Benzersiz bir zirve...Kral Abdülaziz-Roosevelt anlaşmasının 79’uncu yıl dönümü

Kral Abdülaziz Al Suud ve ABD Başkanı Franklin Roosevelt arasındaki tarihi toplantı, güçlü bir ittifakın kapılarını açtı. (Görsel: Mona Eing/Majalla)
Kral Abdülaziz Al Suud ve ABD Başkanı Franklin Roosevelt arasındaki tarihi toplantı, güçlü bir ittifakın kapılarını açtı. (Görsel: Mona Eing/Majalla)
TT

Benzersiz bir zirve...Kral Abdülaziz-Roosevelt anlaşmasının 79’uncu yıl dönümü

Kral Abdülaziz Al Suud ve ABD Başkanı Franklin Roosevelt arasındaki tarihi toplantı, güçlü bir ittifakın kapılarını açtı. (Görsel: Mona Eing/Majalla)
Kral Abdülaziz Al Suud ve ABD Başkanı Franklin Roosevelt arasındaki tarihi toplantı, güçlü bir ittifakın kapılarını açtı. (Görsel: Mona Eing/Majalla)

Sami Mubid

14 Şubat 1945'te Süveyş Kanalı'nın Acı Gölleri'ndeki bir Amerikan destroyerinde Kral Abdülaziz Al Suud ile ABD Başkanı Franklin Roosevelt'i bir araya getiren tarihi bir toplantı düzenlendi. Bir Suudi lider ile bir ABD başkanı arasında türünün ilk örneği olan bu toplantı, iki liderden çok daha uzun süre yaşayan güçlü bir ittifaka yol açtı. Bu ittifak, bugün, iki ülke arasında İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki savaşının sona ermesinden sonra ortak bir savunma anlaşması yapılmasının yakın olduğu yönünde iddiaların ortaya atılmasının ardından hatırlanıyor.

Kral Abdülaziz ömrü boyunca Hicaz topraklarını hiç terk etmemiş ve daha önce hiç denize açılmamıştı. Roosevelt, 39 yaşındayken geçirdiği felç sonucu sağlığında ciddi bir bozulma yaşıyordu. Bu durum onu tekerlekli sandalyeye mahkum etti ancak kararlılığını baltalamayı ya da zayıflatmayı başaramadı. 1939 yılında başlayan İkinci Dünya Savaşı'nın gereklilikleri nedeniyle ardı ardına dört dönem ABD Başkanı seçildi. Dördüncü ve son dönemi 1945 yılının başında başladı. Sağlığı kötü olmasına ve Mısır hava sahasında yoğun olarak bulunan Alman uçaklarının hedefinde Suudi kralıyla buluşma tehlikesine rağmen rağmen Roosevelt toplantının yapılmasında ısrarcı oldu.

Petrol Suudi Arabistan'da yeniydi ve Krallığın arzını güvence altına almak için yeterli değildi. Petrol, Roosevelt'in Beyaz Saray'a girmesinden iki yıl önce, Krallığın Standard Oil of California şirketi ile stratejik bir sözleşme imzaladığı gün keşfedilmişti. Sözleşme Cidde'deki tarihi Hüzzam Sarayı'nda yapıldı ve kazı çalışmaları 1938'de başladı. Mihver güçleri Arap bölgesindeki Amerikan petrol çıkarlarına defalarca saldırmaya çalıştı. Roosevelt, İngiltere’nin müttefiklerinin daha önce Irak, İran ve Kuveyt petrollerinde yaptıkları gibi Suudi Arabistan petrolünü de kontrol etmek istemelerinden endişe ediyordu. Kral Abdülaziz, yaşadığı sürece bunların hiçbirinin olmayacağına dair güvence verdi ve ülkesinin Arap ülkeleri arasında tam bağımsızlığa sahip olan tek ülke olduğunu ve bağımsızlığını korumaya niyetli olduğunu söyledi.

Fotoğraf Altı: Sovyet lideri Josef Stalin, ABD Başkanı Franklin Roosevelt ve İngiltere Başbakanı Winston Churchill, 4 Şubat 1945'teki Yalta Zirvesi’nde bir araya geldiler. (Getty Images)
Sovyet lideri Josef Stalin, ABD Başkanı Franklin Roosevelt ve İngiltere Başbakanı Winston Churchill, 4 Şubat 1945'teki Yalta Zirvesi’nde bir araya geldiler. (Getty Images)

Kral Abdülaziz toplantıdan yaklaşık iki yıl önce iki oğlunu, Prens Faysal ve Prens Halid'i (her ikisi de gelecekte kral olacak) Washington'da Roosevelt'le görüşmeye gönderdi. Şarku’l Avsat’ın Majalla’dan aktardığına göre ABD Başkanı’nın pul toplamayı sevdiğini duyan Suudi Kralı, ona nadir Suudi pullarından oluşan bir koleksiyon hediye etti.

Süveyş Kanalı'na giderken

Kralı Cidde'den getiren Amerikan gemisi USS Murphy, yolcularına 60 gün yetecek kadar yiyecekle doluydu. Ancak Kral Abdülaziz donmuş olduğu için bu yiyecekleri yemek istemedi. Yanında İslami esaslara göre helal kesimle kesilecek koyunlar getirdi ve onların etinden yedi. Gemideki ABD’li işçilerden Barry McCarthy'nin geziyle ilgili 19 Mart 1945 tarihli “LIFE” dergisinde yayınlanan bir makalede ifade ettiği gibi, Kral Abdülaziz gemide bir Arap çadırı kurdu ve beraberindekilere beş vakit namaz kıldırdı.

Roosevelt, İngilizlerin Suudi Arabistan petrolünü kontrol etmesinden endişe ediyordu ancak Kral Abdülaziz, kendisi yaşadığı sürece bunun olmayacağını vurguladı.

Kral Abdülaziz ABD’li işçiye ve tüm arkadaşlarına güzel ağırlamalarından ötürü 15 sterlin ve her denizciye 10 sterlin verirken, geminin kaptanı da Suudi kralına hayran olduğu iki askeri makineli tüfekle birlikte deniz dürbünü hediye etti.

Hediye alışverişi

USS Murphy denizde bin 200 kilometre yol kat etti. Roosevelt'in gemisi USS Quincy gelince Kral gemiden indi ve ABD Başkanı’nı tekerlekli sandalyede sakat halde gördü. Roosevelt, "Benden daha şanslısın çünkü kendi ayakların üzerinde yürüyebiliyorsun" dedi. Kral Abdülaziz şu cevabı verdi:

"Hayır dostum, sen daha şanslısın. Tekerlekli sandalyen seni istediğin yere götürecek ve varacağını biliyorsun. Bana gelince, bacaklarım her geçen gün daha az güvenilir ve daha zayıf hale geldi."

Fotoğraf Altı: ABD Başkanı Franklin Roosevelt ve Kral Abdulaziz Al Suud, tercüman Albay William Eady ile görüştü, 14 Şubat 1945 (Getty Images)
ABD Başkanı Franklin Roosevelt ve Kral Abdulaziz Al Suud, tercüman Albay William Eady ile görüştü, 14 Şubat 1945 (Getty Images)

Bu dostane diyaloğun ayrıntıları, ABD’nin Suudi Arabistan Tam Yetkili Elçisi William Adey tarafından, 1954'te New York'ta yayınlanan ‘FDF İbn Suud'la Buluşuyor’ başlıklı 47 sayfalık küçük bir kitapta aktarıldı. ABD’li yetkili, Kral Abdülaziz'in ‘20’inci yüzyılın en büyük adamlarından biri’ olduğunu ve Roosevelt'in kendisine ‘Beyaz Saray'dan hediye’ olarak kendisininkinin aynısı bir tekerlekli sandalye hediye ettiğini yazdı. ABD Başkanı, Kralın bacak ağrısının kronik bir hastalık ya da yaşlılıktan değil, Arap kabileleri ile Hicaz topraklarını birleştirmek için ardı ardına yaptığı savaşların sonucu olduğunu öğrendiğinde ona karşı büyük bir sempati duydu. ABD Başkanı’nın hediyesine karşılık Kral da ona doğal ipekten yapılmış kemerler, mücevherlerle süslenmiş bir hançer, karısı Eleanor için parfümler ve Kızıldeniz'in dibinden kendisiyle birlikte gelen bir parça kehribar hediye etti.

Stratejik anlayışlar

Toplantı, Roosevelt'in seçkin konuğuna duyduğu saygıdan dolayı sigara ve alkolsüz bir iş yemeği ile birlikte kesintisiz beş saat sürdü. Öğle yemeğine Kral Abdülaziz'in oğulları ve bir Amerikan Donanması subayının yanı sıra, birkaç gün önce Yalta Konferansı'nda Josef Stalin ile yaptığı görüşme sırasında Roosevelt adına tercüme yapan Sovyet işleri uzmanı Charles Bohlin de katıldı.

Roosevelt'ten Kral Abdülaziz'e: Sen benden daha şanslısın çünkü kendi ayakların üzerinde yürüyebiliyorsun.

Kral Abdülaziz görüşmelerde ABD’nin dostluğunu istedi ve savaşta zaferin yakın olduğuna inancının tam olduğunu ifade etti. Roosevelt, Hicaz çölünde petrol güvenliğinin sağlanması ve ne Sovyetler ne de Naziler ve faşistler tarafından sömürülmeyeceğinin garantisi karşılığında Suudi Arabistan'ı desteklemeyi ve yeni tesis edilen ordu için askeri uzmanlık sağlamayı kabul etti.

Filistin davası

Toplantının belki de en önemli yönü Filistin meselesiydi; Roosevelt, Britanya'nın 1917'de yayınladığı ünlü Balfour Deklarasyonu uyarınca Avrupalı Yahudiler için ulusal bir vatan kurmaya hazırlık amacıyla Avrupalı Yahudilerin Filistin'e göç etme hakkı konusunu gündeme getirdi. Roosevelt, Siyonist davaya inanan biriydi ve 1944'teki son seçim kampanyasında büyük ölçüde Yahudi seçmenlere güvenmişti. Roosevelt, Kral Abdülaziz'e bu konudaki fikrini sordu. Suudi kralının cevabı kesin ve doğrudandı:

"Onlara ve onların soyundan gelenlere Almanya'daki en iyi toprakları ve evleri verin... Onlara zulmeden Almanya."

Roosevelt, Yahudilerin Almanya'da tekrar zulüm görme korkusuyla orada kalmak istemediklerini söyledi:

"Filistin'de yaşamak konusunda tutkulu bir arzuları var."

Kral Abdülaziz ise şunları söyledi:

“Uzun bir çatışma, kan ve aralarındaki güven eksikliği nedeniyle Araplar ve Yahudiler ne Filistin'de ne de başka bir yerde birlikte yaşayamazlar. Bana göre Yahudiler sürüldükleri topraklara geri dönmeli. Evleri yıkılan Yahudiler, kendilerine zulmeden Mihver güçlerinde ikamet hakkı kazanmalı. Almanlara güvenmediklerine hiç şüphem yok ama müttefiklerin Nazi gücünü sonsuza kadar yok edecekleri de kesin. Elde edecekleri zaferleri sayesinde Nazizmin kurbanlarını koruyacak kadar güçlü olacaklar. Madem müttefikler Almanya'yı tamamen kontrol edemiyorlardı, neden bu maliyetli savaşa girdiniz? Düşmanı yenilgiye karşılık verecek durumda bırakacağınızı zannetmiyorum.”

Fotoğraf Altı: Eski ABD Başkanı Franklin Roosevelt. (Getty Images)
Eski ABD Başkanı Franklin Roosevelt. (Getty Images)

Kral sözlerine şöyle devam etti:

"Bunun bedelini düşmanlara ödetin. Biz Araplar savaşları böyle yaparız. Yeniden inşanın yükünü masumlar değil, suçlular taşımalıdır. Araplar Avrupa Yahudilerine ne zarar verdi? Bırakın bedelini Almanlar ödesin.”

Toplantının sonunda Roosevelt, ‘Araplarla tam istişarede bulunulmadan’ Filistin konusunda önemli bir karar almamayı kabul etti. Kral Abdülaziz için bu taahhüt, kağıt üzerine yazılanlardan daha güçlüydü. Çünkü onun gibi hakiki adamların sözleri, taahhütleri ve şerefleri dikkate alınır. Ancak Roosevelt sözlü taahhütle yetinmedi ve ölümünden iki hafta önce, 5 Nisan 1945'te Kral Abdülaziz'e bir mektup yolladı. Mektubunda şu ifadelere yer verdi:

“Majestelerine; Filistin meselesiyle ilgili daha önce almış olduğunuz güvenceleri yenilemekten ve bu hükümetin politikasının değişmediğini size bildirmekten memnuniyet duyuyorum.”

Kral Abdülaziz’den Başkan Roosevelt'e: Yahudilere ve onların soyundan gelenlere Almanya'daki en iyi toprakları ve evleri verin... Onlara zulmeden Almanya.

Roosevelt daha uzun yaşasaydı Suudi Kralı'na verdiği sözü tutacaktı ancak 12 Nisan 1945'teki ölümü bu anlaşmayı bozdu. Halefi Başkan Harry Truman, anlaşmayı tanımayıp Kral Abdülaziz'e danışmadan, 1947'de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından çıkarılan Filistin’i taksim kararı lehinde oy kullandı.

Dolayısıyla Abdülaziz-Roosevelt anlaşmasını ihlal eden ne Suudi Arabistan ne de Roosevelt’ti. Bunu yapan Amerikalılardı. Suudi Arabistan Krallığı anlaşmaya sadık kaldı. Sonrasında Nazizm ve komünizmle karşı karşıya geldi. Krallık terörizme ve aşırıcılığa karşı sağlam bir müttefik olarak son yıllarda önemli rol oynadı.

*Bu yazı Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al-Majalla dergisinden çevrildi.



İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
TT

İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ile Riyad arasındaki ilişkilerin bugün benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında olduğunu belirterek, iki ülkenin tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasite geliştirmeye dayalı gerçek ortaklıklar inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Crosetto, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel bir unsur haline geldiğini ifade etti. İki ülkenin, bölgesel gerilimin tırmanmasını önlemek amacıyla ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşması için birlikte çalıştığını kaydetti.

Crosetto, Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı’na (WDS 2026) katılımı kapsamında yaptığı değerlendirmede, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamını ‘son derece cazip’ olarak nitelendirdi. Crosetto, söz konusu etkinliğin, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki giderek artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar ile yeni teknolojilerin ele alınmasına olanak sağlayan bir platform sunduğunu ifade etti.

Stratejik güç

Crosetto, Suudi Arabistan ile İtalya arasındaki ilişkilerin son derece iyi olduğunu ve ‘benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında’ bulunduğunu söyledi. Crosetto, “Liderlerimiz arasındaki siyasi anlayış, savunma alanında askerî ve sanayi boyutlarını kapsayan, somut ve kurumsal iş birliğine dönüşen bir güven çerçevesi oluşturdu. Ülkelerimiz; güvenilir ortaklıklar, verilen sözlere bağlılık, diplomasinin önemi ve uluslararası hukuka saygı gibi temel ilkeleri paylaşıyor. Bu da iş birliğimizi istikrarlı, öngörülebilir ve uzun vadeye yönelik kılıyor” ifadelerini kullandı.

Silahlı kuvvetler arasında diyalog

Crosetto, iki ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki diyaloğun sürdüğünü belirterek, bu kapsamda operasyonel tecrübe, askerî doktrinler, stratejik analizler ve bölgesel senaryo değerlendirmelerinin karşılıklı olarak paylaşıldığını söyledi. Crosetto, söz konusu temasların ‘birlikte çalışabilirliği ve karşılıklı anlayışı artırdığını’ ifade etti.

Crosetto, Kızıldeniz ile Arap Körfezi’nin birbirleriyle yakından bağlantılı iki stratejik bölge olduğunu belirterek, bu bölgelerin güvenliğinin İtalya ve Suudi Arabistan için ortak bir çıkar teşkil ettiğini kaydetti. Bu çerçevede Roma ile Riyad arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel öneme sahip olduğunu vurgulayan Crosetto, Lübnan, Gazze Şeridi ve Suriye’de siyasi çözümlerin desteklenmesine özel önem verildiğini, ayrıca ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşmasının bölgesel gerilimin önlenmesi açısından kritik olduğunu dile getirdi.

vfgb
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ocak 2025'te El-Ula’daki kış çadırında İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi ağırladı. (SPA)

Bu siyasi taahhüdün pratik bir boyutunun da bulunduğunu belirten Crosetto, İtalya’nın tıbbi tahliyeler ve insani yardım sevkiyatları yoluyla Filistinli sivillere sağlık hizmeti sunan en aktif Batılı ülkeler arasında yer aldığını söyledi. Crosetto, bunun askerî imkânların istikrarı destekleyici hedefler doğrultusunda kullanılmasına somut bir örnek teşkil ettiğini ifade etti.

Veliaht Prens – Meloni görüşmesi

Crosetto, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile gerçekleştirdiği görüşmenin, ikili ilişkilere güçlü bir ivme kazandırdığını söyledi. Crosetto, askerî alanda iş birliğinin eğitim, lojistik, askerî doktrin, teknolojik inovasyon, deniz güvenliği ve kritik altyapıların korunması gibi alanlarda güçlendiğini belirterek, siber alan, uzay ve gelişmiş sistemler başta olmak üzere yeni ortaya çıkan alanlara yönelik ilginin de giderek arttığını ifade etti.

Crosetto, sanayi alanında ise iki ülkenin geleneksel müşteri-tedarikçi ilişkisi anlayışını aştığını belirterek, tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasitenin güçlendirilmesine dayalı gerçek ortaklıklar kurmayı hedeflediklerini söyledi.

Suudi Arabistan, İtalya’nın enerji güvenliği için önemli bir ortak

Crosetto, İtalyan şirketleri ile Suudi muadilleri arasındaki savunma kapasitesi, teknoloji transferi, havacılık ve gemi inşa projelerindeki iş birliğinin, Suudi Arabistan’ın sanayi, teknoloji ve insan sermayesini güçlendirmeyi hedefleyen Vizyon 2030 planıyla tamamen uyumlu olduğunu vurguladı.

Crosetto, “İtalyan şirketlerinin katkıları yalnızca platform sağlamakla sınırlı değil; aynı zamanda uzmanlık, eğitim ve mühendislik desteğini de kapsıyor. Bu yaklaşım, savunma sektörünün ötesine geçerek altyapı, teknoloji ve turizm alanlarını da kapsıyor. NEOM gibi büyük projeler, ekonomilerimiz arasındaki entegrasyonu gözler önüne seriyor” ifadelerini kullandı.

İş birliğinin enerji ve enerji dönüşümü sektörlerini de içerdiğini belirten Crosetto, Suudi Arabistan’ın İtalya’nın enerji güvenliği açısından kilit bir ortak olduğunu söyledi. Crosetto, hidrojen ve yenilenebilir enerji alanındaki iş birliğinin büyüdüğünü, ayrıca stratejik ve kritik hammaddelere yönelik Suudi yatırımlarının sanayi ve teknoloji alanındaki iş birliğinde önemli gelişmelere yol açabileceğini kaydetti.

Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamı cazip

Crosetto, İtalya ve Suudi Arabistan savunma bakanlıklarının iş birliğiyle Riyad’da düzenlenen Suudi Arabistan-İtalya Yatırım Forumu’nun iki taraf arasındaki iş birliğini güçlendirme açısından çok güçlü bir mesaj verdiğini belirtti. Crosetto, forumun küçük ve orta ölçekli şirketler ile büyük grupları bir araya getirerek somut ve pratik bağlantılar kurulmasını sağladığını söyledi.

Crosetto, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamının yüksek cazibeye sahip olduğunu vurgulayarak, ülkenin büyük kamu yatırımları, avantajlı vergi sistemi, malzeme ve ekipman teşvikleri ile çifte vergilendirmeyi önleyen anlaşmalarla stratejik bir sanayi ortağı olduğunu ifade etti.

sdbfrb
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Ekim 2024'te Roma'da İtalyan sanayi şirketleriyle yaptığı toplantıda (SPA)

Ticaretin yalnızca savunma sektörüyle sınırlı olmadığını belirten Crosetto, makineler, moda, tasarım ve ilaç sanayi gibi alanlarda da İtalyan ürünlerine yüksek talep olduğunu aktardı. Crosetto, ikili anlaşmaların değeri 10 milyar euroyu aştığını ve bunların Leonardo ile Fincantieri gibi büyük şirketleri kapsadığını kaydetti.

Prens Halid bin Selman’ın ziyareti

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Suudi mevkidaşı Prens Halid bin Selman’ın Roma ziyareti ile iki ülke arasındaki diyaloğun güçlendiğini belirtti. Crosetto, görüşmelerin uzaydan denizciliğe, havacılıktan helikopter projelerine kadar çeşitli sektörleri kapsadığını ve esas olarak askerî iş birliği, eğitim ve ortak stratejik analizlerin paylaşılmasına odaklandığını söyledi.

Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı

Crosetto, Suudi Arabistan’ın üçüncü kez düzenlediği Dünya Savunma Fuarı’nın, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar, yeni teknolojiler ile iş birliği modellerinin tartışılabileceği bir platform sunduğunu belirtti.

Crosetto, “Yatırım açısından büyük potansiyele sahip bir ülkenin, sürekli büyüyen bir sektörde dünyanın en iyi şirketleriyle doğrudan diyaloğa imkân veren uluslararası bir etkinliğe ev sahipliği yapmasının önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

tryjyuj
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto (İtalya Savunma Bakanlığı)

Crosetto sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Bu bağlamda, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliği modelinin, diyalog, karşılıklı güven ve uzun vadeli vizyona dayalı olarak stratejik çıkarların, inovasyonun ve sorumluluğun birlikte nasıl sağlanabileceğine örnek teşkil ettiğine inanıyorum. Bu ilke doğrultusunda, mevcutun ötesine geçen, bölgesel istikrara katkı sağlayan ve hem iki ülkeye hem de uluslararası topluma somut fırsatlar sunan bir ortaklığı güçlendirmek için birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.”


Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
TT

Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)

Kuveyt’te terörle mücadele ve kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesi ile ilgili Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Yedinci Bölümü Kapsamındaki Kararların Uygulanması Komitesi, sekiz Lübnan hastanesini terör listesine ekledi.

Şarku’l Avsat’ın Kuveyt basınından aktardığına göre, Dışişleri Bakanlığı’na bağlı komite, söz konusu hastaneleri terörle bağlantılı kuruluşlar listesine dahil etti.

Komite, kendi inisiyatifiyle veya yabancı yetkili bir makam ya da yerel bir talep doğrultusunda, makul gerekçelerle terör eylemi gerçekleştirdiği, gerçekleştirmeye çalıştığı veya bu eylemleri kolaylaştırdığı şüphesi olan kişileri veya kurumları listeye alabiliyor.

Listeye eklenen hastaneler şunlar: Nebatiye’deki eş-Şeyh Ragıb Harb el-Camii Hastanesi, Bint Cubeyl’deki Salah Gandur Hastanesi, Baalbek’teki el-Emel Hastanesi, Hadath’taki Saint George Hastanesi, Baalbek’teki Daru’l Hikme Hastanesi, Hermel’deki el-Betul Hastanesi, Khalde’deki eş-Şifa Hastanesi ve Beyrut Havalimanı yolu üzerindeki er-Resulü’l Azam Hastanesi.

Komite, listeye ekleme kararının uygulanmasını, kendi yürütme yönetmeliğinin 21, 22 ve 23. maddelerine uygun olarak istedi.

Madde 21’e göre, herkesin söz konusu kişilere ait tüm mal ve ekonomik kaynakları, doğrudan veya dolaylı olarak, tamamen veya kısmen, gecikmeksizin ve önceden bildirim yapmaksızın dondurması gerekiyor.

Madde 23 ise Kuveyt sınırları içinde veya yurt dışında herhangi bir Kuveyt vatandaşının, listeye alınan kişi veya kuruluşlara para, ekonomik kaynak veya finansal hizmet sağlamasını yasaklıyor. Bu yasak, doğrudan veya dolaylı, kısmen veya tamamen sağlanan hizmetleri ve listeye alınan kişi tarafından kontrol edilen ya da yönlendirilen varlıkları kapsıyor. Ancak dondurulan hesaplara faiz eklenmesi bu yasak kapsamına girmiyor.


Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
TT

Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)

Suudi Arabistan, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) el-Kuvek Askeri Hastanesi'ne, Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir yardım konvoyuna ve yerinden edilmiş sivilleri taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdiği suç teşkil eden saldırıları şiddetle kınadı. Bu saldırılar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca silahsız sivilin ölümüne ve Sudan'ın Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki yardım tesislerine ve konvoylarına zarar verilmesine yol açtı.

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, bu eylemlerin tamamen haksız ve tüm insani normların ve ilgili uluslararası anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu teyit etti. Krallık, HDK'nin bu ihlallere derhal son vermesini ve uluslararası insani hukuk ve 11 Mayıs 2023'te imzalanan Cidde Deklarasyonu (Sudan'daki Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt) uyarınca, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını sağlama konusundaki ahlaki ve insani yükümlülüğüne uymasını talep etti.

Suudi Arabistan, Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını ve yabancı müdahaleyi reddettiğini yineledi. Ayrıca, siyasi bir çözümü desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, bazı tarafların yasadışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçıların sürekli akışını kınadı. Bu davranış, çatışmayı uzatmanın ve Sudan halkının acılarını artırmanın önemli bir faktörüdür.

Sudan Doktorlar Ağı'na göre, HDK'nin Dubeyker bölgesinden Kuzey Kordofan Eyaleti'ndeki el-Rahad şehrine yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırması sonucu, aralarında sekiz çocuk ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi öldü.