Suudi Arabistan’ın son açıklaması, ‘İsrail ile normalleşmenin’ seçim amaçlı kullanılmasını önledi

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı’nın açıklaması, ABD Dışişleri Bakanı’nın son Riyad ziyaretinde Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile görüşmesinin ardından yapıldı (SPA)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı’nın açıklaması, ABD Dışişleri Bakanı’nın son Riyad ziyaretinde Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile görüşmesinin ardından yapıldı (SPA)
TT

Suudi Arabistan’ın son açıklaması, ‘İsrail ile normalleşmenin’ seçim amaçlı kullanılmasını önledi

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı’nın açıklaması, ABD Dışişleri Bakanı’nın son Riyad ziyaretinde Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile görüşmesinin ardından yapıldı (SPA)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı’nın açıklaması, ABD Dışişleri Bakanı’nın son Riyad ziyaretinde Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile görüşmesinin ardından yapıldı (SPA)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı’nın, bölgeye barışın getirilmesinin temel şartı olarak, 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olacak bir Filistin devleti kurulmasının önemine ilişkin Çarşamba günü yaptığı açıklama, Riyad’ın tutarlı ve sabit tarihi konumuna ilişkin her türlü iddianın önünü tıkadı.

Açıklamada, masadaki tek siyasi girişim olan ve normalleşme karşılığında 1967 sınırlarında bir Filistin devletinin tanınmasını içeren Arap Barış Girişimi’nin altı çizildi.

Bakanlığın söz konusu açıklamasında şu ifadelere yer verildi;

Suudi Arabistan, 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin devleti tanınmadığı, İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırılarının durdurulmadığı ve İsrail işgal güçlerinin Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmediği sürece İsrail’le hiçbir diplomatik ilişkinin kurulmayacağına dair sabit tutumunu ABD yönetimine iletti.

Gazze’de 7 Ekim’deki kanlı olayların patlak vermesinden tam 4 ay sonra, tüm görüşmelerde İsrail’in Gazze Şeridi ve Filistin topraklarına karşı yürüttüğü savaşla ilgili birçok konu ele alındı.

İsrail askeri operasyonunun geleceği, savaşın sona ermesinden sonra Gazze’deki hükümetin akıbeti, İsrailli rehineler ve Filistinli tutuklulara odaklanıldı.

Suudi Arabistan ile İsrail arasındaki barış konusunu da içeren Suudi Arabistan-ABD müzakereleri, olayların ilk gününden itibaren bu konuları içerdi.

İddiaların kesilmesi

Pek çok web sitesi ve sosyal medya hesabında, söz konusu görüşmelere ilişkin çoğu resmi ABD veya İsrail kaynaklarından gelen sızıntılara yer verildi.

Bunlardan en sonuncusu, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby tarafından ifade edildi.

Kirby yaptığı açıklamada, Riyad ve Tel Aviv’in normalleşme görüşmelerine devam etmek istediğine dair ‘olumlu geri bildirimler’ aldıklarını savunmuştu.

dfvebtn45
Medyada yer alan sızıntılar, Suudi Arabistan’ın acil ateşkes sağlama çabalarıyla aynı zamana denk geldi (SPA)

Gazze’ye yönelik saldırılar devam ederken, ABD ve İsrail medyasında, Suudi Arabistan’ın ‘İsrail ile ilişkileri normalleştirme fikrine açık olduğu’ konusunda kamuoyunu yanıltmaya çalışan sızıntılar son zamanlarda arttı.

Benzer olaylar karşısında sakin ve kararlı olmaya alışkın olan Riyad açısından bu pek de şaşırtıcı bir gelişme olmasa da, medyada yer alan sızıntıların Suudi Arabistan’ın acil ateşkes sağlama çabalarıyla aynı zamana denk gelmesi dikkatlerden kaçmadı.

Hem ABD’deki başkanlık seçimi, hem de İsrail’deki savaşla bağlantılı iç durumlar göz önüne alındığında, bu sızıntıların Suudi Arabistan’ın çabalarını etkileme amacı taşıdığı düşünüldü.

Suudi Arabistan’ın özellikle Filistin meselesindeki çabalarından bahsettiği bu açıklamayla Washington ve Tel Aviv’in öne sürdüğü tüm iddialar yalanlandı.

Veliaht Prens teyit etti

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdulaziz, ABD merkezli Fox News kanalına Eylül ayında verdiği televizyon röportajında​, Filistin meselesinin, İsrail ile normalleşme açısından önemli olduğunu bir kez daha vurguladı.

Veliaht Prens, Suudi Arabistan’ın ‘Filistinlilerin daha iyi bir hayata kavuşmasıyla’ ilgilendiğini ve Filistinlilerin acılarını hafifletmek için ABD Başkanı Joe Biden yönetimiyle müzakerelere devam ettiğini de sözlerine ekledi.

Son olaylar, Suudi Arabistan’ın 20’den fazla resmi açıklamayla ‘İsrail’in sürekli provokasyonları’ sonucunda ‘durumun patlayacağı’ yönündeki uyarılarını öne çıkardı.

7 Ekim olaylarından 24 saat önce bile, Şarku’l Avsat’ta yer alan Riyad’ın açıklamasında, siviller için gerekli korumanın sağlanmasını talep edilirken, uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) işgalin sona erdirilmesi yönünde üzerine düşen sorumlulukları yerine getirme çağrısında bulunuldu.

Veliaht Prens’in 7 Ekim’den bu yana gerçekleştirdiği tüm üst düzey temaslar ve Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın dünya çapındaki mevkidaşlarıyla 100’den fazla görüşmesiyle oynadığı aktif role ek olarak, tarihte ilk kez düzenlenen Arap Birliği-İslam İşbirliği Teşkilatı ortak zirvesinde alınan kararlar ve Riyad’ın ev sahipliği yaptığı toplantılar bu tutumu pekiştirdi.

Karar almada egemenlik

Siyasi gözlemcilere göre, Suudi hükümetinin 1967 sınırlarında bağımsız bir Filistin devleti kurulmasının gerektiğine vurgu yapması, Suudi Arabistan’ın kararının egemenliğini teyit etmek ve hiçbir ülkeye bağlı olmamak anlamına geldiği çok açık.

Bu, Suudi Arabistan’ın tarihi açıklamasında yer alan en önemli doğrudan mesajlardan biriydi.

cdewvrbt
Açıklamada Suudi Arabistan’ın kararının egemenliği teyit edildi (AFP)

Şarku’l Avsat’a konuşan siyasi analist Nidal es-Saba, “Suudi Arabistan’ın şu anda oynadığı siyasi rol, bölgeyi tedirgin eden büyük krizlerin olduğu bir dönemde, ülkenin önemini açıkça gösteriyor” dedi.

Saba konuya ilişkin görüşlerine şu ifadelerle devam etti;

Riyad’ın Gazze’deki güncel olaylardaki rolü, özellikle krizin ilk gününden itibaren Batı’nın İsrail’e benzersiz desteği ve Arap ülkelerinin Filistinlilerle dayanışmasında görülen uluslararası kutuplaşma ışığında, şu ana kadar diğer büyük ülkelerle uluslararası dengenin kurulmasına katkıda bulundu. Suudi Arabistan’ın çabaları, Gazze Şeridi’nde bir insani felaketin önlenmesini amaçlıyor. Özellikle Suudi Arabistan’ın prensipte Filistin meselesine ilişkin tutumuna bağlı kalan ve bunu masada bir kart olarak kullanmayan neredeyse tek ülke olması nedeniyle, Riyad’ın bunu başaracağına inanılabilir.

Durumu etkileyen faktörler

Dışişleri Bakanlığı’nın, öncelikle Filistin sorununun çözülmesi ve bağımsız bir Filistin devleti kurulmasının gerekliliğine ilişkin açıklamasında ifade edilen Suudi tutumu, zaman ve koşullar açısından mükemmel bir tarihsel duruş olarak kabul ediliyor.

Şarku’l Avsat’a görüş bildiren Suudi Arabistan-ABD ilişkileri uzmanı Ahmed El İbrahim, bu durumu etkileyen birçok faktör olduğuna dikkat çekti.

swevrbt
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Gazze Şeridi’nde savaşın başlamasından bu katıldığı çok sayıdaki toplantılardan birinde (AFP)

İbrahim, Suudi Arabistan’ın Filistin davasını ve halkını desteklemede kilit bir aktör olduğunun altını çizerek, “Tarihsel olarak Suudi Arabistan, İsrail’in Filistin topraklarına yönelik güvenlik ve askeri anlamda eylemlerini reddetti” dedi.

Riyad’ın Arap Barış Girişimi aracılığıyla yürüttüğü barış projesine ek dikkat çeken İbrahim, “Bundan sonra bölgede barışa yönelik gerçek bir proje ortaya çıkmadı” diye ekledi.

Çağrıdan hızlandırma talebine

Olayların başından itibaren Riyad, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) daimi üyelerine görev ve sorumluluklarını yerine getirmeleri yönünde çağrı yaptı.

Suudi Arabistan’ın son açıklamasında da, uluslararası topluma, özellikle de henüz Filistin devletini tanımayan BMGK daimi üyelerine bir kez daha çağrıda bulunarak, Filistin halkının meşru haklarına ulaşabilmesi ve herkes için kapsamlı ve adil bir barışa ulaşabilmesi için, 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan Filistin devletinin ‘hızla tanınmasının’ önemi vurgulandı.

Bu da, Suudi Arabistan’ın son 70 yılda aldığı cesur tarihi kararların büyüklüğünü gösteriyor.

Aynı zamanda ülkenin Arap hakları konusunda sağlam ve kararlı duruşunu, 1948’de İsrail’e karşı savaş çabalarına verdiği desteği, ordusunun 1948 Arap-İsrail Savaşı’na katılmasını, üçlü saldırıyı püskürtmesini ve petrolü kesmesi gibi önemli ve tarihi kararlarını hatırlatıyor.



Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Prens William ile birlikte Diriyye turuna çıktı

TT

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Prens William ile birlikte Diriyye turuna çıktı

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Prens William ile birlikte Diriyye turuna çıktı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz, pazartesi akşamı Birleşik Krallık Veliaht Prensi William’ı kabul ederek onu, “Suudi devletinin doğduğu yer ve Birinci Suudi Devleti’nin başkenti” olarak anılan Diriyye’de gezdirdi.

Ziyaret kapsamında, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan tarihî Tureyf semtindeki Nejdî mimari incelendi. Galler Prensi, Birinci Suudi Devleti’nin imam ve emirlerine ait sarayları gezdi; dönemin yönetim merkezi olan tarihî Salva Sarayı önünde hatıra fotoğrafı çektirildi. Tur ayrıca Diriyye Projesinin ana planına ilişkin bir sunumu da içerdi.

sdvfg
Prens Muhammed bin Selman ile Prens William, tarihî Tureyf semtindeki Salva Sarayı önünde (SPA)

Galler Prensi William, pazartesi akşamı Riyad’a ulaşarak Suudi Arabistan’a ilk resmî ziyaretini başlattı. Ziyaretin, iki ülke arasında 80 yılı aşkın süredir devam eden ve çeşitli alanları kapsayan ikili ilişkilerin güçlendirilmesini hedeflediği belirtildi.

Prens William’ı Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman bin Abdülaziz, Suudi Arabistan’ın Londra Büyükelçisi Prens Abdullah bin Halid bin Sultan bin Abdülaziz, Birleşik Krallık’ın Riyad Büyükelçisi Stephen Charles Hitchen ve Kraliyet Protokolü Başkan Yardımcısı Fahd es-Suhayl karşıladı.

dfvbfg
Prens Muhammed bin Abdurrahman, pazartesi akşamı Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Prens William’ı karşılarken (Riyad Emirliği)

Birleşik Krallık Büyükelçisi Hitchen, ziyaret öncesinde X platformundaki resmî hesabından paylaştığı kısa videoda duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Büyükelçilikte Veliaht Prens’in gelişini büyük bir heyecanla bekliyorduk. Sabırsızız” dedi. Hitchen, ziyaret programının sanat, kültür ve spor gibi birçok alanı kapsayacağını belirterek, “En önemlisi misafirperverliğinizi deneyimleyecek ve Krallık’taki ilham verici değişimleri görecek. Önümüzdeki günlerde bizimle kalın” ifadelerini kullandı.

Suudi Arabistan ile Birleşik Krallık arasındaki ilişkiler, Kral Abdülaziz bin Abdurrahman ile dönemin İngiltere Başbakanı Winston Churchill’in 17 Şubat 1945’teki tarihî görüşmesiyle temelleri atılan bir süreçte, karşılıklı çıkarlar doğrultusunda tüm alanlarda istikrarlı biçimde gelişti.

dvfd
Prens Muhammed bin Selman, tarihî Diriyye’de Prens William ile gerçekleştirdiği ziyaret sırasında (SPA)

İki ülke; siyaset, güvenlik ve askerî alanların yanı sıra ticaret, yatırım ve finansal hizmetler, sağlık, eğitim, enerji, sanayi, çevre, kültür, spor ve turizm gibi birçok başlıkta köklü ve özel ilişkilere sahip. Bu ziyaretin de söz konusu iş birliğini daha da güçlendirmesi bekleniyor.

İkili ilişkiler, Prens Muhammed bin Selman’ın 7 Mart 2018’de Londra’ya yaptığı ziyaret sırasında ilk toplantısını gerçekleştiren Suudi-İngiliz Stratejik Ortaklık Konseyinin kurulmasıyla yeni bir aşamaya taşındı. Konsey, tarafların daha derin bir stratejik ortaklığa bağlılığını yansıttı.

 dfv df
Ziyaret kapsamında Diriyye Projesi’nin ana planına ilişkin bir sunum yapıldı (SPA)

Üç gün sürmesi öngörülen Prens William’ın Suudi Arabistan ziyareti, Londra’nın Riyad’la ekonomik iş birliğini derinleştirme arayışlarının hız kazandığı bir döneme denk geliyor. Kensington Sarayı’na göre ziyaret, ticaret, enerji ve yatırım başta olmak üzere gelişen ikili ilişkilerin öne çıkarılmasını amaçlıyor. Programda, kadın sporları, e-spor ve çevre koruma projelerinin yanı sıra Prens William’ın El-Ula’da yaban hayatı ve doğal mirasın korunmasına yönelik çalışmaları yerinde incelemesi bulunuyor.


BM: Suudi Arabistan’ın Yemen’deki kalkınmayı desteklemek için attığı son adım güçlü ve hızlı

Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki kalkınmayı desteklemek için attığı son adımı güçlü ve hızlı olarak nitelendirdi. (BM)
Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki kalkınmayı desteklemek için attığı son adımı güçlü ve hızlı olarak nitelendirdi. (BM)
TT

BM: Suudi Arabistan’ın Yemen’deki kalkınmayı desteklemek için attığı son adım güçlü ve hızlı

Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki kalkınmayı desteklemek için attığı son adımı güçlü ve hızlı olarak nitelendirdi. (BM)
Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki kalkınmayı desteklemek için attığı son adımı güçlü ve hızlı olarak nitelendirdi. (BM)

Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis, geçici başkent Aden’deki durumu “Artık jeneratör seslerini duymuyorum; çünkü elektrik şebekesi geri dönmeye başladı. Bu, Suudi Arabistan’ın hızlı müdahalesi sayesinde gerçekleşti. Ayrıca dün Aden Havalimanı’ndan ayrıldım ve pistin yeniden inşasını gördüm; bu da çok olumlu bir gelişme” sözleriyle değerlendirdi.

Şarku’l Avsat ile yaptığı röportajda, Suudi Arabistan’ın kalkınma müdahalelerinin insani yardımlar kadar önemli olduğunu vurgulayan Harneis, “Suudi Arabistan’ın Yemen Kalkınma ve Yeniden Yapılanma Programı kapsamında ülke genelinde pek çok proje yürütülüyor. Son günlerde ve haftalarda Suudi Arabistan, Yemen hükümetini destekleme konusunda hızlı ve etkili bir şekilde hareket etti” dedi.

yu7
Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis (Şarku’l Avsat)

Harneis, Husi güvenlik güçlerinin yaklaşık 73 BM çalışanını gözaltında tutmaya devam ettiğini ve BM’ye ait birçok ofisi kontrol altında bulundurduğunu açıkladı. Harneis, Husilerin yüzlerce iletişim cihazı ve gerekli ekipmana da el koyduğunu belirterek, durumun değişeceğine dair hiçbir işaret olmadığını ve bunun ‘son derece moral bozucu’ olduğunu ifade etti.

Kral Selman Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi

Harneis, Riyad ziyaretinin, küresel insani durumu ele almak üzere Kral Selman Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi (KSRelief) ile yapılan bir toplantıya katılmak amacıyla gerçekleştiğini açıkladı. Harneis, “Son on yılda KSRelief büyük bir gelişim kaydetti ve bugün insani yardım alanında küresel ölçekte önemli bir aktör konumunda” dedi.

Harneis, merkezin Yemen’de insani yardıma büyük önem verdiğini belirterek, “Bu ziyarette Yemen’deki insani durum üzerinde yoğunlaştım. Yaptığımız görüş alışverişi çok faydalı oldu. KSRelief ile ilişki ve iş birliği her zaman mükemmel oldu. BM ve insani yardıma güçlü bir şekilde destek verdiler. Bugün amacımız, teknik ve liderlik boyutlarını da kapsayan daha derin tartışmalarla bu ilişkiyi bir üst seviyeye taşımak. İnsani yardımın nasıl organize edileceği konusu son derece kritik” ifadelerini kullandı.

Suudi Arabistan en büyük bağışçılardan biri

Yemen’deki kalkınma çalışmalarına da değinen Harneis sözlerini şöyle sürdürdü: “KSRelief, son on yılda olağanüstü destek sağladı ve her zaman en büyük bağışçılardan biri oldu. Bu yıl muhtemelen en büyük bağışçı olacak. Rolü yalnızca finansmanla sınırlı değil; Yemen’deki durumu derinlemesine anlamaları, bu çalışmaları son derece önemli kılıyor.”

hyju
Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki insani yardım faaliyetlerine en büyük bağışçılardan biri olduğunu doğruladı. (BM)

Harneis, Suudi Arabistan’ın kalkınma alanındaki katkılarını da vurgulayarak, “Kalkınma çabaları insani yardımlar kadar, hatta belki daha da önemli. Suudi Arabistan’ın Yemen Kalkınma ve Yeniden Yapılanma Programı, ülke genelinde çeşitli projeler yürütüyor. Son günlerde ve haftalarda Suudi Arabistan, Yemen hükümetini destekleme konusunda hızlı ve güçlü bir şekilde harekete geçti; bu oldukça belirgindi” dedi.

Elektrik altyapısını örnek gösteren Harneis sözlerine şöyle devam etti: “Bu sorun en az 15-20 yıldır var ve Yemenlilerin hayatında sürekli bir gerilim kaynağıydı. İnsanlar neredeyse tamamen jeneratörlere bağımlıydı. Ancak son bir hafta veya on gün içinde jeneratör seslerini artık duymuyorum; çünkü elektrik şebekesi geri dönmeye başladı. Bu da Suudi Arabistan’ın hızlı müdahalesi sayesinde gerçekleşti. Dün Aden Havalimanı’ndan ayrıldım ve pistin yeniden inşasını gördüm; bu çok olumlu bir gelişme.”

Harneis ayrıca, “Hükümet kontrolündeki bölgelerde güçlü bir devletin kalkınmanın faydalarını, hukukun üstünlüğünü ve iyi idareyi vatandaşlara gösterebilmesi gerekiyor” dedi.

BM personelinin gözaltına alınması

Harneis, “Anlam veremediğimiz bir şekilde, fiili otorite olan Husiler Sana’da 73 meslektaşımızı gözaltına aldı; bunlardan biri gözaltı sırasında hayatını kaybetti. Ayrıca BM’nin eski çalışanları da gözaltına alındı. Bu tek seferlik bir olay değil; Aralık 2021, 2023 ve 2024’te ve 2025’te üç kez daha yaşandı; en son olay sadece üç hafta önce gerçekleşti” şeklinde konuştu.

cvfghy
2026 Yemen İnsani Yardım Planı için yaklaşık 2,16 milyar dolarlık bir kaynak gerekli. Bunun 1,6 milyar doları en acil ihtiyaçlar için ayrılmış durumda. (BM)

BM Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Harneis, “Ofislerimize ve varlıklarımıza el konuldu; birçok ofis ya Husi güvenlik güçlerinin kontrolü altında ya da kapalı durumda. Yüzlerce iletişim cihazı ve gerekli ekipman da alınmış durumda. Sana’dan bu durumun değişeceğine dair hiçbir işaret yok; bu özellikle Yemen halkı için kritik bir dönemde son derece moral bozucu” ifadelerini kullandı.

Saada ziyaretleri

Harneis, Husilerin kalesi sayılan Saada vilayetine son yıllarda yaklaşık altı kez ziyaret gerçekleştirdiğini ve Yemen’in diğer bölgelerinde de insani yardım çalışmalarını güvence altına almak için diyalog yürüttüğünü belirtti. Harneis, “İlk kez 2013’te Saada’yı ziyaret ettim; 2014, 2015 ve 2016’da da oradaydım, ardından iki yıl önce ve geçen yıl tekrar ziyaret ettim. Yemen’in çoğu bölgesini gezdim; birçok bölgede yönetim silahlı grupların elinde. İnsani yardımın devam etmesi için bu gruplarla diyalog kurmak gerekiyor” dedi. Son ziyaretinde vilayet valisiyle görüştüğünü de bildirdi.

Husilere yönelik eleştiriler

Harneis, BM’nin Husilere yönelik eleştirilerini operasyonel kolaylıklar veya başka gerekçelerle yumuşatmadığını kesin bir dille vurguladı. Harneis, “Genel Sekreter bile personelimizin gözaltına alınması konusunda defalarca konuştu, ajans başkanları da konuştu, yüzlerce açıklama yapıldı; hiçbir zaman susmadık… Üzücü olan, yüzlerce, belki de binlerce Yemenlinin gözaltında olmasına rağmen seslerinin duyulmaması” ifadelerini kullandı.

İnsani yardım harcamalarının denetimi

Harneis, BM fonlarının Yemen’de nasıl kullanıldığına dair yöneltilen sorulara şöyle yanıt verdi: “Yaptığımız her şey şeffaftır ve halka açıktır; bunu ‘fts.un.org’ üzerinden takip edebilirsiniz. Burada finansman kaynakları ve yıllardır yürütülen projeler görülebilir. Ayrıca tüm BM ajansları, yıllık iç ve dış denetimlere tabidir; bunun yanında bağışçılar tarafından da gözden geçirilmektedir.”

BM Yemen İnsani Yardım Koordinatörlüğü Ofisi’nin Aden’e taşınması

Harneis, BM Yemen İnsani Yardım Koordinatörlüğü Ofisi’nin Sana’dan Aden’e taşınması kararının BM Genel Sekreteri tarafından alındığını belirtti. Bu kararda etkili olan faktörlerden birinin ‘Yemen hükümetinin BM nezdinde resmi temsilci olması’ olduğunu söyleyen Harneis, diğer faktörün ise ‘Sana’daki yetkililerin BM’ye yönelik kötü muamelesi’ olduğunu vurguladı.

Hükümetle iyi ilişkiler

Uluslararası alanda tanınan Yemen hükümetiyle ilişkilerin ‘iyi’ olduğunu vurgulayan Harneis, “Tüm düzeylerde sürekli koordinasyon halindeyiz” dedi. Harneis, BM’nin hedefini ise şöyle açıkladı: “Amacımız her zaman hükümetle yakın çalışmak; çıkarlarımız ortak. Bunu güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Bunun için net bir hükümet liderliği ve istikrarlı bir plan şart. Son iki yılda hükümeti bağışçılarla koordinasyon mekanizmalarına dahil etmeye çalıştık, kalkınma önceliklerini hükümetin öncelikleriyle ilişkilendirdik ve bu alanda somut ilerleme kaydettik.”

2026 için öncelikler

Harneis’e göre BM bu yıl Yemen’de, hükümetin kalkınma liderliğini ulusal öncelikler doğrultusunda desteklemeye odaklanıyor. İnsani alanda özellikle Husilerin kontrolündeki bölgelerde krizin etkilerini en aza indirmeye çalışacaklarını belirten Harneis, bu görevleri uluslararası sivil toplum kuruluşları aracılığıyla yürüteceklerini ve öncelikli alanların gıda güvenliği, sağlık ve beslenme olacağını vurguladı.

Harneis, 2026 Yemen İnsani Yardım Planı için gerekli bütçenin yaklaşık 2,16 milyar dolar olduğunu, bunun 1,6 milyar dolarının acil öncelikler için ayrıldığını açıkladı.


Suudi Arabistan Savunma Bakanı, Dünya Savunma Fuarı'nda bazı mutabakat zaptları ve anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman, Slovakya Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Robert Kalinak ile savunma alanında iş birliği için mutabakat zaptı imzalarken (SPA)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman, Slovakya Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Robert Kalinak ile savunma alanında iş birliği için mutabakat zaptı imzalarken (SPA)
TT

Suudi Arabistan Savunma Bakanı, Dünya Savunma Fuarı'nda bazı mutabakat zaptları ve anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman, Slovakya Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Robert Kalinak ile savunma alanında iş birliği için mutabakat zaptı imzalarken (SPA)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman, Slovakya Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Robert Kalinak ile savunma alanında iş birliği için mutabakat zaptı imzalarken (SPA)

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'daki Dünya Savunma Fuarı'nda bazı mutabakat zaptları ve anlaşmalar imzalarken dost ve kardeş ülkelerin savunma bakanları ve üst düzey yetkilileriyle savunma ve güvenlik endüstrisinin geleceğini görüştü.

Prens Halid bin Selman, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı paylaşımda şunları yazdı:

“Kral Selman bin Abdulaziz’in himayesinde ve onun adına, kardeş ve dost ülkelerden gelen sayın konukların huzurunda Dünya Savunma Fuarı'nın açılışını yapmaktan büyük mutluluk duydum. Bu etkinlik, Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed Bin Selaman’ın savunma ve güvenlik sektöründeki küresel gelişmelere ayak uydurma vizyonunu somutlaştırıyor.”

Prens Halid bin Selman, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dünya Savunma Fuarı'nda kardeş ve dost ülkelerin savunma bakanları ve üst düzey yetkilileriyle bir araya gelmekten büyük mutluluk duydum. Savunma ve güvenlik endüstrisinin geleceği ile ilgili bir dizi konu hakkında görüş alışverişinde bulunduk. Fuarda sunulan fırsatları vurguladık. Ayrıca bir dizi mutabakat zaptı ve anlaşmanın imzalanmasına şahitlik ettim ve bunları imzaladım.”

Prens Halid bin Selman ve Güney Kore Savunma Bakanı Ahn Gyu-Back, Suudi Arabisatan Savunma Geliştirme Genel Müdürlüğü ile Güney Kore Savunma Geliştirme Ajansı (ADD) arasında savunma araştırma ve geliştirme ile savunma ve askeri teknolojiler ve sistemler için inovasyon alanında bir mutabakat zaptının imzalanmasına şahitlik ettiler.

Prens Halid bin Selman, Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı ile Slovakya Savunma Bakanlığı arasında savunma alanında iş birliği için bir mutabakat zaptı imzaladı. Ayrıca, Malezya Savunma Bakanı Muhammed Halid Nurdin ile Suudi Arabistan hükümeti ile Malezya hükümeti arasında savunma alanında iş birliği için bir anlaşma imzaladı. Prens Halid bin Selman ayrıca Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı ile Somalı Federal Cumhuriyeti Savunma Bakanlığı arasında askeri alanda iş birliği için Somali Federal Cumhuriyeti Savunma Bakanı Ahmed Maalim Faki ile bir mutabakat zaptı imzaladı.