Erdoğan Kahire'de… Mısır ile Türkiye arasında yeni bir sayfa

Erdoğan geçen yıl Sisi ile üç kez görüştü

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, 11 Kasım'da Riyad'da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) zirvesinin oturum aralarında yaptıkları görüşmede. (Reuters)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, 11 Kasım'da Riyad'da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) zirvesinin oturum aralarında yaptıkları görüşmede. (Reuters)
TT

Erdoğan Kahire'de… Mısır ile Türkiye arasında yeni bir sayfa

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, 11 Kasım'da Riyad'da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) zirvesinin oturum aralarında yaptıkları görüşmede. (Reuters)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, 11 Kasım'da Riyad'da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) zirvesinin oturum aralarında yaptıkları görüşmede. (Reuters)

Amr İmam

Kahire, 14 Şubat'ta (bugün) Mısır'ın başkentine gelmesi planlanan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı on yıldan uzun bir süre sonra ilk kez karşılamaya hazırlanıyor.

Erdoğan'ın Kahire ziyareti ve Mısırlı mevkidaşı Abdulfettah Sisi ile beklenen görüşmesi, Doğu Akdeniz'deki ağırlıklarıyla bilinen iki başkenti (Kahire ve Ankara) uzlaştırmak için bir yılı aşkın süredir gösterilen çabaların bir sonucu olarak gerçekleşiyor. Kahire ve Ankara arasındaki mücadele, Mısır ordusunun İslamcı Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'yi devirmek için müdahale ettiği 2013 yılında başlamıştı.

Geçen on yılda bölgede, Mısır'da ve Türkiye'de siyasi, ekonomik, askeri ve güvenlik düzeylerinde çok şey değişti. Bu da iki ülkenin farklılıklarını bir kenara bırakıp ilişkilere yeniden başlamasının yolunu açtı.

Eski yara

Mısır ile Türkiye arasında siyasi ve ideolojik bir çatışma olarak başlayan olay, iki ülke arasında birçok cephede askeri çatışmalara kapı açabilirdi.

Sisi'nin Haziran 2020'de Türkiye destekli güçlere karşı Doğu Libya çevresinde çizdiği kırmızı çizgi, Mısır ordusu ile bu güçler arasında yüz yüze çatışmaya sebep olabilirdi.

Türkiye'nin 2017 yılında Kızıldeniz'de, Mısır sınırına ve Süveyş Kanalı'na sadece birkaç kilometre uzaklıkta bulunan Sudan'ın Sevakin Adası’nı kiralaması Mısır'ı alarma geçirdi.

Mısır birlikleri, komşu Kuzey Afrika ülkesinin batı kesimindeki Türkiye destekli birlikler ve paralı askerler karşısında Libya’nın doğusunun büyük bölümünü kontrol eden Libya Ulusal Ordusu’nu (LUO) hızlı bir şekilde desteklemek için Libya sınırından sadece kilometrelerce uzakta, Mısır’ın batısında konuşlandırıldı.

Bu kırmızı çizgi, Mısır ile Türkiye arasında Doğu Akdeniz'deki deniz sınırları konusunda daha önce tırmanan gerilimi daha da artırdı. Zira herkes bölgede yeni keşfedilen petrol ve gaz zenginliğinden pay almaya çalışıyordu.

Türkiye'nin 2017 yılında Kızıldeniz'de, Mısır sınırına ve Süveyş Kanalı'na sadece birkaç kilometre uzaklıkta bulunan Sudan'ın Sevakin Adası’nı kiralaması Mısır'ı alarma geçirdi.

Mursi'nin partisi Müslüman Kardeşler ve Erdoğan'ın Adalet ve Kalkınma Partisi arasındaki ideolojik benzerliğin yanı sıra, Mısır ordusunun 2013'teki dengeyi Mursi'nin muhalifleri lehine çeviren müdahalesi, Türkiye'nin eski yaralarını, yani askeri darbelerle ilgili olumsuz deneyimlerini yeniden açtı.

Bu müdahaleden bir buçuk ay önce dönemin Savunma Bakanı Sisi, bazı Türk savunma yetkilileriyle görüşmek üzere İstanbul'daydı. Dönemin Mısır'ın Türkiye Büyükelçisi Abdurrahman Selahaddin, Sisi'nin dönemin Başbakanı Erdoğan ile görüşmesi için bir tarih belirlemeyi başardı.

Selahaddin'in ‘Sultan’ın ülkesinin elçisiydim’ kitabında belirttiği gibi, Erdoğan, 2011'de merhum Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'e karşı çıkan protestocuların yanında yer alan ve seçimleri kazandıktan sonra iktidarı Mursi'ye devreden Mısır ordusunu övmekten başka bir şey yapmadı. Söz konusu seçim Mısır'da Mübarek'in devrilmesinden bir yıl sonra yapılan ilk başkanlık seçimiydi.

Kişisel hayranlık

Sisi havaalanından otele gidene kadar arabanın penceresinden İstanbul’un sokaklarına bakıp Erdoğan'ın şehri bu kadar temiz hale getirmesinin ne kadar sürdüğünü merak etmeye devam etti.

İstanbul ziyaretinin son gününde Erdoğan ile görüşen Sisi, Selahaddin'in de belirttiği gibi Erdoğan'ın karizmasına ve Arap ve İslam ülkelerindeki popülaritesine hayranlığını dile getirdi. Ayrıca Mısır'ın Avrupa ile ilişkilerini güçlendirmek için Türk yetkili statüsünden faydalanacağı yönündeki umudunu da dile getirdi.

Belki de Erdoğan'a duyulan bu kişisel hayranlık, Erdoğan'ın Türkiye Cumhurbaşkanı olarak sonraki yıllarda kendisini her fırsatta şiddetle eleştirmeye devam etmesine rağmen, Mısırlı liderin neden eleştirilere eleştiriyle yanıt vermediğini açıklıyor.

Belki de bu hayranlık, özellikle iki ülkenin ilişkilerini siyasi ve diplomatik düzeyde geliştirip, değişen bölgesel ve yerel koşullar altında yeni bir sayfa açma çabasının ardından, önümüzdeki dönemde de iki lider arasındaki görüşmeyi kolay hale getirecek.

Sisi ve Erdoğan, ilki Kasım 2022'de Katar'da düzenlenen Dünya Kupası'nın açılışında olmak üzere geçen yıl üç kez bir araya geldi. İki lider, geçen yıl Eylül ayında Hindistan'ın Yeni Delhi kentinde düzenlenen G20 Zirvesi’nde ve aynı yılın Kasım ayında Suudi Arabistan'ın Riyad kentinde düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) zirvesinde bir araya geldi.

FOTO: Erdoğan, 13 Şubat'ta Dubai'deki Dünya Hükümetler Zirvesi'nde konuşuyor. (AFP)
Erdoğan, 13 Şubat'ta Dubai'deki Dünya Hükümetler Zirvesi'nde konuşuyor. (AFP)

Gazze krizi aynı zamanda Mısır ile Türkiye arasında bir yakınlaşmaya da yol açtı. Türkiye, Gazze'ye insani yardım ulaştırarak ve mevcut İsrail operasyonunun sona ermesinin ardından Filistin topraklarını yeniden inşa ederek krize çözümün bir parçası olmaya çalışıyor.

Türkiye ve Mısır'ın farklılıklarını aşarak ilişkilerine yeni bir yön çizebilmesi, hem bölgesel koşullar hem de iki ülkenin iç koşulları üzerinde derin etkiler yaratacaktır.

Mısır, Türkiye’yle gelişen ilişkiler ile bunun Yunanistan ve Kıbrıs'ta yarattığı endişeler arasındaki ince çizgide yürürken dengesini korumalı.

Sakin Akdeniz suları

Deniz sınırlarının çizilmesi iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerde her zaman tartışmalı bir konu olmuştur. 2020 yılında Mısır ve Yunanistan, Mısır'ın 2003 yılında Kıbrıs ile imzaladığı benzer bir anlaşmaya dayanarak bir deniz sınırı anlaşması imzaladı. Mısır, muhtemelen Türkiye’nin 2019’da Batı Libya hükümetiyle yaptığı deniz sınırı belirleme anlaşmasına karşılık olarak 2020’de Yunanistan ile bir deniz sınırı anlaşması imzaladı.

Türkiye, geçtiğimiz yıllarda Mısır'a, Kahire ile Ankara arasında ikili bir anlaşma yapılması koşuluyla, Yunanistan ve Kıbrıs ile yaptığı anlaşmalarda belirtilenden daha büyük bir kıta sahanlığı vererek Mısır'ı etkilemeye çalıştı. Kahire'deki analistler, Mısır ile Türkiye arasında deniz sınırları konusunda varılacak herhangi bir uzlaşmanın Doğu Akdeniz'deki genel durum üzerinde olumlu bir etki yaratacağına inanıyor.

Mısır Dışişleri Bakanı'nın eski yardımcısı Muhammed eş-Şazli, Al Majalla'ya şunları söyledi: “Türkiye bölgede merkezi bir devlettir, yani göz ardı veya bypass edilemez. Böyle bir ülkeyle anlaşmak bölgesel istikrar ve güvenlik açısından çok önemli.”

Ancak Türkiye’yle gelişen ilişkiler ile bunun Yunanistan ve Kıbrıs'ta yarattığı endişeler arasında ince bir çizgide yürüyen Mısır'ın dengesini koruması gerekiyor. Doğu Akdeniz'de Kahire'nin müttefiki olan bu ülkeler aynı zamanda deniz sınırları ve petrol ve gaz arama hakları konusunda Ankara ile olan anlaşmazlıklarda da sıkışıp kalmış durumdalar.

FOTO:  Türkiye'nin Mısır'a satışı için anlaşma sağladığı Bayraktar İHA, 24 Ocak'ta Abu Dabi'deki UMEX Fuarı’nda sergilendi. (AFP)
Türkiye'nin Mısır'a satışı için anlaşma sağladığı Bayraktar İHA, 24 Ocak'ta Abu Dabi'deki UMEX Fuarı’nda sergilendi. (AFP)

Belki de diğer pek çok meseleyle birlikte bu potansiyel endişe, Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis'i Ocak ayı ortasında Dışişleri Bakanı Samih Şukri ve Cumhurbaşkanı Sisi ile görüşmek üzere Kahire'ye gitmeye sevk eden sebepti.

Ancak, Akdeniz gaz üreticileri ve tüketicilerinin yanı sıra ABD'den oluşan OPEC benzeri bir grup olan Doğu Akdeniz Gaz Forumu'nun artan etkisi, Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs dahil olmak üzere Akdeniz ülkeleri arasında daha fazla iş birliği potansiyeli sunuyor.

Mısır ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkiler, aralarındaki siyasi uzlaşma için itici güç olabilir.

Kazan-kazan

Mısır, 2019'un başlarında Doğu Akdeniz Gaz Forumu'nun kurulduğunu duyurduğunda, tüm Akdeniz ülkelerinin katılımını memnuniyetle karşılamış, bu da Türkiye'nin katılma daveti olarak değerlendirilmişti.

Türk kuvvetlerinin Libya'daki varlığı ve Türkiye'nin Müslüman Kardeşler'e verdiği destek, Mısır'la ilişkilerde çetrefilli sorunlar olmaya devam edecek.

Geçtiğimiz birkaç ayda Türk yetkililer, Mısır'ın Müslüman Kardeşler'e verilen destekle ilgili kaygılarını gidermek için, hareketin medya kuruluşlarını kapatmak ve hareketin üst düzey isimlerinden bazılarının başka ülkelere gitmesini istemek de dahil olmak üzere önlemler aldı.

İki ülkenin Libya dosyasına ilişkin bir formül üzerinde anlaşmaya varması, bu dosyadaki gerilimi azaltabilir ve Libya'da çözümün önünün açılmasına da katkıda bulunabilir. Ülkede seçim yapılması için uluslararası desteğin harekete geçirilmesi ve Libya devlet kurumlarının birleştirilmesi de buna dahil.

Kahire ile Ankara arasındaki farklılıkları bitirmenin veya aşmanın yolu uzun ve meşakkatli olabilir. Ancak bu sorunların çözülmesinin iki ülke üzerinde, özellikle de güvenlik ve askeri düzeylerde olumlu etkileri olacak ki bu, Sisi ile Erdoğan'ın 14 Şubat'ta (bugün) Kahire'de yapacakları görüşmede muhtemelen odak noktası olacak.

Türkiye, Erdoğan'ın Kahire ziyaretinden önce bir jest olarak Mısır'a İHA satışını kabul etmişti. Mısır, geçen yıl Aralık ayında en önemli savunma fuarı olan IDEX'te de Türk yapımı İHA’ları sergilemişti.

Ayrıca iki taraf arasındaki askeri iş birliğinin Mısır'ın ileri Türk askeri teknolojilerini elde etmesinin kapısını açması da bekleniyor. Her iki ülke de reformları ilerletmek ve ihracatlarını artırmak için çok çalıştığından, iki ülke arasındaki ilişkilerin iyileştirilmesi ekonomik olarak da onlara fayda sağlayacaktır.

Mısır ile Türkiye arasındaki ticari ilişkiler, aralarındaki siyasi gerginliklerden etkilenmedi. İki ülke arasındaki ticaret alışverişi 2022'de 6,7 milyar dolardan 2023'te 7,7 milyar dolara yükseldi.

Kahire'deki gözlemciler, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin, aralarındaki siyasi uzlaşmaya ivme kazandırabileceğini söylüyor.

Mısır Ekonomik ve Stratejik Araştırmalar Forumu Araştırma Merkezi Başkanı Reşad Abduh, Al Majalla'ya şunları söyledi: “İki ülke, önümüzdeki dönemde ortak yatırımların artırılması da dahil olmak üzere ekonomik iş birliklerini artırmak için çalışacak. Bu iş birliği, siyasi farklılıkların üstesinden gelmelerine ve ortak zemin bulmalarına yardımcı olacak.”

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.