bulut bölgesi, dünya genelinde onlarca bölgeden oluşan Azure ağına eklenerek, ülkedeki kurumların küresel ölçekte entegre bir bulut ekosistemine erişimini sağlıyor. Ayrıca gerektiğinde verilerin yerel olarak işlenip depolanmasına imkân tanıyor.

Yerel inovasyonu hızlandırmak

Suudi Arabistan’daki yeni bulut bölgesinin, hem start-up’lar hem de büyük şirketler için yeniliği hızlandırması bekleniyor. Bölge, kuruluşların yapay zekâ tabanlı uygulamalar, veri analitiği ve ileri dijital hizmetler geliştirmesine güvenilir bir ortamda olanak tanıyacak. Bu gelişme, yerel bulut kapasitesinin, düzenleyici gereklilikleri karşılamak ve iş esnekliğini artırmak açısından giderek artan önemini de ortaya koyuyor.

xsdfrgt
Bu adım, dijital dönüşümün olgun bir aşamasına işaret ediyor ve Suudi Arabistan’ın bölgesel dijital merkez olarak konumunu güçlendirmenin yolunu açıyor. (Shutterstock)

Duyuru teknik açıdan önemli bir adım olmasının yanı sıra, dijital dönüşüm sürecinde olgunluk aşamasına geçildiğinin göstergesi olarak da değerlendiriliyor. Artık yatırımlar, yalnızca altyapı oluşturmaya odaklanmak yerine, dijital hizmetlerin geniş çaplı kullanımı için müşterilere güç sağlama yönüne kayıyor. 2026 sonunda beklenen operasyonel açılışla birlikte, Suudi Arabistan bulut kapasitesini genişleterek bölgesel bir dijital merkez olma hedefini destekleyecek.

Konuyla ilgili açıklama yapan Microsoft Arabistan Başkanı Turki Badhris, Suudi Arabistan’daki bölgenin 2026 dördüncü çeyreğinden itibaren bulut iş yüklerini çalıştırmaya hazır olmasının, kurumlara dijital yolculuklarını ve yapay zekâ odaklı planlamalarını daha net ve güvenle yürütme imkânı sunduğunu belirtti. Badhris, Microsoft’un hükümet kurumları, şirketler ve iş ortaklarıyla yakın iş birliği içinde çalışarak veri güncellemeleri, yönetişim güçlendirme ve yetenek geliştirme gibi adımlarla müşterilerin deneyimden operasyonel çalışmaya güvenle geçiş yapmalarını desteklediğini ifade etti. Badhris, bu başarının, şirketin Suudi Arabistan’daki kamu ve özel sektörde sürdürülebilir ve ölçeklenebilir bir dijital etki yaratma taahhüdünü yansıttığını vurguladı.

Geniş stratejik ortaklık

Microsoft’un Suudi Arabistan’daki bulut bölgesi duyurusu, şirketin ülkenin dijital dönüşümünde stratejik bir ortak olarak rolünü de güçlendiriyor. Suudi Arabistan, yapay zekâ uygulamalarını güvenli, sorumlu ve geniş ölçekte hayata geçirmek için kurumları erken aşamada hazırlamayı hedefleyerek, küresel ölçekte bu alanda öncü bir konum elde etmeyi amaçlıyor.

Bu çerçevede Suudi şirketler, yapay zekâ deneylerini gerçek üretim ortamına taşıyarak yerel bulut altyapısının sağladığı güvenilir ortamdan yararlanmaya başladı.

Enerji ve su alanında faaliyet gösteren ACWA Power, operasyonlarını geliştirmek için Azure AI hizmetleri ve Microsoft Intelligent Data Platform’u kullanıyor. Şirket, özellikle sürdürülebilirlik ve kaynak verimliliğine odaklanarak ileri analizler, öngörücü bakım ve yapay zekâ destekli optimizasyon uygulamalarıyla su işleme süreçlerini iyileştiriyor; bu sayede günlük olarak on binlerce yüzme havuzuna eşdeğer su tasarrufu sağlanıyor. Ayrıca yapay zekâ teknolojilerinin uygulanması, enerji ve su hizmetlerinde neredeyse kesintisiz operasyon seviyelerinin korunmasına katkıda bulunuyor. Şirket, şimdi yapay zekâ üretkenliği alanında kullanım senaryolarını genişleterek sözleşme analizi ve teklif hazırlama gibi süreçlerde Microsoft 365 Copilot’u daha kapsamlı bir şekilde devreye almaya hazırlanıyor.

ty
Yerel bulut altyapısı, enerji, sağlık ve kamu hizmetleri gibi hayati sektörleri destekliyor. (Getty Images)

Qiddiya Investment Company, Microsoft 365 Copilot kullanımını yaygınlaştırarak ekiplerin e-posta özetleme, içerik üretme, veri analizi ve panolarla doğal dil üzerinden etkileşim kurmasını sağlıyor. Outlook, Word, Excel, PowerPoint ve Power BI uygulamaları üzerinden gerçekleştirilen bu süreçler, Qiddiya’nın yüzlerce varlık ve yükleniciyi izleyerek fatura durumu, inşaat aşamaları, riskler ve gecikmeler hakkında anlık bilgi almasını mümkün kılıyor. Proje verilerinde terabaytlarca bilgiyi saniyeler içinde sorgulayabilme kapasitesi, 700’den fazla yüklenici ve on binlerce çalışan içeren ekosistemde karar alma süreçlerini hızlandırıyor. Şirket, erken aşama denemelerden geniş çaplı yaygınlaştırmaya geçerken, eğitim programları ve standartlaştırma adımlarıyla araçların günlük iş akışına entegrasyonunu güçlendiriyor ve projenin kapsamını genişletmeye devam ediyor.