Rusya ile Türkiye arasında Karadeniz

Fransız Le Monde gazetesinin yayınladığı haber, iki ezeli komşu arasındaki dikenli Türkiye-Rusya ilişkilerine ışık tutuyor

Karadeniz, Türkiye’nin elinde bir koz (Reuters)
Karadeniz, Türkiye’nin elinde bir koz (Reuters)
TT

Rusya ile Türkiye arasında Karadeniz

Karadeniz, Türkiye’nin elinde bir koz (Reuters)
Karadeniz, Türkiye’nin elinde bir koz (Reuters)

Menal Nahas

Rusya Devlet Başkanı’nın 12 Şubat’ta Ankara’yı ziyaret etmesi bekleniyordu. Ertelenen ziyaret öncesi kaleme alınan bu yazı ziyaretin amacını ve iki ülkenin karşılıklı ilişki ve beklentilerini sorguluyor.

‘Boğaz’ın Bismarck’ı’ olarak da anılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, savaşın ilk aylarında İstanbul’da başarısızlıkla sonuçlanan iki oturumdan sonra Vladimir Putin ile Volodimir Zelenskiy’i bir Türk zemininde aynı masada bir araya getirmenin hayalini kuruyor.

Ukrayna’nın Karadeniz’deki dengeleri değiştirmesinin ardından iki ezeli komşuyu bir araya getiren iç içe geçmiş Türkiye-Rusya ilişkileri hakkında Fransız Le Monde gazetesinin, Foreign Affairs dergisinin bir makalesine dayanarak 5 Şubat 2024’te yayınladığı uzun araştırmanın öne çıkan başlıkları şöyle:  

20’nci yüzyıldan kalma uluslararası bir anlaşma, Karadeniz’e kimin girip çıkabileceğine karar verme yetkisini yalnızca Türkiye’ye vermişti. Balkan, Slav ve Akdeniz dünyalarının kavşağında yer alan bu denizin tarihi, 24 Şubat 2024’te Vladimir Putin Ukrayna’yı işgal edene kadar sorunlardan ve çekişmelerden uzak kaldı. O zamandan sonra ise tekrarlayan çatışmaların sahnesine dönüştü ve Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin uyardığı üzere ‘savaşın yeni ekseni’ haline geldi. Moskova ile Kiev arasında yaşanan savaşın yanı sıra, aynı kıyıyı paylaşan iki ülke Türkiye ile Rusya da birbirlerini gözlüyor ve endişe verici bir ‘düşman iş birliğine’ benzeyen ortamda kontrol sahibi olmak için rekabet ediyor.

Barış zamanlarında dünya buğday ticaretinin dörtte biri bu deniz yolundan geçiyor. Ancak Rusya-Ukrayna savaşı, Moskova’nın Ukrayna’ya uyguladığı kuşatma ve Batı’nın da Rusya’ya uyguladığı yaptırımlar sebebiyle Rusya ile Ukrayna’nın ürettiği buğday, mısır, arpa ve ayçiçeği yağı ihracatını sekteye uğrattı.

Türk Donanması, 2022 yılında Boğaz’dan 35 bin 146 geçiş kaydetti. Bu sayı çatışma öncesinde 48 bindi. Kiev ve müttefikleri, Moskova’nın muhalefetine rağmen 2023 yazında Ukrayna’nın buğday ihracatı için bir deniz koridoru oluşturdu ve 15 milyon ton buğday ihraç edildi. Ukraynalı çiftçilerin geçimlerini temin etmek için ihracatlarının hacmini artırmaları gerekiyor.  

27 Aralık 2023’te Panama bayrağı taşıyan ve buğday yüklemek üzere Ukrayna’nın İzmail limanına giden bir gemi, Tuna Nehri’nde hedef alındı. Yüzen mayın patlamasında iki denizci yaralandı. Bu olaydan iki ay önce de Türkiye’deki Kastamonu ve Ereğli limanları girişinde iki mayın patlamış ancak herhangi bir can kaybı yaşanmamıştı.

11 Aralık 2023’te Londra, bu tür olayların yaşanmaması için Kiev’e iki mayın avlama gemisi verdiğini açıkladı. Türkiye ise 1936 Montrö Sözleşmesi’nin kendisine verdiği yetkiye göre bu iki Britanya gemisinin Karadeniz’den geçişini reddederek ilgili ülkeleri şaşırttı. Türkiye Cumhurbaşkanlığı, yaptığı açıklamada bu tutumu, ‘gerilimden kaçınma’ arzusuyla gerekçelendirdi.

Türkiye daha önce de iç deniz limanlarından birine yanaşma izni olmayan gemilere ve NATO deniz güçlerine karşı benzer bir tedbire başvurmuştu.

Yasak, Rus filosu için de geçerli. 28 Şubat 2022’de Ankara Moskova’nın isteğine karşı çıkarak, Rus gemilerinin Akdeniz’den dönüşünü yasakladı ve Moskova bu karara uymak zorunda kaldı. Ukrayna’nın Karadeniz’deki limanı Odessa, bir amfibi saldırısından kurtuldu ve böylece aynı yılın bahar aylarında Mariupol’u harabeye ve küle dönüştüren akıbetten de kurtulmuş oldu.

Atlantik liderlerinin Britanya gemilerinin engellenmesine yönelik protestoları da Türkiye’nin tutumunu yumuşatmaya yardımcı olmadı. Türkiye, müttefiklerinin bu konudaki görüşleri ne olursa olsun yasal hak ve yetkilerine bağlı kalıyor ve coğrafi konumundan ötürü kapılarını açıp kapama yetkisine sahip olduğu deniz bölgesinin güvenliğini gözetiyor. Türk Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, 18 Kasım 2023’te şu açıklamayı yaptı:

Karadeniz’de ne Atlantik güçlerini ne de Amerika’yı istiyoruz. Endişemiz, bu güçlerin Karadeniz’i Ortadoğu’ya, yani Batılı çekişmelerin ve müdahalelerin peşinden sürüklenen bir alana çevirmeleridir.

Mayınlı geçit

Öte yandan Türkiye, buğday ihracatı koridorundan mayınların temizlenmesine katkıda bulunmayı taahhüt etti ve bu doğrultuda 11 Ocak’ta Romanya ve Bulgaristan ile bir anlaşma imzaladı. Aslında Türklerin her şeyden önce istediği şey, Rusya’yla anlaşmazlıktan kaçınmaktır. Düşman gemilerin bu sulara gelmesinin Moskova’yı kızdıracağına şüphe yok. Araştırmacı Sinan Ülgen’e göre “Türkiye, NATO’nun bu bölgeye girişine karşı çıkıyor, çünkü bu hem Moskova’yla ilişkinin dengesini bozar hem de Ankara’nın taahhütlerine ve hukuka bağlı tutumuna aykırı bir davranış olur. Türkler, kendi deniz kuvvetlerinin tehditlerle yüzleşme yükünü kaldırabileceğini düşünüyor.”

1990’lı yıllardan ve Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana Türkler ve Ruslar, Batılıları uzak tutmak, Karadeniz’de beraber yaşamak ve iki tarafın çıkarlarını gözetmek istiyor. İki ülke arasında deniz iş birliğini gözetmekle görevlendirilen bir forum ile ortak deniz gücü kuruldu. Türkiye, (Sovyetler Birliği’nin çöküşünden bir yıl sonra 1992’de kurulan ve) merkezi İstanbul’da bulunan Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü’nün geliştirilmesini üstlendi. Thomas More Enstitüsü’nde araştırma direktörü Sylvestre Mongrenier’e göre bu örgütün kuruluş amacı, Türk denizcilik kentini merkeze alan bölgesel bir pazar kurmaktı. Türkiye, bu örgütün Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik adaylığını destekleyen bir faktör olacağını düşündü. AB de öngörülen iş birliğini ve bunun Avrupa’nın güneyinde ve doğusunda arzu edilen barışın ve refahın tesis edilmesi bakımından muhtemel sonuçlarını destekledi.

Mongrenier’ye göre o dönemde Ankara, Karadeniz üzerinde ortak bir Türk-Rus kontrolü geliştirmeye yönelik müzakerelerde AB’ye ve NATO’ya dayanmaya çalışıyordu. İki yıl süren savaş, bu stratejik suları ‘tıkayan’ iki güç arasında ticari iş birliğinin güçlenmesine yol açtı: Moskova, deniz kuşatmasından ve Ankara da iki boğaz üzerindeki kontrolünden fayda sağladı. İki otokrat Putin ile Erdoğan, birbirlerini komşu olarak görüyor. Putin’in Karadeniz’deki tatil beldesi olan Soçi’de iki lider, 2022 yazında ülkelerinin ticaret dengesini ve alışverişlerini artırmaya karar verdi.

Ukrayna’yı işgalinden ve işgalin ardından Avrupa’da yaşanan çatlaktan sonra Rusya, Türk komşusuyla iş birliği sayesinde ekonomisinin çarklarının dönüşünü nispeten koruyabildi. Türkiye; Rus gazını Orta Avrupa’ya taşıyan TürkAkım boru hattı ve Karadeniz aracılığıyla Rusya’dan gaz, ham petrol, mazot, kömür, maden ve gübre satın alıyor. Mavi Akım (Blue Stream) sualtı boru hattı da Rus devi Gazprom’a, 20 yıldır Türk evlerinin gaz ihtiyacını karşılama imkânı veriyor.

Türkiye, Rusya’ya yönelik Batılı yaptırımları uygulamayan tek NATO üyesi. Geniş kıyısı, yetkin lojistik yapıları ve tecrübeli küçük ve orta ölçekli şirketleri, onun, ideal bir geçiş kavşağı rolü üstlenmesini sağladı. Nitekim Türkiye’nin Rusya’ya ihracatının değeri, 2002 yılında yüzde 62 arttı. Aynı oran, sonraki yılda da korundu. Alanı açık kaldı ve limanları hayati önem taşıyan malları Moskova’nın askerî ve endüstriyel kompleksine yeniden ihraç etti. Türkiyeli iş adamları da Rus şirketlere hizmete aracılık ediyor.

Uluslararası dev konteynır taşımacılığı şirketleri, yaptırımlardan ve yüksek sigorta ücretlerinden kaçınmak için Karadeniz’deki faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldı. Uluslararası şirketlerin bıraktığı işleri ise Türk şirketler devraldı. Buna göre bugün Asya ve Avrupa’dan gelen binlerce konteynır gemisi İstanbul, Mersin ve İzmir kıyılarına yanaşıyor, sonra da Rusya’nın Novorossiysk limanına doğru yeniden yola çıkıyor. Bu faydacı değerlendirmeler Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, Kiev’in kendi buğdayını ihraç etmeyi sürdürmesini sağlamak için çaba sarfetmekten alıkoymadı: Rusya’nın işgal ettiği Ukrayna bölgelerinden çalıp Türk limanlarında Lübnan’a ve Suriye’ye sattığı binlerce tonun geçişine göz yumdu.

Türkiye’nin dolambaçlı yolu bazı açılardan daha sorunlu. Mesela elektronik bağdaştırıcılar, iletişim cihazları, çift kullanımlı ürünler (cep telefonları, çamaşır makineleri…) gibi ürünlerin ihracat hacminde şüpheli bir artış yaşandı. Türk limanları bu ürünleri Rusya’ya ve Sovyet sonrası beş ülke olan Gürcistan’a, Ermenistan’a, Kazakistan’a, Kırgızistan’a ve Özbekistan’a ihraç ediyor ve Rusya’nın çıkarlarına hizmet ettiği şüphesini doğuruyor. Ukraynalılar, patladıktan sonra kalıntılarını dikkatle inceledikleri Rus füzelerinin ABD’de, Avusturya’da, Güney Kore’de veya Tayvan’da üretilen elektronik bileşenler içerdiğini ve bunların bir kısmının Türkiye’den geçtiğini kaydetti.

ABD, bu kaçakçılık döngüsüne dahil olan yaklaşık 10 Türk şirketini cezalandırmak için girişimde bulundu. ABD Hazine Bakanlığı Müsteşarı Brian Nelson’ın Türkiye’yi ziyaret edip, Batı ambargosunu delmeye yönelik faaliyetlerini kınamasından birkaç hafta sonra Türk bankaları, ABD dolarının dolaşımını ve çek piyasasını denetleyen uluslararası SWIFT sisteminden çıkarılmaktan korkarak, Rusya ile mali işlemlerini kısıtladı.  

Endişe verici komşuluk

Rusya-Türkiye ilişkileri, Karadeniz’le sınırlı değil. Bu ilişkiler; Suriye’yi, Libya’yı, Güney Kafkasya’yı ve dahi Ukrayna’yı da kapsıyor.

Bu ülkelerden bazısında çıkarlar kesişiyor. Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kiev’e olan desteğinden hiç vazgeçmedi. Türk ordusu da uçaklarının Karadeniz semalarındayken elde ettiği askerî bilgileri aktarmaya devam ediyor. Ankara, Karadeniz’in bir ‘Rus gölüne’ dönüşmesinden korkarak 2019 yılında Kiev’le savunma ortaklığı imzaladı ve Kiev’i silahlı insansız hava araçları, uçak motorları ve kruvazör üretimine ortak etti. 

Recep Tayyip Erdoğan, Rusya’nın Ukrayna topraklarını ilhakını her zaman kınadı. Kırım Yarımadası’nın Türk tarihî hafızasında özel bir yeri var. Türkler, Kırım’ı dilde kardeşleri olan Tatarların beşiği olarak görüyor. Kırım, 1475’ten 1783’e kadar üç yüzyıl boyunca Babıali’nin himayesi altında kalmış ve Kırım üzerinde kontrol kurmaya çalışan Çarlık Rusya’sı ile Osmanlı Türkiye’si arasındaki savaşlara konu olmuştur.

Kremlin’in Efendisi ile iyi ilişkilere sahip olsa da Türkiye Cumhurbaşkanı, Rusya’nın yayılmacı eğiliminden ve Karadeniz’in güvenliği için oluşturduğu stratejik tehditten çekiniyor. Rusya’nın 2008’de Abhazya’da, 2014’te Kırım’da deniz kıyılarını ve 2018 yılında da Azak Denizi’nin tüm kıyılarını kemirmesi, hiç kuşkusuz Ankara’yı epeyce tedirgin etti.

Zonguldak yakınlarındaki sularda Türkiye’nin Rus gazına olan ihtiyacının dörtte birini karşılayabilecek bir gaz kuyusunun keşfedilmesi, Türkiye hükümetini deniz ulaşım yollarını korumaya sevk ediyor. İki lider arasındaki ilişki, Türkiye’nin Rus ordusunun Mariupol’de esir aldığı beş Ukraynalı subayın serbest bırakılıp Kiev’e gönderilmesi yönündeki girişimi nedeniyle karmaşık hale geldi. Bu girişim, Putin’le yapılan ve bu subayların savaş bitene kadar Türkiye’de kalmalarını gerektiren bir anlaşmaya aykırıydı.

Erdoğan’ın rüyası

Türkiye Cumhurbaşkanı’nın sözünü çiğnemesinden sonra iki lider, 2023 yazında Soçi’de bir araya geldiğinde Erdoğan’ın, ticaret koridorunun dokunulmazlığının yenilenmesine ilişkin arabuluculuğu meyve vermedi. Rus Donanması, 14 Ağustos’ta Odessa yakınlarında Şükrü-Okan adlı bir Türk gemisine ateş açtı ve deniz uçağıyla gelen Rus askerler, gemiyi aradıkları sırada Türk denizcileri başları eğik bir şekilde beklemeye zorladı.

Rusların Beşşar Esed rejimini desteklemeye başlamasının ardından 24 Kasım 2015’te Türk Hava Kuvvetleri’nin Suriye-Türkiye sınırında uçan bir Rus uçağını düşürmesi üzerine iki ülke, silahlı çatışmaya girdi. Sonra Türkiye Cumhurbaşkanı, olaylı ilgili bir özür mektubu yazmak zorunda kaldı. Haziran 2020’de de lazer güdümlü bir Rus bombası, İdlib vilayetindeki barınaklarında 34 Türk askerini öldürdü. İki lider, bir kez daha anlaşmazlığı giderdi.

Ancak bu iki olayda da Rusya Devlet Başkanı’nın eli baskın ve güçlüydü. Ama bugün özellikle Karadeniz’de durum böyle değil. Zira filosu, Ukrayna’ya ait topçuların, insansız hava araçlarının, füzelerin ve bombardıman uçaklarının menzilinde. Bunlar son aylarda aralarında komuta gemisi Moskova’nın da bulunduğu 30 büyük donanma gemisini yok etti veya hasara uğrattı. Ukrayna’nın saldırıları, İran’ın Hazar Denizi kıyısındaki deniz yolunu da tehdit ederek, Şahid İHA’larını Volga-Don Kanalı’na, ardından Azak Denizi’ne ve Karadeniz’e götürüyor.



Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.


Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
TT

Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)

Hamas'ın yurt dışı siyasi bürosunun başkanı Halid Meşal, hareketin silahlarından vazgeçmeyi ve Gazze Şeridi'nde "yabancı yönetimi" kabul etmeyi reddettiğini teyit etti.

Meşal, dün 17. Doha Forumu'nda yaptığı konuşmada, "direnişi, direniş silahlarını ve direnişi gerçekleştirenleri suçlu ilan etmenin" kabul edilemez bir şey olduğunu ifade etti. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Meşal konuşmasına şöyle devam etti: "İşgal olduğu sürece direniş de vardır. Direniş, işgal altındaki halkların hakkıdır ve uluslararası hukukun, ilahi yasaların, ulusların hafızasının bir parçasıdır ve uluslar bununla gurur duyarlar."

Meşal, ABD Başkanı Donald Trump başkanlığındaki “Barış Konseyi”ne, Gazze Şeridi'nin yeniden inşasına ve yaklaşık 2,2 milyon sakinine yardım ulaştırılmasına olanak sağlayacak “dengeli bir yaklaşım” benimsemesi çağrısında bulundu.

Fetih ise İsrail'i, Gazze'yi yönetmekle görevli ulusal komitenin Şeride girişini engellemeye devam etmekle suçladı ve bunu, İsrail'in ateşkes anlaşmasının bir sonraki aşamasını uygulamaya geçmeyi reddetmesi olarak değerlendirdi.


İsrail ordusu, Refah’ta bir tünelden çıkan dört ‘silahlı kişiyi’ öldürdü

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binalar (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binalar (AFP)
TT

İsrail ordusu, Refah’ta bir tünelden çıkan dört ‘silahlı kişiyi’ öldürdü

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binalar (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılan binalar (AFP)

İsrail ordusu bugün yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah bölgesinde bir tünelden çıkan dört silahlı kişiyi öldürdüğünü duyurdu. Ordu, söz konusu kişilerin İsrail askerlerine ateş açtığını iddia etti.

Ordu tarafından yapılan açıklamada, “Dört silahlı terörist az önce bir tünelden çıkarak askerlerimize ateş açtı… Kuvvetlerimiz teröristleri etkisiz hale getirdi” denildi.

İsrail Ordu Sözcüsü de resmi X hesabından yaptığı paylaşımda, “Bölgeyi sabotajcılar ve terör altyapılarından temizleme faaliyetleri kapsamında, askerlerimiz Refah’ın doğusunda yer altı tünel ağı içinde bir tünel çıkışında dört sabotajcıyı fark etti. Sabotajcılar askerlerimize ateş açınca, askerlerimiz karşılık vererek dört sabotajcıyı etkisiz hale getirdi” ifadelerini kullandı.

İsrail, bir hafta önce Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki sınır kapısını yeniden yaya geçişine açtı. Bu adım, Filistinlilerin Gazze Şeridi’nden çıkmasına ve savaş nedeniyle bölgeden kaçanların geri dönmesine imkân tanıyacak. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre İsrail, Refah Sınır Kapısı’ndan giriş-çıkış yapan Filistinlilere güvenlik taraması yapılmasını şart koşuyor.

İsrail, sınır kapısını Mayıs 2024’te kontrol altına almıştı; bu, Gazze Şeridi’ne yönelik savaşın başlamasından yaklaşık dokuz ay sonra gerçekleşti. Savaş, ABD Başkanı Donald Trump’ın arabuluculuğunda ekim ayında uygulamaya konan ateşkesle geçici olarak sona ermişti. Sınır kapısının yeniden açılması, Trump’ın çatışmayı durdurmayı amaçlayan planının ilk aşamasında önemli bir adım olarak öne çıkıyor.