Bölgedeki küçük ülkeleri kontrol altına almak üzere yaşanan Hint-Çin çatışması

Yeni Delhi'nin projeleri ülke ekonomisine hizmet ediyor ancak Pekin'in etkisini azaltmayı başaramıyor

Hindistan Başbakanı Narendra Modi ülkesine küresel düzeyde benzersiz bir kimlik kazandırmaya çalışıyor (AFP)
Hindistan Başbakanı Narendra Modi ülkesine küresel düzeyde benzersiz bir kimlik kazandırmaya çalışıyor (AFP)
TT

Bölgedeki küçük ülkeleri kontrol altına almak üzere yaşanan Hint-Çin çatışması

Hindistan Başbakanı Narendra Modi ülkesine küresel düzeyde benzersiz bir kimlik kazandırmaya çalışıyor (AFP)
Hindistan Başbakanı Narendra Modi ülkesine küresel düzeyde benzersiz bir kimlik kazandırmaya çalışıyor (AFP)

Güney Asya ile ilgili araştırma merkezlerinin yayınladığı raporlar, Hindistan'ın komşu ülkelerinin çoğunun, yıllardır Hint etkisi altında olmalarına rağmen yaşam koşullarını iyileştirmek için Çin ile işbirliği yapmak üzere sabırsızlandıklarını gösteriyor.

Batılı ülkeler de Çin'i ekonomik olarak zayıflatmak ve Hindistan'ı Güney Asya'da göze çarpan güç olarak öne çıkarmak için bölgedeki Hindistan nüfuzunu kullanmaya çalışıyor. Ancak bu girişimler, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamındaki proje ağı aracılığıyla Çin'in bölgedeki çeşitli ülkelerdeki yaygın varlığı karşısında çaresiz görünüyor.

Çin ile ekonomik işbirliği yapan bu ülkeler arasında Maldivler, Sri Lanka, Bangladeş ve Myanmar yer alıyor. Maldivler Devlet Başkanı Muhammed Muizzu'nun aldığı son kararlar, küçük ülkelerle bölgedeki iki büyük komşusu arasındaki ilişkilerin niteliğindeki değişime güzel bir örnek teşkil ediyor. Muhammed Muizzu, seçim kampanyası sırasında “Hindistan'ı terk et” sloganını ortaya attı ve başkanlığı devraldıktan sonra Çin'i ziyaret edip 10'dan fazla anlaşma imzaladı. Ayrıca Hindistan'a 50 Hint askerini ve iki helikopteri Maldivler'den tahliye etmesi için 15 Mart'a kadar süre verdi.

Çin, Maldivlerin çağrısına yanıt verdi ve bu ülkeye askeri destek ve Maldivler deniz sınırları içindeki kuvvetlerinin varlığını güçlendirme sözü verdi. Bu gelişmeyi, Çin tarafından Hindistan'ın karadan ve denizden kuşatılması girişimi olarak gören Hindistan'daki askeri uzmanlar endişelerini ifade ettiler.

Myanmar ve Nepal

Hindistan ile Myanmar arasındaki ilişkiler ilk bakışta iyi görünüyor, ancak çeşitli düzeylerde gerginliklerden de yoksun değiller. Geçtiğimiz ocak ayında Myanmar'ın Hindistan topraklarına füze atmasıyla iki ülke arasında gerilime tanık olundu.

Hindistan medyası, Myanmar'daki askeri hükümetin kendi sınırları içindeki demokrasi yanlısı çetelere yönelik olduğunu söylediği bombardıman olayını görmezden geldi.

Öte yandan Hindistan Halk Partisi (Bharatiya Janata Partisi-BJP) hükümetindeki Hintli yetkililer sınır kontrollerini sıkılaştırarak Rohingya Müslümanlarının geçişini engelledi. Ayrıca çok sayıda kişiyi sınır dışı etti. Ancak gözlemciler sınırın hâlâ silah, uyuşturucu ve terörist kaçakçılığı için kullanıldığını söylüyor.

FOTO: Maldivler Devlet Başkanı, Çin ziyaretinde Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'le beraber (AFP)
Maldivler Devlet Başkanı, Çin ziyaretinde Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'le beraber (AFP)

Myanmar'daki askeri hükümetin Hindistan vatandaşlarına karşı uyguladığı hak ihlalleri konusundaki Hint sessizliğinin gölgesinde, Myanmar son zamanlarda Çin ile ilişkilerini geliştirdi. Bu durum Hindistan'ın öfkesini artırdı.

Hindistan, dini ve kültürel yakınlık nedeniyle 400 kilometrelik bir sınırı paylaştığı Nepal üzerinde büyük nüfuza sahip. 

Nepal muhalefeti, Hindistan sınırına yol inşa etmesi nedeniyle Hindistan yanlısı Nepal hükümetine karşı gösteriler düzenledi. Bu durum Hindistan'ın Nepal büyükelçisini geri çağırmasına yol açtı. Ardından Hindistan hükümeti Nepal'in talebini kabul etti ve sınır yolunun inşası projesine katıldı.

Çin etkisi

Bangladeş, bölgede güçlü ekonomisiyle önemli bir ülke olarak kabul ediliyor ve bölge ülkeleri üzerindeki ekonomik nüfuzunu genişletmek için dış politikasında Dakka'yı öncelik haline getiren Hindistan ile tarihsel olarak iyi ilişkilere sahip.

Hindistan, dördüncü kez göreve gelen Bangladeş Başbakanı Şeyh Hasina Vecid'i ilk tebrik eden ülke oldu ve ikili ilişkilerin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Hindistan ve Bangladeş, dört ortak nehrin varlığı ve 4 bin kilometrelik sınır nedeniyle birbirlerine bağımlı durumda ve iki ülke, iki yıl önce sınırdaki nehir sularının paylaşımına ilişkin büyük bir anlaşma imzaladı.

Rohingya Müslümanları meselesi, iki ülke arasındaki anlaşmazlık konusu, Hasina Vecid bu meseleyi Hindistan'ın arabuluculuğuyla insani temelde çözmek istiyor. Ancak Yeni Delhi hükümeti bu konuda ciddi adımlar atmadı. Rohingyalı göçmenlerin ülkelerinde kısıtlamalarla karşılaşınca Bangladeş sınırına yöneldiklerini belirtmekte fayda var.

Ayrıca Bangladeş, Hindistan'daki aşırı Hinduların Müslümanlara yönelik bazı davranışlarına karşı şiddetli gösterilere tanık olmuş ve iktidar partisi bu konuda Hindistan'a karşı sert ifadeler kullanmak zorunda kalmıştı.

Öte yandan Bangladeş'in Kuşak ve Yol projesinde önemli bir oyuncu olarak ortaya çıkmasıyla Hindistan'a bağımlılığı azaldı ve Çin, son iki yılda Bangladeş'te 12 ana yol, 21 köprü ve 27 elektrik santralinin inşaatını tamamladı. Batı'yı Hindistan'dan daha çok endişelendiren şey budur. ABD'nin Bangladeş’teki son seçimler ve ülkedeki insan hakları durumuna dair endişeleri de bu durumu açıklayabilir.

Benzer şekilde Çin, Sri Lanka'da çeşitli kalkınma projeleri üzerinde çalışıyor ve nüfuzunu, kredi ve askeri destek verme yoluyla genişletiyor.

Hindistan ile Çin arasında bir karşılaştırma yapan Sri Lankalı gazeteci Anjana Sarvadhan, Hindistan'ın ister Tamil isyancılarına yardım ederek ister seçimlerde Hint yanlısı partileri destekleyerek her zaman Sri Lanka'nın iç işlerine müdahale ettiğini söylüyor. Sarvadhan, “Ancak Çin, ülkemiz ekonomisinin yeniden canlandırılmasında bize çok yardımcı oldu ve iç işlerine karışmaktan kaçındı.” değerlendirmesinde bulundu.

Tam sakinlik

Hindistan'ın komşularıyla ilişkisinde ilginç olan şey tam bir sakinliktir. Bu sakinlik Hindistan'ın tarihsel olarak bölgedeki ilk rakibi kabul edilen Pakistan'la ilişkileri gölgeliyor. İki ülke iş birliği girişimleri yürütüyor.

Birkaç gün önce Hindistan bir dizi Pakistan vatandaşını Somalili korsanlardan kurtarırken, Pakistan daha önce Rusya-Ukrayna savaşı sırasında Hintli öğrencilerin tahliyesine yardım etmişti.

Hindistan-Pakistan sınırında sağlanan ateşkes nedeniyle son üç yılda iki taraf arasındaki sınır gerilimi azaldı.

Pakistan bazen Belucistan'daki isyanların arkasında olmakla ve onlara silah sağlamakla suçlanıyor. Bazı Hindistan hükümet yetkilileri Keşmir'in Pakistan tarafından yönetilen kısmının kontrol edilmesi taleplerini yineliyor, ancak iki ülke esas olarak kendi iç çatışmalarına odaklanmış görünüyor.

Hindistan dünya ülkeleri arasında

Son zamanlarda Delhi'de yapılan G20 zirvesi, Hindistan'ın bölgedeki önemli bir oyuncu olmasının yanı sıra küresel konumunu da güçlendirdi, ancak son dönemde rakiplerini yabancı topraklarda tasfiye etme suçlamaları zirvenin yarattığı olumlu izlenimi zedeledi.

Öte yandan Hindistan'daki muhalefet liderleri, Başbakan Modi'nin Hindistan'ın dünyada önemli bir güç olduğunu söylemesine rağmen, Çin'in Ladakh'ta 2 bin kilometreden fazla Hindistan toprağını işgal etmesi konusunda neden sessiz kaldığını merak ediyor.

İktidardaki Hindistan Halk Partisi’ne (Bharatiya Janata Partisi-BJP) göre Hindistan'ın bağımsız dış politikası sadece dünyada bir prestij kaynağı olmakla kalmadı, ekonomisi uluslararası alanda beşinci büyük ekonomi haline geldi ve aralarında Boeing ve Apple'ın da bulunduğu büyük şirketler Hindistan'da fabrikalar kurdu.

Buna rağmen bazı çalışma merkezleri, büyüyen Çin ticareti, inşaat projeleri ve otoyollar nedeniyle bölgedeki çoğu ülkenin Çin'e yöneldiğini düşünüyor. Hindistan'ın ekonomik projeleri yerel ekonomisini geliştiriyor gibi görünüyor ancak Çin'in bölge ülkeleri üzerindeki etkisini azaltamıyor.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Urdu’dan alınmıştır.



Machado: Dün serbest bırakılan Venezuelalı muhalif Guanipa, ağır silahlı adamlar tarafından kaçırıldı

Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)
Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)
TT

Machado: Dün serbest bırakılan Venezuelalı muhalif Guanipa, ağır silahlı adamlar tarafından kaçırıldı

Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)
Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)

Venezuela muhalefet lideri ve Nobel Barış Ödülü sahibi Maria Corina Machado, muhalefet üyesi Juan Pablo Guanipa'nın dün hapisten çıktıktan kısa bir süre sonra Karakas'ta "ağır silahlı adamlar" tarafından kaçırıldığını duyurdu.

Machado, X platformunda yaptığı paylaşımda, "Dakikalar önce Juan Pablo Guanipa, Karakas'ın Los Choros mahallesinde kaçırıldı. Sivil kıyafetli, ağır silahlı dört araç geldi ve onu zorla götürdü. Derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz" ifadelerini kullandı.


Güney Kore: Eğitim tatbikatı sırasında askeri helikopter kazasında iki kişi hayatını kaybetti

Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)
Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)
TT

Güney Kore: Eğitim tatbikatı sırasında askeri helikopter kazasında iki kişi hayatını kaybetti

Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)
Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)

Güney Kore ordusu, bugün Kuzey Gapyeong eyaletinde rutin bir eğitim görevi sırasında bir AH-1S Cobra askeri helikopterinin düştüğünü ve iki kişilik mürettebatının hayatını kaybettiğini açıkladı.

Ordu yaptığı açıklamada, helikopterin saat 11:00 civarında, nedeni henüz netleşmeyen bir şekilde düştüğünü belirtti. İki mürettebat yakındaki bir hastaneye kaldırıldı ancak yaralanmaları nedeniyle hayatlarını kaybetti.

Kaza sonrasında, ordu bu modeldeki tüm helikopterlerin uçuşlarını durdurdu ve kaza nedenini araştırmak üzere bir acil müdahale ekibi oluşturdu. Ordu, eğitim görevinin motor çalışır haldeyken acil iniş prosedürlerinin uygulanmasını içerdiğini belirtti.


İran'da reformist harekete yönelik tutuklamalar sürüyor

Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
TT

İran'da reformist harekete yönelik tutuklamalar sürüyor

Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)

İran’da reform yanlısı medya kuruluşları dün akşam, ülke çapında haftalardır süren yaygın protesto gösterilerinin ardından, reformist hareketin önde gelen isimlerini hedef alan tutuklama kampanyası kapsamında Reform Cephesi Başkanı ve İran Birlik Partisi Genel Sekreteri Azer Mansuri'nin tutuklandığını bildirdi.

Reform Cephesi’ne yakınlığıyla bilinen ‘İmtidad’ adlı haber sitesi, Mansuri'nin Tahran'ın yaklaşık 20 kilometre güneydoğusundaki Karçak ve Ramin semtindeki evine yapılan baskın sırasında Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) istihbarat servisi üyeleri tarafından adli emirle tutuklandığını aktardı.

Bu haberin ardından DMO'ya yakınlığıyla bilinen haber ajansı Fars, güvenlik ve adli kaynaklara dayandırdığı haberinde Mansuri'nin, eski milletvekili, önde gelen reformist figür ve Reform Cephesi Siyasi Komite Başkanı İbrahim Asgerzade ve asli üye eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi hükümetinde Dışişleri Bakan Yardımcısı olan Muhsin Eminzade ile birlikte tutuklandığını doğruladı.

drvgf
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, 2025 yılının ağustos ayında İsrail ile savaşın sona ermesinden birkaç gün sonra cumhurbaşkanlığı görevine geldikten sonra Reform Cephesi üyeleriyle üçüncü kez bir araya geldiğinde (İran Cumhurbaşkanlığı)

Aynı kaynaklara göre tutuklulara yöneltilen suçlamalar arasında ‘ulusal uyumu bozmak, anayasaya aykırı tutumlar sergilemek, düşman propagandasıyla iş birliği yapmak, teslimiyet politikasını teşvik etmek, grupların siyasi yollarını saptırmak ve yıkıcı nitelikte gizli mekanizmalar kurmak’ yer alıyordu.

Konuya hakim bir yetkili, yetkililerin ‘önceki eleştirel tutumlarını hoş görmesine rağmen, güvenlik karşıtı faaliyetlerini sürdürmeleri nedeniyle bu gruba yasaya uygun şekilde müdahale ettiğini’ söyledi.

İran'daki reformist partiler için en geniş koordinasyon çerçevesini oluşturan Reform Cephesi, son seçimlerde Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın en önde gelen destekçilerinden biri oldu.

Yine DMO'ya yakınlığıyla bilinen bir diğer haber ajansı Tesnim, kısa ve belirsiz bir açıklamayla yayınladığı haberde Tahran Savcılığı'nın bazı önde gelen siyasi isimleri ‘Siyonist İsrail rejimini ve ABD'yi desteklemekle’ suçladığını bildirdi. Ocak ayındaki olaylarla ilgili soruşturmalar çerçevesinde ilgili kişilerin isimleri, parti bağlantıları veya tutuklanma koşullarına dair herhangi bir bilgi ise verilmedi.

Tesnim’in haberine göre bu ‘terör olayları’, şiddet eylemlerini meşrulaştırmak ve iç güvenliği etkilemek için perde arkasında ve siber uzayda çalışan bir organizasyon ve medya ağı aracılığıyla ‘İsrail’ ve ‘kibirli’ taraflarla pratik ve operasyonel bir bağlantı olduğunu gösterdi.

Ajans, ABD ve İsrail’in tehditlerinin doruk noktasına ulaştığı bir dönemde reformist hareketin önde gelen politikacılarının davranışlarını izlemenin, savcının onları ‘siyasi ve sosyal durumu bozmak ve saha terörizmi olarak nitelendirdiği eylemleri meşrulaştırmak için faaliyetler düzenlemek ve yönetmekle’ suçladıktan sonra dosyalarını açmasına neden olduğunu da ekledi.

Tesnim, prosedürlerin tamamlanmasının ardından, bir siyasi partiye bağlı dört kişiye suçlamada bulunulduğunu, bunlardan bazılarının İsrail ve ABD için çalıştıkları gerekçesiyle tutuklandığını, diğerlerinin ise ulusal uyumu bozmak ve kışkırtmakla suçlandıkları bir davada soruşturma için çağrıldıklarını bildirdi.

dfghyju
Aktivist Azer Mansuri ve Eminzade solda, Asgerzade sağda (Jamaran News)

İran Yargı Erki’nin haber ajansı Mizan, kimliklerini açıklamadığı bazı siyasi isimlerin tutuklandığını ve haklarında dava açıldığını doğruladı.

Mansuri (60), daha önce reformist çizgiden eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi'nin danışmanlığını yapmıştı. Aralık ayı sonlarında İran'da protestolar patlak verdikten sonra, Instagram hesabında “Sesinizi duyurmanın tüm yolları kapandığında, protesto sokaklara taşınır” diye yazmıştı.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye göre Mansuri, ‘baskının, protestocularla başa çıkmanın en kötü yolu’ olduğunu belirtirken, protestolar sırasında binlerce kişinin hayatını kaybetmesine atıfla, “Medyaya ulaşamıyoruz, ancak yaslı ailelere ‘Yalnız değilsiniz’ diyoruz” mesajına “Hiçbir güç, hiçbir gerekçe, hiçbir zaman bu büyük felaketi telafi edemez” diye ekledi.

Mansuri, 2009 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası düzenlenen protestoların ardından tutuklanmış ve ‘kamu düzenini bozmak ve devlete karşı propaganda yapmak’ gibi suçlamalarla üç yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Aynı şekilde 2022'de ‘başkalarına zarar vermek ve çevrimiçi kamuoyunu kışkırtmak amacıyla yalan yaymak’ suçlamasıyla yargılanan Mansuri, bir yıl iki ay hapis cezasına çarptırıldı. Mansuri, 2023 yılının haziran ayından bu yana, daha fazla sosyal özgürlük ve sivil toplumun daha güçlü bir rol oynamasını talep eden reformist partiler ve grupların çatı koalisyonu olan Reform Cephesi'nin başkanlığını yapıyor.

Yargı uyarıları

Bu tutuklamalar, 28 Aralık'ta İran genelinde yaşam koşulları nedeniyle başlayan ve kısa sürede yaygın bir hükümet karşıtı protesto hareketine dönüşen ve 8-9 Ocak'ta zirveye ulaşan protestoların ardından gerçekleşti.

Protestoların barışçıl bir şekilde başladığını, ancak daha sonra cinayet ve vandalizmin de dahil olduğu ‘ayaklanmalara’ dönüştüğünü belirten İranlı yetkililer, ABD ve İsrail'i ‘terör eylemi’ olarak nitelendirdikleri olayların arkasında olmakla suçladı. Ardından gelen baskılar, 1979'dan bu yana rejime yönelik en büyük siyasi meydan okuma olarak kabul edilen protestoları sona erdirdi.

Tutuklamalardan önce, Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, protestolar sırasında reformlar ve gerçekleri araştırma komitelerinin kurulması çağrısında bulunan yerli şahsiyetleri sert bir şekilde eleştirdi. Ejei, Velayet-i Fakih’in yanında yer almayanların, ‘savaş sırasında Saddam Hüseyin'e sığınan ve bugün suçlu Siyonistlere sığınanlarla’ aynı kaderi paylaşacakları uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir zamanlar devrimde yer alan ve şimdi açıklamalar yapanlar, zavallı ve sefil insanlardır.”

ABD merkezli insan hakları örgütü HRANA’ya göre protestolar sırasında 6 bin 971 kişinin öldürüldüğü belgelendi, bunların çoğu göstericiydi, ayrıca 51 binden fazla kişi gözaltına alındı.

Reformistlere yönelik parlamento tehdidi

Tutuklama kampanyası, Reform Cephesi'nin eski başkanı ve eski Milletvekili Ali Şakuri-rad'ın, güvenlik güçlerini protestolar sırasında ‘kendi saflarında cinayetler uydurmak’ ve ‘camileri yakmakla’ suçladığı açıklamalarıyla tırmanan tartışmalarla eş zamanlı gerçekleşti.

Şakuri-rad ne demişti?

Geçtiğimiz hafta Şakuri-rad’ın bir ses kaydı sızdırıldı. Bu kayıtta, 8-9 Ocak olaylarını ayrıntılı olarak anlatan Şakuri-rad, üyelerinin gerçekleştirdiği cinayetlerin ayaklanmayı bastırmak için yapılan bir proje olduğunu söyledi. Cami, türbe ve Kuran'ların yakılması ile Besic üyeleri ve güvenlik güçlerinin öldürülmesinin baskı için bahane olarak kullanıldığını da ekleyen Şakuri-rad, Mossad ve dış operasyon ekiplerini bu olayların arkasında olmakla suçlayan resmi açıklamayı reddettiğini ifade etti. Diğer açıklamalarında Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın protestocuları ‘sorun çıkaranlar’ olarak nitelendirmesini eleştiren Şakuri-rad, bunun ‘merkezci bir güç olarak rolünü yaktığını’ ve merkezci gücün ‘krizlerde temel sosyal sermayeyi temsil ettiğini’ söyledi.

rgthy
İran'ın Meşhed kentinde hükümet karşıtı protestocular toplanırken duman yükseliyor, 10 Ocak 2026'da (Reuters)

Aynı bağlamda Şakuri-rad, Birlik Partisi'nin kısa bir süre önce düzenlenen konferansına atıfla, konferansın oturumlarından birinde İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'in mevcut durumu ele almak için bazı yetkilerini Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’a devretmesi önerisinin gündeme getirildiğini ve bu önerinin parti içinde tartışıldığını, ancak kamuoyuna açıklanmadığını söyledi.

“Geçiş konseyi”

Iran International adlı televizyon kanalı, 20 Ocak'ta Reform Cephesi Merkez Konseyi'nin, Hamaney'in istifasını ve bir ‘geçiş konseyi’ kurulmasını talep eden bir taslak bildiriyi görüşmek üzere acil ve gizli bir toplantı düzenlediğini bildirdi.

Ancak kanalın aktardığına göre güvenlik güçleri müdahale ederek Reform Cephesi liderlerini tehdit etti ve bu da bildirinin yayınlanmasının askıya alınmasına ve herhangi bir kamuoyu çağrısının geri çekilmesine yol açtı.

Habere göre görüşmelerde ‘toplu istifalar’ ve ‘ülkenin dört bir yanında protesto gösterileri düzenlenmesi çağrısı’ önerileri de gündeme geldi, ancak yaygın tutuklamalarla ilgili uyarılar da dahil olmak üzere güvenlik güçlerinin baskısı, bu adımların atılmasını engelledi.

Kanalın aktardığı reformist harekete yakın kaynaklara göre, güvenlik güçlerinin tepkisi, yetkililerin en üst düzeylerdeki siyasi bölünme belirtilerine karşı duyarlılığını ve İran siyasi sahnesinde herhangi bir fikir birliği hali veya kamuoyu eyleminin oluşmasını önleme çabalarını yansıttı.