Han Yunus'ta göğüs göğüse çarpışmalar yaşanıyor

Hamas, hareketin Sinvar'a alternatif aradığını iddia eden Gallant'ı psikolojik savaş yürütmekle suçladı

Refah'tan çekilen bir fotoğrafta, 19 Şubat’ta gerçekleşen İsrail bombardımanı sırasında Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'tan dumanlar yükseliyor. (AFP)
Refah'tan çekilen bir fotoğrafta, 19 Şubat’ta gerçekleşen İsrail bombardımanı sırasında Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'tan dumanlar yükseliyor. (AFP)
TT

Han Yunus'ta göğüs göğüse çarpışmalar yaşanıyor

Refah'tan çekilen bir fotoğrafta, 19 Şubat’ta gerçekleşen İsrail bombardımanı sırasında Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'tan dumanlar yükseliyor. (AFP)
Refah'tan çekilen bir fotoğrafta, 19 Şubat’ta gerçekleşen İsrail bombardımanı sırasında Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'tan dumanlar yükseliyor. (AFP)

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant'ın ordusunun Han Yunus Tugayı'nı tamamen mağlup ettiğini açıklamasına rağmen, savaşın 136’ncı gününde Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'un doğu ve batısındaki bölgelerde çatışmalar tüm şiddetiyle devam etti.

Filistinli örgütlerden kaynaklar Şarku'l Avsat'a şu bilgileri aktardı: “Pazartesi günü Han Yunus'un doğusundaki Abasan'da, Han Yunus'un batısında Nasır Hastanesi, en-Nemsavi ve el-Emel mahallelerinde şiddetli çatışmalar yaşandı ve zamanla yüz yüze çatışmalara dönüştü. İsrail, Refah'a geçmek için Han Yunus üzerinde tam kontrol sağlamaya çalışıyor ve bu da çatışmayı şiddetli hale getiriyor.”

İsrail ordusu iki ayı aşkın süredir Hamas'ın başkenti olarak gördüğü Han Yunus'u kontrol etmeye çalışıyor. Gazze'deki Hamas lideri Yahya Sinvar'a veya orada esir olarak tutulanlara ulaşmayı sabırsızlıkla bekliyor.

İsrail Ordu Sözcüsü yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Komando tümeninin Egoz birliğinden askerler Han Yunus'un batısında yoğun çatışmalara devam etti. Hastaneyi kuşatarak günlerce süren çatışmaların ardından Nasır Hastanesi'nde tarama operasyonları gerçekleştirdiler. Kısa mesafeli çatışmalar, keskin nişancı pusuları ve düşmanın tanksavar füze hücrelerine ve keşif alanlarına yapılan hava saldırıları yoluyla onlarca militanı ortadan kaldırdılar. Güçler, istihbarat rehberliğinde bölgedeki bir binaya baskın düzenledi.”

(foto altı) Geçtiğimiz Aralık ayında Gazze Şeridi'ndeki Han Yunus’ta gerçekleşen çatışmalar sırasında pozisyon alan İsrail askerleri. (Reuters)
Geçtiğimiz Aralık ayında Gazze Şeridi'ndeki Han Yunus’ta gerçekleşen çatışmalar sırasında pozisyon alan İsrail askerleri. (Reuters)

İsrail Ordu Sözcüsü, bir diğer açıklamasında 7’nci Tugay'ın muharebe grubu askerlerinin “Han Yunus'un batısındaki bölgeyi temizlemeye devam ettiğini ve Kalaşnikof tüfekleri, insansız hava araçları (İHA), RPG fırlatıcı, patlayıcı cihazlar ve diğer askeri teçhizatın bulunduğu hedeflere baskın düzenlediğini” bildirdi.

Buna karşılık Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları tarafından yapılan açıklamada savaşçılarının Han Yunus'un batısında çok sayıda askeri öldürdüğü, tank ve araçları imha ettiği ifade edildi.

El-Kassam Tugayları, savaşçılarının “zırh delici RPG ve anti-personel füzesi ile bir evin içinde mevzilenen 15 subay ve askerden oluşan Siyonist bir piyade kuvvetine” saldırdığını söyledi. Açıklamada “Mücahitlerimiz, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus şehrinin batısındaki el-Havuz bölgesinde öldürüldüklerini ve yaralandıklarını, ateşe verildikten sonra askerlerinin çığlık seslerini duyduklarını doğruladı” ifadesi yer aldı.

El-Kassam Tugayları’nın başka bir açıklamasında şu ifadeler yer aldı: “Mücahitlerimiz, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus şehrinin batısında bulunan el-Emel mahallesinde iki Siyonist askeri keskin nişancı kurşunuyla öldürdüklerini ve Siyonist piyade kuvvetleriyle çatıştıklarını, onları öldürüp yaraladıklarını doğruladı.”

(foto altı) 7 Ekim'de Han Yunus yakınlarında İzzeddin el-Kassam Tugayları tarafından kontrol edilen bir tankın üzerindeki Filistinliler. (DPA)
7 Ekim'de Han Yunus yakınlarında İzzeddin el-Kassam Tugayları tarafından kontrol edilen bir tankın üzerindeki Filistinliler. (DPA)

Han Yunus'taki şiddetli çatışmalar, İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant'ın Hamas'a bağlı Han Yunus Tugayı'nın “yenildiğini ve hiçbir şekilde askeri bir varlık olarak faaliyet göstermediğini” açıklamasından birkaç saat sonra gerçekleşti.

Gallant, “Hamas”ın merkez kamplarda ve Refah Tugayı'yla birlikte marjinal güçlere dönüştüğünü, askeri bir sistem olarak tamamen çökmesini engelleyen şeyin ise İsrail ordusunun kararı olduğunu” iddia etti.

“Burada onlara yardım edecek kimse yok. İranlılar yok, uluslararası yardım da yok” diyen Gallant, İsrail ordusunun Gazze'nin merkezinde iki ve Refah'ta dört olmak üzere kalan altı Hamas tugayını dağıtacağına söz verdi. Hamas savaşçılarının Gazze'deki mücadele ruhunu kaybettiğini ve liderliklerine olan güvenlerini yitirdiklerini ifade eden Gallant, yurtdışındaki Hamas liderliğinin, hareketin Han Yunus'taki tugaylarının dağıtılması ve Refah'ta yaklaşmakta olan saldırının ardından Gazze'deki lideri Yahya Sinvar'ı değiştirmeye çalıştığını iddia etti.

Gallant, İsrail Güney Bölgesi Komutanı Tümgeneral Yaron Finkelman ile yaptığı değerlendirmenin ardından şunları söyledi: “Hamas liderlerine güvenmiyor, bu çok belirgin. Gazze'de Hamas kayıp ve sahadaki liderler arasında konuşacak kimse yok. Bu, Gazze'yi kimin yöneteceği konusunda bir ihale sürecinin olduğu anlamına geliyor.”

İsrail güçleri henüz Sinvar'a, Hamas hareketinin askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları lideri Muhammed ed-Dayf'a, yardımcısı Mervan İsa'ya veya Yahya'nın kardeşi Muhammed Sinvar'a ulaşamadı. Bu isimlerin hepsi 7 Ekim saldırısını planlamakla suçlanıyor.

Hamas'tan bir liderlik kaynağı, Gallant'ın açıklamalarına şu şekilde yanıt verdi: “İşgal güçlerinin, hareketin liderliği ve Yahya Sinvar hakkında uydurma bilgiler üretme çabaları saçma. İşgalcilerin uydurma bilgileri, ordusunun ve teşkilatının çöken moralini yükseltmeyi amaçlıyor. Gallant'ın hareketin liderleri arasında fikir ayrılıkları olduğuna ve Sinvar'a alternatif arayışına ilişkin açıklamaları boş konuşma ve açık psikolojik savaştır.” İsrail, bunun kendisi için arzu edilen bir zafer imajı yaratacağı temelinde Sinvar'a ulaşmayı ve daha sonra Refah'a doğru genişleyeceğini umuyor.

Reuters'e konuşan iki İsrailli yetkili ve bölgeden diğer iki yetkilinin tahminlerine göre İsrail, Gazze Şeridi'ndeki şiddetli çatışmaların önümüzdeki 6 ila 8 hafta boyunca devam etmesini beklerken, Refah şehrine kara saldırısı hazırlıkları da sürüyor.

(foto altı) Filistinli bir kadın, İsrail'in Han Yunus'a düzenlediği saldırının ardından çığlık atarken, diğer insanlar bir binanın enkazı altında kurbanları arıyor. (AFP)
 Filistinli bir kadın, İsrail'in Han Yunus'a düzenlediği saldırının ardından çığlık atarken, diğer insanlar bir binanın enkazı altında kurbanları arıyor. (AFP)

Aynı yetkililere göre ordu liderleri, Hamas'ın geri kalan askeri yeteneklerine ciddi zarar verebileceğinden ve böylece çatışmaların hızının azalmasına yol açabileceğinden eminler. Diğer yandan bölgedeki üst düzey bir güvenlik yetkilisi, İsrail'in Hamas liderlerinin Refah'ta olduğuna inandığını söyledi.

Hamas hareketinin Katar’da ikamet eden bir temsilcisi Reuters'e şunları söyledi: “Hamas, altı bin savaşçısının öldürüldüğünü tahmin ediyor. Bu, İsrail'in öldürdüğünü iddia ettiği ölüm sayısının yaklaşık yarısı kadar.” Ancak Hamas daha sonra bu açıklamayı yalanladı ve rakamların doğru olmadığını söyledi.

Gazze Şeridi'nde çatışmalar ve bombalamalar devam ederken Filistin Sağlık Bakanı Mey Keyle şunları söyledi: “136 gündür süren saldırı ve Gazze Şeridi'ndeki her şeye karşı yürütülen yok etme savaşının ardından, hastaneler ve tıp merkezleri dahil güvenli bir yer kalmadı. Ölüm hayaleti hastaların, yaralıların ve orada yerinden edilenlerin peşini bırakmıyor.”

Keyle, İsrail'in Han Yunus'taki Nasır Hastanesi kompleksine yönelik yoğun saldırılarının devam ettiğini ve bu saldırıların tesisi hizmet dışı bırakarak askeri kışlaya dönüştürdüğünü doğruladı.

İsrail ayrıca Han Yunus'taki el-Emel Hastanesi'ni de kuşattı. Filistin Kızılayı orada durumun çok zor olduğunu söyledi.

Keyle, son istatistikleri açıkladı: “7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik devam eden işgal saldırısı sonucunda 7 bin 850'den fazlası kadın, 12 bin 400'den fazlası çocuk olmak üzere 29 binden fazla Filistinli şehit oldu. Büyük bir yüzdesi çocuk ve kadın olmak üzere 69 bin kişi de yaralandı.”

Tahminlerin, enkaz altında sekiz binden fazla kişinin kayıp olduğunu doğruladığını ifade eden Keyle, devam eden bombardımanlar nedeniyle kayıplar hakkında kesin rakamlara ulaşmanın mümkün olmadığını belirtti.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.