Sudan’da 11 ay süren savaşın kanlı bilançosu

Raporlara göre 3 bin 250’si askeri çatışmada olmak üzere 12 binden fazla kişi öldü. Yaklaşık 8,6 milyon kişi ülke içinde ve dışında yerinden edildi.

Hartum'daki Büyük Nil Petrol Petrol Şirketi'nin kulesinde yangın çıktı (AFP)
Hartum'daki Büyük Nil Petrol Petrol Şirketi'nin kulesinde yangın çıktı (AFP)
TT

Sudan’da 11 ay süren savaşın kanlı bilançosu

Hartum'daki Büyük Nil Petrol Petrol Şirketi'nin kulesinde yangın çıktı (AFP)
Hartum'daki Büyük Nil Petrol Petrol Şirketi'nin kulesinde yangın çıktı (AFP)

Sudan İnsan Hakları Gözlemevi'ne göre Silahlı Çatışma Yerleri ve Olayları Veri Projesi, Sudan Silahlı Kuvvetleri ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında geçtiğimiz nisan ortasında savaşın başlamasından bu yana Sudan'da çoğu sivil olmak üzere 3 bin 250'den fazla askeri çatışma ve 12 bin 190'dan fazla ölüm kaydetti. Bu, her iki tarafın da yaptığı her savaşta çoğu sivil olmak üzere ortalama dört ölüm anlamına geliyor.

Ölüm ve yerinden edilme

Uluslararası ve yerel raporlara göre, çatışmalarda yaşamınıı yitrenlerin bilançosunu tutan Armed Conflict Location and Event Data Project (ACLED) örgütünün araştırmalarına göre, Sudan savaşı geçen aralık ayının başına kadar 12 binden fazla ölüme neden oldu.

Birleşmiş Milletler (BM) Sözcüsü Stephane Dujarric'e göre, bu durum ülke içinde 7,1 milyon kişinin yerinden edilmesine yol açarken, 1,5 milyondan fazla kişinin de komşu ülkelere sığınmasıyla dünyadaki en büyük yerinden edilme krizi yaşandı.

En son ABD yardım raporu, toplam ölüm sayısının yaklaşık 13.752 kişi, ülke içinde yerinden edilmiş kişilerin yaklaşık 6,1 milyon ve yardıma ihtiyacı olanların ise 24,8 milyon kişi olduğunu tahmin ediyor.

Sudan'ın başlıca şehirlerindeki kanlı çatışmalar, BM’nin tahminlerine göre 13 binden fazla insanın ölmesine neden oldu. Aynı zamanda, ülke içinde ve dışında 7,4 milyondan fazla insanın açlık çekmesine ve yerinden edilmesine yol açtı. Bu sayının içinde, en az 1,4 milyon kişi ülke dışına kaçtı. Bu durum Sudan'ı, içeride en fazla yerinden edilen insanın bulunduğu ülke haline getirdi. Şimdiye kadar savaş ve çatışmaların etkisi ve kurbanlar, hangi şehirleri nasıl etkiledi?

Başkentin acısı

Başkent Hartum ve yanındaki iki şehir, Umdurman ve Hartum Bahri'de, Beyaz Nil ve Mavi Nil'in birleştiği bölgede (el-Makran) bulunan ve güney sınırını Cezire Eyaleti ve kuzey sınırını Nil Nehri Eyaleti ile paylaşan başkent üçgeni olarak bilinen bölgede, 10 aydan fazla bir süredir ordu ile HDK arasındaki savaş durulmadı. Bu şehirlerin nüfusu son zamanlarda büyük ölçüde arttı ve yaklaşık 11 milyon kişiyi aştı.

Sudan İnsan Hakları Gözlemevi'ne göre Sudan başkentindeki ölü sayısının en az dört bin olduğu tahmin ediliyor ve savaşın başlamasından bu yana on binlerce kişi yaralandı, gerçek sayının çok daha yüksek olması bekleniyor.

Gözlemevi’nin raporunda ayrıca, Birleşmiş Milletler Misyonu’nun, 7 Mayıs'tan 13 Eylül'e kadar başkentin üç şehrinde düzenlenen hava saldırıları sonucunda en az 467 sivilin öldürüldüğünü ve yaklaşık 294 kişinin de yaralandığını belgelediğini ortaya koydu. Sudan Savunucuları Adli Yardım Merkezi ayrıca Hartum Eyaleti'nin çeşitli bölgelerinde 533'ten fazla kişinin ölümüne yol açan 118 bombalama olayını da belgeledi.

Cuneyna Faciası

Batı Darfur Eyaleti'nin başkenti el-Cuneyna şehri, Batı Sudan'da savaş alevlerinin vurduğu ilk şehirlerden biri oldu; zira HDK, Hartum'da savaşın başlamasından iki haftadan kısa bir süre sonra buraya girdi.

Yaklaşık bir milyon kişinin yaşadığı şehirde kanlı şiddet olayları 24 Nisan'dan 12 Haziran'a kadar devam etti. Bu süre zarfında HDK, şehir içindeki 15. Tümen'in karargahını ele geçirdi. Sonrasında saldırılar üçüncü kez yenilendi ve bu, 12 Kasım'da meşhur Ardamata Katliamı'na yol açtı.

Fotoğraf Altı: Savaş, Sudanlıları oldukça zor durumda bıraktı. (AFP)
Savaş, Sudanlıları oldukça zor durumda bıraktı. (AFP)

Dar Masalit Sultanlığı'nın raporuna göre Cuneyna şehrinde geçtiğimiz yıl 24 Nisan ile 12 Haziran tarihleri arasında yaşanan katliamlarda beş binden fazla kişi öldü ve en az sekiz bin kişi yaralandı. Yüz binlerce sivil Çad sınırına kaçtı ve Dar Masalit Sultanlığı'nın saray dahil olmak üzere 19 konut bölgesi ile 86 yerinden edilmişler için barınma merkezi ve Abu Zar, El Hacaj, Kalani ve Kirendang gibi yerlerin tamamı tahrip edildi ve yakıldı.

Bağımsız Birleşmiş Milletler Yaptırım Gözlemcileri raporuna göre Cuneyna şehrindeki ölü sayısı, HDK ve onlarla müttefik olan Arap milislerinin uyguladığı ırkçı şiddet eylemleri sonucunda 10 ila 15 bin arasında tahmin ediliyor. Bu veri, Birleşmiş Milletler'in tahminlerine göre, Sudan genelinde savaşın başlamasından bu yana öldürülen 12 binden fazla kişi sayısıyla karşılaştırıldığında oldukça yüksek.

Vad Medeni'nin şoku

Sudanlıları derinden şaşırtan ve ani bir şekilde, HDK, geçtiğimiz 18 Aralık’ta Cezire Eyaleti'nin başkenti olan Vad Medeni şehrini ele geçirdi. Bu şehir, savaşın başlangıç haftalarında Hartum Eyaleti'ndeki çatışmalardan kaçan on binlerce insan için bir sığınak haline gelmişti ve ülkenin başlıca sağlık ve ilaç merkezi haline gelmişti.

Yerel ve uluslararası raporlara göre, şehre yapılan saldırı sonucunda 300 ila 500 bin kişi yerlerinden edildi. Bu saldırılar sırasında birçok ihlal yaşandı. Bunlar arasında cinayetler, yağma, tehditler ve tecavüzler de yer alıyordu. Ayrıca pazarlar, depolar, ekonomik ve sağlık tesisleri yağmalandı. Ülke, BM Dünya Gıda Programı'nın depoları da dahil olmak üzere tüm ilaç stoklarını kaybetti.

Sudan Doktorlar Sendikası'nın ön komitesine göre şehirdeki ölü sayısı, düzinelerce kayıp kişinin yanı sıra üç doktor da dahil olmak üzere yaklaşık 300’e ulaştı.

Nyala şehri

Güney Darfur eyaletinin başkenti Nyala kentindeki ve 16. Tugay'ın uzun süre kuşatması sona erdiğinde, 26 Ekim'de HDK şehri ele geçirdi. Şehir, yaklaşık 3,4 milyon kişinin yaşadığı ve çeşitli toplumsal yapıların bir arada bulunduğu bir sembol haline gelmişti. Bu da toplumsal uzlaşma ve barış için bir simge oldu.

Sudan İnsan Hakları Gözlemevi ve insan hakları örgütleriyle konuşan görgü tanıkları ve insan hakları örgütlerine göre Darfur Barosu, Güney Darfur'un Nyala şehrindeki mevcut savaşta yüzlerce sivil yaşamını yitirdi. Patlayıcı varillerle gerçekleştirilen hava saldırıları, en az 118 sivilin ölümüne ve yaralanmasına neden oldu.

Dain’den çekilme

Geçtiğimiz 21 Kasım'da, HDK, Doğu Darfur eyaletinin başkenti el-Dain'in düştüğünü ilan etti ve Sudan ordusunun 20. Tümen karargahına girdi. Şehir birkaç gün boyunca kuşatıldı. Bu adım, askeri birliklerin şehirden çekilmesi ve yerel yönetimlerin çağrıları üzerine, kan dökülmesini önlemek ve şehrin tahrip edilmesini engellemek amacıyla atıldı.

Yerel kaynaklara göre sivil idarenin kent içinde çatışmaları önleme çabalarının başarısına rağmen kentte ölen sivil sayısının 22 olduğu tahmin ediliyor.

Babanusa’da tıkanıklık

Batı Kurdufan eyaletindeki Babanusa şehrinde, şehirdeki 22. Tugay ile HDK arasındaki çatışmalar sonucunda 32 kişi öldü ve 40'tan fazla kişi yaralandı. Şehir acil durum odasına göre iletişim ağının kesintiye uğramasının yanı sıra mağdur sayısında da bir artışa işaret ediliyor.

El-Ubeyd çatışmaları

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığına göre ülkenin batısındaki Kuzey Kurdufan Eyaleti'nin başkenti el-Ubeyd şehri, HDK’nın şehrin iç kesimlerine, özellikle de batı mahallelerine sızmaya yönelik tekrarlanan girişimleri sonucunda aralıklarla şiddetli çatışmalar yaşadı.

Şehir halen ordunun kontrolünde olmasına rağmen, çatışmaların ilk günlerinden itibaren HDK’nın uyguladığı kuşatma, insani ve ekonomik durumu zorlaştırdı.  Pazarlarda mal fiyatları hızla yükseldi.

Fotoğraf Altı: Milyonlarca Sudanlı savaş nedeniyle yerinden edildi. (AFP)​​​​​
Milyonlarca Sudanlı savaş nedeniyle yerinden edildi. (AFP)​​​​​

HDK, Darfur ve Kurdufan bölgelerini birbirine bağlayan stratejik konumu nedeniyle kent içinde ve çevresinde ordunun 5'inci Piyade Tümeni'ne (Hicana) karşı aylardır şiddetli çatışmalar yürütüyor ve çok sayıda sivilin ölümüne neden oluyor.

Şehir hastanesinin Acil Durum ve Kaza Dairesi'ne göre, iki taraf arasındaki karşılıklı bombardıman sonucu en az 36 kişi öldü ve çok sayıda yaralandı.

El-Faşir Çatışmaları

Kuzey Darfur eyaletinin ve bölgenin başkenti el-Faşir şehri ise sivil ve toplumsal yönetimlerin Faşir şehrini savaş ve yıkımdan kurtarmak için yaptığı girişimlere rağmen halen iki taraf arasında sık sık gerilim ve çatışmalara sahne oluyor.

Faşirr Şehri Direniş Komiteleri’ne göre şehir, üçüncü bir taraf ve silahlı hareketlerin ortak güçlerine ek olarak kuzey mahallelerde ordu ve HDK mevzileri arasında çatışmalara tanık oluyor. Çatışmalar, HDK’nın attığı top mermileri kuzeydoğudan güneydeki mahallelere büyük bir göçe neden oldu.

Yerel kaynaklar, tekrarlanan çatışmalarda sivil mağdurların toplam sayısının 40'ı aştığını belirterek, bu sayının askeri ölümlerin sayısından daha fazla olduğunu bildirdi.

Zalingei şehri

HDK ekim ayının sonunda, Nyala şehrinin düşmesinden bir haftadan kısa bir süre sonra, 21. Ordu Tümeni'nin şehirden çekilmesiyle Orta Darfur Eyaleti'nin başkenti Zalingei şehrinin ele geçirildiğini duyurdu.

Düşüşünden bir gün önce şehir, yerleşim bölgelerinde ordu ile HDK arasında şiddetli çatışmalara tanık oldu.

50 bini aşkın nüfusuyla Zalingei, batıda Çad eyaletine, güneyde ise Orta Afrika'ya komşu olması nedeniyle ekonomik ve askeri açıdan Nyala'dan sonra ikinci önemli şehir olarak kabul ediliyor. Bu, onu insani yardımın ulaştırılması için önemli bir bağlantı ve savaştan kaçan insanların bir araya geldiği en büyük merkezlerden biri haline getiriyor.

Sivil kaynaklar, HDK’nın şehrin merkezine topçu ateşiyle düzenlediği saldırılarda en az 54 kişinin öldüğünü bildirdi. Yaşamını yitirenelr arasında, yerinden edilenlerin sığındığı en büyük kamp olan el-Hassasiya’da yer alanlar da bulunuyor.

*Bu haber Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrildi.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.