Batı’nın saldırılarında bir ay içinde 32 Husi öldürüldü

Grundberg Aden'de: El-Alimi Husilerin sözlerine değil eylemlerine dikkat çekiyor

Husiler, ABD-İngiliz saldırılarında öldürüldüğünü söyledikleri 17 üyesi için dün Sana'da cenaze töreni düzenledi (Reuters)
Husiler, ABD-İngiliz saldırılarında öldürüldüğünü söyledikleri 17 üyesi için dün Sana'da cenaze töreni düzenledi (Reuters)
TT

Batı’nın saldırılarında bir ay içinde 32 Husi öldürüldü

Husiler, ABD-İngiliz saldırılarında öldürüldüğünü söyledikleri 17 üyesi için dün Sana'da cenaze töreni düzenledi (Reuters)
Husiler, ABD-İngiliz saldırılarında öldürüldüğünü söyledikleri 17 üyesi için dün Sana'da cenaze töreni düzenledi (Reuters)

Günlük rutine dönüşmeye yakın yaklaşık bir aydır süren Amerika ve İngiltere'nin saldırıları sonucu Husiler 32 üyelerinin öldürüldüğünü açıklarken, Yemen Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı Dr. Reşad el-Alimi, önemli olanın “Husilerin Birleşmiş Milletler öncülüğündeki barışa ilişkin sözleri değil eylemleri” olduğunu ifade etti.

El-Alimi’nin açıklamaları, BM elçisi Hans Grundberg ile dün geçici başkent Aden'de, elçinin Güvenlik Konseyi’nde yapacağı sunum için Tahran'dan başlayıp Riyad, Abu Dabi ve son olarak Yemen'in geçici başkentini kapsayan barış çabalarına öncülük ettiği gezi sonunda yaptığı görüşme sırasında geldi.

ABD'nin Husilere yönelik saldırıları, onların ticari gemilere saldırma yeteneklerini sınırlamayı amaçlıyor (AFP)
ABD'nin Husilere yönelik saldırıları, onların ticari gemilere saldırma yeteneklerini sınırlamayı amaçlıyor (AFP)

Grundberg'in gezisi, Husilerin Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ndeki gerilimi tırmandırmasına karşılık Amerikan ve İngiliz askeri karşılık vermelerinin barış çabalarını baltalayacağı ve Yemen krizine nihai bir çözüm sağlayacak yol haritasının başarıya ulaşmasını engelleyeceği korkusunun yaşandığı bir süreçte geldi.

Bu kapsamda ABD Merkez Komutanlığı dün yaptığı açıklamada, güçlerinin 9 Şubat günü yerel saat ile saat 03.00 ile 21.40 arasında Kızıldeniz'deki gemilere karşı fırlatılmaya hazır dört mobil gemisavar seyir füzesi ve bir mobil kara saldırı seyir füzesiyle birlikte bubi tuzaklı iki bota yönelik meşru müdafaa saldırısı düzenlediğini duyurdu.

ABD açıklamasında, bu uygulamaların seyrüsefer özgürlüğünü koruyacağını ve uluslararası suları daha güvenli hale getireceği ifade edilerek Amerikan güçlerinin füzeleri ve iki tekneyi Yemen'de Husilerin kontrolündeki bölgelerde tespit ettiği ve bunların bölgedeki ABD Donanma gemileri ve ticari gemilerine yakın bir tehdit oluşturduğuna karar verildiği ifade edildi.

Husi medyası, saldırıların çoğunun cuma günü Hudeyde Valiliği kıyılarında, özellikle el-Cebane ve el-Kesib bölgelerinde, ardından Hudeyde şehrinin güneyindeki el-Dureyhimi Bölgesinde bulunan Taif bölgesinde gerçekleştiğini doğruladı. Saldırılar, Hudeyde kentinin yanı sıra aynı gün Husilerin ana kalesinin bulunduğu Saada Valiliği'ni ve Baqim Bölgesi'ndeki Katinat bölgesini de hedef aldı.

Husiler, cumartesi günü Sanaa'da, Amerikan-İngiliz saldırılarında öldürüldüğünü söylediği 7'si albay rütbesindeki 17 üye için bir cenaze töreni düzenledi; Husiler, daha önceki 10 kişinin yanı sıra 5 kişinin daha öldürüldüğünü kabul etti. Geçen yıl 31 Aralık'ta Kızıldeniz’in güneyinde gemi korsanlığı yapmayı denedikleri sırada, Amerikan güçleri üç tekneyi imha etmişti.

Husilerin lideri, Batı saldırılarının etkisini küçümsedi ve daha fazla deniz saldırısı tehdidinde bulundu (Reuters)
Husilerin lideri, Batı saldırılarının etkisini küçümsedi ve daha fazla deniz saldırısı tehdidinde bulundu (Reuters)

İran destekli Husilerin lideri Abdülmelik el-Husi'nin son konuşmasında, İngiltere'nin üç kez katıldığı saldırıların etkisini küçümsedi ve bunların yalnızca "eğlence amaçlı ve itibarı kurtarmak için" olduğunu söyledi ve Gazze'deki Filistinlileri destekleme başlığı altında gemilere daha fazla saldırı yapılması tehdidinde bulundu.

Washington DC, 12 Ocak'tan bu yana, üç tanesine Londra'nın da katıldığı, yaklaşık 17 saldırı gerçekleştirdi; bunlar arasında, Husiler tarafından kontrol edilen Yemen topraklarına füzeler ve insansız hava araçlarıyla yapılan onlarca saldırı da vardı.

Husi saldırıları sonucu yaklaşık 5 kargo gemisinin hasar görmesi dışında mürettebat arasında herhangi bir kayıp bildirilmemesine rağmen Washington ve Londra'nın gemileri koruma operasyonlarının devam ettiğini ve Avrupa kuvvetleri, gruba karşı doğrudan saldırılara katılmadan gemilerin güvenliğinin sağlanmasına katılacağı vurgulandı.

ABD, Husi Ensarullah örgütünü özel olarak terörist listesine aldı. ABD'nin Yemen Büyükelçisi Stephen Fagin, "X" platformundaki bir tweet'te, terör listesine almayı "eğer gerekirse milislerin gemilere saldırılarını durdurmamaları halinde önümüzdeki hafta sonunda yürürlüğe gireceği" konusunda uyardı.

Yemenli gözlemciler, Husilerin gerilla tarzı nedeniyle, Batı'nın bu tempoda yapacağı saldırılarla örgütün yeteneklerini zayıflatacağını veya Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ndeki gemilere yönelik tehlikeyi azaltacağını ihtimal dışı bırakıyor.

İran'dan destek ve silah almakla suçlanan örgüt, 19 Kasım'dan bu yana Kızıldeniz ve Aden Körfezi'nde kargo gemilerine ve Amerikan deniz kuvvetlerine yönelik 42'ye yakın saldırı gerçekleştirdi. Hedeflerine Amerikan ve İngiliz gemilerini eklemeden önce gemilerin İsrail'e gidiş-dönüş geçişini engellemeye çalıştığını iddia ediyor.

Grundberg Aden'de

Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ndeki Husi gerginliği, BM'nin Yemen elçisi Hans Grundberg'in istediği şey değildi; çünkü o, Husilerin Sana'ya saldırdığı 2014'ün sonlarından bu yana çatışmalardan tükenen Yemen’de, hükümetin ve Husilerin, barış anlaşması için bir harita hazırlama taahhütlerini almıştı.

Son olarak elçi, Suudi Arabistan ve Umman Sultanlığı'nın çalıştığı anlayışa dayalı yol haritasını netleştirmeyi umarak, hükümet güçleri ile Husi militanları arasındaki iç temas hatlarında kısmi gerginliğe rağmen itidal çağrısında bulunarak çabalarına devam ediyor.

Yemen Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, dün Aden'de BM elçisini kabul etti (SABA)
Yemen Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, dün Aden'de BM elçisini kabul etti (SABA)

Yemen resmi medyası, Yemen Cumhurbaşkanlığı Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin yeni Başbakan Ahmed Avad bin Mübarek ile birlikte Birleşmiş Milletler Özel Temsilcisi Hans Grundberg'i Aden'de kabul ettiğini bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın SABA haber ajansından aktardığı habere göre BM elçisinin bölgedeki son ziyareti, temaslarının sonuçları, Yemen siyasi sürecinin kapsamlı bir şekilde yeniden BM himayesinde başlatılması için koordineli çabalarındaki son gelişmeler hakkında el-Alimi’yi bilgilendirdiğini bildirdi.

Ajansa göre, toplantıda Yemen'in durumundaki gelişmelere ve "Husi milislerini barış çabalarına ciddi şekilde katılmaya, Yemen toplumunun acılarına son vererek meşru kurumlarını yeniden kurmaya zorlamak için" gereken uluslararası baskıya değinildi.

El-Alimi, liderliğini yaptığı Konseyin ve hükümetin, Birleşmiş Milletlerin ve BM özel temsilcisinin çabalarına desteğini ve öncelikle 2216 sayılı Karar olmak üzere uluslararası meşruiyet kararlarının kapsadığı görev ve sorumluluklarını yerine getirmek için her türlü kolaylığı sağlama konusundaki istekliliğini tekrarladı.

Resmi medyanın aktardığına göre, paranın, malların ve çalışanların maaşlarına getirilen kısıtlamalar ve askeri gerginliğin durdurulması, sivil tesislere ve nesnelere yönelik terörist saldırılar ve ağır insan hakları ihlallerinin olduğu Yemen’de Yönetim Konseyi Başkanı, "BM arabulucusunun, Husi milislerinin ve İranlı destekçilerinin, Taiz şehri kuşatmasının sona erdirilmesi de dahil olmak üzere barış çabalarıyla ilgili ciddiyetlerini doğrulamak için sözlerine değil, eylemlerine bakılmasının" önemini vurguladı.

Ekim 2022'den bu yana Husi saldırıları, kurtarılmış Yemen bölgelerinden petrol ihracatının durmasına ve meşru hükümet açısından ekonomik sonuçlara neden oldu. Husiler sivil hava seyrüseferini kontrol etmenin yanı sıra ayrıca Hudeyde limanları, iletişim üzerindeki kontrol ve paralel bir bankacılık sistemi de dayatıyor.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.