Yapay zeka destekli arama motoru Perplexity, Google’ı tahtından edecek mi?

Kısa bir süre önce Google yerine yapay zeka destekli yeni bir arama motoru kullanmaya başladım..

 Arama motoru Perplexity.
Arama motoru Perplexity.
TT

Yapay zeka destekli arama motoru Perplexity, Google’ı tahtından edecek mi?

 Arama motoru Perplexity.
Arama motoru Perplexity.

Kısa bir süre önce Google yerine yapay zeka destekli yeni bir arama motoru kullanmaya başladım.

Akıllı arama motoru

Bir yaşındaki bu arama motorunun adı Perplexity ve kurucuları daha önce OpenAI ve Meta şirketlerinde yapay zeka araştırmalarında çalıştı.

Kısa sürede teknoloji dünyasının en ilginç ürünlerinden biri haline geldi. Teknoloji dünyasının önde gelen isimleri sosyal medyada ondan övgüyle bahsetti ve Google'ın da ilk yatırımcılarından olan Jeff Bezos gibi yatırımcılardan yatırım aldı.

umk75
Arama motoru Perplexity.

Heyecanla, Perplexity'yi masaüstü ve mobil cihazlarda varsayılan arama motorum olarak kullanarak birkaç hafta geçirdim.

Hem ücretsiz sürümü hem de aylık 20 dolar olan ve kullanıcılara daha güçlü yapay zeka modellerine ve kendi dosyalarını yükleyebilme gibi belirli özelliklere erişim sağlayan ücretli ürün Perplexity Pro'yu test ettim.

Yüzlerce aramadan sonra, Perplexity'nin mükemmel olmasa da oldukça iyi olduğunu söyleyebilirim. Google'dan tamamen kopmaya hazır olmasam da Perplexity gibi yapay zeka destekli arama motorlarının Google'ın arama pazarındaki hakimiyetini gevşetebileceğine ya da en azından onu zorlayabileceğine artık daha fazla inanıyorum.

‘Şaşkınlık’ nerede parlıyor?

İlk bakışta, Perplexity'nin masaüstü arayüzü Google'ınkine çok benziyor: dağınık bir açılış sayfasının etrafında ortalanmış bir metin kutusu. Ancak yazmaya başladığınızda farklılıklar netleşiyor.

Şarku’l Avsat’ın New York Times’tan aktardığına göre Perplexity bir soru sorduğunuzda, bir link listesi sunmuyor. Bunun yerine, sizin için internette arama yapıyor ve bulduklarının bir özetini yazmak için yapay zekayı kullanıyor. Bu cevaplar, yapay zekanın kullandığı kaynakları bağlantılarla açıklıyor ve bunlar da cevabın üzerindeki bir panelde görünüyor.

Perplexity'yi güncel olaylar, alışveriş önerileri ve ev işleriyle ilgili sorular da dahil olmak üzere yüzlerce sorgu üzerinde test ettim. Her seferinde, New York Times ve Reddit gibi sitelerden alıntılarla dolu, genellikle bir veya iki paragraf uzunluğunda, yapay zeka tarafından oluşturulmuş bir yanıt aldım.

Motorun etkileyici özelliklerinden biri, kullanıcıya açıklayıcı sorular sorarak sorguyu daraltmasına yardımcı olan Copilot. Örneğin, iki yaşındaki bir çocuk için doğum günü partisinin nerede düzenleneceğine dair fikir istediğimde bu ‘yardımcı pilot’ bana dış mekan, iç mekan veya her ikisi için de öneri isteyip istemediğimi sordu. İç mekanı seçtiğimde, parti için yaklaşık bir bütçe seçmem istendi. Ancak o zaman bana olası yerlerin bir listesini verdi.

Motor ayrıca her şeyi bilmediğini kabul etme konusunda da iyiydi. Bazen soruma kısmi bir yanıt veriyor ve şöyle bir uyarı veriyordu:

Arama sonuçlarında daha fazla ayrıntı mevcut değil.

Testlerim sırasında, Perplexity'nin en çok belirli bir şirket hakkındaki son haber makalelerini özetlemek veya bana gece geç saatlerde restoran önerileri vermek gibi karmaşık veya açık uçlu aramalar için yararlı olduğunu gördüm.

Ayrıca, genellikle karmaşık ve gezinmesi zor bir web sitesinde gömülü olan aradığım şeyi (örneğin pasaport yenileme talimatları) yanıtladığında da yararlı buldum.

ny56
Google halen lider konumunda.

Genellikle belirli kişileri aradığımda veya zaten var olduğunu bildiğim internet sitelerine gitmeye çalıştığımda ya da bir tür arama yapmak istediğimde ise Google'a geçtim.

Perplexity'den toplantı için yol tarifi istediğimde, Google Maps ile entegrasyonu sayesinde Google bana evimden itibaren adım adım yol tarifi verebiliyor. Ancak Perplexity nerede yaşadığımı bilmiyor. Bu yüzden yapabileceği en iyi şey MapQuest ‘MapQuest’ bağlantısı. Yani konum verileri, Google'ın Perplexity'ye göre sahip olduğu pek çok avantajdan yalnızca biri.

Sadece 41 çalışanı olan ve San Francisco'da bir ortak çalışma alanında faaliyet gösteren Perplexity'nin aylık 10 milyon aktif kullanıcısı var. Bu sayı genç bir girişim için etkileyici olsa da Google'ın milyarlarca kullanıcısı yanında cüce kalıyor.

İnternet deviyle rekabet eden küçük bir şirket

Perplexity'nin kârlı bir iş modeli de yok. Şirketin CEO'su Aravind Srinivas, sitenin şu an hiç reklam içermediğini ve 100 bin'den az kişinin premium sürüm için ödeme yaptığını söyledi. Elbette Perplexity, Gmail, Google Chrome, Google Docs ya da Google ekosistemini oluşturan düzinelerce diğer üründen herhangi birinin sürümlerini sunmuyor.

Srinivas, Google'ın zorlu bir rakip olduğuna inanmakla birlikte, küçük ve odaklanmış bir startup'ın onu şaşırtabileceğine inandığını söyledi. Ayrıca "Bana güven veren şey, eğer bizden daha iyi yapmak isterlerse, temelde kendi iş modellerini öldürmek zorunda kalacakları gerçeğidir" dedi.

Peki ya cevap uydurmaya ne dersiniz?

Yapay zekaya dayanan arama motorlarının sorunlarından biri, halüsinasyon görme ya da cevap uydurma eğiliminde olmaları ve bazen kaynaklarından sapmalarıdır. Bu sorun, Google'ın Bard'ının ilk sürümü de dahil olmak üzere pek çok yapay zeka hibrit aramasının peşini bırakmadı ve akıllı sistemlerin kitlesel olarak benimsenmesinin önündeki en büyük engellerden biri olmaya devam etti.

Yaptığım testlerde, Perplexity'nin cevaplarının çoğunlukla doğru olduğunu ya da daha kesin olmak gerekirse, dayandığı kaynaklar kadar doğru olduğunu gördüm.

Bazı hataları da yok değil. Örneğin Perplexity’e Novak Djokovic'in bir sonraki tenis maçının tarihini sorduğumda, bana oyuncunun çoktan tamamladığı maçın ayrıntılarını verdi. Bir başka sefer, yapay zeka üzerine yeni bir makalenin PDF'sini indirip Perplexity'den bunu özetlemesini istediğimde, üç yıl önce yayınlanmış tamamen farklı bir makalenin özetini aldım.

Srinivas, YZ arama motorlarının hala hata yaptığını kabul etti. Perplexity'nin nispeten küçük ve belirsiz bir ürün olması nedeniyle kullanıcıların Google kadar güvenilir olmasını beklemediğini ve Google'ın doğruluk konusundaki itibarını koruması gerektiği için arama motoruna üretken yapay zeka eklemekte zorlanacağını söyledi.

Kullanıcılar için bir kazanç, yayıncılar için bir kayıp

Her ne kadar Perplexity'yi kullanmaktan keyif almış olsam ve muhtemelen Google ile birlikte kullanmaya devam edecek olsam da haber hikayelerinin, ürün incelemelerinin ve haberlerin kısa ve basit özetlerini sunduğunu görmek umut kırıcıydı.

Günümüzün dijital medya ekonomisinin büyük bir kısmı halen Google'dan gelen bağlantılara tıklayan ve yayıncıların web sitelerinde reklam gösterilen insanların sürekli akışına bağlıdır. Ancak Perplexity ile genellikle bir internet sitesini ziyaret etmeye hiç gerek yoktur. Yapay zeka sizin için göz atar ve ihtiyacınız olan tüm bilgileri doğrudan cevap sayfasında özetlenmiş olarak verir.

Yazarlar, yayıncılar ve çevrimiçi medyaya göz atan insanlar için geleceğin ne getireceği konusunda endişeliyim.

* New York Times haber servisi.



Bilim insanlarından "uzayda üreme" çağrısı: "Acil işbirliği gerekli"

(AFP)
(AFP)
TT

Bilim insanlarından "uzayda üreme" çağrısı: "Acil işbirliği gerekli"

(AFP)
(AFP)

Andrew Griffin 

Araştırmacılar, insanların uzayda nasıl üreyebileceğini araştırmacıların acilen düşünmesi gerektiğini söylüyor.

İnsanlık Dünya'nın ötesinde yaşamayı hedeflerken, insan üremesinin gerçekte nasıl işleyeceğini anlamamız gerektiğini belirtiyorlar.

Ancak bu soru "soyut bir olasılıktan pratik bir meseleye" dönüşmesine rağmen uzayda insan doğurganlığı ve üreme sağlığını yönetmek için net standartlar hâlâ yok.

Bunlar, üreme sağlığından uzay tıbbına kadar farklı alanlardan 9 uzmanın bir araya gelerek insanların uzayda nasıl üreyebileceğini anlamak için yeni bir çerçeve önerdiği yeni bir çalışmanın sonuçları.

Uzayın insan yaşamı için "düşmanca bir ortam" sunduğu gerçeğine dayanan araştırmacılar, halihazırda bilinen bir dizi zorluk olduğunu belirtiyor. Bunlar arasında yerçekimindeki değişiklikler, artan radyasyon ve uyku döngülerindeki bozulmalar yer alıyor, ki bunların hepsi üreme sağlığını etkileyebilir.

Bu soruları incelemeden uzay araştırmalarına devam etmenin tehlikeli olabileceği uyarısı yapan uzmanlar, gerçek anlamda pratik sorunlara dönüşmeden önce bu meseleleri ele almamız gerektiğini belirtiyor. Üreme teknolojileri genellikle adım adım tanıtılır ve biz çoğunlukla sonradan bunları kavrarız ama uzay araştırmalarında bundan kaçınmak gerekiyor.

NASA'nın araştırmacı bilim insanı ve çalışmanın kıdemli yazarı Fathi Karouia "İnsan uzayda daha geniş bir alana yayıldıkça üreme sağlığı artık politikanın kör noktası olmaya devam edemez" diyor. 

Kritik bilgi boşluklarını kapatmak, hem profesyonel hem de özel astronotları koruyan etik yönergeler belirlemek ve nihayetinde Dünya'nın ötesinde sürdürülebilir bir yaşantıya doğru ilerlerken insanlığı korumak için acilen uluslararası işbirliğine ihtiyaç var.

"Reproductive biomedicine in space: implications for gametogenesis, fertility and ethical considerations in the era of commercial spaceflight" (Uzayda üremenin biyotıbbı: Ticari uzay uçuşları çağında gametogenez, doğurganlık ve etik değerlendirmelerin etkileri) başlıklı rapor, hakemli dergi Reproductive BioMedicine Online'da yayımlandı.

Independent Türkçe, independent.co.uk/space


Paris’te savcılık X’in ofislerine baskın düzenleyerek Musk’ı ifadeye çağırdı

X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)
X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)
TT

Paris’te savcılık X’in ofislerine baskın düzenleyerek Musk’ı ifadeye çağırdı

X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)
X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)

Paris Savcılığı dün X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, bu sosyal medya platformunu terk ettiğini duyurdu. Açıklamada, Fransa’daki X ofislerinde çeşitli ihlaller şüphesiyle gerçekleştirilen bir aramaya atıfta bulunuldu.

Savcılık, ilave ayrıntı vermeden, “Bizi LinkedIn ve Instagram’dan takip edin” ifadelerini kullandı. Mesajda ayrıca, Ocak 2025’te başlatılan bir soruşturma kapsamında, Fransa’daki X ofislerinde Ulusal Siber Suçlarla Mücadele Birimi’nin, Avrupa polis teşkilatı Europol ile  iş birliği içinde bir arama gerçekleştirdiği belirtildi.

Paris Savcılığı daha önce, X platformunun sahibi Elon Musk’ın 20 Nisan’da ifade vermek üzere çağrıldığını açıklamıştı. Fransa Başsavcısı Laure Beccuau, Musk ile X’in eski CEO’su Linda Yaccarino’nun, “iddia edilen ihlallerin gerçekleştiği dönemde X platformunun fiili ve hukuki yöneticileri sıfatıyla” 20 Nisan’da ifade vermeye çağrıldıklarını bildirdi.

2025 yılının başlarında milletvekillerinin yaptığı şikâyetler üzerine başlatılan bir soruşturma kapsamında bu gelişmeler yaşandı. Şikâyetlerde, Musk’a ait X platformunun algoritmalarının taraflı olduğu ve bunun platformun işleyişini olumsuz etkilediği öne sürüldü.

Soruşturma daha sonra genişletilerek, çocuk pornografisi görüntülerinin bulundurulması ve yayılması ya da sistematik biçimde erişime sunulmasına iştirak, cinsel içerikli deepfake üretimi ve Holokost inkârı gibi başka iddialarla da genişleyerek kapsamlı hale geldi. X platformu ise dün yayımladığı bir açıklamada, Fransız makamlarını, siyasi adımlar atmakla nitelendirdi.

Platformun “uluslararası hükümet ilişkileri” ekibi, “Paris Savcılığı, bugünkü baskını geniş biçimde duyurarak, bunun siyasi amaçlar doğrultusunda tasarlanmış, istismarcı ve gösterişli bir kolluk kuvveti eylemi olduğunu açıkça ortaya koymuştur” ifadelerini kullandı. Açıklamada ayrıca, “Bugünkü baskına dayanak oluşturan iddiaların hiçbir temeli yoktur ve X platformu herhangi bir ihlal gerçekleştirdiği iddiasını kesin bir dille reddetmektedir” ifadeleri yer aldı.

Beccuau’nun açıklamasına göre Musk ve Yaccarino’nun yanı sıra X’te çalışan bazı personel de 20-24 Nisan 2026 tarihleri arasında ifade vermeye çağrıldı. Başsavcı, “Yöneticilerle yapılacak bu gönüllü ifadeler, kendilerine olaylara ilişkin görüşlerini sunma ve gerekirse kurallara uyum için önerilen tedbirleri açıklama imkânı tanıyacaktır” dedi.

Öte yandan, Birleşik Krallık Veri Koruma Düzenleme Kurumu da dün, Elon Musk’ın platformu ve yapay zekâ şirketi xAI hakkında, sohbet botu Grok tarafından oluşturulan cinsel içerikli açık görüntüler nedeniyle soruşturma başlatıldığını duyurdu. Söz konusu görüntüler dünya genelinde tepkilere yol açmıştı.


Protezlerde insan eli benzeri kavrama mümkün mü? Yapay zekâ destekli protezlerde hassas kavrama dönemi

Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
TT

Protezlerde insan eli benzeri kavrama mümkün mü? Yapay zekâ destekli protezlerde hassas kavrama dönemi

Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)

Protez uzuvlar alanı, robotik, yapay zekâ ve hassas sensör teknolojilerindeki hızlı ilerlemelerin etkisiyle son yıllarda dikkat çekici bir atılım yaşıyor. Buna karşın, en önemli zorluklardan biri, kullanıcının kavradığı nesnenin niteliğine uygun kavrama gücünün ayarlanması olmaya devam ediyor. Bir yumurtayı tutmak son derece hassas bir dokunuş gerektirirken, bir su şişesini açmak daha fazla güç ve daha ince bir kontrol gerektiriyor.

Şarku’l Avsat’ın ABD Hastalık ve Kontrol Önleme Merkezleri’den (CDC) aktardığı verilere göre ülkede her yıl yaklaşık 50 bin ampütasyon vakası kaydediliyor. Bu durum, el kaybının bireylerin günlük yaşam görevlerini doğal biçimde yerine getirme kapasitesi üzerinde ciddi bir etki yarattığını gösteriyor.

Daha duyarlı akıllı sistemler

Bu alandaki en yeni yenilikler, insan elinin doğal hissini taklit edebilen, daha akıllı ve daha duyarlı protez uzuvların geliştirilmesine odaklanıyor. Bu teknolojiler, kullanıcılara daha yüksek düzeyde bağımsızlık sağlarken, günlük faaliyetleri daha kolay ve güvenle yerine getirmelerine yardımcı oluyor; kullanım sırasında konfor ve güvenliği de artırıyor.

fvdfv
Utah Üniversitesi’nde geliştirilen, insan düşüncesini taklit eden akıllı protez uzuv. (Utah Üniversitesi)

Bu kapsamda, Çin’de Guilin Elektronik Teknoloji Üniversitesi’nden araştırmacılar, makine öğrenimi, bilgisayarla görme ve gelişmiş sensörlere dayanan yenilikçi bir protez sistem geliştirdi. Sistem, her nesne için uygun kavrama gücünü gerçek zamanlı olarak belirlemeyi amaçlıyor. Çalışmanın sonuçları, 20 Ocak 2026 tarihli Nanotechnology and Precision Engineering dergisinde yayımlandı.

Araştırma, kalemler, şişeler, bardaklar, toplar ve anahtarlar gibi günlük hayatta yaygın kullanılan nesnelerin yanı sıra yumurta gibi hassas objeler de dâhil olmak üzere, nesnelerin yüzde 90’ından fazlasıyla etkileşim için gerekli kavrama gücünün ölçülmesine odaklandı. Amaç, kullanıcının her seferinde kavrama gücünü manuel olarak ayarlamasına gerek kalmadan çevresiyle doğal biçimde etkileşim kurabilmesini sağlamak.

Sistem; avuç içine yakın bir noktaya yerleştirilmiş küçük bir kamera, parmak uçlarındaki basınç sensörleri ve kullanıcının ön kolundaki kasların elektriksel aktivitesini ölçen bir elektromiyografi (EMG) cihazından oluşuyor. Bu sayede nesneyi kavrama niyeti belirleniyor ve kavrama gücü otomatik olarak ayarlanıyor.

Çalışmanın başyazarı, Guilin Elektronik Teknoloji Üniversitesi’nden Dr. Hua Li, sistemin bilgisayarla görme ile kasların elektriksel sinyallerini birleştirerek nesnelerin akıllı biçimde tanınmasını ve kavrama gücünün uyarlanabilir şekilde kontrol edilmesini sağladığını belirtti. Dr. Li, bunun protez kullanıcılarının yaşamında somut bir fark yaratabileceğini söyledi.

Dr. Li, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, sistemin gelişmiş bir algoritma aracılığıyla hedef nesneyi otomatik olarak analiz ettiğini; türünü, dokusunu ve boyutunu belirledikten sonra uygun kavrama gücünü seçtiğini ifade etti. Buna göre yumurta gibi hassas nesneler için hafif bir güç, su dolu bardaklar için ise orta düzeyde bir güç uygulanıyor. Bu yaklaşım, nesnelerin zarar görmesi ya da elden kayması ihtimalini azaltıyor.

Kullanıcının niyetini tespit etmek için EMG sinyallerinden yararlanan sistem, “görsel tanıma, güç eşleştirme ve hareketin uygulanması” aşamalarını, insan kas hafızasını taklit eden bir biçimde otomatik olarak tamamlıyor. Bu da sürekli manuel ayarlama ihtiyacını azaltıyor ve günlük görevlerin daha doğal bir şekilde yerine getirilmesini mümkün kılıyor. Sonuç olarak kullanıcıların yaşam kalitesi artıyor.

Geleceğin tasarımlarına etkisi

Bu teknolojinin gelecekteki protez tasarımlarına etkisine değinen Dr. Li, sistemin daha gelişmiş yapay el tasarımları için yeni ufuklar açtığını söyledi. Bilgisayarla görme ve kas sinyallerine dayalı çift kontrol yaklaşımının, “aktif algılama ve otomatik uygulama” temelli akıllı bir mantık sunduğunu belirten Li, bunun protez eli pasif bir tepki aracından çıkarıp, nesneleri kavramada insan davranışına daha yakın bir seviyeye taşıdığını vurguladı.

sfdef
İtalyan Teknoloji Enstitüsü’nde geliştirilen, doğal el hareketini taklit eden yenilikçi protez el. (İtalyan Teknoloji Enstitüsü)

Sistemin diğer protezler veya robotik uygulamalar için uyarlanabilirliğine ilişkin olarak ise Dr. Li, temel teknolojinin uzvun yapısına bağımlı olmadığını kaydetti. Görsel tanıma modellerinde yapılacak basit uyarlamalar ve uygun güç eşiklerinin ayarlanmasıyla, sistemin bacak veya kol protezlerine, hatta robot kollarına da uygulanabileceğini söyledi. Bu durumun, rehabilitasyon cihazları ve robotik teknolojiler için etkili ve düşük maliyetli çözümler sunarak, farklı alanlarda geniş uygulama imkânları yaratacağını ifade etti.

Paralel araştırma girişimleri

Bu gelişmeler, doğal hareketin daha hassas biçimde taklit edilmesini hedefleyen küresel araştırma çabalarıyla da örtüşüyor. Aralık 2025’te ABD’de Utah Üniversitesi’nden bir ekip, yapay zekâya dayalı ve basınç ile görsel sensörlerle donatılmış, “öz-düşünme” yeteneğine sahip akıllı bir protez el geliştirmeyi başardı. Sinir ağı kullanılarak farklı kavrama pozisyonlarıyla eğitilen bu el, her parmağın bağımsız ve kullanıcıyla eşzamanlı hareket etmesine olanak tanıyarak, günlük görevlerde gerekli zihinsel çabayı azalttı.

Ayrıca İtalya Teknoloji Enstitüsü ile Imperial College London’dan araştırmacılar, nöromüsküler uyum ve yumuşak robotik teknolojilere dayalı protez uzuvlar üzerinde çalışıyor. Haziran 2025’te ekip, iki hareket derecesine sahip yumuşak bir protez el tasarladı. Bu tasarım, çok parmaklı ve hassas kontrol gerektiren, geleneksel yöntemlerle mümkün olmayan karmaşık görevlerde umut verici sonuçlar ortaya koydu.

Temmuz 2024’te ise Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden (MIT) araştırmacılar, protez bir bacak için gelişmiş bir sinirsel arayüz geliştirdi. Elektronik uzvun insan sinir sistemiyle doğrudan etkileşimini sağlayan bu arayüz, cerrahi olarak bağlanan kaslar ve sinir sinyallerini algılayan elektrotlara dayanıyor. Bu sayede kullanıcılar, motor ve duyusal kontrolü yeniden kazanarak yürüme hızında, kas gücünde ve farklı ortamlara uyumda kayda değer iyileşmeler elde etti.

Araştırmacılara göre, tüm bu gelişmeler, protez uzuvların geleceğinin; giderek daha akıllı, uyarlanabilir ve sinir sistemiyle bağlantılı sistemlere doğru ilerlediğini gösteriyor. Bu sistemler, biyolojik uzuvların performansına her geçen gün daha fazla yaklaşarak, kullanıcılara hareketin sadeliğini ve günlük yaşamda özgüveni yeniden kazandırmayı hedefliyor.