Şam’ın sömürge yıllarında Farsça ve Rusçanın egemenliği

Moskova, resmi müfredata kendi dilini dayatırken Tahran enstitüleri Suriyelileri endişelendiriyor.

Şam Üniversitesi’ndeki İlahiyat Fakültesi. (Şarku’l Avsat)
Şam Üniversitesi’ndeki İlahiyat Fakültesi. (Şarku’l Avsat)
TT

Şam’ın sömürge yıllarında Farsça ve Rusçanın egemenliği

Şam Üniversitesi’ndeki İlahiyat Fakültesi. (Şarku’l Avsat)
Şam Üniversitesi’ndeki İlahiyat Fakültesi. (Şarku’l Avsat)

Suriye Devlet Başkanı’nın eşi Esma Esed, 2023 yılı yazının sonunda Suriye Devlet Başkanı ile Çin'e yaptığı ziyaret sırasında Pekin'deki Yabancı Araştırmalar Üniversitesi'nde Arap çalışmaları öğrencilerine “Dili işgal etmek, bilinci işgal etmenin, dolayısıyla bağımsız karar almayı işgal etmenin, toplumları yok etmenin, kimliklerini silmenin en kısa yoludur” demişti.

Esed’in bu toplantıda anadile bağlılık konusunda gösterdiği ilgi, Rusya'nın Suriye devlet okullarının müfredatında Rusça dilinin öğretilmesi yönündeki dayatmasının dokuzuncu yılına girmesinden sonra gerçekleşti. Bu, Suriye toplumuna nüfuz etmek ve hükümet kontrolündeki bölgelerde eğitime hakim olmak için İran'la yoğun bir rekabetin olduğu bir dönemde geldi. Söz konusu durum, Suriye toplumuna nüfuz etme ve hükümet kontrolündeki bölgelerde eğitimi bir etki alanı oluşturmak için bir araç olarak kullanma yarışında İran ile yoğun rekabetin ortasında meydana gelirken, eğitim sürecinin kötüleşmesiyle birlikte, anadilde eğitim de dahil olmak üzere kültürel ve toplumsal dayanaklarla askeri etkiyi güçlendirme amacını taşıyor,

Rus hakimiyeti

Her ne kadar Tahran, Suriye'de Farsça eğitimini yayma çabalarına Rusya'dan yıllar önce başlamış olsa da Moskova, 2015'teki askeri müdahalesiyle birlikte hükümetin eğitim alanına sızarak İran’a karşı galip geldi.
Rusya, temel eğitim kademelerinde İngilizce ve Fransızcanın yanı sıra kendi dilini de isteğe bağlı ikinci dil olarak kabul ettirmeyi başardı. Bugün, aradan geçen dokuz yılın ardından Moskova'nın çok yol kat ettiği söylenebilir. Rusça eğitim projesi, 2015 yılında deneysel olarak başlatıldığında sahil bölgesinde yaklaşık 400 öğrenciye uygulandı. Suriye hükümetinin raporlarına göre, yedinci yılın tamamlanmasıyla birlikte proje, hükümetin kontrolündeki bölgelerde 12 ile dağılmış 217 okulu kapsayacak şekilde genelleştirildi. Suriye hükümetinin raporlarına göre, öğrenci sayısı 35 bini aştı, öğretmen sayısı ise 200'e ulaştı.

Devlet eğitiminin işgali

İran, Rusya'nın izinden gitmeye ve Tahran ile Şam arasındaki anlaşmanın uygulanmasıyla birlikte Farsçanın, hükümetin eğitim müfredatına dahil edilmesini dayatmaya çalıştı. Buna, bilimsel, eğitimsel, pedagojik alanlarda uzmanlık ve deneyimlerin paylaşılması, teknik ve mühendislik hizmetlerinin sağlanması ve okulların yenilenmesi de dahil. 2021 yılında, Tahran yalnızca restore edip yeniden faaliyete geçirdiği devlet okullarında Farsça eğitim zorunluluğunu getirdi. Son beş yılda Şam üniversiteleri, Humus'taki Baas Üniversitesi ve Suriye Askeri Fakültesi'nde Farsça öğretimi için merkezler açılmaya başlandı. Bu merkezlere, Humeyni Medresesi’ne bağlı merkezler ve onun Suriye illerindeki şubeleri de dahi edildi. Şam'ın Zeynelabidin semtindeki Hüseyniye el-Mehdi, Seyyide Rukayye Üniversitesi, Tartus ilindeki El-Hacce Merkezi ve bazı İran üniversitelerinin şubeleri açıldı. Bunlar arasında, Terbiyyeti Müderris Üniversitesi, El-Mustafa Üniversitesi, El-Farabi Üniversitesi, İslami Azad Üniversitesi ve İslam Doktrinleri Koleji var. İran, ayrıca faaliyetlerini Deyrizor ilinde, özellikle de İran'ın siyasi ve kültürel bölgesi olarak kabul edilen Irak sınırına komşu el-Bukemal ve el-Meyadin şehirlerindeki nüfuz alanlarına yoğunlaştırdı.

Yoksulluğa açılan kapı

2018 yılından bu yana, DEAŞ’ın bölgeden kovulmasından sonra, Deyrizor, el-Meyadin ve el-Bukemal şehirlerinde, Farsça öğretimi ve İran dini düşüncesinin öğretilmesine yönelik çok sayıda okul, anaokulu ve kültür merkezinin açılışına sahne oldu. Bunlar, Şam, Lazkiye ve sahil şehirlerinde İran Kültür Müşavirliği tarafından açılan merkezlerdi. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'nin (SOHR) geçen Mayıs ayında yayınladığı bir raporda, Deyrizor ilindeki düşük maaşlar ve yolsuzluk nedeniyle eğitim sisteminin bozulması ve öğretim elemanı sıkıntısının, Tahran'ı, eğitim sektörüne sızmaya motive ettiği belirtildi.
Gözlemevi'nin raporuna göre, İran'ın eğitim ve kültür merkezleri, gençler üzerinde büyük bir etkiye sahip olan bir canlanma yaşıyor, bu da endişe yaratıyor. Deyrizor’daki birçok okulun yıkılmasına neden oldu, diğer okullar ise uygun derslikler, laboratuvarlar ve kütüphaneler gibi temel olanaklardan yoksun.

Çocuk ve gençlerin ilgisini çekiyor

Deyrizor'daki yerel kaynaklar, Tahran'ın, Suriye'nin doğusundaki kontrolü altındaki bölgelerdeki yoksulluk durumunu ve yaşanan krizi istismar ederek, maddi yardımlar, aylık maaşlar, yemek kolileri ve eğlence gezileri sağlayarak çocukları ve genç kadınları kendi kurdukları eğitim merkezlerine çekmeye çalıştığını belirtti. Ayrıca hemşirelik, ilk yardım, elektrikli cihazların bakımı, muhasebe kursları, işletme yönetimi gibi ücretsiz mesleki eğitim kursları ve ‘gençleri güçlendirme’ konusunda uzmanlaşmış merkezler tarafından düzenlenen diğer kurslar da düzenleniyor.

Kimliğinin açıklanmasını tercih etmeyen aynı kaynaklara göre 9-15 yaş arası çocuklara yönelik, el-Bukemal şehrinde üç, el-Meyadin şehrinde 500'ün üzerinde öğrencisi olan bir okul bulunuyor.
Deyrizor kırsalında ve Rakka'da hükümet kontrolündeki bölgelerdeki Farsça eğitim merkezlerinin yanı sıra, el-Meyadin'deki Parlak Işık Merkezi ve el-Bukemal'deki Kardeşlik Merkezi de yer alıyor.
Kaynaklar, İran'ın bu merkezlere ders vermek üzere Arapça konusunda uzman Arap ve İranlı Şii öğretmenleri getirdiğini, ayrıca İran veya Suriye'de Farsça öğretecek Suriyeli öğretmen yetiştirmeye yönelik kurslar düzenlediğine dikkat çekti. Suriye okullarındaki Rus öğretmen ihtiyacını karşılamak için Suriyeli öğretmenleri Rusça'yı ve öğretim yöntemlerini öğrenmeleri için Moskova'ya gönderiliyor.

Tahran, kültürel ve sosyal faaliyetler aracılığıyla ‘yerel toplumsal bir kaynak oluşturarak, milislerine yerel askerler sağlayan bir ‘kuluçka ortamı oluşturmayı’ amaçlıyor.

Suriye’deki nüfusun dili

Rusça

2015’te, Suriye sahil bölgesinde 400 öğrenci

2025’te 35 bin öğrenci

Hükümetin yönetimi altındaki 12 il, 217 okul

Farsça

2021 yılında Tahran,  Şam Bölgesinde beş devlet okuluna Farsçayı dayattı

-Şam Üniversitelerindeki merkezler, Humus’taki Baas Üniversitesi, Suriye Askeri Fakültesi

- Humeyni Medresesi’ne bağlı merkezler ve ona bağlı Suriye’nin tüm illerindeki şubeler

- Suriye’de Zeynelabidin mahallesindeki Hüseyniye el-Mehdi

- Seyyide Rukayye Üniversitesi

- Tartus ilindeki el-Hacce Merkezi

İran üniversiteleri

Irak sınırına komşu el-Bukemal ve el-Meyadin şehirlerinde

Farabi Üniversitesi, İslami Azad Üniversitesi, İslami Mezhepler Fakültesi, el-Mustafa Üniversitesi, Terbiyyeti Müderris Üniversitesi.

Dini faaliyetler ve mesleki kurslar

17 yaşındaki Deyrizorlu Hazem savaş dolayısıyla derslerinde geri kaldığını ve bu yıl hazırlık belgesini alabildiğini söylüyor. Hazem, bu yıl hazırlık belgesi alan ve Deyrizor kentindeki İran Kültür Merkezi'nin hizmetlerinden yararlanan yaklaşık 130 erkek ve kız öğrenciden biri. Merkezde Farsçanın yanı sıra İngilizce de öğretiliyor. Ayrıca erkekler için elektrikli cihaz bakımı ve demircilik kursları, kadınlara yönelik ise güzel sanatlar, yemek pişirme ve dikiş dersleri veriliyor. Hazem, merkezin öğrencilerine aylık 30 bin Suriye lirası (3 dolardan az) tutarında maddi yardım sağladığını belirterek “Az da olsa en önemli şey parasız eğitimdir” dedi. İran merkezlerinde eğitime paralel olarak seminerler ve dini kültür faaliyetleri de düzenleniyor. Hazem, İran'ın hizmet ve yardımlarından yararlananların çoğu kişiyle birlikte bazen bu faaliyetlere katıldığını söylüyor.

Şarku'l Avsat
Şarku'l Avsat

İran kültür merkezleri, Baas Partisi'ne bağlı ‘Gençlik’ ve ‘Öncüler’ gibi kuruluşlarla iş birliği yaparak okul ve üniversite öğrencilerini yarışma ve gezi gibi kültürel faaliyetlere, Şii dini etkinlik ve kutlamalarına katılmaya teşvik ediyor.

Eğitim karşılığında gıda

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Deyrizor'daki Arap aşiretlerden bazıları, İran'ın bölge halkının eğitimine yoksulluk kapısından sızacağı yönündeki korkularını dile getiriyor. Deyrizor kırsalındaki El-Muhassanlı Muhammed açıklaamsında “Bazıları yardım almak amacıyla çocuklarını İran okullarında okutmayı kabul ediyor. İran kültürüne sevgi duyulmuyor ama bu, İran kurumlarının çocuklar ve gençler üzerinde uyguladığı beyin yıkamayı engellemeyecek” dedi.

Şam'daki diğer kaynaklar ise şu açıklamada bulundu:

“İran'ın kendi kültürünü doğu vilayetine yayma şansını azalttığını, çünkü halkın çoğunluğu Sünni Arap olduğu için oradaki ortam tarihsel olarak Fars kültürüne karşı. Özellikle Rusya'nın eğitim alanında rekabet alanına girmesiyle birlikte, İran için güvenli ve emniyetli bir sosyal kuluçka ortamı oluşturamazlar.”

Kaynaklar ayrıca Rusya'nın bu eğitim yılı başında, Deyrizor'daki öğretmenlere üç ton kırtasiye ve Rusça öğretim kitapları içeren yardımlar sağladığını belirtti. Bu yardımlardan yaklaşık 300 kadın ve erkek öğretmen yararlandı.

Rusça Farsçadan önde

Kaynaklar, İran'ın eğitim deneyimini Rusya'nın Suriye’deki deneyimiyle karşılaştırdı. İran'ın savaş yıllarında Suriye kıyı kırsalında açtığı İran şeriat okulları başarısız oldu. Bölge sakinlerinin Şiiliğin yayılmasından şikayet etmesi üzerine, Suriye Vakıflar Bakanlığı'nın resmi Suriye İlam Hukuku müfredatının öğretilmesini zorunlu kılması nedeniyle 2017 yılında kapatıldı. Bu nedenle karşılaştırma dengesi, okullarda ve eğitim merkezlerinde göreceli bir talebin görüldüğü ve yüzdelerin elbette bir bölgeden diğerine değiştiği Rusya eğitim deneyimi lehine dönüyor. Bu oranlar, Rus kuvvetlerinin konuşlandığı kıyılarda artıyor ve hem pazarlarda hem de halka açık yerlerde bölge sakinleri ile Rus askeri personeli arasında sık sık sürtüşme yaşanıyor.
Aynı durum, bir sanayi ve ticaret şehri olan Halep için de geçerlidir; öğrenciler, eğitimlerini tamamlamak için Rusya'ya seyahat etme veya Suriye'deki Rus limanlarında, havalimanlarında ve sanayi yatırımlarında çalışma fırsatı bulmak için Rus dilini yararlı bir faktör olarak görüyor.

Diğer yandan Rus askerlerinin belirli nokta ve lokasyonlarda bulunduğu Şam kırsalı ve ülkenin güneyindeki Suveyda'da da Rusça öğrenmeye talep azalıyor.  İran'a yönelik düşmanlık, Rusya'ya yönelik endişeyle kıyaslanamasa da her iki ülke de Esma Esed’in söylediği şeyi uyguluyor. Esma Esed, Pekin’de şunları söylemişti:

“Dili işgal etmek, bağımsız karar alma mekanizmalarını işgal etmenin, toplumları yok etmenin, kimliklerini silmenin en kısa yoludur. Hepimiz insanların ulusal kültürlerini silmeye yönelik girişimlerle karşı karşıyayız.”



Sudan’a uluslararası temsilcilerin akını neyin işareti?

Port Sudan kentinde, geçen pazar günü benzin fiyatlarının büyük ölçüde artmasının ardından bir akaryakıt istasyonunda oluşan yoğunluk (AFP)
Port Sudan kentinde, geçen pazar günü benzin fiyatlarının büyük ölçüde artmasının ardından bir akaryakıt istasyonunda oluşan yoğunluk (AFP)
TT

Sudan’a uluslararası temsilcilerin akını neyin işareti?

Port Sudan kentinde, geçen pazar günü benzin fiyatlarının büyük ölçüde artmasının ardından bir akaryakıt istasyonunda oluşan yoğunluk (AFP)
Port Sudan kentinde, geçen pazar günü benzin fiyatlarının büyük ölçüde artmasının ardından bir akaryakıt istasyonunda oluşan yoğunluk (AFP)

Sudan’ın başkenti Hartum, bu ayın 6’sı ile 12’si arasında peş peşe dört üst düzey uluslararası heyeti ağırlayarak dikkat çekici bir diplomatik hareketliliğe sahne oldu. Söz konusu ziyaretler, savaşın devam ettiği ve ülke içinde siyasi diyalog başlatılması yönünde çabaların sürdüğü bir dönemde, uluslararası ilginin anlamı ve zamanlamasına ilişkin soru işaretlerini beraberinde getirdi.

Ziyaretler kapsamında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Sudan Özel Temsilcisi Pekka Haavisto başkanlığındaki heyet, Sudan Beşlisi heyeti, İngiltere’nin Sudan Özel Temsilcisi Richard Crowder ve Avrupa Birliği’nin Afrika Boynuzu Özel Temsilcisi Annette Weber Hartum’da temaslarda bulundu.

Bu diplomatik hareketlilik, Sudan dosyasının uluslararası gündemde giderek daha fazla yer bulduğu bir döneme denk geldi. Gündemin başlıca başlıkları arasında ordunun Hızlı Destek Kuvvetleri’yle (HDK) savaşında kimyasal silah kullandığına ilişkin “iddialar” ve ABD’nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne sunduğu, Darfur’a uygulanan silah ambargosunun Sudan’ın tamamını kapsayacak şekilde genişletilmesini öngören öneri yer alıyor.

hyju
Burhan, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Sudan Özel Temsilcisi Pekka Haavisto’yu kabul ederken (Sudan Egemenlik Konseyi)

Ülke içinde ise Sudanlılar arasında diyalog zemini oluşturmak amacıyla bir komite çalışmalarını sürdürüyor. Ancak bazı siyasi güçler sürece katılmayı reddediyor. Bunların başında eski Başbakan Abdullah Hamduk’un liderliğini yaptığı “Sumud” Sivil Demokratik Devrim Güçleri İttifakı geliyor.

Savaş görüşmelerin merkezinde

Uluslararası temsilcileri Hartum’a gönderen taraflar farklı olsa da savaş ve bunun yol açtığı sonuçlar, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, Başbakan Kamil İdris ve diğer Sudanlı yetkililerle yapılan görüşmelerin merkezinde yer aldı.

Resmi ve bağımsız medya kuruluşlarının aktardığına göre görüşmelerde insani ateşkes, ateşkesin sağlanması ve sivillerin korunmasının yanı sıra savaşı sona erdirecek ve Sudan krizinin daha kapsamlı bir siyasi çözüme kavuşturulmasının önünü açacak bir siyasi süreç başlatılması ele alındı.

cvfghyjuk
Sudan ordusundan askerler, geçen 17 Ağustos’ta Gadaref kentinde düzenlenen askeri geçit töreninde (AFP)

Eski Sudan Dışişleri Bakanı Ali Yusuf, ziyaretlerin yoğunlaşmasını “önemli” olarak nitelendirdi. Yusuf, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ziyaretlerin savaşı sona erdirmeye yönelik çabaların harekete geçirilmesine katkı sağlayabileceğini söyledi.

Yusuf, askeri yönetimin savaşın son aşamasına yaklaşıldığını düşündüğünü, bununla birlikte askeri sahada bazı gelişmeler beklendiğini belirtti. Uluslararası heyetlerin ise ülkedeki askeri ve siyasi gelişmelere ilişkin kendi değerlendirmelerini taşıdığını ifade etti.

Sudanlı yetkililerin heyetleri ülkedeki son gelişmeler hakkında bilgilendirdiğini belirten Yusuf, diyalog için hazırlık komitesinin çalışmalarına başlamasının, yönetimin yanı sıra bazı siyasi parti ve güçler arasında da ülkenin yönetim yapısı ile gelecek dönemin siyasi haritasını ele alacak bir diyalog yöneliminin bulunduğuna işaret ettiğini söyledi.

Yusuf, yeniden imar ve inşa dosyasının da yerel, bölgesel ve uluslararası hareketliliğin gündemine girmeye başladığına dikkat çekerek bazı ziyaret ve girişimlerin, edindiği bilgilere göre yeniden inşa ve imar dönemine hazırlık kapsamında gerçekleştiğini kaydetti.

Sudan Diyaloğu Komitesi Sözcüsü Osman Mirgani ise ziyaretlerin, Sudan krizine ilişkin faaliyetlerin bir bölümünün ülke içine taşındığına dair olumlu bir gösterge olduğunu söyledi.

Mirgani, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, uluslararası ve bölgesel arabulucuların, Sudanlıların kendi iradesiyle ülke içinde bir çözüm üretilmesine dayanmanın önemini görmeye başladığını belirtti.

Mirgani, “Temsilcilerin Hartum’a akın etmesi, komitenin ülke dışında bulunan siyasi güçleri, içeride düzenlenecek bir diyaloğa katılmaya ikna etme çabalarına yardımcı olabilir” dedi.

Sudan Beşlisi’nin ilk Hartum ziyareti

Birleşmiş Milletler, Afrika Birliği, Arap Birliği, Doğu Afrika Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (İGAD) ve Avrupa Birliği’nden oluşan Sudan Beşlisi heyetinin ziyareti özel önem taşıyor. Bu ziyaret, mekanizmanın Hartum’a gerçekleştirdiği ilk ziyaret olma özelliğini taşıyor.

Söz konusu taraflar, Sudan’daki çatışmadan çıkış yolu bulunmasına yönelik çok sayıda bölgesel ve uluslararası girişimin yürütüldüğü bir ortamda, savaşın sona erdirilmesi ve siyasi uzlaşıya ilişkin dosyalar üzerinde birlikte çalışıyor.

Sudan Beşlisi’nin bu girişimi, Suudi Arabistan, ABD, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden oluşan Dörtlü Mekanizma başta olmak üzere diğer arabuluculuk kanallarının tıkanmasının ardından geldi. Sudan hükümeti, BAE’nin çatışmanın taraflarından biri olduğu suçlamasıyla mekanizmada yer almasına itiraz etmişti.

Ancak Hartum’daki artan uluslararası hareketlilik konusunda tek bir değerlendirme bulunmuyor. Adının açıklanmasını istemeyen eski bir Sudan dışişleri bakanı, temsilcilerin ziyaretlerindeki artışın, 15 Nisan 2023’te savaşın başlamasından önceki diplomatik hareketliliği hatırlattığını söyledi.

d
Burhan, geçtiğimiz günlerde başkent Hartum’da BM heyetiyle görüşmesi sırasında (Sudan Egemenlik Konseyi)

Eski bakan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, o dönemde Sudanlıların uluslararası girişimlerin ülkenin savaşa sürüklenmesini önlemesini beklediğini belirtti. Ayrıca özellikle Avrupa Birliği’nin ordu ile HDK arasındaki gerilimin tırmanmasını önlemede daha büyük bir rol oynayabileceğini düşündüklerini ifade etti.

Eski diplomat, ziyaretler ve görüşmeler konusunda dikkat çekici şüpheler dile getirerek Sudan dosyasına dahil olan ülke ve kuruluşların kendi çıkarları ve gündemleri doğrultusunda hareket ettiğini savundu.

Bazı tarafların HDK’yı yeniden siyasi sahneye çıkarmaya ve iktidar düzenlemelerini savaşın başlamasından önceki döneme döndürmeye çalıştığını ileri süren diplomat, Sudan hükümetine uluslararası temsilcilerle ilişkilerinde dikkatli davranması, diplomatik teamüllere bağlı kalması ve Sudan’ın çıkarlarını gözetmesi çağrısında bulundu.

İGAD yeniden Hartum’da

Diplomatik hareketlilik son ziyaretlerle sınırlı kalmadı. Geçen temmuz ayının sonunda Doğu Afrika Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (İGAD) Genel Sekreteri Workneh Gebeyehu başkanlığındaki heyet Sudan’ı ziyaret etti. Heyet, savaşı sona erdirme çabalarını görüşmek üzere Sudanlı yetkililerle bir araya gelirken örgütün çalışmalarını Hartum’dan yeniden başlatacağı da açıklandı.

Sudan, İGAD’ın 42. Olağanüstü Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne HDK Komutanı Muhammed Hamdan Dagalo’yu (Hamideti) davet etmesini protesto ederek Ocak 2024’te örgütteki üyeliğini dondurmuştu. Eski Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk da Uganda’da düzenlenen ve Hamideti’nin katıldığı zirvede yer almıştı.

İGAD’ın yeniden Hartum’a dönmesi, Sudan Beşlisi’nin ilk ziyaretini gerçekleştirmesi ve BM, İngiliz ve Avrupalı temsilcilerin peş peşe Hartum’da temaslarda bulunması, başkentin yeni bir diplomatik hareketlilik döneminin eşiğinde olduğunu gösteriyor.

Ancak soru hâlâ yanıt bekliyor: Bu hareketlilik, Sudan’da savaşın sona erdirilmesi ve siyasi uzlaşı arayışlarının seyrinde gerçek bir değişime mi işaret ediyor, yoksa çatışmanın çok sayıdaki girişim ve arabuluculuk çabası arasında karmaşık yapısını koruduğu bir ortamda yeni bir girişimden mi ibaret?


BM Güvenlik Konseyi, Husilerin uluslararası deniz trafiğine yönelik artan tehdidine karşı uyarıda bulundu

Yemen açıklarında, Babu’l Mendeb Boğazı’nda demirlemiş bir gemi (AFP)
Yemen açıklarında, Babu’l Mendeb Boğazı’nda demirlemiş bir gemi (AFP)
TT

BM Güvenlik Konseyi, Husilerin uluslararası deniz trafiğine yönelik artan tehdidine karşı uyarıda bulundu

Yemen açıklarında, Babu’l Mendeb Boğazı’nda demirlemiş bir gemi (AFP)
Yemen açıklarında, Babu’l Mendeb Boğazı’nda demirlemiş bir gemi (AFP)

Yemen’de Husilerin tırmandırdığı gerilim, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin acil oturumunda daha geniş bir uluslararası boyuta taşındı. Yemen hükümeti, batı kıyısı ve Babu’l Mendeb Boğazı’ndaki son gelişmelerin artık ülkenin iç meselesi olmaktan çıktığını, bölgenin güvenliği, deniz ulaşımının serbestliği, enerji tedariki ve küresel ticaret açısından tehdit oluşturduğunu bildirdi.

ABD, İngiltere, Fransa, Danimarka ve Yunanistan’ın tutumları da bu değerlendirmeyle örtüşürken, söz konusu ülkeler Husilerin saldırılarının yanı sıra deniz taşımacılığını, altyapıyı ve sivilleri hedef almasının oluşturduğu tehlikeye dikkat çekti ve gruba verdiği destek nedeniyle İran’ı sorumlu tuttu.

Yemen’in BM Daimî Temsilcisi Abdullah es-Saadi, hükümetin batı kıyısı ve Babu’l Mendeb’teki gelişmeleri sorumluluk ve kararlılıkla takip ettiğini belirtti. Yemen Silahlı Kuvvetleri’nin saflarını yeniden düzenlediğini ve inisiyatifi yeniden ele geçirmek için çalıştığını ifade eden es-Saadi, Husilerin kıyıdaki varlıklarını boğaz ve uluslararası deniz taşımacılığını sürekli tehdit eden bir platforma dönüştürmelerinin önüne geçmeye çalıştıklarını söyledi.

Es-Saadi, gelişmelerin ne kadar ciddi olursa olsun savaşın seyrini veya hükümet ile ulusal güçlerin hedeflerini değiştirmeyeceğini vurguladı. Yemenlilerin yalnızca topraklarını ve karasularını savunmadığını belirten es-Saadi, Babu’l Mendeb’in gemi trafiği, enerji sevkiyatları ve küresel tedarik zincirleri açısından taşıdığı önem nedeniyle verilen mücadelenin ortak bir uluslararası çıkarı da ilgilendirdiğini kaydetti.

dsfrthyj
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Yemen konulu oturumundan (BM)

Bunun artık birkaç kilometrelik sahil şeridinin kontrolüyle ilgili bir mesele olmadığını belirten es-Saadi, asıl sorunun uluslararası toplumun en önemli ticaret ve enerji geçiş güzergâhlarından birinin silahlı bir grubun elinde bir şantaj aracına dönüştürülmesini kabul edip etmeyeceği olduğunu söyledi. Yemen hükümetinin değerlendirmesine göre Husilerin Yemen içinde gerçekleştirdiği saldırılar ile Suudi Arabistan’ı, sivil tesisleri, enerji kaynaklarını ve deniz geçiş güzergâhlarını hedef almasının, ülkenin sınırlarını aşan tek bir tehdidin parçaları olduğunu ifade etti.

ABD ve İngiltere’nin desteği

ABD’nin tutumu da Yemen’in uyarılarıyla örtüşürken Washington, Yemen hükümetine desteğini teyit etti ve İran’ı Husilere silah, eğitim ve finansman desteği sağlamayı sürdürmekle sorumlu tuttu. ABD’nin BM temsilcisi, Husilerin saldırılarının Yemen halkının yaşadığı sıkıntıları artırdığını ve limanların hedef alınması nedeniyle milyonlarca dolarlık ekonomik kayba yol açtığını belirterek İran’dan Husilere verdiği desteği kesmesini istedi.

ABD ayrıca BM Güvenlik Konseyi’nin 2140 ve 2216 sayılı kararlarının uygulanmasına ve Husilere yönelik her türlü destek ile eğitim faaliyetlerinin durdurulmasına desteğini yineledi. Washington, İran’ın söz konusu kararlarla bağlantılı silah ambargosunu ve yaptırım rejimini ihlal ettiğini belirtti.

vfghy
Taiz’in batısında Husilerle yaşanan önceki çatışmalar sırasında bir Yemen ordusu askeri (AFP)

Daha kapsamlı bir açıklamada İngiltere, yaşanan gelişmelerden tamamen Husileri sorumlu tuttu. Londra, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını, Yemen içindeki operasyonlarını tırmandırmasını, uluslararası deniz taşımacılığını tehdit etmesini ve bölgesel istikrarı tehlikeye atmasını kınadı. İngiltere’nin BM Daimî Temsilci Yardımcısı Büyükelçi Kate Foster, Husilerin önceki gece Suudi Arabistan’a düzenlediği saldırılarda 13 sivilin yaralandığını, evler ve yerleşim bölgelerinde hasar meydana geldiğini ve ticari hava trafiğinde aksamalara yol açıldığını söyledi.

Foster, Husilerin Yemen’in Kızıldeniz kıyısı ile Babu’l Mendeb çevresindeki kontrolünü güçlendirmeye yönelik girişimlerinin, dünyanın en önemli deniz ulaşım güzergâhlarından birine doğrudan tehdit oluşturduğu uyarısında bulundu. 126 binden fazla kişinin yerinden edildiğine dikkati çeken Foster, bu sayının artmasının beklendiğini ve özellikle kadınlar ile çocukların gıda, sağlık ve korunma ihtiyaçlarının giderek arttığını belirtti.

Londra ayrıca Husilerin alıkoyduğu yardım ve BM çalışanları ile diplomatik misyon personelinin serbest bırakılmasını talep etti. İngiltere, İran’ın Husilere verdiği desteğin sivilleri, komşu ülkeleri ve deniz ulaşımının güvenliğini tehdit eden saldırıların gerçekleştirilmesine olanak sağladığını ve barış ihtimalini zayıflattığını belirterek, BM Güvenlik Konseyi kararlarının uygulanması ve Husilere silah ile askeri destek aktarılmasının engellenmesi çağrısında bulundu.

Avrupa uyarıyor

Aynı bağlamda Fransa, tehdidin uluslararası boyutuna odaklandı. Fransa’nın BM temsilcisi, Husilerin saldırılarının yanı sıra sivilleri ve sivil altyapıyı hedef almasının uluslararası güvenlik ve barış için tehdit oluşturduğunu belirterek, Kızıldeniz ve uluslararası boğazlarda deniz ulaşımının serbestliğinin güvence altına alınması gerektiğini vurguladı. Fransa’nın Avrupa’nın deniz misyonu ASPIDES operasyonuna desteğini sürdüreceğini belirten temsilci, saldırıların durdurulması ve BM himayesindeki siyasi sürecin devam ettirilmesi çağrısında bulundu.

vf
Sana’da Husi milisleri tarafından düzenlenen bir yürüyüş (AP)

Danimarka, Husilerin sivilleri, altyapıyı ve ticari deniz taşımacılığını hedef alan saldırılarını kınayarak bu saldırıların barış ihtimalini zayıflattığını ve bölgenin istikrarını tehdit ettiğini belirtti. Kopenhag ayrıca İran’ın Husilere verdiği desteği de kınadı. Yunanistan ise Yemen hükümeti ve Suudi Arabistan’la dayanışma içinde olduğunu ifade ederek, Hürmüz Boğazı’ndaki krizle eş zamanlı olarak Yemen’deki gelişmelerin deniz ulaşımının güvenliği, ticaret ve küresel refah üzerindeki etkileri konusunda uyarıda bulundu. Atina, yeni yerinden edilme dalgalarına ilişkin endişesini de dile getirdi.

Bu çerçevede, Afrika Grubu adına konuşan Liberya temsilcisi de Kızıldeniz ve Babu’l Mendeb’in küresel ticaret ve tedarik hatları açısından hayati öneme sahip geçiş güzergâhları olduğunu belirtti. Deniz ulaşımının serbestliğinin hukuki bir ilke olduğunu vurgulayan temsilci, Yemen’in bölgesel güç mücadelesine veya vekâlet savaşına sahne haline getirilmemesi uyarısında bulundu.


Sudan'da altın madeninin çökmesi sonucu en az 60 kişi hayatını kaybetti

Olay, salı günü Batı Kurdufan eyaletinin en-Nuhud kenti yakınlarındaki ez-Zera altın madeninde meydana geldi (Arşiv-Reuters)
Olay, salı günü Batı Kurdufan eyaletinin en-Nuhud kenti yakınlarındaki ez-Zera altın madeninde meydana geldi (Arşiv-Reuters)
TT

Sudan'da altın madeninin çökmesi sonucu en az 60 kişi hayatını kaybetti

Olay, salı günü Batı Kurdufan eyaletinin en-Nuhud kenti yakınlarındaki ez-Zera altın madeninde meydana geldi (Arşiv-Reuters)
Olay, salı günü Batı Kurdufan eyaletinin en-Nuhud kenti yakınlarındaki ez-Zera altın madeninde meydana geldi (Arşiv-Reuters)

Sudan'ın Batı Kurdufan eyaletinde bir altın madeninin çökmesi sonucu en az 60 işçi hayatını kaybetti. Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre iki kurtulan, bugün çok sayıda kişinin hâlâ kayıp olduğunu ve enkaz altında hayatını kaybetmiş olabileceklerinden endişe edildiğini söyledi.

Kaza, dün eyaletteki en-Nuhud kenti yakınlarında bulunan ez-Zera altın madeninde meydana geldi. Bu sabah itibarıyla kurtarma ekiplerinin enkazdan 60 kişinin cansız bedenini çıkardığı bildirildi.