Türkiye-Suudi Arabistan Yatırım ve İş Forumu'nun galası yapıldı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Khalid Al-Falih, 2030 vizyonu çerçevesinde yatırımlar gerçekleştirebilmek için ciddi adımlar atacaklarını belirtti

Suudi Arabistan Krallığı Yatırım Bakanı Khalid Al Faleh (AA)
Suudi Arabistan Krallığı Yatırım Bakanı Khalid Al Faleh (AA)
TT

Türkiye-Suudi Arabistan Yatırım ve İş Forumu'nun galası yapıldı

Suudi Arabistan Krallığı Yatırım Bakanı Khalid Al Faleh (AA)
Suudi Arabistan Krallığı Yatırım Bakanı Khalid Al Faleh (AA)

Hazine ve Maliye Bakanlığı ev sahipliğinde, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ve Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) organizasyonuyla düzenlenen Türkiye-Suudi Arabistan Yatırım ve İş Forumu'nun gala yemeği Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın katılımıyla İstanbul'da gerçekleştirildi.

Burada konuşan Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Khalid Al-Falih, sadece coğrafi olarak bir araya getiren değil, ekonomik olarak da dünyanın farklı kıtalarını bir araya getiren, tarihle dolu, kültürle dolu, muazzam şehir İstanbul'da bulunmaktan mutlu olduklarını dile getirdi.

Al-Falih, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'ın bütün işlerini bırakarak, kendileri ile beraber olmasının iki ülke arasındaki işbirliğine verilen değer açısından önemli olduğunu vurgulayarak, iki ülke arasındaki ilişkilerin stratejik öneme sahip olduğunu söyledi.

Özel sektörde hem Suudi Arabistanlı şirketler hem de Türk şirketlerin arasındaki işbirliğinin önemine değinen Al-Falih, "İki ülke arasında çok fazla ortak şeyler vardır. Bizim vatandaşlarımız Türkiye'yi ikinci vatanları olarak görüyor. Suudi Arabistanlar, Türkiye'de ev ve gayrimenkul yatırımları yapıyor, burada yaşamaktadır. Biz Türkiye'yi ikinci ülkemiz olarak, ikinci ana vatanımız olarak görüyoruz. İki ülke arasında hem ekonomik hem yatırım işbirliğini gerçekleştirmek üzere uzun toplantılarımız olacak." diye konuştu.

Bütün göstergelerin doğru yolda olduklarını gösterdiğini ifade eden Al-Falih, sözlerini şöyle sürdürdü:

Zira aramızdaki ticari ilişkiler artış gösteriyor. Aramızdaki turizm faaliyetleri artış gösteriyor. Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı'nda kayıtlı Türk şirketlerin sayısı gün ve gün artmaktadır. Birkaç sene önce Suudi Arabistan'da sadece 20 veya 30 kayıtlı şirket faaliyet gösteriyordu. Ancak geçen seneki rakamlara baktığımızda 400'e yakın Türk firması Suudi Arabistan topraklarında kayıtlı ve faal olarak çalışmaktadırlar.

2030 vizyonu çerçevesinde yatırımlar gerçekleştirebilmek için ciddi adımlar atacaklarını aktaran Al-Falih, "Uluslararası şirketlerle yaklaşık 1 trilyon 800 milyar dolarlık yatırım fırsatlarından bahsediyoruz. Umuyorum ki Türk firmaları bu yatırım alanlarından en çok istifade eden firmalar olur." bilgisini paylaştı.

"Türk dostlarımız savunma alanında çok güzel gelişmeler gerçekleştiriyor"

Suudi Arabistan Turizm Bakanı Ahmed Al Khateeb ise Türkiye ve Suudi Arabistan arasındaki ikili ilişkilerin daha üst düzeye çıkartılması, yeni adımların atılması için çalışmalar yapacaklarını vurguladı.

Suudi Arabistan'ın 2030 vizyonu çerçevesinde hem altyapı hem de şehirleşme açısından çok ciddi adımlar atacağını belirten Khateeb, şunları kaydetti:

2030 vizyonu kapsamında Türk dostlarımızdan işbirliği çerçevesinde özellikle savunma, inşaat, müteahhitlik ve turizm alanında sanayi alanında yardımlarını isteyeceğiz. Türk dostlarımız savunma alanında çok güzel gelişmeler gerçekleştiriyorlar. Dolayısıyla, biz bu alanlarda mevcut fırsatları değerlendirmek, ikili ilişkilerimizi güçlendirmek için alt yapımızı hazırlamak Türkiye'deyiz. Hem Suudi Arabistanlı hem de Türk iş adamlarının bir araya gelmesini sağlayacak altyapıyı hazırlamak için burada bulunmaktayız. Dolayısıyla iki ülkede bulunan işadamlarını mevcut fırsatları değerlendirmeye, yeni fırsatları araştırmaya, hem ekonomik hem turizm hem de yatırım alanlarını keşfetmeye davet ediyorum.

"İki ülke liderlerinin birçok alanda işbirliğini geliştirme vizyonu var"

Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu da iki ülke liderlerinin birçok alanda işbirliğini geliştirmek üzere bir vizyonu olduğunu ifade ederek, bu vizyonda ekonomi alanındaki ilişkileri geliştirmek, ticareti artırmak, karşılıklı yatırımları artırmak ve turizmi geliştirmenin salonda bulunan iş insanlarının görevi olduğunu anlattı.

Türkiye-Suudi Arabistan Yatırım ve İş Forumu'nun düzenlenmesinde inisiyatif alan iki ülkenin ilgili bakanlıklarına teşekkür eden Dağlıoğlu, "Bu akşam, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın programımızı şereflendirmesi devletlerin bu işbirliğini geliştirme noktasındaki adanmışlığını, bu iradesini ortaya koyuyor. Kendilerine çok teşekkür ediyorum." dedi.

Dağlıoğlu, özel sektör temsilcilerinin, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkileri geliştireceğine dikkati çekerek, yarın gerçekleşecek forumun çok yoğun geçeceğini sözlerine ekledi.

"Türkiye-Suudi Arabistan Yatırım ve İş Forumu'na 1240 kişi katılacak"

DEİK Başkanı Nail Olpak, toplantının ilkini Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ile 2022 yılında gerçekleştirdiklerini hatırlatarak, "O tarihten bu yana yakın temaslarımızı devam ettiriyoruz. Bugünkü forumumuzla birlikte 6 iş forumu, 5 yuvarlak masa toplantısı gerçekleştirdik ve iki ay önce tamamladığımız iş konseyi ortak toplantısı ile bu süreci devam ettirdik." ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın son Suudi Arabistan ziyaretinin de ülkeler arasındaki ekonomik ilişkiler açısından oldukça verimli geçtiğini dile getiren Olpak, bu ziyaret vesilesiyle iki ülke arasında ciddi bir ilgiye tanık olduklarını aktardı.

Ticaretin dışında iki ülke arasındaki yatırımları da artırmayı hedeflediklerini bildiren Olpak, yatırım, üretim ve altyapı işlerinin daha fazla konuşulması gerektiğini belirtti.

Olpak, üçüncü ülkelerde işbirliği imkanlarının gündem konularından biri olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

Türkiye-Suudi Arabistan Yatırım ve İş Forumu'nu gerçekleştireceğiz. Elimizdeki listede 1240 kişilik katılım var. Bu, iki ülke arasındaki iş dünyası yetkililerinin bu süreçteki ilgisini gösteriyor. Elbette yarın Suudi Arabistan'ın 2030 vizyonunu ve oradaki projeleri ile yatırım imkanlarını konuşacağız. Hem de Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisimiz Türkiye'deki yatırım imkanlarını bizlere anlatacak. Arap dostlarımız,'tanjaratun velekat ğataha' diyorlar. Yani bizim dilimizde, tencerenin yuvarlanıp kapağını bulması, iki önemli parçanın bir araya gelmesini ifade ediyor. Ben Suudi Arabistanlı dostlarımızla iki önemli parçanın bir araya geldiğini ve bundan sonra da çok daha fazla bir şekilde beraber olacağı kanaatindeyim.

DEİK Türkiye-Suudi Arabistan İş Konseyi Başkanı Haşim Süngü de Türkiye ile Arabistan arasındaki ticaret hacminin 6 milyar dolara ulaştığına işaret ederek, bunun gelecek aylarda 10 milyar dolara ulaşacağını, uzak hedef olarak 30 milyar doları yakalamayı amaçladıklarını dile getirdi.

Forumun gala yemeğine, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar, Limak Şirketler Grubu Onursal Başkanı Nihat Özdemir ve Halkbank Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Osman Arslan olmak üzere, çok sayıda iş insanı katıldı.



Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)

Harvard Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Pol Antras, Suudi Arabistan’ın küresel ticaretteki dönüşüm sahnesinde istisnai bir model sunduğunu ve geleneksel gelişmekte olan piyasa kalıplarından köklü şekilde farklılaştığını belirtti. Antras, küreselleşmenin sona ermediğini, aksine ‘parçalı entegrasyon’ adıyla yeniden şekillendiğini vurguladı. Şarku’l Avsat’a konuşan Antras, Suudi Arabistan’ın vizyonu ve yapısal reformlarının, ülkeyi dünyadaki bu parçalı entegrasyon sürecinden faydalanabilecek avantajlı bir konuma getirdiğini söyledi. Antras, ülkenin lojistik ve yapay zekâ alanındaki yatırımlarının, küresel krizlerin yarattığı gürültüyü aşan sürdürülebilir büyümenin gerçek motoru olduğunu kaydetti.

Pol Antras, modern dönemin önde gelen ekonomi teorisyenlerinden biri olarak kabul ediliyor ve Harvard Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapıyor. Uluslararası ticaret konusundaki araştırmaları, şirketlerin üretim süreçlerini sınırlar ötesinde nasıl organize ettiklerini ve küresel değer zincirlerini anlamada çığır açıcı nitelikte.

Geleneksel ekonomi sınıflandırmalarını eleştirerek konuşmasına başlayan Antras, “Gelişmekte olan piyasaların uluslararası ticaret dönüşümünden nasıl faydalandığı konusunda genel ifadeler kullanmak çok zor. Bunun nedeni, genellikle ülkeleri kıtalarda veya benzer gruplarda toplama eğilimimizdir” dedi. Antras, ‘gelişmekte olan piyasalar’ kavramının altında çok farklı sanayi yapılarının saklı olduğunu vurgulayarak Suudi Arabistan’ın durumunu örnek gösterdi: “Bazı ekonomiler büyük ölçüde imalat ihracatına dayanıyor ve ticari entegrasyon ile pazar erişimi onların hayat damarları. Buna karşılık Suudi Arabistan gibi bir ekonomi, çok fazla ihraç yapmasına rağmen Çin ile temel ürünlerinde çok az rekabetle karşılaşıyor.” Bu durumun Suudi Arabistan için eşsiz bir fırsat yarattığını belirten Antras, “Suudi Arabistan için bu dönem, Çin’den daha düşük maliyetle mal temin etmek veya daha önce yalnızca ABD pazarına giden ürün çeşitlerine erişim sağlamak için büyük bir fırsat” dedi.

Gelişmekte olan piyasaların ‘damping’ ve rekabet baskısıyla nasıl başa çıkması gerektiği sorulduğunda Antras, açık bir tavsiye verdi: “Bence gelişmekte olan piyasalar olabildiğince az korumacı eğilim göstermeli. Bu kolay olmayacak; çünkü Çin’in ihracat artışı bazı yerel üreticileri etkileyecek ve onları koruma yönünde siyasi baskı yaratacak. Ancak geleceğe doğru yol, kendinizi çok taraflı sisteme bağlı bir ekonomi olarak konumlandırmak, yabancı üreticilerin pazara girmesine izin vermek ve aynı zamanda yerli üreticilerin dış pazarlara açılmasını teşvik etmektir. Büyük ülkelerin uygulamalarını taklit etmekten tamamen kaçınmalıyız.”

Yerel sanayilerin korunmasıyla ilgili olarak ise Antras şu ifadeleri kullandı: “Evet, Çin’in damping uygulamaları bazı ülkelerde ciddi kaygı yaratıyor, çünkü bu ülkelerin yerli üretim tabanları Çin ürünleriyle doğrudan rekabet ediyor. Ancak Suudi Arabistan için endişe daha az; çünkü Çin ürünleriyle doğrudan çatışan bir üretim tabanı yok. Aslında ucuz ithalat, Suudi tüketiciye fayda sağlayabilir. Eğer bir sektör zarar görürse, insanları korumanın daha iyi yolları var: kredi planları sağlamak, sübvansiyonlar vermek veya şirketlerin iş modellerini yeniden düşünmelerine ve geliştirmelerine yardımcı olmak gibi.”

Küreselleşme ölmedi... sadece ‘parçalandı’

‘Küreselleşmenin sona erip ermediği’ sorusuna yanıt veren Antras, yeni bir kavram ortaya koyarak şöyle dedi: “Bence küreselleşme bitmedi, ben bunu ‘parçalı entegrasyon’ (Fragmented Integration) olarak adlandırıyorum. Entegrasyon süreci devam edecek, ancak ticaret anlaşmaları farklı yollarla yapılacak. Artık sadece çok taraflı müzakerelere güvenemeyiz; çünkü bu anlaşmalara bağlılık hissi dünya genelinde azaldı. Anlaşmalar imzalanmaya devam edecek, ancak süreç daha karmaşık olacak ve belirsizlik en belirgin özellik olarak kalacak.”

Faiz ve yapay zekâ: madalyonun diğer yüzü

Yüksek faiz oranlarının gelişmekte olan ülkelerin karmaşık sanayilere geçiş planları üzerindeki etkisine de değinen Antras, “Yüksek faiz oranları, gelişmekte olan piyasaların karşılaştığı risk primiyle birlikte, yatırımları şüphesiz sınırlıyor. İhracat, kredi, yatırım ve kalite iyileştirmesi gerektiriyor. Ancak faizlerin yükselmesinin temel bir nedeni var; bu, yapay zekâ ve teknolojik değişim kaynaklı yüksek büyüme beklentilerini yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Antras, bu büyümenin aynı zamanda çözüm sunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Eğer bu büyüme potansiyeli gerçekleşirse, verimlilik önemli ölçüde artacak ve KOBİ’ler talebi daha iyi öngörebilecek, daha önce keşfedilmemiş pazarlara erişim sağlayacak. Dolayısıyla evet, faizler kısa vadede olumsuz bir güç, ancak gerçek bir büyüme potansiyelinden kaynaklanıyorsa durum o kadar da kötü olmayabilir.”

İş kaygısı ve devlet müdahalesi

Antras, işgücü piyasasına ilişkin derin endişelerini de dile getirdi. Önümüzdeki zorlukların çift yönlü ve ciddi olduğunu belirten Antras, Çin’in rekabeti ile yapay zekâ aracılığıyla otomasyonun işgücü üzerindeki etkisinin birleştiğini vurguladı. Antras, “İşgücünün geleceği konusunda ciddi endişelerim var; Çin’den gelen yoğun ihracat rekabeti, yapay zekâ ile işlerin otomatikleşmesiyle birleşirse, özellikle genç işçiler arasında ciddi işgücü piyasası sıkıntılarına yol açabilir” dedi.

Bu durumun piyasaya bırakılmaması gerektiğini söyleyen Antras, “Burada hükümet müdahalesine acil ihtiyaç var; bu müdahale, büyük mali kaynaklar ve yüksek düzeyde hazırlık gerektiriyor” dedi. Tek çözümün ‘verimlilik şartı’ olduğunu belirten Antras sözlerini şöyle noktaladı: “Yeni teknolojiler beklenen ölçüde verimliliği artırırsa, bu büyüme hükümetlere zarar görenleri telafi etmek ve insan kaynaklarını yeniden eğitmek için gerekli mali alanı sağlayacaktır. Başarı, kısa vadeli olumsuz etkileri yönetmek ile uzun vadeli stratejik kazançlara yatırım yapmak arasında hassas bir denge kurmakta yatıyor.”


Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
TT

Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih bugün yaptığı açıklamada, krallığın Suriye'nin Halep kentindeki iki havaalanının geliştirilmesi için çeşitli aşamalarda 7,5 milyar riyal (2 milyar dolar) yatırım yapacağını söyledi.

Yatırım Bakanı Halid bin Abdulaziz el-Falih başkanlığındaki üst düzey Suudi heyeti, Suudi Arabistan Krallığı ile Suriye Arap Cumhuriyeti arasındaki ekonomik ve yatırım iş birliğini güçlendirmeyi ve ortak projelerin pratik uygulamasına yönelik ikili ortaklıkları ilerletmeyi amaçlayan resmi bir ziyaretin başlangıcı olarak bu sabah Suriye'nin başkenti Şam'a geldi.

El-Falih, "Nas" şirketinin ülke dışındaki ilk yatırımı olan "Nas Syria" adlı bir havayolu şirketinin kurulduğunu duyurdu.

El-Falih ayrıca, Suriye'deki büyük projelere yatırım yapmaya adanacak olan Elaf Yatırım Fonu'nu da başlattı.

Suriye Yatırım Otoritesi Başkanı Talal el-Hilali ise ülkesinin telekomünikasyon altyapısını geliştirmek, iletişim ağlarını ve internet kalitesini modernize etmek için Suudi Arabistan ile bir anlaşma imzalayacağını duyurdu.

Açıklamada, Suudi Arabistan ile vatandaşların yaşamlarını doğrudan etkileyen hayati sektörleri hedefleyen bir dizi stratejik anlaşmanın imzalanacağı da belirtildi.

Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından yayınlanan basın açıklamasında, Suudi heyetinin ziyaretinin "iki kardeş ülke arasındaki stratejik ortaklığı destekleme, kalkınma projelerini desteklemede özel sektörün rolünü güçlendirme ve ortak çıkarlara hizmet eden ve gelecek dönemdeki kalkınma eğilimlerine ayak uyduran sürdürülebilir bir ekonomik entegrasyon yolu oluşturma çerçevesinde gerçekleştiği" ifade edildi.

Açıklamada, bu ziyaretin "Krallık ile Suriye arasındaki ekonomik ortaklıkta ileri bir aşamayı temsil ettiği, geçen yıl düzenlenen bir dizi toplantı ve forumun devamı niteliğinde olduğu ve bu toplantılar ve forumlar sonucunda karşılıklı yatırımı teşvik etmek ve bir dizi hayati sektörde ortak çalışma mekanizmalarını etkinleştirmek amacıyla bir dizi anlaşmanın imzalandığı" belirtildi. Açıklamada ayrıca, "Bu sürekli çabalar, iki ülke arasındaki stratejik uyumu teyit ederek hem Suudi hem de Suriye özel sektörleri için ekonomik kalkınmayı destekleme ve yatırım fırsatlarını genişletme konusunda büyük bir hedef çerçevesinde ortak ekonomik entegrasyonu derinleştirme amacını ortaya koymaktadır." ifadelerine yer verildi.


Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
TT

Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)

Altın ve gümüşte üst üste kırılan rekorların ardından gelen düşüş mercek altına alındı. 

Wall Street Journal'ın (WSJ) analizinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanlığı'na Kevin Warsh'u aday göstermesinin ardından değerli metallerde sert düşüş yaşandığına dikkat çekiliyor. 

Analize göre yatırımcılar, Warsh'un enflasyona karşı "şahin bir politika" izleyeceğini ve Fed'in başına atanmasının doların güçlenmesini sağlayacağını düşünüyor. Financial Times'ın analizinde de benzer bir noktaya işaret ediliyor. 

Fed'in bağımsızlığıyla ilgili endişeler, mayıstan bu yana doların değerinin düşmesinde önemli rol oynadı. 

Trump ise doların seyrinde olumsuz bir durum olmadığını savunarak "Bence harika gidiyor" demişti. 

Analizde, Warsh'un adaylığının duyurulmasıyla altın ve gümüşte hızlı satışlar başladığı vurgulanıyor. Diğer yandan değerli metallerdeki düşüşün, "piyasa temellerinin öngördüğünün çok ötesine çıkan çılgın alımların sonucu olduğuna" da dikkat çekiliyor. 

Trump'ın cuma günkü açıklamasında "çok zeki, çok iyi ve güçlü" diye nitelediği Warsh'un adaylığını duyurmasıyla dolarda da toparlanma görüldü. 

Değerli metallerin değişken seyrinde spekülasyonların da önemli rol oynadığına işaret ediliyor. 

En uç spekülasyonların, "vatandaşların külçe gümüş almak için sıraya girdiği" Çin'den geldiği belirtiliyor. Çin sınır polisinin, Hong Kong'dan ülkeye yaklaşık 227 kilogram gümüş kaçırmaya çalışan iki kişiyi geçen hafta yakalaması da gündem olmuştu. 

Çin yönetimi, yatırım çılgınlığının risklerini azaltmak için UBS gümüş vadeli işlem fonu da dahil 5 emtia fonunun ticaretini cuma günü askıya almıştı. 

Öte yandan sert satışlara rağmen WSJ analistleri, özellikle altın ve bakırda yükselişin sürebileceği tahminini paylaşıyor. 

Fed-Beyaz Saray çekişmesi

Fed Başkanı Jerome Powell'la Trump arasındaki çekişme, ABD Merkez Bankası'nın bağımsızlığıyla ilgili endişeleri artırıyor. 

Tartışma Fed ofis binalarının yenilenmesini kapsayan çok yıllı projeyle ilgili. Beyaz Saray'ın proje için öngördüğü bütçe 1,9 milyar dolardı. Ancak işçilik ve malzeme fiyatlarındaki artış, tasarım değişiklikleri ve asbestle kurşun kirliliği gibi öngörülemeyen sorunlar nedeniyle maliyet 2,5 milyar dolara çıkmıştı.

ABD Başkanı, Powell'ın dolandırıcılık yaptığını ima ederek süreci kötü yönettiğini öne sürmüştü. Fed başkanı ise hakkındaki iddiaları reddederek, binaların renovasyon masraflarının uzun vadede kendini amorti edeceğini belirtmişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Financial Times