Kahire müzakereleri, İsrail'in Refah'taki saldırılarına rağmen devam ediyor

İsrail kaynaklı haberlerde Tel Aviv'in Mısır'ın müzakerelere katılma davetini reddettiği iddia edildi.

Han Yunus semaları, İsrail bombardımanı nedeniyle dumanla kaplandı. (AFP)
Han Yunus semaları, İsrail bombardımanı nedeniyle dumanla kaplandı. (AFP)
TT

Kahire müzakereleri, İsrail'in Refah'taki saldırılarına rağmen devam ediyor

Han Yunus semaları, İsrail bombardımanı nedeniyle dumanla kaplandı. (AFP)
Han Yunus semaları, İsrail bombardımanı nedeniyle dumanla kaplandı. (AFP)

Kahire'de Gazze’de ateşkese ilişkin görüşmeler sürüyor. Mısır-Katar gözetiminde, Hamas hareketinden bir heyetin katılımıyla düzenlenen görüşmeler, Gazze Şeridi'nde bir ateşkes anlaşmasının yanı sıra tutuklu değişimine ilişkin düzenlemelerle ilgili Hamas’ın Mısır ve Katar'daki arabuluculara gönderdiği yanıttaki bilgiler ışığında devam ediyor.

Ancak diğer yandan BM tahminlerine göre 1,4 milyondan fazla Filistinlinin yaşadığı Gazze Şeridi'nin güneyinde ve Mısır ile sınır şehri Refah'ta İsrail saldırıları sürüyor.

Gazze'deki Hamas başkan yardımcısı olan Halil el-Hayye başkanlığındaki bir heyet, Mısırlı yetkililerle ‘Paris toplantılarında’ önerilen çerçeveye Hamas’ın verdiği yanıtın içeriğini görüşmek üzere perşembe günü Kahire'ye gitti. Hamas, cevabını geçtiğimiz salı günü Mısırlı ve Katarlı arabuluculara resmen sundu.  Filistinli kaynaklara ve medyada çıkan haberlere göre teklifte, Hamas’ın ‘her biri 45 gün sürecek, mahkumların ve ölülerin değişimi, kuşatmanın sona erdirilmesi ve Gazze’nin yeniden inşasını içeren üç aşamalı, tam ve sürdürülebilir bir ateşkes anlaşması’ yer alıyordu.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Paris önerisine cevabında ‘Hamas"ın taleplerini reddettiğini ve Gazze'deki hareketi tamamen ortadan kaldırma niyetinde olduğunu’ vurgulamıştı. İsrail basınında çıkan haberlerde, İsrail hükümetinin Mısır’ın ‘Kahire'de Hamas ile yürütülen görüşmelere temsilci gönderme talebini reddettiği’ belirtildi. İsrail Kanal 12, kimliği açıklanmayan bir güvenlik yetkilisinin "Sinvar resmi olarak cevap vermediği sürece müzakere yürütmenin bir anlamı yok" sözlerini aktardı.

İsrail’deki haberlerde, İsrail'in Kahire görüşmelerine katılmayı reddetmesinin iki nedenden kaynaklandığını iddia edildi. Bunlardan ilki Hamas'ın cevabının ‘mantıksız ve abartılı’ olduğu mesajını iletmekti. İkincisi de Hamas’a cevabın mini İsrail Bakanlar Kurulu’nda bir görüşme sonrasında verilmesi gerektiğiydi. Fransa'nın başkentinde İsrail, ABD, Mısır ve Katar'daki istihbarat yetkililerinin katıldığı, İsrail ve Gazze Şeridi’ndeki Filistinli gruplar arasında ateşkes ve tutuklu değişimine ilişkin öneriyi tartışmak üzere düzenlenen toplantı geçen ay ABD gözetiminde gerçekleşmişti.

Fotoğraf Altı: Gazze Şeridi’ne ateş açan İsrail topçu birliği. (AP)
Gazze Şeridi’ne ateş açan İsrail topçu birliği. (AP)

Mısır Dışişleri Eski Bakan Yardımcısı Büyükelçi Hüseyin Haridi, ‘İsrail basınında çıkan haberlerle ilgili şüpheye düştüğünü ve doğrularının yanında incelenmesi gerektiğini’ söyledi. Gazze Şeridi'nde ateşkes müzakerelerinin başından itibaren dolaylı olarak yürütüldüğünü, Mısır ile çeşitli taraflar arasındaki iletişimin bilinen kanallar üzerinden gerçekleştiğini, bu nedenle İsrail'in (eğer doğruluğunu kabul edersek) reddetmesinin sadece İsrail'e zarar verdiğini, çünkü müzakerelerin devam ettiğini ve ilgili tarafların hiçbirinin kapıyı kapatmadığını kaydetti.

Daha önce Mısır Dışişleri Bakanlığı İsrail Departmanı Direktörü olarak görev yapan Haridi, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, İsrail medyasındaki sızıntıların veya Netanyahu’nun açıklamalarının çoğunun, Tel Aviv’de hükümetin içinde bulunduğu ister İsraillilerin de kabul ettiği gibi, savaşın herhangi bir siyasi veya güvenlik hedefine ulaşamaması, ister savaşın sonunda iktidardaki koalisyonun dağılacağına dair gerçek korkuların bir sonucu olarak ‘siyasi çıkmazın’ bir göstergesi olarak değerlendirilebileceğini ifade etti.

Ateşkes görüşmeleri devam ederken İsrail, Gazze Şeridi'nin güney bölgelerinde, özellikle de Mısır sınırındaki son şehri olan Refah kentinde askeri saldırılarını artırdı. İsrail Başbakanı, Hamas'ı ortadan kaldırarak askeri operasyonun hedeflerine ulaşmak için savaş ve Refah'ı işgal etme seçeneğine bağlılığını açıkladı.

İsrail ordusu, saldırıların merkezini Gazze Şeridi nüfusunun yarısından fazlasının yerinden edildiği sınır kenti Refah'a kaydırıp kenti bombalamayı yoğunlaştırırken, ABD’li yetkililer İsrail'in operasyonları sonucunda Gazze'deki sivil kayıplara ilişkin bugüne kadarki en sert eleştirilerini dile getirdiler.

ABD Başkanı Joe Biden, perşembe akşamı geç saatlerde Beyaz Saray'da düzenlediği basın toplantısında, Hamas’ın İsrail'e yönelik başlattığı saldırıya İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ndeki tepkisinin ‘aşırı’ bir tepki olduğunu ifade ederek “Gazze'de sürdürülebilir bir ateşkes sağlanması için şu anda yoğun baskı yapıyorum" dedi.

Başbakan ve Savunma Bakanı Yoav Galant'ın da aralarında bulunduğu üst düzey İsrailli yetkililer, Refah kentindeki askeri operasyonların genişletilmesine ilişkin defalarca açıklamalarda bulunmalarına karşılık ABD perşembe günü, İsrail'in Refah'a ‘planlamadan veya çok az düşünerek’ yapacağı herhangi bir askeri operasyonun ‘felaket’ olacağı konusunda uyardı.

Fotoğraf Altı: Sağlık görevlileri daha önce Gazze Şeridi'nin kuzeyinde öldürülen Filistinlilerin cesetlerini taşıdı. (AP)
Sağlık görevlileri daha önce Gazze Şeridi'nin kuzeyinde öldürülen Filistinlilerin cesetlerini taşıdı. (AP)

Mısır Dışişleri Konseyi Genel Sekreteri Büyükelçi Ali el-Hafni, Mısır'ın, ‘İsrail varlığının koyduğu herhangi bir engel veya engellemeye göz ardı ederek, Gazze Şeridi'ndeki halkı desteklemek için siyasi, diplomatik ve insani rolünü sürdürdüğüne’ inanıyor Mısır'ın hareket ve rollerinin, Filistin yönetimini ve bölgede istikrarın sağlanmasını destekleme konusundaki ciddi ve tarihi bağlılıktan kaynaklandığını belirterek Mısır'ın rolünü artırmaya veya engellemeye yönelik herhangi bir girişim, “Kahire'nin gerekli gördüğü şeyi ve doğru yönde yapmasını engellemeyecektir" dedi. El-Hafni, Şarku'l-Avsat'a yaptığı açıklamada İsrailli liderlerin siyasi ya da askeri düzeyde yayınladıkları açıklamaların ‘tamamen kontrolsüz’ olduğunu, bu açıklamaların İsrail'in Uluslararası Adalet Mahkemesi önünde kınanması çağrısında bulunan nedenler arasında yer aldığını söyledi.

Mısır Dışişleri Konseyi Genel Sekreteri, Mısır'ın önceliklerinin ‘açık’ olduğunu ve Kahire'nin ‘görevini yüksek verimlilik ve kabiliyetle yerine getirmeye devam edeceğini, Filistinlilerin kanlarının akmasını durduracak bir ateşkes anlaşmasına varma, yoğun bölgesel ve uluslararası temaslar yoluyla savaşı durdurma ve bu tür krizlerin bir daha yaşanmamasını sağlayacak siyasi süreci başlatma çabalarını herhangi bir baskı girişiminin baltalamasına izin vermeyeceğini’ de sözlerine ekledi.

Mısır Devlet Enformasyon Servisi başkanı Ziya Raşvan, Mısır'ın kısa süre önce, Filistinlilerin kanının akmasının durdurulması ve Gazze Şeridi'nde ateşkesin sağlanması amacıyla ilgili tüm tarafların görüşlerini birbirine yaklaştırarak bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik bir teklif sunduğunu belirtti.

Mısır, Katar’la birlikte, ABD ile koordineli olarak, Gazze Şeridi'ndeki çatışmaların durdurulması ve esirlerin değişimi amacıyla İsrail ile Filistinli gruplar arasında arabuluculuk çabalarına öncülük etti. Geçen kasım ayının sonunda bir hafta süren ateşkes kapsamında, işgal güçleri tarafından tutulan 300 Filistinli mahkûmun karşılığında Gazze Şeridi'nde 100'den fazla İsrailli tutuklu serbest bırakılmıştı.



BM Güvenlik Konseyi, Husilerin uluslararası deniz trafiğine yönelik artan tehdidine karşı uyarıda bulundu

Yemen açıklarında, Babu’l Mendeb Boğazı’nda demirlemiş bir gemi (AFP)
Yemen açıklarında, Babu’l Mendeb Boğazı’nda demirlemiş bir gemi (AFP)
TT

BM Güvenlik Konseyi, Husilerin uluslararası deniz trafiğine yönelik artan tehdidine karşı uyarıda bulundu

Yemen açıklarında, Babu’l Mendeb Boğazı’nda demirlemiş bir gemi (AFP)
Yemen açıklarında, Babu’l Mendeb Boğazı’nda demirlemiş bir gemi (AFP)

Yemen’de Husilerin tırmandırdığı gerilim, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin acil oturumunda daha geniş bir uluslararası boyuta taşındı. Yemen hükümeti, batı kıyısı ve Babu’l Mendeb Boğazı’ndaki son gelişmelerin artık ülkenin iç meselesi olmaktan çıktığını, bölgenin güvenliği, deniz ulaşımının serbestliği, enerji tedariki ve küresel ticaret açısından tehdit oluşturduğunu bildirdi.

ABD, İngiltere, Fransa, Danimarka ve Yunanistan’ın tutumları da bu değerlendirmeyle örtüşürken, söz konusu ülkeler Husilerin saldırılarının yanı sıra deniz taşımacılığını, altyapıyı ve sivilleri hedef almasının oluşturduğu tehlikeye dikkat çekti ve gruba verdiği destek nedeniyle İran’ı sorumlu tuttu.

Yemen’in BM Daimî Temsilcisi Abdullah es-Saadi, hükümetin batı kıyısı ve Babu’l Mendeb’teki gelişmeleri sorumluluk ve kararlılıkla takip ettiğini belirtti. Yemen Silahlı Kuvvetleri’nin saflarını yeniden düzenlediğini ve inisiyatifi yeniden ele geçirmek için çalıştığını ifade eden es-Saadi, Husilerin kıyıdaki varlıklarını boğaz ve uluslararası deniz taşımacılığını sürekli tehdit eden bir platforma dönüştürmelerinin önüne geçmeye çalıştıklarını söyledi.

Es-Saadi, gelişmelerin ne kadar ciddi olursa olsun savaşın seyrini veya hükümet ile ulusal güçlerin hedeflerini değiştirmeyeceğini vurguladı. Yemenlilerin yalnızca topraklarını ve karasularını savunmadığını belirten es-Saadi, Babu’l Mendeb’in gemi trafiği, enerji sevkiyatları ve küresel tedarik zincirleri açısından taşıdığı önem nedeniyle verilen mücadelenin ortak bir uluslararası çıkarı da ilgilendirdiğini kaydetti.

dsfrthyj
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Yemen konulu oturumundan (BM)

Bunun artık birkaç kilometrelik sahil şeridinin kontrolüyle ilgili bir mesele olmadığını belirten es-Saadi, asıl sorunun uluslararası toplumun en önemli ticaret ve enerji geçiş güzergâhlarından birinin silahlı bir grubun elinde bir şantaj aracına dönüştürülmesini kabul edip etmeyeceği olduğunu söyledi. Yemen hükümetinin değerlendirmesine göre Husilerin Yemen içinde gerçekleştirdiği saldırılar ile Suudi Arabistan’ı, sivil tesisleri, enerji kaynaklarını ve deniz geçiş güzergâhlarını hedef almasının, ülkenin sınırlarını aşan tek bir tehdidin parçaları olduğunu ifade etti.

ABD ve İngiltere’nin desteği

ABD’nin tutumu da Yemen’in uyarılarıyla örtüşürken Washington, Yemen hükümetine desteğini teyit etti ve İran’ı Husilere silah, eğitim ve finansman desteği sağlamayı sürdürmekle sorumlu tuttu. ABD’nin BM temsilcisi, Husilerin saldırılarının Yemen halkının yaşadığı sıkıntıları artırdığını ve limanların hedef alınması nedeniyle milyonlarca dolarlık ekonomik kayba yol açtığını belirterek İran’dan Husilere verdiği desteği kesmesini istedi.

ABD ayrıca BM Güvenlik Konseyi’nin 2140 ve 2216 sayılı kararlarının uygulanmasına ve Husilere yönelik her türlü destek ile eğitim faaliyetlerinin durdurulmasına desteğini yineledi. Washington, İran’ın söz konusu kararlarla bağlantılı silah ambargosunu ve yaptırım rejimini ihlal ettiğini belirtti.

vfghy
Taiz’in batısında Husilerle yaşanan önceki çatışmalar sırasında bir Yemen ordusu askeri (AFP)

Daha kapsamlı bir açıklamada İngiltere, yaşanan gelişmelerden tamamen Husileri sorumlu tuttu. Londra, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını, Yemen içindeki operasyonlarını tırmandırmasını, uluslararası deniz taşımacılığını tehdit etmesini ve bölgesel istikrarı tehlikeye atmasını kınadı. İngiltere’nin BM Daimî Temsilci Yardımcısı Büyükelçi Kate Foster, Husilerin önceki gece Suudi Arabistan’a düzenlediği saldırılarda 13 sivilin yaralandığını, evler ve yerleşim bölgelerinde hasar meydana geldiğini ve ticari hava trafiğinde aksamalara yol açıldığını söyledi.

Foster, Husilerin Yemen’in Kızıldeniz kıyısı ile Babu’l Mendeb çevresindeki kontrolünü güçlendirmeye yönelik girişimlerinin, dünyanın en önemli deniz ulaşım güzergâhlarından birine doğrudan tehdit oluşturduğu uyarısında bulundu. 126 binden fazla kişinin yerinden edildiğine dikkati çeken Foster, bu sayının artmasının beklendiğini ve özellikle kadınlar ile çocukların gıda, sağlık ve korunma ihtiyaçlarının giderek arttığını belirtti.

Londra ayrıca Husilerin alıkoyduğu yardım ve BM çalışanları ile diplomatik misyon personelinin serbest bırakılmasını talep etti. İngiltere, İran’ın Husilere verdiği desteğin sivilleri, komşu ülkeleri ve deniz ulaşımının güvenliğini tehdit eden saldırıların gerçekleştirilmesine olanak sağladığını ve barış ihtimalini zayıflattığını belirterek, BM Güvenlik Konseyi kararlarının uygulanması ve Husilere silah ile askeri destek aktarılmasının engellenmesi çağrısında bulundu.

Avrupa uyarıyor

Aynı bağlamda Fransa, tehdidin uluslararası boyutuna odaklandı. Fransa’nın BM temsilcisi, Husilerin saldırılarının yanı sıra sivilleri ve sivil altyapıyı hedef almasının uluslararası güvenlik ve barış için tehdit oluşturduğunu belirterek, Kızıldeniz ve uluslararası boğazlarda deniz ulaşımının serbestliğinin güvence altına alınması gerektiğini vurguladı. Fransa’nın Avrupa’nın deniz misyonu ASPIDES operasyonuna desteğini sürdüreceğini belirten temsilci, saldırıların durdurulması ve BM himayesindeki siyasi sürecin devam ettirilmesi çağrısında bulundu.

vf
Sana’da Husi milisleri tarafından düzenlenen bir yürüyüş (AP)

Danimarka, Husilerin sivilleri, altyapıyı ve ticari deniz taşımacılığını hedef alan saldırılarını kınayarak bu saldırıların barış ihtimalini zayıflattığını ve bölgenin istikrarını tehdit ettiğini belirtti. Kopenhag ayrıca İran’ın Husilere verdiği desteği de kınadı. Yunanistan ise Yemen hükümeti ve Suudi Arabistan’la dayanışma içinde olduğunu ifade ederek, Hürmüz Boğazı’ndaki krizle eş zamanlı olarak Yemen’deki gelişmelerin deniz ulaşımının güvenliği, ticaret ve küresel refah üzerindeki etkileri konusunda uyarıda bulundu. Atina, yeni yerinden edilme dalgalarına ilişkin endişesini de dile getirdi.

Bu çerçevede, Afrika Grubu adına konuşan Liberya temsilcisi de Kızıldeniz ve Babu’l Mendeb’in küresel ticaret ve tedarik hatları açısından hayati öneme sahip geçiş güzergâhları olduğunu belirtti. Deniz ulaşımının serbestliğinin hukuki bir ilke olduğunu vurgulayan temsilci, Yemen’in bölgesel güç mücadelesine veya vekâlet savaşına sahne haline getirilmemesi uyarısında bulundu.


Sudan'da altın madeninin çökmesi sonucu en az 60 kişi hayatını kaybetti

Olay, salı günü Batı Kurdufan eyaletinin en-Nuhud kenti yakınlarındaki ez-Zera altın madeninde meydana geldi (Arşiv-Reuters)
Olay, salı günü Batı Kurdufan eyaletinin en-Nuhud kenti yakınlarındaki ez-Zera altın madeninde meydana geldi (Arşiv-Reuters)
TT

Sudan'da altın madeninin çökmesi sonucu en az 60 kişi hayatını kaybetti

Olay, salı günü Batı Kurdufan eyaletinin en-Nuhud kenti yakınlarındaki ez-Zera altın madeninde meydana geldi (Arşiv-Reuters)
Olay, salı günü Batı Kurdufan eyaletinin en-Nuhud kenti yakınlarındaki ez-Zera altın madeninde meydana geldi (Arşiv-Reuters)

Sudan'ın Batı Kurdufan eyaletinde bir altın madeninin çökmesi sonucu en az 60 işçi hayatını kaybetti. Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre iki kurtulan, bugün çok sayıda kişinin hâlâ kayıp olduğunu ve enkaz altında hayatını kaybetmiş olabileceklerinden endişe edildiğini söyledi.

Kaza, dün eyaletteki en-Nuhud kenti yakınlarında bulunan ez-Zera altın madeninde meydana geldi. Bu sabah itibarıyla kurtarma ekiplerinin enkazdan 60 kişinin cansız bedenini çıkardığı bildirildi.


Hamas kaynakları, Şarku’l Avsat’a Refah Tugayı Komutanı’nın suikasta uğradığını doğruladı

Refah Tugayı Komutanı Nail Ebu Ubeyd
Refah Tugayı Komutanı Nail Ebu Ubeyd
TT

Hamas kaynakları, Şarku’l Avsat’a Refah Tugayı Komutanı’nın suikasta uğradığını doğruladı

Refah Tugayı Komutanı Nail Ebu Ubeyd
Refah Tugayı Komutanı Nail Ebu Ubeyd

Hamas hareketinden üç kaynak bugün sabaha karşı, hareketin silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın Refah Tugayı Komutanı Nail Ebu Ubeyd’in suikasta uğradığını doğruladı. Kaynaklara göre Ebu Ubeyd, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un el-Mevasi bölgesinde bulunduğu çadırın iki füzeyle hedef alınması sonucu hayatını kaybetti.

Üç kaynak, Ebu Ubeyd’in saldırı sırasında çadırda yalnız olduğunu ve olayda hayatını kaybettiğini, saldırı sırasında bölgeden geçen bir kız çocuğunun da yaralandığını belirtti.

Kaynaklar, Ebu Ubeyd’in Hamas ve Kassam Tugayları’nın Refah’taki eski yöneticilerinden biri olduğunu ve eski tugay komutanı Muhammed Şebane’ye yakın olduğunu aktardı. Ebu Ubeyd, Şebane’nin öldürülmesinin ardından onun yerine geçmişti.

İsrail, Refah Tugayı’nın eski komutanı Muhammed Şebane’yi 17 Mayıs 2025’te Han Yunus’taki Avrupa Gazze Hastanesi çevresindeki bir tüneli bombalayarak öldürmüştü. Şebane, o sırada Kassam Tugayları’nın komutanı olan Muhammed es-Sinvar’ın yanındaydı. Es-Sinvar, daha önce Muhammed ed-Dayf’ın öldürülmesinin ardından bu göreve gelmişti. Ed-Dayf da 13 Temmuz 2024’te düzenlenen başka bir hava saldırısında, Han Yunus Tugayı’nın eski komutanı Rafi Selame ile birlikte öldürülmüştü.

Ebu Ubeyd’in Refah’ta Kassam Tugayları’nın kuruluşunda rol alan isimlerden biri olduğu ve tugayın önde gelen komutanları arasında yer alan Raid el-Attar ile Muhammed Ebu Şemale’nin yanında görev yaptığı belirtildi. Attar ve Ebu Şemale, 21 Ağustos 2014’te İsrail tarafından öldürülmüştü. Ebu Ubeyd’in ayrıca Kassam Tugayları’nın eski komutanı ve Muhammed ed-Dayf’ın sağ kolu Ahmed el-Caberi ile de iyi ilişkileri bulunduğu, Caberi’nin ise 14 Kasım 2012’de İsrail tarafından öldürüldüğü kaydedildi.

Kaynaklardan biri, Ebu Ubeyd’in 2006 yılında İsrailli asker Gilad Şalit’in kaçırılması operasyonuna katkıda bulunduğunu ve Şalit’in bir süre saklanmasında rol oynadığını söyledi. Kaynağa göre Ebu Ubeyd, son savaş sırasında çok sayıda İsrailli esirin güvenliğinin sağlanmasına ve takas anlaşmaları kapsamında teslim edilmeleri sürecinin denetlenmesine de katkıda bulundu. Ayrıca 2014 yılında Refah yakınlarında İsrail askerlerini kaçırmak amacıyla bir tünel üzerinden sızma girişiminde de rol aldı. Bu operasyonun o dönemde savaşın başlamasına yol açtığı belirtildi.

Ebu Ubeyd, daha önce Yabna Taburu’nun komutanlığını ve Refah’ın merkez bölgesinden sorumluluğu üstlendi. Bir süre istihbarat teşkilatının sorumluluğunu da yürüten Ebu Ubeyd, Şebane’nin yardımcısı olarak görev yaptıktan sonra onun öldürülmesinin ardından Refah Tugayı’nın komutanlığına getirildi.

İsrail ordusu, Ebu Ubeyd’in Şebane’nin öldürülmesinin ardından Refah Tugayı’nın komutanlığına getirildiğini ve daha önce çeşitli görevlerde bulunduğunu açıkladı. Ordu, Ebu Ubeyd’in tugayın faaliyetlerinin yönetilmesinden ve saldırı planlarının hayata geçirilmesinden sorumlu olduğunu, ayrıca savaş boyunca ağır darbe alan tugayın yeniden güçlendirilmesi için çalışmalar yürüttüğünü belirtti.

İsrail son dönemde Kassam Tugayları’nın önde gelen komutanlarına yönelik suikast operasyonlarını yoğunlaştırdı. İsrail, perşembeyi cumaya bağlayan gece yarısında (10-11 Eylül), yeni Han Yunus Tugayı Komutanı Muhammed el-Yazuri’yi, el-Mevasi bölgesinde yaya olarak ilerlediği sırada hedef alarak öldürdü.

İsrail ayrıca pazartesiyi salıya bağlayan gece yarısından kısa süre önce, Gazze kentinin kuzeyindeki Sıftavi mahallesinde aracının hedef alınması sonucu Cibaliye el-Beled Taburu Komutanı Ahmed el-Batş’ı öldürdü. Son günlerde düzenlenen peş peşe suikast operasyonlarında farklı alanlarda görev yapan çok sayıda saha komutanı da öldürüldü.

İsrail’in öldürdüğü isimler arasında, geçtiğimiz pazartesi günü Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un el-Mevasi bölgesinde bir İsrail İHA’sının çadırı bombalaması sonucu hayatını kaybeden Raif Ebu ez-Zemer de bulunuyor. Şarku’l Avsat başka bir saha kaynağından, Ebu ez-Zemer’in Kassam Tugayları’nın askeri eğitim biriminde bölük komutanı olduğunu ve Refah Tugayı’nın önde gelen saha unsurlarından biri olarak faaliyet gösterdiğini öğrendi. Kaynak, Ebu ez-Zemer’in perşembeyi cumaya bağlayan gece Hamad kentinde aracının bombalanması sonucu öldürülen Mümin Ebu Lebde ile doğrudan bağlantısı bulunduğunu belirtti. Diğer ismin ise aynı tugayın keskin nişancı biriminden sorumlu olduğu kaydedildi.

Hamas’tan bir saha kaynağına göre, Askeri Konsey, farklı tugay ve kurmay birimleri ile bölgelerdeki tabur komutanları ve diğer askeri rütbelerde görev yapan isimlerin tamamı için yedek kadrolar bulunuyor. Kaynak, son dönemde teşkilatın yapısının büyük ölçüde yeniden düzenlenmesi sayesinde komutanlardan birinin öldürülmesi halinde başka bir ismin görevi devraldığını belirtti.

Kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Kassam Tugayları’nın örgütsel yapısının, geçmişte tarihi lider kadrolara yönelik suikastların ardından olduğu gibi tamamen esnek şekilde işlediğini söyledi. Kaynağa göre, söz konusu liderlerin öldürülmesinin hemen ardından Askeri Konsey ve tugayların yönetimi için alternatif isimler görevlendirildi.