Bölgedeki küçük ülkeleri kontrol altına almak üzere yaşanan Hint-Çin çatışması

Yeni Delhi'nin projeleri ülke ekonomisine hizmet ediyor ancak Pekin'in etkisini azaltmayı başaramıyor

Hindistan Başbakanı Narendra Modi ülkesine küresel düzeyde benzersiz bir kimlik kazandırmaya çalışıyor (AFP)
Hindistan Başbakanı Narendra Modi ülkesine küresel düzeyde benzersiz bir kimlik kazandırmaya çalışıyor (AFP)
TT

Bölgedeki küçük ülkeleri kontrol altına almak üzere yaşanan Hint-Çin çatışması

Hindistan Başbakanı Narendra Modi ülkesine küresel düzeyde benzersiz bir kimlik kazandırmaya çalışıyor (AFP)
Hindistan Başbakanı Narendra Modi ülkesine küresel düzeyde benzersiz bir kimlik kazandırmaya çalışıyor (AFP)

Güney Asya ile ilgili araştırma merkezlerinin yayınladığı raporlar, Hindistan'ın komşu ülkelerinin çoğunun, yıllardır Hint etkisi altında olmalarına rağmen yaşam koşullarını iyileştirmek için Çin ile işbirliği yapmak üzere sabırsızlandıklarını gösteriyor.

Batılı ülkeler de Çin'i ekonomik olarak zayıflatmak ve Hindistan'ı Güney Asya'da göze çarpan güç olarak öne çıkarmak için bölgedeki Hindistan nüfuzunu kullanmaya çalışıyor. Ancak bu girişimler, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamındaki proje ağı aracılığıyla Çin'in bölgedeki çeşitli ülkelerdeki yaygın varlığı karşısında çaresiz görünüyor.

Çin ile ekonomik işbirliği yapan bu ülkeler arasında Maldivler, Sri Lanka, Bangladeş ve Myanmar yer alıyor. Maldivler Devlet Başkanı Muhammed Muizzu'nun aldığı son kararlar, küçük ülkelerle bölgedeki iki büyük komşusu arasındaki ilişkilerin niteliğindeki değişime güzel bir örnek teşkil ediyor. Muhammed Muizzu, seçim kampanyası sırasında “Hindistan'ı terk et” sloganını ortaya attı ve başkanlığı devraldıktan sonra Çin'i ziyaret edip 10'dan fazla anlaşma imzaladı. Ayrıca Hindistan'a 50 Hint askerini ve iki helikopteri Maldivler'den tahliye etmesi için 15 Mart'a kadar süre verdi.

Çin, Maldivlerin çağrısına yanıt verdi ve bu ülkeye askeri destek ve Maldivler deniz sınırları içindeki kuvvetlerinin varlığını güçlendirme sözü verdi. Bu gelişmeyi, Çin tarafından Hindistan'ın karadan ve denizden kuşatılması girişimi olarak gören Hindistan'daki askeri uzmanlar endişelerini ifade ettiler.

Myanmar ve Nepal

Hindistan ile Myanmar arasındaki ilişkiler ilk bakışta iyi görünüyor, ancak çeşitli düzeylerde gerginliklerden de yoksun değiller. Geçtiğimiz ocak ayında Myanmar'ın Hindistan topraklarına füze atmasıyla iki ülke arasında gerilime tanık olundu.

Hindistan medyası, Myanmar'daki askeri hükümetin kendi sınırları içindeki demokrasi yanlısı çetelere yönelik olduğunu söylediği bombardıman olayını görmezden geldi.

Öte yandan Hindistan Halk Partisi (Bharatiya Janata Partisi-BJP) hükümetindeki Hintli yetkililer sınır kontrollerini sıkılaştırarak Rohingya Müslümanlarının geçişini engelledi. Ayrıca çok sayıda kişiyi sınır dışı etti. Ancak gözlemciler sınırın hâlâ silah, uyuşturucu ve terörist kaçakçılığı için kullanıldığını söylüyor.

FOTO: Maldivler Devlet Başkanı, Çin ziyaretinde Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'le beraber (AFP)
Maldivler Devlet Başkanı, Çin ziyaretinde Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'le beraber (AFP)

Myanmar'daki askeri hükümetin Hindistan vatandaşlarına karşı uyguladığı hak ihlalleri konusundaki Hint sessizliğinin gölgesinde, Myanmar son zamanlarda Çin ile ilişkilerini geliştirdi. Bu durum Hindistan'ın öfkesini artırdı.

Hindistan, dini ve kültürel yakınlık nedeniyle 400 kilometrelik bir sınırı paylaştığı Nepal üzerinde büyük nüfuza sahip. 

Nepal muhalefeti, Hindistan sınırına yol inşa etmesi nedeniyle Hindistan yanlısı Nepal hükümetine karşı gösteriler düzenledi. Bu durum Hindistan'ın Nepal büyükelçisini geri çağırmasına yol açtı. Ardından Hindistan hükümeti Nepal'in talebini kabul etti ve sınır yolunun inşası projesine katıldı.

Çin etkisi

Bangladeş, bölgede güçlü ekonomisiyle önemli bir ülke olarak kabul ediliyor ve bölge ülkeleri üzerindeki ekonomik nüfuzunu genişletmek için dış politikasında Dakka'yı öncelik haline getiren Hindistan ile tarihsel olarak iyi ilişkilere sahip.

Hindistan, dördüncü kez göreve gelen Bangladeş Başbakanı Şeyh Hasina Vecid'i ilk tebrik eden ülke oldu ve ikili ilişkilerin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Hindistan ve Bangladeş, dört ortak nehrin varlığı ve 4 bin kilometrelik sınır nedeniyle birbirlerine bağımlı durumda ve iki ülke, iki yıl önce sınırdaki nehir sularının paylaşımına ilişkin büyük bir anlaşma imzaladı.

Rohingya Müslümanları meselesi, iki ülke arasındaki anlaşmazlık konusu, Hasina Vecid bu meseleyi Hindistan'ın arabuluculuğuyla insani temelde çözmek istiyor. Ancak Yeni Delhi hükümeti bu konuda ciddi adımlar atmadı. Rohingyalı göçmenlerin ülkelerinde kısıtlamalarla karşılaşınca Bangladeş sınırına yöneldiklerini belirtmekte fayda var.

Ayrıca Bangladeş, Hindistan'daki aşırı Hinduların Müslümanlara yönelik bazı davranışlarına karşı şiddetli gösterilere tanık olmuş ve iktidar partisi bu konuda Hindistan'a karşı sert ifadeler kullanmak zorunda kalmıştı.

Öte yandan Bangladeş'in Kuşak ve Yol projesinde önemli bir oyuncu olarak ortaya çıkmasıyla Hindistan'a bağımlılığı azaldı ve Çin, son iki yılda Bangladeş'te 12 ana yol, 21 köprü ve 27 elektrik santralinin inşaatını tamamladı. Batı'yı Hindistan'dan daha çok endişelendiren şey budur. ABD'nin Bangladeş’teki son seçimler ve ülkedeki insan hakları durumuna dair endişeleri de bu durumu açıklayabilir.

Benzer şekilde Çin, Sri Lanka'da çeşitli kalkınma projeleri üzerinde çalışıyor ve nüfuzunu, kredi ve askeri destek verme yoluyla genişletiyor.

Hindistan ile Çin arasında bir karşılaştırma yapan Sri Lankalı gazeteci Anjana Sarvadhan, Hindistan'ın ister Tamil isyancılarına yardım ederek ister seçimlerde Hint yanlısı partileri destekleyerek her zaman Sri Lanka'nın iç işlerine müdahale ettiğini söylüyor. Sarvadhan, “Ancak Çin, ülkemiz ekonomisinin yeniden canlandırılmasında bize çok yardımcı oldu ve iç işlerine karışmaktan kaçındı.” değerlendirmesinde bulundu.

Tam sakinlik

Hindistan'ın komşularıyla ilişkisinde ilginç olan şey tam bir sakinliktir. Bu sakinlik Hindistan'ın tarihsel olarak bölgedeki ilk rakibi kabul edilen Pakistan'la ilişkileri gölgeliyor. İki ülke iş birliği girişimleri yürütüyor.

Birkaç gün önce Hindistan bir dizi Pakistan vatandaşını Somalili korsanlardan kurtarırken, Pakistan daha önce Rusya-Ukrayna savaşı sırasında Hintli öğrencilerin tahliyesine yardım etmişti.

Hindistan-Pakistan sınırında sağlanan ateşkes nedeniyle son üç yılda iki taraf arasındaki sınır gerilimi azaldı.

Pakistan bazen Belucistan'daki isyanların arkasında olmakla ve onlara silah sağlamakla suçlanıyor. Bazı Hindistan hükümet yetkilileri Keşmir'in Pakistan tarafından yönetilen kısmının kontrol edilmesi taleplerini yineliyor, ancak iki ülke esas olarak kendi iç çatışmalarına odaklanmış görünüyor.

Hindistan dünya ülkeleri arasında

Son zamanlarda Delhi'de yapılan G20 zirvesi, Hindistan'ın bölgedeki önemli bir oyuncu olmasının yanı sıra küresel konumunu da güçlendirdi, ancak son dönemde rakiplerini yabancı topraklarda tasfiye etme suçlamaları zirvenin yarattığı olumlu izlenimi zedeledi.

Öte yandan Hindistan'daki muhalefet liderleri, Başbakan Modi'nin Hindistan'ın dünyada önemli bir güç olduğunu söylemesine rağmen, Çin'in Ladakh'ta 2 bin kilometreden fazla Hindistan toprağını işgal etmesi konusunda neden sessiz kaldığını merak ediyor.

İktidardaki Hindistan Halk Partisi’ne (Bharatiya Janata Partisi-BJP) göre Hindistan'ın bağımsız dış politikası sadece dünyada bir prestij kaynağı olmakla kalmadı, ekonomisi uluslararası alanda beşinci büyük ekonomi haline geldi ve aralarında Boeing ve Apple'ın da bulunduğu büyük şirketler Hindistan'da fabrikalar kurdu.

Buna rağmen bazı çalışma merkezleri, büyüyen Çin ticareti, inşaat projeleri ve otoyollar nedeniyle bölgedeki çoğu ülkenin Çin'e yöneldiğini düşünüyor. Hindistan'ın ekonomik projeleri yerel ekonomisini geliştiriyor gibi görünüyor ancak Çin'in bölge ülkeleri üzerindeki etkisini azaltamıyor.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Urdu’dan alınmıştır.



Erdoğan ve Şahbaz Şerif, İran savaşını sona erdirmenin yollarını görüştü

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya'da Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile görüştü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya'da Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile görüştü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan ve Şahbaz Şerif, İran savaşını sona erdirmenin yollarını görüştü

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya'da Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile görüştü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya'da Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile görüştü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran ve ABD arasında ilan edilen geçici ateşkesin ülkesi adına memnuniyet duyduğunu ifade ederek, yapıcı diyalog ve diplomasinin barışa giden en kısa yol olduğunu ifade etti.

Erdoğan, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in 15 günlük bu anlaşmaya varılmasını sağlayan girişimini övdü ve ülkesinin Pakistan ve diğer taraflarla kalıcı bir ateşkes sağlamak ve İsrail'in provokasyonlarıyla başlayan İran'daki "saçma savaşı" sona erdirmek için gösterdiği çabaları vurguladı.

Erdoğan, Antalya’da beşincisi düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu'nun oturum aralarında Şerif ile bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmeye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstihbarat Başkanı İbrahim Kalın ve Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar da katıldı.

Bu görüşmeden önce Şerif ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan arasında bir görüşme yapılmış ve bu görüşmeye Pakistanlı mevkidaşı da katılmıştı.

Her iki görüşmede de İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ateşkesle ilgili son gelişmelerin yanı sıra, geçen cumartesi günü yapılan ve somut bir anlaşmayla sonuçlanmayan ilk tur görüşmelerin ardından İslamabad'da yeni bir İran-Amerika müzakereleri turu düzenleme çabaları ele alındı.

Üçlü görüşme ve İran konulu toplantılar

Şerif ile görüşmesinin ardından Erdoğan, Pakistan Başbakanı'nın yanı sıra Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad al Sani'nin de katıldığı üçlü bir toplantı düzenleyerek ateşkesle ilgili gelişmeleri, İran-Amerika müzakerelerini ve İran'ın savaşa girmesinin bölge üzerindeki etkilerini ele aldı.

Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu'nun oturum aralarında Şerif ve Katar Emiri ile üçlü bir görüşme gerçekleştirdi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu'nun oturum aralarında Şerif ve Katar Emiri ile üçlü bir görüşme gerçekleştirdi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Toplantıya, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve İstihbarat Başkanı İbrahim Kalın katıldı.

k Dışişleri Bakanlığı kaynaklarına göre bu görüşmeler, başta ABD, İsrail ve İran arasındaki çatışma olmak üzere bölgesel sorunlara "bölgesel sahiplenme" ilkesi çerçevesinde çözüm yolları bulmak amacıyla Antalya'da düzenlenen Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan dışişleri bakanlarının üçüncü toplantısının ardından gerçekleşti.

Fidan ve mevkidaşları Faysal bin Ferhan, Bedr Abdülati ve Muhammed İshak Dar, İran savaşını durdurmak için dört ülkenin arabuluculuk çabalarının devamı olarak 18 Mart'ta Riyad'da, ardından 29 Mart'ta İslamabad'da ikinci bir toplantı gerçekleştirdiler.

Antalya Diplomasi Forumu'ndaki açılış konuşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD-İsrail-İran çatışması nedeniyle Körfez ülkelerinin uluslararası sulara erişimine kısıtlama getirilmesinden kaçınılması gerektiğinin altını çizdi.

En önemli şeyin, yerleşik kurallara uygun olarak seyrüsefer özgürlüğünü garanti altına almak ve Hürmüz Boğazı'nı ticari gemilere açık tutmak olduğunu ifade etti.

Savaşın, komşu bölgelerden uluslararası pazarlara enerji kaynaklarının taşınması için alternatif yolların aranmasını hızlandırdığı şeklinde algılandığını belirten Cumhurbaşkanı, Türkiye temsilcisi olarak, “Kalkınma Yolu” gibi iddialı projeler aracılığıyla enerji ve bağlantı alanlarında komşularımızla iş birliğine açık olduğumuzu duyurmak istediğini ifade etti.

Erdoğan, kalıcı barışı tesis etmek için mevcut ateşkes fırsatından en iyi şekilde yararlanmanın gerekliliğine inandıklarını ve çatışmalar ne kadar şiddetlenirse şiddetlensin, silahların diyaloğun, kanlı çatışmaların ise anlaşmazlıkların çözümünde müzakerenin yerini almaması gerektiğini söyledi. “Barışa giden en kısa yolun yapıcı diyalog ve diplomasi olduğunu unutmamalıyız” dedi.

Erdoğan, "Sadece güçlülerin kanununa saygı duyan bir dünya düzeni, insanlığı daha derin ve daha ağır bir çatışma ve adaletsizlik çıkmazına sürükleyecektir ve bölgemizi kırk gün boyunca barut kokusuyla dolduran İran savaşı bunun son örneğidir" ifadesini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Beşinci Antalya Diplomasi Forumu'na 150'den fazla ülkeden 20'den fazla devlet ve hükümet başkanı, yaklaşık 15 cumhurbaşkanı yardımcısı ve hükümet başkanı, 40'tan fazla dışişleri bakanı da dahil olmak üzere 50'den fazla bakan, 75 uluslararası kuruluş temsilcisi de dahil olmak üzere 460'tan fazla üst düzey yetkili, çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı. Beşinci Antalya Diplomasi Forumu faaliyetlerini yarın tamamlayacak.


Amerika Birleşik Devletleri, Rusya'nın açık denizlerde bulunan petrolüne yönelik yaptırım muafiyetini uzattı

Rus petrol tankeri "Anatoly Kolodkin", 31 Mart 2026'da Küba'nın kuzeybatısındaki Matanzas limanındaki petrol terminaline ulaştı (AFP)
Rus petrol tankeri "Anatoly Kolodkin", 31 Mart 2026'da Küba'nın kuzeybatısındaki Matanzas limanındaki petrol terminaline ulaştı (AFP)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Rusya'nın açık denizlerde bulunan petrolüne yönelik yaptırım muafiyetini uzattı

Rus petrol tankeri "Anatoly Kolodkin", 31 Mart 2026'da Küba'nın kuzeybatısındaki Matanzas limanındaki petrol terminaline ulaştı (AFP)
Rus petrol tankeri "Anatoly Kolodkin", 31 Mart 2026'da Küba'nın kuzeybatısındaki Matanzas limanındaki petrol terminaline ulaştı (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, yükselen enerji fiyatlarını düşürme amacıyla attığı önceki bir adımın devamı olarak, denizde tankerlere yüklü bulunan Rus petrolünün satışına bir aylık bir muafiyet tanıdı.

ABD Hazine Bakanlığı tarafından verilen bu yetki, Hazine Bakanı Scott Bessent'in Washington'un muafiyeti uzatmayacağını açıklamasından iki gün sonra geldi.


Trump: Anlaşmaya varılmadığı takdirde İran limanlarına uygulanan abluka "devam edecek"

Trump, başkanlık uçağında gazetecilere konuşuyor (AFP)
Trump, başkanlık uçağında gazetecilere konuşuyor (AFP)
TT

Trump: Anlaşmaya varılmadığı takdirde İran limanlarına uygulanan abluka "devam edecek"

Trump, başkanlık uçağında gazetecilere konuşuyor (AFP)
Trump, başkanlık uçağında gazetecilere konuşuyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Tahran ile bir anlaşmaya varılmaması halinde İran limanlarına uygulanan ablukayı sürdürme niyetinde olduğunu teyit ederek, çarşamba günü sona erecek olan ateşkesi uzatmayabileceğinin sinyalini verdi.

Başkanlık uçağında gazetecilere konuşan Trump, Tahran ile bir anlaşmaya varılmaması halinde ateşkesin akıbeti hakkında, "Uzatmayabilirim," diyerek sözlerine şöyle devam etti: "Ancak abluka devam edecek."

İran, İsrail ve Lübnan arasında varılan ateşkes anlaşmasının ardından dün Hürmüz Boğazı'nı yeniden açtı; ancak Tahran, ABD ablukasının devam etmesi halinde hayati önem taşıyan su yolunu tekrar kapatma tehdidinde bulundu.

Trump, bir anlaşmaya varılma olasılığı sorulduğunda, "Bence olacak" dedi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Pakistan'da yapılan görüşmelerde anlaşmaya varamayan ABD ve İran'ın talepleri arasında hâlâ temel farklılıklar bulunuyor.

Trump, gazetecilere yaptığı açıklamada, İran'ın daha önceki müzakerelerde dile getirdiği bir talep olan Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere geçiş ücreti uygulamayacağını söyledi.

Trump, Truth Social platformundaki paylaşımında, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in hayati önem taşıyan bu su yolunun yeniden açılmasından "çok memnun" olduğunu ifade etti.

Mayıs ayında Pekin'de yapılması planlanan Amerikan ve Çin başkanları arasındaki zirveye atıfta bulunarak, "Çin'deki görüşmemiz özel, belki de tarihi olacak" ifadesini kullandı.

Trump ayrıca, Washington'un 28 Şubat'ta başlayan savaşı sona erdirmek için üzerinde çalıştığı plan kapsamında, Washington ve Tahran'ın İran'da depolanan zenginleştirilmiş uranyumu ortaklaşa Amerika Birleşik Devletleri'ne transfer edeceğini vurguladı.

İran Dışişleri Bakanlığı daha önce uranyum stokunun "hiçbir yere" taşınmayacağını belirtmişti.