İsrail’in askeri operasyonlarını Refah’a kadar genişletme planı Mısır’la yapılan barış anlaşmasını tehdit eder mi?

İsrail’in ez-Zavayda’ya düzenlediği saldırının ardından bir Filistinli, yaralı bir çocuğu tahliye ediyor (AP)
İsrail’in ez-Zavayda’ya düzenlediği saldırının ardından bir Filistinli, yaralı bir çocuğu tahliye ediyor (AP)
TT

İsrail’in askeri operasyonlarını Refah’a kadar genişletme planı Mısır’la yapılan barış anlaşmasını tehdit eder mi?

İsrail’in ez-Zavayda’ya düzenlediği saldırının ardından bir Filistinli, yaralı bir çocuğu tahliye ediyor (AP)
İsrail’in ez-Zavayda’ya düzenlediği saldırının ardından bir Filistinli, yaralı bir çocuğu tahliye ediyor (AP)

İsrail’in Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki sınır bölgesiyle ilgili tansiyonu yükseltecek açıklamaları devam ediyor. Bu durum, son dönemde Kahire ile Tel Aviv arasındaki ilişkilerde burayı bir ‘gerginlik odağı’ haline getirirken, bunun iki ülke arasındaki barış anlaşmasına dair etkisine ilişkin endişeleri artırıyor.

Mısır son zamanlarda sınır bölgesi, özellikle de Philadelphia Koridoru konusunda İsrail ile herhangi bir güvenlik koordinasyonu sağlamayı reddediyor. Ancak bu tavır, askeri operasyonları Refah’a kadar genişletmeyi amaçlayan İsrail planlarının akışını durdurmadı. Mısırlı resmi bir kaynak, bu durumu ‘Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetinin İsrail’de tansiyonu yatıştırmaya yönelik bir girişim’ olarak nitelendirdi.

Bu çerçevede İsrail merkezli Hayom gazetesi bir haberinde, “Tel Aviv, şehre olası bir saldırı öncesinde Refah sakinlerini Gazze’nin kuzeyine tahliye etmeyi düşünüyor” değerlendirmesinde bulundu. Gazeteye göre ismi açıklanmayan bir kaynak, “Bu adım önümüzdeki Mart ayından önce gerçekleşmeyecek. Mısır, geçtiğimiz günlerde İsrail’e, Filistinli mültecilerin Gazze’den Sina’ya geçmesinin Mısır ile İsrail arasındaki barış anlaşmasını tehlikeye atacağını ve Kahire’nin bunu kabul etmediğini belirten güçlü mesajlar gönderdi” dedi. Kaynak ayrıca, “Kahire, Tel Aviv’e, çatışmayı Refah’a kadar genişletmeyi ve Philadelphia Koridoru’nu ele geçirmeyi reddettiğini açıkça ifade etti” açıklamasında bulundu.

Axios haber sitesinin haberine göre, İsrailli bir yetkili ve konu hakkında bilgi sahibi bir kaynak, dün (7 Şubat Çarşamba) ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in, Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant’a, ABD yönetiminin askeri operasyonun Refah’a kadar genişletilmesi olasılığı konusunda çok kaygılı olduğunu bildirdi. Habere göre ABD, İsrail ordusunun sivil nüfusu güvenli bölgelere tahliye etmeden şehre yapacağı kara saldırısının çok sayıda can kaybına yol açabileceğinden endişe ediyor.

Ayrıca Başkan Joe Biden yönetiminin de böyle bir operasyonun on binlerce Filistinliyi Mısır’a kaçmaya iteceğinden korktuğuna dikkati çeken haberde, “Mısır hükümeti, Filistinlilerin yerlerinden edilmesinin İsrail ile ilişkilerinde bozulmaya yol açacağı konusunda defalarca uyardı” ifadelerine yer verildi.

Gallant ve diğer İsrailli yetkililer ise yakın zamanda “İsrail ordusu, şehirdeki Hamas tugaylarını ortadan kaldırmak için kara operasyonunu Refah’a kadar genişletecek” dedi.

FRBTN5Y6
Tubas şehri yakınlarındaki el-Fara mülteci kampına düzenlenen baskında İsrail ordusu araçları (AP)

Mısır Devlet Enformasyon Servisi (SIS) Başkanı Diaa Rashwan, Philadelphia Koridoru’nun yeniden işgal edilmesinin, Mısır- İsrail ilişkilerine yönelik ciddi bir tehdide yol açacağı konusunda uyardı. Rashwan, Filistinlilerin Gazze’den sürülmesiyle ilgili daha önce açıklananlara ek olarak bu durumu bir kırmızı çizgi olarak nitelendirdi. Diaa Rashwan ayrıca, “Mısır, toprakları ve sınırları üzerindeki çıkarlarını ve egemenliğini koruyabilmektedir. Bunları, bölgeyi bir çatışma ve istikrarsızlığa sürüklemeye çalışan bir grup aşırıcı İsrailli liderin eline rehin bırakmayacaktır” dedi.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, daha önce birçok kez ‘ülkesinin, Filistinlileri kendi toprakları içinde veya dışında yerinden etme planlarını kabul etmediğini’ açıklamış, bunu ‘Filistin meselesinin tasfiyesi’ olarak nitelendirmişti.

Mısırlı resmi bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Kahire, yetkililerin Philadelphia Koridoru’nun genişletilmesine ilişkin defalarca yaptığı açıklamalar nedeniyle Tel Aviv’e daha önce birden fazla suçlama ve sitem mektubu gönderdi. Sınır bölgesinde herhangi bir hareketi ve Filistinlileri kendi toprakları içinde veya dışında yerinden etmeye yönelik her türlü girişimi reddettiğini defalarca vurguladı” dedi. Kaynak ayrıca, “İç kriz içinde olan Tel Aviv, Mısır’la ilişkilerini riske atmayacaktır ve bu yönde atılacak her türlü adımın tehlikesinin farkındadır” şeklinde konuştu.

Geçen ay boyunca Philadelphia Koridoru, İsrail’in onu kontrol etmeye yönelik açıklamalarının odak noktasıydı ve Mısır’ın, 14 kilometre uzunluğundaki sınır ekseni boyunca herhangi bir İsrail varlığını reddeden sert tepkileriyle karşılaştı. Burası, Mısır ile İsrail arasında 1979’da imzalanan Camp David Anlaşması’na göre tampon bölge olarak sınıflandırılıyor.

SDFVEBRT
Bir İsrail askeri, İsrail ile Gazze sınırına yakın bir zırhlı personel taşıyıcıda oturuyor (Reuters)

İsrail, 2005 yılında dönemin İsrail Başbakanı Ariel Şaron’un İsrail güçlerinin Gazze Şeridi’ni tamamen terk etmesi ve yerleşim yerlerinin dağıtılması planı kapsamında bu bölgeden çekildi. Aynı yıl İsrail, Mısır’la Camp David Anlaşması’na ek olarak Philadelphia Anlaşması’nı imzaladı.

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail İşleri Uzmanı Said Akaşa, “İsrail, büyük bir çıkmazda” dedi. Akaşa, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Tel Aviv, Mısır’la yapılan barış anlaşmasını tarihinin en önemli anlaşması olarak görüyor ve bu anlaşmayı korumak istiyor” diyerek, “Anlaşma, iki ülkenin çıkarlarını karşılamayı ve onlara zarar vermemeyi amaçlıyor. Bu da taraflarından herhangi birine zarar verilmesinin varlığını tehdit etmesi anlamına geliyor” şeklinde konuştu.

“İsrail’in, Refah’a veya Philadelphia Koridoru’na kuvvet gönderme planları, barış anlaşmasını olumsuz etkileyecek ve onu dondurma tehdidi oluşturacaktır” diyen Akaşa, “Bu adım, Tel Aviv ile Washington arasında çatışmaya yol açacaktır. Çünkü ABD anlaşmanın garantörüdür ve anlaşmanın hükümlerinin ihlal edilmesi, ABD’nin yükümlülüklerini koruyamayan bir ülke olduğunu gösterir” ifadelerini kullandı.

İsrail İşleri Uzmanı, “Netanyahu, askeri ve güvenlik liderlerinin Refah’a girmeden ve tünelleri yıkmadan Hamas hareketinin ortadan kaldırılamayacağı vizyonu ile bu yönde herhangi bir adımın korkunç maliyetinin farkında olması arasında zor bir durumda. Refah’a yönelik saldırı planlarının hayata geçirilmesi konusunda ihtimalin sıfır olduğunu söylemek mümkün değil. Ancak yüksek maliyeti ve barış anlaşmasına, Mısır ve ABD ile ilişkilere yönelik tehlikesi nedeniyle bunun uygulanma şansı zayıf. Barış anlaşmasını dondurmak, onu iptal etmek anlamına gelmiyor, ama Mısır’a Sina’da daha fazla özgür alan verecek” dedi.

FBRGTNY

İsrail merkezli Kanal 13, Netanyahu hükümetinin Refah Sınır Kapısı’nın yerini Kerem Ebu Salim kapısına yakın olacak şekilde değiştirme arzusundan bahsetti. Ayrıca bu durumu, Tel Aviv’e, Gazze Şeridi’nden çekilmesiyle paralel olarak, 2005 yılında geri çekildiği sınır kapısı üzerinde güvenlik kontrolü sağladığını belirtti. Al-Qahere News kanalının bildirdiğine göre bu haber, geçtiğimiz Pazartesi günü Mısırlı resmi bir kaynak tarafından yalanlandı. Kaynak, Mısır, ABD ve İsrail arasında, Kerem Ebu Salim kapısının alternatif geçiş noktası haline getirilmesi için Refah Sınır Kapısı’nın sınır üçgenine devredilmesi yönünde herhangi bir görüşme yapıldığı iddialarını yalanladı.

Kanal 13, “Refah sınır kapısını taşıma planı, İsrail ile Mısır arasında sınır kapısı ve Philadelphia Koridoru konusunda bir anlaşmazlığı önlemeyi, aynı zamanda İsrail’in güvenlik denetimleri yapmasına ve sınır kapısından gelen trafiği kontrol etmesine olanak sağlamayı amaçlıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) ise geçtiğimiz Salı günü yaptığı açıklamada, “İsrail’in Gazze’deki kara operasyonunu Gazze Şeridi’nin güneyindeki kalabalık Refah şehrini de kapsayacak şekilde genişletme yönündeki herhangi bir hamlesi, ne pahasına olursa olsun önlenmesi gereken savaş suçlarına yol açabilir” ifadelerini kullandı.

OCHA Sözcüsü Jens Laerke, Cenevre’de gazetecilere yaptığı açıklamada “Uluslararası insancıl hukuka göre yoğun nüfuslu bölgelerin ayrım gözetmeksizin bombalanması savaş suçu anlamına gelebilir” dedi. Laerke, “Açık konuşmak gerekirse, bu durumda Refah’ta yoğunlaşan çatışmalar büyük çapta sivil can kaybına neden olabilir. Bunu önlemek için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız” şeklinde konuştu. Gazze Şeridi’nin yaklaşık 2,2 milyonluk nüfusunun yaklaşık 1,4 milyonu, şu anda Refah’ta bulunuyor.



İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
TT

İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ile Riyad arasındaki ilişkilerin bugün benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında olduğunu belirterek, iki ülkenin tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasite geliştirmeye dayalı gerçek ortaklıklar inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Crosetto, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel bir unsur haline geldiğini ifade etti. İki ülkenin, bölgesel gerilimin tırmanmasını önlemek amacıyla ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşması için birlikte çalıştığını kaydetti.

Crosetto, Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı’na (WDS 2026) katılımı kapsamında yaptığı değerlendirmede, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamını ‘son derece cazip’ olarak nitelendirdi. Crosetto, söz konusu etkinliğin, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki giderek artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar ile yeni teknolojilerin ele alınmasına olanak sağlayan bir platform sunduğunu ifade etti.

Stratejik güç

Crosetto, Suudi Arabistan ile İtalya arasındaki ilişkilerin son derece iyi olduğunu ve ‘benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında’ bulunduğunu söyledi. Crosetto, “Liderlerimiz arasındaki siyasi anlayış, savunma alanında askerî ve sanayi boyutlarını kapsayan, somut ve kurumsal iş birliğine dönüşen bir güven çerçevesi oluşturdu. Ülkelerimiz; güvenilir ortaklıklar, verilen sözlere bağlılık, diplomasinin önemi ve uluslararası hukuka saygı gibi temel ilkeleri paylaşıyor. Bu da iş birliğimizi istikrarlı, öngörülebilir ve uzun vadeye yönelik kılıyor” ifadelerini kullandı.

Silahlı kuvvetler arasında diyalog

Crosetto, iki ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki diyaloğun sürdüğünü belirterek, bu kapsamda operasyonel tecrübe, askerî doktrinler, stratejik analizler ve bölgesel senaryo değerlendirmelerinin karşılıklı olarak paylaşıldığını söyledi. Crosetto, söz konusu temasların ‘birlikte çalışabilirliği ve karşılıklı anlayışı artırdığını’ ifade etti.

Crosetto, Kızıldeniz ile Arap Körfezi’nin birbirleriyle yakından bağlantılı iki stratejik bölge olduğunu belirterek, bu bölgelerin güvenliğinin İtalya ve Suudi Arabistan için ortak bir çıkar teşkil ettiğini kaydetti. Bu çerçevede Roma ile Riyad arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel öneme sahip olduğunu vurgulayan Crosetto, Lübnan, Gazze Şeridi ve Suriye’de siyasi çözümlerin desteklenmesine özel önem verildiğini, ayrıca ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşmasının bölgesel gerilimin önlenmesi açısından kritik olduğunu dile getirdi.

vfgb
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ocak 2025'te El-Ula’daki kış çadırında İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi ağırladı. (SPA)

Bu siyasi taahhüdün pratik bir boyutunun da bulunduğunu belirten Crosetto, İtalya’nın tıbbi tahliyeler ve insani yardım sevkiyatları yoluyla Filistinli sivillere sağlık hizmeti sunan en aktif Batılı ülkeler arasında yer aldığını söyledi. Crosetto, bunun askerî imkânların istikrarı destekleyici hedefler doğrultusunda kullanılmasına somut bir örnek teşkil ettiğini ifade etti.

Veliaht Prens – Meloni görüşmesi

Crosetto, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile gerçekleştirdiği görüşmenin, ikili ilişkilere güçlü bir ivme kazandırdığını söyledi. Crosetto, askerî alanda iş birliğinin eğitim, lojistik, askerî doktrin, teknolojik inovasyon, deniz güvenliği ve kritik altyapıların korunması gibi alanlarda güçlendiğini belirterek, siber alan, uzay ve gelişmiş sistemler başta olmak üzere yeni ortaya çıkan alanlara yönelik ilginin de giderek arttığını ifade etti.

Crosetto, sanayi alanında ise iki ülkenin geleneksel müşteri-tedarikçi ilişkisi anlayışını aştığını belirterek, tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasitenin güçlendirilmesine dayalı gerçek ortaklıklar kurmayı hedeflediklerini söyledi.

Suudi Arabistan, İtalya’nın enerji güvenliği için önemli bir ortak

Crosetto, İtalyan şirketleri ile Suudi muadilleri arasındaki savunma kapasitesi, teknoloji transferi, havacılık ve gemi inşa projelerindeki iş birliğinin, Suudi Arabistan’ın sanayi, teknoloji ve insan sermayesini güçlendirmeyi hedefleyen Vizyon 2030 planıyla tamamen uyumlu olduğunu vurguladı.

Crosetto, “İtalyan şirketlerinin katkıları yalnızca platform sağlamakla sınırlı değil; aynı zamanda uzmanlık, eğitim ve mühendislik desteğini de kapsıyor. Bu yaklaşım, savunma sektörünün ötesine geçerek altyapı, teknoloji ve turizm alanlarını da kapsıyor. NEOM gibi büyük projeler, ekonomilerimiz arasındaki entegrasyonu gözler önüne seriyor” ifadelerini kullandı.

İş birliğinin enerji ve enerji dönüşümü sektörlerini de içerdiğini belirten Crosetto, Suudi Arabistan’ın İtalya’nın enerji güvenliği açısından kilit bir ortak olduğunu söyledi. Crosetto, hidrojen ve yenilenebilir enerji alanındaki iş birliğinin büyüdüğünü, ayrıca stratejik ve kritik hammaddelere yönelik Suudi yatırımlarının sanayi ve teknoloji alanındaki iş birliğinde önemli gelişmelere yol açabileceğini kaydetti.

Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamı cazip

Crosetto, İtalya ve Suudi Arabistan savunma bakanlıklarının iş birliğiyle Riyad’da düzenlenen Suudi Arabistan-İtalya Yatırım Forumu’nun iki taraf arasındaki iş birliğini güçlendirme açısından çok güçlü bir mesaj verdiğini belirtti. Crosetto, forumun küçük ve orta ölçekli şirketler ile büyük grupları bir araya getirerek somut ve pratik bağlantılar kurulmasını sağladığını söyledi.

Crosetto, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamının yüksek cazibeye sahip olduğunu vurgulayarak, ülkenin büyük kamu yatırımları, avantajlı vergi sistemi, malzeme ve ekipman teşvikleri ile çifte vergilendirmeyi önleyen anlaşmalarla stratejik bir sanayi ortağı olduğunu ifade etti.

sdbfrb
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Ekim 2024'te Roma'da İtalyan sanayi şirketleriyle yaptığı toplantıda (SPA)

Ticaretin yalnızca savunma sektörüyle sınırlı olmadığını belirten Crosetto, makineler, moda, tasarım ve ilaç sanayi gibi alanlarda da İtalyan ürünlerine yüksek talep olduğunu aktardı. Crosetto, ikili anlaşmaların değeri 10 milyar euroyu aştığını ve bunların Leonardo ile Fincantieri gibi büyük şirketleri kapsadığını kaydetti.

Prens Halid bin Selman’ın ziyareti

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Suudi mevkidaşı Prens Halid bin Selman’ın Roma ziyareti ile iki ülke arasındaki diyaloğun güçlendiğini belirtti. Crosetto, görüşmelerin uzaydan denizciliğe, havacılıktan helikopter projelerine kadar çeşitli sektörleri kapsadığını ve esas olarak askerî iş birliği, eğitim ve ortak stratejik analizlerin paylaşılmasına odaklandığını söyledi.

Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı

Crosetto, Suudi Arabistan’ın üçüncü kez düzenlediği Dünya Savunma Fuarı’nın, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar, yeni teknolojiler ile iş birliği modellerinin tartışılabileceği bir platform sunduğunu belirtti.

Crosetto, “Yatırım açısından büyük potansiyele sahip bir ülkenin, sürekli büyüyen bir sektörde dünyanın en iyi şirketleriyle doğrudan diyaloğa imkân veren uluslararası bir etkinliğe ev sahipliği yapmasının önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

tryjyuj
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto (İtalya Savunma Bakanlığı)

Crosetto sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Bu bağlamda, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliği modelinin, diyalog, karşılıklı güven ve uzun vadeli vizyona dayalı olarak stratejik çıkarların, inovasyonun ve sorumluluğun birlikte nasıl sağlanabileceğine örnek teşkil ettiğine inanıyorum. Bu ilke doğrultusunda, mevcutun ötesine geçen, bölgesel istikrara katkı sağlayan ve hem iki ülkeye hem de uluslararası topluma somut fırsatlar sunan bir ortaklığı güçlendirmek için birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.”


Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
TT

Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)

Kuveyt’te terörle mücadele ve kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesi ile ilgili Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Yedinci Bölümü Kapsamındaki Kararların Uygulanması Komitesi, sekiz Lübnan hastanesini terör listesine ekledi.

Şarku’l Avsat’ın Kuveyt basınından aktardığına göre, Dışişleri Bakanlığı’na bağlı komite, söz konusu hastaneleri terörle bağlantılı kuruluşlar listesine dahil etti.

Komite, kendi inisiyatifiyle veya yabancı yetkili bir makam ya da yerel bir talep doğrultusunda, makul gerekçelerle terör eylemi gerçekleştirdiği, gerçekleştirmeye çalıştığı veya bu eylemleri kolaylaştırdığı şüphesi olan kişileri veya kurumları listeye alabiliyor.

Listeye eklenen hastaneler şunlar: Nebatiye’deki eş-Şeyh Ragıb Harb el-Camii Hastanesi, Bint Cubeyl’deki Salah Gandur Hastanesi, Baalbek’teki el-Emel Hastanesi, Hadath’taki Saint George Hastanesi, Baalbek’teki Daru’l Hikme Hastanesi, Hermel’deki el-Betul Hastanesi, Khalde’deki eş-Şifa Hastanesi ve Beyrut Havalimanı yolu üzerindeki er-Resulü’l Azam Hastanesi.

Komite, listeye ekleme kararının uygulanmasını, kendi yürütme yönetmeliğinin 21, 22 ve 23. maddelerine uygun olarak istedi.

Madde 21’e göre, herkesin söz konusu kişilere ait tüm mal ve ekonomik kaynakları, doğrudan veya dolaylı olarak, tamamen veya kısmen, gecikmeksizin ve önceden bildirim yapmaksızın dondurması gerekiyor.

Madde 23 ise Kuveyt sınırları içinde veya yurt dışında herhangi bir Kuveyt vatandaşının, listeye alınan kişi veya kuruluşlara para, ekonomik kaynak veya finansal hizmet sağlamasını yasaklıyor. Bu yasak, doğrudan veya dolaylı, kısmen veya tamamen sağlanan hizmetleri ve listeye alınan kişi tarafından kontrol edilen ya da yönlendirilen varlıkları kapsıyor. Ancak dondurulan hesaplara faiz eklenmesi bu yasak kapsamına girmiyor.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.