Libya ve Avrupa’nın çabaları düzensiz göçü durdurmada neden başarılı olmadı?

Avrupa Birliği Libya Büyükelçisi, Trabluslu yetkililerle ‘gönüllü sınır dışı’ operasyonlara verilen desteği görüştü.

Bir süre önce Libya’nın batısında gözaltına alınan Sudanlı ve Çadlı göçmenler. (İçişleri Bakanlığı)
Bir süre önce Libya’nın batısında gözaltına alınan Sudanlı ve Çadlı göçmenler. (İçişleri Bakanlığı)
TT

Libya ve Avrupa’nın çabaları düzensiz göçü durdurmada neden başarılı olmadı?

Bir süre önce Libya’nın batısında gözaltına alınan Sudanlı ve Çadlı göçmenler. (İçişleri Bakanlığı)
Bir süre önce Libya’nın batısında gözaltına alınan Sudanlı ve Çadlı göçmenler. (İçişleri Bakanlığı)

Libya’daki düzensiz göçmenlerin sayısını kontrol etmek ve göçmenleri yakalayıp Akdeniz'den geri göndermek için yürütülen operasyonlar sürüyor. Avrupa’ya göçü engellemek için sarf edilen çabaların kapsamı ve göçmen gruplarının geniş Libya sınırları boyunca devam eden akışının ardındaki nedenler hakkında ise birçok soru gündeme gelmeye başladı.

Fotoğraf Altı: Libya’nın batısında düzensiz göçmenlere yönelik kurtarma operasyonları uzun süredir devam ediyor. (Göçle Mücadele Kurumu)
Libya’nın batısında düzensiz göçmenlere yönelik kurtarma operasyonları uzun süredir devam ediyor. (Göçle Mücadele Kurumu)

Libya’da yasa dışı göçle mücadele ile ilgili yetkililer geçtiğimiz iki hafta içinde Sabratha şehrinin de aralarında bulunduğu kıyılar üzerinden Avrupa’ya göç etmeye hazırlanan göçmen gruplarının gözaltına alındığını duyurdu. Aynı zamanda insan kaçakçılığı çetelerinin işlettiği ‘gizli depo ve hücrelerden’ kaçırılan onlarca göçmenin ‘kurtarıldığı’ da açıklandı.

Libya’nın batısındaki eski bir üst düzey güvenlik yetkilisi ‘göçle mücadeleyle ilgili resmi kurumların gösterdiği çabalara’ işaret etti. Komşu ülkelerden ülkeye yönelik göçmen akışı ile Avrupa kıyılarına kaçırılmalarına yönelik yasa dışı çalışmaların durmadığını vurguladı. Bunu birkaç nedene bağlayan, ismini vermek istemeyen yetkili Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada ‘Libya’nın batısında ve doğusundaki güvenlik ve askeri alanlardaki önemli isimleri, şu veya bu şekilde göçmenlerin sınırı geçmelerine izin vererek kaçakçılıktan kâr elde etmekle’ itham etti. “Bu durumdan yararlanan kişileri, önceki rejimin devrilmesinden bu yana kendilerine milyonlar kazandıran faaliyetlerinden vazgeçmeye zorlayan nedir?” diye sordu.

Fotoğraf Altı: Libya’nın batısındaki Zuvare şehrinde ele geçirilen düzensiz göçmenler. (Göçle Mücadele Kurumu)
Libya’nın batısındaki Zuvare şehrinde ele geçirilen düzensiz göçmenler. (Göçle Mücadele Kurumu)

Uluslararası Göç Örgütü, Libya’daki ofisi aracılığıyla dün yaptığı açıklamada, 11-17 Şubat tarihleri ​​arasında denizden Avrupa’ya geçmeye çalışan 74 göçmenin durdurulup Libya’ya geri gönderildiğini duyurdu. Örgüt geçen haftanın sonunda 442 göçmenin kurtarılıp Libya’ya geri gönderildiğini, bu yılın başından bu yana toplam düzensiz göçmen sayısının bine yükseldiğini açıklamıştı.

Pazar günü, İtalya’nın en yüksek temyiz mahkemesi, hayır kurumları ve insan hakları grupları tarafından övgüyle karşılanan bir kararla, ‘göçmenlerin denizden Libya’ya geri gönderilmesinin yasa dışı’ olduğuna karar verdi.

Reuters’a göre mahkeme 2018’de 101 göçmeni lastik bottan kurtarıp Libya’ya geri götüren İtalyan römorkörü ‘Aso 28’in kaptanının cezasını onayladı.

Mahkeme, kurtarma işleminin Libya’ya yaklaşık 105 kilometre uzaklıkta uluslararası sularda gerçekleştiğini, göçmenler arasında hamile kadınların ve çocukların da bulunduğunu belirtti.

Libyalı insan hakları aktivisti ve Biladi İnsan Hakları Vakfı Başkanı Tarık Lamlum, ‘göçmen kaçakçılığı operasyonları yürüten silahlı grupların sayısında artış’ olduğuna işaret etti.

Fotoğraf Altı: Tunus Sahil Güvenliği tarafından geçen ekim ayında durdurulan göçmenler. (AFP)
Tunus Sahil Güvenliği tarafından geçen ekim ayında durdurulan göçmenler. (AFP)

Lamlum, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda şunları söyledi:

“Libya’da kaçakçılık operasyonları büyük ölçüde kolaylaştı ve ne yazık ki gerek Batı’dan gerek Orta Bölge’den, gerekse Doğu’dan birçok kimse bu işin içinde. Göçmen kaçakçılığı, güvenlik servislerinin yerlerini bildiği, insanların tutulduğu çok sayıda depo ile Zuvare ve Sabratha bölgelerinde giderek artıyor. Bu depoları ve alanları ifşa etme ve içindekileri kontrol etmeye yönelik çalışmalar, ilgili kurumların politikalarıyla bağlantılı olmaya devam ediyor ve ne yazık ki bu politikalar hükümete ait.”

Akdeniz kıyısında, başkent Trablus’un yaklaşık 70 kilometre batısında yer alan Sabratha, başkentin doğu ve batısındaki Zawiya, Zuvare ve Garabulli gibi diğer şehirlerle birlikte düzensiz göçmenlerin Avrupa ülkelerine en önemli çıkış noktalarından biri sayılıyor.

Lamlum Libya’da kaçakçılık operasyonlarını yönetenlerin etkisinin boyutuyla ilgili ikinci bir noktaya dikkat çekti. Bununla ilgili olarak şunları söyledi:

“Bazen korku, göçmenlerin bulunduğu depoların ihbar edilmesine engel oluyor. Diğer yandan hiçbir nüfuzu olmayan ailelerin veya kabilelerin sahip olduğu depolara da baskın yapılıyor.”

Sınır Tanımayan Doktorlar pazar günü, Akdeniz’de Libya açıklarında yapılan kurtarma operasyonları sonrasında 80’den fazla göçmenin kurtarıldığını, ikisinin yaşamını yitirdiğini, üçünün de kayıp olduğunu bildirdi.

Fotoğraf Altı: Libya Ulusal Birlik Hükümeti’nin İçişleri Bakanı İmad et-Trabelsi, Avrupa Birliği Libya Büyükelçisi Orlando’yu ağırladı. (İçişleri Bakanlığı’nın yayınladığı videodan)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti’nin İçişleri Bakanı İmad et-Trabelsi, Avrupa Birliği Libya Büyükelçisi Orlando’yu ağırladı. (İçişleri Bakanlığı’nın yayınladığı videodan)

Libya Ulusal Birlik Hükümeti’nin İçişleri Bakanlığı, Bakan İmad et-Trabelsi’nin Avrupa Birliği’nin Libya Büyükelçisi Nicola Orlando ile bakanlık ve AB misyonu arasında yasadışı göç dosyasına ilişkin güvenlik alanında iş birliği olanaklarını görüştüğünü söyledi.

Bakanlık dün yaptığı basın açıklamasında, toplantı sırasında Bakanlığın Libya devletinin güney sınırlarının güvenliğine yönelik çabalarının desteklenmesinin yanı sıra Avrupa Birliği’nin düzensiz göçmenlerin ülkelerine ‘gönüllü olarak sınır dışı edilmesine’ verdiği destekle ilgili bazı teknik konuların da tartışıldığını belirtti.

Dibeybe temmuz ayında Roma’da düzenlenen kalkınma ve göç konulu uluslararası bir konferansta, göç dosyasını çözmeye yönelik hükümetinin üç ana prensibe dayanan vizyonunu sundu. Bu dosyada ilgili ülkeler arasında dengeli bir ortaklık kurulması ve bunun ülkeler arasındaki ikili iş birlikleri ile sınırlandırılmaması ilk prensip olarak belirtildi. İkinci prensip bu göçmenlerin transit ülkelere yerleştirilmesinin reddedilmesi ve bu yaklaşımın ‘bu ülkelerin ulusal egemenliğine ve sosyal güvenliklerine aykırı olarak’ kabul edilmesi olarak vurgulandı. 

Dibeybe sunduğu üçüncü prensipte ise ‘göç dosyasına adil ve kapsamlı bir yaklaşımla, uygulamaların yalnızca Akdeniz’e değil, kaynak, transit ve varış ülkelerine odaklanarak bu yüklerin adil bir şekilde paylaşılmasını sağlamak’ olduğunu belirtti.

Fotoğraf Altı: Libya’nın batısına sızan düzensiz göçmenler gözaltına alındı. (Tabur 17- Arşiv)
Libya’nın batısına sızan düzensiz göçmenler gözaltına alındı. (Tabur 17- Arşiv)

İtalya ve diğer Avrupa hükümetleri, Kuzey Afrika’dan deniz yoluyla gelen insanlara ciddi kısıtlamalar getirmek isteyen sağcı partilere verilen desteğin artmasıyla birlikte, son yıllarda göç konusunda giderek daha sert bir duruş sergilemeye başladı.

Libya’dan İtalya’ya deniz yoluyla göç için en çok kullanılan rotalardan biri konumunda.

Uluslararası insancıl hukuka göre göçmenler, ciddi kötü muameleye maruz kaldıkları ülkelere zorla geri gönderilemiyor. Libya’da göçmenlere yönelik geniş çaplı kötü muamele vakalarının çoğu belgelenmiş durumda.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.